T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/570
KARAR NO : 2025/490
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/08/2023
KARAR TARİHİ : 30/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile ----- adlı firma arasında ----- çuvallarının ihracatı hususunda anlaşma sağlandığını, işbu ------ çuvallarında iç naylon kullanılması gerektiğini, ----- çuvalların iç naylonunun temini hususunda ise müvekkilimiz ile davalı arasında anlaşma akdedildiğini, Bahsi geçen ihraç ürünleri ----- gönderildikten sonra 3. konteynıra ilişkin ------adlı firma tarafından müvekkiline ödeme yapılmadığını, neden olarak da yetkili firma tarafından müvekkilimize iç naylonların patladığı, ihraç ürünlerinin mutabık kalınan şekline uygun olmadığı hususu bildirilmiş ve gönderilen ürünlerin yerine mutabık kalınan şekle uygun olarak yeni ürünler gönderilmesinin talep edildiğini, bunun üzerine müvekkilimiz tarafından davalı firmaya ayıplı ürüne ilişkin bildirim yapıldığını, davalı ve davalının alt ticari ilişki içerisinde olduğu firma ile yapılan inceleme inde müvekkilimize satılan iç naylonların hatalı şekilde üretildiği davalı firmanın müdürünün nezdinde kabul edildiğini, ancak işbu dava tarihi itibariyle davalı tarafından ayıplı ürün nedeniyle müvekkiline ödemeyi taahhüt edilen zarar tazmin edilmediğini, geçerli olarak kurulmuş olan bir borç ilişkisinin borçlu bakımından yarattığı en önemli sonuç; borcun zamanında, yerinde ve konusuna uygun olarak ifa edilmesi olduğunu, Borcun tam ve doğru şekilde ifasına "borcun gereği gibi ifası" denildiğini, borcun gereği gibi ifası, borçlanılan edimin, ifa tarz ve unsurlarına yani ifanın taraflarına, yer ve zamanına, miktar ve niteliğine uygun olarak eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesi olduğunu, bu şart ve unsurlara uygun olmayan bir ifa, ifa olarak tanımlanamayacağı için “borcun ifa edilmemesi" söz konusu olacağını, ifanın, borçlanılan edime uygun olmaması ise gereği gibi ifa etmeme veya yanlış edimle ifa etme gibi sonuçlara sebebiyet vermediğini, borcun gereği gibi ifa edilmesi asli edim yükümlülüğü değil bir yan edim yükümlülüğü olduğunu, Gereği gibi ifa edilmemesi yani ayıplı ifa halinde yan edim yükümlülüklerine aykırı da olsa ifa mevcuttur. Ancak asli edim yükümlülüğünün ihlali söz konusu olduğundan ifadan bahsedilemeyecek bu nedenle borç son bulmuş olmayacağını, TBK'nın 112. Maddesinde: “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.” hükmüne yer verildiğini, madde hükmüne göre; borca aykırılık nedeniyle alacaklının uğradığı zararların tazmini hükme bağlandığını, müvekkili ile davalı tarafından ------ çuvallarında kullanılan iç naylonun alım satımına ilişkin anlaşma yapılmış ve müvekkili tarafından anlaşma konusu iç naylonların bedeli davalıya ödendiğini, ancak davalının edimi gereği gibi ifa etmemesi ve iç naylonu ayıplı olarak üretmiş olması nedeniyle müvekkilinin, ---- göndermiş olduğu 3. Konteynırında ------ çuvallarının bedellerini göndermiş olduğu firmadan alamamış ve hem dosya konusu ürününün bedelini ödemiş olmasına rağmen iş yaptığı firmadan ihraç ürününün bedelini alamamış olması hem de bu gönderimden kaynaklı navlun ve sigorta bedeli nedeniyle zarara uğradığını, müvekkili tarafından davalı tarafa ayıplı ürüne ilişkin bildirim yapılmış ve davalı firma tarafından, alt ticari ilişki içerisinde oldukları firma ile yaptıkları inceleme neticesinde müvekkiline satılmış olan iç naylonların hatalı şekilde üretildiğini firmanızın şahitliğinde kabul edildiğini, ancak, davalı ayıplı ürün nedeniyle müvekkiline ödemeyi taahhüt etmiş olduğunuz zararı tazmin etmediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından davalıya----Noterliği'nin 17.04.2023 tarihli ve ------ yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıya edimi gereği gibi ifa etmemeleri nedeniyle müvekkilimizin uğramış olduğu Zararı tazmin etmelerinin gerektiği ihtar edildiğini, davalı tarafından işbu ihtarnameye cevap verilmemiş ve işbu dava tarihi itibariyle de müvekkilimizin zararı giderilmemiştir. İzah edilen nedenlerle huzurdaki davayı açmak zarureti hasıl olduğunu, müvekkilinin zararının giderilmesi hususunda davalı taraf ile anlaşılamaması sonucu; davalı ile arabuluculuk görüşmelerine başlanmış ancak 31.05.2023 tarihli arabuluculuk görüşmesinde anlaşmaya varılamadığını, fazlaya ilişkin olarak dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik müvekkilinin ayıplı ifa nedeniyle uğramış olduğu 15.000,00-TL'nin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
