T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/727
KARAR NO: 2025/754
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 11/10/2024
KARAR TARİHİ: 26/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket, Davalı yan ile karton pano yapılması ve kendisine teslim edilmesi hususunda anlaştıklarını. Söz konusu anlaşma yüz yüze ve telefon ile sözlü olarak sağlandığını. Anlaşmanın akabinde davalı yana hizmet karşılığında 22/11/2022 tarihinde ABD Doları kur değeri uyarınca 3.687,10 ABD Doları karşılığı 68.440 TL ve 28/11/2022 tarihli ABD Doları kur değeri uyarınca 3.688,14 ABD Doları karşılığı 68.440 TL ödeme banka kanalıyla yapıldığını, Davalı yanca ödemeye konu hizmet uzun süre boyunca geciktirilmediğini ve davacı oyalanarak karton panonun muhtelif zamanlarda teslim edileceği belirtildiğini, davacı davalının verdiği sözlere itibar ederek ödemesi karşılığı ürün ve hizmeti alacağını düşünerek davalının hizmeti ifasını beklediğini. Makul sürenin geçmesini takiben davacı artık ücretinin iadesini talep ettiğini, ancak davalı yine muhtelif zamanlarda iade yapacağı belirtilerek davacıyı oyaladığını, davacı şirket, karşılığını alamadığı bir ürün ve hizmet için ödeme yapmış olduğundan ödemesinin iadesini talep etmişse de, davalı yan kabul etmediğini. Davacı ----- Noterliğinden ------ yevmiye numarası ile 16 Temmuz 2024 tarihinde ihtarname keşide ederek borcun ödenmesini talep ettiğini beyan ederek; Davacı tarafından 22/11/2022 tarihinde ve 28/11/2022 tarihinde yapılan toplam 136.880 TL ödeme davalı nezdinde sebepsiz zenginleşme ihtiva ettiğinden, işbu ödemenin iadesinin denkleştirici adalet ilkesi kapsamında enflasyon ve paranın dava tarihindeki gerçek değeri (alım gücü) göz önünde bulundurularak ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise, toplam 136.880 TL'nin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf, davalıya davaya konu tutarın ödemesini yaptıktan sonra bu ödemeden vazgeçtiğini ileri sürmüş ve ödemenin iadesini talep ettiğini, ancak bu iddialar, somut olayın gerçekliği ile bağdaşmadığını, davacı tarafından gönderilen ödeme, taraflar arasında kurulan ticari ilişkinin doğal bir sonucu olarak davalı kabul etmiş ve bu ödeme ile üretim faaliyetleri gerçekleştirildiğini, davacı taraf, işbu ödemeden tek taraflı olarak vazgeçmiş ve bu davranışı ile davalının ticari faaliyetlerini sekteye uğratarak ekonomik zarara yol açtığını, davalı tarafından alınan ödeme, tamamen davacının bilgisi ve talebi doğrultusunda kullanıldığını, söz konusu ödeme, davalının üretim faaliyetleri için harcanmış olup bu süreçte davacı tarafın ödemeyi geri talep etmesi davalı açısından ciddi mali yükümlülüklere sebep olduğunu. TBK m. 81 uyarınca, sebepsiz zenginleşmenin iadesi talep edilebilmesi için, zenginleşmenin haklı bir sebebe dayanmaması gerekir. Ancak somut olayda, davacının gönderdiği ödemenin üretim faaliyetlerinde kullanılmış olması, bu ödemeyi haklı bir sebebe dayalı hale getirmektedir. Davalının, söz konusu üretim sürecinde davacının taleplerine uygun hareket ederek ödemeyi ticari faaliyetlerinin bir parçası olarak kullandığı, Davacının, üretim süreci tamamlandıktan sonra ödemeden vazgeçme talebi hem TBK m. 96’da düzenlenen "zarar kavramı" hem de TBK m. 97’de yer alan ifanın imkânsızlığı ilkeleri çerçevesinde hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın açmış olduğu davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk son tutanağı dosyaya sunulmuştur.
