T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/483
KARAR NO : 2025/485
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/07/2023
KARAR TARİHİ : 24/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı dava dilekçesinde özetle :Müvekkile şirkete ait ---- Hastanesi'ni Pandemi sürecinde diğer tüm hastaneler gibi "Pandemi Hastanesi" olarak ilan edilmiş olduğunu, Pandemi hastanesi olarak görevlendirilen hastanelerde hizmetlerin kamu güvenliği ve sağlığı sebebiyle bedelsiz veyahut düşük bedelli verilmesi neticesinde 2022 Nisan-Haziran aralığındaki kira dönemlerinde çok düşük cirolar elde ettiğini, bu şekilde bir mücbir sebeple karşılaşan müvekkilinin hastane binası maliki ------arasında TBK md.138 uyarınca kiranın uyarlanması ihtilafı meydana geldiğini, bu ihtilaf sebebiyle ----- tarafından müvekkili şirkete karşı----İcra Dairesi ----- Sayılı dosyası icra takibi başlatılmış olduğunu, icra takibi itiraz ile durdurulduğunu, söz konusu icra takibinde itirazın kaldırılması üzerine henüz mehil vesikası, tehri-i icra süreçleri devam etmekte iken ---- vekili Av. -----, 17.04.2023 tarihinde müvekkili şirket vekillerinden Av. ------ " Tehir-i icra kararı almışsınız, ------ Bey çok sinirlendi. Parayı ödemenizi aksi takdirde şirketinizin icralık olduğunu, icra borçlarını ödeyemediği yönünde basında haber yaptıracak, şirketiniz yetkililerine bunu iletin, sizden haber bekliyoruz." şeklinde beyanda bulunmuş olduğunu, bu konuya ilişkin davalılar hakkında şantaj, basın yoluyla hakaret, kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayma, TTK md. 55 ve md. 62'ye ihlali suçlarından ----- Cumhuriyet Başsavcılığı ----- Nolu ile soruşturma açılmış olduğunu, dava konusu olay tam olarak davalı tarafların tehditlerinden doğduğunu, söz konusu icra dosyasına 12.04.2023 tarihinde teminat sunulduğunu, ve aynı gün mehil vesikası alınarak dosya üzerindeki hacizler kaldırıldığını, bu tek elden çıkma, sistematik ve kolektif biçimde yayılan ve haksız ifadeler içeren yayınlara hakkında ----Sulh Ceza -----Nolu kararıyla erişimi engeli kararı verilmiş olduğunu, işbu yayınların basın özgürlüğünün sınırlarını aşan nitelikte olduğu yargı kararı ile sabit hale geldiğini, müvekkillerinin ------ hakkında ticari itibarı zedeleyici, güvenirliği azaltacak, gerçeğe aykırı ve kişilik haklarını ihlal eden yayınların yapılmasına sebebiyet vermiş olduklarını, söz konusu yayınların haksız olduğunu, müvekkillerine maddi ve manevi olarak zarar verdiğini, haksız rekabetin gerçekleşmesi için maddi zararın meydana gelmiş olması gerekli olmadığını zarar tehlikesine maruz kalmış olmak yeterli olduğunu, doğmuş veya gelecekte doğabilecek bu maddi zarar veya zarar tehlikesi, bir işletmenin ürünle- rinden hukuka aykırı bir biçimde yararlanılması, bir işletmenin müşteri kaybına uğratılması ya da ün veya itibarının zedelenmesi şeklinde manevi zarar olarak da ortaya çıkabileceğini, dava konusu internet haberlerinin 4 hastanesi davalık ve ---- şeklindeki bu ifadeleri ticari itibarı sarsıcı, incitici ve karalama niteliğinde olduğunu, davalıların eylem ve işbirliği içerisinde sebebiyet verdikleri dava konusu olay neticesinde müvekkillerinin ticari faaliyetlerini sürdürdükleri çevrede ekonomik faaliyetlerine ilişkin bir takım olumsuz intiba yaratmakta olduğunu, bu itibar zedeleyici davranışlar serbest rekabet koşullarına uyulmaması, haksız rekabet ya da kişinin markasının kullanılmasıyla gerçekleşebileceğini, haksız rekabete sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için kişisel değerlere yönelik bir saldırı olması gerekmekte