T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/297
KARAR NO : 2025/921
DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/04/2023
KARAR TARİHİ : 12/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı Müvekkil şirket ile davalı şirket arasında 22/05/2017 tarihli sözleşme ile acentelik sözleşmesi imzalandığını, taraflar arasında imzalanan Acentelik Sözleşmesinden kaynaklı -başta yatırılması gereken teminat ve hedeflenen üretim oranları olmak üzere- tüm yükümlülükleri müvekkil şirketçe eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, davalı şirket yetkilileri müvekkil şirket yetkililerine daha önce birden fazla kez şifahen çeşitli gerekçeler gösterilerek Acentelik Sözleşmesinin feshedilmesini müvekkil şirketten talep etmesine rağmen müvekkil şirket taraflar arasında akdedilen sözleşmeyi feshetmediğini, bunun üstüne davalı sigorta şirketi önelsiz ve haksız olacak şekil Noterlik aracılığıyla 13/12/2022 tarihli Azilname ile taraflar arasında akdedilen Acentelik Sözleşmesini herhangi bir neden öne sürmeksizin fesih ettiğini, Acentelik feshedilmesinde müvekkil şirkete yüklenebilecek herhangi bir kusur olmamasına rağmen davalı Sigorta Şirketi tarafından müvekkil şirkete -başta portföy tazminatı olmak üzere- hiç bir hak veya tazminat ödemesi yapılmadığını, Denkleştirme ( Portföy ) Tazminatına İlişkin Beyanları: Denkleştirme talebi; taraflarca akdedilen Acentelik sözleşmesi süresince, müvekkil şirketin gerçekleştirdiği faaliyetlerin sözleşmenin diğer tarafça sonlamasından sonra menfaat sağlayacağı göz önüne alınarak, acenteye ödenmesi öngörülen karşılık olarak tanımlanmaktadır. Denkleştirme talebi, TTK m.122'de acenteye ilişkin hükümlerde düzenlenmiş ve yine bu talebin TTK m.122/5 uyarınca hakkaniyete aykırı düşmedikçe diğer sürekli borç ilişkilerinde de uygulanabileceği hüküm altına alındığını, Denkleştirme Tazminatına ilişkin düzenleme Türk Ticaret Kanunu yanında Sigortacılık Kanunu'nda da m. 23/16'da düzenlendiğini, anılan Sigortacılık Kanunu'nun ilgili maddesi " Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir. " gereği acentelik sözleşmesi sona erdikten Sonra Sigorta acentesinin sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkı bulunmadığını, Davalı Sigorta şirketi, acente bölgesi olan --- ili ----- İlçesindeki davacı müvekkil şirketin üstün çabaları sonucunda genişleyen bir müşteri çevresine sahip olmuş ve bu müşteri çevresini ------portföyüne dâhil ettiklerini, davacı müvekkili şirketin acentelik faaliyetleri sonucunda 2018 yılında 624.291,00 TL, 2019 yılında 956.947,00 TL, 2020 yılında 623.727,00 TL, 2021 yılında 491.000,00 TL, 2022 yılında 507.786,00 TL olmak üzere son 5 yıllık süre zarfında toplamda yaklaşık üç ( 3 ) milyon TL değerinde sigorta poliçesi kesildiğini, davalı Sigorta Şirketi haklı bir neden olmaksızın sözleşmeyi feshettikten sonra da bu acente bölgesinde ticari ilişkilerini devam ettirerek, davacı şirketçe kazandırılan yeni müşterilerle ekonomik yarar sağlamayı sürdüreceğini, buna karşılık müvekkil şirket ise, kendisinin temin ettiği müşterilerle işlem yapılmasına rağmen, ücret/komisyon isteme hakkını kullanamayacağını, dolayısıyla davalı sigorta şirketi, davacı müvekkil şirketimizin sağladığı avantajlarla sigorta şirketine bağlanan müşteri kitlesiyle sürekli kazanç sağlayacağını, bu nedenle davacı müvekkil şirkete, sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı davacı müvekkil şirketimizin aracılık faaliyetleri sonucunda ----- talep etmeye hak kazanacağı ücret tutarına göre uzman bilirkişi heyeti marifetiyle belirlenecek bir denkleştirme tazminatı ödenmesi gerektiğini, komisyon Alacağı, Haksız Fesih Tazminatı, Ücret Hakkı, Rapel Komisyonu, Cari Hesap Alacağı, Ücret Hakkı, Yatrılan Teminat İadesi & Yoksun Kalınan Kâr Alacağına İlişkin: davalı sigorta şirketi önelsiz ve haksız olacak şekilde; ---- Noterlik aracılığıyla 13/12/2022 tarihli Azilname ile taraflar arasında akdedilen Acentelik Sözleşmesini herhangi bir neden öne sürmeksizin feshettiğini, taraflar arasında akdedilen 22/05/2017 tarihli acentelik sözleşmesi'nin 10. Maddesi " sözleşme taraflardan her birince 3 ay öncesinden bildirmek şartı ile dilediğinde feshedebilir." gereği taraflardan herhangi biri sözleşmeyi feshetmeden 3 ay öncesinden diğer tarafa bildirme yükümlülüğü bulunduğunu, oysa ki davalı sigorta şirketi sözleşmede anılan bildirim süresine uymaksızın 13/12/2022 tarihli ihtarname ile Acentelik Sözleşmesini herhangi bir neden öne sürmeksizin feshettiğini, bu nedenle davacı müvekkil şirkete, sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı davacı Müvekkil şirketimizin aracılık faaliyetleri sonucunda ------ talep etmeye hak kazanacağı ücret tutarına göre bilirkişi marifetiyle belirlenecek Komisyon Alacağı, Haksız Fesih Tazminatı, Ücret Hakkı, Rapel Komisyonu, Cari Hesap Alacağı, Ücret Hakkı, Yatırılan Teminat İadesi & Yoksun Kalınan Kâr Alacağı ( Kazanç Kaybı Tazminat ) incelenmesi gerektiğini, fazlaya ilişkin dava ve hakları saklı kalmak kaydıyla; 1- Denkleştirme tazminatı için 100,00 TL, 2- — Haksız Fesih Tazminatı için 100,00 TL, 3- Yoksun Kalınan Kar Tazminatı 100,00 TL, 4- Ücret Hakkı için 100,00 TL, 5- Komisyonu için 100,00 TL, 6- Ek Komisyon 100,00 TL, 7- — Cari Hesap Alacağı 100,00 TL, 8- — Komisyon Alacağı 100,00 TL, 9- Teminat İadesi için 100,00 TL, Toplam 900,00TL'nin davalı taraftan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ----- ile müvekkil sigorta şirketi arasında akdedilen 07.09.2017 tarihli acentelik sözleşmesiuyarınca acentelik ilişkisi kurulduğunu, bu sözleşme ile sözleşmenin 2.2 maddesinde belirtilen sigorta branşlarına ilişkin olarak taraflar arasında acentelik ilişkisinin tesisi hüküm ve şartları düzenlendiğini, acentelik sözleşmesinde acentenin sorumlulukları sıralanarak, gerek bu sorumlulukların gerekse sözleşme ile taahhüt edilen yükümlülüklerin ihlali halinde ---- sözleşmeyi haklı sebeple derhal fesih hakkının bulunduğu açıkça düzenlendiğini, yine Acentenin sözleşmesinin 11.2 maddesi uyarınca acentelik sözleşmesinin haklı nedenle feshi halinde acentenin portföy konusunda bir hak, komisyon, maddi ve manevi zarar karşılığı tazminat veya kar kaybı gibi