T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/149
KARAR NO:2025/942
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 08/03/2021
KARAR TARİHİ:17/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan davacı şirket ile davalı şirket arasında 08.01.2016 tarihinde "Perakendeci Satış Sözleşmesi" akdedildiğini, Sözleşmenin amacı Davalı tarafından Müvekkili Şirket'ten satın alınacak ürünlerin satımı, muhafazası, gönderilmesi, taşınması ve benzeri satış süreçleriyle ödeme, teslim alma ve tüm diğer karşılıklı yükümlülüklerin belirlenmesi olduğunu, müvekkili şirket tarafından sözleşmesel yükümlülüklerin eksiksiz olarak ve süresinde ifa edildiğini, buna karşın Müvekkili şirket ile Davalı arasında imzalanan sözleşme kapsamında Davalı tarafından yapılan alımlar neticesinde Müvekkili Şirket tarafından kesilmiş olan faturalara ilişkin olarak Davalı tarafından yapılması gereken ödemelerin eksiksiz olarak ve süresinde yapılmadığını, davalı yana Müvekkili Şirket tarafından yarıyıl ciro primi ödemesi yapıldığını, ancak davacı yanın vadesi gelmesine karşın ödemediği 6.045.955,48 TL tutarında borcu bulunması nedeni ile kendisine ödenen ciro primine hak kazanamamakta ve bu miktarın da iadesi gerektiğini, müvekkili Şirket tarafından ilgili bedele uygun olarak (kendisine yarıyıl ciro primi olarak ödenen miktar olan) toplam 538.265,36 TL tutarında faturalar düzenlendiğini, Bu kapsamda davalının müvekkili şirkete vadesi gelmesine karşın ödenmeyen borcu ve haksız yere itiraz ettiği ciro primi iadesine ilişkin faturalardan kaynaklanan borcu bulunduğunu, davalı yanın ise Müvekkili Şirket ile arasındaki ticari ilişkiden doğan cari hesaba, borcuna ve düzenlenen faturalara haksız ve gerekçesiz olarak itiraz ettiğini, müvekkili Şirket'in davalıdan olan alacağına dayalı olarak Müvekkili Şirket tarafından----- İcra Dairesi'nin------. Nolu dosyası ile başlatılan icra takibi haklı ve hukuka uygun olduğunu, Söz konusu icra takibi başlatıldıktan sonra 200.000 TL tutarlı teminat mektubu bozdurulduğunu, Haricen yapılan bu tahsilat hakkında icra dosyasına beyanda bulunulduğunu ve tahsil harcı ödendiğini, Bu doğrultuda davalının Müvekkili Şirket'e olan bakiye borcu huzurdaki davada dava değeri olarak gösterildiğini, İşbu davaya konu icra takibine yapmış olduğu itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalı yan ile Müvekkili Şirket arasında imzalanan Sözleşme'nin 5. maddesi uyarınca taraflar arasında cari hesap ilişkisinin kurulduğunun kararlaştırıldığını ve bu hususta bir uyuşmazlık olması halinde sözleşmede belirtilen süre içerisinde Noterden veya taahhütlü bir mektupla itirazda bulunulması gerektiği konusunda mutabık kalındığını, Müvekkil Şirket Türk Ticaret Kanunu'nun 89-101'inci maddeleri uyarınca cari hesap yöntemiyle çalıştığını, Ayrıca Sözleşme'nin 19. maddesi kapsamında ------ ticari defterlerinin esas alınacağının kararlaştırıldığı da ortada olduğunu, Öncelikle belirtmek gerekir ki işbu davaya konu icra takibinde belirtilen cari hesaba ilişkin davalı yanca süresinde bir itiraz ileri sürülmediğini, icra takibine yapılan itirazın haksız olduğunu, Yine Sözleşme'nin 9. Maddesi uyarınca, ödemede gecikme halinde uygulanacak faizin açıkça düzenlendiğini, Bu kapsamda davalının vadesi gelmesine karşın ödenmeyen borcuna işletilen faiz ve cari hesap taraflarca mutabık kalınan sözleşmeye ve hukuka uygun olduğunu, ticari defterleri incelendiğinde görüleceğini, Davalının vadesi geçmiş borcunun bulunmasından dolayı, Müvekkili Şirket tarafından ilgili bedele uygun olarak (kendisine yarıyıl ciro primi olarak ödenen miktar olan) toplam 538.265,36 TL tutarında yarıyıl ciro primi ödemesinin iadesi için faturalar düzenlendiğini, tüm iyi niyetli yaklaşım ve çabalarına rağmen, Davalı yanın davaya