olduğunu, davacı müvekkillerinin sektöründe markalaşmış bir yerinin olması, ulusal ve uluslararası piyasada da tanınmış olması, ----- sadece iş adamı olarak değil icra etmiş olduğu saygın görevlerle toplum nezdindeki konumu göz önüne alındığında dava konusu yayınların incitici ve ticari itibarı kadar toplum içindeki saygınlığını sarsmaya yönelik olduğunu, söz konusu yayında yer verilen ihbarname herhangi bir kişinin ulaşama- yacağı ve olumsuz bir ticari etkiye sahip olabilecek, gizliliğin sürdürülmesi halinde müvekkilleri açısından haklı bir menfaatin söz konusu olduğu bir belge olduğunu, , gerçek dışı, aldatıcı ifadelerle yayınlanması müvekkilinin maddi ve manevi olarak zarara uğratmış olduğunu, müvekkillerinin hukuka aykırı şekilde kişilik hakları ihlalinin tespiti ile ticari itibarı ve güvenliğine verilen zararın tazminine bu bağlamda müvekkili ------uğramış olduğu manevi zararın tazminine ilişkin 2.500.000,00- TL, müvekkili------uğramış olduğu manevi zararın tazminine ilişkin 2.500.000,00- TL, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
Davalı ----vekilinin cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili ------sahip olduğu, ----- sitesi 20 yıldır haber sitesi olduğunu, Türkiye'nin ve Dünya'nın en güvenilir haber sitelerinden biri olduğunu, müvekkilinin haber sitesi, dürüst, her gün onlarca haber yapan, gazetecilik ilkelerine özenle uyan, bütün bunlar nedeniyle, yüzlerce ödül alan, bir çok gazetecinin yetiştirilmesinde, okul gibi ortam yaratan bir site olduğu, müvekkili hakkında açılan haksız ve yasal dayanaktan yoksun iş bu davanın ve tüm taleplerinin öncelikle yetki, arabuluculuk ile ilgili eksiklikler nedeniyle usulden reddini, her koşulda esastan reddini, müvekkiline açılan davanın ayrılmasını talep ettiklerini, davacının hiçbir iddiası doğru olmadığını, davalı ----- ile müvekkiline açılan dava arasında bağlantı bulunmadığını, müvekkilinin tek işi habercilik olduğunu, tek gelirinin reklam geliri olduğunu, davanın gazetecilik mesleği ifade özgürlüğü ve sınırları ile ilgili açıldığını, davacı dilekçesinde teminat metubu alındığı ve banka hesabına konulan hacizlerin kaldırıldığını iddia ettiğini, ----- haberinin görünen gerçek olduğunu, haciz dosyasının derdest olduğunu, hukuka yansıyan dosyalar, belgeler, icra takip dosyaları habere konu yapıldığında kişilik haklarının saldırıya uğradığı, itibar zedelendiği iddiasının doğru olmadığını, bilgi almanın, toplumun haber alma hakkı kapsamında Anayasal bir hak olduğunu, maddi ve manevi zarar iddiasını kabul etmediklerini, davacı dilekçesinde icra dosyası ile ilgili olarak dosyası için dava konusu yayınlardan ----- haberinde kullanılan müvekkillerinin taraf olduğu İcra dosyasına ait 10.04.2023 tarihli 89/1 ihbarnamesi kullanıldığını, bu dosyaya ancak dosyanın tarafları, taraf vekilleri ve muhatap 3. Kişinin erişebileceğini, bilgi dahilinde olabileceği özel nitelikli belge olduğunu, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın gerek re'sen tespit edilecek hususlar ile gerek ise, usul yönünden yetkili mahkeme ------ Adliyesi olduğu için davanın öncelikle müvekkili yönünden yetki yönünden, Usul yönünden müvekkilinin haberin yazarı ve içerik sağlayıcısı olmadığı için pasif husumet yokluğundan Arabuluculuk ile ilgli başvuru bulunmadığından reddini, esas yönden haberin gerçek olduğunu, her yönden tanınmış ve güçlü şirket hakkında icra takibi yapılmasının, dünyanın her yerinde haber olduğunu, hukuka yansımış konuların haber yapıldığını ve güncel olduğunu, toplumun haber alma hakkı kapsamında ölçülü haber, hakaret ve saldırı