T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/529
KARAR NO : 2025/459
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/07/2023
DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/01/2024
KARAR TARİHİ : 23/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl dosyada davacı/davalı vekilinin dava dilekçesi ile " müvekkili şirket ile davalı şirketin, davalı şirkete Kasetleme Makinesi satılması hususunda anlaştığını, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete 19/12/2021 tarihli ürün geliştirme teklifi sunulduğunu ve davalı şirketin bu teklifi kabulü ve 22/12/2021 tarihindeki yapılan ön ödeme sonrasında söz konusu kasetleme makinesinin 08/01/2022 tarihinde davalı şirkete teslim edildiğini, ödeme iş bedelinin toplam 25.960 USD olduğunu, davalı tarafından bakiye 15.960 USD'nin halen ödenmediğini, davalı şirketin tüm ihtarlara rağmen sözleşmenin kendisine yüklediği ifayı yerine getirmediğini, makine karşılığında ödenmesi gereken bakiye bedeli müvekkili şirkete ödemediğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından davalı aleyhine-----İcra ---- dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı şirket tarafından işbu icra takibine itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, davalı tarafından yapılan itirazların haksız ve kötüniyetli olduğunu beyanla davanın kabulünü, kötü niyetli olarak mal kaçırma maksatlı olası bir muvazaalı işlemle dava sonucunda müvekkili lehine hükmedilecek tazminat miktarının tahsilinin güçleşmemesi, hak kaybına sebebiyet vermemesi ve davanın konusuz kalmaması için davalıya ait taşınır, taşınmaz malları ile tüm hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını, -----. İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini, davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Birleşen dava dosyasında Davalı/davacı vekilinin dava dilekçesi ile; " Müvekkilinin şirketinin tıbbi cihaz ve IVD laboratuvar kit ve sarflarının üretimi ve satışı işi ile iştigal eden saygın bir şirket olduğunu, işlerin daha az personelle daha nitelikli bir şekilde yapılabilmesi için rapit test (hızlı tanı testi) kaset üretim makinesi satın almak istediğini, davalı şirketin müvekkile bu makinenin satışı için 19.12.2021 tarihinde teklif metni ilettiğini, müvekkil şirketçe teklif metni uygun bulunduğunu, 22.12.2021 tarihinde ön ödeme bedeli olan 10.000 USD'nin o günkü kur karşılığı olan 125.000 TL ödendiğini, teklif metnine göre peşinatın yatırılmasıyla beraber 10 iş günü içerisinde ürünün teslimi ve kurulumu yapılması gerektiğini, 5 iş günü geç kalınarak 08.01.2022 tarihinde ürünün teslim edildiğini, teslimi yapılan ürün boş bir demir yığını olduğunu, makine teslim alındıktan sonra çalışma denemeleri yapıldığını fakat çalışma sırasında makinenin tasarımsal ve işlevsel sorunları olduğu görüldüğünü, gerekli değişimlerin yapılmasının istendiğini, gelen ekibin söyleminde bu işin teknik elemanlarının farklı olduğunu, bu işi onların yapacağını söylediğini, bu sürecin yaklaşık 2 ay sürdüğünü, müvekkilinin tüm uğraşlarına rağmen makine kendisinden beklenen özelliklere sahip olacak şekilde revize edilmediğini, bu süre içinde makinenin kullanımının da mümkün olmadığını, geçen süre zarfında ürüne piyasada talebin artmasından dolayı üretim ihtiyacı da arttığını, müvekkil şirket üretim için yeni yer kiraladığını, bu süreçte makinenin müvekkilinin üretim kapasitesini arttırması daha da önem kazandığını, müvekkilinin davalı şirketin ayıplı mala ilişkin bir çözüm bulacağını ya da makineyi geri alarak yapılan ön ödemenin iade edileceğini düşündüğünü fakat davalı şirket ön ödemeden sonra kalan satım bedeli olan 15.960 USD'nin ödenmesi talebiyle müvekkiline karşı----- İcra Dairesi'nde -----sayılı dosyası üzerinden icra takibine başvurduğunu, müvekkilinin haksız icra takibi karşısında oldukça şaşırdığını, takibe itiraz ettiklerini, davalı şirket takibe itiraz edilmesi üzerine ----- Arabuluculuk Bürosunun ---- başvuru ------ arabuluculuk numaralı dosyasında arabuluculuğa başvurduğunu, yapılan