T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/381
KARAR NO: 2023/807
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 01/06/2022
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; -----06.03.220-14.03.2020 tarihleri arasında yapılacak olan fuarın covid-19 sebebiyle mücbir sebebe dayanarak 27.09.2020-02.10.2020 tarihleri arasına ertelendiğinin organizasyon şirketi. olan ----- tarafından duyurulduğunu, davacı şirketin çalışanlarının kalabilmesi için seçilen otele ilişkin rezervasyonun davalıya ait -----üzerinden yapıldığını ve davalıya toplamda 63.426,95TL.ödendiğini, covid-19 sebebiyle fuarın iptal edilmesi üzerine mücbir sebebin oluştuğunu, borcun ifasının önemli ölçüde güçleşmesinden dolayı TBK: m. 138 hükmünce işlem temelinin çöktüğünü, davacının yaptığı ödemelere ilişkin olarak davalı aleyhine-----İcra Dairesinde ----. sayılı dosya ve----. İcra Dairesinde ----- sayılı dosya ile icra takipleri başlatılmıştır. Davalı tarafça icra takiplerimize yapılan itiraz üzerine arabuluculuk süreçleri yürütülmüş ve anlaşamama ile sonuçlandırılmıştır, haklı davamızın kabulü ile,-----. İcra Dairesi-----. sayılı dosya ve----- İcra Dairesi ----- sayılı dosyalara Davalının yapmış olduğu itirazların iptaline ve takiplerin devamına, Davalı aleyhine haksız ve kötüniyetli itirazı ve alacağın likit olması sebebiyle %20’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına, Haksız ve kötüniyetli olarak borca itiraz eden davalı borçlunun mal kaçırmasını engellemek amacıyla malvarlığı üzerine ve banka hesaplarına ihtiyati haciz konulmasına, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Taraf teşkilinin usulüne uygun sağlandığı görüldü.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; “----kayıt formunda iptal koşullarının açık bir şekilde düzenlendiğini, basiretli tacir olan davacının bu hükümleri bilerek, iptal hakkının olmadığını kabul ederek rezervasğonu yaptığını, TTK m. 21(3) hükmünce süresinde faturaya da itiraz etmediği için bu hükümleri kabul ettiğini, mezkür hadisenin davalıya atfedilemeyeceğini, davacının asıl dayandığı sebebin 'fuarın iptal edilmesi olduğunu, hiçbir kimsenin fuarın iptal olmayacağını garanti edemeyeceğini, davacının bu durumu öngörebileceğini, bu durumun mücbir sebep teşkil etmediğini ve davacı tarafça beklenemeyecek olağanüstü bir durum da olmadığını beyan etmiş ve davanın reddini talep etmiştir.Tarafların uhdesinde olan tüm delilleri ibraz ettikleri, getirtilmesi gereken delilleri ilgili yerlerden getirtilerek dosya içine alınmıştır.
