T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/488
KARAR NO : 2025/488
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/07/2024
KARAR TARİHİ : 30/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket, 18.04.2024 tarihinde davalı ------Model,-----model bir araç satın almıştır. Araç tescili sonrası plakası ------ olduğunu, bahse konu aracın 22.04.2024 tarihinde müvekkil şirket çalışanı -----tarafından bayiden teslim alındığını, teslim alındıktan sonra, yaklaşık 100 metre ileride bulunan ------ İstasyonundan araca yakıt alınırken, aracın akaryakıtı sızdırdığının görüldüğünü, yakıt deposunun delik olduğu anlaşıldığını, bunun üzerine aynı gün içerisinde derhal araç, ilgili bayiye götürülerek durumun izah edildiğini, böylece araç ilgili bayinin teknik servisine teslim edilmiş ve davalıya yapılan ayıp bildirimiyle, satıcının ayıba karşı tekeffülü gereği ve seçimlik haklardan aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesinin istendiğini, aracın bu şekilde Davalı ----- teslimiyle birlikte, sözlü olarak bildirilen hususlar bir de yazılı olarak davalıya mail yoluyla bildirilerek ayıp ihbarı defaatle yerine getirildiğini, daha sonra 03.06.2024 tarihinde davalı tarafça yapılan çağrı üzerine, tekrar servise gidildiğini, burada aracın Yakıt Şamandıra Kapağı, Yakıt Deposu, Yakıt Deposu Grubunun değiştirildiği ifade edilerek araç teslim edilmek istendiğini, müvekkili şirket çalışanı ise servis kaydı üzerine aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesinin istendiğini, aracı teslim almaktan imtina edeceğini şerh düşerek teslimi kabul etmediğini, ancak servis aracı teslim almaya zorlamış, ikame aracın iadesi de gerektiğinden aracın teslim alınması zorunluluğunun doğduğunu, ancak aracın teslim alan ------ tarafından teslim tutanağı üzerine bu husus belirtilerek şerh düşüldüğünü, diğer davalı -----Aracın imali ile ithalini gerçekleştiren şirket olduğunu, bu nedenle araçtaki ayıptan da satıcıyla birlikte sorumlu olduklarını, davanın kabulüne, dava konusu aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesine, bu husustaki taleplerinin kabul edilmediği takdirde ayıp oranında satış bedelinin indirilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu aracın üreticisi veya satıcısı müvekkil ------olmadığını, müvekkili şirketin, davaya konu aracın üreticisi veya satıcısı olmadığını, davacı tarafın dava dilekçelerinde de belirttiği üzere davacı, huzurdaki davaya konu aracı ----- satın aldığını, davacı ile müvekkili şirket arasında hiçbir sözleşmesel bağ bulunmadığını, müvekkili şirket araç satış sözleşmesinin tarafı olmadığı gibi müvekkile atfedilebilecek hiçbir kusur ve sorumluluk da bulunmadığını, yukarıda izah edilen nedenler gereği, müvekkili şirketin hiçbir şekilde sorumluluğu bulunmadığından söz konusu davanın reddine karar verilmesini ve müvekkili şirketin taraf sıfatı olmamasından hareketle hakkında hüküm kurulmamasını davacının ayıp ihbar yükümlülüğünü yasal süresi içerisinde yerine getirmemiştir. alıcının ayıba dayanarak ileri sürdüğü taleplerinin dinlenmesinin ön şartı olan ayıp ihbarı ortada yok iken ve ayıp ihbarına ilişkin hem TTK hem de T BK’da belirtilen hak düşürücü süreler aşıldığından davacının taleplerinin sırf bu nedenle dahi reddinin gerektiğini, davaya konu edilen taleplerin, ticari bir satış sözleşmesinden doğduğunu, davaya konu edilen aracın davacı tarafça da ikrar edildiği üzere ticari nitelikte olduğu ve ticari amaçla kullanıldığını, İzah