T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/719
KARAR NO : 2025/924
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/10/2023
KARAR TARİHİ : 12/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkil, 21.12.2022 ve 20.01.2023 tarihli yazılı sözleşmeler kapsamında, ----pafta, 162 ada, 7 parselde kayıtlı arsa üzerine ---- Belediyesi tarafından düzenlenen ve onaylanan 30.09.2022 tarih ve --- sayılı Yapı Ruhsatı doğrultusunda inşa ettiği yapının hazır betonunu davalıdan satın alındığını, davalının, davacı müvekkile sattığı hazır betonun, gerek sözleşme gerekse davalı tarafından düzenlenen faturalar uyarınca --- kalitesinde olması gerektiğini, bu konudaki denetim, beton dökümü sırasında işlemi takip eden Yapı Denetim Firması tarafından görevlendirilen akredite laboratuvarca numune alınarak, numuneleri usulüne uygun olarak 7. ve 28. günlerde test ederek ve raporlanarak sağlanmaktadır. Anılan raporlar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın sistemine yüklenmekte ve binanın hangi bölümünde ne kalitede beton döküldüğü resmen kayda geçmektedir. Yönetmelik gereği, 28. günün değerleri tespit edildikten sonra beton kalitesinde (mukavemetinde) olumsuz bir durum varsa Yapı Denetim firması bu defa artık katılaşmış ve binanın yapısında fonksiyon üstlenmiş beton kısımdan alınan karotların sonuçlarına göre işlemleri devam ettirdiğini, davalı ayıplı ürün teslim etmiş olup bu husus tartışmasızdır. Davalı, 21.12.2022 tarihli (400 metreküp -- kalite hazır beton alımı) ve 20.01.2023 tarihli (300 metreküp ---- kalite hazır beton alımı) sözleşmeler ve düzenlediği faturalarda (23.12.2022 ila 28.01.2023) açıkça belirtildiği üzere, --- kalite hazır beton tedarik ve teslim etmesi gerekirken, teslim ettiği hazır betonların çoğu bu kalite ve evsafın altında kaldığını, Yapı Denetim firmasının talimatı ve gözetimi altında yapılan beton testleri, ---- Laboratuvarı'nın 10.02.2023 tarih ve --- sayılı raporu ile tümüyle (yaş beton ve karot olmak üzere) yetersiz kabul edildiğini, bu aşamalarda Yapı Denetim firması 08.02.2023 tarihinde ----- Belediyesi'ne inşaatın durdurulması için yazılı bildirimi yaptığını, 28 günlük test sonuçlarının alındığı 10.02.2023 tarihi itibarıyla inşaat faaliyetleri durdurulmuş ve bu durum tüm detayları ile telefon ve ----- mesajlarıyla derhal davalıya bildirildiğini, yazışmalarda görüleceği üzere, davalı şirket yetkilileri düşük kalite beton teslimini reddederek, bu durumun "numune alan firmaların işgüzarlığı" olduğunu "bilerek 1-2 düşük gösterildiğini", "sonuçlar çıktığında kurtardığını siz de göreceksiniz" şeklindeki beyanlarıyla ayıbı gizlemeye çalıştıklarını ve davacı müvekkili oyalayarak zararın artmasına neden olduklarını, daha sonra davalı, davacı müvekkilden, -güvendikleri ve kendilerinin de hizmet aldıklarını belirttikleri---- aracılığı ile testleri tekrar ettirmesini talep etmiş, testlerin ücretlerini bizzat karşılamış ancak 15.02.2023 tarihli bu testlerde de sonucun değişmediğini, düşük değerde çıkan ---- yapılması gereken laboratuvar hizmet bedelleri de davalı şirketçe (davalı şirketle ilişkili ---- Beton tarafından) karşılandığını, davalının ayıplı ürün teslimi nedeniyle davacı müvekkil maddi zarara uğradığını, Yapı denetim şirketi yetkili mühendisi 10.02.2023 tarihinde beton dökümünün durdurulması hususunu ---- mesajı ile bildirmiş, bildirim üzerine inşaat faaliyeti durdurulmuş ve ---- Belediyesi, 17.02.2023 tarihinde davacı müvekkile, "inşaat faaliyetlerinin durdurulması hususunu" yazılı olarak tebliğ ettiğini, davacı müvekkilinin zararın büyümemesi için gerekli tedbirleri derhal aldığını, binanın statik performans analizi, analiz sonucuna göre tadilat projesi (ki yapılan proje sonunda binanın (-2) bodrum katında bulunan üç (3) kolonda güçlendirme yapılması gerekmiştir) ve Tadilat Yapı Ruhsatı işlemlerini hızlıca sonuçlandırdığını, böylece davacı müvekkil ancak 28.3.2023 tarih ve -----sayı ile düzenlenen Tadilat Yapı Ruhsatı sonrasında inşaat faaliyetlerine devam edebilmiştir. Belirtmek isteriz ki davacı müvekkil şirket bir kısım inşaat işlerinin yürütülmesinde ----- hizmet aldığını, davalının ayıplı ürün teslimi nedeniyle davacı müvekkil tüm bu süreçte; Statik performans analizi (-----12.04.2023 tarih ve 11.800,00TL bedelli fatura) Ozalit çoğaltma işlemleri (23.03.2023 tarih ve 3.500,00TL tutarlı fiş) Statik Proje Harcı (24.03.2023 tarih ve 6.530,00TL tutarlı ---- Belediyesi Tahsilat Makbuzu) Güçlendirme işleri (----- 22.06.2023 tarih ve 295.000,00TL bedelli fatura) Kalıp malzemesi kirası (----- 23.05.2023 tarih 405.300,00TL bedelli fatura) Şantiye mühürlüyken kaçınılamayan işçilik gideri olarak; İnşaat hizmeti alınan ----- için ödenen toplam 34.024,00TL ile Davacı şirket şantiye şefi --- için 27.245,00TL ve bekçisi ---- için 21.585,00TL olmak üzere toplam 82.854,00TL Şantiye mühürlüyken kaçınılamayan demir ve kalıp işçilik ücretlerindeki artış (187.880,00TL) Şantiye mühürlüyken kaçınılamayan demir malzeme fiyatlarındaki artış (25.600,00TL) ve İhtarname bedeli -----Noterliği 04.04.2023 tarih ve 845,00TL bedelli fatura) gibi ek mas raf ve maliyetlere katlanmak zorunda kaldığını, İnşaatın durdurulması, gecikmesi ve tadili nedeniyle uğranılan diğer zararlar bakımından alacak ve talep hakları saklı tutulduğunu, davalının mütemerrit olduğunu, Davacı müvekkil, yukarıda bahsi geçen tüm olayları aynı gün davalıya sözlü ve yazılı olarak bildirmiştir. Bunun yanı sıra davalıya, -----Noterliği'nin 04.04.2023 tarih ve ----- yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderildiğini, ancak davalı gerek o tarihe kadar doğan gerekse devam edegelen belgeli zararlara ilişkin hiç bir bedel ödemediğini, aksine-----.Noterliği'nin 10.04.2023 tarih ve --- yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesinde, üretici olmadığından bahisle, sorumluluktan kaçınmaya çalıştığını, Davacı, öncelikle inşaat faaliyetlerinin durmasına neden olan davalıdan hazır beton alımını durdurmak istediğini, Ancak yapılmakta olan bir inşaata, piyasa koşullarında, başkaca hazır beton firmalarının beton vermekten kaçınması ve anlaşma gereği davalıya yapılan peşin ödeme nedeniyle bu mümkün olmadığını, ancak daha sonra yapılan görüşmelerde davalı şirket peşin ödenen tutardan, "karşılığında hazır beton alınmayan" kalan 549.290,00TL TL'yi müvekkil şirketin banka hesabına iade ettiğini, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 552.675,00TL toplam zararın ihtarname ve ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davacı yahut davalı arasında beton tesliminine ve beton kalitesine ilişkin sözleşme bulunmadığını, müvekkili şirketin yıllardır hazır beton sektöründe özellikle ---- ve ---- yakası bölgesinde önde gelen şirketlerden biridir. Bir çok farklı şirkete hazır beton teslimi yapmakta ve hiçbir şikayet almadığını, zaman zaman yaşanan sıkıntılarda müşterilerinin beklentilerini karşılamak adına gerekli tüm inceleme ve denetlemeleri yaptığını, davalı firma hazır betonun üreticisinin