davacı taraf somutlaştırma ve ispat yükünü yerine getirmediğini, davacı fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 15.000,00-TL tazminat talebinin ihtarname tarihinden itibaren işleyen temerrüt faiziyle tahsili talebinde bulunmuş olup zararını ispata yarayan herhangi bir delil ortaya koymadığını, oysa işbu dosya kapsamında davacı ispata yarar herhangi bir belge sunmadığı gibi iddia ve taleplerinin soyut olduğunu, somutlaştırma ve ispat yükü yerine getirilmemiş olduğundan, davacının tazminat talebinin reddi gerektiğini, esasa ilişkin itirazları davacı iddia ettiği problemlere ilişkin kendi yasal yükümlülüğü olan süresinde ayıp bildiriminde bulunmadığını, şikayetine ilişkin müvekkile süresinde ayıp bildiriminde bulunmayan davacının davasının esastan reddi gerektiğini, aksi halde, davacı ayıp iddiasını ispata yarayan herhangi bir delil ortaya koymadığını, yukarıda açıklandığı üzere, davacı basiretli tacir sıfatıyla hareket etmemiş ve teslim aldığı ürünleri incelememiş, müvekkil şirketi teslimden aylar sonra ayıp iddiasıyla karşı karşıya bıraktığını, ihraç edilen ürünlerin müvekkili tarafından teşhis edilmesi mümkün olmadığı gibi söz konusu uyuşmazlık davacı şirket ile dava dışı yabancı şirket arasındaki bir uyuşmazlık olduğunu, bu uyuşmazlık kapsamında davacı şirket tarafından ihraç edilen ----- çuvalların dahi ayıplı olup olmadığı ispata muhtaç iken dava dışı yabancı şirketin ayıp iddiasının müvekkiline aksettirilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafça sunulan ----- dilinde yazılmış mailler incelendiğinde dahi, dava dışı yabancı şirketin iddiasının; davacı tarafça ihraç ------ çuvalların teknik fişlere ve gönderilen eşantiyonlara uygun olmadığının, çuvalın hem iç hem dıştan patladığının (24 Aralık 2021 tarihli mailde geçen "----- ifadesi), aynı zamanda gönderilen ürünün yanlış renkte olduğunun beyan edildiği ve ihraç edilen çuvalların önceden 1.500 kilograma kadar yük taşıyıp taşımayacağının kendileri tarafından test edilip edilmediğinin sorulduğunun görüldüğünü, bu iddiaların tümü ihraç edilen ürünün o iş özelinde olması gereken niteliğine ve ölçülerine uygun olup olmadığına ilişkin olduğunu, tüm bunlar göz önüne alındığında, dava dışı yabancı şirketin ayıp iddiası dahi iç naylona özgülenmediğinin görüldüğünü, her halükarda, iç naylonun yabancı şirketin isteklerine uygunluğunun müvekkil şirketin değil davacı şirketin sorumluluğunda olduğunu, zira müvekkili şirketin, dava dışı şirketle değil davacı şirketle iş ilişkisi içerisinde olduğunu, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, ispat ve somutlaştırma yükü yerine getirilmediğinden davanın öncelikle usulden reddine, süresinde ayıp bildiriminde bulunulmadığından davanın reddine, zamanaşımının sona ermesi nedeni ile davanın reddine, davanın her halükarda esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Huzurdaki dava, Ayıplı ifadan kaynaklı oluşan zararın tazmini davasıdır.
Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk son tutanak aslı dosyaya sunulmuştur.
6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU/TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI - Madde 222 -(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.
TÜRK TİCARET KANUNU Madde 64- (1): "(Değişik fıkra: 26/06/2012-6335 S.K./8.md.) Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir."
(2): "Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür."
Madde 83- (1): "Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir."
Ticari defterler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 222 ve devamı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 64 ve devamında açıkça düzenlenmiştir.Tİcari defterlere anılan Kanun'larda delil olarak hüküm ve sonuç bağlanmıştır.
Tacirler, Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükmü uyarınca ticari defter tutmak zorundadır.
Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK. m. 222/1).
Yine Türk Ticaret Kanunu Madde 83/1'de ticari uyuşmazlıklarda Mahkemenin ticari defterlerin re'sen ibrazına karar verebileceği, Mahkeme re'sen ticari defterlerin ibrazına karar vermese dahi taraflardan birinin istemi üzerine ticari defterlerin ibrazına Mahkemece karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Ticari defterler, bazı şartların varlığı durumunda sahibi lehine delil olarak kullanılabilir. Şöyle ki: Uyuşmazlık ticari bir işten kaynaklanmalıdır. Bu iş, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmelidir. Taraflardan yalnızca biri için ticari iş niteliğinde olan uyuşmazlıklarda, arada sözleşme olsa bile defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir sıfatını haiz olmalıdır. Taraflardan birinin ya da her ikisinin tacir olmaması halinde ticari defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Öte yandan ticari defterler Kanun’a uygun tutulmuş olmalıdır. Tutulması zorunlu defterler eksiksiz, usulüne uygun tutulmalı, açılış kapanış onayları yapılmış olmalıdır. (TTK. m. 64) Ayrıca, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veye diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (HMK. m. 222/3)Davacı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Davalı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Uyuşmazlık tarafların ticari işletmesinden ve ticari bir işten kaynaklanmaktadır. Tacirler arasındaki huzurdaki ticari davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.