6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU/TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI - Madde 222 -(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.
TÜRK TİCARET KANUNU Madde 64- (1): "(Değişik fıkra: 26/06/2012-6335 S.K./8.md.) Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir."
(2): "Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür."
Madde 83- (1): "Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir."Ticari defterler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 222 ve devamı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 64 ve devamında açıkça düzenlenmiştir.
Tİcari defterlere anılan Kanun'larda delil olarak hüküm ve sonuç bağlanmıştır.Tacirler, Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükmü uyarınca ticari defter tutmak zorundadır.
Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK. m. 222/1).Yine Türk Ticaret Kanunu Madde 83/1'de ticari uyuşmazlıklarda Mahkemenin ticari defterlerin re'sen ibrazına karar verebileceği, Mahkeme re'sen ticari defterlerin ibrazına karar vermese dahi taraflardan birinin istemi üzerine ticari defterlerin ibrazına Mahkemece karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Ticari defterler, bazı şartların varlığı durumunda sahibi lehine delil olarak kullanılabilir. Şöyle ki: Uyuşmazlık ticari bir işten kaynaklanmalıdır. Bu iş, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmelidir. Taraflardan yalnızca biri için ticari iş niteliğinde olan uyuşmazlıklarda, arada sözleşme olsa bile defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir sıfatını haiz olmalıdır. Taraflardan birinin ya da her ikisinin tacir olmaması halinde ticari defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Öte yandan ticari defterler Kanun’a uygun tutulmuş olmalıdır. Tutulması zorunlu defterler eksiksiz, usulüne uygun tutulmalı, açılış kapanış onayları yapılmış olmalıdır. (TTK. m. 64) Ayrıca, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veye diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (HMK. m. 222/3)
Davacı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Davalı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Uyuşmazlık tarafların ticari işletmesinden ve ticari bir işten kaynaklanmaktadır. Tacirler arasındaki huzurdaki ticari davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.
Bu açıklamalar ekseninde değerlendirme yapıldığında; davacı ile davalı tarafın tacir sıfatını taşıdıkları, her iki tarafın da ticari defter tutmak zorunda olduğu anlaşılmıştır. Her iki taraf da tacir olduğundan ticari defter içerikleri delil vasfı taşımaktadır.
Mahkememizce işbu dosyada, nitelikli hesaplamalar uzmanı ve mali müşavir bilirkişilerin raporu dosya arasına alınmıştır. Bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda özetle; Davacı tarafın açmış olduğu davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur. MALİ İNCELEME VE DEĞERLENDİRME: Sayın Mahkeme 21.03.2025 tarihli celsesinde uyuşmazlığın; Davalının mal ve hizmeti teslim etmemesinden bahisle davacının yapmış olduğu ödemenin iadesi istemi (ödemenin öncelikle dava tarihindeki gerçek değeri talepli) hususunda uyuşmazlık içinde bulundukları tespit edilmiştir. HER iki tarafın defter ve belgeleri ile dava dosyasındaki delilleri aşağıdaki şekilde incelenmiştir. a) Defter İncelemesi (Usul) b) Hesap İncelemesi, c) BA-BS Formlarının İncelenmesi, d) Ödemelerin İncelenmesi, 4.a. DEFTER İNCELEMESİ (USUL): 4.a.1 DAVACI DEFTER İNCELEMESİ (Usul): Davacı şirket tarafından ibraz edilen 2022-2023- 2024 yılı ticari defterlerinin noter onay