müvekkil şirket olduğundan bahisle davanın bize ihbar edilmesini talep etmiş olsa da davanın bize ihbar edilmesi hatalı olduğunu, davalı firma tarafından davacı firmanın inşaat sahasına dökülen hazır betonun müvekkil şirketten alındığına ilişkin dosyada hiçbir delil mevcut olmamakla birlikte bu husus tarafımızca da kabul edilmediğini, ayrıca beton karot değerlerinin düşük çıkmasında ve davacının zarara uğramasında müvekkil firmanın hiçbir kusuru bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından davalı firmaya talepleri doğrultusunda hazır beton satışı yapıldığını, davalı yan kendi dilekçelerinde de belirtildiği üzere üretici firmalardan hazır beton alıp bu hazır betonu inşaat sahalarına tedarik ettiğini, davalı yan tarafından müvekkil şirketten alınan hazır betonun davacı yanın inşaat sahasına dökülüp dökülmediği dahi ne davacı tarafından ne de davalı tarafından ispat edilemediğini, davacı yanın inşaat sahasına dökülen hazır betonun müvekkil firmadan alındığının kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, hazır beton satışı davalı şirkete yapıldıktan ne kadar süre sonra davacı firmanın inşaat alanına döküldüğü tarafımızca tespit edilebilir durumda olmadığını, ayrıca müvekkil şirket tarafından davalı firmaya teslim edilen hazır betonun hangi şartlarda muhafaza edildiği de tespit edilmesi gerektiğini, bu sebeple davalının müvekkil şirketten satın aldığı betonu ne şekilde muhafaza ettiği, ne kadar süre muhafaza ettiği ve hangi inşaata döktüğünün tespiti gerektiğini, davalı şirketin inşaat alanına döktüğü hazır betonun müvekkil şirketin ürettiği hazır beton olup olmadığı dahi tespit edilmeden dosyanın tarafımıza ihbar edilmesi hatalı olduğunu, beton karot değerlerinin düşük çıkmasına davacının yahut denetim firmalarının sebebiyet verip vermediğinin tespiti gerektiğini, davacı şirket beton karot değerlerinin düşük çıkmasından doğrudan davalı şirketi sorumlu tuttuğunu, davalı şirket tarafından davacı şirkete teslim edilen hazır betonun müvekkil şirkete ait olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, beton karot değerlerinin düşük çıkmasına davacının yahut denetim firmalarının sebebiyet vermesi kuvvetle muhtemel olduğunu, beton dökümü esnasında vibrör denilen ve hazır betonun zemine eşit şekilde dağılmasını, baloncuk meydana getirmemesini ve dayanımının artmasını sağlayan aletin kullanılması gerektiğini, söz konusu aletin kullanılmaması halinde hazır betonun zemine yahut kolana eşit şekilde yayılmaması sebebiyle karot değerleri gerçeği yansıtmadığını, beton dökülürken dökülen yüzeyde vibrör kullanılması alıcı davacı şirketin sorumluluğu altında olduğunu, davacı şirketin vibrör kullanmaması, hazır betonun davacının sebebiyet verdiği seviyede olmamasına sebebiyet verdiğini, beton dökme işlemi yapılırken temelin bir tarafından başlanılarak doldura doldura devam etmesi ve döküm gerçekleşirken vibrötör çalışanının dökülmüş ve kalıba yerleştirilmiş olan yaş betonu vibrasyon uygulaması yapması gerektiğini, davacı tarafın hazır beton dökümünde üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediğinin karot değerlerinin düşük çıkmasında kusurlu olup olmadığının tespiti gerektiğini, davacının zararlarının artmasına kendi kusurlu davranışları sebebiyet verdiğini, davacı şirket her ne kadar Yapı Denetim şirketi yetkilisi tarafından beton dökümün durdurulmasının ve devamında ----- Belediyesi tarafından inşaatın durdurulmasının yazılı olarak kendilerine bildirildiğini beyan etmiş olsa da bu beyanlar somut gerçek ile örtüşmediğini, davacı şirket Yapı Denetim firmasından ve belediyeden inşaatın durdurulmasını kendi istediğini, kaldı ki, davacı taraf inşaat faaliyetlerinin sadece 1 ay durduğunu beyan etmiş olmasına rağmen talep etmiş olduğu zarar kalemleri fahiş olduğunu, davacı inşaatın belli alanlarına güçlendirme çalışması yaptığını beyan ettiğini, öncelikle bu hususun tespit edilmesi gerektiğini, güçlendirme yapılan alana betonun davalı firma tarafından dökülüp dökülmediğinin ve o alanda güçlendirme yapılmasının gerekli olup olmadığı araştırılması gerektiğini, davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Huzurdaki dava, davalı tarafından davacıya satılan betonun kalitesinin düşük olmasından kaynaklı maddi tazminat davasıdır. Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk son tutanağı dosyaya sunulmuştur.
6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU/TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI - Madde 222 -(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.
TÜRK TİCARET KANUNU Madde 64- (1): "(Değişik fıkra: 26/06/2012-6335 S.K./8.md.) Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir."
(2): "Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür."
Madde 83- (1): "Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir."Ticari defterler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 222 ve devamı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 64 ve devamında açıkça düzenlenmiştir.
Tİcari defterlere anılan Kanun'larda delil olarak hüküm ve sonuç bağlanmıştır.
Tacirler, Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükmü uyarınca ticari defter tutmak zorundadır.
Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK. m. 222/1).
Yine Türk Ticaret Kanunu Madde 83/1'de ticari uyuşmazlıklarda Mahkemenin ticari defterlerin re'sen ibrazına karar verebileceği, Mahkeme re'sen ticari defterlerin ibrazına karar vermese dahi taraflardan birinin istemi üzerine ticari defterlerin ibrazına Mahkemece karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır.Ticari defterler, bazı şartların varlığı durumunda sahibi lehine delil olarak kullanılabilir. Şöyle ki: Uyuşmazlık ticari bir işten kaynaklanmalıdır. Bu iş, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmelidir. Taraflardan yalnızca biri için ticari iş niteliğinde olan uyuşmazlıklarda, arada sözleşme olsa bile defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir sıfatını haiz olmalıdır. Taraflardan birinin ya da her ikisinin tacir olmaması halinde ticari defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Öte yandan ticari defterler Kanun’a uygun tutulmuş olmalıdır. Tutulması zorunlu defterler eksiksiz, usulüne uygun tutulmalı, açılış kapanış onayları yapılmış olmalıdır. (TTK. m. 64) Ayrıca, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veye diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (HMK. m. 222/3)Davacı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Davalı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Uyuşmazlık tarafların ticari işletmesinden ve ticari bir işten kaynaklanmaktadır. Tacirler arasındaki huzurdaki ticari davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.
Bu açıklamalar ekseninde değerlendirme yapıldığında; davacı ile davalı tarafın tacir sıfatını taşıdıkları, her iki tarafın da ticari defter tutmak zorunda olduğu anlaşılmıştır. Her iki taraf da tacir olduğundan ticari defter içerikleri delil vasfı taşımaktadır.