Bu açıklamalar ekseninde değerlendirme yapıldığında; davacı ile davalı tarafın tacir sıfatını taşıdıkları, her iki tarafın da ticari defter tutmak zorunda olduğu anlaşılmıştır. Her iki taraf da tacir olduğundan ticari defter içerikleri delil vasfı taşımaktadır.
Mahkememizce işbu dosyada, Nitelikli Hesaplamalar uzmanı ve Mali Müşavir bilirkişilerin raporu dosya arasına alınmıştır. Bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda özetle; MALİ İNCELEME VE DEĞERLENDİRME Her iki tarafın ticari defterleri ile dava dosyasındaki deliler aşağıdaki gibi incelenmiştir. Defter İncelemesi (Usul), Hesap İncelemesi, BA ve BS Formlarının İncelenmesi, DEFTER İNCELEMESİ (Usul) Davacı Defter İncelemesi (Usul): Davacı tarafından ibraz edilen 2023 yılı ticari defterlerinin noter onay bilgileri aşağıdaki gibidir;Davacı şirketin ibraz ettiği, 2021 yılı ilişkin ticari defterlerin; T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220- 226” ve | Sıra No'lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre Defteri Kebir ile Yevmiye defterlerini GİB onaylı beratlarını süresinde almış olduğu görülmüştür. Davalı Defter İncelemesi (Usul): Davacı tarafından ibraz edilen 2023 yılı ticari defterlerinin noter onay bilgileri aşağıdaki gibidi
¸
Davalı şirketin ibraz ettiği, 2021 yılı ilişkin ticari defterlerin; T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220- 226” ve | Sıra No'lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre Defteri Kebir ile Yevmiye defterlerini GİB onaylı beratlarını süresinde almış olduğu görülmüştür. HESAP İNCELEMESİ Davacı Hesap İncelemesi: Davacı tarafın ticari defterlerinde davalı şirkette ait olan 2021 yılı ----- Kodlu Satıcılar Hesabının dökümü rapor ekinde tablo'1 de sunulmuştur. Davacının defterlerinde davalı şirkette ait olan ------ Kodlu hesap incelenmiş olup, aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir. Davacı şirketin davalı şirkette olan 2020 yılından 2021 yılına devir eden borcunun 190.454,01 TL olduğu. Davacı tarafından 12.01.2021 tarihinden 24.12.2021 tarihine kadar davalından 157 adet fatura ile 4.630.371,65 TL tutarlı alış yaptığı, bu süreçte davalı tarafa ayrı tarihlerde 4.067.245,45 TL ödeme yapıldığı ve buna göre 31.12.2021 tarihi itibariyle davalı tarafa 753.580,21 TL borçlu olduğu görülmüştür. Davalı Hesap İncelemesi: Davalının tarafın ticari defterlerinde davacı şirkette ait olan 2021 yılı ------- Kodlu Alıcılar Hesabının dökümü rapor ekinde tablo'2 de sunulmuştur. Davacının defterlerinde davalı şirkette ait olan ---- Kodlu hesap incelenmiş olup, aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir. davalı şirketin davalı şirketten olan 2020 yılından 2021 yılına devir eden alacağının 190.573,00 TL olduğu. Davalı tarafından 12.01.2021 tarihinden 24.12.2021 tarihine kadar davalından 156 adet fatura ile 4.629.682,35 TL tutarlı satış yaptığı, bu süreçte davacı taraftan ayrı tarihlerde 3.463.694,38 TL ödeme yapıldığı ve bı 31.12.2021 tarihi itibariyle davacı taraftan 1.356.441,98 TL alacaklı olduğu görülmüş BS ve BA Formlarının İncelenmesi:
Bilindiği üzere ----- Sıra Nodu VUK Genel Tebliği gereği 2021/07 döneminden itibaren elektronik belgelerin BA ve BS formu ile bildirim yükümlüğü kaldırılmıştır. Davacının bağlı bulunduğu ------ Dairesi 11.09.2024 tarihli yazı cevabından, davacının 2021 yılı BS ve BA formunu analiz formunu dosyaya göndermiştir. Davacı şirketin 2021 yılı BA Formunda, davacı tarafından davalıdan 71 adet belge/fatura ile 1.481.967,00 TL tutarında mal ve hizmet alışı gerçekleştirmiş olduğu görülmüştür. Davacı şirketin 2021 yılı BA Formunda, davalıdan davacı tarafa 84 adet e.belge/fatura ile 2.564.260,13 TL tutarında fatura düzenlemiş olduğu görülmüştür. Davalının bağlı bulunduğu ------ Dairesi 05.11.2024 tarihli yazı cevabından, davalının 2021 yılı BS ve BA formunu analiz formunu dosyaya göndermiştir. Davalı