taleplerde bulunmayacağını peşinen kabul ve taahhüt ettiği açıkça düzenlendiğini, müvekkili şirket yönünden davacı acentenin son dönemlerde düşüş gösteren üretimi, sözlü/yazılı ihtarlara rağmen gerekli düzelmenin sağlanamaması ve davacı acentenin konu hakkında ihtar edilerek 3 ay önce uyarılmasına rağmen sözleşmeye aykırı davranış, iş ve eylemlerine ısrarla devam etmesi haklı nedenle fesih sebebi olup; davacının acentelik sözleşmesi haklı nedenle feshedildiğinden sözleşmenin 11.2 maddesi gereği davacının portföy konusunda bir hak, komisyon, maddi ve manevi zarar karşılığı tazminat veya kar kaybı gibi taleplerde bulunması sözleşemeye aykırıdır ve ayrıca sözleşme gereği bu konuda talep hakkı bulunmamaktadır. Müvekkil şirket tarafından davacının verimsizliğinin tespitini müteakip derhal gerekli hukuki işlemler yapılmış olup; davacı sözleşemeye aykırı davranışlarına son vermesi hususunda müvekkil şirket tarafından durumun tespitini müteakip derhal yazı ile uyarılmış ve üretimin artırılması ve sözleşmeye uygun hareket etmesi ve sorumluluklarını yerine getirerek verimli çalışması hususunda 2 yıl boyunca 3’er aylık dönemlerde ihtar edildiği halde sözleşmeye aykırı davranış, iş ve eylemlerine devam etmekte ısrar etmiş olup; acentelik sözleşmesi davacının kusuru sebebiyle haklı sebeple feshedildiğini, dolayısıyla üretim performansında beklenilen düzelmenin olmadığı, hedeflerin gerçekleştirilemediği, üretim rakamlarının son derece düşük olduğu, yeterli ve gerekli çalışma ve performansın gösterilmemesi nedeniyle sözleşmeye aykırı davrandığını bildiği halde ihtara rağmen sözleşmeye aykırılığa devam eden davacının alacak iddiasının ve huzurda açılan davasının dayanaksızlığı ortada olduğunu, özetle; yukarıda izah edilen ve resen gözetilecek sebeplerle; dava ikame edilmeden önce yürütülen arabuluculuk süreci de anlaşmama ile neticelenmiş olup; dava dilekçesi kapsamında müvekkil şirketten talep edilen 900,00-TL açısından da müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, söz konusu talepler sebebi ile müvekkil şirkete husumet yöneltilmesinin isabetsiz olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmeye aykırı hiçbir eylem ve işlemi bulunmadığını, ilakis acentenin sözleşmeye aykırı hareketinin bulunduğunu, bu nedenle gerek esas, gerekse usul açısından haksız davanın reddini, müvekkili şirketin davacı tarafından talep konusu yapılan ve talep gerekçeleri bakımından açıklanmaya muhtaç iş bu dava konusu alacak iddiaları ile ilgili bir sorumluluğu olmadığı gibi, faiz, vekalet ücreti ve diğer fer’iler açısından da bir sorumluluğu bulunmadığını, zira müvekkil şirket işbu haksız dava öncesinde hiçbir şekilde temerrüde düşürülmemiş olup, işlemiş faiz talebi de yerinde olmadığını, hülasa yukarıda açıklanan ve re’sen dikkate alınacak sebeplerle, davacı acentenin müvekkil şirketten herhangi bir komisyon, portföy tazminatı ya da başka bir nam altında herhangi bir alacağı bulunmadığı, bu nedenle davacının alacak ve talep hakkının olmadığı hususları gözetilerek haksız, usulsüz ve hukuki mesnetten ve husumetten yoksun davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Huzurdaki dava, Davalı tarafından haksız nedenle acentelik sözleşmesinin feshedildiği iddiasıyla denkleştirme, haksız fesih tazminatı, yoksun kalınan kar tazminatı, ücret hakkı, -- komisyonu, ek komisyon, cari hesap alacağı, komisyon alacağı ve davacı tarafından yatırıldığı iddia edilen teminatın iadesi davasıdır.
Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk son tutanağı dosyaya sunulmuştur.
6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU/TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI - Madde 222 -(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.
TÜRK TİCARET KANUNU Madde 64- (1): "(Değişik fıkra: 26/06/2012-6335 S.K./8.md.) Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir."
(2): "Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür."
Madde 83- (1): "Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir."
Ticari defterler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 222 ve devamı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 64 ve devamında açıkça düzenlenmiştir.
Tİcari defterlere anılan Kanun'larda delil olarak hüküm ve sonuç bağlanmıştır.
Tacirler, Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükmü uyarınca ticari defter tutmak zorundadır.
Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK. m. 222/1).
Yine Türk Ticaret Kanunu Madde 83/1'de ticari uyuşmazlıklarda Mahkemenin ticari defterlerin re'sen ibrazına karar verebileceği, Mahkeme re'sen ticari defterlerin ibrazına karar vermese dahi taraflardan birinin istemi üzerine ticari defterlerin ibrazına Mahkemece karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır.Ticari defterler, bazı şartların varlığı durumunda sahibi lehine delil olarak kullanılabilir. Şöyle ki: Uyuşmazlık ticari bir işten kaynaklanmalıdır. Bu iş, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmelidir. Taraflardan yalnızca biri için ticari iş niteliğinde olan uyuşmazlıklarda, arada sözleşme olsa bile defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir sıfatını haiz olmalıdır. Taraflardan birinin ya da her ikisinin tacir olmaması halinde ticari defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Öte yandan ticari defterler Kanun’a uygun tutulmuş olmalıdır. Tutulması zorunlu defterler eksiksiz, usulüne uygun tutulmalı, açılış kapanış onayları yapılmış olmalıdır. (TTK. m. 64) Ayrıca, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veye diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (HMK. m. 222/3)
Davacı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Davalı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Uyuşmazlık tarafların ticari işletmesinden ve ticari bir işten kaynaklanmaktadır. Tacirler arasındaki huzurdaki ticari davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.
Bu açıklamalar ekseninde değerlendirme yapıldığında; davacı ile davalı tarafın tacir sıfatını taşıdıkları, her iki tarafın da ticari defter tutmak zorunda olduğu anlaşılmıştır. Her iki taraf da tacir olduğundan ticari defter içerikleri delil vasfı taşımaktadır.