Mahkememizce işbu dosyada, Mali Müşavir bilirkişi, Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı bilirkişi ve İnşaat Yüksek Mühendisi bilirkişilerin raporu dosya arasına alınmıştır. Bilirkişiler tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda özetle; 3 - MALİ YÖNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME: 3.a. DEFTER İNCELEMESİ (USUL): 3.a.1- DAVACI DEFTER İNCELEMESİ (Usul): Davacı şirket tarafından incelemeye ibraz edilen 2022 ve 2023 yılları ticari defterlerinin noter onay bilgileri aşağıdaki gibidir; Davacı şirketin ibraz ettiği, 2022 ve 2023 yılı ilişkin ticari defterlerin; T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220- 226' ve 1 Sıra No'lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre Defteri Kebir ile Yevmiye defterlerini GİB onaylı beratlarını süresinde almış olduğu görülmüştür. 3.a.2- DAVALI DEFTER İNCELEMESİ (Usul): Davalı şirket tarafından incelemeye ibraz edilen 2022 ve 2023 yılları ticari defterlerinin noter onay bilgileri aşağıdaki gibidir; Davalı şirketin ibraz ettiği, 2022 ve 2023 yılı ilişkin ticari defterlerin; T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220- 226' ve 1 Sıra No'lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre Defteri Kebir ile Yevmiye defterlerini GİB onaylı beratlarını süresinde almış olduğu görülmüştür. 3.b HESAP İNCELEMESİ: 3.b-1- Davacı Hesap İncelemesi: davacının defterlerinde, davalı şirkette ait olan ------ Kodlu Satıcılar hesabın dökümü aşağıdaki gibidir. Yukarıdaki cari hesap tablosunda görüldüğü gibi, davacı tarafından 31.12.2022 tarihinden 28.01.2023 tarihine kadar davalı taraftan 6 fatura ile 853.966,00 TL tutarlı alış yaptığı, davalı tarafa 4 ayrı tarihte 1.484.440,00 TL ödeme yapıldığı, 28.01.2023 tarihi itibariyle davalı taraftan 549.290,00 TL alacaklı olduğu, iş bu alacak tutarının 03.04.2023 tarihinde 549.290,00 TL tutarlı ödeme ile kapatılmış olduğu görülmüştür. Davacı Şantiye mühürlüyken kaçınılamayan işçilik gideri olarak Davacı şirket şantiye şefi ---- için 27.245,00 TL ve bekçisi ---- için 21.585,00 TL olmak üzere toplam 48.830,00 TL tahsili talep etmiştir. Ücret Bordoları ticari defterlere toplu olarak kayıt edildiğinden, davacının defterlerinde--- ile ---- adına hesap hareketlerine rastlamaktadır. Davacı şirkette Çalışılamayan döneme ilişkin şefi---- ait 2023 yılı Ocak ve Şubat aylarına ait SGK ücret tahakkukları ile ücret bordoları sunulmuştur. Söz konusu ücret bordolarının davacı defterlerinde kayıtlı olduğu görülmüştür. İncelemeye sunulan Davacı tarafından SGK----- Sosyal Güvenlik Merkezi'ne verilen Sigorta Primleri Müdürlüğü tahakkuk fişlerine göre davacı şirketin -----sicil sayılı dosyada -----. unvanı ile ---- adresindeki işyeri için ----adına verilmiş olan 2023 yılı Şubat ile Mart aylarına ait ücret tahakkukları aşağıdaki gibidir. Yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi, davacı şirketin -----sicil numaralı işyerine ait dava dışı------ 2023 yılı Şubat 30 gün , 2023 yılı Mart aylarında 30 gün çalışmasının olduğu. Dava dışı ----- davacı şirkette 120 günlük çalışma maliyetinin 57.267,70 TL olduğu görülmektedir. Çalışılmayan dönemin 17.02.2023 - 28.03.2023 arası gün olduğu kabul edilerek, dava dışı kişilerin davacı şirkette olan maliyetinin 37.224,01 TL olduğu hesaplanmaktadır. Davacı----.Noterliği 04.04.2023 tarih ----- yevmiye sayılı ihtarnameye ilişkin 845,00 TL ihtarname ücretinin tahsilini talep etmiştir. Davacı tarafından keşide edilen----Noterliği 04.04.2023 tarih ----- yevmiye numaralı ihtarnamesine ait 04.04.2023 tarihli ------ seri no.lu Noterlik Makbuzunda, ihtarname ücretinin 838,38 TL olduğu ve davacı defterlerinde iş bu tutarın davacının defterlerinde 30.04.2023 tarih --- yevmiye sayılı kayıt ile ---- Kodlu Noter Giderleri hesabına borç kayıt edildiği görülmüştür. 3.b-1 Davalı Hesap İncelemesi: Davalının defterlerinde, davacı şirkette ait olan 2022 ve 2023 yılları ----- Kodlu Alıcılar hesabının dökümü aşağıdaki gibidir. Yukarıdaki cari hesap tablosunda görüldüğü gibi, davalı tarafından 31.12.2022 tarihinden 28.01.2023 tarihine kadar davacı tarafa 6 fatura ile 853.966,00 TL tutarlı satış yaptığı, davacı taraftan 4 ayrı tarihte 1.484.440,00 TL ödeme aldığı, 28.01.2023 tarihi itibariyle davacı tarafa 549.290,00 TL borçlu olduğu, iş bu borç tutarının 03.04.2023 tarihinde 549.290,00 TL tutarlı ödeme ile kapatılmış olduğu görülmüştür. 4 - İNŞAAT İSLERİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME: Dosya üzerinde ve İmar İşlem Dosyasında yapılan incelemede aşağıdaki tespitler yapılmıştır. Dava konusu taşınmaz için 30.09.2022 tarihinde Yapı Ruhsatı düzenlenmiştir. Davacı dilekçesinde davalı ile arasında 21.12.2022 ve 20.01.2023 tarihli Sözleşmeler kapsamında 21.12.2022 tarihli---- betonu alındığını beyan etmiştir. Ancak dosya kapsamında söz konusu sözleşmelere rastlanılmamıştır. Beton Deney Raporu'nda üretici firmanın ----- olduğu yazılmış olup, takdiri sayın Mahkeme'ye aittir. Söz konusu betonlara ait gerekli testler lisanslı ve yetkili laboratuvar tarafından yapılmış gerekli mukavemete sahip olmadığı belirlenmiştir. Daha sonra başka laboratuvarlarca da yeniden yapılan tetkiklerde beton mukavemetleri yetersiz bulunmuştur. Dosya kapsamındaki beton test sonuçlarından 2.Bodrum kat kolan ve perdelerine dökülen betonların yeterli mukavemete sahip olmadığı anlaşılmıştır. Dava konusu inşaatın Yapı Denetim Firması 14.02.2023 tarihli yazısı ile ----- Belediyesi'ne bildirimde bulunarak inşaatın durdurulmasını talep etmiştir. ---- Belediye Başkanlığı Yapı Kontrol Müdürlüğü tarafından düzenlenmiş olan 17.02.2023 tarihli Tebligat'da özetle; inşaatın durdurulması ve cezai işlem uygulanması belirtilmiştir. Mevcut beton kalitesine göre yapılan Performans Analizi sonucu 2. Bodrum kattaki 3 kolonda güçlendirme yapılması gerekmiş ve ona göre Tadilat Projesi ve 28.03.2023 tarihli Tadilat Ruhsatı düzenlenmiştir. İmar İşlem Dosyası'ndaki 29.08.2023 tarihli son Seviye Tespit Tutanağı'nda inşaat seviyesi %60 olarak belirlenmiştir. Buna seviye binanın betonarme işinin tamamlandığını göstermektedir. Teknik Değerlendirme; Teknik yönden yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda ilgili mevzuat uyarınca yeterli mukavemete sahip olmayan dava konusu betonların davalı ile davacı arasında yapılan sözleşmeler kapsamında davalıdan temin edildiğinin tespiti halinde davacının teknik açıdan uğradığı zararları davalıdan talep edebileceği görüş ve kanaatine varılmıştır. Çalışılmayan süre; ----- Müdürlüğü'nün işi durdurma Tebligatı tarihi: 17.02.2023 Tadilat Ruhsatı tarihi: 28.03.2023 Çalışılamayan süre: 40 Gün Davacının Zarar Talebi: Statik Performans Analizi: 11.800.-TL (12.04.2013 tarihli fatura) Ozalit çoğaltma İşlemleri: 3.500.