T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/773
KARAR NO: 2024/556
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 13/10/2022
KARAR TARİHİ: 17/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının da ortakları arasında bulunduğu ----Adi Ortaklığı arasında başlayan ticari iş ve ilişkilerde davalının edimlerini yerine getirmemesi üzerine ---- İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı icra takibi başlatıldığını, söz konusu alacak miktarının usulüne uygun şekilde taraflarca muhasebeleştirildiğini, müvekkilinin ticari işlemleri kapsamında üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, davalının ise edimlerini ifa etmemekle birlikte başlatılan icra takibine itiraz ettiğini, gerek cari hesap kayıtları, gerek şifahi görüşmeler, gerek arabuluculuk sürecinde takibe konu alacağın miktarı ve dayanaklarının tüm detayları ile davalıya izah edildiğini, davalı tarafın da ortakları arasında bulunduğu adi ortaklıktan 813.917.49 TL anapara alacağı mevcut olduğunu, cari hesap kayıtlarına son işlenme tarihi 31/03/2022 tarihinden talep tarihine kadar işlemiş faizin 28.096,88TL olduğunu, müvekkilinin adi ortaklıktan toplam alacağının 842.014,37 TL olduğunu, söz konusu alacağın kambiyo alacağına dayalı olduğunu ve inşaat işlerinin yürütülmesi sürecinde müvekkili tarafından adi ortaklığa verilen çeklere ilişkin olduğunu beyanla, davalı borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına, % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretini karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça ---- İcra Müdürlüğü'nün ---- Esas sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, ilamsız takip yoluyla başlatılan icra takibinin haksız ve yersiz olduğunu, icra takibine dayanak olarak cari hesap defterleri sunulduğunu, cari hesapta adi ortaklığa ödeme olarak verdiklerini iddia ettikleri çeklere ilişkin bedellerin tahsilinin talep edildiğini, çekte ödeme yapan keşidecinin ödediği bedeli geri istemesi için belirli şartların oluşmasının gerektiğini, sebepten mücerret olan kambiyo vasfındaki çekin ne amaçla verildiğinin lehtarın değil keşidecinin öne sürmesi gereken bir olgu olduğunu, sözleşme nedeniyle yerine getirilmeyen edimler diyerek soyut bir iddia ile ödeme yaptıkları çekin iadesinin istenmesinin hukuka uygun olmadığını, davacının çekleri hangi sözleşme ilişkisine istinaden verdiğini ve müvekkilinin hangi edimi yerine getirmediğini davacının ispat etmesi gerektiğini, çeklerin ödemesinin yapılıp yapılmadığının bilinmediğini, çeklerin ciro yoluyla devredildiğini, usulüne uygun olarak tuttukları ticari defterlerde çeklere ilişkin borçlu olunduğuna yönelik kayıt bulunmadığını, davacı tarafça çeklerin bedelsiz kaldığına ilişkin bir tespit olmadığını, bir mahkeme hükmü veya açılmış menfi tespit davası bulunmadığını, bu nedenle davacının çeklerin bedelini isteyemeyeceğini, davacının ikame etmiş olduğu davanın niteliği itibariyle ispata muhtaç ve çekin kambiyo senedi olması nedeniyle sebepten mücerret olması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini belirterek, itirazın iptali davasının esastan reddine, davacının alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava; İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasıdır.taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasındaki cari hesap ilişkisine göre davacının alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise talep edebileceği alacak miktarı, alacağın çeklerle yaptığı ödemelerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve talebinin yapılan çek ödemelerinin iadesi niteliğinde bulunup bulunmadığı, bunlara bağlı olarak davacının ---- İcra müdürlüğünün ---- esas sayılı icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali şartının bulunup bulunmadığı hususlarında olduğu tespit edilmiştir.Mahkememiz dosyasının 01/03/2023 tarihli duruşma tutanağının ---- no'lu ara kararı uyarınca davacıya ait 2021-2022 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını dava konusu çekler ile dosyaya sunulan fatura ve tüm deliller üzerinde