edilen sebeplerle davacının da ‘tacir’ sıfatını haiz bir tacir olduğunu, bu sebeple ihbar ve zamanaşımı sürelerinin öncelikle TTK hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğini, davacı aracını 18.04.2024 tarihinde satın almış olup davayı 15.07.2024 tarihinde ikame ettiğini, bununla birlikte, basiretli tacir konumunda olan davacı tarafça yazılı olarak 6102 S. Kanun'da belirtilen sürelerde ayıp ihbarında bulunulmadığını, hal böyle iken yasal süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmayan davacı tarafın aracı bu hali ile kabul ettiğinin kabulü gerektiğini, bir an için davacının iddia ettiği ayıpların TTK’da belirtilen 2-8 günlük sürelerde tespit edilemeyeceği kabul edilse dahi, bu halde uygulama bulacak hüküm TBK’nın 223. Maddesi Sayın Mahkeme tarafından da takdir edileceği üzere, kabul anlamına gelmemekle birlikte; davaya konu araçta çeşitli nedenlerle arıza çıkabilmesinin olağan olduğunu, kaldı ki, bir aracın arıza yapması nasıl ayıplı olduğu anlamına gelmediği gibi, aracın arıza yapması onu ayıplı kılmayacağını, diğer taraftan, madem ortaya çıkan bu arızalar davacı tarafından ‘ayıp’ olarak nitelendiriliyor ve bu durum tacir sıfatını haiz biri olarak araçtan beklediği faydayı ortadan kaldırıyor idiyse, davacı neden söz konusu ihbarı süresinde yapmadığını, iddia edilen ayıplar gerçekten var olsa bile bunların davacı tarafından Kanunda öngörülen süre içerisinde yetkili satıcıya bildirilmesi gerektiği, davacının da bu hususta üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmesi gerektiği tartışmasız olduğunu, nitekim ayıp ihbarında bulunulması şartı, alıcının mal üzerinde fiili hâkimiyet kurması ve onu inceleyerek varsa ayıpları derhal satıcıya bildirmesi amacıyla getirildiğini, dava konusu aracı satıcı firmadan teslim aldıktan sonra iddia ettiği ayıpların ortaya çıktığını ileri süren davacının, bu iddialarını öncelikle satıcı firmaya derhal bildirmesi gerekirken, kendi üzerine düşen ihbar yükümlülüğü usulüne uygun şekilde ve süresinde yerine getirmemesi nedeniyle hukuken korunamaz nitelikte olduğunu, davaya konu edilmiş araçta tespit edilemeyen, çözülemeyen, tekrarlayan bir arıza-gizli ayıp-üretim hatası bulunmadığını, araçta imalattan kaynaklı herhangi bir arıza/ayıp söz konusu olmadığını, kullanıcı hatasından kaynaklanan ve ------ garantisi dışında kalan bir durumdan kaynaklı kusurun müvekkil şirkete atfedilmesi mümkün olmadığını, hal böyle iken; davacı tarafça işbu hususların imalattan kaynaklı arıza/ayıp gibi nitelendirilmesinin kabul edilemez olduğunu, davaya konu araç üzerinde teknik bilirkişiler tarafından inceleme yapılması neticesinde işbu husus kolayca ispatlanabileceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte iddia edilen ayıp var olsa olsa dahi, dava konusu araçta, ayıptan ari misli ile değişimi veya bedel iadesi talep etmeyi gerektirecek koşullar oluşmadığını, zira emsal içtihatlar dahilinde seçimlik hakların kullanılmasına olumsuz sınırlamalar getirildiğini, seçimlik hakların kullanılmasında medeni kanun madde 2 uyarınca hareket edilmesi gerektiği yargıtay kararları ile de sabit haldedir. yerleşik yargıtay içtihatları gereği huzurdaki davada hakkaniyet ilkesinin gözetilmesi gerektiği açıktır, nettir.hal böyle iken, bir an için davaya konu araçta ayıp olduğu kabul edilse dahi, anılan sebeplerle davacının ayıptan ari misli ile değişim veya bedel iadesi talebinin reddi gerekeceğini, dava konusu olayda, davacının talebi olan seçimlik