görüşmelerde anlaşma sağlanamadığını, 30.09.2022 tarihinde arabuluculuk görüşmeleri sona erdikten sonra davalı taraf uzunca bir süre dava açmadıktan sonra 18.07.2023 Tarihinde ---- Ticaret Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyasında dava açtığını, davalı tarafın müvekkiline ayıplı bir makine sattığı için ön ödemeyi iade etmesi, ayıplı malı geri alması beklenirken bunun yerine bakiye satış bedelinin talebi için itirazın iptali davası açtığını, bunun üzerine müvekkilinin de ödediği ön ödemenin iadesi için -----Arabuluculuk Bürosunun ----- başvuru ---- arabuluculuk numaralı dosyası üzerinden arabuluculuğa başvurduğunu, yapılan görüşmelerde anlaşma sağlanamadığını, bu sebeple de huzurdaki davayı açma zarureti hasıl olduğunu, dava konusu satım sözleşmesine ilişkin olarak davalının bakiye satım bedelini talep ettiği itirazın iptali davası ----- Ticaret Mahkemesi'nin -----Esas sayılı dosyasının derdest olduğunu, huzurda bulunan dosyada ise müvekkilinin malın ayıplı olduğunun tespiti ve yapılan ön ödeme bedelinin iadesini talep ettiğinden ötürü, tarafları aynı ve aynı sebepten doğmuş ve biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyeceği davaların birleştirilmesi gerektiğini, huzurda bulunan dosyasının Hukuk Muhakemeleri Kanunu 166. Madde uyarınca-----Ticaret Mahkemesi'nin ------ esas sayılı dosya ile birleştirilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Asıl davada davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; " Davalı şirket, tıbbi cihaz ve IVD laboratuvar kit ve sarflarının üretimi ve satışı işi ile iştigal eden saygın bir şirket olup işlerin daha az personelle daha nitelikli bir şekilde yapılabilmesi için rapit test (hızlı tanı testi) kaset üretim makinesi satın almak istemiş, davacı şirket de davalının bu makinenin satışı için 19.12.2021 tarihinde ekte yer alan teklif metnini iletildiğini. Davalı şirketçe teklif metni uygun bulunup, 22.12.2021 tarihinde ön ödeme olan 10.000 USD' nin o günkü kur karşılığı olan 125.000 TL ödendiğini. Teklif metnine göre peşinatın yatırılmasıyla beraber 10 iş günün içerisinde ürünün teslimi ve kurulumu yapılması gerekirken 5 iş günü geç kalınarak 08.01.2022 tarihinde ürün teslim edildiğini, Ancak teslimi yapılan ürün boş bir demir yığını olmaktan öteye gidemeyecek nitelikle olup bu husus kuruluma gelen davalı şirket çalışanlarına kurulum esnasında derhal iletildiğini, Makine teslim alındıktan sonra çalışma denemeleri yapılmış fakat çalışma sırasında makinenin tasarımsal ve işlevsel sorunları olduğu görülmüş, gerekli değişimlerin yapılması istendiği, Ancak gelen ekip bu işin teknik elemanlarının farklı olduğunu, bu işi onların yapacağını söylediği, Bu süreç yaklaşık olarak 2 ay sürmüş, müvekkilin tüm uğraşlarına rağmen makine kendisinden beklenen özelliklere sahip olacak şekilde revize edilmediği, Bu süre içinde makinenin kullanımı da mümkün olmadığını, Makine davacı şirket çalışanları tarafından 16.03.2022 tarihinde yeni üretim yerine nakledilmiş, yeni üretim yerinde de davacı şirket çalışanları makineyi kurmayı ve çalıştırmayı denemişler fakat makine tasarım yanlışlığından dolayı doğru düzgün çalışmamış, denemeler başarısız olduğunu, Davalı şirketin ayıp bildirimleri sonrasında dava konusu makine, davacı şirket çalışanları tarafından geri götürülmüş, ekte yer alan sevk irsaliyesinden görüleceği üzere bazı değişiklikler yapılarak 22.04.2022 tarihinde tekrar getirilip kurulduğunu, Davacının davasına dayanak yaptığı fatura davalı şirkete tebliğ edilmemiş olup davalı şirketçe de hiçbir zaman fatura içeriği kabul edilmediğini beyan ederek; Davacının hukuka aykırı ve mesnetsiz davasının reddine, haksız ve kötü niyetli icra takibi nedeniyle alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere davacının tarafımıza kötü niyet tazminatı ödemesine, yargılama masraf ve vekâlet ücretinin davacıya tahmiline, karar verilmesini savunmuştur.Birleşen davada Davacı/davalı vekilinin cevap dilekçesi ile; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı