T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/23
KARAR NO: 2025/228
DAVA: Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)
DAVA TARİHİ: 06/08/2021
KARAR TARİHİ: 05/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili verdiği dava dilekçesinde özetle;
Müvekkili ----ortağı
olduğunu, davalı ---- ise -----’ün hem ortağı hem de şirketi münferiden temsil ve
ilzama yetkili müdürü olduğunu, davalı ----- ise davalı ---- oğlu olduğunu, -----ortağı olmayıp yalnızca şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili
müdür olduğunu, ------ esas sermayesinin 7.100.000,00 TL,
müvekkilinin 700 adet hisseye sahip olduğunu, müvekkilinin hisselerinin itibari değerinin 700.000,00
TL olduğunu, davalı müdür ----- ise 4200 adet hisseye sahip olduğunu, hisselerin itibari
değerinin 4.200.000,00 TL olduğunu, ------’ün ana faaliyet alanının esas itibariyle akaryakıt
istasyonu kurmak ve işletmek olduğunu, şirketin sahip olduğu malvarlığı dahilinde iki adet taşınmazı
bulunduğunu, ----’ün taşınmazlarından -----
ada 5 parsel nolu taşınmazında “ -----” marka adıyla akaryakıt istasyonu işletildiğini, ------ tarafından kurulduktan sonra müvekkilinin ---- ortak
olduğunu, davalının ortağı ve müdürü bulunduğu------ 3
adet taşınmazı bulunduğunu, davalının ortağı ve münferiden temsile yetkili müdürü olduğu ------iki adet taşınmazı olduğunu, -----’de ise
davalı ----- ortak sıfatıyla müdürlük görevinde şirketi idare ettiğini, halihazırda ---- yönetim yetkisinin davalıda olduğunu, davalı ----- ortağı ve müdürü olduğu ----ticaret unvanına sahip bir şirketi
olduğunu, ---- ortaklık ve müdürlük yetkisinden ayrılarak ---- sahip olduğu tüm paylarını diğer davalı ---- devrettiğini, --- --’da ortak olarak yer
aldığını, davacı müvekkilinin------ ortağı olduğunu, davalı ---- ise müvekkili ile birlikte --- ve -----’i münferiden
temsil ve ilzama yetkili müdür olduğunu, müvekkili gibi davalı----- ortak sıfatını taşıdığını, davalıların
yıllardan beridir ----- müdürlük yetkisini plansız ve pervasızca kullandığını, müdürlükleri
sürecinde kötü yönetim sergileyerek, söz konusu şirketlerdeki malvarlığını kendi mal varlığı gibi
kullanarak, müvekkilinin de ortağı olduğu şirketleri ciddi zararlara uğrattığını, ’------markasıyla akaryakıt istasyonu işleten ve bu suretle kar elde eden bir şirketten davalıların kötü
ve pervasız yönetimleri neticesinde mevcut durumda akaryakıt istasyonunun maddi anlamda
işletemeyecek hale gelen ekonomik olarak ciddi krizlerle uğraşan bir şirkete dönüştüğünü, bunun üzerine davalıların 01.03.2019 tarihinde---- 2 yıllık borcuna mahsuben ---- maliki olduğu akaryakıt istasyonunu ----- Şirketi’ne 53.750,00 TL + KDV
bedel karşılığında 6 yıllığına kiraya verdiklerini, ---- aldıkları kira gelirlerini kar payı
adı altında ----- ortaklarına dağıtmamak amacıyla, ---- adına çekilen ve----- bizzat kefil olduğu dosyalardan doğan borçların ödenememesi sebebiyle -----
aleyhine açılan icra dosyalarına akaryakıt istasyonunun gelirlerini icra dosyalarının alacaklıları
tarafından tahsil edilmesine engel olmak için davaya konu akaryakıt istasyonunun ---- tarafından davalı ---- kızı--- şirketi----- kiralandığını,
yaklaşık bedeli 35-50 Milyon TL olan bir akaryakıt istasyonunun yıllık 12.000,- TL gibi gerçek
değerinin çok altında cüzi bir bedele kiralandığını,---- akaryakıt istasyonun -----
kiraya verilmesi akabinde,----- alt kiraya
verildiğini, alt kira bedeli dahilinde ------kestiği faturalarda 7.875,00 TL yemek bedeli 71.923,55 TL Mart ayı personel temini, 64.251,00 TL Şubat ayı işletmecilik bedeli ve 169,25