olmadığından davanın esas yönden reddini, davanın müvekkili yönünden yetkili mahkeme ----- Adalet Sarayı olduğundan davalar arasında bağlantı olmadığından, aynı ve birbirine benzer sebep bulunmadığından, verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunmadığından diğer davalı ----- ile davaların ayrılmasını, vekalet ücreti ve dava masraflarının karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde özetle : İşbu davanın davacılarının iddiaları somut bir gerçekliğe dayanmadığını, iddiaların müvekkili nezdinde salt iftiradan başkaca bir şey olmadığını, bununla birlikte hukuka aykırılık teşkil eden hiçbir eylem de müvekkili ve-----vekili tarafından gerçekleştirilmemiş olduğunu, yalnızca hukuki yollara başvurulduğu, öncelikle davanın mesnetsiz olduğunu, davanın hukukilikten ziyade reklam vari iddialara ve cümlelere dayandırıldığını, keza dava dilekçesinde dahi, davacıların kendilerini tanıtmaları, başarılarını anlatmalarına ek olarak müvekkile birtakım haksız isnatlar ve ithamlar yöneltildiğini görmekte olduklarını, davaya konu olgulara odaklanmak yerine, müvekkilinin kişilik haklarına ve ticari itibarına saldırı anlamına gelebilecek iftira niteliğindeki beyanlarla, ilgili belgeyi kamuoyuna yaydığını iddia eder bir şekilde, usul hükümleri ile açıklanamayacak, hak arama özgürlüğü sınırlarını aşan bir dil kullanılarak, müvekkili tarafından ikame edilen hukuk davasına karşılık olarak işbu dava ikame edilmiş olduğunu, davacılar bakımından herhangi bir zarar meydana gelmediğini ,tarafından yapılan hukuka aykırı bir fiilde bulunmadığını, karar verilmesinin gerektiği, manevi tazminat şartları oluşmamış olmakla birlikte talep edilen tazminat miktarı, davacıların kişilik haklarına yönelik bir saldırıdan bahisle elem ve ızdırabını dindirmeye değil, zenginleşme ve sindirme ,susturma amacına hizmet ettiğini, davacı tarafça ileri sürülen iddiaların somutlaştırılmamasına ilişkin olarak huzurdaki davanın öncelikle usulden reddine, haksız yere ikame edilmiş olan işbu davanın her halükârda reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacılar üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde özetle : Müvekkili -----35 yıldır gazetecilik mesleğini sürdürdüğünü, müvekkilinin tek işi ve tek gelir kaynağı gazetecilik mesleği olduğunu, müvekkilinin mesleğinin zorluklarını göze aldığını, Fetö Terör Örgütü kumpasları ile masum olduğu halde iki yıl hapishanede tutulmuş olduğunu, müvekkilinin her yazdığı habere imzasını atmakta olduğunu, dava konusu haberlerde müvekkilinin imzasının olmadığını, müvekkili hakkında açılan haksız ve yasal dayanaktan yoksun iş bu davanın ve tüm taleplerinin öncelikle yetki, arabuluculuk ile ilgili eksiklikler ve pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddini, her koşulda esastan reddini, müvekkiline açılan davanın ayrılmasını talep ettiklerini, davacının iddiasının doğru olmadığını. müvekkilinin Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun kapsamında içerik ve yer sağlayıcı olarak hukuken sorumlu kişi olmadığını, ------ sitesinin sahibi -----olup, 5651 sayılı İnternet Kanunu md.3, 4, 5 hükümleri gereğince ----- Şirketi sitede yayınlanan haberlerden sorumlu olan yer ve içerik sağlayıcı olduğunu, ----- haber sitesinin içerik sağlayıcısının, sitenin kurulduğu günden bugüne kadar ------. Olduğunu, müvekkilinin şirketin ortağı olduğunu, şirket ortağınıın İnternet Kanunu gereğince sitede yayınlanan haberlerden hukuki olarak sorumlu olmadığını, müvekkili ----- yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddini talep ettikleri görülmüştür.