bilgileri aşağıdaki gibidir; Davacı şirketin ibraz ettiği 2022 yılı ticari defterlerinin noter açılış onamaların yasal süre yaptırılmış olduğu, yevmiye defterinin noter kapanış onamasının yasal sürede yaptırılmamış olduğu, görülmüştür. Davacı şirketin ibraz ettiği 2023-2024 yılı ilişkin ticari defterlerin; T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220- 226’ ve 1 Sıra No’lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre Defteri Kebir ile Yevmiye defterlerini GİB onaylı beratlarını süresinde almış olduğu görülmüştür. 4.a.2 DAVALI DEFTER İNCELEMESİ (Usul ) Davacı şirket tarafından ibraz edilen 2022-2023- 2024 yılı ticari defterlerinin noter onay bilgileri aşağıdaki gibidir; Davalı şirketin ibraz ettiği 2022-2023-2024 yılı ilişkin ticari defterlerin; T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220- 226’ ve 1 Sıra No’lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre Defteri Kebir ile Yevmiye defterlerini GİB onaylı beratlarını süresinde almış olduğu görülmüştür. 4.b HESAP İNCELEMESİ: 4.b-1 Davacı Hesap İncelemesi: Davacı tarafın defterinde davalı şirkette ait olan 2022-2023-2024 yılları ------- Kodlu Satıcılar hesabının dökümü aşağıdaki gibidir. Yukarıdaki cari hesap tablolarında görüldüğü gibi; Davacının 28.11.2022 tarihinde davalı tarafa 136.880,00 TL ödeme yapıldığı ve 11.10.2024 dava tarihi itibariyle davalı taraftan 136.880,00 TL alacaklı olduğu, dava tarihinden sonra 31.12.2024 tarihinde işbu alacak tutarını hesaplar arası virman ile davalı hesabına alacak kayıt edilerek hesabın kapatılmış olduğu görülmüştür. 4.b-2 Davalı Hesap İncelemesi: Davalı tarafın defterinde davacı şirkette ait olan 2022-2023-2024 yılları ----- Kodlu Alınan Sipariş Avansları hesabının dökümü aşağıdaki gibidir. Yukarıdaki cari hesap tablolarında görüldüğü gibi; Davalının 28.11.2022 tarihinde davacı taraftan 136.880,00 TL ödeme aldığı ve 11.10.2024 dava tarihi itibariyle davacı tarafa 136.880,00 TL borçlu olduğu görülmüştür. 4.e- BA-BS FORMLARININ İNCELENMESİ: Bilindiği üzere 523 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği gereği 2021/07 döneminden itibaren elektronik belgelerin BA ve BS formu ile bildirim yükümlüğü kaldırılmıştır. Davalının bağlı bulunduğu-----Vergi Dairesi Müdürlüğü 25.10.2024 tarihli yazı cevabından, davacının 2022-2023 yılları karşılaştırılmalı BS ve BA formunu dosyaya göndermiştir. Davalı şirketin 2022-2023 yılları BA Formunda, davalı tarafından davacı tarafa düzenlenmiş herhangi bir fatura bulunmadığı görülmüştür. ---- Gelir İdaresi Başkanlığı - Defterdarlığı 20.12.2024 tarihli yazı cevabından, davalının 2022-2023 yılları karşılaştırılmalı BS ve BA formunu dosyaya göndermiştir. Davalı şirketin 2022-2023 yılları BS Formunda, davacı tarafından davalı tarafa düzenlenmiş herhangi bir fatura bulunmadığı görülmüştür 4.d- Ödemelerin İncelenmesi: -----30.12.2024 tarihli yazı cevabında, Araştırma konusu ... kişisinin ----- Şubemiz nezdinde, ------ no’lu hesabı bulunmaktadır. İlgili yazınıza konu dekont suretleri yazımız ekinde tarafınıza sunulmuştur. Şeklinde bildirmiştir. Yazı cevabı ekinde gönderilen ödeme dekontlarına göre davacı tarafından davalı tarafa yapılan ödemeler aşağıdaki gibidir. Yukarıdaki banka ödeme dekontlarında görüldüğü gibi, davacı tarafından 22.11.2022 tarihinden 28.11.2022 tarihine kadar davalı taraf 2 ayrı tarihte 136.880,00 TL ödeme yapıldığı görülmektedir. 