Uyuşmazlık hususlarında rapor tanzim edilmesi için dosyanın nitelikle hesaplar uzmanı borçlar hukukçusu bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi raporu sonuç kısmında: "
I. Sayın Mahkemece 03.11.2022 tarihli celsede uyuşmazlık noktasının “06.03.2020-14.03.2020 tarihleri arasında yapılması planlanan fuara katılım - için davacının konaklama hizmetini üstlenen davalıya ödeme yapılması ve fakat korona sebebiyle davacının fuara katılmaması nedeniyle davalıya ödğnen hizmet bedelinin iade talebinin şartlarının oluşup oluşmadığı” hususunda belirlendiği anlaşılmakla borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde: :
A, Davacı tarafından davalı aleyhine ---- İcra Müdürlüğü'nün -----. sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığı, 41.426,95TL.nin ödenmesinin talep edildiği, “borcun sebebi” olarak ise “03.02.2022 - tarihli 41.426,95TL.”nin gösterildiği;
B. Davacının iddia ettiği üzere “işlem temelinin çöküp çökmediği, mücbir sebebin olup olmadığı” hususunda değerlendirme yapıldığında:
a. Mücbir sebep (force majeure) borçlunun :borcu ihlal etmesine mutlak olarak kaçınılmaz sebep olan dışsal bir olay; başka bir ifadeyle kaçınılması veya bertaraf edilmesi, objektif olarak imkânsız bulunan bir olay olduğundan covid-19 salgınının mücbir sebep sayılabileceği; bu: konuda verilmiş Yargıtay HGK ----- kararının “Mücbir sebep, sorumlu veya borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun veya borcun ihlâline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır (-----). Deprem, sel, yangın, salgın hastalık gibi doğal afetlğr mücbir sebep sayılır. Yukarıdaki açıklamadan da anlaşılacağı gibimücbı'rî sebebin bir takım unsurları vardır.Öncelikle mücbir sebep, zorlayıcı bir olaydır. Bu olay doğal, sosyal veya hukuki bir olay olabileceği gibi insana bağlı beşeri bir olay da olabilir. Bu olay, zarar verenin faaliyet ve işletmesi dışında kalan bir - olay olmalıdır. Mücbir sebep sebebiyle zarar veren, bir davranış normunu veya sözleşmeden doğan bir borcu ihlal etmiş olmalıdır. Yine mücbir sebep, davranış normunun ihlali ya da borca aykırılığın sebebi olmalı ve kaçınılmaz bir şekilde buna yol açmış olmalıdır. Kaçınılmazlık kavramı, mücbir “sebep yönünden karşı Konulmazlık ve önlenemezlik kavramını da kapsar. Mücbir sebebin bir diğer unsuru ise öngörülmezliktir.” şeklinde olduğu;
b. Bu yönde verilmiş olan Yargıtay -----HD----- kararının “İki tarafa borç 'yükleyen ve özellikle sürekli edimli sözleşmelerde sözleşmenin kurulması sonrasında taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum sebebiyle bir taraf aleyhine sözleşme ifasının güçleştiği durumda sözleşmenin TBK m. 138 uyarınca sözleşme koşullarının uyarlanması gündeme gelir. Bunun için; Sözleşme yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi beklenmeyen olağanüstü bir durum sonradan ortaya çıkmış olmalı,
2)Olağanüstü durum ve bu durum sebebiyle şartlarda esaslı değişiklik meydana gelmesine uyarlama talep edenin sebep olmaması,
3)Olağanüstü durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olan olguları kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kürallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine ağırlaştırmak suretiyle değiştirmesi,
