T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/970
KARAR NO: 2025/351
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/12/2024
KARAR TARİHİ: 18/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ..., davalı şirket ile 01.07.2024 tarihinde davalı şirketin satışlarını artırma stratejisi kapsamında müvekkilin kendi satış ekibini kurması ve yönetmesi hususunda 75.000-TL + KDV hizmet bedeli ve prim karşılığında anlaştıklarını, prim sistemi konusunda Müvekkilin çalışma yapması istenmiş ve Müvekkil prim sistemi konusunda sözleşme öncesi dönemde 14.06.2024 tarihinde davalı şirketin genel müdürü ---- direktifleri ile birlikte bir çalışma yapmış ve kendisi ile paylaştığını, ---- de işbu prim sistemini şirket yetkilisi olan ----- ile paylaştığını ve onayını aldığını, yapılan anlaşma doğrultusunda müvekkili; -----isimli satış temsilcileri ile kendi satış ekibini kurarak ve ekip olarak büyük bir özveri ile çalışmaya başladıklarını, müvekkili ve ekibi çalışmaya başladıkları ilk andan itibaren davalı şirketin satışlarını büyük ölçüde artırdıklarını ve ağustos ayı itibari ile davalı şirket ile mutabık kaldıkları prim tablosu doğrultusunda prime hak kazandıklarını, müvekkiline hak etmiş olduğu primin ödenebilmesi için müvekkilinin fatura kesmesi gerektiğinden davalı şirketin muhasebe ve finans müdürü ---- tarafından Müvekkile satış ekibinin hak kazandığı primlerin gösterildiği ve kesilecek fatura bedellerinin belirtildiği bir tablo 12.09.2024 tarihinde mail olarak iletilmiş ve ödemelerin 1-5 Ekim tarihleri arasında yapılmasının planlandığının da belirtildiğini, Eylül ayının sonunda Eylül ayına dair prim hak edişlerinin de belli olması ve Müvekkile yine kesmesi gereken fatura bedelinin bildirilmiş olması ile Müvekkili 04.10.2024 tarihinde ağustos ayı satış primi için 151.080,59-TL, eylül ayı satış primi için ise 216.796,46-TL bedelli iki ayrı fatura kestiğini, ancak davalı şirket tarafından satışların beklenenden çok daha fazla artması ve primlerin çok yüksek çıkması nedeni ile her iki fatura bedelinin de ödenmeyeceği, prim sisteminden vazgeçildiği belirtilmiş; 09.10.2024 tarihi itibari ile hizmet anlaşması sona erdirildiğini, müvekkilinin kendi emeği ile hak etmiş olduğu ve sözleşme kurulurken ödeneceği belirtilen ancak ödenmeyen prim bedellerinin tahsili için davalı şirket aleyhinde 22.10.2024 tarihinde ----. İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış ise de davalı şirketçe tamamen haksız ve mesnetsiz şekilde 07.11.2024 tarihinde takibe, borca ve ferilerine itiraz edilmiş, 31.10.2024 tarihinde ise her iki fatura için de iade faturası kesildiğini, müvekkiline ödenmeyen ve haksız bir şekilde itiraz edilen ticari nitelikteki takip bedelinin tahsili ve itirazın iptali için zorunlu dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmuş ancak davalı şirket ile anlaşmaya varılamadığını, davalının ---- İcra Dairesinin ----Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazının iptali ile takibin devamına, davalının hükmolunacak alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine,
Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmede prim ödemesi adı altında herhangi bir tutar kararlaştırılmadığı gibi sözleşme sürecinde de böyle bir ödeme gerçekleştirilmediğini, davacının, verdiği hizmet karşılığında müvekkil şirket tarafından ödenmesi taahhüt edilen sözleşme bedelini almış olduğunu da dava dilekçesinde ikrar ettiğini,davacının icra takibine konu ettiği faturalar ve bu faturalarla talep konusu ettiği prim alacağı ise hukuki dayanaktan yoksundur, kabul edilemeyeceğini, davacı dava dilekçesinde, "taraflar arasında 01.07.2024 tarihli "Satış Pazarlama ve Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi kapsamında fatura karşılığı müvekkil şirkete hizmet verdiğini, prim sistemi konusunda ise sözleşme öncesi dönemde 14.06.2024 tarihinde müvekkil şirketin genel müdürü ----- direktifleri ile birlikte bir çalışma yaptığını ve kendisi ile paylaştığını,---- işbu prim sistemini şirket yetkilisi olan ----- ile paylaştığını ve onaylandığı" iddia ettiğini, ancak, taraflar arasındaki sözleşmede prim ödemesi adı altında herhangi bir tutar kararlaştırılmadığı gibi sözleşme sürecinde de böyle bir taahhüt ve ödeme gerçekleştirilmediğini davacının, prim alacağı iddialarına dayanak olarak gösterdiği ve müvekkili şirkete ait ---- genel müdürüyle yaptığı ----- yazışmasının tarihi 14.06.2024 'dür. taraflar arasında, işbu yazışma sonrasında imzalanan 01.07.2024 tarihli ticari sözleşme hükümlerinde ise davacının iddialarının aksine bir prim alacağı düzenlemesine yer verilmediğini, devamında, prim alacağı iddialarına dayanak gösterilen diğer mail yazışmalarında da görüleceği gibi şirket yetkilisi -----iletilen prim sistemi"ne dair simülasyon çalışma yapılmakta ve bu konuda ---- bilgi verildiğini, müvekkil şirkette bir prim uygulaması olmadığından uygulama hakkında değerlendirmeler yapılmasının son derece doğal olduğunu, değerlendirmelerin hala da sürdüğünü, davacının bir algı yönetimi yaparak Sayın Mahkemeyi yanıltma kastıyla hareket ettiğini, alacaklı olduğunu iddia eden davacı ...'