5) SÖZLEŞME BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME Taraflar arasında eser sözleşmesi kurulduğu noktasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf götürü bedel üzerinde ücret talep edilip edilemeyeceği, yüklenici temerrüdü ve alacak miktarı noktalarında toplanmaktadır. Mevzuatımıza göre, kural olarak, işin sözleşmeye fen ve sanata uygun olarak yapılarak teslim edildiğini ortaya koymak yükleniciye aittir. Bununla beraber, sözleşme feshedilmediği veya iş terk edilmediği sürece gerçekleştirilen iş ve imalâtın üstlenen tarafından yapıldığı karine olarak kabul edilmekte, bunun aksinin yani işin kendisi ya da üçüncü kişiye tamamlatıldığının ise iddia eden tarafından ortaya konulması istenilmektedir. Borçlar Kanunumuzun 480. Maddesine göre, eser sözleşmesinde bedel götürü olarak belirlenmişse öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenici, belirlenen bedelin artırılmasını isteyemezken, iş sahibi de ilgili bedelin altında bir ödeme yaparak borcunu eda edemez. Sözleşmede böyle bir bedel kararlaştırılmamışsa, bedelin işin yapıldığı yer ve zamana göre tespit edilmesi gerekir. Eser sözleşmesinde yüklenicinin asli edim yükümlüğü, eserin meydana getirilmesi ve teslimiyken, iş sahibinin asli edim yükümlülüğü kararlaştırılan bedeli ödemekten ibarettir. Mevzuatımıza göre kural olarak eser sözleşmelerinde, iş sahibi tarafından ihtirazi kayıt ileri sürülmeden teslim alınmadıkça, işin sözleşmeye, fen ve sanat kuralları ile iş sahibinin yararına olarak yapılıp teslim edildiğini ispat yükleniciye aittir. Bu bakımdan uygulamada teslim belgesi ve kabul tutanağı inşaat sözleşmelerinde teslimi ispat bakımından önem arz etmekle beraber, eksikliklerin önemsiz olması veya iş sahibinin tavırlarından inşaattaki eksikliklere rağmen teslime onay verdiği anlaşıldığı durumlarda eserin tamamlanmış olduğu karine olarak kabul edilmektedir. Uygulamada da, süresi içinde itiraz edilmeyen faturanın, konusu olan malın teslim edilmiş, iş veya hizmetin yapılmış olduğunun kabulü anlamına gelmeyeceği kabul edilmekle birlikte, herhangi bir teslim belgesi bulunmamasına rağmen, iş sahibinin, yüklenicinin gönderdiği faturayı reddetmeyerek yevmiye defterine işlemesi bu şekilde iş sahibinin işi kabul ettiğine karine sayılmış ve aksinin iş sahibi tarafından ortaya konulması gerektiği belirtilmiştir. Eserin teslim edilmemesi halinde şartları varsa yüklenicinin temerrüdü ortaya çıkmaktadır. Mevzuatımıza göre eser sözleşmesinde yüklenicinin temerrüde uğradığının kabulü için, teslim borcunun muaccel olması, ifanın mümkün olmasına rağmen edim borcunun ifa edilmemesi, teslimin gecikmesinin iş sahibinden kaynaklanmaması gerekmektedir. Yüklenicinin eseri teslim borcunun muaccel olması, iş sahibinin alacağının konusunu oluşturan edimi yükleniciden talep ve dava edebilme yetkisinin bulunmasını ifade eder. Bu bakımdan yüklenicinin eseri teslim borcu, taraflarca kararlaştırılan veya işin niteliğinden çıkarılan bir teslim vadesi varsa, bu vade geldiği anda; aksi halde, derhal muaccel olur. Eserin teslim vadesi yüklenicinin eserin bütününü tamamlanmış olarak teslim etme borcunu ifa etmekle yükümlü olduğu tarihtir. Yüklenicinin eseri teslim borcunun ne zaman muaccel olacağı, öncelikle tarafların bu konudaki iradelerine göre belirlenir. Teslim vadesi, doğrudan belirli bir takvim günü olarak kararlaştırılabileceği gibi sözleşmenin kurulması, arsanın veya eserde kullanılacak malzemenin yükleniciye teslim edilmesi, inşaat ruhsatının ya da temel üstü ruhsatının alınması gibi ileride gerçekleşecek belirli bir olay ile işlemeye başlayan ve bitiminde teslim borcunun muaccel olacağı bir zaman süreci olarak da tayin edilebilir. Bu tür durumlarda teslim süresi, sürenin bağlandığı olay fiilen gerçekleştiğinde işlemeye başlar