T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/578 Esas
KARAR NO : 2025/789
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : 15/08/2024
KARAR TARİHİ : 15/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan davacı -------- ve dava dışı--------, ortaklık sözleşmesi -------- 15 Haziran 2017 tarih ve -------- sayısında tescil ve ilan edilen, aynı zamanda------ Ticaret Odasında --------- sicil numaralı üyesi olan şirketin hissedarları olduğunu, davacının davalı şirketin %15 hissedarı, dava dışı -------- ise %85 hissedarı olduğunu, başka ortağın bulunmadığını, dava ortak ve müdür --------- davalı şirkette münferiden yetkili müdür olduğunu, davacının ise ticaret sicil kayıtlarında müşterek yetkili müdür olarak göründüğünü, davacının 2018 yılında müdürlük görevinden istifa ettiği hususunun davalı şirket ile dava dışı müdür ---------- noter kanalıyla bildirdiğini ancak davacının istifa etmiş olması ve bu hususu yazılı olarak bildirmiş olmasına rağmen gerekli bildirimlerin ticaret sicil müdürlüğüne yapılmadığını, gelinen aşamada, dava dışı -------- ve davacının ortağı olduğu -------- ŞTİ'nin aktif ticari faaliyeti kalmadığını, şirketin uzun yıllardır faaliyet göstermediğini,davalı şirketin deyim yerindeyse ölü doğduğunu, davalı şirketin gayrı faal bir şirket konumunda olduğunu, Vergi Dairesi tarafından yapılan inceleme neticesinde davalı şirketin faal olmaması nedeniyle ''Re'sen Terk'' işlemi uygulandığını, ticari hayatta faal olmayan bu şirketin ticaret sicil kayıtları nezdinde kağıt üstünde var olarak görülmesi sebebiyle davacının hukuki sorumluluklarının doğmaya devam ettiğini,Dava dışı ortak ile yapılan görüşmede diğer ortak da şirketin gayrı faal bir şirket olduğunu kabul etmekle birlikte şirketin feshi için ücret talep ettiğini, Dava dışı diğer ortak ve şirket müdürünün yurt dışında yaşadığını ileri sürerek Davalı şirketin feshine, Mahkemece aksi kanaatte ise fesih yerine davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına, Karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticari dava şartı arabulucuğa tabi işbu dava öncesi, arabuluculuk yoluna başvurulmadığından, TTK m.5/a ve huak m.18/a-2 gereği davanın usulden reddi gerektiğini, davalı şirket, öncesinde şahıs firması olarak kurulan başarılı bir şirket olduğunu, sonrasında, davacının, bu başarılı şirkete dahil olma talebiyle ve ortak olmasıyla, limited şirkete dönüştürüldüğünü, davacının ortaklık döneminde sorumluluk almama, görevlerini yerine getirmeme, gayri ahlaki web sitelerine şirketin kurumsal uzantılı e-postasıyla hesap açma ve şirketin itibarına zarar verme, şirket müşterileriyle bireysel temas kurarak şirket dışında kendi çıkarları için iş yapma girişimlerinde bulunma, sonrasında ortadan kaybolma, adres değişikliği yapılmasını engelleme, telefon ve maillere dönüş yapmama, işlerin yürütülmesi için başka bir profesyonel kişiyle çalışılmak zorunda kalınmasıyla şirketin ek zararlara uğramasına sebebiyet verme, dava dışı ortak ve müdürün yasal olarak onayı ve bilgisi olmadan şirket defterlerinin alınması, gerçeğe aykırı beyanlarda bulunulması gibi eylemleri, bu davada asıl kusurlu tarafın davacı olduğunu gösterdiğini, kusuru bulunan pay sahibinin ortaklığın haklı sebeple feshini dava etme hakkı olmadığı gibi, ortaklıktan haklı sebeple çıkma hakkı da olmadığın, kusurlu olan ortağın, kendi kusurundan lehine sonuçlar çıkaramayacak olması nedeniyle, TMK m.2, TTK m.245/2 ve yerleşik içtihatlar göz önünde bulundurularak işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın, şirkete verdiği zararlar haricinde borcu da bulunduğunu savunarak, Haksız ve hukuka aykırı şekilde açılan işbu davanın öncelikle arabuluculuk yoluna başvurulmaması nedeniyle ve zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazı nedeniyle usulden reddine, Kusurlu olan ortağın, kendi kusurundan lehine sonuçlar çıkaramayacak olması nedeniyle, TMK m.2, TTK m.245/2 ve yerleşik içtihatlar göz önünde bulundurularak işbu davanın esastan reddine, ayrıca, dava dışı ortağın hissesinin %85 olması ve feshin son çare olması ilkesi dikkate alınarak şirketin feshi talebinin reddine,mahkeme aksi kanaatte ise, tüm giderlerin davacı tarafa yükletilmesine, davacının çıkmasına karar verilecekse, hiçbir pay değeri, ayrılma akçesi verilmeksizin çıkmasına karar verilmesine, Haksız ve kötüniyetli şekilde açılan işbu davada, dava dilekçesindeki tüm taleplerinin reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava,TTK 636 maddesi uyarınca açılan şirket feshi olmadığı takdirde ortaklıktan çıkma davasıdır.