konu icra takibi başlatılmadan Davalı yan huzurdaki davaya konu icra takibi başlatılmadan önce Müvekkil Şirket tarafından kendisine tanınan süre içerisinde borçlu olduğu miktardaki ödemeyi gerçekleştirmediğini, davalı yan tarafından keşide edilen ihtarnameler ile 2019 yılında ekonomik zorluklar yaşadığı gerekçesi ile ürünlerin iade alınmasını ve kendisine ciro primi ödenmesi talep edildiğini, kendisine gönderilen ürünlerin son kullanma tarihinin geçtiği ve ayıplı olduğu iddia edildiğini, davalı tarafın kendisine tanınan süre içerisinde bir ödeme gerçekleştirmeyince Müvekkili şirketin bir ihtarname tebliğ etmek sureti ile fatura tutarının ve yarıyıl ciro primi olarak ödenen tutarın üç gün içerisinde ödenmesini talep ettiğini , davalı yanın ise cevaben Müvekkili Şirket tarafından satılmış olan ürünlerin ve prim faturasının iadesini talep ettiğini, davalı tarafından hiçbir haklı ve hukuka uygun neden gösterilmeksizin ödemelerin süresinde ve eksiksiz olarak yapılmamış olması sonucunda dava konusu alacak hakkında Müvekkili Şirket tarafından ticari ilişkiye dayalı olarak cari hesaptan doğan alacaklarının ödenmesi talepli olarak ihtarname gönderildiğini,davalı yanın -----. İcra Dairesi'nde 25.06.2020 tarihinde aleyhine başlatılmış olan takibe ilişkin olarak itirazın yasal süresi geçtikten sonra haksız ve gerekçeden yoksun olarak borca itirazda bulunduğunu, Davalı yanın itirazının, itirazın zamanında yapılmaması nedeniyle haklı olarak reddedildiğini ve takibin esasen kesinleştiğini, davalı yanın ise itirazın süresinde yapıldığı iddiası ile icra ve iflas memurunu şikayet yoluna başvurduğunu, Memur hakkındaki şikayetin görüldüğü ----- İcra Mahkemesinin 03.11.2020 tarihli, -----. Sayılı kararı ile "-----. İcra Müdürlüğünün ----- sayılı dosyası kapsamında gönderilmiş olan ödeme emrinin 20/07/2020 tarihinde davacıya tebliğ edildiği dosya arasında bulunan tebligat mazbatasından ve ---- takip sistemi üzerinde yapılan incelemeden anlaşılmış olup, şikayetin kabulüne----- İcra Müdürlüğünün -----. sayılı dosyasından davacı borçluya gönderilen ödeme emri tebliğ tarihinin 20/07/2020 olarak düzeltilmesine" karar verildiğini ve takibin durduğunu, arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek ,davanın kabulüne,---. İcra Dairesi'nde ----- esas sayısı ile görülmekte olan takibin teminatın paraya çevrilmesi ile tahsil edilen 200.000 tl nin düşülmesinden sonra bakiye kalan 3.103.205,94 TL bakımından devamına,Borçlunun ----. İcra Dairesi'nde ------ esas sayısı ile görülmekte olan icra takibine yaptığı itirazın iptaline, Borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmama üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine,yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili olan davalı şirket tarafından huzurdaki davanın da konusunu teşkil eden icra takibine konu borca ilişkin olarak davacı aleyhine ikame edilen daha önceki tarihli menfi tespit davasının, huzurdaki dosya esası ile aynı konuda olduğu, sonucuna etki edeceği ve her halükarda bekletici mesele yapılması gerektiğinin şüphesiz olduğunu, müvekkili olan davalı şirket aleyhine Davacı şirket tarafından 10/07/2020 Tarihinde ----.İcra Müdürlüğü------. Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, taraflarınca söz konusu icra takibine 20/07/2020 Tarihinde itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, her ne kadar müvekkili olan şirket aleyhine başlatılan takibi durdurulmuş ise de müvekkili olan davalı şirketin borçlu olmadığına yönelik 27/11/2020 Tarihinde arabuluculuk başvurusu yapıldığını ancak davacı şirket ile yapılan Arabuluculuk Görüşmelerinin sonuçsuz kaldığı için ---Asliye Ticaret Mahkemesi ----- Esas sayılı dosyasında müvekkili şirketin borçlu olmadığına dair menfi tespit davası