haklardan ayıptan ari misli ile değişim hakkının koşulları oluşmadığını, aracın kaza geçirip geçirmediği, yetkili servisleri olmayan yerlerde işlem görüp görmediğinin kendilerince bilinmediğini, aracın tramer kayıtlarının celbi ile kaza hasarının bulunup bulunmadığı hususlarının da ayrıca araştırılmasını, davaya konu aracın yapılacak sorgulama sonucu, aracın kazasının bulunup bulunmadığı, tramer kayıtları, servis kayıtlarının celbi ile ulaşılacak bilgilere karşı ve kredi borcu/takyidat/haciz/rehin/dain mürtehin hakkı sahibine davanın ihbarı/muvafakatinin alınması hususlarına ilişkin cevap haklarını saklı tuttuklarını, izah edilen tüm bu hususların tespiti için ise teknik üniversitelerden seçilecek uzman bir heyet tarafından araç üzerinde inceleme yaptırılmasına karar verilmesini, haksız, usule ve hukuka aykırı davanın öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan küllen reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ------ vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı tacir olup TTK'nın tacirin basiretli olduğunun kabul edilmesi gerektiği şeklindeki amir hükümleri göz önünde bulundurulmasını, TTK m. 23/C "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." hükmünü içerdiğini, davacının hak düşürücü bu sürelere uymadığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte yapılan atıftan bahisle TBK m. 223 dahi tatbik edilmediğini, TBK m. 223 "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse bunu uygun süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." hükmünü içerdiğini, davacı hak düşürücü bu sürelere uymadığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, aracın müşteriye teslimi öncesi ve teslimi sırasında araç, müşteri tarafından defalarca kontrol edildiğini, öyle ki ; aksi durum da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, keslim esnasında müşterinin yazılı ve sözlü onayı alınmakta olup bu nedenle açıkça anlaşıldığı üzere ; aracın müşteriye teslimi sırasında herhangi bir ayıbı yoktur." Bahse konu aıp türünün gizli ayıp olarak değerlendirilmesi de mümkün olmadığını, olsa dahi gerekli prosedüre uyulmadığını, asla kabul anlamına gelmemkle birlikte; malın ayıpsız misli ile değişimi hakkaniyete aykırı bir istek olduğunu, ayıp iddiasının nevi bu duruma uygun olmayıp sebepsiz zenginleşmeye sebep olabileceğini, Türk hukuk sisteminin özünde bulunan ilkelerden biri de ölçülülüğe aykırı olmadığını, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte ayıbın varlığı bir anlığına kabul edilse dahi kullanım nedeniyle oluşan vb. değer kayıpları "hesaplanacak değer kaybı"ndan mahsup edilmediğini, bununla paralel olarak vurgulanmalıdır ki; aracın kaza durumu olup olmadığı, müvekkil firma dışı işlem görüp görmediğinin bilinmediğini, iddialara ilişkin arızalara kaza veya yetkisiz onarım sonucu yapılan işlemlerin sebebiyet verip vermediğinin incelenmesi gerektiğini, yukarıda açıklanan sebeplerle; malın ayıplı olmadığını, olsa dahi geekli prosedüre uyulmadığını, bu nedenle müvekkili firmanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının hakkaniyete ve hukuka aykırı iddialarının reddi gerektiğini, hakkaniyete ve hukuka aykırı davanın öncelikle usulden sayın mahkeme farklı kanaate ise esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Huzurdaki dava, davaya konu aracın ayıplı olduğundan bahisle misliyle değiştirilmesi, kabul görmediği durumda ayıp oranında satış bedelinin indirim yapılarak davacı tarafa ödenmesi davasıdır.
Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk son tutanağı dosyaya sunulmuştur.Mahkememizce işbu dosyada, Nitelikli Hesaplamalar uzmanı ve Makine Mühendisi bilirkişilerin raporu dosya arasına alınmıştır. Bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda özetle; YAPILAN İNCELEME VE DEĞERLENDİRMELER SBM BELGELERİNİN İNCELENMESİ: Sayın mahkemece dosyaya temin edilen bila tarih, ----- sayılı yazıda “İlgi yazıda belirtilen ---- plakalı ------ait en son tanzim edilmiş olan Trafik Sigortası poliçesindeki ------- şasi numarası bilgisi kullanılarak yapılan sorgulama ile, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) hasar bilgisi, Kasko Sigortası hasar bilgisi, Ekspertiz Rapor bilgisi, Kaza Tespit Tutanağı bilgisi araştırılmış olup kayıt bulunamamıştır” olarak belirtildiği anlaşılmıştır. ARAÇ SATIN ALMA FATURASININ İNCELENMESİ: Dosyada mevcut----- ŞİRKETİ’ ne ait 18.04.2024 tarih, ------ nolu faturanın, davacı -----ŞİRKETİ adına ----- şasi nolu, ----- motor nolu ----- tipte aracın KDV Dâhil 858.514,20TL bedel karşılığında satışının yapıldığı, anlaşılmıştır. SERVİS BELGELERİNİN İNCELENMESİ: Davalı -----ünvanlı firmaya ait 24.04.2024 tarihli iş emri formunda ------ plakalı aracın 200 km de, “araçta yakıt kaçağı var” açıklamalı olarak YAKIT DEPOSU ve YAKIT DEPO ŞAMANDIR KAPAĞI parçasının ücretsiz değişiminin yapıldığı, anlaşılmıştır. İNCELEME TARTIŞMA VE DEĞERLENDİRME: Dava konusu ---- plakalı, ----- şasi ve ---- motor nolu, ---- marka, ------ model aracın davacı tarafından, davalı ----- otomotivden 18.04.2024 tarihinde, 0 km olarak satın alındığı, üretici-tedarikçisinin davalı ----- olduğu belirgin olup 24.04.2024 tarihinde, 200 km kullanımı esnasında yakıt deposundan delik nedenli sızıntı olduğu servis kayıtlarından anlaşılmaktadır. ------ yakıtlı aracın yakıt deposu, dışarıdan müdahale ile delinebilecek yapıda olmayıp kapalı muhafaza alanı içinde bulunmakla SBM belgelerine göre bu süreçte herhangi bir kaza geçmişi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacıya bu süre için davalı satıcı tarafından ikame araç verildiği, akabinde 03.06.2024 tarihinde ikame araç geri verilirken delik deposu ve yakıt kapağı değiştirilen satın alınan aracın davacı tarafından ihtirazi kayıtla geri alındığı, ilgili teslim belgesinde aracın misliyle değişim talebinin bulunulduğu anlaşılmıştır. Borçlar Kanunumuzda, satış sözleşmesinden kaynaklanan ayıp, kullanım bakımından değerini ve beklenen faydaları önemli ölçüde azaltan veya satıcı tarafından bildirilen nitelikleri taşımayan mallardaki, maddi, hukuki, ya da ekonomik ayıplar olarak tanımlanmıştır.Bu sebeple bir malın ayıplı olabilmesi için, vaat edilen özellikleri taşımaması ya da herhangi bir vaat bulunmasa dahi kendisinden beklenen vasıflara haiz olmaması gerekmektedir. Satış sözleşmesinden kaynaklanan ayıba karşı tekeffül hükümleri Borçlar Kanunumuzda düzenlenmiş olup; ayrıca ticari satış sözleşmelerinin muayene ihbar yükümlülükleri için Ticaret Kanunumuzda özel düzenlemeler getirilmiştir. Bu düzenlemelere göre alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden doğan haklarını kullanabilmesi için, satıcı tarafından ayıplı bir malın teslim edilmiş olması, alıcının tarafından da muayene ve ihbar yükümlülüklerine riayet edilmesi gerekmektedir. Ticaret Kanunumuza göre, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde, açıkça belli değilse sekiz gün içinde incelenmesi ve satıcıya ihbar etmesi gerekmektedir. Ticaret Kanunumuzun getirdiği bu hüküm aslında açık ayıplar içindir. Sonradan ortaya çıkan gizli ayıplar için ise yine Borçlar Kanunumuzun 223. Maddesi tatbik edilmekte ve ayıbın ortaya çıktıktan hemen sonra bildirilmesi gerekmektedir. Mevzuatımız açısından ihbarın geçerliliği de belli bir şekil şartına tabi değildir, fakat ayıp ihbarının satıcıya ulaştığının tespit edilememesi durumunda, ticari satımlardan kaynaklanan ayıp ihbarlarının TTK m. 18/III hükmünde