4) Borcun ifa edilmemiş veya ihtirazı kayıtla ifa edilmiş olması, gerekir. Kısmi ifada, kalan kısım - için uyarlama istenebilir. (------ Bu şartların gerçekleşmesi halinde davadaki talebe göre sözleşmenin şart ve unsurlarının değişen koşullara göre uyarlanması yapılır. Yeryüzünde ilk defa 2019 yılı Aralık ayında---- şehrinde ortaya çıkan, tüm dünyada hızla yayılan, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart 2020 tarihi itibariyle "pandemi" (bölgeler ve gruplar ustu coğrafi salgın) olarak ilan edilen, ülkemizde ise 2020 yılının Mart ayının 2. yarısından itibaren görülen Covid-19 virüsünün yayılmasının önlenmesi, öldürücülüğünün azaltılması amaçlı olarak TBMM tarafından bir kısım yasal düzenlemeler yapıldığı gibi Cumhurbaşkanlığı kararları ve İçişleri bakanlığının genelgeleri ile umuma açık istirahat yerleri ile eğlence mekanları kısmen veya tamameh kapatılmış sokağa çıkma yasağı konulmuştur. Salgın hastalığa bağlı idari yasak ve tedbirler zaman içinde hafifletilse de 01.07.2021 tarihine kadar devam etmiştir. Bu salgından doğrudan veya alınan idari tedbirler nedeniyle doğrudan veya dolaylı olarak belli faaliyetlerin icra edildiği ticari işletmeler, okullar, hastaneler vs. gibi iş yerleri olumsuz olarak etkilenmiştir. Yargıtay . uygulamasında - salgın hastalıklar birer mücbir sebep olarak kabul edilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ----- Kaldı ki bu salgın döneminde TBMM tarafından çıkarılan kanuni düzenlemelerde de Covid-19 salgın hastalık olarak mücbir sebep sayılmıştır. (Özellikle 7226 sayılı Kanunun Geçici Madde 1 de "Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle” ibareleri de kullanılmıştır.) Ülkemiz için 11.03.,2020 tarihi öncesi yapılan kira sözleşmelerinde kiralananın sözleşmedeki kğ“ullanım amacına göre taraf borçlarını etkilediği ölçüde bu salgın hastalık kira ilişkisinde mücbir sebep olarak kabul edilir. Mücbir sebep hali ise TBK m. 138de uyarlama için varlığı gereken olağanüstü durum kapsamında kabul edilmelidir.” şeklinde olduğu ve açıkça covid-19'un mücbir sebep olarak kabul edildiği*; hal böyle olmakla covid-19 salgını (pandemi) sebebiyle doğrudan veyâ salgının önlenmesi amaçlı kısıtlayıcı, yasaklayıcı idari tedbirlerden olumsuz eğtkilenme nedeniyle kaçınılması veya bertaraf edilmesi, objektif olarak imkânsız bulunan mücbir sebebin ortaya çıktığı kanaatine varıldığı, Eğer davacının iddia ettiği üzere (yukarıdaki özette de görüleceği üzere davacı dışındaki kişilerin : ödediği anlaşılan) 719,57TL.+14.704,50TL.+14.021,55TL+11.981,32TL+22.000TL=63 426,94TL.'yi davacı şirketin ödediği ve davacının (doktrinde “kusursuz ifa imkansızlığı olarak anılan) TBK m. 136/1 hükmünce “borcun ifasının borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle (mücbir sebep dolayısıyla) imkânsızlaştığı ve borcun sona erdiği”, haliyle TBK m. 136/16 hükmünce “karşılıklı borç yükleyen sözleşmede imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlunun, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olduğu” kabul edilir ise bu halde----. İcra Müdürlüğü'nün ----- sayılı dosyası ile başlatılan idra takibinde istenen 41.426,95TL. yönünden davacının alacaklı olduğu kanaatine varılabileceği,
C. Dava dilekçesi ile davacı tarafından sunulan,----- tarafından düzenlendiği anlaşılan yabancı dildeki belgelerin ve sunulan birçok yazışmanın ise tercümesi bulunmadığından değerlendirilemediği; bu kapsamda davalının iddia ettiği gibi davacıya gönderilen ------kayıt formunda iptal koşullarının ne olduğunun anlaşılamadığı; eğer davacının iptal hakkına sahip olmadığına ilişkin bir hüküm var ise bu hükümde “mücbir sebep halinde de davacının iptal hakkının bulunmadığı” kararlaştırılmış olsa bile bu hükmün TBK m. 20 vd.* hükümleri uyarınca genel işlem şartı (haksız şart) sayılıp sayılmayacağını (bu anlamda “yazılmamış sayılıp sayılmayacağı ”), bu halde TTK m. 18(2)? hükmünce davacının basiretli tacir olmasının sonucu olarak anılan sözleşme hükmü uyarınca bağlı olup olmayacağını, mücbir sebep karşısında bile davacının böyle bir hükme bağlı kalarak ödediği bedelin iadesini TBK m. 136/11 hükmünce isteyip isteyemeyeceğini takdirin ise TMK m. 4 hükmünce Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, " görüşünü bildirir rapor tanzim edilmiştir.