teslim edilen malların ayıplı olduğunu iddia ettiğini. Davalı teslim ettiği malları olağan ticari akışa uygun ve daha önceden de benzer malları teslim ederek herhangi bir sorun yaşanmadığını. Sevk irsaliyesinde de görüldüğü üzere mallar teslim edildiği gibi kabul edilmiş ve malların ayıplı olduğuna dair kayıt düşülmesi gerekirken irsaliyede böyle bir kayıt bulunmadığı, Davacı teslimle birlikte malları kabul ettiğini. Sevk irsaliyesine herhangi bir kayıt düşülmemesi davalının teslim ettiği malların ayıplı olmadığına kanıtını oluşturduğunu, davalı tarafından borçlu davacıya yönelik haklı ve geçerli bir icra takibi başlattığını. Davacı borçlu tarafından icra takibine borcu ödediğine ve borcunun olmadığına dair itirazda bulunarak haksız ve kötü niyetli olarak icra takibinin durmasına sebep olduğunu. Davacı borçlu tarafından yapılan bu itiraz aslında malların ayıplı olmadığını ve davacı borçlunun malları kabul ettiğinin bir göstergesi olduğunu. Borca itiraz yaparken ayıp defiinde bulunmayıp dava dilekçesinde ileri sürmesi açıkça kötü niyetin göstergesi olduğunu gerektiğini beyan ederek; Davacının hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, icra takibinde yer alan dava değerinin tanıkla ispat limitinin üstünde olması sebebiyle, davacının tanıkla ispat taleplerinin reddine, yargılama giderlerinin ve ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Asıl dava, itirazın iptaline ilişkindir.
Birleşen dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir.
Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk son tutanak aslı dosyaya sunulmuştur.
-----İcra Müdürlüğü'nün ----- esas sayılı dosyası celp edilmiştir.
6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU/TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI - Madde 222 -(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.
TÜRK TİCARET KANUNU Madde 64- (1): "(Değişik fıkra: 26/06/2012-6335 S.K./8.md.) Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir."
(2): "Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür."
Madde 83- (1): "Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir."Ticari defterler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 222 ve devamı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 64 ve devamında açıkça düzenlenmiştir.
Tİcari defterlere anılan Kanun'larda delil olarak hüküm ve sonuç bağlanmıştır.Tacirler, Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükmü uyarınca ticari defter tutmak zorundadır.
Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK. m. 222/1).
Yine Türk Ticaret Kanunu Madde 83/1'de ticari uyuşmazlıklarda Mahkemenin ticari defterlerin re'sen ibrazına karar verebileceği, Mahkeme re'sen ticari defterlerin ibrazına karar vermese dahi taraflardan birinin istemi üzerine ticari defterlerin ibrazına Mahkemece karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır.Ticari defterler, bazı şartların varlığı durumunda sahibi lehine delil olarak kullanılabilir. Şöyle ki: Uyuşmazlık ticari bir işten kaynaklanmalıdır. Bu iş, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmelidir. Taraflardan yalnızca biri için ticari iş niteliğinde olan uyuşmazlıklarda, arada sözleşme olsa bile defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir sıfatını haiz olmalıdır. Taraflardan birinin ya da her ikisinin tacir olmaması halinde ticari defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Öte yandan ticari defterler Kanun’a uygun tutulmuş olmalıdır. Tutulması zorunlu defterler eksiksiz, usulüne uygun tutulmalı, açılış kapanış onayları yapılmış olmalıdır. (TTK. m. 64) Ayrıca, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veye diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (HMK. m. 222/3)Davacı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Davalı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Uyuşmazlık tarafların ticari işletmesinden ve ticari bir işten kaynaklanmaktadır. Tacirler arasındaki huzurdaki ticari davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.