öngörülen yollardan biriyle yapılması geçerlilik olmasa bile ispat şekli olarak kabul edilmiştir. Bu bakımdan uygulamada, araç satımlarında müteaddit kere servise gidilmesine rağmen nihai olarak araçtaki ayıbın giderilmemesi durumunda, ayrıca bir ihbar yapılmadan ayıbın süresi içerisinde satıcıya bildirildiği kabul edilmektedir Borçlar Kanunu’nun 227. Maddesi uyarınca, ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanmak isteyen alıcı, satıcıya karşı sözleşmeden dönme, satış bedelinin indirilmesi, ücretsiz onarım ve satılan malın bir benzeri ile değiştirilmesini talep edebileceği gibi, bu seçimlik haklardan ayrı olarak, uğradığı zararın tazminini de talep edebilir. Borçlar Kanunumuzun 229. Maddesindeki seçimlik hakların kullanımında, satılan maldaki ayıptan dolayı sorumluluk sebebiyle sözleşmeden dönülmesi halinde, alıcı satıcıya başvurabilmekte olup; ilgili düzenlemede ithalatçı, tedarikçi ve üreticinin sorumluluğuna dair bir hüküm bulunmamaktadır. 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında da, üretici ve ithalatçının, ayıplı bir ürün sebebiyle, sözleşmeden dönülerek bedel iadesi veya bedel indirimi seçimlik haklarından sorumlu olmayacağı kabul edilmiştir. 4077 Sayılı Kanundan farklı olarak, 6502 Sayılı Kanunda, ithalatçı, tedarikçi ve üreticinin, bu seçimlik haklardan ve kusursuz sorumluluk hallerinden kurtarılmasının sebebi,
bu hususun Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanununda düzenlenmek istenmesidir. 12.03.2021 Tarihinde yürürlüğe giren, Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanununa bakıldığında, gerçekten imalatçının, tedarikçi ve dağıtıcının belli şartlarda, ayıp da dahil olmak üzere, üretilen ürünün verdiği zararlardan, zarar görenle aralarında sözleşme olmasa dahi sorumlu tutulduğu görülmektedir. Bu kanunun yürürlük tarihinden önceki ara dönemde ise üretici ve tedarikçinin ayıptan sorumluluğu Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine binaen haksız fiil hükümleri açısından belirlenmektedir. Bu bakımdan uygulamada Tüketici Kanunumuzda alıcının üretici veya tedarikçiye karşı da kullanabileceği seçimlik haklarını, tacirler arasında tüketici mevzuatı hükümleri tatbik edilemediğinden, bir garanti hükmü olmadıkça, ticari satım sözleşmeleri bakımından, üretici ve tedarikçiye karşı, kullanılamayacağı, şartları varsa zararların 05.03.2021 tarihine kadar haksız fiil bu tarihten sonra ise, Üretici Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanununa göre talep edilebileceği kabul edilmektedir. Niza konusu olay bakımından önem arz eden hususlardan biri de, alıcının seçimlik haklarını kullanırken ileri sürdüğü ihtirazi kayıtların seçimlik haklara etkisidir. Temelde seçimlik haklar yenilik doğuran haklar olduklarından kullanılmakla tükenirler, bu bakımdan uygulamada özellikle bir seçimlik hakkı kullanırken başka bir seçimlik hakka ilişkin ihtirazi kayıt konulması kabul edilmemekte, kullanılan seçimlik hakla birlikte hakkın sona ereceği kabul edilmektedir. Bu durumda, aracın satın alındığı gün yakıt deposunun delik olduğunun fark edildiği bunun üzerine aracın satıcıya geri verildiği, bu durumda aracın açık ayıplı olduğu ve süresi içinde ayıp ihbarında bulunulduğu ve aracın geri verildiği, bu bakımdan davacının seçimlik haklarını kullanabileceği, Mevcut durumda Mahkemece davacının ikame aracı teslim edebilmek için ücretsiz tamir edilen aracı da geri almak durumunda kaldığının kabulü halinde, davacı ücretsiz tamir hakkını kullanmamış sayılacağından ve seçimlik hakkı tükenmeyeceğinden, bu durumda misliyle değişim talebinde bulunabileceği, Mahkemenin aksi kanaatte olup; davacının ücretsiz tamir edilen aracı geri almak durumunda kalmamasına rağmen aracı aldığının kabulü halinde ise ihtirazi kayıt ileri sürülse bile seçimlik hak bu şekilde kullanılmakla tükenmiş olacağından, davacının artık misliyle değişime dair hakkını kullanamayacağı düşünülmekte olup takdir Mahkemenindir.