Mahkememizce işbu dosyada, Mali Müşavir bilirkişi, Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı bilirkişi ve Sigorta Uzmanı bilirkişilerin raporu dosya arasına alınmıştır. Bilirkişiler tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda özetle;
DEFTER İNCELEMESİ: Her iki tarafın ticari defterleri ile dava dosyasındaki deliler aşağıdaki gibi İncelenmiştir. a) Defter İncelemesi (Usul), b) Hesap İncelemesi, 5.a DEFTER İNCELEMESİ (Usul) 5.a-1. Davacı Defter İncelemesi (Usul): Davacı vekili tarafından 28.03.2024 tarihli beyan dilekçesinde, “tarafımızca 28.03.2024 tarihli dilekçe ile ------ Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla Mahkemenize davacı müvekkil şirkete ait ticari defter kayıtları gönderilmiştir.” Şeklinde beyanda bulunmuştur. Dilekçe ekinde dosyaya sunulan flash bellek içerisindeki verilerin incelemesinde; davacı şirketin e.defter mükellefi olmadığı, flash bellek içerinde sunulan 2018, 2019, 2020 yılları ticari defterlerin, fiziksel olarak tutulan ticari defterler olduğu görülmüş olup, defterin taranmış halinin sunulduğu, 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin bilgisayar ortamındaki defterlerin EXCEL dökümlerinin bulunduğu görülmüştür. Takdir Sayın Mahkemenindir. sunulan 2018 ila 2020 yılları Davacı tarafından flash bellek ile defterlerinin noter onay bilgileri aşağıdaki gibidir. Davacı şirketin ibraz ettiği, 2017 ila 2022 yılı ilişkin ticari defterlerin; T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220- 226” ve | Sıra No'lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre Defteri Kebir ile Yevmiye defterlerini GİB onaylı beratlarını süresinde almış olduğu görülmüştür. 5.b — HESAPİNCELEMESİ: 5.b-l Davacı Hesap İncelemesi: Davacı vekili tarafından 28.03.2024 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunulan flash bellek içerisinde sunulan verilerin incelemesinde, davacı tarafından davalı adına yürütülen yevmiye numaralı muavin defter kayıtlarının bulunmadığı, 2018, 2019, 2020 yıllarına ait Defter-i Kebirde ---- Alıcılar hesabın alt hesabı bulunmadığından, eş değişle toplu kayıt yapıldığından ilgili yıllarda davacı defterlerinde davalı tarafa ait hesap hareketleri tespit edilmemiştir. 5.b-2 Davalı Hesap İncelemesi: Davalı tarafın davacı adına yürütülen ------ Kodlu Cari hesap dökümüne göre 2017 ila 2022 yılları arasında davacının komisyon tutarları aşağıdaki tabloda sunulduğu gibidir. Davalı tarafın davacı adına yürütülen ----- Kodlu Cari hesaba göre davalının 31.12.2022 tarihi itibariyle davacı tarafa 659,33 TL Vadesi Gelmiş Borcu, 282,62 TL Diğer Hesap Borcu olmak üzere toplam 939,35 TL borçlu olduğu görülmüştür. 6) — İNCELEME TARTIŞMA VE DEĞERLENDİRME Taraflar arasında acentelik sözleşmesi olduğu noktasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf ücret hakkı, denkleştirme tazminatı ve müspet zarar şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. L Ücret Hakkı Mevzuatımız açısından acentelik temelde tekel hakkı veren bir sözleşmedir. Bu bakımdan TTK md. edemeyeceği gibi, acente de aynı yer veya birden çok ticari işletme hesabına acentelik yapamaz. Bu bakımdan TTK md. 113/2 uyarınca, belirli bir yer veya bölge içinde tekel hakkına sahip olan acente, kendi bölgesi içindeki bütün işlemlerden, kendi katkısı olmasa bile, ücrete hak kazanacağı kabul edilmiştir. Bu sebeple sözleşmede farklı şekilde kararlaştırılmadıysa müvvekili acentenin tekel hakkına aykırı bir davranışta bulunursa, acente ücret isteme hakkına binaen meydana gelen zararını talep etmesi mümkündür.' Acentenin ücrete hak kazanabilmesi için kural olarak acentelik sözleşmesinin devamı gerekir. Ancak, acentenin acentelik sözleşmesinin devamı sırasındaki faaliyetleri ve bu faaliyetlerin etkisini acentelik sözleşmesinin bitiminden sonra gösterebilecek olması, bazı şartların varlığı halinde acentelik sözleşmesinden sonra da ücret talep edebileceği kabul edilmektedir. Bu bakımdan Kanunun Ticaret Kanunumuzun 113. Maddesinde, sözleşme sona erdikten sonra dahi, acente işletme sözleşme kurulmasına aracılık etmiş veya sözleşme kendi çabasına bağlanacak kadar gayret göstermişse, ücret talep edebileceği kabul edilmiştir. Bu açıklamalar ışığında dav konusu olaya bakıldığında, ücret alacağı kapsamında, Komisyon, Ek Komisyon, - Komisyonu, Ücret Hakkı ve Cari Hesap Alacağı talep ettiği, Taraflar arasındaki sözleşmeye bakıldığında, sözleşmenin 2.1 Maddesine göre davacıya bölgesinde münhasırlık verilmediği, Sözleşmenin 4.2. ve 4.3. maddesine göre ----- sigortası haricinde, komisyon oranlarının sigorta şirketince belirleneceğinin belirtildiği, Bunun haricinde 4.7. maddesine göre rapel komisyonu gibi teşvik komisyonu verme işlemlerinin de sigorta şirketinin insiyatifinde olduğunun kararlaştırıldığı, Dosya içerisindeki verilere bakıldığında, davacının 2018 yılından 2021 yılı sonuna kadar, 8 ayrı sigorta türünde, 2.418.132,85 TL net prim karşılığında, 226.764,31 TL komisyon tahsil ettiği, bu komisyon oranları sigorta türüne göre farklılık arz etmekle birlikte, genel toplamda komisyon oranının ortalama %10 olduğu, sigorta türlerinde ortalamalarda belirtilenden syon, teşvik, rapel primleri uygulandığına dair bir veri Yine ücret hakkı kapsamında davacının, taraflar arasındaki sözleşmeye göre münhasırlığı bulunmadığı ve sözleşmenin bitiminden Sonra, acente işletme sözleşme kurulmasına aracılık ettiği veya sözleşme kendi çabasına bağlanacak kadar gayret gösterdiğini gösterir sigortalara ilişkin veriye de rastlanılmadığı, Bu bakımdan davacının Komisyon, Ek Komisyon, ----talebi bakımından dosyadaki verilerle bir alacağının tespit edilemediği, Ücret Hakkı Cari hesap alacağı açısından ise, davalının ticari defterlerinde yapılan incelemede cari bir alacağın tespit edilemediği, görülmektedir. Denkleştirme Şartları Denkleştirme, acentenin müvekkili lehine oluşturduğu müşteri çevresinden sözleşme ilişkisinin bitimi neticesinde yararlanamayacak olmasına karşın, müvekkilin bu müşteri çevresinden menfaat sağlamaya devam etmesinin yaratmış olduğu hakkaniyete aykırı durumun düzeltilmesi amacıyla acenteye tanınan bir haktır. Hukuki niteliği itibarıyla denkleştirmede, gerçek anlamda bir maddi zararın varlığı değil, sözleşme