Bu açıklamalar ekseninde değerlendirme yapıldığında; davacı ile davalı tarafın tacir sıfatını taşıdıkları, her iki tarafın da ticari defter tutmak zorunda olduğu anlaşılmıştır. Her iki taraf da tacir olduğundan ticari defter içerikleri delil vasfı taşımaktadır.
Mahkememizce işbu dosyada, Mali Müşavir, Makine Mühendisi ve Nitelikli Hesaplamalar uzmanı bilirkişilerin raporu dosya arasına alınmıştır. Bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda özetle; Mali İnceleme Ve Değerlendirme: Sayın Mahkemenin 19.01.2024 tarihli celsesinde, Asıl davada uyuşmazlığın;-----İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı dosyasında bulunun itirazın iptali ve icra inkâr, kötü niyet tazminatı hususunda uyuşmazlık içinde bulundukları, Sayın Mahkemenin 27.09.2024 tarihli celsesinde, uyuşmazlığın; Davacı tarafa teslimi yapılan makinenin ayıplı olup olmadığı, ayıp dolayısıyla yapılan ödemenin tahsili hususunda uyuşmazlık içinde bulundukları, tespit edilmiştir. Her iki tarafın ticari defter ve belgeleri ile dava dosyasındaki delilleri aşağıdaki şekilde incelenmiştir. Defter İncelemesi (Usul) Hesap İncelemesi, BS ve BA Formlarının İncelenmesi, Faturanın İncelenmesi, Ödeme Dekontunun İncelenmesi, DEFTER İNCELEMESİ (USUL): DAVACI DEFTER İNCELEMESİ (Usul): Davacı birleşen davalı şirket tarafından incelemeye ibraz edilen 2022 - 2023 yılları ticari defterlerinin noter onay bilgileri aşağıdaki gibidir; Davacı şirketin ibraz ettiği, 2022 - 2023 yılı ticari defterlerinin noter açılış onamaları ile yevmiye defterinin noter kapanış onamasının sürelerinde yaptırılmış olduğu, defterlerin usulüne uygun tutulduğu, birbirini teyit ettiği görülmüştür. DAVALI DEFTER İNCELEMESİ (Usul): Davalı birleşen davacı şirket tarafından incelemeye ibraz edilen 2022 - 2023 yılları ticari defterlerinin noter onay bilgileri aşağıdaki gibidir; Davalı şirketin ibraz ettiği, 2022-2023 yıllarına ilişkin ticari defterlerin; T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220- 226’ ve 1 Sıra No’lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre Defteri Kebir ile Yevmiye defterlerini GİB onaylı beratlarını süresinde almış olduğu görülmüştür.
HESAP İNCELEMESİ: Davacı Hesap İncelemesi: Davacı birleşen davalı tarafın ibraz ettiği ticari defterlerinde davalı karşı davacıya şirkette ait olan 2022 yılı ----- Kodlu Alıcılar hesabı ile 2023 yılı ------ Kodlu Alıcılar hesabı dökümü aşağıdaki gibidir.
