T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/242
KARAR NO : 2025/932
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/04/2021
KARAR TARİHİ : 16/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili şirket ile davalı -----arasında 25.10.2019 tarihinde ---- Sözleşmesi akdedilmiş, Müvekkili şirket, davalı şirket ile aralarında imzalanan sözleşmede yer alan hizmetlerini gerektiği şekilde ve eksiksiz biçimde sunmuş olduğunu, Taraflar arasında imzalanan sözleşme bir hizmet sözleşmesi ve karşılıklı borç yükleyen bir sözleşme olup, TBK’ya göre borçlunun borca aykırı davranışının tazminat sorumluluğuna yol açacağını, Borca aykırı davranış, diğer tarafı zarara uğratmış ve borcun ifa edilmemesiyle uğranılan zarar arasında bir illiyet bağı olması gerektiğini, Yargıtay HGK.’ nun --- sayılı kararında da görüleceği üzere, ‘’Geçerli şekilde kurulmuş bir sözleşmede, tarafların sözleşmeye uygun hareket etmeleri, edimleri sözleşmeye uygun yerine getirmeleri, edimin ifasını imkansız hale getiren her türlü davranıştan kaçınmaları zorunludur.’’ Müvekkili şirket, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini eksiksiz biçimde yerine getirmiş olmasına rağmen, karşı taraf, ilgili sözleşmenin ‘’Süre ve Fesih’’ başlıklı 6. Maddesini dayanak göstererek---- Noterliği’ nin 21.10.2020 tarih ----- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile aralarındaki sözleşmeyi feshetmiş olup, Fesih ihtarnamesi dava dilekçesi ekinde sunulmuş olduğunu, Sözleşmenin ‘’Süre ve Fesih’’ başlıklı 6. Maddesi “Taraflar Hizmet sözleşmesinin süresini belirlemiş olup sözleşmenin imzalanması ile başladığını ve sonrasında bir yıllık süreyi kapsadığını, taraflar sözleşmenin bitimine en az iki ay (60 gün) kala birbirine noter kanalı ile sözleşmenin fesih edileceğini bildirmekle mükellef olup, Aksi takdirde sözleşmenin bir yıl daha otomatik olarak uzayacağı ve Fesih tek taraflı gerçekleşse bile sözleşmenin imzalanmasından sonraki iki yıllık ücretini veri sorumlusunun danışmana koşulsuz şartsız öder.” hükmünü ihtiva etmekte olduğunu, Sözleşme taraflarca 25.10.2019 tarihinde imzalanmış olup, 25.10.2020 tarihinde şarta bağlı olarak sona ereceğini, fesih bildirimi sözleşmenin ilgili maddesinde belirtilen süre içerisinde yapılmaz ise sözleşme bir yıl daha otomatik olarak uzayacağı ve Fesih ihtarnamesi en geç 25.08.2020 tarihine kadar gönderilebileceğini Davalı taraf, sözleşmenin bitiş tarihinden dört gün öncesinde (21.10.2020) fesih bildiriminde bulunmuş ve ilgili maddeye aykırı davranarak haksız bir fesih’ te bulunmuş olduğunu, Davalı tarafın haksız karşılık olarak, müvekkili şirket --- Noterliği’ nin 02.11.2020 T. -----’ lu ihtarnameyi göndermiş ve fesih bildiriminin zamanında yapılmadığını ilgili maddede belirtilen süreler ve cezai şart hatırlatılarak sözleşmenin otomatik olarak bir yıl daha uzadığını bildirmiş olduğunu, Müvekkili şirket tarafından gönderilen ihtarnameye cevap olarak, davalı taraf ----Noterliğinin 20.11.2020 T.-----.’ lu ihtarnameyi göndermiş ve haksız fesihlerinden dönmeyeceklerini bildirmiş olduklarını, Sözleşmenin iki tarafı da tacir sıfatını taşımakta olup, TTK’ nun 20/II nci maddesine göre tacirlerin tüm işlemlerinde basiretli bir tacir gibi davranması esas olduğunu, müvekkili şirketin, davalı firmaya aylık kesmiş olduğu fatura tutarı 5.900,00 TL olup, Müvekkili şirketin, basiretli bir tacir ve danışmanlık şirketi olarak öngörülü davranarak, ileriyi düşünmekte ve bütçe programlamalarını, yıllık planlamalarını ve personel istihdamlarını hizmet sözleşmelerine istinaden yapmakta olduğunu, Müvekkili şirketin sözleşmenin haksız feshi nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek, Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile Haklı davalarının kabulüne, Sözleşmenin haksız feshinden dolayı müvekkilinin zarara uğraması sebebiyle şimdilik 1.000,00 TL’ nin davalıdan alınarak taraflarına ödenmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Islah dilekçesinde ise; dava dilekçesindeki 1.000 TL tazminat talebini ıslahen 77.600,00 TL artırarak 78.600,00 TL'ye yükselttiklerini; nihai hüküm kurulurken bu hususun dikkate alınmasını bilvekale talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle, davaya YETKİ İTİRAZINDA bulunduklarını, Davacı tarafça sunulan hizmet sözleşmenin ifa yeri ---- olup, davaya bakmaya yetkili Mahkemenin, ----- Ticaret Mahkemesi olduğunu, Sözleşmenin haksız fesih edilmiş olduğu iddiası gerçeklere uygun olmayıp taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını ve Davacı şirketin, hem haksız fesih iddiasını hem de zarara uğradığı iddiasını ayrı ayrı ispatlamak zorunda olduğunu, Taraflar arasında 25/10/2019 tarihinde BİR YIL SÜRELİ Kişisel Verileri Koruma Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi imzalanmış, Davalı şirketin -----olması, taahhütlerini gereğince yerine getirememesi, davacı tarafın memnun olmaması gibi pek çok sebeple sözleşmenin yenilenmesi değerlendirilmemiş, Bu sebeple, 21/10/2020 tarihinde--- Noterliğinin ----- yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmenin yenilenmeyeceği bildirilmiş olup, Sözleşme bitmeden fesih davacı tarafa bildirilmiş olduğu için herhangi bir zarar oluşmuş olmasının mümkün olmadığını ve Aksinin yazılı delillerle ispatlanmak zorunda olduğunu, Davacı taraf, ---. Noterliği' nin 02/11/2020 tarih, ----- yevmiye nolu ihtarnamesinde sözleşmenin 6. Maddesi uyarınca iki yıllık ücret (!) talep etmekte, dava dilekçesinde de işbu cezai şarttan bahsetmekte olup, Talebin tamamen haksız ve art niyetli olduğu hususundaki itirazlarının karşı tarafa keşide etmiş oldukları ----Noterliği' nin 20/11/2020 tarih, ----- yevmiye nolu ihtarnamesinde bildirmiş olduklarını ve Haklı itirazlarını tekrarladıklarını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu' nun 20. Maddesinde GENEL İŞLEM KOŞULLARI düzenlenmiş olup, Sözleşmenin, davacı şirket tarafından hazırlanmış bir tip sözleşme olduğunu, Tarafların sözleşme yapma iradesi sözleşmeyi 1 yıl için sınırlamış, Bu sebeple, davacı tarafın sözleşmenin devamını teminen ortaya koymaya çalıştığı fesih ihbar şartları zorlaştırılmış olup bu hükümler TBK 20. Maddesi uyarınca Genel işlem şartı niteliğinde olduğunu, Sadece bir yıl için yapılmış sözleşme daha önce hiç uzamamış olup sözleşme süresi dolmadan önce sözleşmenin devam etmeyeceği iradesi davalı şirket tarafından ortaya konulmuş olduğunu, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca şirketlerin sözleşme yapma zorunluluğu getirilmiş, Sözleşme konusunda ---- gelen davacı şirket yetkilileri davalı hastane ile sözleşme imzalayabilmek için son derece esnek ve soyut konuşmuşlar, Davalı şirket tarafından sözleşme şartları ile alakalı konular sorulduğunda davalı şirket aleyhine hiçbir işlem yapılmayacağının garantisini vermiş olduklarını, Bu meyanda, 6. Md gündeme gelmiş ve 1 yıllık yapılmış olan sözleşmenin bitesinden iki ay önce yenilenmesi konusuna dikkat