Bilirkişi raporunun taraflara usulüne uygun tebliğ edildiğ yabancı dilden tercüme edilen evrakların incelenmesi için ek rapor düzenlenmesi için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği bilirkişi ek raporu sonuç kısmında: "
I. Sayın Mahkemece 03.11.2022 tarihli celsede uyuşmazlık noktasının “06.03.2020-
14.03.2020 tarihleri arasında yapılması planlanan fuara katılım için davacının
konaklama hizmetini üstlenen davalıya ödeme yapılması ve fakat korona sebebiyle davacının fuara katılmaması nedeniyle davalıya ödenen hizmet bedelinin iade talebinin şartlarının oluşup oluşmadığı” hususunda belirlendiği anlaşılmakla borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde:
A. Davacı tarafından davalı aleyhine----- İcra Müdürlüğü’nün
-----sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığı, 41.426,95TL.nin
ödenmesinin talep edildiği, “borcun sebebi” olarak ise “03.02.2022 tarihli
41.426,95TL.”nin gösterildiği;
B. Davacının iddia ettiği üzere “işlem temelinin çöküp çökmediği, mücbir sebebin olup
olmadığı” hususunda değerlendirme yapıldığında:
a.Mücbir sebep (force majeure)1, borçlunun borcu ihlal etmesine mutlak olarak kaçınılmaz sebep olan dışsal bir olay; başka bir ifadeyle kaçınılması veya
bertaraf edilmesi, objektif olarak imkânsız bulunan bir olay3 olduğundan covid-19
salgınının mücbir sebep sayılabileceği; bu konuda verilmiş Yargıtay HGK---- kararının da “Mücbir sebep, sorumlu veya borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun veya borcun ihlâline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır (-----). Deprem, sel, yangın, salgın hastalık gibi doğal afetler mücbir sebep sayılır. Yukarıdaki açıklamadan da anlaşılacağı gibi mücbir sebebin bir takım unsurları vardır. Öncelikle mücbir sebep, zorlayıcı bir olaydır. Bu olay doğal, sosyal veya hukuki bir olay olabileceği gibi insana bağlı beşeri bir olay da olabilir. Bu olay, zarar verenin faaliyet ve işletmesi dışında kalan bir olay olmalıdır. Mücbir
sebep sebebiyle zarar veren, bir davranış normunu veya sözleşmeden doğan bir
borcu ihlal etmiş olmalıdır. Yine mücbir sebep, davranış normunun ihlali ya da
borca aykırılığın sebebi olmalı ve kaçınılmaz bir şekilde buna yol açmış
olmalıdır. Kaçınılmazlık kavramı, mücbir sebep yönünden karşı konulmazlık ve
önlenemezlik kavramını da kapsar. Mücbir sebebin bir diğer unsuru ise
öngörülmezliktir.” şeklinde olduğu;
b. Bu yönde verilmiş olan Yargıtay -----. HD.-----kararının “İki tarafa borç yükleyen ve özellikle sürekli edimli sözleşmelerde sözleşmenin kurulması sonrasında taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum sebebiyle bir taraf aleyhine sözleşme ifasının güçleştiği durumda sözleşmenin TBK m. 138 uyarınca sözleşme koşullarının uyarlanması gündeme gelir.Bunun için;
1)Sözleşme yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi
beklenmeyen olağanüstü bir durum sonradan ortaya çıkmış olmalı,
2)Olağanüstü durum ve bu durum sebebiyle şartlarda esaslı değişiklik
meydana gelmesine uyarlama talep edenin sebep olmaması,
3)Olağanüstü durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olan olguları
kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede
borçlu aleyhine ağırlaştırmak suretiyle değiştirmesi,
4) Borcun ifa edilmemiş veya ihtirazı kayıtla ifa edilmiş olması,
gerekir. Kısmi ifada, kalan kısım için uyarlama istenebilir. (-----) Bu şartların gerçekleşmesi halinde davadaki talebe göre sözleşmenin şart ve unsurlarının değişen koşullara göre uyarlanması yapılır.Yeryüzünde ilk defa 2019 yılı Aralık ayında -----şehrinde ortaya çıkan,
tüm dünyada hızla yayılan, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart 2020 tarihi
itibariyle "pandemi" (bölgeler ve gruplar üstü coğrafi salgın) olarak ilan edilen,