sonrasında aleyhe bozulan dengenin denkleştirilmesi amaçlanmaktadır.” Sigorta acentelerinin denkleştirme talebi, Ticaret Kanunumuzdan önce Sigortacılık Kanunu'nda düzenlenmiştir. SK 23/16. Maddesine göre, sigorta acentelerinin denkleştirme talep edebilmesi için, sözleşmesinin denkleştirme istemini doğuracak şekilde sona ermesi, sigorta şirketinin sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi ve acenteye denkleştirme ödenmesinin hakkaniyetli olması gerekmektedir. Şartları bakımından Ticaret Kanunu'ndaki düzenlemeden farklılık arz etmeyen bu hususlara binaen dava konusu olayda, öncelikle denkleştirme talebi, olmadığının tetkiki gerekmektedir. a- Sona Erme Şekli TTK 122/4. Maddesine göre, denkleştirme isteminden “önceden” ve “ileriye etkili olarak” vazgeçilemeyeceğinden, talebi ortadan kaldıran sözleşme hükümleri geçersiz sayılmaktadır.” Bununla beraber, acentenin denkleştirme talep edebilmesinin birinci koşulu acentelik sözleşmesinin, acentenin kusurundan kaynaklanmayan sebeplerle sona ermesidir. Niza konusu olayda, sözleşme, sigorta şirketi tarafından fesh edildiğinden, sözleşmenin acentenin kusurundan dolayı sonlandırılıp sonlandırılmadığının tespiti için, mevzuatımızda belirlenen fesih halleri önem arz etmektedir. TTK 121/1. maddesi uyarınca, belirsiz süreli acentelik sözleşmeleri üç ay önceden ihbarda bulunarak, olağan fesih yoluyla sona erdirebileceği gibi, haklı sebebin varlığı halinde sözleşmenin belirsiz süreli olup olmadığı fark etmeksizin, olağanüstü fesih yoluyla da sonlandırabilirler. Fakat haklı feshe sebep olan haller, taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenen hükümlerle sınırlıdır, bu bakımdan sözleşmede yer verilmeyen bir husus haklı sebeple feshe dayanak olamaz.” Bu veriler ışığında dava konusu olaya bakıldığında, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 10.1. Maddesine göre sözleşmenin | yıl olduğu, fakat 1 ay içinde fesih bildiriminde bulunulmadığı takdirde, takdirde sözleşmenin | yıl uzayacağının kararlaştırıldığı, Taraflar arasındaki sözleşmenin 10.2. Maddesinde taraflardan her birinin 3 ay önceden noterden ihtarname göndermek suretiyle sözleşmeyi olağan yolla fesh edeceğinin düzenlendiği, 10.4. maddesinde sigorta şirketinin haklı fesih hallerinin düzenlendiği ve verimsiz çalışmanın haklı sebeple fesih hali olarak sayıldığı, Davalının dosyaya sunduğu 2022 yılı ilk 3 ay karşılaştırma verilerine bakıldığında, davacı gibi -- konumunda listelenen 79 acente olduğu, bu üç aylık performans verilerinde prim tahsilatında davacının 73. Sırada olduğu, Davacının dosyaya sunduğu portföy verilerine bakıldığında, 2021 yılında bir önceki yılı göre poliçe üretiminde 48” lik bir azalış olduğu, yalı sigorta şirketinin 2021 deki bu aza poliçe üretimindeki azalma sebebiyle, 16.03.2022, 30.04.2022 ve 30.09.2022 tarihinde dava acenteye ihtarname göndererek ilgili durumun devam etmesi halinde sözleşmenin haklı sebeple fesh edilebileceğini beyan ettiği ve 14.12.2022 tarihli ihtarname ile davacıyı azlettiği, Davacı acente 16.03.2022, 30.04.2022 ve 30.09.2022 tarihli uyarı ihtarlarının 10.03.2021 yılındaki adres değişimi davalıya bildirilmesine rağmen eski adrese yapıldığı, bu yüzden ilgili ihtarlardan haberdar olunmadığını beyan edildiği, dosyadaki tebliğ şerhlerine bakıldığında ise ilgili ihtarların tebliğ alındığının görüldüğü, Davalının dosyaya sunduğu, hedef ve prim gerçekleşmelerine bakıldığında, ---- İli genelinde hedeflere göre gerçekleşmelerde %35'lik bir sapma olduğu, davacının hedefinde ise bu ortalama sapmanın üzerinde *646' lık bir sapma gerçekleştiği, Mevcut durumda Mahkemece, davacı 2021 yılında, çalışma alanı ile ilgili bölge ve il değiştirse dahi, yeni bölgesinde de, il şart ve ortalamalarına uygun performans göstermesi gerekeceğinin kabulü halinde, davalı sigorta şirketinin verimsiz çalışmaya binaen sözleşmeyi haklı sebeple fesh edebileceği, bu durumda denkleştirme şartının oluşmayacağı, Mahkemece, davacı 2021 yılında, çalışma alanı ile ilgili bölge ve il değiştirmesine binaen yeni bölgesinde de, il şart ve ortalamaları altında belirli bir süre performans gösterebileceğinin, bunun da sözleşmenin feshi için haklı sebep oluşturmayacağının kabulü halinde ise, feshin haksız olacağı, bu durumda sona erme bakımından davacı acentenin denkleştirme talebinde bulunabileceği düşünülmektedir. b- Menfaat TTK m.122/1'de belirtildiği üzere “acente tarafından müvekkile yeni müşteriler kazandırılması” ve “müvekkilin kazandırılan bu müşteri — çevresi sayesinde sözleşme sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi” denkleştirme talebi için gereken iki ayrı şarttır. Yine Ticaret Kanunu' na göre denkleştirme için gereken acentenin ücret kaybına uğrama şartı da Sigortacılık Kanunu'nda aranmamaktadır.” Ticaret Kanunu” na göre özel bir kanun olan Sigortacılık Kanununda da önemli bu üç husustan, önemli menfaat şartı aranmaktaysa da, ücret kaybı ve yeni müşteriler kazandırma şartı aranmamış, acentenin portföyü esas alınmıştır. Bu nedenle sigorta acentelerinin denkleştirme taleplerinde, yeni müşteriler bulmaları değil, kendi portföylerinden sigorta igorta sözleşmesi akdetmiş olma dikkate alınmaktadır.” Bu sebeple, sigorta şirketinin önemli bir menfaat tesis ettiğini tespit edebilmek için öncelikle acentenin, sözleşme süresince, portföyünden davalı için yaptığı sözleşmelerin tespit edilmesi gerekmektedir. Fakat denkleştirme hesaplarında müvekkilin acente sayesinde sözleşme yapma imkanı bulduğu müşteriler esas alındığından, acente sözleşmesi kurulmasından önceki sigorta şirketi müşterileri hesaplamalarda dikkate alınmamaktadır.'" Dosya içerisinde müşter müşterilerle çalışıldığına dair yapılamamıştır istesi ve davacıdan önce davalı sigorta şirketi veri olmadığından ilgili hususta bir değerlen Denkleştirme talebi şartlarından olan önemli menfaat, sözleşmenin sona ermesinin ardından sigorta şirketinin acentenin kazandırdığı müşteriler üzerinden somut bir kazanç elde etmesidir. Bununla beraber somut kazanç mutlak anlamda ciro artışı değildir; yaratılan Müşteri çevresinin işletmenin portföyüne katkısı, ya da ciro artışı olmasa bile yeni müşteriler sayesinde muhtemel zararın azaltılmış olması da bu çerçevede kazanç