şirketin 2021 yılı BS Formunda, davacı tarafa 71 adet belge/fatura ile 1.481.967,00 TL tutarında mal ve hizmet satışı gerçekleştirmiş olduğu görülmüştür. Davalı şirketin 2021 yılı BS Formunda, davacı tarafa 84 adet e.belge/fatura ile 2.564.260,13 TL tutarında fatura düzenlemiş olduğu görülmüştür. Taraf Defter Kayıtlarındaki Uyumsuzluklar: Davacının defter kayıtlarına göre 31.12.2021 tarihi itibariyle davalı tarafa 753.580,21 TL borçlu olduğu. Davalı defter kayıtlarına göre 31.12.2021 tarihi itibariyle davacı taraftan 1.356.441,98 TL alacaklı olduğu, Taraf defter kayıtlarında ki 602.861,77 TL (753.520,21 — 1.356.441.98 —) tutarındaki uyumsuzluğun, Davacının defterlerinde 2021 yılından 2022 yılına devir eden borç bakiyesinin 190.451,01 TL, davalının defterlerinde 190.573,00 TL olmasından, eş değişle davalı defterlerinde 118,99 TL daha fazla kayıtlı olmasından, Davacının defterlerinde kayıtlı olan 689,31 TL tutarlı davalı faturasının, davalının kendi defterinde kayıtlı olmamasından, Davacının defterlerinde kayıtlı olan 22.06.2021 tarihli toplam 611.598,74 TL tutarlı ödemelerin davalı defterlerinde kayıtlı olmamasından ve davacının yapmış olduğu ödemelere ait 9.306,97 kur farkından kaynaklanmaktadır. İNCELEME TARTIŞMA VE DEĞERLENDİRME Taraflar arasında satım sözleşmesi olduğu noktalarında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf malların ayıplı olup olmadığı ve süresi içerisinde ihbar edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. Satış sözleşmesinden kaynaklanan ayıba karşı tekeffül hükümleri Borçlar Kanunumuzda düzenlenmiş olup; ayrıca ticari satış sözleşmelerinin muayene ihbar yükümlülükleri için Ticaret Kanunumuzda özel düzenlemeler getirilmiştir. Bu düzenlemelere göre alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden doğan haklarını kullanabilmesi için, satıcı tarafından ayıplı bir malın teslim edilmiş olması, alıcının tarafından da muayene yükümlülüğü yerine getirilerek ayıbın kabul edilmediğinin satıcıya ihbar edilmesi gerekmektedir. Borçlar Kanunumuzda, satış sözleşmesinden kaynaklanan ayıp, kullanım bakımından değerini ve beklenen faydaları önemli ölçüde azaltan veya satıcı tarafından bildirilen nitelikleri taşımayan mallardaki, maddi, hukuki ya da ekonomik ayıplar olarak tanımlanmıştır.' Bu sebeple bir malın ayıplı olabilmesi için, vaat edilen özellikleri taşımaması ya da herhangi bir vaat bulunmasa dahi kendisinden beklenen vasıflara haiz olmaması gerekmektedir. Ticaret Kanunumuza göre, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı, iki gün içinde, açıkça belli değilse sekiz gün içinde incelenmesi ve satıcıya ihbar etmesi gerekmektedir. Ticaret Kanunumuzun getirdiği bu hüküm aslında açık ayıplar içindir. Sonradan ortaya çıkan gizli ayıplar için ise yine Borçlar Kanunumuzun 223. Maddesi tatbik edilmekte ve ayıbın dava zamanaşımı süresi içerisinde ortaya çıktıktan hemen sonra bildirilmesi gerekmektedir.” Mevzuatımız açısından ihbarın geçerliliği de belli bir şekil şartına tabi değildir, fakat ayıp ihbarının satıcıya ulaştığının tespit edilememesi durumunda, ticari satımlardan kaynaklanan ayıp ihbarlarının TTK m. 18/IlI hükmünde öngörülen yollardan biriyle yapılması geçerlilik olmasa bile ispat şekli olarak kabul edilmiştir.3 Borçlar Kanunu'nun 227. Maddesi uyarınca, ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanmak isteyen alıcı, satıcıya karşı sözleşmeden dönme, satış bedelinin indirilmesi,ücretsiz onarım ve satılan malın bir benzeri ile değiştirilmesini talep edebileceği gibi, bu seçimlik haklardan ayrı olarak, uğradığı zararın tazminini de talep edebilir.” Genel hükümlere göre zararın talep edilmesi durumunda, BK 112. Maddesinde tazmin edilecek zararın kapsamı ile ilgili bir sınır belirlenmemiş olup, BK 114. Maddede de haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin kıyas yolu ile sözleşmelere de uygulanacağı