-TL (23.03.2023 tarihli fiş) Statik proje harcı: 6.530.-TL (24.03.2023 tarihli tahsilat makbuzu) Güçlendirme İşleri: 295.000.-TL (22.06.2023 tarihli fatura) Kalıp malzemesi kirası: 405.300.-TL (23.05.2023 tarihli fiş) Çalışılamayan dönemde işçilere ödenen bedel: 34.024.-TL Çalışılamayan dönemde şantiye şefi için ödenen bedel: 27.245.-TL Çalışılamayan dönemde şantiye bekçisi için ödenen bedel: 21.585.-TL Çalışılamayan dönemde işçilik ücretlerindeki artış: 187.880.-TL Çalışılamayan dönemde demir fiyatındaki artış: 25.600.-TL İhtarname bedeli: 845.-TL (04.04.2023 tarihli fatura) Toplam bedel 552.675.-TL olarak talep edilmekle birlikte iş bu fiyatın nasıl hesaplandığı, hangi iş kalemlerini içerdiği anlaşılamamıştır. Teknik İşlerle İlgili Davacının Zarar Hesabı; Statik Performans Analizi: 11.800.-TL (Projenin boyutu göz önüne alındığında Performans analizi için sunulan 12.04.2013 tarihli faturanın kadri maruf olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.) Ozalit çoğaltma İşlemleri: 3.500.-TL (Ruhsat işlemleri için gerekli olan tadilat projelerinin ozalit bedelinin -23.03.2023 tarihli fiş- kadri maruf olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.) Statik proje harcı: 6.530.-TL (Statik proje harç miktarı belediye tarafından belirlenmekte olup, 24.03.2023 tarihli tahsilat makbuzunun kadri maruf olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.) Güçlendirme İşleri: (22.06.2023 Tarihli faturada 3 adet kolonun güçlendirmesi için toplam 250.000.-TL+KDV bedel yazılmıştır. Faturada teknik yönden hiçbir açıklama mevcut değildir. Yapı Ruhsatında Vl-A Sınıfına sahip olduğu belirtilen binanın 2023 Yılı Yapı Yaklaşık Birim Maliyeti 6.825.-TL+KDV olup, söz konusu fatura bedeli; 250.000.-TL / 6.825.-TL/m2 = 36,63 m2 tamamen bitmiş inşaat alanına, 36,63 m2 / 0,45 (kaba inşaat oranı) = 81,40 m2 kaba inşaat alanına karşılık gelmektedir. Oysa yapılan güçlendirme işinin yüzey alanı yaklaşık 28 m2'dir. Tadilat Projesinden söz konusu kolonların 255cm-295cm yüksekliklerinde 55cmx55cm kare, 50cmx55cm dikdörtgen ve 50cm çapında daire formunda oldukları, çevrelerine 15 cm kalınlıkta demirli beton ile güçlendirme yapıldığı görülmüştür. Yapılan hesaplamada güçlendirme işinde yaklaşık 4,00 m3 beton, 28,00 m2 kalıp ve 500 kg demir kullanıldığı belirlenmiştir. Söz konusu işin niteliği, kullanılan malzemelerin miktarları, beton pompası bedeli, nakliyeler, işçilikler ve müteahhit karı göz önüne alındığında 3 kolonun projesine uygun şekilde güçlendirme bedeli dava tarihi itibarıyla; 28,00 m2 x 6.825.-TL x 0,45 (Kaba inşaat oranı) x 1,50 (Birim fiyat artış oranı) = 129.000.-TL+KDV = 152.220.-TL olarak tayin, takdirve hesap edilmiştir.) Kalıp malzemesi kirası: (Davacı kalıp kiralama ile ilgili dosyaya 3 adet teklif sunmuş ve 405.300.-TL tutarındaki teklif bedelini talep etmiştir. Ancak davacı, betonarme karkas işini tüm kalıbını kiralama yöntemiyle yapıyor ise kalıp kiralaması ile ilgili zararının tespiti için ilgili faturasını dosyaya sunması gerekmektedir. Davacı tarafından sunulan teklife göre kalıp malzemesinin kirasını ise tespit etmek teknik açıdan mümkün görülmemiştir.) Çalışılamayan dönemde işçilere ödenen bedel: Davacı Şantiye mühürlüyken kaçınılamayan işçilik gideri olarak Davacı şirket şantiye şefi ---- için 27.245,00 TL ve bekçisi ----- için 21.585,00 TL olmak üzere toplam 48.830,00 TL tahsili talep etmiştir. Mali yönden yapılan incelemede, Çalışılmayan dönemin 17.02.2023 - 28.03.2023 arası gün olduğu kabul edilerek, dava dışı kişilerin davacı şirkette olan maliyetinin 37.224,01 TL olduğu hesaplanmıştır. Çalışılamayan dönemde demir fiyatındaki artış: (Davacı tarafından çalışılamayan 17.02.2023 - 28.03.2023 tarihleri arası döneme ait demir fiyat artışlarını gösteren belge ve/veya zamlı olarak şantiyeye alınan demir fiyatı ve miktarı konusunda dosyaya herhangi bir teknik belge sunmamıştır. Bu nedenle çalışılmayan dönemdeki demir fiyat artışı ile ilgili olarak teknik açıdan değerlendirme yapılamamıştır.) İhtarname bedeli: Davacı tarafından keşide edilen-----.Noterliği 04.04.2023 tarih ---- yevmiye numaralı ihtarnameye ait 04.04.2023 tarihli ----- seri no.lu Noterlik Makbuzunda, ihtarname ücretinin 838,38 TL olduğu ve davacı defterlerinde iş bu tutarın davacının defterlerinde 30.04.2023 tarih ---yevmiye sayılı kayıt ile 770.10.3.14 Kodlu Noter Giderleri hesabına borç kayıt edildiği görülmüştür. Yukarında açıklanan teknik tespit ve değerlendirmeler ışığında davacının dava tarihi itibarıyla toplam zararı; 11.800.-TL + 3.500.-TL + 6.530.-TL + 152.220.-TL + 37.224,01.-TL +838,38.-TL = 212.112,39.-TL olarak hesaplanmıştır. 6 - SÖZLEŞME BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME: TBK'nın 207. maddesine göre satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme; alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmelerdir. Mevzuatımızda tanımlanmamakla birlikte ticari satış sözleşmesi de, tacir bir kimsenin mesleği icabı tekrar satıp kazanç elde etmek veya işletmesinde üretim amacı ile başka bir tacirden satın aldığı mallar üzerine kurulan sözleşmelerdir. Bu tanımdan yola çıkarak, adi satış sözleşmesinden farklı olarak, ticari satış sözleşmesinin kurulabilmesi için, iki tarafın da tacir olması ve satış sözleşmesine konu metanın da ticari işletmeleri ile ilgili bulunması gerekmektedir. Borçlar Kanunumuza göre bir eser meydana getirme karşılığında, iş sahibinin bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmeler Eser Sözleşmesi olarak nitelendirilmiştir. Her ne kadar kanunun lafzı bir nesnenin "meydana getirilmesini" ihsas etse de aslında kapsamı maddi varlığı olmayıp da sonucu bir bütünlük olaraktaahhüt edilebilen şeyleri de kapsamaktadır. Eser sözleşmesini, menkul satış sözleşmesinden ayıran temel farklılık, İş sahibinin, işin yapılması konusunda yükleniciye talimat verme yetkisine sahip olup olmamasıdır. Talimat yetkisinin olduğu durumlarda eser; buna karşılık yüklenicinin bu konuda özgür olduğu durumlarda da satım sözleşmesinin varlığı kabul edilmektedir. Özellikle sipariş ile üretilecek bir ürünün satın alınması durumunda, ürünün kullanılabilmesi montaj işine de bağlı olduğunda, diğer bir ifadeyle, satış sözleşmesi hem özel sipariş üzerine satın almayı hem de montaj hizmetini ihtiva ediyorsa, bu gibi sözleşmeler eser sözleşmesi olarak yorumlanmaktadır. Bununla beraber, Borçlar Kanunu'nun 472. Maddesinin 1. Fıkrasına göre, eserde kullanılan malzemenin yüklenici tarafından sağlanması durumunda da, yüklenicinin satıcı gibi sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Uygulamada da hazır beton sözleşmelerinde borçlunun aynı zamanda betonun kalıplara dökülmesi işlemini de kendisinin yerine getirmesi halinde sözleşme