olarak değerlendirilmektedir."" Bu sebeple önemli menfaatin tespiti için, sigorta şirketinin, acente portföyündeki müşterilerinin ki gerekmektedir. sözleşmenin sona ermesinin akabinde,ayla, ne kadar hacimde iş yaptığının, Dosya içerisinde bu hususta bir veri olmadığı için bir değerlendirme yapılamamıştır. c- — Hakkaniyet Hakkaniyet ölçütü, Sigortacılık Kanununda tanımlanmamakla beraber, Ticaret Kanunu'nun gerekçesinde, bir taraftan acentenin gayretleri, imaj yaratma, müvekkili ve ürününü tanıtma, diğer taraftan da bir rekabet piyasasında pay alma çalışmaları ile tanımlanmaktadır. Acente bu konularda olumsuz not almamış olmalıdır. Yine gerekçeye göre, hakkaniyet koşulu kural olarak gayretin olduğu durumda gerçekleşmiş sayılır, olumsuz tutumlar ise hakkaniyet şartının gerçekleşmesine engel kabul edilir. Bu bakımdan doktrinde ürün tanıtımı, reklam, kurulan organizasyon ve müşteri memnuniyeti bu aranan gayret kriteri kapsamında sayılmaktadır. '* Yargıtayımız hakkaniyet şartındaki gayretin tespiti için, harcanan emek ve zamanı, acentenin tek firma birden çok firma acentesi olmasını, rekabet yasağının ihlal edilmesini, bu bakımdan sözleşme dışı kazanç ve kayıpları ve kişisel duruma bağlı mal varlığı ve gelir ilişkileri, yaşlılık, sağlık durumu, çalışma yeteneğini de göz önüne almaktadır.'” Sigortacılık Kanunumuza göre denkleştirme talebi için hakkaniyet şartının da gerçekleşmesi gerekmekle beraber, hakkaniyet bir denetleme ölçütüdür. Denkleştirme isteminin diğer şartları bulunması halinde denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun düşmesi esas, ödenmemesi ise istisna kabul edilmektedir.'* Reklam, organizasyon, müşteri memnuniyeti, rekabet yasağı ile ilgili taraflı beyanı olmadığından, bilirkişi raporunda bu kriterler resen incelenmeyecektir. Uygulamada acentenin sözleşmenin sona erdiği sırada ve sonrasında çalıştığı başka sigorta şirketlerinin de olması ve müşterilerini ilgili sigorta şirketlerine kaydırması durumunda, hakkaniyet ölçüsü bakımından denkleştirme şartlarının oluşmayacağı kabul edilmektedir.'* Dosyada davacının müşteri portföyü, sözleşme sırasında ve sonrasında başkaca sigorta şirketleri ile çalışıp çalışmadığı ve müşterilerini bu şirketlere kaydırdığına dair veri olmadığından bu hususta bir değerlendirme yapılamamıştır. d- — Hesaplama Sigortacılık ve Ticaret Kanunumuzda, üst sınırın belirlenmesi haricinde, denkleştirme hesaplamalarının nasıl yapılacağına dair açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bununla beraber Avrupa Yönergesi ve Yargıtay içtihatlarında, denkleştirme talepleri öncelikle üst sınırın hesaplanması akabinde, ham karşılığın ve uygun bir tutar sinin yapılarak elde edilen miktarın, denkleştirme üst sınırı ile karşılaştırılması gerekmektedir. İ- Üst Sınır TTK m.122/2 maddesine göre üst sınır, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon ve diğer ödemelerin ortalaması üzerinden hesaplanır. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, bu sefer faaliyetin devamı sırasındaki ortalamanın esas alınması gerekir. Kanundaki bu düzenleme nazara alındığında üst sınırı belirlemek için, “acentenin kazandığı ücret” ile “bu tutarın sözleşme süresine oranı”, üst sınırı belirlemek için iki ayrı unsur olarak öne çıkmaktadır. Kanunda “yıllık komisyon yanında diğer ödemelerden” de bahsedildiğinden ücret, acentenin sözleşmesi gereği kazandığı, komisyon ve tazminatlar dahil her türlü hak edeceği ücretin toplamı olarak kabul edilmektedir. lesaplamada dikkate alınacak komisyon ücretleri ise, sadece acentenin kendi portföyünden şirkete kazandırdığı müşterilerden değil, sözleşme süresi boyunca tüm Müşterilerle yaptığı sözleşmelerden hak ettiği, vergi ve sair giderler ihmal edilerek brüt ücret olarak kabul edilmektedir. '* Bu veriler ışığında dava konusu olaya bakıldığında, davacının dosyaya sunduğu portföy verilerine göre, davacının 2018 yılından 2022 yılına kadar toplam 226.764,31 TL komisyon kazandığı, bu tutarın yıl bazlı ortalamasının 56.991,08 TL olduğu, bu bakımdan üst sınır olarak bu tutarın kabul edilmesi gerektiği hesaplanmaktadır. Ham Karşılık Temeli müvekkilin menfaati ve acentenin kaybı olan ham karşılık hesaplamalarında, acentenin son bir yıl içinde elde ettiği ücretin bulunarak bu tutarın menfaat süresi boyunca, kayma yüzdesi nazara alınarak hesap edilmesi ve akabinde bulunan tutara peşin faiz indirimi tatbik edilmesi gerekmektedir. Acentenin Ücreti Ham tutar acente kaybi. esas alınarak hesaplanır. Acentenin kaybının tespit edilebilmesi için de ilk olarak, sözleşme süresinden önce sigorta şirketinin müşterisi olmayan ve acentenin müvekkile getirdiği müşteri listesi dikkate alınmalıdır. Acentenin kaybına esas olan tutarın hesaplanabilmesi normal olmayan önemli gelişmeler yaşanmadıkça, sözleşmeni ödenen net ücretleri esas alınmalıdır. * için de, bu müşterilerden, sona erdiği yıldaki acenteye Dava konusu olaya bakıldığında, sözleşmenin sona erdiği, 4.sözleşme yılında müşterilerden, davacı acentenin 44.328,94 TL gelir elde ettiği görülmektedir. Menfaat Süresi Sigorta şirketi, acentenin devrettiği müşteri çevresi ile sonsuza dek çalışma imkânına sahip değildir. Bu sebeple müvekkilin, acentenin sağladığı müşterilerden ne kadar süre ile faydalanacağının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu süre acentenin, müvekkile kazandırdığı müvekkil çevresinden ne kadar süre ile yararlanmaya devam edeceğine ilişkin tahmini süre kriterinden yola çıkılarak tespit edilmekte ve bu suretle acentenin ücret kaybı her yıl için hesaplanan ücret kayıplarının toplamı olarak hesaplanmaktadır. Dava konusu olaydaki sigorta türleri nazara alındığında, sigorta şirketinin 5 yıl boyunca, ilgili portföyden menfaat elde edebileceği düşünülmektedir. Kayma Yüzdesi Acentenin kaybının tespitindeki bir diğer kriter ise müşterilerin azalma oranının hesabıdır. Bu surette acentenin son yıldaki gelirlerinden her yıl için müşteri aşımı oranı bir başka deyişle zamanla müşteri sayılarında yaşanacak azalmalar dikkate alınarak ilişkinin devam edeceği süre boyunca acentenin elde edemeyeceği ücret, bir başka deyişle acentenin kaybı tespit edilecektir. Kayma yüzdesi, sözleşmenin yapıldığı dönem ile sonraki dönem arasındaki