ülkemizde ise 2020 yılının Mart ayının 2. yarısından itibaren görülen Covid-19
virüsünün yayılmasının önlenmesi, öldürücülüğünün azaltılması amaçlı olarak TBMM tarafından bir kısım yasal düzenlemeler yapıldığı gibi Cumhurbaşkanlığı
kararları ve İçişleri bakanlığının genelgeleri ile umuma açık istirahat yerleri ile eğlence mekanları kısmen veya tamamen kapatılmış sokağa çıkma yasağı konulmuştur. Salgın hastalığa bağlı idari yasak ve tedbirler zaman içinde hafifletilse de 01.07.2021 tarihine kadar devam etmiştir. Bu salgından doğrudan veya alınan idari tedbirler nedeniyle doğrudan veya dolaylı olarak belli faaliyetlerin icra edildiği ticari işletmeler, okullar, hastaneler vs. gibi iş yerleri olumsuz olarak etkilenmiştir. Yargıtay uygulamasında salgın hastalıklar
birer mücbir sebep olarak kabul edilmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun
-----.). Kaldı ki bu salgın döneminde TBMM tarafından çıkarılan kanuni düzenlemelerde de Covid-19 salgın hastalık olarak mücbir sebep sayılmıştır. (Özellikle 7226 sayılı Kanunun Geçici Madde 1 de "Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle" ibareleri de kullanılmıştır.) Ülkemiz için 11.03.2020 tarihi öncesi yapılan kira sözleşmelerinde kiralananın sözleşmedeki kullanım amacına göre taraf borçlarını etkilediği ölçüde bu salgın hastalık kira ilişkisinde mücbir sebep olarak kabul edilir. Mücbir sebep hali ise TBK m. 138de uyarlama için varlığı gereken olağanüstü durum kapsamında kabul edilmelidir.” şeklinde olduğu ve açıkça covid-19’un mücbir sebep olarak kabul edildiği4; hal böyle olmakla covid-19 salgını (pandemi) sebebiyle doğrudan veya salgının önlenmesi amaçlı kısıtlayıcı, yasaklayıcı idari tedbirlerden olumsuz etkilenme nedeniyle kaçınılması veya bertaraf edilmesi, objektif olarak imkânsız bulunan mücbir sebebin ortaya çıktığı kanaatine varıldığı,
c. Eğer davacının iddia ettiği üzere (yukarıdaki özette de görüleceği üzere davacı dışındaki kişilerin ödediği anlaşılan 63.426,94TL yi davacı şirketin ödediği ve davacının (doktrinde “kusursuz ifa imkansızlığı” olarak anılan) 04.03.2020 tarihli e-malinde beyan ettiği hususlar da göz önüne alındığında TBK m. 136/I hükmünce “borcun ifasının borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle (mücbir sebep dolayısıyla) imkânsızlaştığı ve borcun sona erdiği”, haliyle TBK m. 136/II5 hükmünce “karşılıklı borç yükleyen sözleşmede imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlunun, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olduğu” kabul edilir ise bu halde----- İcra Müdürlüğü’nün -----. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde istenen 41.426,95TL. yönünden davacının alacaklı olduğu kanaatine varılabileceği,
C. Kök raporda “dava dilekçesi ile davacı tarafından sunulan,------ tarafından düzenlendiği anlaşılan yabancı dildeki belgelerin ve sunulan birçok yazışmanın ise tercümesi bulunmadığından değerlendirilemediği” beyan edilmiş olup sonrasında dosyaya sunulan çeviriler incelendiğinde rezervasyon onayında “İptal Politikası: Bu fiyat iade edilmez. Bu rezervasyonu değiştirmeyi veya iptal etmeyi seçerseniz, ödemenin hiçbiri size iade edilmeyecektir.” ifadesinin bulunduğu;
D. Bu hükmün TBK m. 20 vd.6 hükümleri uyarınca genel işlem şartı (haksız şart) sayılıp sayılmayacağını (bu anlamda “yazılmamış sayılıp sayılmayacağı”); bu halde TTK m. 18(2)7 hükmünce basiretli tacir olmanın bir sonucu olarak anılan sözleşme hükmü uyarınca sözleşmeyle bağlı olunup olunmayacağını, mücbir sebep karşısında bile davacının böyle bir hükme bağlı kalarak ödediği bedelin iadesini sebepsiz
zenginleşme kapsamında TBK m. 136/II hükmünce isteyip isteyemeyeceğini
takdirin TMK m. 4 hükmünce Sayın Mahkeme’ye ait olduğu," görüşünü bildirir ek rapor tanzim edilmiştir.