TL olmak üzere toplamda 144.218,80 TL fatura kesildiğini, ----- yıllık 12.000,00 TL’ye
kiralanan akaryakıt istasyonunun,--- tarafından------aylık yaklaşık 60.000,00 TL
bedel ile kiralandığını,
28.11.2012 tarih ve ----- sayılı ----- yayımlanan Anonim
Şirketlerin Genel Kurul toplantılarının, Usul ve Esasları ile bu toplantılarda bulunacak Bakanlık
Temsilcileri hakkında yönetmeliğin toplantı ve karar nisapları başlıklı 22. Maddesinin 12. Fıkrası,
“Genel kurul toplantısında, önemli miktarda şirket aktiflerinin toptan satışı kararı, şirket sermayesinin en az yüzde yetmiş beşini oluşturan pay sahiplerinin olumlu oylarıyla alınır. İlk toplantıda bu nisabın
bulunmaması halinde, yapılacak ikinci toplantıda da aynı nisaplar aranır.” şeklinde düzenlemeleri
içerdiğini, anılan yönetmelik hükmüne göre önemli nitelikte şirket aktiflerinin satışı genel kurulun
onayına tabi tutulduğunu, huzurdaki davadaki uyuşmazlıkta da ------ şirket merkezi olan ve
şirketin faaliyet alanı itibarı ile önemli nitelikte malvarlığı kabul edilen akaryakıt istasyonu genel
kuruldan bu hususta bir karar alınmadan ---- kiralandığını, -----
şirketine süresiz olarak kiralandığını, ---- ile ----- arasında imzalanan 01.04.2019 tarihli
işletme sözleşmesi’nin yürürlük tarihi ve süresi başlıklı 5.1 maddesi, “işbu sözleşmenin süresi
01.04.2019 tarihinden itibaren 1 yıl olduğunu, sözleşme süresinin sona ermesinden bir ay öncesine
kadar taraflarca fesih bildiriminde bulunulmaması durumunda, sözleşme birer yıllık süreler ile
uzamış sayılacağı kabul edilmiştir.” şeklinde kararlaştırıldığını, söz konusu tarihlerde işletme
sözleşmesi taraflarca feshedilmediğinden, belirli süreli niteliğinde olan kira sözleşmesi sözleşmenin
1 maddesine göre belirsiz süreli kira sözleşmesine dönüştüğünü, limited türünde olan -----
açısından şirketin en önemli aktifi olan akaryakıt istasyonunun değerinin çok altında 12.000,- TL
bedel karşılığında----- kiralanmasının şirketin tasfiyesi anlamına geldiğini, bu durumda
---- yönündeki yönetim kurulu
kararının sakatlığının gündeme geleceğini, ---- tarafından önce ----- aylık
53.750,00 TL’ye kiralanan akaryakıt istasyonunun sırf davalı ----- kızı ----
yönetimde olduğu için ve şirket üzerinde haciz ve takyidatlar bulunduğu için ----yıllık
12.000,00 TL’ye kiralandığını, TTK 391/1/d bakımından ise müvekkili ----- ve diğer
ortaklara çağrıda bulunmadan ortakların teşkili ile bir genel kurul oluşturulmadan adeta yetki
gaspında bulunarak davalılar tarafından genel kurul adına karar verdiğini,
Müvekkilinin ortağı olduğu ’ ----’e toplamda 270.000,00 EURO para
gönderildiğini, müvekkilinin ortağı ve müdürü olduğu ----- cari hesaba mahsuben adı altında 300.000,00 TL ödeme yapıldığını, izah edilen ödemelerin haricinde -----
malvarlığı dahilindeki taşınırlarının da davalı müdürler tarafından muvazaalı şekilde satışa konu
edildiğini, öncelikle davalı---- şirketi----donatan ve işleten olduğu ----- isimli Ticari Yat’ın ----’e satıldığını, satışa ----- yetkilendirmesi ile-----vekil tayin edildiğini, -----yine içinin
boşaltılması amacıyla şüpheli şekilde satıldığını, ----- Şirketi’nin ----- maliki olduğu hali
hazırda kiraya verilen taşınmazın kira bedelinin kiracı ----tarafından ---- isimli şahsın hesabına aktarıldığını, ----- ile ------ arasında akdedilen kira sözleşmesinde
kira bedelinin ---- şirket hesabına aktarılmasının kararlaştırıldığını, buna rağmen ------
şirketinde çalışan olmayan üçüncü kişi sıfatındaki ------ söz konusu meblağı hukuka aykırı