SONUÇ Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle, Sorumluluk Bakımından, davacının davalı---- araç aldığı, aracın üretici – tedarikçisinin davalı ----- olduğu, ayıbın varlığı halinde satıcının sözleşme kapsamında, üretici tedarikçinin ise Üretici Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanununa binaen davacı alıcıya karşı sorumlu olacağı, II- Ayıp Bakımından, Aracın satın alındığı gün yakıt deposunun delik olduğunun fark edildiği bunun üzerine aracın satıcıya geri verildiği, bu durumda aracın açık ayıplı olduğu, süresi içinde ayıp ihbarında bulunulduğu ve araç satıcıya geri verildiğinden, davacının seçimlik haklarını kullanabileceği, III- Seçimlik Haklar Bakımından, Davacıya bu süre için davalı satıcı tarafından ikame araç verildiği, akabinde 03.06.2024 tarihinde ikame araç geri verilirken delik olan depo ve yakıt kapağı değiştirilen aracın davacı tarafından ihtirazi kayıtla geri alındığı, ilgili teslim belgesinde aracın misliyle değişim talebinin bulunulduğu, a) Mahkemece davacının ikame aracı teslim edebilmek için ücretsiz tamir edilen aracı da geri almak durumunda kaldığının kabulü halinde, davacı ücretsiz tamir hakkını kullanmamış sayılacağından ve seçimlik hakkı tükenmeyeceğinden, bu durumda misliyle değişim talebinde bulunabileceği, b) Mahkemenin aksi kanaatte olup; davacının ücretsiz tamir edilen aracı geri almak durumunda kalmamasına rağmen aracı aldığının kabulü halinde ise ihtirazi kayıt ileri sürülse bile seçimlik hak bu şekilde kullanılmakla tükenmiş olacağından, davacının artık misliyle değişime dair hakkını kullanamayacağı, bildirilmiştir.Mahkememiz tarafından dosyada bulunan bilgi ve belgeler, alınan bilirkişi raporu incelenmiş olup;
Davanın, davaya konu aracın ayıplı olduğundan bahisle misliyle değiştirilmesi, kabul görmediği durumda ayıp oranında satış bedelinin indirim yapılarak davacı tarafa ödenmesi istemine ilişkin olduğu, Dava konusu ----plakalı, ----- şasi ve ----- motor nolu, ---- marka, ---- model aracın davacı tarafından, davalı ----- otomotivden 18.04.2024 tarihinde, 0 km olarak satın alındığı, üretici-tedarikçisinin davalı ------ olduğu belirgin olup 24.04.2024 tarihinde, 200 km kullanımı esnasında yakıt deposundan delik nedenli sızıntı olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının davalı ----- araç aldığı, aracın üretici – tedarikçisinin davalı ------ olduğu, satıcının sözleşme kapsamında, üretici tedarikçinin ise Üretici Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanununa binaen davacı alıcıya karşı sorumlu olacağı, Aracın satın alındığı gün yakıt deposunun delik olduğunun fark edildiği bunun üzerine aracın satıcıya geri verildiği, bu durumda aracın açık ayıplı olduğu, süresi içinde ayıp ihbarında bulunulduğu ve araç satıcıya geri verildiğinden, davacının seçimlik haklarını kullanabileceği, davacıya davalı satıcı tarafından ikame araç verildiği, akabinde 03.06.2024 tarihinde ikame araç geri verilirken delik olan depo ve yakıt kapağı değiştirilen aracın davacı tarafından ihtirazi kayıtla geri alındığı, ilgili teslim belgesinde aracın misliyle değişim talebinin bulunulduğu, davacının ikame aracı teslim edebilmek için ücretsiz tamir edilen aracı da geri almak durumunda kaldığı, bu sebeple davacı ücretsiz tamir hakkını kullanmamış sayılacağı ve seçimlik hakkı tükenmeyeceği, bu durumda misliyle değişim talebinde bulunabileceği anlaşılmakla, aşağıdaki şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ İLE, davaya konu -----
şasi numaralı ---plakalı ---- model ------- Marka aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine,
4-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) Maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 Maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
5-Karar ve ilâm harcı olan 58.645,10-TL harçtan peşin alınan 427,60-TL harç ve 14.233,68 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 43.983,82-TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
6-Davacı vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 132.191,99 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine,
7-Davacı tarafça yapılan 10.125,00 TL yargılama gideri ve 427,60 TL peşin harç ve 14.233,68 TL tamamlama harcı toplamı 24.786,28-TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine,
8-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK Madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,Dair, davacı vekili (e-duruşma) ve davalı ---- vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.