Davacının cevaba cevap dilekçesinde özetle : Haksız ve mesnetsiz iddiaların yer aldığı haberler yayınları sebebiyle müvekkillerinin kişilik hakları ihlal edilmiş ve ticari itibarı zedelenmiş olduğunu, gerek maddi gerekse manevi zararları doğduğunu, davalının haksız itiraz ve beyanlarının dikkate alınmamasını ve davalarının kabülene karar verilmesini ,müvekkillerinin hukuka aykırı şekilde kişilik hakları ihlalinin tespiti ile ticari itibarı ve güvenliğine verilen zararın tazminine ,bu bağlamda davalıların, müvekkilleri -----tazminine ilişkin 2.500.000,00- TL, nin uğramış olduğu manevi zararın, müvekkilleri ----- uğramış olduğu manevi zararın tazminine ilişkin 2.500.000,00- TL, ödemeye mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davalı şirketin sahip olduğu ------ internet haber sitesinde davacılar hakkında yayınlanan bir haberin haksız rekabet teşkil edip etmediği, davalıların bu habereden dolayı manevi tazminat sorumluluklarının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Davacı şirketin sağlık alanında faaliyet gösterdiği, diğer davacı------ise ---- Kurulu Başkanı ve ------ Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı olduğu, davacı vekilinin iddiasına göre, hastane binası maliki ------arasında TBK md.138 uyarınca kiranın uyarlanması ihtilafı meydana geldiği, işbu ihtilaf sebebiyle ----- tarafından müvekkili şirkete karşı ----- İcra Dairesi ------ Sayılı dosyası icra takibi başlatıldığı, icra takibinin itiraz ile durdurulduğu, söz konusu icra takibinde itirazın kaldırılması üzerine henüz mehil vesikası, tehri-i icra süreçleri devam etmekte iken ---- vekili Av. -----, 17.04.2023 Mmüvekkili şirket vekillerinden Av. ----- " Tehir-i icra kararı almışsınız, ------ çok sinirlendi. Parayı ödemenizi aksi takdirde şirketinizin icralık olduğunu, icra borçlarını ödeyemediği yönünde basında haber yaptıracak, şirketiniz yetkililerine bunu iletin, sizden haber bekliyoruz." şeklinde beyanlarda bulunduğunu, akabinde, dava konusu ------ tarafından hazırlanan 19.04.2023 tarihli ------adresli haber başlığı "Türkiye’nin büyük holdingi…------" şeklinde ifadeler ile müvekkili şirketi ve müvekkili Yönetim Kurulu Başlanı ----- doğrudan kötü niyetli olarak hedef aldığını, -----” şeklindeki ifadenin “------” isimli kitaba bir atıf olarak haber yapıldığını, davalılardan ----- davalılardan ---- iştiraki ( ------) ve diğer davalılarında desteğiyle birlikte müvekkilleri ------ hakkında ticari itibarı zedeleyici, güvenirliği azaltacak, gerçeğe aykırı ve kişilik haklarını ihlal eden yayınların yapılmasına sebebiyet verdikleri, söz konusu yayınların haksız olup müvekkillerine maddi ve manevi olarak zarar verdikleri ileri sürülmüştür.
Davalı ----- vekili, davacı iddialarının müvekkili nezdinde salt iftiradan ibaret olduğu, her ne kadar bir kısım delillerden bahsedilmekte ise de iddiaya dayalı vakıalardan müvekkilini ilgilendiren kısımların tamamının dayanaksız kaldığı ve davacı tarafın işbu iddialarını kanıtlar nitelikte herhangi bir ispat aracına dayanılmadığı, davacı her ne kadar müvekkilinin diğer davalılar ile ortak menfaat içerisinde olduğunu belirterek, diğer davadaki davalılardan birinin müvekkilin yetkilisi olduğu ----- Şirketi olduğunu iddia etmişse de müvekkilin yetkilisi olduğu şirketin işbu davada taraf olarak gösterilmemiş olup, davacı tarafın bu asılsız beyanlarıyla mahkemeyi yanıltma saiki ile hareket ettiği savunmasında bulunmuş,
Davalı ----- vekili, yetki yönünden davanın yetkili mahkemeye gönderilmesi gerektiği, müvekkili ----- yerleşim yeri adresinin -----olup, yetkili mahkemenin ----- ilçesinin bağlı olduğu (HMK m.6 hükmü gereği) ----- Adalet Sarayı olduğu, müvekkilinin davaya konu haberin yazarı, içerik sağlayıcısı olmadığı, haberin yayınlandığı sitenin imtiyaz sahibi olduğu, imtiyaz sahibinin, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'nda içerik ve yer sağlayıcı olarak hukuken sorumlu kişi olmadığı, ----- haber sitesinin sahibinin ------olduğu, 5651 sayılı İnternet Kanunu md.3, 4, 5 hükümleri gereğince ------ sitede yayınlanan haberlerden sorumlu yer ve içerik sağlayıcısı olduğu, esas yönündende dava konusu haberlerin haksız rekabet unsurlarını taşımadığı, bütün bu nedenlerle öncelikle müvekkili ----- yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiği savunmasında bulunmuş,
-----vekili, öncelikle usul yönünden- yetkili mahkeme ------ Adliyesi olduğu için davanın öncelikle müvekkili yönünden yetki yönünden reddini, esas yönünden ise haberin gerçek olduğu, her yönden tanınmış ve ekonomik olarak güçlü olan Davacılar hakkında icra takibi yapılmasının, dünyanın her yerinde haber olduğu, hukuka yansımış konuların haber yapıldığı, güncel olduğu, toplumun haber alma hakkı kapsamında kaldığı, hakaret ve saldırı bulunmadığı, bu nedenlerle davanın esas yönden reddi gerektiği savunmasında bulunmuşlardır.