ve teslim süresinin son günü, teslim vadesini ifade eder. Eser sözleşmesinde, teslim edilmeyen eser için iş sahibi uygun bir süre tayin etmesine rağmen, kendisine tanınan süre sonunda yüklenicinin eseri teslim etmemiş olması halinde, iş sahibine bazı seçimlik haklar tanınmıştır. Bu seçimlik haklara göre iş sahibi, aynen ifa ve gecikme tazminatı talep edebileceği gibi, aynen ifadan derhal vazgeçip eserin teslim edilmemesinden doğan müspet zararının tazminini talep edebilir. Bu seçimlik haklar haricinde iş sahibinin sözleşmeyi tek taraflı irade beyanı ile sona erdirmesi de mümkündür. Eser sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerden olduğundan, yüklenicinin temerrüde düşmesi ve seçimlik hakların kullanılabilmesi için, yükleniciye makul bir süre verilmesi gerekmekle birlikte, sözleşmede eserin mutlaka belirli bir tarihte veya belirli bir tarihe kadar teslim edilmesi gerektiği kararlaştırılmışsa, eser bu kesin vadede teslim edilmediği takdirde, iş sahibinin seçimlik haklarını kullanabilmek için yükleniciye ek süre vermesine gerek bulunmamaktadır. Yine bu kapsamda, işin tamamlanan kısmı bütününe nazaran çok azsa, yüklenici inşaat alanını terk edip gitmişse ya da eseri tamamlayıp teslim etmeyeceğini açıkça iş sahibine bildirmişse de yüklenici, ihtar gerekmeksizin temerrüde düşer. Hukukumuzda, haklı sebeple fesihte sözleşme ileriye doğru sonlanırken, sözleşmeden dönmede sözleşme geriye etkili olarak ortadan kalkmaktadır. Bu bakımdan uygulamada, eser sözleşmeleri özelinde yüklenicinin eseri teslim borcunda kusuruyla temerrüde düşmesi halinde iş sahibinin tek taraflı irade beyanı ile sözleşmeyi sona erdirmesi durumunda, geçmişe etkili dönme kural, ileriye etkili feshi ise MK 2 kapsamında istisna olarak kabul edilmektedir. Seçimlik haklardan sözleşmeden dönmenin kullanılması durumunda, artık tarafların henüz ifa etmedikleri borçları, karşılıklı olarak ortadan kalkar. Böylece iş sahibi henüz ödemediği takdirde bedel ödeme borcundan kurtulurken; yüklenicinin de eseri meydana getirme ve teslim borcu sona erer. Sözleşmeden dönme halinde, ifa edilmeyen borçlardan taraflar kurtulmakla birlikte, ifa ettikleri ve birbirlerine verdikleri şeylerin iade borcu da doğar. Bu bakımdan iş sahibi edim borcuna binaen bir kısım ödemelerde bulunmuşsa bu tutarların kendisine iadesi gerekir. Bununla beraber, eserin bir kısmının veya bazı parçalarının iş sahibinin fiilî ve hukukî hâkimiyetine girmiş olduğu durumlarda, iade yapılan için mahiyetine göre farklılık arz eder. Tamir, boyama, dekorasyon gibi bağımsız cismanî varlığı bulunmayan eserlerde, yüklenici kısmen de olsa iş görme faaliyetinde bulunmuş ise, bu iş görme edimlerinin yükleniciye aynen iadesi, bu edimlerin niteliği gereği mümkün olmadığından, eksik çalışma iş sahibi için bir ekonomik değer ifade ettiği takdirde, iş sahibinin iş görme faaliyetinin parasal değerini yükleniciye iade etmesi veya iş sahibine iade edilecek tutardan mahsubu gerekir. Burada yükleniciye iadesi gereken tutar, yüklenicinin kısmen gerçekleştirdiği iş görme faaliyetinin piyasa rayiçlerine göre arz ettiği objektif değer, diğer bir deyişle maliyet bedelidir. Bu tutar, işçilik bedeli ile malzemenin de yüklenici tarafından sağlandığı durumlarda malzeme bedelinin toplamı olup; yükleniciye iade edilecek parasal değerin hesaplanmasında esas alınacak an da yüklenicinin edimi yerine getirdiği tarihtir. Sözleşmeden dönme hallerinde sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça müspet zarara hükmetme imkanı bulunmamaktadır. Bu bakımdan sözleşmeden dönme hallerinde müspet zarar