Ticari sicil ve vergi kayıtları celp edilmiş, yapılan incelemede, davalı şirketin iki ortaklı olduğu, diğer ortak -------- şirketin münferiden yetkili, davacının ise müştereken yetkili müdürü olduğu, davacının davalı şirketin %15 hissedarı, dava dışı --------- ise %85 hissedarı olduğu görülmektedir.
Türk Ticaret Kanunu’nun “Çıkma ve Çıkarılma” başlıklı bölümünde yer alan 638.maddesinin ikinci fıkrası; “Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.” 6102 sayılı TTK.nun 636/3.maddesi, "1-Haklı sebeplerin varlığı halinde, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir.Mahkeme istem yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine veya davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilen diğer bir çözüme hükmedebilir." şeklinde düzenlemeyi içermektedir. TTK'nın 638/2. maddelerinde her ortağın haklı sebeplerin mevcudiyeti halinde mahkemeden ortaklıktan çıkmasına karar verilmesini isteme hakkı bulunduğu belirtildiği halde, haklı sebeplerin ne olduğu konusunda herhangi bir tanım yapmamıştır. Bu konuda kanun koyucunun haklı sebepten ne anladığının tespiti için kollektif şirketlere ilişkin TTK'nın 245.maddesinden yararlanılabilir. Buna göre haklı sebep, şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkansız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olmasıdır. Bu tanım genel bir tanım olup, Kanun'un "haklı sebep"e sonuç bağladığı tüm hallerde bu tanımdan yararlanılabilir.Mahkememiz ön inceleme duruşması ara kararı ile dosyanın uyuşmazlık konularında davalı şirkete ait tüm ticari defter ve şirket kayıtları ile banka hesapları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle rapor alınmak üzere 1 mali müşavir bilirkişisine tevdi edilmiş, tanzim edilen raporda özetle; Davacı --------- şirketteki hisse tutarı 3.000 TL ve nisap »15 olup, 31.12.2020 tarihli mali tablolar üzerinden, davacının hissesine tekabül eden ra yiç özvarlık payı: 14.250,60 TL olarak hesaplandığını, Davalı şirkete ilişkin 2017-2022 senesi ticari defterleri incelenmiş olup, 2023-2024- 2025 senesi ticari defterleri incelemeye sunulmamıştır. Vergi Dairesinden gelen yazıdan: Davalı şirketin 30.09.2022 tarihinden sonrasında vergi mükellefi olmadığı görüldüğünü, Ayrıca, incelemeye 2017-2020 senesi arasındaki mali tablolar sunulmuş olup, 2020 senesinden sonraki mali tablolar incelemeye sunulmadığını, netice olarak; Vergi Dairesi'nden gelen yazı, incelemeye sunulan defterler ve mali tablolar incelendiğinde, davalı --------- Şti.'ne yönelik 09.06.2017 — 30.09.2022 tarihleri arasında -------- Vergi Dairesinde gelen 27.09.2024 tarıhli yazıda belirtildiği gibi davalı şirketin mükellefiyet kaydının bulunduğu yönünde tespitler yapılmıştır.Tüm dosya kapsamına göre her ne kadar davacı tarafça öncelikle şirketin feshini olmadığı takdirde şirketten ayrılmasına karar verilmesini haklı sebeple talep edilmiş ise de bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davalı şirketin halen aktif olduğu, vergi kaydının bulunduğu, ticari defterlere göre değişik zamanlarda ticari faaliyetler gerçekleştirdiği, davacı tarafça şirket ortakları arasında var olduğu belirtilen sorunların giderilmesine yönelik müştereken müdür sıfatına haiz olmasına rağmen herhangi bir girişime de rastlanılmadığı, şirketin yönetimsel bir sorunu bulunmadığı, şirketin borca batık olmadığı, şirketin amacınını gerçekleştirme imkanı kalmadığının söylenemeyeceği, şirketin feshini gerektirecek bir delilin bulunmadığı, dosyaya sunulan mail yazışmalarına göre, ortaklar arasındaki anlaşmazlığın dava dışı diğer şirket ortağı müdürden kaynaklandığı, ya da davacının kendi kusurundan dolayı kaynaklanmadığının ispat yükü kendisinde olan davacı tarafından ispatlanamadığı, bu nedenlerle davacı tarafından TTK 636/3 maddesi kapsamında şirketin feshi ya da olmadığı takdirde davacı ortağın haklı sebeple şirketten çıkarılmasına karar verilmesi davasının ispat yükü kendisinde olan davacı tarafından kanıtlanamadığı anlaşıldığından davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-)Kanıtlanamayan davanın REDDİNE,
2-)Karar ve ilâm harcı olan 615,40-TL harçtan peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
3-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-)Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı , gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde-------- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.15/10/2025