eser sözleşmesi, aksi halde sözleşme satım sözleşmesi olarak kabul edilmektedir. Satış sözleşmesinden kaynaklanan ayıba karşı tekeffül hükümleri Borçlar Kanunumuzda düzenlenmiş olup; ayrıca ticari satış sözleşmelerinin muayene ihbar yükümlülükleri için Ticaret Kanunumuzda özel düzenlemeler getirilmiştir. Bu düzenlemelere göre alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden doğan haklarını kullanabilmesi için, satıcı tarafından ayıplı bir malın teslim edilmiş olması, alıcının tarafından da muayene ve ihbar yükümlülüklerine riayet edilmesi gerekmektedir. Borçlar Kanunumuzda, satış sözleşmesinden kaynaklanan ayıp, kullanım bakımından değerini ve beklenen faydaları önemli ölçüde azaltan veya satıcı tarafından bildirilen nitelikleri taşımayan mallardaki, maddi, hukuki, ya da ekonomik ayıplar olaraktanımlanmıştır. Bu sebeple bir malın ayıplı olabilmesi için, vaat edilen özellikleri taşımaması ya da herhangi bir vaat bulunmasa dahi kendisinden beklenen vasıflara haiz olmaması gerekmektedir. Eser Sözleşmelerinde de ayıp, satım sözleşmesine benzer olmakla birlikte, eserin sözleşmeye göre taşıması gereken nitelikleri taşımaması hali veya bu hususta özel bir hüküm olmasa dahi, sözleşmenin niteliği ve içeriği dikkate alındığında, MK m. 2 hükmü gereği eserde mevcut olması gereken vasıfların eksikliği şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu bakımdan, montaj, tamir, bakım, onarıma ilişkin eser sözleşmelerinde, tamirin tekniğine, fen ve sanatına uygun olarak gereği gibi yapılmaması, halinde edimin ayıplı olarak ifa edildiği kabul edilmektedir. Satım sözleşmelerinde Ticaret Kanunumuza göre, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde, açıkça belli değilse sekiz gün içinde incelemesi ve satıcıya ihbar etmesi gerekmektedir. Ticaret Kanunumuzun getirdiği bu hüküm aslında aşikar ve açık ayıplar içindir. Bu bakımdan gözle görülebilen aşikar ayıpların 2 gün, tacirin muayenesi ile ortaya çıkan ayıpların açık ayıpların ise 8 gün içerisinde ihbar edilmesi gerekir. Gizli ayıplar için ise yine Borçlar Kanunumuzun 223. Maddesi tatbik edilmekte ve teslimden itibaren iki yıl içerisinde ortaya çıkan ayıpların hemen satıcıya bildirilmesi gerekmektedir. Mevzuatımız açısından ihbarın geçerliliği de belli bir şekil şartına tabi değildir, fakat ayıp ihbarının satıcıya ulaştığının tespit edilememesi durumunda, ticari satımlardan kaynaklanan ayıp ihbarlarının TTK m. 18/111 hükmünde öngörülen yollardan biriyle yapılması geçerlilik olmasa bile ispat şekli olarak kabul edilmiştir. Eser sözleşmeleri açısından ise Ticaret Kanunumuzda ihbar süresine dair özel bir hüküm ihdas edilmemiştir. Bu bakımdan Borçlar Kanunumuzun 474. Maddesine göre, İş sahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. Satım sözleşmelerinde Borçlar Kanunu'nun 227. Maddesi uyarınca, ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanmak isteyen alıcı, satıcıya karşı sözleşmeden dönme, satış bedelinin indirilmesi, ücretsiz onarım ve satılan malın bir benzeri ile değiştirilmesini talep edebileceği gibi, bu seçimlik haklardan ayrı olarak, uğradığı zararın tazminini de talep edebilir. Eser sözleşmesi açısından da ayıba karşı tekeffüle ilişkin olarak iş sahibinin ayıp karşısında kullanabileceği haklar, TBK m. 475'te düzenlenmiştir. Ayıp karşısında kullanılabilecek olan haklardan seçimlik hak olanlar; sözleşmeden dönme, bedelden indirim isteme, eserin ücretsiz onarımını isteme hakkı olarak sıralanmıştır. Bu üç seçimlik hak haricinde, TBK m. 475/li'de, yine genel hükümlere göre tazminat talep etme hakkının saklı olduğu hüküm altına alınmıştır. Buna göre iş sahibi, ayıp karşısında seçimlik olduğunu ifade ettiğimiz haklardan yalnızca birini tercih etmek durumunda kalırken, genel hükümlere göre tazminat talep etme hakkını bu üç seçimlik haktan hangisini tercih ettiyse onunla birlikte ileri sürebilmektedir. Seçimlik haklar haricinde BK 112. Maddesinde tazmin edilecek zararın kapsamı ile ilgili bir sınır belirlenmemiş olup, BK 114. Maddede de haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin kıyas yolu ile sözleşmelere de uygulanacağı belirtilmiştir. Sorumluluk hukuku açısından doğrudan veya dolaylı zararların tazmini mümkün olup; bu iki kavram illiyet bağı yönüyle birbirinden ayrılmaktadır. Doğrudan doğruya zarar, haksız eylemin yöneldiği kişinin bu eylem nedeniyle doğrudan doğruya uğradığı zararları kapsar. Bunlar haksız eylemin doğrudan doğurduğu sonuçlardır. Dolaylı zarar ise, hukuka aykırı fiilin mağdura verdiği doğrudan zarara bağlı olarak ilave bir sebeple mağdurun uğradığı zarardır. Bu sebeple haksız eylemle uygun sebep sonuç bağı içinde olması kaydıyla, sorumlu kişilerin dolaylı zararı da gidermekle yükümlü olduğu kabul edilmektedir. Buna göre yaşam deneyimlerine göre, borçtan sorumlu olan kişilerin, haksız eylemin uygun sonucu olduğu kabul edilebilen dolaylı zararlardan da sorumlu tutulabilecekleri kabul edilmektedir. Satım sözleşmesi özelinde, doğrudan zararın kapsamına öncelikle bizzat satılanda meydana gelen zararlar girmektedir. Yine bu kapsamda, satılanı inceleme, gümrük, taşıma, ardiye, depolama, hatta, araç satışlarında olduğu gibi ayıplı satılan yerine, kullanılmak üzere başkaca malların kiralanmasından doğan ikame masrafları da, doğrudan zarar kapsamındadır. Dolaylı zararda ise zarar satılanın kullanılmasından ya da başka olayların veya zarar sebeplerinin araya girmesi ya da nedensellik çizgisine eklenmesi neticesinde meydana geldiğinden, her olayın kendi özelinde sonuç doğurmaktadır. Uygulamada satılanın alıcı tarafından başka bir sözleşmeden kaynaklanan bir işinde kullanılması durumunda, alıcı ile sözleşme tarafı olan 3. Kişinin, ayıplı mal sebebiyle, alıcıdan talep edebileceği zararlar da bu kalemdendir. Fakat bu noktada zararın normatif zarar değil gerçek zarar olması gerekmektedir. Normatif zarar (normative Schaden), kişinin malvarlığında bir eksilme meydana gelmemiş olsa bile bazı hususların zarar kalemi olarak değerlendirilmesi ve zarar kalemine eklenmesiyle ortaya çıkan--- Hukuku'nda hakim olan bir zarar türüdür. Gerçek zararda ise, zararın ihtimalden çıkıp vukuu nazara alınmaktadır. Hukukumuzda da gerçek zarar ilkesi hakim olduğundan, bu tip 3. Kişilerle yapılan sözleşmelerden kaynaklanan zararların vukuu ve bu zararın ayıplı malla illiyet bağının kurulması halinde talep edilebileceği, aksi halde talep edilemeyeceği kabul edilmektedir. Bu açıklamalar ışığında dava konusu olaya bakıldığında dosya içerisinde yazılı bir sözleşmeye rastlanılmadığı, Bununla beraber ticari defterlere bakıldığında, davalının davacıya 6 adette, toplam 935.150,00 TL' likfatura kestiği, bu faturaların her iki tarafın defterlerinde de kayıtlı olduğu, Dosyaya sunulan iş akışlarına