çekilmiş, Davacı şirket yetkilisi sözleşmenin şirket tarafından hazırlanmış olan her müşteriyle aynı şekilde imzalanmakta olan tip sözleşme olduğundan 2 aylık sürenin değiştirilmesinin mümkün olmadığını, ancak bu sürenin bir önemi olmadığı, sözleşmeyi yenilemek istemezlerse davacı şirketin buna saygı duyacağını belirtmiş olup, sonrasında davalı şirkete gönderilen fatura, ihtarname ve davanın haksız ve art niyetli olduğunu, Davacı tarafın müvekkili şirketten alacağı bulunmayıp, Davacı şirket fırsatçılık yapmak suretiyle fesih edilmiş sözleşmeden sonra davalı şirkete fatura keserek göndermiş, Hizmet alınmadığı için faturanın davacı şirkete iade edilmiş olup, Tarafların ticari ve mali kayıt ve defterleri incelendiğinde de alacaklarının bulunmadığı görüleceğini, Davacı tarafça dosyaya delil olarak sunulu sözleşmede davacı şirketin imzasının bulunmaması da sözleşmenin geçersiz olduğunun, bu hususun da davacı şirket aleyhine değerlendirilmesi gerektiğinin göstergesi olduğunu belirterek, Davacının haksız davasının REDDİNE, Yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava 25/10/2019 tarihli KVK Danışmanlık hizmet sözleşmesinin haksız olarak fesih edilip edilmediği ile edilmiş ise davacının taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden alacak talebinde bulunup bulunamayacağı, zarara uğrayıp uğramadığına ilişkin olduğunun tespitine yönelik alacak davasıdır.
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları saptanarak tahkikat aşamasına geçilmiş, deliller toplanmıştır.
Konunun incelemesi uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi ---- rapor içeriğine göre;
T.C. ------ Asliye Ticaret Mahkemesinin ---- sayılı Talim----.Asliye Ticaret Mahkemesinin ---- Esas sayılı dosyası ile davalı taraf resmi defterleri üzerinde yapılan tespitler neticesinde;
a- İncelenen davalı taraf resmi defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı,
b- Davacı ile davalı arasında davalı resmi defterlerine göre, ticari bir ilişkinin bulunduğu,
c- Davalının ticari defterlerinin incelenmesinden davaya konu olan sözleşme gereği düzenlenen faturaların ticari defterlerde kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
İncelenen davalı taraf resmi defter ve belgeleri ile dava dosyasında davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve davalı tarafından banka havalesi ile ödemelerin yapıldığı, bu ödemelerden sonra defter kayıtlarına göre -----Şirketi’nin davacıya 5.900,00 TL borcu olduğu tespit edilmiştir. Davacı ile davalı arasında KVK Hizmet Sözleşmesi kapsamında verilen hizmet nedeni ile düzenlenen faturaların davalı tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Davacının düzenlemiş olduğu 28.12.2020 tarih ------ nolu 17.700,00 TL, 01.10.2020 tarihli iki adet 5.900,00 TL, 02.11.2020 tarihli 5.900,00 TL ve 01.12.2020 tarihli 5.900,00 TL tutarındaki faturaların davalı defterlerinde kayıtlara alındığı, davalının 25.10.2019 tarihinde düzenlenen KVK Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi’ne 21.10.2020 tarihli sözleşme fesih ihtarnamesi göndermiş olup, hizmet alım faturalarına karşılık davalı tarafından 07.10.2020 tarihli ----- nolu fatura ile 5.900,00 TL, 17.12.2020 tarihli ---- nolu fatura ile 5.900,00 TL,18.12.2020 tarihli ----- 5.900,00 TL,
18.12.2020 tarihli ----- nolu 5.900,00 TL ve 31.12.2020 tarihli ------ nolu 17.700,00 TL tutarında hizmet iade faturaları düzenlediği ve resmi defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.