DELİLLER
*Bilirkişi raporları,
*Tüm dosya kapsamı
İNCELEME VE GEREKÇE :
Dava, İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) istemine ilişkindir.Davaya konu uyuşmazlığın tespiti; 06/03/2020 -14/03/2020 tarihleri arasında yapılması planlanan fuara katılım için davacının konaklama hizmetini üstlenen davalının, davalıya yapılan ödemelerin korona sebebiyle davacıların fuara katılamaması bu nedenle davalıya ödenen hizmet bedelinin iade talebinin şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Mücbir sebep; borçlunun borcu ihlal etmesine mutlak olarak
kaçınılmaz sebep olan dışsal bir olay; başka bir ifadeyle kaçınılması veya
bertaraf edilmesi, objektif olarak imkânsız bulunan bir olay3 olduğundan covid-19
salgınının mücbir sebep sayılabileceği; bu konuda verilmiş Yargıtay HGK ----- kararının da “Mücbir sebep, sorumlu veya borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun veya borcun ihlâline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır (-----). Deprem, sel,yangın, salgın hastalık gibi doğal afetler mücbir sebep sayılır. Yukarıdaki açıklamadan da anlaşılacağı gibi mücbir sebebin bir takım unsurları vardır. Öncelikle mücbir sebep, zorlayıcı bir olaydır. Bu olay doğal, sosyal veya hukuki bir olay olabileceği gibi insana bağlı beşeri bir olay da olabilir. Bu olay, zarar verenin faaliyet ve işletmesi dışında kalan bir olay olmalıdır. Mücbir
sebep sebebiyle zarar veren, bir davranış normunu veya sözleşmeden doğan bir
borcu ihlal etmiş olmalıdır. Yine mücbir sebep, davranış normunun ihlali ya da
borca aykırılığın sebebi olmalı ve kaçınılmaz bir şekilde buna yol açmış
olmalıdır. Kaçınılmazlık kavramı, mücbir sebep yönünden karşı konulmazlık ve
önlenemezlik kavramını da kapsar. Mücbir sebebin bir diğer unsuru ise
öngörülmezliktir.” şeklinde olduğu;
b. Bu yönde verilmiş olan Yargıtay---- HD.----- kararının “İki tarafa borç yükleyen ve özellikle sürekli edimli sözleşmelerde sözleşmenin kurulması sonrasında taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum sebebiyle bir taraf aleyhine sözleşme ifasının güçleştiği durumda sözleşmenin TBK m. 138 uyarınca sözleşme koşullarının uyarlanması gündeme gelir. Bunun için;
1)Sözleşme yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi
beklenmeyen olağanüstü bir durum sonradan ortaya çıkmış olmalı,
2)Olağanüstü durum ve bu durum sebebiyle şartlarda esaslı değişiklik
meydana gelmesine uyarlama talep edenin sebep olmaması,
3)Olağanüstü durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olan olguları
kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede
borçlu aleyhine ağırlaştırmak suretiyle değiştirmesi,
4) Borcun ifa edilmemiş veya ihtirazı kayıtla ifa edilmiş olması,
gerekir. Kısmi ifada, kalan kısım için uyarlama istenebilir. (-----.) Bu şartların gerçekleşmesi halinde davadaki talebe göre sözleşmenin şart ve unsurlarının değişen koşullara göre uyarlanması yapılır. Yeryüzünde ilk defa 2019 yılı Aralık ayında ------şehrinde ortaya çıkan,tüm dünyada hızla yayılan, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart 2020 tarihi itibariyle "pandemi" (bölgeler ve gruplar üstü coğrafi salgın) olarak ilan edilen,ülkemizde ise 2020 yılının Mart ayının 2. yarısından itibaren görülen Covid-19 virüsünün yayılmasının önlenmesi, öldürücülüğünün azaltılması amaçlı olarak TBMM tarafından bir kısım yasal düzenlemeler yapıldığı gibi Cumhurbaşkanlığı