Yukarıdaki cari hesap tablosunda görüldüğü gibi, davacı tarafından davalı tarafa 1 fatura ile 385.506,00 TL tutarlı satış yapıldığı, bu süreçte davalı taraftan herhangi bir ödeme almadığı ve buna göre 29.04.2022 tarihi itibariyle davalı taraftan 385.506,00 TL alacaklı olduğu görülmektedir. Davalı Hesap İncelemesi: Davalı karşı davacı tarafın ibraz ettiği 2022 ve 2023 ticari defterleri incelenmiş olup, aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir. Davalı karşı birleşen davacının defterlerinde, davacı birleşen davalı tarafa ait herhangi bir hesap hareketine rastlanmamıştır. Davalı karşı birleşen davacının defterlerinde, asıl davaya konu olan 29.04.2022 tarihli 385.606,00 TL tutarlı faturanın kayıtlı olmadığı görülmüştür. BS ve BA Formlarının İncelenmesi: Bilindiği üzere ---- Sıra No.lu VUK Genel Tebliği gereği 2021/07 döneminden itibaren elektronik belgelerin BA ve BS formu ile bildirim yükümlüğü kaldırılmıştır. Sayın Mahkeme 27.09.2024 tarihli celsesinde,’’ 2021/2022 yıllarına ilişkin sadece tarafların arasındaki kayıtları gösterir BA-BS formlarının ilgili vergi dairesinden istenmesi’’ yönünde karar vermiştir. Davacı birleşen davalının bağlı bulunduğu ----- Dairesi 13.11.2024 tarihli yazı cevabından, davacı birleşen davalının 2022 -2022 yılları BS ve BA formunu analiz formunu dosyaya göndermiştir. Davacı birleşen davalı şirketin 2022 yılı BS Formunda, davalı birleşen davacı tarafa 1 adet -/fatura ile KDV hariç 326.700,00 TL tutarında fatura düzenlemiş olduğu görülmüştür. Davalı birleşen davacının bağlı bulunduğu ------ Dairesi 03.10.2024 tarihli yazı cevabından, davalı birleşen davacının 2022 -2022 yılları BS ve BA formunu analiz formunu dosyaya göndermiştir. Davalı birleşen davacı şirketin 2022 yılı BA Formunda, davacı birleşen davalı tarafından davalı birleşen davacı tarafa 1 adet e.belge/fatura ile KDV hariç 326.700,00 TL tutarında fatura düzenlemiş olduğu görülmüştür. Faturanın İncelenmesi: Davacı vekili tarafından dava dosyasına sunulan deliler arasında takip konusu alacağı oluşturan fatura bulunmaktadır. ----- Sıra No.lu VUK Genel Tebliğin ----- Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile Getirilen e-Fatura Uygulamasına Kayıtlı Olmayan Mükelleflere Faturanın Teslimi” bölümünde; “e- Fatura Uygulamasına kayıtlı olmayan mükelleflere e-Arşiv Uygulaması kapsamında düzenlenen faturanın kâğıt ortamında teslim edilmesi esastır. Ancak e-arşiv Uygulaması kapsamında düzenlenen faturalar, alıcısının talebi doğrultusunda ve ----- internet adresinde yayımlanan efatura format ve standardının kullanılması ve de söz konusu faturanın basılabilir görüntüsünün eklenmesi koşuluyla e-fatura uygulamasına kayıtlı olmayan mükelleflere elektronik ortamda da iletilebilecektir.’’ Şeklinde düzenlenmiştir. Davası söz konusu olayda; Asıl davaya konu olan 29.04.2022 tarihli ------ seri no.lu 385.506,00 TL tutarlı faturanın a.arşiv fatura olduğu. A.arşiv faturaların kâğıt ortamında iletilmesi esas olup, alıcının talebiyle elektronik ortamda iletilebilmektedir. Dosya kapsamında, ilgili faturanın davalı birleşen davacı tarafa kâğıt ortamında iletildiğinde yâda davalı birleşen davacının faturayı elektronik ortamda almak istediğine dair dayanak belge bulunmamaktadır. 6.e- Ödeme Dekontunun İncelenmesi: Davacı birleşen davalı vekili ile davalı karşı davacı vekili tarafından dosya sunulan deliler arasında---- 22/12/2021 tarihli banka ödeme dekontu bulunmaktadır. İlgili dekont aşağıdaki gibi incelenmiştir. Davalı birleşen davacı şirket tarafından ---- ıban numaralı hesaptan, dava dışı ------ ıban numaralı hesabına ‘’Kart İşleme Makinası Ön Ödeme’’ açıklamasıyla 125.000,00 TL ödeme yapıldığı görülmüştür. TEKNİK İNCELEME VE DEĞERLENDİRME: Dava konusu olayla ilgili sayın mahkemenin ara kararıyla yerinde inceleme için 20.01.2025 tarihinde, tarafların katılımıyla ---adresinde bulunan işyerine gidilerek yapılan incelemelerde, ------ marka, Kit Kasetleme Makinesinin yerinde bulunduğu belirlenmiş olup görüntüleri aşağıda verilmiştir. Davacı ----Şirketi tarafından imal edilip davalı ------ Şirketine satışı yapılan -----Kasetleme Makinesinin yerinde ancak hava basıncı için gerekli kompresör cihazının bulunmadığı anlaşıldığından, tarafımca davalı şirket yetkililerine bildirilmiş ve bir süre sonra cihazın kullanımında olan ------ marka kompresör getirilerek makineye bağlanmış olup görüntüsü aşağıda verilmiştir. Davacı şirket tarafından imal edilip teslim edilen kasetleme makinesinin teknik özelliklerinin, teklif ve fatura içeriğinde belirtilen nitelikte olduğu belirlenmiş olup konveyör sistemler, pozisyonlama kolları ve kaset kapatma ünitesi ile PLC kontrolüne sahip olarak üretildiği belirlenmekle aşağıda verilmiştir. Kaset üretim makinesinin, sağlık sektöründe son zamanlarda ortaya çıkan COVİD salgını için gerekli hızlı tanı test kitlerinin kaset içine manuel yerleştirilmesi için yapıldığı anlaşılmakla konveyör sisteminin düzenli çalıştığı ancak plastik kapsülün gerekli nitelikte yani tam kapanmayı sağlayacak yapıda olmadığı, bu nedenle çalışma esnasında aksaklıklara neden olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda görüldüğü üzere, kasetin tam kapanmasına engel olan çapaklar ile yamukluk mevcut olup bu hususta davacı tarafın sorumluluğu bulunmamaktadır. Keza davalı------ Şirketi tarafın iddia ettiği “otomasyon sisteminin” bilahare davacı şirket tarafından konveyör üzerinde yapıldığı anlaşılmakla el değmeden üretimin söz konusu olmayacağı, tam otomasyon hususunda da taraflar arasında bir teknik düzenleme veya şartnamenin bulunmadığı anlaşılmakla sorumluluk yine davalı şirkettedir. Çünkü beyan veya tariflerle bu düzeneğin yapılması kabul edilmez olup ilk teslim anındaki makinenin yapısı tarafımca belirlenemeyecek olup iddiadan öteye geçmeyecektir. Yine makinenin yapısı ile ilgili “iş güvenliği sorunu” olduğu belirtilmiş ise de makinenin tasarımına ait bir teknik detay veya şartnamede mekanik/pnomatik bir belirleme bulunmayıp tam kapalı bir makine tercihi de talep edilmediğinden riskler de tam olarak ortadan kalkmayacaktır. Dolaysıyla, imal edilen ve teslim edilen makinenin tasarımsal ve teknik detaylara aykırı bir durumunun bulunmadığı, makinenin uygun kaset temini halinde üretim/imal işleminin mümkün olduğu belirlenmiştir. 8) SÖZLEŞME BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME Taraflar arasında satım sözleşmesi kurulduğu noktasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf satılanın ayıplı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Satış sözleşmesinden kaynaklanan ayıba karşı tekeffül hükümleri Borçlar Kanunumuzda düzenlenmiş olup; ayrıca ticari satış sözleşmelerinin muayene ihbar yükümlülükleri için Ticaret Kanunumuzda özel düzenlemeler getirilmiştir. Bu düzenlemelere göre alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden doğan haklarını kullanabilmesi için, satıcı tarafından ayıplı bir malın teslim edilmiş olması, alıcının tarafından da muayene yükümlülüğü yerine getirilerek ayıbın kabul edilmediğinin satıcıya ihbar edilmesi gerekmektedir. Bu noktada ayıbın tanımı önem arz etmekte olup; Borçlar Kanunumuzda, satış sözleşmesinden kaynaklanan ayıp, kullanım bakımından değerini ve beklenen faydaları önemli ölçüde azaltan veya satıcı tarafından bildirilen nitelikleri taşımayan mallardaki, maddi, hukuki ya da ekonomik ayıplar olarak tanımlanmıştır. Tanımlamada yapılan ayırım nazara alındığında, malın niteliği, lüzumlu vasıflar ve zikir ve vaat edilen vasıflar olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu sebeple bir malın ayıplı olabilmesi için, vaat edilen özellikleri taşımaması ya da herhangi bir vaat bulunmasa dahi kendisinden beklenen vasıflara haiz olmaması gerekmektedir. Bu niteliklerin malda bulunmaması ise ayıba yol açar. Lüzumlu vasıf, malı edinme amacı doğrultusunda alıcının, dürüstlük kuralı uyarınca, satılan malın sahip olmasını beklemekte haklı olduğu özelliklerdir. Vaat edilen vasıf ise, satıcının alıcıya karşı malın belirli özelliklere sahip olduğu yönündeki olumlu yahut sahip olmadığı