kapsamındaki, gecikme tazminatı, bu tazminatın götürü olarak kararlaştırıldığı kira tazminatı gibi eksik iş bedellerinin de sözleşmede aksi kararlaştırılmadığı sürece yükleniciden talep edilemeyeceği kabul edilmektedir. Hukukumuzda müspet zarar kalemlerinden sayıldığından aynı durum cezai şart için de geçerli olup, taraflar arasında sözleşmeden dönüldüğü halde dahi cezai şartın tahakkuk edeceği kararlaştırılmadıkça, sözleşmeden dönme hallerinde cezai şarta hükmedilmemektedir. Sözleşmeden dönme hallerinde müspet zarara hükmetme imkanı olmamakla birlikte, verilenlerin iadesi haricinde iş sahibi menfi zararlarını da, yükleniciden talep edebilir. Talep edilebilecek menfi zararlar, karşı tarafın sözleşmenin kurulacağına ve devam edeceğine güvenerek, yaptığı masraflar ile başka bir sözleşme yapmamak suretiyle kaçırdığı fırsatlardan oluşmaktadır. Özellikle iş sahibi, yükleniciyle akdettiği sözleşmeden döndükten sonra eseri daha pahalıya elde edebilecek duruma gelmişse, onun burada uğradığı zarar da bir menfî zarar kalemi olarak kabul edilmektedir. Bu tür durumlarda sözleşmeden döndükten sonra aynı işi yaptırmak için ödemek zorunda kaldığı tutar ile kaçırılan muhtemel sözleşme tutarı arasındaki fark üzerinden menfi zarar hesaplanmaktadır. Fakat menfi zararlarda kusur esas olup; yüklenicinin temerrüde düşmekte kusurunun bulunmadığını ortaya koyması durumunda menfi zararlardan sorumlu olmadığı, kabul edilmektedir. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında iş sahibinin ortak kusurunun bulunması durumunda ise, bu kusur menfî zarar tazminatından indirim sebebi teşkil etmektedir. Bu açıklamalar ışığında dava konusu olaya bakıldığında taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmamakla beraber davacının, davalıya karton pano yapılması için 2022 yılının 11. Ayında toplam 136.880,00 TL ödediği noktasında bir ihtilaf olmadığı, bu durumda taraflar arasındaki sözleşmesinin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, Davacının 16.07.2024 tarihinde işin yapılmaması sebebiyle bedelin iadesini istediği, Dosya içerisinde davalı yüklenici tarafından işin yapılan kısmı ile ilgili bir teslim belgesine rastlanılmadığı, Mevcut durumda, davacının yüklenicinin temerrüdüne binaen sözleşmeden dönerek, ödemiş olduğu, 136.880,00 TL’ yi davalıdan talep edebileceği, dosya içerisinde taraflar arasındaki sözleşmenin yabancı para üzerinden kurulduğuna dair bir veri olmadığı, Mahkemece sözleşmenin davacının beyan ettiği üzere 7.375,24 USD üzerinden kurulduğuna kanaat edilmesi halinde, TBK daki seçimlik haklarına binaen davacının ödediği bedeli tahsil tarihindeki kur üzerinden talep edebileceği, bunun haricinde, sözleşme sebebiyle yapılmış masrafa ya da sözleşme yapma fırsatının kaçırıldığına dair dosya içerisinde bir veriye rastlanılmadığından ayrıca bir menfi zarar hesaplanamamıştır. 6) SONUÇ Yukarıda arz ve izah edilen sebeplere binaen Davacının yüklenicinin temerrüdüne binaen sözleşmeden dönerek, ödemiş olduğu, 136.880,00 TL’ yi davalıdan talep edebileceği, Dosya içerisinde taraflar arasındaki sözleşmenin yabancı para üzerinden kurulduğuna dair bir veri olmadığı, Mahkemece sözleşmenin davacının beyan ettiği üzere 7.375,24 USD üzerinden kurulduğuna kanaat edilmesi halinde, TBK daki seçimlik haklarına binaen davacının ödediği bedeli tahsil tarihindeki kur üzerinden yabancı para olarak talep edebileceği, Bunun haricinde, sözleşme sebebiyle yapılmış masrafa ya da sözleşme yapma fırsatının kaçırıldığına dair dosya içerisinde bir veriye rastlanılmadığından ayrıca bir menfi zarar hesaplanmadığı bildirilmiştir.