müşterilerin kayma oranlarının tespiti ile bulunmaktadır. '” Bunun içinde geçmiş yıllardaki müşteri takip çizelgeleri ve müşteri hareketlerinden yola çıkarak her yıl ne kadar sürekli müşterilerin kayıp edilebileceği ve ne kadarlık bir menfaat kaybının olduğu tespiti gerekmektedir.” Dosya içerisindeki portföy verilerine bakıldığında davacının son yılında %48” lik bir kayma yüzdesi olduğu, ortalamada da *69 luk bir portföy kayması olduğu, görülmektedir. Dosya içerisinde davacının portföyü kapsamında, davalı nezdinde kayma yüzdesinin daha yüksek olduğunu gösteren bir veri bulunmamaktadır. Mevcut verilerle 9648 ve 949” luk kayma yüzdesine dair oran 5 yıllık menfaat süresince, davacının sözleşmenin son yılında elde ettiği 44.328,94 TL” ye tatbik edildiğinde, acenteni yıllara sari olarak gelecekte toplam, 66.493,41 TL elde edebileceği görülmektedir. Faiz İndirimi Acentenin kaybı, bu şekilde tespit edildikten sonra acentenin elde edebileceği ücretler kendisine defaten ödeneceği için, tespit edilen her yıla ödenecek bedel üzerinden faiz indirimi uygulanması gerekecektir. Net bugünkü değer hesaplamasında faiz oranı yıllık 9624 olarak kabul edilmiş olup, faiz indirimi akabinde, ham tutarın 38.790,56 TL” ye tekabul ettiği anlaşılmaktadır. Hesaplanan 38.790,56 TL” lik tutar, üst sınır olarak hesap edilen davacının 56.991,08 TL brüt komisyon ücretinin altındadır. e- “Uygunluk Denetimi TTK m.122/1'de denkleştirme isteminin tüm şartları sayıldıktan sonra “...acente müvekkilden uygun bir tazminat i ifadesi kullanılmaktadır. Bu sayede denkleştirmede temel olan hakkaniyet ilk: nce somut olayın tüm özellikleri dikkate alınarak denkleştirme miktarının yükseltilmesine veya azaltılmasına yol açacak ve böylece acenteye ödenecek miktarın “uygun” olması sağlanacaktır. Hakkaniyete bağlı uygunluk soyut bir kavram olduğu için gerek yabancı hukuklarda gerek de Türk hukukunda denkleştirme — miktarının hakkaniyete “uygunluğunun değerlendirilmesi aşamasında tavsiye niteliğinde bazı genel kıstaslar belirlenmiştir. Bu kapsamda ---- sayılı AB Yönergesi m.17 ile ilgili AB raporunda uygunluk denetiminde, acentenin başka müvekkiller adına da faaliyette bulunup bulunmadığı, acentenin kusuru olup olmadığı, acentenin gelir düzeyi (acenteye ödenen tüm ücretler), müvekkilin cirosundaki düşme, müvekkile sağlanan menfaatlerin kapsamı ve müvekkil tarafından emeklilik katkı paylarının ödenmesi gibi kriterleri esas alınmıştır. Yine marka etkisi de uygunluk denetiminde dikkate alınmaktadır. Sigorta şirketinin ürün veya hizmetlerinin tanınmış markalı olması, yeni müşteri edinmede veya eski müşterilerle olan ticari faaliyetlerin geliştirilmesinde kolaylık sağladığından denkleştirme bedelinde indirim sebebi olarak kabul dilmektedir. Bununla beraber sözleşme konusu mal ve hizmetlerin tanınmış markalı olması salt bu sebeple acentenin gayretlerinin göz ardı edilmesini ve müşteri çevresindeki gelişimlerin tamamen markaya bağlanmasını haklı göstermemektedir. - yargı kararlarında tanınmış markalı ürünleri satan acentelere ödenecek denkleştirme bedelinde %10 ila %30 arasında indirim yapılmasının hakkaniyete uygun olduğu kabul edilmekte olup; takdir mahkemenindir.” NL- — Maddi Zarar - Yoksun Kalınan Kar Olağanüstü fesihte, fesih haklı bir nedene dayanmasa dahi, beyanının karşı tarafa varması ile sözleşmenin derhal ileriye etkili olarak sona ereceği kabul edilmektedir. Bununla beraber, fesih haklı bir sebebe dayanmıyorsa, Ticaret Kanunu” nun 121. Maddesinin 4. bendine göre, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle uğranılan zararların tazminin talep edilmesi mümkün olduğu gibi bu zararlar haricinde Borçlar Kanunu' nun 112. Maddesine binaen uğranılan müspet zararların da tazmininin talep edilmesi de mümkündür.” Dosya içerisinde sözleşmenin fesih tarihi olan 07.08.2019 tarihi itibarıyla, bir poliçe teklifine rastlanılmadığından, TTK 121/4. Maddesi kapsamında, başlanmamış işlerin tazı ile ilgili bir değerlendirme yapılamamıştır. Borçlar Kanunu” nun 112. Maddesi kapsamında ise istenilebilen müspet zararların içerisinde fiili zararlarla birlikte yoksun kalınan karın da istenebileceği kabul edilmekle beraber, sözleşmenin sona erdiği tarih itibarıyla davacının başka sigorta şirketleri ile de çalıştığı görülmektedir. Doktrinde belirli süreli acentelik sözleşmelerinde olağanüstü feshin haksız olması durumunda, feshin olağan feshe tahvil edilerek, bekleme süresi boyunca ayakta kalacağından hareketle, yoksun kalınan karın bekleme süresince hesap edileceğine dair görüşler bulunmakla birlikte, uygulamada acentenin aynı mahiyette bir işi ne kadar sürede bulabileceğinin dikkate alınması gerektiği kabul edilmektedir.”* Fakat denkleştirme talebinden farklı olarak bu tür tazminatlardan sözleşme ile vazgeçmek mümkündür. Denkleştirme talebinden sözleşme ile baştan vazgeçilmesi ise talep edilmesine engel olmayacağı kanunda emredici bir hukuk kuralı ile düzenlenmiştir, Bu açıklamalar ışığında taraflar arasındaki sözleşmenin 10.4. ve 10.5. Maddelerine bakıldığında, sözleşmenin feshi halinde acentenin herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacağının kararlaştırıldığı, Bu sözleşme hükümleri nazara alındığında, davacının yoksun kalınan karını talep edemeyeceği, düşünülmektedir. Mahkemenin aksi kanatte olması halinde ise, davacının ticari defterleri nazara alınarak yoksun kalınan karının hesaplanabileceği, davacının ticari defterleri Mardin de olduğundan Sözleşme süresince elde ettiği kar bilinemediğinden ilgili hususta nihai bir değerlendirme yapılamamıştır. 