yönünde yaptığı olumsuz irade beyanıdır. Bu kapsamda ayıbın diğer halini oluşturan nitelik bildiriminden kaynaklanan ayıp için, öncelikle satıcının alıcıya karşı, satılanın birtakım olumlu özelliklere hâiz olduğunu veya olumsuz özelliklere hâiz olmadığını açıklaması gerekmektedir. Bu bildirim sözleşmede açıkça kararlaştırılabileceği gibi satıcı tarafından sözleşme görüşmeleri sırasında taahhüt edilmiş de olabilir. Taraflarca açık olarak kararlaştırılmayan fakat zımni olarak satıcı tarafından beyan edilen bir açıklamanın nitelik bildirimi olarak kabul edilebilmesi için de, açıklamanın alıcının sözleşme kurma iradesine etki etmesi, sözleşmenin akdedilmesi ile bu nitelik bildirimi arasında nedensellik bağı kurulması gereklidir. Bunun haricinde sözleşmede kararlaştırılmayan nitelik taahhüdünün bağlayıcı olması da gerekir. Bağlayıcılık ile kastedilen ise, satıcının; zikir ve vaat ettiği özelliklerin satılanda bulunmaması hâlinde buna ilişkin sorumluluğu üstlendiğinin ve gerekeni yapmaya hazır olduğunun anlaşılmasıdır. Bunun haricinde sipariş üzerine üretilen satışlarda alıcı tarafından satıcıya bilhassa bildirilen ve satıcı tarafından da kabul edilen özelliklerin malda bulunmamasının da ayıp teşkil ettiği kabul edilmektedir. Ayıbın varlığı halinde, Ticaret Kanunumuza göre, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı, iki gün içinde, açıkça belli değilse sekiz gün içinde incelenmesi ve satıcıya ihbar etmesi gerekmektedir. Ticaret Kanunumuzun getirdiği bu hüküm aslında açık ayıplar içindir. Sonradan ortaya çıkan gizli ayıplar için ise yine Borçlar Kanunumuzun 223. Maddesi tatbik edilmekte ve ayıbın ortaya çıktıktan hemen sonra bildirilmesi gerekmektedir. Ayıbın varlığı halinde alıcı ödemezlik defiinde bulunabileceği gibi, Borçlar Kanunu’nun 227. Maddesi uyarınca, ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanmak isteyen alıcı, satıcıya karşı sözleşmeden dönme, satış bedelinin indirilmesi, ücretsiz onarım ve satılan malın bir benzeri ile değiştirilmesini talep edebileceği gibi, bu seçimlik haklardan ayrı olarak, uğradığı zararın tazminini de talep edebilir. Alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde, alıcı, satıcıdan teslim aldığı malı elde ettiği menfaatlerle birlikte satıcıya iade etmek, satıcı da, daha önceden kendisine alıcının ödediği bedeli faiziyle birlikte alıcıya iade etmek durumundadır Bununla beraber uygulamada aynı anda ifa kuralına binaen karşılıklı akitlerdeki sözleşmeden dönme durumlarında satış bedeline işleyecek faizin, ödemenin yapıldığı değil iade borcu kapsamında malın tesliminden itibaren başlayacağı kabul edilmektedir. İade borçları haricinde alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde, durum bunu haklı göstermiyorsa, resen, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verilebilir Borçlar Kanunu 227. Maddesinin 2. Fıkrasında yer alan bu hükmün uygulanabilmesi için, sözleşmeden dönmenin satıcıya vereceği zarar ile alıcıya sağlayacağı fayda arasında, ticari hayatta cari dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacak derecede bir oransızlığın söz konusu olması gerekmektedir. Bu açıklamalar ışığında dava konusu olaya bakıldığında, taraflar arasında kasetleme makinesinin 22.000,00 USD + KDV ile satışı konusunda anlaşıldığı, dosya içerisindeki fiyat teklifinde kasetleme makinesi ile ilgili, hız, taşıma sistemi, havalı sistem, harcayacağı enerji, motor gücü, taşıma sistemi ve ağırlığı dışında ayrıca vaadedilen bir özelliğe rastlanılmadığı, Mevcut durumda kasetleme makinesinin kendisinden beklenen vasıflara haiz olmaması durumunda ayıplı olacağı, Yapılan teknik incelemede ise bu bakımdan ilgili makinede ayıp tespit edilemediği, Bu durumda satıcının satış bedelinin kalanını davalıdan talep edebileceği düşünülmektedir. SONUÇ Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle, taraflar arasındaki ihtilafın satılan malın ayıplı olup olmadığı noktasında toplandığı, yapılan teknik incelemede ise bu bakımdan ilgili makinede ayıp tespit edilemediği, bu