açıldığını, müvekkili şirket tarafından davacı aleyhine ikame edilen menfi tespit davasının konusunun da huzurdaki davanın konusunu oluşturan -----İcra Müdürlüğü -----. Sayılı ve davacı tarafından davalı müvekkiline yöneltilen icra takibi olduğunu, davalı tarafından huzurdaki davanın açılmasından önce ikame edilen menfi tespit davası ile huzurdaki davanın konusunun birebir aynı olduğunu, ileri sürülen iddiaların asılsız olduğunu, müvekkili olan davalı şirketin 26.03.2019 Tarihinde davacı şirketten ---- zirai ilaç alımı yaptığını fakat satın alınan ürünlerin müvekkili olan şirkete 05.04.2019 Tarihinde teslim edildiğini , müvekkili olan davalıya teslim edilen tarım ilaçlarının son kullanma tarihlerinin yaklaşmış olmasının yanı sıra bu ilaçların müvekkili olan şirkete zirai ilaçlama mevsimi geçtikten sonra teslim edildiğini, müvekkili olan davalı şirketin ilaç satın alım tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını davacı şirkete bildirdiğini, davalının davacıya borcu bulunmadığını, davacı şirket tarafından zirai ilaçlama tarihinden sonra üstelik son kullanma tarihleri dolmak üzere teslim edilen ve davalı şirket tarafından kullanılma olanağı bulunmayan ayıplı ürünlerin bedellerinden davalının sorumlu tutulamayacağını, Davacı şirketin ayıplı ürün teslim etmekle de kalmadığını taraflar arasındaki uzun yıllardır süregelen ticari ilişkiye ve davacının bu sektördeki önemli tekellerden biri olarak beyanlarına da güvenmek zorunda kalarak davalı müvekkilinde adeta hile ile edimlerini gerçekleştirecekleri konusunda güven uyandırdıklarını ve davalıyı yanılttıklarını, davalının söz konusu ürünlerin bedelinden sorumlu tutmak hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı şirketten ikinci zirai ilaç alımının Ağustos 2019'da yapıldığını, sözleşme taraflarının sözleşmesel edimlerinin sadece lafzı olarak anlaşılmaması gerektiği ve sözleşme kapsamında tarafların özellikle yan edimler kapsamında "koruma yükümlülükleri" olduğu modern borçlar hukukunun en temel prensiplerinden biri olduğunu, Davacı tarafın müvekkili şirket aleyhine borç olarak kaydettiği ve müvekkiline ödediği yarıyıl prim alacağı müvekkilinin hukuken hak etmiş olduğu bir prim alacağı olduğunu, davalının herhangi bir gecikmiş borcu bulunmadığını, davalı şirket tarafından söz konusu satış politikasına bir imza atılmamış olduğu gibi 2016 yılında imzalanan bir sözleşmeye binaen 2020 tarihli bir satış politikası dayatılmasının hukuken açıklanabilir bir yönü de bulunmadığını, davacı tarafın zirai ilaç alanında tekel konumunda olup, müvekkili şirket ile olan ticari alışverişte dürüstlük kurallarına aykırı davrandığını, davacı tarafın itirazların süresinde olmadığı ve geçerli olmadığı iddialarının yerinde olmadığını, 30 yıldır kesintisiz olarak ticari ilişki içerisinde bulunulan ve kendisine güven duyulan davacı şirket tarafından müvekkili şirkete ayıptan ari olarak ürün teslim edileceği veya en kötü ihtimalde süre uzatım etiketi getirileceği olduğunu,davacı şirketin ağır kusurlu olduğunu savunarak,----Asliye Ticaret Mahkemesi ---Sayılı, taraflar arasında görülen ve dava konusu icra takibine yönelik açılan menfi tespit davasının, yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda huzurdaki dosyada bekletici mesele yapılmasına,fazlaya dair talep, dava ve sair hukuksal haklarımız saklı kalmak kaydıyla davacının açmış olduğu davanın reddine , Kötüniyetle hareket ederek müvekkilin ticari zararına neden olan davacı şirketin takip konusu alacağın %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava,İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) istemine ilişkindir.---- İcra dairesinin ---- Esas sayılı dosyası, ----. İcra hukuk Mahkemesi'nin ------Esas sayılı dosyası -------- sisteminden celp edilmiştir.