7) SONUÇ Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle, 1- — Ücret Hakkı Bakımından, Dosya içerisinde, sözleşme süresince sigorta türlerinde ortalamalarda belirtilenden farklı komisyon oranları, ek komisyon, teşvik, rapel — primleri uygulandığına dair bir veri olmadığı, Yine ücret hakkı kapsamında davacının, taraflar arasındaki sözleşmeye göre münhasırlığı bulunmadığı ve sözleşmenin bitiminden sonra, acente işletme Sözleşme kurulmasına aracılık ettiği veya sözleşme kendi çabasına bağlanacak kadar gayret gösterdiğini gösterir sigortalara ilişkin veriye de rastlanılmadığı, Bu bakımdan davacının Komisyon, Ek Komisyon, ---- Komisyonu ve Ücret Hakkı talebi bakımından dosyadaki verilerle bir alacağının tespit edilemediği, Cari hesap alacağı açısından, Davacı vekili tarafından 28.03.2024 tarihli beyan dilekçesi ekinde dosyaya sunulan flash bellek içerisindeki verilerin incelemesinde; davacı şirketin e.defter mükellefi olmadığı, flash bellek içerinde sunulan 2018, 2019, 2020 yıllarına ait ticari defterlerin, fiziksel olarak tutulan ticari defterler olduğu defterin taranmış halinin sunulduğu, 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin bilgisayar ortamındaki defterlerin EXCEL dökümlerinin bulunduğu, Davacı vekili tarafından 28.03.2024 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunulan flash bellek içerisinde sunulan verilerin incelemesinde, davacı tarafından davalı adına yürütülen yevmiye numaralı muavin defter kayıtlarının bulunmadığı, 2018, 2019, 2020 yıllarına ait Defter-i Kebirde --- Alıcılar hesabın alt hesabı bulunmadığından, eş değişle toplu kayıt yapıldığından ilgili yıllarda davacı defterlerinde davalı tarafa ait hesap hareketleri tespit edilemediği. Davalı tarafın davacı adına yürütülen ---- Kodlu Cari hesap dökümüne göre davalının 31.12.2022 tarihi itibariyle davacı tarafa 659,33 TL Vadesi Gelmiş Borcu, 282,62 TL Diğer Hesap Borcu olmak üzere toplam 939,35 TL borçlu olduğu görülmüştür. Il- — Denkleştirme Tazminatı Bakımından, Mahkemece, davacı 2021 yılında, çalışma alanı ile ilgili bölge ve il değiştirse dahi, yeni bölgesinde de, il şart ve ortalamalarına uygun performans göstermesi gerekeceğinin kabulü halinde, davalı sigorta şirketinin verimsiz çalışmaya binaen sözleşmeyi haklı sebeple fesh edebileceği, bu durumda denkleştirme şartının oluşmayacağı, Mahkemece, davacı 2021 yılında, çalışma alanı ile ilgili bölge ve il değiştirmesine binaen yeni bölgesinde de, il şart ve ortalamaları altında belirli bir süre performans gösterebileceğinin, bunun da sözleşmenin feshi için haklı sebep oluşturmayacağının kabulü halinde ise, feshin haksız olacağı, bu durumda sona erme bakımından davacı acentenin denkleştirme talebinde bulunabileceği, Bu durumda davacının davalıdan 38.790,566 TL denkleştirme tazminatı Talep edebileceği, - Maddi Tazminat - Yoksun Kalınan Kar Bakımından, taraflar arasındaki leşmenin 10.4. ve 10.5. maddelerine bakıldığında, sözleşmenin feshi halinde acentenin herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacağının kararlaştırıldığı, Bu sözleşme hükümleri nazara alındığı, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise, davacının ticari defterleri nazara alınarak yoksun kalınan karının hesaplanabileceği, davacının ticari defterleri ----- olduğundan sözleşme süresince elde ettiği karın hesaplanamadığı, IV- — Teminat İadesi Bakımından, dosya içerisinde davacı tarafından verilen ve davalı tarafından iade edilmeyen bir teminat tutarına dair veriye rastlanılmadığı bildirilmiştir.
Mahkememizce işbu dosyada, Mali Müşavir bilirkişi, Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı bilirkişi ve Sigorta Uzmanı bilirkişilerin EK raporu dosya arasına alınmıştır. Bilirkişiler tarafından tanzim edilen bilirkişi EK raporunda özetle;İNCELEME TARTIŞMA VE DEĞERLENDİRME; Rapora itirazlar sözleşmenin feshi kapsamında performans değerleri ve denkleştirme tazminatının miktarı noktalarında toplanmaktadır Kök raporda acentenin il adresi değişmesi sebebiyle, --- ve ---- İlçeleri için iki ayrı karşılaştırma tablosu hazırlanmıştır. Davalının dosyaya sunduğu 2022 yılı ilk 3 ay karşılaştırma verilerine bakıldığında, davacı gibi ---- konumunda listelenen 79 acente olduğu, bu üç aylık performans verilerinde prim tahsilatında davacının 73. Sırada olduğu, tespit edilmiştir. Daha sonra ---- İli --- bir değerlendirme yapılmış bu ilde genel bir düşme olduğu görülmüştür. Daha sonra bu ortalama düşmeye göre davacının hedef sapmasının durumu tespit edilmiştir. Buna göre davalının dosyaya sunduğu, hedef ve prim gerçekleşmelerine bakıldığında, ----- İli genelinde hedeflere göre gerçekleşmelerde %35'lik bir sapma olduğu, davacının hedefinde ise bu ortalama sapmanın üzerinde %46” lık bir sapma gerçekleştiği, görülmüştür. Bu tespitlerden sonra Mahkemenin takdirine göre veriler değerlendirilmiştir. Bu kapsamda Mahkemece, davacı 2021 yılında, çalışma alanı ile ilgili bölge ve il değiştirse dahi, yeni bölgesinde de, il şart ve ortalamalarına uygun performans göstermesi gerekeceğinin kabulü halinde, davalı sigorta şirketinin verimsiz çalışmaya binaen sözleşmeyi haklı sebeple fesh edebileceği, bu durumda denkleştirme şartının oluşmayacağı, Mahkemece, davacı 2021 yılında, çalışma alanı ile ilgili bölge ve il değiştirmesine binaen yeni bölgesinde de, il şart ve ortalamaları altında belirli bir süre performans gösterebileceğinin, bunun da sözleşmenin feshi için haklı sebep oluşturmayacağının kabulü halinde ise, feshin haksız olacağı, bu durumda sona erme bakımından davacı acentenin denkleştirme talebinde bulunabileceği belirtilmiş olup kök rapordaki görüşlerle bağlı kalınmıştır. Denkleştirme talebine ilişkin hesaplamalarda da , öncelikle çalışılılan dönemdeki yıl bazlı getirinin ortalaması alınmakta, daha sonra da son yol acente geliri gelecek 5 yıla kayma yüzdesi ile simüle edilerek gelecekte elde edilebilecek tutar hesaplanmakta akabinde bu gelecekte elde edilebilecek tutar da net bugünkü değer hesabı ile bugüne getirilmektedir. Yapılan bu iki hesaplama neticesinde düşük olan tutar hükmedilecek denkleştirme tazminatının esasını oluşturmaktadır. Niza konusu olayda da tavan 56.691,08 TL olarak hesap edilmiş olup; acentenin son yıl getirisi, portföyde çalışıldığı sürece tespit edilen %48 son yıl ve %9 luk ortalama kayma yüzdesine göre simüle edilerek 5 yıl içinde toplam 66.493.41 TL elde edilebileceği tespit edilmiş, akabinde yıl bazlı olarak gelecekte elde edilebilecek bu tutarlar %24 faiz oranında net bugünkü değerlerine getirilerek ilgili bedelin bugün itibarıyla 38.790,56 TL olduğu tespit edilmiştir. 6) SONUÇ Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle, Rapora itirazlar sözleşmenin feshi kapsamında performans değerleri ve denkleştirme tazminatının miktarı noktalarında toplanmakla beraber, kök rapordaki görüşlerle bağlı kalındığı bildirilmiştir.