Davalı tarafça her ne kadar yetki itirazında bulunulmuşsa da HMK. 16.maddesi uyarınca haksız fiilden kaynaklanan davaların davacının ikametgahı mahkemesinde de açılabileceği, bu nedenle mahkememizin bu uyuşmazlığı çözmeye yetkili olduğu anlaşıldığından Yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce uyuşmazlığın çözümü teknik uzmanlık gerektirdiğinden dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve bilirkişi heyetince düzenlenen 10.12.2024 tarihli asıl ve tarihsiz ek bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli görülmüştür.
Yukarıda açıklandığı üzere davacılar vekili, dava konusu haber içeriğinin müvekkillerinin kişilik haklarını ve ticari itibarını zedelediğini ileri sürerek haksız rekabet iddiasında bulunduğu, bu yönüyle huzurdaki uyuşmazlığın TTK m. 55/1,a-1'de düzenlenen kötüleme haksız rekabet hali yönünden değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54 ila 63. Maddeleri arasında yer verilen haksız rekabet hükümlerinin amacı bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabet ortamının teminidir. Haksız rekabeti düzenleyen hükümlerin temel amacı, rakiplerin, diğer tüm piyasa katılımcılarının ve aynı zamanda kamunun menfaatlerini gözetmek suretiyle, objektif davranış kuraları vasıtasıyla serbest iktisadi faaliyetlerde bulunmak hakkını korumak ve bu hakkın dürüstlük kuralına uygun kullanımını ve bu sayede rekabet düzeninin işlerliğinin sağlanması olarak ifade edilebilir
Haksız rekabet eyleminin varlığından bahsedebilmek için, failin yarar sağlaması gerekmediği gibi, faile atfedilecek bir kusurun varlığı veya eylem nedeniyle zararın gerçekleşmiş olması da aranmamaktadır. Kusur ve zarar ancak tazminat talepleri bakımından önem arz etmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 55'de sayılan haksız rekabet hallerinden olan kötüleme hükümde “a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle; 1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek...” şeklinde tanımlanmaktadır. Bu tanımdan hareketle kötüleme haksız rekabet eyleminin TTK kapsamında haksız rekabet olarak değerlendirilmesi için gerekli şartlar, bir açıklamanın mevcut olması, bu açıklamanın başkalarının şahsı, malları, iş ürünleri, fiyatları, faaliyetleri, ticari işleri hakkında olması, bu açıklamanın yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici olmasıdır.Yanlış açıklama, doğru olmayan, gerçeği yansıtmayan açıklamalardır. Ancak burada aranan doğruluk ya da gerçeklik mutlak bir doğruluk ve gerçeklik değil somut olayın tüm şartları birlikte değerlendirildiğinde açıklamanın o anda belirlenen ve var olan ve orta düzeydeki kişilerce de açıklamanın yapıldığı biçimiyle kabul edilen olgulara uygunluğu ifade eder.Yanıltıcı açıklamadan kasıt ise esasında açıklama doğru olmakla birlikte açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamalardır.