belirtilmiştir. Sorumluluk hukuku açısından doğrudan veya dolaylı zararların tazmini mümkün olup; bu iki kavram illiyet bağı yönüyle birbirinden ayrılmaktadır. Doğrudan doğruya zarar, haksız eylemin yöneldiği kişinin bu eylem nedeniyle doğrudan doğruya uğradığı zararları kapsar. Bunlar haksız eylemin doğrudan doğurduğu sonuçlardır. Dolaylı zarar ise, hukuka aykırı fiilin mağdura verdiği doğrudan zarara bağlı olarak ilave bir sebeple mağdurun uğradığı zarardır. Bu sebeple haksız eylemle uygun sebep sonuç bağı içinde olması kaydıyla, sorumlu kişilerin dolaylı zararı da gidermekle yükümlü olduğu kabul edilmektedir. Buna göre yaşam deneyimlerine göre, borçtan sorumlu olan kişilerin, haksız eylemin uygun sonucu olduğu kabul edilebilen dolaylı zararlardan da sorumlu tutulabilecekleri kabul edilmektedir.” Satım sözleşmesi özelinde, doğrudan zararın kapsamına öncelikle bizzat satılanda meydana gelen zararlar girmektedir. Yine bu kapsamda, satılanı inceleme, gümrük, taşıma, ardiye, depolama, hatta, araç satışlarında olduğu gibi ayıplı satılan yerine, kullanılmak üzere başkaca malların kiralanmasından doğan ikame masrafları da, doğrudan zarar kapsamındadır. Dolaylı zararda ise zarar satılanın kullanılmasından ya da başka olayların veya zarar sebeplerinin araya girmesi ya da nedensellik çizgisine eklenmesi neticesinde meydana geldiğinden, her olayın kendi özelinde sonuç doğurmaktadır.” Uygulamada satılanın alıcı tarafından başka bir sözleşmeden kaynaklanan bir işinde kullanılması durumunda, alıcı ile sözleşme tarafı olan 3. Kişinin, ayıplı mal sebebiyle, alıcıdan talep edebileceği zararlar da bu kalemdendir. Fakat bu noktada zararın normatif zarar değil gerçek zarar olması gerekmektedir. Normatif zarar (normative Schaden), kişinin malvarlığında bir eksilme meydana gelmemiş olsa bile bazı hususların zarar kalemi olarak değerlendirilmesi ve zarar kalemine eklenmesiyle ortaya çıkan Alman Hukuku'nda hakim olan bir zarar türüdür. Gerçek zararda ise, zararın ihtimalden çıkıp vukuu nazara alınmaktadır. Hukukumuzda da gerçek zarar ilkesi hakim olduğundan, bu tip 3. Kişilerle yapılan sözleşmelerden kaynaklanan zararların vukuu ve bu zararın ayıplı malla illiyet bağının kurulması halinde talep edilebileceği, aksi halde talep edilemeyeceği kabul edilmektedir. Bu açıklamalar ışığında dava konusu olaya bakıldığında, taraflar arasında yazılı bir sözleşme veya şifai olarak kurulan sözleşmenin ne zaman yapıldığına dair bir veri olmamakla birlikte davacının ----ihraç ettiği çuvalların içinde yer alan naylonları davalıdan satın aldığı noktasında bir ihtilaf bulunmadığı, dosya içerisinde sözleşmeye konu mallar ile ilgili davacı ile davalı dışı ithalatçı firma arasında ----- yazışmalar bulunduğu, heyetimizin ---- bir uzmanlığı bulunmadığı maillerde sadece ----- uygulaması ile genel çerçevenin anlamaya çalışıldığı, Bu maillere bakıldığında dava dışı ----- firmasının 07.11.2021 yılında davacıdan ----- talep ettiği, Davacı tarafından telefon ile görüşülme talebi üzerine dava dışı ------- firması tarafından 24.12.2021 tarihinde uygun olmayan tedarikin değiştirilmesinin talep edildiği 27.12.2021 tarihinde de, dava dışı firma tarafından ----- patladığı çimentoya dayanamadığı, belirtilerek teslim edilen 10.000 ürünün iadesi, sözleşmede kararlaştırılan şekle uygun 20.000 adet ürünün tesliminin istendiği, Bunun üzerine davacı tarafın ------ Büyükelçiliği ile yazışmalar yapıldığı, Büyükelçilik tarafından ilgili malların teslim edilmesinin tavsiye edildiği, 31.01.2023 tarihinde de gümrükte kalan konteyner için davacıya gümrük ve demuraj için toplam 23.389,03 USD ceza kesildiği, Bunun üzerine davacının---- Noterliği 17.04.2023 tarih ve ------ yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıdan 6.000 adet ihraç edilen ürünün 53.515,10 USD bedeli ile 23.389,03 USD gümrük ve demuraj bedelini istediği, görülmektedir.