Davacı vekili dava değeri artırım dilekçesi ile; "Davalı şirket tarafından yapılan haksız fesih sebebiyle fazlaya ilişkin dava hak ve alacaklarımız saklı kalmak kaydıyla toplamda 900,00 TL tazminatın davalı şirketten TAHSİLİ talebine ilişkin açılan huzurdaki dava işbu bedel artırım dilekçesi ile Bilirkişi raporları doğrultusunda ıslah etmekteyiz. Şöyle ki; Bilirkişi Heyetince hazırlanan ve dosyaya sunulan kök ve ek raporda; "... Bu durumda davacının davalıdan 38.790,56 TL denkleştirme tazminatı Talep Edebileceği..." demek suretiyle denkleştirme tazminatını 38.790,56 TL olarak tespit edilmiştir. İşbu gerekçeler ile: Denkleştirme Tazminatını 38.690,56 TL Arttırarak Islah etmekteyiz. Ayrıca işbu ıslah ile arttırdığımız kısmı harçlandırdığımızı sayın mahkemeye bildiririz. Dava dilekçesinde talep ettiğimiz tutar ile işbu ıslahla arttırdığımız değerlerin toplamı neticesinde; 38.790,56 TL Denkleştirme Tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememiz tarafından dosyada bulunan bilgi ve belgeler, alınan raporlar incelenmiş olup;
Davanın, davalı tarafından haksız nedenle acentelik sözleşmesinin feshedildiği iddiasıyla denkleştirme, haksız fesih tazminatı, yoksun kalınan kar tazminatı, ücret hakkı, rapel komisyonu, ek komisyon, cari hesap alacağı, komisyon alacağı ve davacı tarafından yatırıldığı iddia edilen teminatın iadesi hususlarına ilişkin olduğu,
Ücret Hakkı Bakımından, Dosya içerisinde, sözleşme süresince sigorta türlerinde ortalamalarda belirtilenden farklı komisyon oranları, ek komisyon, teşvik, ----— primleri uygulandığına dair bir veri olmadığı, Yine ücret hakkı kapsamında davacının, taraflar arasındaki sözleşmeye göre münhasırlığı bulunmadığı ve sözleşmenin bitiminden sonra, acente işletme Sözleşme kurulmasına aracılık ettiği veya sözleşme kendi çabasına bağlanacak kadar gayret gösterdiğini gösterir sigortalara ilişkin veriye de rastlanılmadığı, Bu bakımdan davacının Komisyon, Ek Komisyon, ---- Komisyonu ve Ücret Hakkı talebi bakımından dosyadaki verilerle bir alacağının tespit edilemediği,
Cari hesap alacağı açısından, Davacı vekili tarafından 28.03.2024 tarihli beyan dilekçesi ekinde dosyaya sunulan flash bellek içerisindeki verilerin incelemesinde; davacı şirketin e.defter mükellefi olmadığı, flash bellek içerinde sunulan 2018, 2019, 2020 yıllarına ait ticari defterlerin, fiziksel olarak tutulan ticari defterler olduğu defterin taranmış halinin sunulduğu, 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin bilgisayar ortamındaki defterlerin EXCEL dökümlerinin bulunduğu, Davacı vekili tarafından 28.03.2024 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunulan flash bellek içerisinde sunulan verilerin incelemesinde, davacı tarafından davalı adına yürütülen yevmiye numaralı muavin defter kayıtlarının bulunmadığı, 2018, 2019, 2020 yıllarına ait Defter-i Kebirde ----- Alıcılar hesabın alt hesabı bulunmadığından, eş değişle toplu kayıt yapıldığından ilgili yıllarda davacı defterlerinde davalı tarafa ait hesap hareketleri tespit edilemediği. Davalı tarafın davacı adına yürütülen ----- Kodlu Cari hesap dökümüne göre davalının 31.12.2022 tarihi itibariyle davacı tarafa 659,33 TL Vadesi Gelmiş Borcu, 282,62 TL Diğer Hesap Borcu olmak üzere toplam 939,35 TL borçlu olduğu, davacının 939,35 TL cari hesap alacağının olduğu,
Denkleştirme Tazminatı Bakımından, davacı 2021 yılında, çalışma alanı ile ilgili bölge ve il değiştirse dahi, yeni bölgesinde de, il şart ve ortalamalarına uygun performans göstermesi gerekeceği, davalı sigorta şirketinin verimsiz çalışmaya binaen sözleşmeyi haklı sebeple fesh edebileceği, bu durumda denkleştirme şartının oluşmayacağı,
Yoksun Kalınan Kar Bakımından, taraflar arasındaki sözleşmenin 10.4. ve 10.5. maddelerine bakıldığında, sözleşmenin feshi halinde acentenin herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacağının kararlaştırıldığı, Bu sözleşme hükümleri nazara alındığında davacının yoksun kalının karının talep edemeyeceği,
Teminat İadesi Bakımından, dosya içerisinde davacı tarafından verilen ve davalı tarafından iade edilmeyen bir teminat tutarına dair veriye rastlanılmadığı, bu sebeple talebin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan gerekçelerle, davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,
1-) Cari hesap alacağı yönünden davanın kabulü ile, 100,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
2-) Fazlaya ilişkin istemlerine reddine,
3-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) Maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 Maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinden davanın kabul ve red oranına göre 7,88-TL'nin davalıdan, 3.112,12-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına
4-Davacı tarafça yapılan 21.134,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre 53,38 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yapılan 250,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre 249,36 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK Madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,
6-Karar ve ilâm harcı olan 615,40-TL harçtan alınan 179,90 TL peşin, 670,00 TL ıslah harcının mahsubu ile fazla yatırılan 234,50 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
7-Davacı vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
8-Davacı tarafça yatırılan 179,90 TL peşin harç ve 670,00 TL ıslah harç giderinin toplamı 849,90-TL'nin davacıya iade edilen kısmından mahsubu ile kalan 615,40 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
9-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/3. maddedeki esaslara göre belirlenen 100-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin (E-duruşma) yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.