şekilde zimmetine geçirdiğini ve kira bedelini ------geri aktarmayarak zimmetine geçirdiğini,
mevcut durumda ----- tarafından ’-----Sulh Hukuk Mahk. ----- ödenmek suretiyle ----- ödenmeyen kira bedelleri için ---- İcra Md.’nün -----Sayılı dosya üzerinden icra takibi başlatıldığını, ---- eski çalışanı ---- ve ------yönetim kurulu üyesi şüpheli ----- kardeşi ve halen-----müdürü
olan ---- 2019 yılından itibaren ------ firmasına sigortalı ve bordrolu olarak çalıştıklarını, ----. Gayrimenkul Satış İcra Dairesi’nin-----. Sayılı icra dosyasında yapılan -----
taşınmazları üzerindeki takyidat sorgusunda ------ Ofisi ile akdedilen kira sözleşmesinden yalnızca
20 gün sonra 21.03.2019 tarihinde ------’ün hissesi üzerine şerh konulduğunu, muhtelif
bankalarla --- arasında banka kredi sözleşmeleri imzalandığını, --- ile müvekkilinin
ortağı ve münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğu ----- müteselsil kefil olduğunu;
------. arasında 16.11.2017 tarihinde 600.000,00 TL tutarında kredi sözleşmesi,
------. arasında 30.03.2017 tarihinde 1.000.000,0 TL tutarında kredi
sözleşmesi,------ arasında 28.02.2013 tarihinde 5.000.000,00 TL tutarında kredi
sözleşmesi, -----. arasında 01.08.2016 tarihinde 4.300.000,00 TL tutarında kredi
sözleşmesi imzalandığını, ------ adına çekilen kredilerin büyük çoğunluğunun ödenemediğini
ve şirketin mali anlamda adeta dar boğazın içine girdiğini, belirtilen krediler yüzünden-----aleyhine icra dosyaları açıldığını, ------ temsil
yetkisini de pervasızca kullandığını, ---- ve ----- firmalarındaki müdürlük görevinden azli için
----Tic. Mahkemesi nezdinde ------. Sayılı dosya ile dava açıldığını, belirtilen icra
dosyaları sebebiyle -----en önemli gelir kaynağı olan taşınırları çekici ve römorklarına
yakalamalar konup ana faaliyet alanı olan Lojistik işleri ciddi derecede sekteye uğradığını, ------kurulduğu tarihten bu yana tek müşterisi çok uluslu bir firma olan ve ----’in iştiraki olan
----- tarafından iş sözleşmelerinin belirlenen tarihten önce işveren tarafından feshedildiğini,
yaklaşık 20 yıldır ilerleyen lojistik faaliyetlerinin tamamen durma noktasına geldiğini belirterek, bu nedenlerle davanın kabulüne, davalıların ------ üzerindeki yönetim ve temsil yetkisini, davalıların
müdürlük yetkilerini kullanmak üzere üçüncü bir kişinin kayyım olarak atanmasına, yargılama
neticesinde davalıların ----- müdürlük görevlerinden azline, TTK 391 hükmüne göre ---- maliki bulunduğu akaryakıt istasyonunun ------ kiralanmasına yönelik alınan
yönetim kurulu kararının butlanla sakat olduğunun tespitine, davalıların özen yükümlülüğüne aykırı
kusurlu davranışı nedeniyle dava konusu ----- şirketinde neden olmuş olduğu zararlar
nedeniyle davacı müvekkilinin uğradığı dolaylı zararın tespiti ve davalılardan tahsili için şimdilik 100.000,00 TL’nin --- şirketine tazminat olarak T.C. ----- Bankası avans faizi üzerinden
hesaplanacak ticari faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili verdiği cevap dilekçesinde özetle;
Dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmadan işbu dava açıldığı için davanın öncelikle bu sebeple reddine karar verilmesini, Davacı asil -----, davaya konu gösterilen ------Şirketi'nin hem ortağı hem de münferiden temsil ve ilzama yetkili müdürü oduğunu, taraflardan -----dava konusu şirket haricinde başka şirketlerde de ortaklıkları bulunduğunu,müvekkillerine yapılan ithamlar gerçekleri yansıtmadığını, bu noktada hem dava konusu hem de dava dışı şirket ortaklıklarına vb yönelik defterler, banka kayıtları ve diğer belgeler incelemeye