SONUÇ Nihai takdir Mahkemeye ait olmak üzere, Sözleşme Bakımından, Taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmamakla birlikte davacının ------ihraç ettiği çuvalların içinde yer alan naylonları davalıdan satın aldığı noktasında bir ihtilaf bulunmadığı, yine taraflar arasındaki ilişki ticari defterlere göre 24.12.2021 tarihine kadar işlediği ilmekle beraber, davacının davalıdan satım sözleşmesine konu naylon poşetleri ne zaman ve hangi faturalarla aldığı, bu naylon poşetlerin, ihraç edilen ----- firması tarafından bildirilen ayıplı ------ poşetlerde kullanılıp kullanılmadığına dair bir veriye rastlanılmadığı, Ayıp Bakımından, ihraç edilen ----- poşetlerin ayıplı olup olmadığı, ayıp varsa bu ayıbın, davacı bu poşetleri üretirken davalıdan satın alarak kullandığı naylon poşetlerin beklenen vasıflarda olmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığına dair heyetimizin bir uzmanlığının bulunmadığı, Zarar Bakımından, ----- Limanında kesilen 23.389,03 USD” lik gümrük ve demuraj bedelinin davacı tarafından ödenip ödenmediği ve ayıplı malların 53.515,10 USD değerinde olduğuna dair dosya içerisinde bir veriye rastlanılmadığı, Bu bakımdan niza konusu olay bakımından nihai bir değerlendirme yapılamadığı bildirilmiştir.
Mahkememizce işbu dosyada, Metalurji ve Malzeme Yüksek Mühendisi, Nitelikli Hesaplamalar uzmanı ve Mali Müşavir bilirkişilerin EK raporu dosya arasına alınmıştır. Bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi EK raporunda özetle; İNCELEME TARTIŞMA VE DEĞERLENDİRME Tarafların rapora itirazları ayıbın varlığı ve ihbar noktalarında toplanmaktadır. Ayıbın varlığı teknik değerlendirme bölümünde incelenecek olup, niza konusu olay ihbar bakımından değerlendirilecektir. Kök raporda belirtildiği üzere, Ticaret Kanunumuza göre, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı, iki gün içinde, açıkça belli değilse sekiz gün içinde incelenmesi ve satıcıya ihbar etmesi gerekmektedir. Ticaret Kanunumuzun getirdiği bu hüküm aslında açık ayıplar içindir. Sonradan ortaya çıkan gizli ayıplar için ise yine Borçlar Kanunumuzun 223. Maddesi tatbik edilmekte ve ayıbın dava zamanaşımı süresi içerisinde ortaya çıktıktan hemen sonra bildirilmesi gerekmektedir. Mevzuatımız açısından ihbarın geçerliliği de belli bir şekil şartına tabi değildir, fakat ayıp ihbarının satıcıya ulaştığının tespit edilememesi durumunda, ticari satımlardan kaynaklanan ayıp ihbarlarının TTK m. 18/III hükmünde öngörülen yollardan biriyle yapılması geçerlilik olmasa bile ispat şekli olarak kabul edilmiştir. Bu açıklamalar ışığında dava konusu olaya bakıldığında, taraflar arasındaki ilişki ticari defterlere göre 24.12.2021 tarihine kadar işlediği görülmekle beraber, davacının davalıdan satım sözleşmesine konu naylon poşetleri ne zaman ve hangi faturalarla aldığı, bu naylon poşetlerin, ihraç edilen ----- firması tarafından bildirilen ayıplı ---- poşetlerde kullanılıp kullanılmadığına dair bir veriye rastlanılmadığı, Dosya içerisindeki maillere bakıldığında dava dışı ----- firmasının 07.11.2021 yılında davacıdan ----- çuval talep ettiği, 22.12.2021 tarihinde davacının konteynerle teslim edilen mallar ile ilgili ödeme talep ettiği Dava dışı firmanın ise gönderilen malzemelerin siparişlerine uygun olmadığının belirtildiği, Davacı tarafından telefon ile görüşülme talebi üzerine dava dışı ----- firması tarafından 24.12.2021 tarihinde uygun olmayan tedarikin değiştirilmesinin talep edildiği 27.12.2021 tarihinde de, dava dışı firma tarafından ----- patladığı çimentoya dayanamadığı, belirtilerek teslim edilen 10.000 ürünün iadesi, sözleşmede kararlaştırılan şekle uygun 20.000 adet ürünün tesliminin istendiği, Bu durumda bigbag poşetlerindeki ayıbın, davalının sattığı naylon poşetlerden kaynaklanması durumunda, 27.12.2021 tarihinde ortaya çıkan gizli ayıbın makul süre içinde ihbar edilmesi gerektiği düşünülmekte olup; dosya içerisinde ihbara dair bir evraka rastlanılmamıştır. TEKNİK DEĞERLENDİRME Dosya içerisindeki belge ve itirazlar değerlendirildiğinde; “Müvekkilimiz ile ----- adlı firma arasında --- çuvallarının ihracatı hususunda anlaşma sağlanmıştır. ---- çuvallarında iç naylon kullanılması gerekmektedir. ------ çuvalların iç naylonunun temini hususunda ise müvekkilimiz ile davalı arasında anlaşma akdedilmiştir. Bahsi geçen ihraç ürünleri -----’e gönderildikten sonra 3. konteynıra ilişkin ----- firma tarafından müvekkilimize ödeme yapılmamış; neden olarak da yetkili firma tarafından müvekkilimize iç naylonların patladığı, ihraç ürünlerinin mutabık kalınan şekline uygun olmadığı hususu bildirilmiş ve gönderilen ürünlerin yerine mutabık kalınan şekle uygun olarak yeni ürünler gönderilmesi talep edilmiştir.” şeklinde dava dilekçesinde beyanda bulunulmuştur. Dava konusunun ihraç edilen ----- çuvalların -----’deki firma tarafından Davacı firmaya iç naylonların patladığı ve ihraç ürünlerin mutabık kalınan şekline uygun olmadığı bildirilerek emtianın ayıplı olup olmadığı konusunda toplandığı görüldüğü; Davacı şirket burada satın aldığı ------ çuvallarını yurt dışına ihraç eden bir şirket konumunda olup, satın aldığı, imal ve ihraç ettiği ürünlerin kalitesinin uygun olup olmadığını test ve analiz-kontrol ederek ayıplı olup olmadığını anlayabileceği yükümlülüğü bulunmakta olup, buradan hareketle davacı firmanın satın aldığı ----- çuvalları kendi kontrol etmeden ihraç ettiği anlaşılmaktadır. Davacı şirket ayıp ihbarında bulunabilmesi için emtiayı test ve kontrol edip ayıplı bir durum varsa (nitelik ve özellik bakımından uyumsuzluk) ayıp sürelerini dikkate alarak davalı firmaya bildirmesi gerekmekteydi, İhraç edilen emtia ilk olarak İhbar Olunan -----Firmasından temin edildiği ve daha sonra Davalı----- firması tarafından davacıya verildiği anlaşılmıştır; Emtia ilk olarak----firmasından YARI MAMUL olarak satın alındığı, YARI MAMUL emtia istenilen toleranslara uygun şekilde LDPE polietilen film şeklinde kalınlık ve ebatlarda, standartlara uygun olarak üretilmiş ve laboratuar ortamında kalınlık ve ebat kontrollerinin proses üretim süreçlerinde yapılmış olması gerektiği, YARI MAMUL emtia Davalı tarafından MAMUL haline getirilerek (şekillendirme ve kaynaklama işlemlerine tabii tutarak gerekli test ve kontrolleri sağlayarak yarı mamulü mamul haline getirdiği) bu esnada kaynak esnasında ısının yüksek yada düşük tutulduğu, kaynağın süresinin kısa yada uzun tutulduğu süreçlere dikkat edilerek ve gerekli test ve kontrol adımlarını izleyerek mamul elde edebileceği ve üretim süreçlerinin kayıt altına alınması gerektiği , Davacı (------) bakımından ise; mamul emtianın hangi şartlarda muhafaza ve sevk edildiği, hangi şartlarda ----- çuval içerisinde uygulama yaptığı ve ------ haline gelen ürün içine nasıl bir malzeme konulduğu (sıcak-soğuk-kimyasal vb.) bilgilerinin bilinmesi gerektiği ve davalıdan aldığı mamul ürünü test-kontrol etmesi gerekmekteydi. Emtianın ayıplı olup olmadığı dosya içerisine teknik şartlar sunulmadığı için emtianın ayıplı olup olmadığı teknik olarak anlaşılamadığı ve davacının emtiayı ihraç etmeden önce yurtdışı firmasının teknik isteklerine uygun olup olmadığını kontrol etmesiyle mesul olduğu ve davalıdan emtiayı alırken gerekli kontrolleri yapması gerektiği,
SONUÇ Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle, rapora itirazları ayıbın varlığı ve ihbar noktalarında toplandığı, İhbar Bakımından, ---- poşetlerindeki ayıbın, davalının sattığı naylon poşetlerden kaynaklanması durumunda, 27.12.2021 tarihinde ortaya çıkan gizli ayıbın makul süre içinde ihbar edilmesi gerektiği, dosya içerisinde ihbara dair bir evraka rastlanılmadığı, Ayıp Bakımından, Emtianın ayıplı olup olmadığı dosya içerisine teknik şartlar sunulmadığı için emtianın ayıplı olup olmadığı teknik olarak anlaşılamadığı ve davacının emtiayı ihraç etmeden önce yurtdışı firmasının teknik isteklerine uygun olup olmadığını kontrol etmesiyle mesul olduğu ve davalıdan emtiayı alırken gerekli kontrolleri yapması gerektiği bildirilmiştir.
Mahkememiz tarafından dosyada bulunan bilgi ve belgeler, alınan bilirkişi raporları incelenmiş olup;
Dava, ayıplı ifadan kaynaklı oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Taraflar arasında satım sözleşmesi olduğu noktalarında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf malların ayıplı olup olmadığı ve süresi içerisinde ihbar edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.