kararları ve İçişleri bakanlığının genelgeleri ile umuma açık istirahat yerleri ile eğlence mekanları kısmen veya tamamen kapatılmış sokağa çıkma yasağı konulmuştur. Salgın hastalığa bağlı idari yasak ve tedbirler zaman içinde hafifletilse de 01.07.2021 tarihine kadar devam etmiştir. Bu salgından doğrudan veya alınan idari tedbirler nedeniyle doğrudan veya dolaylı olarak belli faaliyetlerin icra edildiği ticari işletmeler, okullar, hastaneler vs. gibi iş yerleri olumsuz olarak etkilenmiştir. Yargıtay uygulamasında salgın hastalıklar birer mücbir sebep olarak kabul edilmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun -----). Kaldı ki bu salgın döneminde TBMM tarafından çıkarılan kanuni düzenlemelerde de Covid-19 salgın hastalık olarak mücbir sebep sayılmıştır. (Özellikle 7226 sayılı Kanunun Geçici Madde 1 de "Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle" ibareleri de kullanılmıştır.) Ülkemiz için 11.03.2020 tarihi öncesi yapılan kira sözleşmelerinde kiralananın sözleşmedeki kullanım amacına göre taraf borçlarını etkilediği ölçüde bu salgın hastalık kira ilişkisinde mücbir sebep olarak kabul edilir. Mücbir sebep hali ise TBK m. 138de uyarlama için varlığı gereken olağanüstü durum kapsamında kabul edilmelidir.” şeklinde olduğu ve açıkça covid-19’un mücbir sebep olarak kabul edildiği4; hal böyle olmakla covid-19 salgını (pandemi) sebebiyle doğrudan veya salgının önlenmesi amaçlı kısıtlayıcı, yasaklayıcı idari tedbirlerden olumsuz etkilenme nedeniyle kaçınılması veya bertaraf edilmesi, objektif olarak imkânsız bulunan mücbir sebebin ortaya çıktığı kanaatine varıldığı, somut olayda;----- 06.03.220-14.03.2020 tarihleri arasında yapılacak olan fuarın covid-19 sebebiyle mücbir sebebe dayanarak 27.09.2020-02.10.2020 tarihleri arasına ertelendiğinin organizasyon şirketi. olan ------ tarafından duyurulduğunu, davacı şirketin çalışanlarının kalabilmesi için seçilen otele ilişkin rezervasyonun davalıya ait----üzerinden yapıldığını ve davalıya toplamda 63.426,95TL.ödendiğini, davacının 4.03.2020 tarihli e-malinde beyan ettiği hususlar da göz önüne alındığında TBK m. 136/I hükmünce “borcun ifasının borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle (mücbir sebep dolayısıyla) imkânsızlaştığı ve borcun sona erdiği”, haliyle TBK m. 136/II5 hükmünce “karşılıklı borç yükleyen
sözleşmede imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlunun, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olduğu” bu hald-----. İcra Müdürlüğü’nün -----. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde istenen 41.426,95TL.yönünden davacının alacaklı olduğu kanaatine varıldığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE,
1-A-Davalının----- İcra Müdürlüğünün ----- esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile, takibin toplam 41.426,95-TL asıl alacak ve işleyecek faiz yönünden asıl alacağı takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle devamına,
2- Hükmedilen asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
1-B- ----İcra Müdürlüğünün ------ esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile, takibin toplam 22.000,00.TL asıl alacak ve işleyecek faiz yönünden asıl alacağı takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle devamına,
3-Hükmedilen asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00- TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
5-Karar ve ilâm harcı olan 4.332,69,TL harçtan peşin alınan 1083,18-TL harcın mahsubu ile bakiye 3,249,51-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
6-Davacı vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00- TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
7-Davacı tarafça yatırılan bilirkişi ücreti, müzekkere ve posta gideri toplam 1.615,00-TL yargılama gideri ile 1.175,38-TL harç toplamının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
8-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.