bakıldığında davalının sadece hazır beton teslim ettiği, ayrıca kendi işçileri ile kalıba döktüğünün tespit edilemediği, bu iş akışına bakıldığında taraflar arasındaki sözleşmenin satım sözleşmesi niteliğinde olduğu, Yapılan teknik incelemede mevzuat uyarınca betonun yeterli mukavemete sahip olmadığının tespit edildiği, bu durumda betonun kendisinden beklenen vasıflara haiz olmaması sebebiyle gizli ayıplı olduğu, Yine teknik incelemede, dava konusu betonların davalı ile davacı arasında yapılan sözleşmeler kapsamında davalıdan temin edildiğinin tespiti halinde davacının teknik açıdan uğradığı zararları davalıdan talep edebileceğinin tespit edildiği, Dosya içerisinde niza konusu şantiyeye davalı tarafından hazır beton döküldüğüne dair teslim ya da sevk irsaliyelerine rastlanılmadığı, Bununla beraber davacının dosyaya sunduğu ----- yazışmalarında, davalı yetkilisi ile betonun kalitesi ile ilgili alınacak karot ve denetim firması ile ilgili yazışmalarının olduğu, denetim faturasının da davalıya kesileceğinin bildirildiği, 9 Teknik Yapıdan gelen evrak içinde kesilen faturaya rastlanılmadığı, Mevcut durumda Mahkemece ilgili yazışmalara binaen, niza konusu inşaatta ayıplı çıkan betonun davalının döktüğü beton olduğuna kanaat edilmesi halinde, davacının genel hükümlere göre fiili ve takip eden zararlarını davalıdan talep edebileceği; düşünülmektedir. Bu durumda gerçek zarar ilkesi gereğince yapılan incelemede davacının talep ettiği zararın 212.112,39 TL' sini davalıdan talep edebileceği, Davacının talep ettiği, kalıp malzeme kirası ile demir fiyat artışına dair dosya içerisinde faturalara rastlanılmadığı, yine demir fiyat artışı ile ayıp arasında zarar ilişkisi bakımından illiyet bağının tespit edilemediği, bu bakımdan ilgili zararlar mevcut verilerle normatif zarar olarak değerlendirildiğinden hesaplamaya dahil edilmemiştir. 7 - SONUÇ ve KANAAT: Yukarıda arz ve izah edildiği üzere, Mahkemece ilgili yazışmalara binaen, niza konusu inşaatta ayıplı çıkan betonun davalının döktüğü beton olduğuna kanaat edilmesi halinde, davacının genel hükümlere göre fiili ve takip eden zararlarını davalıdan talep edebileceği; düşünülmektedir. Bu durumda gerçek zarar ilkesi gereğince yapılan incelemede davacının talep ettiği zararın 212.112,39 TL' sini davalıdan talep edebileceği, Sayın Mahkeme tarafından verilen görev çerçevesinde, dosya içeriğinin incelenmesi, tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde, 6100 sayılı HMK 'nın 282. Maddesi uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
Mahkememizce işbu dosyada, Mali Müşavir bilirkişi, Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı bilirkişi ve İnşaat Yüksek Mühendisi bilirkişilerin EK raporu dosya arasına alınmıştır. Bilirkişiler tarafından tanzim edilen bilirkişi EK raporunda özetle; TEKNİK DEĞERLENDİRME A- Davacının İtirazlarının Değerlendirilmesi: Davacının 10.03.2025 tarihli dilekçesindeki itirazları; Raporda, güçlendirme işleri için yapılan maliyet hesabında, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yayınlanan Tebliğdeki "yapı yaklaşık birim maliyeti"nin hesaplamaya esas alındığı anlaşılmaktadır. Hesaplamada kullanılan fiyatlar inşaat birim maliyetidir. Güçlendirme spesifik bir iş olarak bu fiyatlardan hesaplanması mümkün değildir. Güçlendirme imalatında mevcut betonarme üzerinde extra birçok işlem, işçilik ve malzeme mevcuttur. Mevcut beton yüzeyin paspayının temizlenmesi, aderans arttırıcı malzeme sürülmesi, donatı filizlerini epoksi ile kolona eklenmesi, üst katında döşeme olan bir alanda bu imalatların gerçekleştirilmesi de işçilik olarak maliyeti arttıran faktörlerdir. Ayrıca betonun sınıfının özel dizayn edilmesi ---- Kendiliğinden yerleşen beton gerekmektedir ki bu dar alanda imalatı gerçekleştirilebilsin. Nitekim dava konusu inşaatta mevcut kolonların (biri dairesel kesitli) etrafına demir donatının montajı, montajında kullanılan epoksi tutturucuların kullanılması, 15 cm cidarlı kalıp yapılması, sonrasında tavanda delik açılarak özel bir huni marifetiyle içeriye kendi kendine yerleşme özelliğinde beton enjekte edilmesi ve bu özel beton karışımı için mikserin sadece bu kadar betonla gelmesi ve bir beton pompasının bu küçük iş için hazır hale getirilmesi tamamen ayrıcalıklı bir çalışmadır ve raporda dikkate alınan standart kalıp-beton işiyle karşılaştırılamaz. Bakanlığın Tebliğinde betonarme olarak güçlendirme birim fiyatı bulunmamaktadır. Eğer bir emsal aranacak olursa karbon fiber güçlendirme ile kıyaslamak mümkündür.
Bakanlığın bu işi için birim fiyatı 11.548,13 olarak kabul edersek 28*11,500*1,5=483000,00 TL, aylık bedel olarak hesapladığımızda 17.034*28*1,5=715.428,00 TL olmaktadır. Bu halde fatura ve talep edilen tutarın 3 katı maliyet hesabı çıkmaktadır. İtirazların cevapları; Kök Raporda özetle; "22.06.2023 Tarihli faturada 3 adet kolonun güçlendirmesi için toplam 250.000.-TL+KDV bedel yazılmıştır. Faturada teknik yönden hiçbir açıklama mevcut değildir. Yap--- Sınıfına sahip olduğu belirtilen binanın 2023 Yılı Yapı Yaklaşık Birim Maliyeti 6.825.-TL+KDV olup, söz konusu fatura bedeli; 250.000.-TL / 6.825.-TL/m2 = 36,63 m2 tamamen bitmiş inşaat alanına, 36,63 m2 / 0,45 (kaba inşaat oranı) = 81,40 m2 kaba inşaat alanına karşılık gelmektedir. Oysa yapılan güçlendirme işinin yüzey alanı yaklaşık 28 m2'dir. Tadilat Projesinden söz konusu kolonların 255cm-295cm yüksekliklerinde 55cmx55cm kare, 50cmx55cm dikdörtgen ve 50cm çapında daire formunda oldukları, çevrelerine 15 cm kalınlıkta demirli beton ile güçlendirme yapıldığı görülmüştür. Yapılan hesaplamada güçlendirme işinde yaklaşık 4,00 m3 beton, 28,00 m2 kalıp ve 500 kg demir kullanıldığı belirlenmiştir. Söz konusu işin niteliği, kullanılan malzemelerin miktarları, beton pompası bedeli, nakliyeler, işçilikler ve müteahhit karı göz önüne alındığında 3 kolonun projesine uygun şekilde güçlendirme bedeli dava tarihi itibarıyla; 28,00 m2 x 6.825.-TL x 0,45 (Kaba inşaat oranı) x 1,50 (Birim fiyat artış oranı) = 129.000.-TL+KDV = 152.220.-TL olarak tayin, takdir ve hesap edilmiştir.) " kaydı bulunmaktadır. Hesaplamada 2023 yılı birim fiyatları esas alınmış olmakla birlikte yapılan güçlendirme işinin niteliği ve zorluk derecesi göz önüne alınarak hem Yapı Yaklaşık Birim Fiyat hesabında kullanılan yatay kat alanı değil, yapılan işin düşeyde yüzey alanı kullanılmış, hem de birim fiyat 1,50 oranında artırılarak hesaplama yapılmıştır. İş bu hesaplamada davacının iddia ettiği gibi karbon fiber güçlendirme işi ile kıyaslama yapmak mümkün görülmemiştir. Sonuç olarak yapılan iş ile ilgili olarak Kök Raporda yapılan hesaplamada değişikliğe gerek görülmemiştir. Davacının itirazı; İnşaat süresi boyunca kalıp malzemesi kirası ödenmesi inşaat işinin olmazsa olmazıdır. İnşaatın durduğu süre bellidir. Yukarıdaki Yargıtay kararlarında vurgulandığı şekilde, raporda, durma süresince (dosyaya sunulan fiyat tekliflerinden veya durma tarihindeki piyasa rayiçlerini dikkate alarak) bir hesaplama yapılmaması hatalıdır, itiraz ediyoruz. Davacı müvekkile bu iş için ayrı bir fatura düzenlenmesi söz konusu değildir. Yerinde inceleme sırasında dava dışı ----olan hesap detayları sunulmasına rağmen zarar hesabı yapılmaması hatalıdır, itiraz ediyoruz. İtirazın cevabı; Kök Raporda özetle; "Kalıp malzemesi kirası: Davacı kalıp kiralama ile ilgili dosyaya 3 adet teklif sunmuş ve 405.300.