Davacı tarafından davalı aleyhine, fazla ödenen bedelin tahsili için 01.05.2022 tarihind---- İcra Müdürlüğü'nün ----- sayılı dosyası ile cari hesap alacağı olarak 3.303.205,94-TL ve 42.308,19-TL ticari temerrüt faizi olmak üzere toplamda 3.345.514,13-TL toplam alacak üzerinden icra takibi, davalı yanın -----İcra Dairesi'nde 25.06.2020 tarihinde aleyhine başlatılmış olan takibe ilişkin olarak itirazın yasal süresi geçtikten sonra borca itirazda bulunduğu, davalı yanın itirazının, itirazın zamanında yapılmaması nedeniyle icra memurluğu tarafından reddedildiği, davalı yanın ise itirazın süresinde yapıldığı iddiası ile icra memurunu şikayet yoluna başvurduğu Memur hakkındaki şikayetin görüldüğü ----. İcra Mahkemesinin 03.11.2020 tarihli, ----Sayılı kararı ile ---İcra Müdürlüğünün ----- sayılı dosyası kapsamında gönderilmiş olan ödeme emrinin 20/07/2020 tarihinde davacıya tebliğ edildiği dosya arasında bulunan tebligat mazbatasından ve ---- takip sistemi üzerinde yapılan incelemeden anlaşılmış olup, şikayetin kabulüne,-----. İcra Müdürlüğünün -----. sayılı dosyasından davacı borçluya gönderilen ödeme emri tebliğ tarihinin 20/07/2020 olarak düzeltilmesine ve takibin durdurulmasına " karar verildiği ve takibin durduğu, işbu 21/06/2022 tarihli hüküm, davalı vekili tarafından istinaf yoluna gidilmekle, ----- Bölge Adliye Mahkemesi ---- Hukuk Dairesinin 06/12/2023 tarih ve ----- Karar sayılı karar ilamı ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığı ve yeni hüküm kurulmasına karar verildiği kararın taraflara tebliği neticesinde davacı vekili tarafından temyiz yoluna gidilmekle; Yargıtay ---- Hukuk Dairesinin 09/09/2024 tarih ve ----- Karar sayılı karar ilamı ile bozulmasına karar verilerek dönen dosya ----- Esas sırasına kayıt yapılmış olup yapılan yargılama sonucunda ise; ------ Bölge Adliye Mahkemesi ---- Hukuk Dairesinin 07/11/2024 tarih ve-----Karar sayılı karar ilamı ile ;
"Yargıtay ----- Hukuk Dairesi'nin 09/09/2024 tarih, ---- Esas ----- karar sayılı bozma ilamına karşı Dairemizin 06/12/2023 tarih, ----- Esas, ----Karar sayılı ilamında DİRENİLMESİNE,
-Davalının istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nun 353- (1) b) 2) maddesi gereğince -----İcra Hukuk Mahkemesi ---- Esas ----- Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, Yeniden esas hakkında;
-Şikayetin kısmen kabulü ile -----İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı dosyasında davacı borçluya gönderilen ÖDEME EMRİ TEBLİĞ TARİHİNİN 20.07.2020 OLARAK TESPİTİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine," dair Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar taraflara tebliğ edildiği, davacı vekili tarafından yine temyiz yoluna gidilmekle Yargıtay --- Hukuk Dairesinin 04/03/2025 tarih ve ------ Karar sayılı karar ilamı ile yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmekle , onama üzerine icra mahkemesi kararnın , 04/03/2025 tarihinde kesinleştiği bu durumda davaya konu icra dosyasında ödeme emri tebliğ tarihinin 20.07.2020 olarak kesinleştiği, icra mahkemesinde, ------ İcra Dairesine yazılan müzekkereye cevaben "itiraz dilekçesinin 20/07/2020 tarihinde İcra Müdür ------ tarafından havale edilmiş olup, 14/09/2020 tarihinde ise taranarak -------- üzerinden ---- Muh. Sayılı üst yazı ile----İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasına gönderildiğinin belirtildiği görülmüştür.