dava konusu alacağın cari hesap ilişkisinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davacının talep edebileceği alacağın bulunup bulunmadığı hususlarında bilirkişi raporu düzenlenmesi için dosyanın 1 mali müşavir ve bir borçlar hukukunda uzman nitelikli hesaplama uzmanına tevdine karar verilmiş olup, 22/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Davacının 2021/2022 yılları ticari defter ve belgelerinin muhasebe standartlarına uygun olduğu, ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin, TTK 64-66, VUK 220-226 maddeleri uyarınca usulüne uygun şekilde yapıldığı, yıl sonu açılış ve kapanış rakamlarının birbirini teyit eder doğrulukta olduğu, davalıya keşide edilen vadeli çeklerin vade tarihlerinde ödendiği ve muhasebeleştirildiği, ----- numaralı Verilen Sipariş Avansları hesabının C/H şeklinde çift taraflı (borç - alacak) olarak muhasebeleştirildiği ve bu hesabın borç kalanının (davacının alacağı) 633.917,49TL olduğu, davacının defter, kayıt ve belgelerinin tam ve eksiksiz olduğu HMK 222/2'ye göre lehine delil teşkil ettiği, davacı tarafın bir ticaret şirketi olması sebebiyle tacir olduğu, davalı tarafın ise adi şirket ortağı olması, adi şirketin tüzel kişiliği bulunmaması sebebiyle, esnaf faaliyeti sınırlarını aşan bir ticari faaliyet yürütülüyor olmaları şartıyla tacir sıfatına sahip olduğu, davalı tarafın da defter tutmakla yükümlü olduğunun taraflar arasında ihtilafsız olduğu tespit edilmiş, HMK m. 222/2 uyarınca, davacı tarafın eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış defter kayıtlarının aksinin diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtlar veya senet ya da diğer kesin delillerle ispat edilebileceği, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda da davacı tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağı neticelerine ulaşılmıştır..." şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür.Mahkememizin 11/10/2023 tarihli duruşma tutanağının----no'lu ara kararı uyarınca dosyanın rapor sunan bilirkişi heyetine tevdi ile, taraf vekillerinin rapora itirazları ve davalı tarafın ticari defterleri de değerlendirilerek ek rapor oluşturulmasına karar verilmiş olup, 07/03/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "...Davalının 2020-2021 yılı ticari defterleri işletme (defter beyan sistemi) defteri olup bu defterlerde çek ve banka tahsilatları kaydı yapılmaz. Sadece gider kısmı (mal ve hizmet alım kaydı) kaydedilir. Davalının 2022 yılı ticari defterleri bilanço esasına göre mekanik ortamda tutulmuş olup davacıya ait herhangi bir kayıt tespit edilmemiştir. (Mal ve hizmet alım satım tediye tahsilat kaydı bulunmamıştır.) Davalının ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin TTK 64-66, VUK 220-226 maddeleri uyarınca usulüne uygun ve zamanında yapıldığı, ticari defterlerinin HMK 222/2'ye göre delil niteliği taşıdığı, ticari defter kayıtlarının VUK ve genel tebliğ hükümlerine uygun açılış ve kapanış rakamlarının birbirini teyit ettiği tespit edilmiştir..." şeklinde rapor düzenlendiği, bilirkişi raporlarının dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli oldukları görülmüştür.Dosya kapsamına sunulan ---- Noterliği'nin 28.01.2021 tarih ve ---- yevmiye numarasında kayıtlı “Adi Ortaklık Sözleşmesi' ne göre;Kurucular ----, inşaat ve otomotiv işleri yapmak amacıyla aralarında ----- Adi Ortaklığını kurdukları, ortaklığın sermayesinin 100.000,00 TL olup, ortaklardan her birinin nakdi olarak getirmeyi taahhüt ettiği tutarın sözleşmede yazıldığı, Sözleşmenin 6. Maddesine göre ortaklığı idareye, temsil ve ilzama, sulh ve ibraya ortaklardan ----- müştereken hareket etmekle yetkili oldukları, Sözleşmenin bu unsurları dikkate alındığında, adi ortaklığın mevcudiyeti için aranan kişi, sermaye, sözleşme, müşterek amaç ve müşterek amaç uğruna birlikte çaba gösterme unsurlarının mevcut olduğu, dolayısıyla BK m. 620 vd.hükümlerine tabi bir adi ortaklık ilişkisinin bulunduğu neticesine ulaşılmıştır. BK m. 638/3 hükmüne göre;
“Ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar.”
