T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/854
KARAR NO : 2025/940
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 30/11/2019
KARAR TARİHİ : 17/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili --- eşi, müvekkil ---- annesi ve müvekkil ---- ablası müteveffa --- (Tc No: ---- Baba Adı: ---- Ana Adı: --- ----. Tarihi: 09.12.1954) --- Hastanesi’ne başvurduğu, Doç. Dr. ---- tarafından yapılan tetkikler sonucunda sol böbrek çıkışında bulunan 8 MM’lik Üreter Taşının alınması için ameliyat olmasına karar verildiği, müvekkilinin bilgisi olmadan ameliyata Doç.Dr. --- -- yerine Op.Dr. ------ katıldığı, 05.09.2013 tarihli ameliyatta Op.Dr. ---- sol böbrek üreter taşına müdahale etmesi gerekirken sağ böbrek alt kutbundaki sessiz taşı - yöntemiyle kırarak parçaladığı, kırılan taşın sağ böbreği de tıkaması sonucunda hastada çoklu organ yetmezliğine bağlı olarak SEPSİS oluşmuş, SEPSİSE girmesinden sonra da süreç tıbbi gerekliliklere uygun yönetilmediğinden ----- 05.12.2013 tarihinde vefat ettiği, yapılan yanlış müdahale nedeniyle şüpheli Opr.Dr.----- ve görevli hekimler hakkında ---- hakkında ( Aydınlatılmış Onam Alınmaması Nedeniyle) soruşturma izni verilmiş ve --- Cumhuriyet Başsavcılığı ----- Soruşturma numaralı dosyası ile soruşturma başlatıldığı, ---- Asliye Ceza Mahkemesi ----- Esas sayılı dosyasında dinlenen tanık Dr. ----- Sol Böbrekte olduğunu mahkeme huzurunda açıkça ifade ettiği, ---- Asliye Ceza Mahkemesi ---- Esas sayılı dosyasının 18.11.2015 tarihli duruşmasında dinlenen ve mütevvaffa ----- hakkında ameliyat kararı veren Dr. ------ ise "Ben hastayı hatırlıyorum iki kere ameliyat olmuştur daha öncesinde taş kırma işlemi yapılmıştır, ancak başarılı olamadığı için ameliyata karar verilmiştir teşhis özel bir doktor tarafından konulmuştur daha sonra bize yönlendirilmiştir taş sol böbrekte idi " beyanında bulunduğu, Tanıık beyanı ve şüphelinin savunması birlikte değerlendirildiğinde anlaşılacağı üzere şüphelinin ameliyatta yanlış böbreğe müdahale ettiği ortaya çıktığı, buna göre alınan 01.10.2018 tarihli Uzman Görüşü raporunda da hem yanlış taraf cerrahisi, operasyon öncesi ve sonrasındaki ihmaller silsilesi açıkça gösterildiği, özetle ifade etmek gerekirse yanlış müdahale neticesinde mütevvafa bilateral üreter obstrüksiyonu ( Çift taraflı İdrar Yolu Tıkanması ) sonucu Post-Renal Akut Böbrek Yetmezliğine girmiş, sepsise sekonder trombositopeniyle DİC gelişmesine ve ölümüyle sonuçlanacak diğer ardışık tıbbi olaylara (Gastrointestinal kanama, hemorojik serebrovasküler olay sonucu felç vb.) sebebiyet verildiği, arz ve izah edilen nedenlerle mahkemenin resen takdir edeceği sair tüm nedenlerle, Bedel Arttırım dilekçesi vermeye ve fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; Bedel Arttırım Dilekçesi sunma hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00TL "Belirsiz Alacağın" davalı hekimler yönünden Haksız fiil tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı sigorta şirketi yönünden Haksız fiil tarihinden işleyecek reeskont faizi ile birlikte alınarak davacılara verilmesine, yargılama masrafları ile vekalet ücretlerinin davalılar üzerine bırakılmasına dair karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH:Davacı vekili ıslah dilekçesinde, dosyaya sunulu raporlarının aleyhe olan yönlerini kabul etmemekle birlikte rapora göre davada bedel arttırım dilekçesi sundukları, ıslah harcı işbu dilekçe tarihi ile UYAP üzerinden dosyasına aktarıldığı, buna göre davanın kabulü ile, istinaf, temyiz ve sair kanun yollarından sonra ek bedel arttırım ve ıslah dilekçesi sunma hakkı ve her türlü fazlaya ve ek davaya dair hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile; 562.662,22TL Destekten Yoksun Kalma Kalma Tazminatı Alacağının, davalılardan ---- ve ------ Şirketi'nden haksız fiil bu mümkün olmadığında