Sonuç olarak somut olayda, genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde borçluya örnek -----numaralı ödeme emrinin 20.07.2020 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu tarafından 20.07.2020 tarihini taşıyan ve icra memuru tarafından 20.07.2020 tarihinde havale edilip imzalanan itiraz dilekçesinin ibraz edildiği fakat borçluların itiraz dilekçesinin ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi günlük süre geçirildikten sonra 14.09.2020 tarihinde, UYAP sistemine kaydının yapıldığı dosya kapsamıyla sabittir. Nitekim, Yargıtay ----- Hukuk Dairesinin 04/03/2025 tarih ve ------ Karar sayılı karar ilamında somut olayda borçlu-davalının ödeme emrine itiraz tarihinin tespitine yönelik olarak ".....Bu durumda, yukarıda değinilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar uyarınca, itiraz dilekçesinin üzerinde yazılı tarihin itiraz tarihi olarak kabulüne imkan bulunmadığı ve itiraza esas olan tarihin anılan dilekçenin------- sistemine işlendiği ------ tarihi olduğu açıktır. Öyleyse, belirtilen tarih nazara alındığında borçlu tarafından İİK'nın 62. maddesinde öngörülen yasal yedi günlük süre içinde yapılmış bir itirazın varlığından söz edilemez. Bu durumda itiraz dilekçesinin süresinden sonra ---- işlendiği anlaşıldığından ----- Mahkemesinin direnme gerekçesinin yerinde olduğu görülmekle, direnmeye ilişkin kararın onanması...." gerekçesiyle onandığı, bu durumda dava konusu icra takibinde ---- tebliğ tarihli ödeme emrine itirazın 7 günlük süre geçtikten sonra ------- tarihinde yapılmış olmakla, takibin kesinleştiği ve iptali gereken bir ödeme emrine itirazında bulunmadığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde itiraz süresinde olmamakla bu davanın görülmesinde hukuki yarar kalmadığı, fakat davacı tarafça bu davanın, borçlunun itirazına ilişkin başlattığı hukuki işlemler sonucunda itirazının süresinde yapıldığının kabulü ihtimalinde hak kaybına uğramamak adına başlangıçta bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu anlaşılmakla, davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan reddine, başlangıçta davanın açılmasında hukuki yararı bulunduğu ve itirazında geçerli olmadığı tespit edildiğinden davacı aleyhine vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Dava konusu icra takibine yapılan itirazın süresinde olmadığı anlaşılmakla; Hukuki Yarar Dava şartı yokluğundan davanın REDDİNE,
2-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -------- bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
3-Karar ve ilâm harcı olan 615,40-TL harçtan peşin alınan 36.267,43-TL harcın mahsubu ile bakiye 10.877,98-TL harcın kararın kesinleşmesini müteakip talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davanın açılmasında hukuki yararı bulunduğu ve itirazında geçerli olmadığı tespit edildiğinden davacı aleyhine vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,Dair, davacı vekilinin e- duruşma ile yüzüne karşı , gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.