Dava konusu olaya bakıldığında, taraflar arasında yazılı bir sözleşme veya şifai olarak kurulan sözleşmenin ne zaman yapıldığına dair bir veri olmamakla birlikte davacının ----- ihraç ettiği çuvalların içinde yer alan naylonları davalıdan satın aldığı noktasında bir ihtilaf bulunmadığı, dosya içerisinde sözleşmeye konu mallar ile ilgili davacı ile davalı dışı ithalatçı firma arasında ----- yazışmalar bulunduğu, bu maillere bakıldığında dava dışı ------ firmasının 07.11.2021 yılında davacıdan ----- çuval talep ettiği, Davacı tarafından telefon ile görüşülme talebi üzerine dava dışı ------- firması tarafından 24.12.2021 tarihinde uygun olmayan tedarikin değiştirilmesinin talep edildiği 27.12.2021 tarihinde de, dava dışı firma tarafından big bagin patladığı çimentoya dayanamadığı, belirtilerek teslim edilen 10.000 ürünün iadesi, sözleşmede kararlaştırılan şekle uygun 20.000 adet ürünün tesliminin istendiği, Bunun üzerine davacı tarafın ------- Büyükelçiliği ile yazışmalar yapıldığı, Büyükelçilik tarafından ilgili malların teslim edilmesinin tavsiye edildiği, 31.01.2023 tarihinde de gümrükte kalan konteyner için davacıya gümrük ve demuraj için toplam 23.389,03 USD ceza kesildiği, Bunun üzerine davacının -----Noterliği 17.04.2023 tarih ve ------ yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıdan 6.000 adet ihraç edilen ürünün 53.515,10 USD bedeli ile 23.389,03 USD gümrük ve demuraj bedelini istediği, görülmektedir.
Taraflar arasındaki ilişki ticari defterlere göre 24.12.2021 tarihine kadar işlediği görülmekle beraber, davacının davalıdan satım sözleşmesine konu naylon poşetleri ne zaman ve hangi faturalarla aldığı, bu naylon poşetlerin, ihraç edilen ----- firması tarafından bildirilen ayıplı ------- poşetlerde kullanılıp kullanılmadığına dair bir veriye rastlanılmadığı, Dosya içerisindeki maillere bakıldığında dava dışı ----- firmasının 07.11.2021 yılında davacıdan ------- çuval talep ettiği, 22.12.2021 tarihinde davacının konteynerle teslim edilen mallar ile ilgili ödeme talep ettiği Dava dışı firmanın ise gönderilen malzemelerin siparişlerine uygun olmadığının belirtildiği, Davacı tarafından telefon ile görüşülme talebi üzerine dava dışı ------- firması tarafından 24.12.2021 tarihinde uygun olmayan tedarikin değiştirilmesinin talep edildiği 27.12.2021 tarihinde de, dava dışı firma tarafından bigbagin patladığı çimentoya dayanamadığı, belirtilerek teslim edilen 10.000 ürünün iadesi, sözleşmede kararlaştırılan şekle uygun 20.000 adet ürünün tesliminin istendiği, 27.12.2021 tarihinde ortaya çıktığı iddia olunan gizli ayıbın makul süre içinde ihbar edilmesi gerektiği değerlendirilmekle, dosya içerisinde ihbara dair bir evraka rastlanılmamıştır.
Taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmamakla birlikte davacının ------ ihraç ettiği çuvalların içinde yer alan naylonları davalıdan satın aldığı noktasında bir ihtilaf bulunmadığı, yine taraflar arasındaki ilişki ticari defterlere göre 24.12.2021 tarihine kadar işlediği ilmekle beraber, davacının davalıdan satım sözleşmesine konu naylon poşetleri ne zaman ve hangi faturalarla aldığı, bu naylon poşetlerin, ihraç edilen ----- firması tarafından bildirilen ------ poşetlerde kullanılıp kullanılmadığına dair bir veriye rastlanılmadığı, dosya içerisine teknik şartlar sunulmadığı için emtianın ayıplı olup olmadığı teknik olarak anlaşılamadığı ve davacının emtiayı ihraç etmeden önce yurtdışı firmasının teknik isteklerine uygun olup olmadığını kontrol etmesiyle mesul olduğu ve davalıdan emtiayı alırken gerekli kontrolleri yapması gerektiği anlaşılmakla, davacı ayıp iddiasını ispatlayamamıştır. Açıklanan gerekçelerle davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,,
2-Karar tarihinde alınması gerekli 615,40-TL harcın davacı tarafça peşin olarak yatırılan 269,85-TL harçtan mahsubu ile 345,55 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansından kullanılmayan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde yatırana iadesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dava tarihindeki kur üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 15.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
6-Davalı tarafından yapılan 250,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) Maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 Maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair, davacı vekili (e-duruşma) ve davalı vekilinin, ihbar olunan vekilinin (e-duruşma) yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.