temerrüt tarihinden başlayacak reeskont faiz oranı ile tahsili ile davacılardan ----- verilmesine, 803,68TL Sağlık Harcamalarından Doğan Tazminatın, davalılardan haksız fiil bu mümkün olmadığında temerrüt tarihinden başlayacak reeskont faiz oranı ile tahsili ile davacılara verilmesine, Yargılama masrafları ( İhtarname giderleri ve İhtarname Keşide tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari ücret tarifesine göre hükmedilecek ihtarname keşidesi için kanuni vekalet ücretleri dahil ) ile vekalet ücretlerinin aleyhe bedel arttırım işlemi yapılan davalılar üzerine bırakılmasına dair karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ------ vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurda açılan davanın zamanaşımı def'i ve derdestlik itirazının dikkate alınarak reddine, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; sigortalının ilk öğrenme tarihi söz konusu davada asıl olup, bu hususun tespiti için; mevcut ise ceza dosyası evrakları, soruşturma dosyası, davanın kendisine tebliğ edildiği tarihi içeren tebligat parçasının, davacının ilk tazmin talebinde bulunduğu tarihi içerir belgenin, uzlaştırma teklif formu var ise bu evrağın dosyaya sunularak tarafımıza tebliğe çıkarılmasını, müvekkili şırket in dava açılmasına sebebıyet vermedığı ıçın yargılama masrafları ve vekalet ücretının karşı tarafa yükletılmesıne karar verilmesini talep etmiştir. Davalılardan----- vekili vasıtası ile verdiği cevapta; müvekkilleri tarafından gereken tüm teşhis, tedavi, endüksiyon vs.yapılmıştır.Hastanın aydınlatılması ve anamnez ile klinikorganizasyonu da tam olarak kusursuz bir şekilde yerine getirildiğini, haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava davalı hekimlerin davacıların mirasçısı------uyguladıkları tedavinin usulüne uygun olup olmadığı, tedavi sırasında herhangi bir hekim hatasının yapılıp yapılmadığı, şayet hekim hatası yapılmış ise meydana gelen maddi zararın tazmini istemine ilişkin tazminat davasıdır.Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları saptanarak tahkikat aşamasına geçilmiş, deliller toplanmıştır.
Adli Tıp Kurumu rapor içeriğine göre;
05/12/2013 tarihinde öldüğü bildirilen 09/12/1954 ----- hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bulunan veriler değerlendirildiğinde,
Adli dosyada kayıtlı bilgilerde; sağ böbrek taşı nedeniyle ---- takipli olan hastanın ESWL tedavilerinin başarısız olması gerekçesiyle preop tetkikleri gerçekleştirilerek 05/09/2013 tarihinde sağ üreteroskopi (URS) ve DJ stent takılması operasyonunun gerçekleştirildiği, preop ve perop komplikasyon gelişmeyen hastanın postop 1. gününde ateşinin 3 defa 38’e çıkması üzerine İntaniye ile görüşüldüğü, İntaniye önerisi ile Tazocin 3x4,5 gr başlandığı, postop 5. gün karaciğer enzimlerinin yükselmesi, trombosit miktarının azalması ve ateşinin düşmemesi üzerine İntaniye ile tekrar görüşülerek Tazocin’in kesildiği, yerine Meronem 2x1 ve Linezolid 2x600 mg başlandığı, 11/09/2013 tarihinde idrar kültürü steril gelen hastanın ateşi devam ettiği, postop 8. gün hastanın ateşinin devam etmesi ve sağ böbrek grade 2 hidronefroz olması sebebiyle hastaya URS yapılması ve DJ stent takılması için tekrar operasyona alındığı ve postop takip amaçlı Yoğun Bakıma devrinin yapıldığı, 4 günlük yoğun bakım takip ve tedavisi sonrasında Yoğun Bakım ihtiyacı kalmayan hastanın 16/09/2013 tarihinde Üroloji Servisi’ne devredildiği, antibiyoterapisine devam edildiği, takibinde PLT düşüklüğü devam eden hasta için Hematoloji konsültasyonu istendiği, Hematoloji önerisi ile günlük hemogram, INR, fibrinojen takibi yapıldığı, TDP desteği verildiği, mevcut durumun sepsis kaynaklı olduğunun belirtildiği, karaciğer enzim değerlerinde yükseklik bulunan hastanın Gastroenteroloji’ye konsülte edildiği, mevcut bulgu ve laboratuvar değerlerinin sepsis