Mahkememiz tarafından dosyada bulunan bilgi ve belgeler incelenmiş olup;Huzurdaki dava, davalının mal ve hizmeti teslim etmemesinden bahisle davacının yapmış olduğu ödemenin iadesi istemi (ödemenin öncelikle dava tarihindeki gerçek değeri talepli) davasıdır.
Taraflar arasında eser sözleşmesi kurulduğu noktasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf götürü bedel üzerinde ücret talep edilip edilemeyeceği, yüklenici temerrüdü ve alacak miktarı noktalarında toplanmaktadır.
Davacı taraf ticari defterlerinde; 28.11.2022 tarihinde davalı tarafa 136.880,00 TL ödeme yapıldığı ve 11.10.2024 dava tarihi itibariyle davalı taraftan 136.880,00 TL alacaklı olduğu görülmektedir. Davalı taraf ticari defterlerinde; Davalının 28.11.2022 tarihinde davacı taraftan 136.880,00 TL ödeme aldığı ve 11.10.2024 dava tarihi itibariyle davacı tarafa 136.880,00 TL borçlu olduğu görülmektedir. Dava konusu olaya bakıldığında taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmamakla beraber davacının, davalıya karton pano yapılması için 2022 yılının 11. Ayında toplam 136.880,00 TL ödediği noktasında bir ihtilaf olmadığı, bu durumda taraflar arasındaki sözleşmesinin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, Davacının 16.07.2024 tarihinde işin yapılmaması sebebiyle bedelin iadesini istediği, Dosya içerisinde davalı yüklenici tarafından işin yapılan kısmı ile ilgili bir teslim belgesine rastlanılmadığı, Mevcut durumda, davacının yüklenicinin temerrüdüne binaen sözleşmeden dönerek, ödemiş olduğu, 136.880,00 TL’ yi davalıdan talep edebileceği, dosya içerisinde taraflar arasındaki sözleşmenin yabancı para üzerinden kurulduğuna dair bir veri olmadığı, sözleşme sebebiyle yapılmış masrafa ya da sözleşme yapma fırsatının kaçırıldığına dair dosya içerisinde bir veriye rastlanılmadığından ayrıca bir menfi zarar talep edilemeyeceği, davacı tarafın 16/07/2024 tarihli ihtarnamesinin davalı tarafa 22/07/2024 tarihinde tebliğ olduğu, ihtarname ile verilen 3 gün sonrasından (26/07/2024 tarihinden itibaren) davacının ticari temerrüt faizi talep edebileceği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ İLE, 136.880,00 TL'nin 26/07/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, diğer istemler yönünden talebin REDDİNE,
2-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) Maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 Maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
5-Karar ve ilâm harcı olan 9.350,27-TL harçtan peşin alınan 2.337,57-TL harcın mahsubu ile bakiye 7.012,70-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
6-Davacı vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
7-Davacı tarafça yapılan 14.839,00 TL yargılama gideri ve 2.337,57 TL peşin harç toplamı 17.176,57-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
8-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK Madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,Dair, davacı vekilinin (e-duruşma) ve davalı vekilinin (e-duruşma) yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.