-TL tutarındaki teklif bedelini talep etmiştir. Ancak davacı, betonarme karkas işini tüm kalıbını kiralama yöntemiyle yapıyor ise kalıp kiralaması ile ilgili zararının tespiti için ilgili faturasını dosyaya sunması gerekmektedir. Davacı tarafından sunulan teklife göre kalıp malzemesinin kirasını ise tespit etmek teknik açıdan mümkün görülmemiştir. " kaydı bulunmaktadır. Davacı bu hususta dosyaya yeni ve geçerli nitelikte bir belge sunmadığından davacının iş bu itirazı konusunda teknik olarak farklı bir değerlendirme yapılamamıştır. Davacının itirazı; Raporda "çalışılamayan 17.02.2023 - 28.03.2023 tarihleri arası döneme ait demir fiyat artışlarını gösteren belge ve/veya zamlı olarak şantiyeye alınan demir fiyatı ve miktarı konusunda belge olmadığı" gerekçesiyle zarar hesaplaması yapılmamıştır. Serbest demir piyasasındaki demir fiyatları ve demir fiyatlarındaki artışı bilirkişilerce tespit edilebilecek bir bilgidir. Şantiyeye kalan inşaat süresince alınan demir fiyatları ise zaten ticari defterlere yansıtılmış bir maliyettir. Tekrarla belirtmek isteriz ki raporda 17.02-28.03.2023 tarihleri arasında inşaatın durduğu açıklıkla belirlenmiştir. Ancak bu sürenin yanı sıra güçlendirme faaliyetleri süresi kadar da iş bitiminin geciktiği dikkate alınmamıştır. İnşaatın hangi aşamadayken durduğu ise dosyaya celp edilen belgelerle belirlenebilir. Bu nedenlerle gecikilen tüm bu süre ve kalan işin bitim tarihi dikkate alınarak serbest demir piyasasındaki demir fiyatlarındaki artıştan doğan zararın hesaplanmamasına itiraz ediyoruz. İtirazın cevabı; Kök Raporda özetle; "Çalışılamayan dönemde demir fiyatındaki artış: Davacı tarafından çalışılamayan 17.02.2023 - 28.03.2023 tarihleri arası döneme ait demir fiyat artışlarını gösteren belge ve/veya zamlı olarak şantiyeye alınan demir fiyatı ve miktarı konusunda dosyaya herhangi bir teknik belge sunmamıştır. Bu nedenle çalışılmayan dönemdeki demir fiyat artışı ile ilgili olarak teknik açıdan değerlendirme yapılamamıştır. " kaydı bulunmaktadır. Bunun yanında davacı tarafından işin durdurulduğu dönemde zamlı fiyatla demir alınmış ise bunun faturasının dosyaya sunulması gerekmektedir. Davacı iş bu itirazı ile ilgili olarak dosyaya geçerli nitelikte belge sunmadığı için teknik yönden değerlendirme yapılamamıştır. B- Davalının İtirazlarının Değerlendirilmesi: Davalının 21.02.2025 tarihli dilekçesindeki itirazları; Bilirkişi Raporunda da belirtildiği üzere; denetime tabi tutulan betonun davalı şirket tarafından gönderilen beton olup-olmadığı bilinmemektedir. öncelikle bunun tespiti gerekmektedir. Betonun yanlış dökümü, Yapı laboratuvarlarının numunenin alınması, saklanması, taşınması, kür edilmesi ve test edilmesi gibi süreçlerle ilgili gözlemlenen sıkıntılar mevcuttur. Bu sıkıntılardan dolayı alınan bazı taze beton numuneleri aslında yerindeki betonu temsil etmemektedir. Taze beton numunesi süreçlerindeki her bir hatanın beton numunesinin haksız bir şekilde uygunsuz olarak raporlanmasına neden olabilmektedir. Buda beton sonuçlarının düşük çıkmasına neden olabilmektedir. Tüm bunların da göz önünde bulundurulması gerekmektedir. beton değerlerinin düşük çıkmasının nedeninin tam olarak belirlenmesi gerekmektedir. İtirazların cevapları; Kök Raporda özetle; "Davacı dilekçesinde davalı ile arasında 21.12.2022 ve 20.01.2023 tarihli Sözleşmeler kapsamında 21.12.2022 tarihli 400 m3 C30 ve 20.01.2023 tarihli 300 m3 C30 betonu alındığını beyan etmiştir. Ancak dosya kapsamında söz konusu sözleşmelere rastlanılmamıştır. Beton Deney Raporu'nda üretici firmanın ---- olduğu yazılmış olup, takdiri Sayın Mahkeme 'ye aittir." kaydı bulunmaktadır. Davacı, davalı ile arasında düzenlenmiş olan 21.12.2022 ve 20.01.2023 tarihli Hazır Beton Sözleşmelerini ve davalı firma tarafından düzenlenmiş olan 07.01.2023 tarihli Hazır Beton faturasını dosyaya sunmuştur. Dava konusu betonların davalı şirket tarafından gönderilen beton olup olmadığı konusunu ise bu aşamada teknik açıdan belirlemek mümkün değildir. Mevcut durumda bu husus ancak ticari defter incelemesi sonucu anlaşılabilecek niteliktedir. Davalı; beton değerlerinin düşük çıkmasının nedeninin tam olarak belirlenmesi gerekmektedir itirazında bulunmuştur. Kök Raporda özetle; "Söz konusu betonlara ait gerekli testler lisanslı ve yetkili laboratuvar tarafından yapılmış gerekli mukavemete sahip olmadığı belirlenmiştir. Daha sonra başka laboratuvarlarca da yeniden yapılan tetkiklerde beton mukavemetleri yetersiz bulunmuştur." kaydı bulunmakta olup, dosyada test raporları dışında beton değerlerinin düşük çıkma nedeni hususunda geçerli nitelikte herhangi bir belge mevcut değildir. Davalı da bu hususta dosyaya geçerli bir belge sunmamış olduğundan teknik yönden kök raporu değiştirecek bir konu görülmemiştir. C- İhbar Olunanın İtirazlarının Değerlendirilmesi: İhbar olunanın 04.03.2025 tarihli dilekçesindeki itirazları; Davalı firmanın davacıya teslim ettiği iddia edilen hazır betonu müvekkil şirketten alıp almadığı net değildir____Dava konusu hazır betonun davalı tarafından temin edilip edilmediği sabit değildir. İtirazların cevapları; Kök Raporda özetle; "Davacı dilekçesinde davalı ile arasında 21.12.2022 ve 20.01.2023 tarihli Sözleşmeler kapsamında 21.12.2022 tarihli-----betonu alındığını beyan etmiştir. Ancak dosya kapsamında söz konusu sözleşmelere rastlanılmamıştır. Beton Deney Raporu'nda üretici firmanın ----- olduğu yazılmış olup, takdiri Sayın Mahkeme 'ye aittir." kaydı bulunmaktadır. Davacı, davalı ile arasında düzenlenmiş olan 21.12.2022 ve 20.01.2023 tarihli Hazır Beton Sözleşmelerini ve davalı firma tarafından düzenlenmiş olan 07.01.2023 tarihli Hazır Beton faturasını dosyaya sunmuştur. Dava konusu betonların davalı şirket tarafından gönderilen beton olup olmadığıkonusunu ise bu aşamada teknik açıdan belirlemek mümkün değildir. Mevcut durumda bu husus ancak ticari defter incelemesi sonucu anlaşılabilecek niteliktedir. 