tablosu ile ilintili olduğunun belirtildiği ve PPI tedavi dışında ek öneride bulunulmadığı, idrar kültürü steril olan antibiyotik tedavisi 14. güne tamamlanıp tedavi almadan ateş gözlenen hastada septik ateş yükselmeleri izlendiği ve İntaniye önerisi ile --- 3x1 gr tedavisi başlandığı, ----- tedavisi altında hastanın ateşlerinin gerilediği, ateş kaynağı açısından İntaniye önerisi ile tüm batın USG, kontrastlı MR ve toraks CT görüntüleme yapıldığı, toraks CT’de metastaz? ile uyumlu parankimal lezyonlar izlenmesi üzerine ------ Onkoloji Kliniği ile irtibata geçilip konsültasyon istendiği, PET - CT önerilen hastada görüntüleme gerçekleştirildiği, plevral sıvısı olan hastadan Girişimsel Radyoloji tarafından plevral mayi örneklemesi yapılarak biyokimyasal inceleme yapıldığı ve transüda olarak sonuçlandığı, bilateral ekstremite ödemleri olan hastanın Kardiyolojiye konsülte edildiği, kardiyak patoloji düşünülmeyen hastada ödemin hipoalbuminemiye bağlandığı, öneri ile Albumin düzeyi takip edilerek replasman yapıldığı, hastanın --- 3x1 gr tedavisinin 11. gününde belirgin dispne gelişmesi üzerine Göğüs Hastalıkları konsültasyonu istendiği, kan gazında CO2 yüksekliği olan hastanın Reanimasyon ve Anesteziyoloji ile görüşülerek Yoğun Bakıma 11/10/2013 tarihinde devredildiği, orotrakeal entübe edilen hastanın VC/SIMV modda MV desteğine alındığı, aktif kanaması olan hastaya 2 Ü TDP verildiği, ağız içi aktif kanama mevcut olan hastaya KBB konsültasyonu istendiği, tampon yapıldığı,
12/10/2013 tarihinde şuur kapalı, sedatize hastaya inotrop destek başlandığı,13/10/2013 tarihinde Beyin BT'de intraserebral hemoraji olduğu gözlenmesi üzerine Beyin Cerrahisi’ne danışıldığı, trombositopenisi olan hastaya acil nöroşirurjikal girişim düşünülmediği, yoğun bakım ünitesinde; Sepsis + DİK tanıları bulunan hastanın İntaniye önerileriyle antibiyoterapisinin düzenlendiği, ilgili branş konsültasyonları dahilinde kan ürünü desteği de sağlanarak takip ve tedavisine devam edilmekte iken 05/12/2013 tarihinde saat 11:15'de kardiyak arrest geliştiği, CPR uygulandığı, yanıt alınamadığı ve hastanın saat 12:00'de exitus kabul edildiği birlikte değerlendirildiğinde;
1- Kişinin ölümünün üreteroskopi ve double J (DJ) stent takılması operasyonu sonrası gelişen sepsis ve komplikasyonları (Dissemine İntravasküler Koagülasyon) sonucu meydana gelmiş olduğu,
2------ Hastanesi’nde takipli olan hastanın preop tetkiklerinin uygun şekilde gerçekleştirildiği, preop idrar kültürlerinde üreme izlenmediği, hastanın kliniği ile radyolojik görüntüleme tetkikleri birlikte değerlendirildiğinde 05/09/2013 tarihinde sağ üreteroskopi (URS) ve DJ stent takılması operasyonu endikasyonunun bulunduğu, operasyonun uygun teknikle gerçekleştirilmiş olduğu, ancak ------ Hastanesi’nin 04/09/2013 tarihli Üroloji Kliniği hastalık ve tanı ve tedavisi ile ilgili aydınlatılmış onam belgesinde hasta ve/veya yakınına ait herhangi bir imza veya onay bulunmamasının eksiklik olarak değerlendirildiği, hastanın postop 8. günde sağ böbrek grade 2 hidronefroz olması sebebiyle tekrar operasyona alınmasının uygun olduğu, üreteroskopi ve DJ stent işlemi sonrası gelişen sepsis tablosunun bu tür işlemler neticesinde ortaya çıkabilecek tıbbi bir komplikasyon niteliğinde olduğu, postop süreçte Üroloji Servisinde ve Yoğun Bakım Ünitesinde ilgili branş konsültasyonları dahilinde sepsis tablosu bulunan hastaya uygun takip ve tedavinin verilmiş " yönünde görüş bildirilmiştir. Konunun incelemesi uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi rapor içeriğine göre;
1) Davacı ------ talep edebileceği maddi zararının 562.662,22 TL olduğu,
2) Temerrüt başlangıcının davalı sigorta şirketi yönünden 30.11.2019 dava tarihi; davalı doktorlar yönünden 05.12.2013 vefat tarihi ve faiz nev'inin yasal faiz olduğu," yönünde beyanda bulunulmuştur.