Bu düzenleme çerçevesinde davalı , ---- Ortaklığının üstlenmiş olduğu borçlardan alacaklılara karşı diğer ortaklarla birlikte müteselsilen sorumludur. Adi ortaklığın tüzel kişiliği olmaması sebebiyle, alacaklılar ortaklara doğrudan doğruya müracaat edebilirler.
Davalı ----, davacı tarafça başlatılmış -----. İcra Müdürlüğü'nün ----- sayılı dosyası kapsamında başlatılan icra takibine, 27.08.2022 tarihli dilekçe ile herhangi bir borcu bulunmadığı gerekçesi ile itiraz etmiştir.|Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, davalı----- Ortaklığının üstlenmiş olduğu borçlardan alacaklılara karşı diğer ortaklarla birlikte müteselsilen sorumlu olduğu, adi ortaklığın tüzel kişiliği olmaması sebebiyle, alacaklıların ortaklara doğrudan doğruya müracaat edebileceği açık olmakla birlikte, davacı ile davalı veya -----Ortaklığı arasında akdedilmiş bir anlaşmaya dosya kapsamında rastlanılamadığı, çekin de aralarında bulunduğu kambiyo senetlerinin temel borç ilişkisinden soyut senetler olmalarına karşın, dava konusu uyuşmazlığın bir kambiyo senedinin icra takibi konusu yapılması veya bir kambiyo senedi sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti davası olmadığı, TTK m. 89 uyarınca taraflar arasında yapılmış bir yazılı cari hesap sözleşmesi dosyaya sunulmadığından, cari hesap ilişkisinin değil, cari hesap şeklinde işleyen bir ilişkinin bulunduğu, her iki tarafın da defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmuş olması ve defter kayıtları dikkate alındığında, HMK m. 222/3 düzenlemesi uyarınca ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, tarafların iddialarını başkaca delillerle ispat etmeleri gerektiği, Çekin de aralarında bulunduğu kambiyo senetleri temel borç ilişkisinden mücerret senetler de olsalar, dava konusu uyuşmazlığın temel borç ilişkisinin tarafları arasında olması sebebiyle varlığı iddia edilen bu ilişkiden doğan defilerin taraflar arasında ileri sürülebileceği, davacı tarafın davalı ile aralarındaki hukuki ilişkiyi ve bu ilişkide davalı tarafın borçlandığı edimi ispatlar nitelikte delil sunması gerektiği, fakat davacı tarafça dosyaya iddiasını ispatlar mahiyette somut delil sunamadığı, öte yandan davacı tarafın bu davayı kötüniyetle açtığına dair delilinde dosyada bulunmadığı anlaşılmakla ispatlanamayan davanın ve kötü niyet tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Kanıtlanamayan davanın REDDİNE,
2- Şartları oluşmayan davalı vekilinin kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE,
3-Alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 14.379,51 TL peşin harçtan mahsubu ile artan 13.951,91 TL harcın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya iadesine,
4-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından sarf edilen 2.000,00 TL gider avansının davacıdan alınarak davalıya iadesine,
7-Artan gider avansından kullanılmayan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara ödenmesine,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre takdir olunan 122.621,58 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair; Taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.