Davalı taraf incelenen resmi defter kayıtlarına göre; davacı------Şirketi’nin, 14.04.2021 dava tarihi itibariyle davalı -----Şirketi’nden 5.900,00 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir"
Bilirkişi ---- ve ---- rapor içeriğine göre;
Davacı Şirketin Fazlaya ilişkin Hakları Saklı Kalmak kaydıyla, Şimdilik 1.000,00 TL ASIL ALACAK TALEBİ üzerinden harçlandırmak suretiyle, Davalı Şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu BELİRSİZ ALACAK Davasında;
Davacının iki yıllık ücret alacağı talep edebileceği, tahsil ettiği miktar mahsup edilerek 2020 yılı sonuna kadar KDV DAHİL 23.600 TL ve ek olarak 2021 yılı 11 aylık dönem için 5.000 TL / Ay X 11 Ay = 55.000 TL alacağın talep edilebileceği, ikinci kısma KDV hesaplamasının anca fatura kesilirse yapılabileceği
Davacının bu alacağından TBK 408 ve 438 hükümlerine kıyasen “yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar” indirilmesi yönünde Sayın Mahkemenin iradesi oluşursa, bir sektör uzmanından görüş alınması gerektiği“ yönünde;
Bilirkişi ----- rapor içeriğine göre;
Davalı taraf, sözleşme kapsamındaki işlerin yerine getirilmediği iddiasında bulunmuş, fakat yerine getirilmeyen işlerin neler olduğunu sunmamıştır. Danışmanlık işinin kapsamı ve işlemlerini de dikkate alındığında, dosyada bu hizmetin sözleşme kapsamında yerine getirilmediği ile ilgili bir bilgi ve belgeye rastlanılmamıştır.
Önceki bilirkişi raporu, sözleşme ve dava dosyasında sunulan bilgi ve belgeler kapsamında, davalının sözleşme kapsamında geç kalmış bir fesih girişimi, sözleşme kapsamındaki iş ile ilgili davacının hangi hususları yerine getirmediği açık bir şekilde tespit edilemediğinden, sözleşmeye uygun hareket etmeyen tarafın davalı olduğu kanaatine varılmıştır." yönünde;
----- Ek raporunda ise;"Davalı tarafın yaptığı itirazlar tamamen hukuki konular olup Adli Bilişim kapsamı dışındaki konulardır.
Daha önceki raporumda da belirttiğim üzere “Davalı sözleşme kapsamındaki işlerin yerine getirilmediği iddiasında bulunmuş, fakat yerine getirilmeyen işlerin neler olduğunu sunmamıştır. Danışmanlık işinin kapsamı ve işlemlerini de dikkate alındığında, dosyada bu hizmetin sözleşme kapsamında yerine getirilmediği ile ilgili bir bilgi ve belgeye rastlanılmamıştır.”
Önceki bilirkişi raporu, sözleşme ve dava dosyasında sunulan bilgi ve belgeler kapsamında, sözleşme kapsamındaki iş ile ilgili davacının hangi hususları yerine getirmediği açık bir şekilde tespit edilemediğinden, sözleşmeye uygun hareket etmediğine yönelik tespit yapılamamıştır. " yönünde;
Bilirkişi-----ek rapor içeriğine göre;
Davacı Şirketin Fazlaya ilişkin Hakları Saklı Kalmak kaydıyla, Şimdilik 1.000,00 TL ASIL ALACAK TALEBİ üzerinden harçlandırmak suretiyle, Davalı Şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu BELİRSİZ ALACAK Davasında;
Davacının iki yıllık ücret alacağı talep edebileceği, tahsil ettiği miktar mahsup edilerek 2020 yılı sonuna kadar KDV DAHİL 23.600 TL ve ek olarak 2021 yılı 11 aylık dönem için 5.000 TL / Ay X 11 Ay = 55.000 TL alacağın talep edilebileceği, ikinci kısma KDV hesaplamasının anca fatura kesilirse yapılabileceği
Bu haliyle alacak miktarının 78.600 TL olarak hesaplanabileceği,
Davacının bu alacağından TBK 408 ve 438 hükümlerine kıyasen “yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar” için 10.368,78 TL indirilmesinin uygun olacağı,
Böylece net alacak miktarının 78.600,00 TL – 10.368,78 TL = 68.231,22 olarak hesaplanabileceği, " yönünde beyanda bulunulmuştur.Davalı taraf, sözleşme kapsamındaki işlerin yerine getirilmediği iddiasında bulunmuş, fakat yerine getirilmeyen işlerin neler olduğunu sunmamıştır. Danışmanlık işinin kapsamı ve işlemlerini de dikkate alındığında, dosyada bu hizmetin sözleşme kapsamında yerine getirilmediği ile ilgili bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığından davalı taraf iddiasını ispatlayamamıştır.