sebeple satıcının satış bedelinin kalanını alıcıdan talep edebileceği, Bu durumda, Asıl Dava Bakımından, Davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla 15.960,00 USD alacaklı olduğu, ilgili alacağa takip tarihinden itibaren Devlet bankalarınca USD döviz cinsinden mevduata verilen en yüksek mevduat faizi işleyeceği, Birleşen Dava Bakımından, ayıp tespit edilemediğinden davalı karşı davacı alıcının sözleşmeden dönemeyeceğinden ödemiş olduğu, 10.000,00 USD’ yi davacı karşı davalı satıcıdan talep edemeyeceği bildirilmiştir.Mahkememiz tarafından dosyada bulunan bilgi ve belgeler incelenmiş olup;
Asıl dava itirazın iptaline ilişkin, birleşen dava yapılan ödemenin tahsili talebine ilişkindir. Taraflar arasında satım sözleşmesi kurulduğu noktasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf satılanın ayıplı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasında kasetleme makinesinin 22.000,00 USD + KDV ile satışı konusunda anlaşıldığı, dosya içerisindeki fiyat teklifinde kasetleme makinesi ile ilgili, hız, taşıma sistemi, havalı sistem, harcayacağı enerji, motor gücü, taşıma sistemi ve ağırlığı dışında ayrıca vaadedilen bir özelliğe rastlanılmadığı, Mevcut durumda kasetleme makinesinin kendisinden beklenen vasıflara haiz olmaması durumunda ayıplı olacağı, Yapılan teknik incelemede ise bu bakımdan ilgili makinede ayıp tespit edilemediği, Bu durumda satıcının satış bedelinin kalanını davalıdan talep edebileceği, açıklanan sebeplerle Asıl Dava Bakımından, Davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla 15.960,00 USD alacaklı olduğu, ilgili alacağa takip tarihinden itibaren Devlet bankalarınca USD döviz cinsinden mevduata verilen en yüksek mevduat faizi işleyeceği, Birleşen Dava Bakımından, ayıp tespit edilemediğinden davalı karşı davacı alıcının sözleşmeden dönemeyeceğinden ödemiş olduğu, 10.000,00 USD’ yi davacı karşı davalı satıcıdan talep edemeyeceği anlaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Asıl davanın KABULÜNE,
a------. İcra Dairesi'nin ------ Esas sayılı icra dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, duran takibin 15.960,00 USD üzerinden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek USD cinsi mevduata yıllık devlet bankalarınca uygulanan en yüksek faizi ile birlikte DEVAMINA,
b-Asıl alacak olan 15.960,00 USD üzerinden takip tarihindeki kur dikkate alınarak hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Birleşen davanın REDDİNE,
ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
3-Karar tarihinde alınması gerekli 29.340,09-TL harcın davacı tarafça peşin olarak yatırılan 5.738,78-TL peşin harcının mahsubu ile bakiye 23.601,31-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı vekille temsil olunmakla dava tarihindeki kur üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 68.427,09- TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi gereği Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinden davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan 7.650,00 TL yargılama giderinin ve davacı tarafça yatırılan 5.738,78-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
7-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;
8-Birleşen dosya davacısı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
9-Birleşen dosya davalısı vekille temsil olunmakla dava tarihindeki kur üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 47.892,32 TL vekâlet ücretinin birleşen dosya davacısından tahsili ile birleşen dosya davalısına ödenmesine,
10-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi gereği Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinden birleşen dosya davacısından tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
11-Karar tarihinde alınması gerekli 615,40-TL harçtan, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 5.111,76 TL harcın mahsubu ile 4.496,36 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde birleşen dosya davacısına iadesine,
12-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.