7- SÖZLEŞME BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME Rapora itirazlar ayıplı çıkan betonun davalının sattığı beton olup olmadığı ve alacak miktarı noktalarında toplanmaktadır. Dosyaya sunulan irsaliyelere bakıldığında davalı tarafından davacıya toplam 495 m3 beton teslim edildiği görülmektedir. Davacının dosyaya sunduğu teslimat tarihleri ile raporları karşılaştırıldığında, bu günlerden dördünde alınan yaş numunelerin referans değerleri altında kaldığı, fakat karot testinde 13.01.2023 ve 23.01.2023 tarihli numunelerin karot incelemelerinde de referans değerlere ulaşılamadığı görülmektedir. Bu kayıtlar ile ilgili dosyaya sunulan beton deney raporlarına bakıldığında referans değerleri altındaki betonların 13.01.2023 ve 23.01.2023 tarihleri arasında numune olarak alındığı görülmektedir. İrsaliyeler ile ilgili tarihler karşılaştırıldığında, davalı tarafından davacıya, ilgili tarihlerde 39 m3 ve 67 m3 beton teslim edildiği, görülmektedir. Bu kapsamda irsaliyeler ile deney raporlarındaki referans değerleri altında kalan beton numune alım tarihlerinin uyumlu olduğu, anlaşılmaktadır. Dosya içerisinde ilgili tarihlerde niza konusu inşaat alanına başkaca bir firmadan da teslimat yapıldığına dair bir veriye rastlanılmamıştır. Alacak miktarı ile ilgili olarak ise kalıplar ile ilgili teklif bulunmakla beraber bu hususta bir faturaya rastlanılmadığından, gerçek zarar kapsamında bir değerlendirme yapılamamıştır. Bununla beraber Mahkemenin takdirine göre sunulan teklif formlarından Mahkemenin takdirine göre bir hesaplama yapılacaktır. Artan demir fiyatları ve ayıplı beton arasında ise illiyet bağı tespit edilemediğinden gerçek zarar kapsamında değerlendirilememiştir. 8- SONUÇ ve KANAAT: Yukarıda arz ve izah edildiği üzere, rapora itirazların ayıplı çıkan betonun davalının sattığı beton olup olmadığı ve alacak miktarı noktalarında toplandığı, Ayıplı Beton Bakımından, Dosyaya sunulan irsaliyeler ile deney raporları karşılaştırıldığında, 13.01.2023 ve 23.01.2023 tarihlerinde davalı tarafından davacıya teslim edilen betonlarla raporlardaki referans değerleri altında kalan beton numune alım tarihlerinin uyumlu olduğu, Alacak Miktarı Bakımından, kök rapordaki değerlendirmelere bağlı kalındığı, Bu durumda gerçek zarar ilkesi gereğince yapılan incelemede davacının talep ettiği zararın 212.112,39 TL' sini davalıdan talep edebileceği, Mahkemece sunulan 2 aylık kalıp kiralama teklif formu üzerinden gerçek zararın hesaplanabileceğinin kabulü halinde davacının davalıdan 270.200,00 TL daha talep edebileceği bildirilmiştir.
Mahkememiz tarafından dosyada bulunan bilgi ve belgeler, alınan bilirkişi raporu incelenmiş olup;
Davanın, davalı tarafından davacıya satılan betonun kalitesinin düşük olmasından kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkin olduğu,
Uyuşmazlığa ilişkin dosya içerisinde yazılı bir sözleşmeye rastlanılmadığı, Bununla beraber ticari defterlere bakıldığında, davalının davacıya 6 adette, toplam 935.150,00 TL' lik fatura kestiği, bu faturaların her iki tarafın defterlerinde de kayıtlı olduğu, Dosyaya sunulan iş akışlarına bakıldığında davalının sadece hazır beton teslim ettiği, ayrıca kendi işçileri ile kalıba döktüğünün tespit edilemediği, bu iş akışına bakıldığında taraflar arasındaki sözleşmenin satım sözleşmesi niteliğinde olduğu, Yapılan teknik incelemede mevzuat uyarınca betonun yeterli mukavemete sahip olmadığının tespit edildiği, bu durumda betonun kendisinden beklenen vasıflara haiz olmaması sebebiyle gizli ayıplı olduğu,
Dosyaya sunulu irsaliyeler ile ilgili tarihler karşılaştırıldığında, davalı tarafından davacıya, ilgili tarihlerde 39 m3 ve 67 m3 beton teslim edildiği, bu kapsamda irsaliyeler ile deney raporlarındaki referans değerleri altında kalan beton numune alım tarihlerinin uyumlu olduğu, dosya içerisinde ilgili tarihlerde niza konusu inşaat alanına başkaca bir firmadan da teslimat yapıldığına dair bir veriye rastlanılmadığı, Dosya içerisinde niza konusu şantiyeye davalı tarafından hazır beton döküldüğüne dair teslim ya da sevk irsaliyelerine rastlanılmadığı, Bununla beraber davacının dosyaya sunduğu ----- yazışmalarında, davalı yetkilisi ile betonun kalitesi ile ilgili alınacak karot ve denetim firması ile ilgili yazışmalarının olduğu, denetim faturasının da davalıya kesileceğinin bildirildiği, 9 Teknik Yapıdan gelen evrak içinde kesilen faturaya rastlanılmadığı, dava konusu betonların davalı ile davacı arasında yapılan sözleşmeler kapsamında davalıdan temin edildiği, bu sebeple davacının uğradığı zararları davalıdan talep edebileceği,
Ayıplı Beton Bakımından, Dosyaya sunulan irsaliyeler ile deney raporları karşılaştırıldığında, 13.01.2023 ve 23.01.2023 tarihlerinde davalı tarafından davacıya teslim edilen betonlarla raporlardaki referans değerleri altında kalan beton numune alım tarihlerinin uyumlu olduğu, Alacak Miktarı Bakımından, Bu durumda gerçek zarar ilkesi gereğince yapılan incelemede davacının talep ettiği zararın 212.112,39 TL' sini davalıdan talep edebileceği, İlgili kalıplar ile ilgili teklif bulunmakla beraber bu hususta bir faturaya rastlanılmadığından, gerçek zarar kapsamında bir değerlendirme yapılamadığı, Artan demir fiyatları ve ayıplı beton arasında ise illiyet bağı tespit edilemediğinden gerçek zarar kapsamında değerlendirilmediği tespit edilmekle, usul ve yasaya uygun bilirkişi raporları hükme esas alınarak aşağıdaki şekilde davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. İhtarnamenin davalıya tebliğinden itibaren, ticari iş olması sebebiyle avans faiz talebi yerinde görülmüştür.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ İLE, 212.112,39 TL'nin 04/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
2-Fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) Maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 Maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinden davanın kabul ve red oranına göre 1.197,43-TL'nin davalıdan, 1.922,57-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
4-Davacı tarafça yapılan 30.519,75 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre 11.713,24 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yapılan 56,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre 34,50 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Karar ve ilâm harcı olan 14.489,39-TL harçtan alınan 9.438,31 TL peşin harcın mahsubu ile 5.051,08 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
7-Davacı vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
8-Davacı tarafça yatırılan 9.438,31 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
9-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/3. maddedeki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK Madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin, davalı vekilinini (e-duruşma) ve ihbar olunan vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.