Otomatik yenilenen bazı sözleşmelerde, yeni sözleşme dönemi başlamadan önce sözleşmenin taraflardan birinin beyanı ile sona erdirilebileceği ve bu beyanın açıklanması için bazı ihbar süreleri ve şekilleri ön görülmüşse bu sürelere ve şekle ilişkin şartlara hassas şekilde uyulmalıdır. Aksi takdirde, sözleşme sona erdirilmemiş olur ve sona erdirebilmek için bir sonraki sözleşme dönemi beklenmek zorunda kalınabilir.
Taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde sona erdirme hakkı bakımından söz konusu metnin her iki tarafa da fesih imkanı tanıdığı, sadece bir tarafa yönelik bir hak tanıma gerçekleştirmediği, bu haliyle genel işlem koşulu denetimine tabi tutulduğundan taraflardan sadece birine hak tanımadığı görülmektedir. Sözleşmenin sona erdirilmesi halinde, sözleşmenin imzalanmasından itibaren iki yıllık ücret istenebileceğinin kararlaştırılmasının ise dolaylı olarak sözleşmenin iki yıl süreli bir sözleşme olarak kabul edilmesi sonucunu doğuracak bir irade olduğu ve bu haliyle şaşırtıcı nitelik göstermeyeceği, sözleşmenin niteliğine işin özelliğine aykırı bir şart niteliği de oluşturmadığı anlaşılmıştır.Bu açıdan sözleşmenin feshi halinde dahi, iki yıl süre ile ücret ödenmesinin taahhüt edildiği, açık olmasa da dolaylı olarak iki yıllık ücretin garanti edildiği belirli süreli bir danışmanlık sözleşmesinin kurulduğu, bu sözleşmenin süresinden önce sona erdirildiği iddiası ile tazminat talebi ile fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak üzere kısmi dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu haliyle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin defter kayıtlarına yansıyan duruma göre ilk faturanın 02.12.2019 tarihli olduğu, bu haliyle ilişkinin iddia edildiği gibi 25.10.2019 tarihinde başladığını benimsenebilecektir.
Sözleşmenin sona erdirilmesine ilişkin iradenin davalı tarafından 21.10.2020 tarihinde ---- Noterliğinin ------ yevmiye sayılı ihtarname bildirildiği, böylece sözleşme ilişkisinin sona erdirildiği görülmektedir.
Sözleşmenin usulüne uygun olarak altmış gün öncesinden bildirilmek suretiyle feshinde de, buna uyulmayarak bir yıl uzamış sayılmasına ve davalı tarafından haklı bir sebep olmadan feshine yönelik ihtimalinde de, sözleşme ilişkisinden dolayı davacının 25.10.2021 tarihine kadar ücret talep etmesine olanak tanıyan bir hükmün düzenleme altına alındığı görülmektedir. Buna göre davacının toplam 24 ay süre ile alacak talebinde bulunabileceği benimsenmelidir. 24 ay süresinde talep edilebilecek alacak miktarı KDV hariç, 24 X 5.000 TL - 120.000 TL'dir.
Sözleşmenin açık hükmü karşısında Türk Borçlar Kanunu 408 ve 438 hükümlerinin söz konusu ilişkiye uygulanmasından dolayı, davacının “yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar” bakımından mahsup işleminin yapılması gerektiğinden bu yönde bilirkişilerden hesaplama yaptırılmıştır.
Dosyada toplanan delillerle davalı tarafın davacı ile yapmış oldukları sözleşmeyi sözleşmede belirtilen şekilde usulüne uygun fesih etmediği anlaşıldığından davacının sözleşmede belirtilen ücrete sözleşme süresi boyunca hak kazandığı, davacının “yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar” bakımından mahsup işleminin yapılması gerektiği değerlendirilmiş ve bilirkişi raporunda belirtilen tutar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;
1-68.231,22 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Alınması gerekli Karar ve ilâm harcı olan 4.660,87 TL harçtan peşin ve ıslah harcı olarak alınan toplam 1.384,51 TL harcın mahsubu ile 3.276,36 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan toplam 1.384,51 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 67,80 TL ilk dava masrafı, tebligat-müzekkere-bilirkişi gideri olarak yapılan toplam 4.993,50 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre(%87 kabul) 4.393,62 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 1.564,50,00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre 206,39 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 10.368,78 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair, davacı vekili ile davalı veklinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.