Bilirkişi ek rapor içeriğine göre;
ATK ------İhtisas Kurulunun 27.03.2023 tarihli raporunda “müteveffaya uygun tedavinin verilmiş olduğu” kanaatinin bildirildiği; bu durumda takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere ve kusur durumu dışlanmak suretiyle değerlendirme ve hesaplama yapıldığı,
Davacı ----- talep edebileceği maddi zararının 562.662,22 TL olduğu,
Temerrüt başlangıcının davalı sigorta şirketi yönünden 30.11.2019 dava tarihi; davalı doktorlar yönünden 05.12.2013 vefat tarihi ve faiz nev'inin yasal faiz olduğu,
Müteveffa için yapılan tedavi giderlerinin alanında uzman tıp doktoru bilirkişi tarafından değerlendirmesi gerektiğinden tarafımdan bu hususta bir değerlendirme yapılamadığı" yönünde beyanda bulunulmuştur.
Bilirkişi ek raporunda;
ATK ---İhtisas Kurulunun 27.03.2023 tarihli raporunda “müteveffaya uygun tedavinin verilmiş olduğu” kanaatinin bildirildiği; bu durumda takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere ve kusur durumu dışlanmak suretiyle değerlendirme ve hesaplama yapıldığı,
Davacı ------ talep edebileceği maddi zararının 562.662,22 TL olduğu,
Temerrüt başlangıcının davalı sigorta şirketi yönünden 30.11.2019 dava tarihi; davalı doktorlar yönünden 05.12.2013 vefat tarihi ve faiz nev'inin yasal faiz olduğu,
Müteveffa için yapılan tedavi giderlerinin alanında uzman tıp doktoru bilirkişi tarafından değerlendirmesi gerektiğinden tarafımdan bu hususta bir değerlendirme yapılamadığı" yönünde;
Bilirkişi 2. Ek rapor içeriğine göre ;
ATK ------İhtisas Kurulunun 27.03.2023 tarihli raporunda “müteveffaya uygun tedavinin verilmiş olduğ” kanaatinin bildirildiği; bu durumda takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere ve kusur durumu dışlanmak suretiyle değerlendirme ve hesaplama yapıldığı,
Davacı ----- talep edebileceği maddi zararının 562.662,22 TL olduğu,
Temerrüt başlangıcının davalı sigorta şirketi yönünden 30.11.2019 dava tarihi, davalı doktorlar yönünden 05.12.2013 vefat tarihi ve faiz nev'inin yasal faiz olduğu,
Müteveffa için yapılan tedavi giderlerinin; Kişinin tedavi belgelerin de kurumunun SGK olarak bildirildiği, dosya içeriğinde tedavi giderini gösterir fatura, fiş vb mevcut olmadığı, ancak faturalandırılamasa da belgesiz tedavi gideri olarak 803,68TL nin kadri maarufunda olduğu" yönünde görüş bildirilmiştir.
Somut olayda, davacı murisi ile davalılar arasında hizmet sözleşmesi ilişkisi mevcut olup, davadaki talepler vekillerin vekâlet görevini ifada özen borcuna aykırı davrandıkları iddiasına dayalı bulunmakla, uyuşmazlığa vekâlet hükümlerinin uygulanması ve doğal olarak uyuşmazlığın da bu çerçevede değerlendirilmesi gerekir.
Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur (TBK 400). O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, TBK 510. maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar adam çalıştıran sıfatı ile doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşları için de geçerlidir.
Hasta doktor ilişkisi vekalet ilişkisi kapsamında değerlendirilir. Vekil vekalet görevine konu olan işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan sorumludur. Doktor, hastasının zarar görmemesi için mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında gecikmeksizin saptayıp somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedavi yönetimini de gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Dosyada alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, davalı doktorun uyguladığı tanı ve tedavinin tıbbi kurallara uygun olduğu, meydana gelen sonuçta bir kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-Karar ve ilam harcı olan 615,40-TL'nin peşin ve ıslah harcı olarak yatırılan toplam 9.650,00 TL'den mahsubu ile 9.035,00 TL fazla harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
4-Davalı taraf vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
6-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,Dair, davacılar ve vekili ile davalı ve veklinin yüzüne karşı, yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.