açık olduğunu, Dava konusu iki şirketin yönetiminde ve denetiminde davacının söz sahibi olduğunu, yetki bazlı olarak da bakıldığında davacının müvekkillerin yetkilerinden noksan kalan bir yetkisi bulunmadığını, kabul manasına gelmemekle birlikte davacının, dava öncesinde müvekkillere yönelik Usul ve Yasaya uygun şekilde bir şikayeti ve/veya bir talebi olmadığını, zira kendisi şirketin ortağı ve münferit temsile yetkili müdürü olduğunu, yukarıda izah edildiği üzere şirket defterleri, kayıtları, banka hesapları ve lazım gelen diğer belge ve kayıtlar incelendiğinde şirketin hangi ortağının, maddi olarak şirkete ne katkı yaptığı, bundan şirketin fayda/zarar görüp görmediği, kim veya kimlerin fayda/zarar gördüğü belirleneceğini,kabul manasına gelmemekle birlikte davacının işbu dava tarihine kadar isnat edilen yakınmaları ile ilgili bir serzenişi ve talebi olmadığını, hatta davacı şirket ortaklığından ayrılma veya şirketlerin tasfiyesine yönelik bir girişimde de bulunulmadığını, yapılan kira sözleşmesinin dava konusu şirketin lehine olduğunu, yapılan işlerden yapıldığı esnada davacının bilgisi olup itirazı da olmadığını, kabul manasına gelmemekle birlikte serzenişte yapılan kira sözleşmesinden sonra ehliyete sahip davacının başlattığı bir işlem de olmadığını, İptali istenen kararlar yönünden, bunların temelinde bulunan ilk işlem tarihi de dikkate alındığında ve keza davacı tarafın diğer talepleri yönünden yapıldığı tarihler dikkate alındığında ayrı ayrı zamanaşımı ve/veya hak düşürücü süreler meydana geldiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, şirket yönetim kurulu kararının butlanla sakat olduğunun espiti davasıdır.
Davacı vekilleri mahkememizin ---Esas sayılı dosyasında davalıların ----- üzerindeki yönetim ve temsil yetkisini, davalıların
müdürlük yetkilerini kullanmak üzere üçüncü bir kişinin kayyım olarak atanmasına, yargılama
neticesinde davalıların ----- müdürlük görevlerinden azline, TTK 391 hükmüne göre ----- maliki bulunduğu akaryakıt istasyonunun ----- kiralanmasına yönelik alınan
yönetim kurulu kararının butlanla sakat olduğunun tespitine, davalıların özen yükümlülüğüne aykırı
kusurlu davranışı nedeniyle dava konusu ----- şirketinde neden olmuş olduğu zararlar
nedeniyle davacı müvekkilinin uğradığı dolaylı zararın tespiti ve davalılardan tahsili için şimdilik 100.000,00 TL’nin --- şirketine tazminat olarak T.C. ------ Bankası avans faizi üzerinden
hesaplanacak ticari faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, yapılan yargılamada, 08.01.2025 tarihli duruşmada,şirketin davalı olarak gösterilmemiş olması nedeniyle iş bu dosyanın tefrikine karar verilmiştir.
HMK 114.maddesinde dava şartları sayılmış ve aynı maddenin 1-d fıkrasında taraf ehliyetinin dava şartı olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda, dava yönetim kurulu kararının butlanla sakat olduğunun tespitine ilişkin olmakla, husumetin, kararı alan şirkete yöneltilmesi gerektiği, davalıların şirket yönetim kurulu kararının butlanının tespitine ilişkin davada taraf sıfatlarının bulunmadığı anlaşıldığından davanın dava şartı nedeniyle pasif husumet yokluğundan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi karar verlmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK 114/1-d maddesi uyarınca pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40.- TL harcın peşin ve 615,40.-TL başvuru harcının davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Dava reddolduğundan. AAÜT'ye göre takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.