ın, müvekkil şirketle 01.07.2024 tarihli "Satış Pazarlama ve Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi" kapsamında iş birliği yaptığını ve yapılan iş birliğine istinaden davacının, şirketi aracığıyla----Akademisi tarafından sunulan hizmetlerin, en üst düzeyde ve kalitede satışı ve pazarlamasının yapılması, bu amaçla gerekli olan organizasyon, planlama v.s her türlü çalışmanın gerçekleştirilmesi, yürütülmesi ile, satış ve pazarlama ekibinin seçimi, eğitimi, yönetimi, yönlendirilmesi, tüm çalışma ve gerekliliklerin kusursuz bir şekilde yerine getirilmesi" için ---- fatura karşılığı hizmet vereceği noktasında mutabık kalındığını, müvekkili şirketin ise davacının şirketi aracılığıyla sunduğu satış ve pazarlama danışmanlığı hizmetine istinaden davacının her ay sonunda keseceği fatura karşılığı 75.000 TL+ KDV bedeli ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, müvekkili, taraflar arasındaki "Satış Pazarlama Ve Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi" hükümleri gereğince yapılması gereken ödemeleri gerçekleştirdiğini, davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafından takipte talep edilen faiz türü ve oranına da itiraz ettiklerini, zira , ticari sözleşme gereği var olmayan bir alacağa ticari temerrüt faizi uygulanmasının kabul edilemeyeceğini, bununla birlikte, davacının faturaların düzenleme tarihi olan 04.10.2024 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi talep etmesi açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki, düzenlenen faturaları kabul manasına gelmemek kaydıyla, 01.07.2024 tarihli ticari sözleşmede, kesilen faturaların Müvekkil şirket tarafından fatura tarihinden itibaren 5 gün içinde ödeyeceği bu süre içerisinde belirtilen tutar ödemediğinde ise aylık %3 gecikme zammı uygulanacağı taraflarca kabul edildiğini, davacı, eğer ki taraflar arasındaki ticari sözleşme gereği fatura düzenlendiğini iddia etmekte ise sözleşmede gecikme halinde fatura alacağına uygulanacak faiz oranının dışında bir faiz talebinde bulunamaz, ticari teamüle aykırıdır.
3- Haksız ve mesnetsiz iddialarla müvekkil şirket aleyhine takibe geçen davacı aleyhinde takip/dava değerinin %20 yirmisinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, davacı, taraflar arasındaki ticari sözleşmede yer alan bir hususta 04.10.2024 tarihinde iki fatura kesmiş sonrasında da bu faturaları icra takibine konu ettiğini, hiçbir dayanağı bulunmayan faturaların ve faturaya konu alacakların ise tahsilinin mümkün olmadığını, mevcut olmayan ya da tahsili mümkün olmayan bir alacağı icra takibine konu eden davacının açıkça kötü niyetli hareket ettiğinin kabulü gerekmekte ve müvekkil şirket lehine tazminata hükmedilmesinin gerektiğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, haksız ve mesnetsiz yere ---- İcra Dairesi ----- esas dosyasıyla başlatılan takibin iptaline, davacı tarafından haksız yere açılan icra takibine karşılık takip/dava değerinin %20 'sinden az olmamak üzere kötü niyete tazminatı ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Ticari davalar TTK. 4. maddesinde; mutlak ve nispi ticari dava olarak düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bir hususa ilişkin olması veya davanın ticaret mahkemesinde görüleceğine dair açık bir yasal düzenlemenin bulunması halinde mutlak ticari dava, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan uyuşmazlıklarda ise; nispi ticari dava sözkoınusu olup, ticaret mahkemesi görev alanı içinde kalacaktır. TTK.'nın 5. maddesine göre; Asliye Ticaret Mahkemeleri, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ile özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere bakmakla görevlidir.
Dava, fatura alacağından kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
Davalının tacir araştırmasına ilişkin Ticaret Sicil Müdürlüğü, Esnaf ve Sanatkarlar Odası ve Gelir İdaresi Başkanlığına yazılan müzekkerelere yanıt verilmiş olduğu, ilgili müzekkerelerden; davalının ticaret sicil ve esnaf kaydının olmadığı, işletme hesabına göre defter tuttuğu, vergi dairesi tarafından davacının gönderilen miktarların esnaf tacir ayrımı hadlerinin altında olduğu görülmüştür.
Sonuç itibariyle; yukarıda açıklanan sebeplerle davanın Ticaret Kanununda belirtilen işlerden olmadığından mutlak ticari dava olmadığı, gelen cevabi yazılardan davacının tacir olmadığı, her iki tarafı tacir olmadığından davanın nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığı, davanın Ticaret Mahkemesinin bakacağı davalardan olmadığı, Mahkememizin görevsizliği, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu tespit edilmiştir.Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 114/1-c uyarınca görev bir dava şartıdır. Yine aynı kanunun 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında Mahkemece re’sen araştırılması, bulunamadığı takdirde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğinden Mahkememizin görevsiz olması nedeniyle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davaya bakmaya Mahkememiz görevli olmadığından dava şartı yokluğu sebebiyle davanın USÛLDEN REDDİNE,
2-Davaya bakmaya ----- Asliye Hukuk Mahkemesi’nin GÖREVLİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE,
3-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 20/1 maddesi uyarınca,kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin Mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli ----- Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, dosyanın görevli Mahkemeye gönderilmesi için başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-Yargılama giderinin görevli Mahkemece değerlendirilmesine,Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.