Gereksiz yere incitici açıklamalar ise, açıklama yanlış veya yanıltıcı olmasa bile bazen içerik veya dile getiriliş biçimi ile amacını aşabilir ve hedef aldığı kişinin ticari itibarını zedeleyebilmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında Somut olay değerlendirildiğinde, davacı tarafça----tarafından hazırlanan 19.04.2023 tarihli haber başlığının---- haciz... ------Başlıklı haberin haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürüldüğü, haber içeriği incelendiğinde, -----sahibi olduğu ------ icralık olan 4 hastanesinden birine haciz gönderildi.” şeklinde bir bilgiye yer verildiği ve ------ ilişkin kısa bilgilerin bulunduğu, dosyadan anlaşıldığı üzere davacı şirketin bir takım kira uyuşmazlıkları bulunduğu, bu kira uyuşmazlıkları kapsamında icra takipleri başlatıldığı, ve davacının bir hastanesine yönelik dosyada haciz işlemi uygulandığı, ancak sonrasında bu hacizlerin kaldırıldığı, dolayısıyla haberde yer alan ifadelerin gerçeği yansıttığı, genel olarak haber içeriğindeki bilgilerin yanlış olmadığı görülmektedir. Fakat bununla birlikte haberin sunuluş şekli itibariyle yanıltıcılık veya gereksiz yere inciticilik kapsamında da değerlendirmede yapılmalıdır. Bir haber yayınlanırken kamu yararı, güncellik, toplumsal ilginin varlığı ve haberi verirken özle biçim arasındaki dengenin korunması gerekmektedir. Elbette haberde geçeğin tamamına yer verilmesi zorunlu olmayıp, haber veya içeriğin ulaştığı ortalama bir kişide yanlış bir intiba bırakacak mahiyette olmamak kaydıyla, haber veya içerikte gerçeğin tam ve tüm yönleriyle yansıtılmaması tek başına hukuka aykırı durum olarak kabul edilmemektedir. Nitekim haber başlığında yer alan -----haciz... ------ nereye koşuyor." şeklindeki ifadenin açıklamasına haber içeriğinde yer aldığının görüldüğü, söz konusu haber başlığının Türkiye'nin önemli şirketlerinden birinin mali açıdan sıkıntılar yaşadığı şeklinde algılanabileceği, ancak davacının çok sayıda hastanesi olan bir şirket olması ve davacı ---- bir dönem ----- başkanlığı yapmış olması nedeniyle, haberin verilmesinde kamu yararının da olduğu sonucuna varılabilecektir.
Kaldı ki habere konu bilgilerin basında geniş bir yer bulduğu da anlaşılmakta olup söz konusu eylemin haksız rekabet teşkil etmediği ve eylemin basın özgürlüğü kapsamında kaldığı sonucuna varılmıştır.
Davalılardan ----- vekilinin husumet itirazı yönünden inceleme yapıldığında ise, Yargıtay ---- Hukuk Dairesi'nin ---- sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, 23/05/2007 tarihinde ----- Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5651 sayılı Kanun'un 1. maddesinde; bu kanunun amaç ve kapsamı “içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı, erişim sağlayıcı ve toplu kullanım sağlayıcıların yükümlülük ve sorumlulukları ile internet ortamında işlenen belirli suçlarla içerik, yer ve erişim sağlayıcıları üzerinden mücadeleye ilişkin esas ve usûlleri düzenlemektir” şeklinde belirtildiği, aynı Kanun'un 3, 4, 5 ve 6. maddelerinde içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı ve erişim sağlayıcının sorumlu olduğu durumlar ve sorumluluk esaslarının gösterildiği, bu açıdan bakıldığında, her ne kadar davacılar tarafından davalılar aleyhine 19.04.2023 tarihli ----- adlı internet sitesinde yayınlanan dava konusu haberle ile ilgili olarak davacıların kişilik haklarının ihlal edildiği iddiası ile ilgili manevi tazminat davası ikame olunmuş ise de, haberin yayınlandığı tarihte, davalı ----- sitesinin sahibi, davalı ----- imtiyaz sahibi olduğu, diğer davalı ----- ise yayın kuruluşuyla mesleki yada ortaklık ilişkisinin bulunmadığı, dava konusu haberin yayınlandığı tarihte yürürlükte olan 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 4. maddesinde “(1) İçerik sağlayıcı, internet ortamında kullanıma sunduğu her türlü içerikten sorumludur. ” şeklindeki düzenleme ile genel yayın yönetmeni, imtiyaz sahibi ve haber müdürünün sorumlular arasında sayılmadığı, şu halde, davalı davalı ----- imtiyaz sahibi olup 5651 sayılı Kanunu'nun 4. maddesine göre sorumluluğu bulunmadığından bu davalı yönünden pasif husumet yokluğu söz konusu olduğu kanaatine ulaşılmıştır.
Sonuç olarak yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, ----- tarafından yapılan haberlerin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, haberde yer alan bilgilerin gerçeği yansıttığını anlaşıldığı, bu yönüyle haberin yanlış olduğundan bahsedilemeyeceği, haberin sunuluş itibariyle de yanıltıcı veya gereksiz yere incitici nitelik taşımadığı, elbette haberin başlığının okuyucu nezdinde oluşturduğu intiba daha önemli olup yapılan değerlendirmede bu husus da göz önünde bulundurulduğunda, ilk olarak ----- şeklindeki ifadenin “ -----” isimli kitaba bir atıf olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,zira söz konusu kitabın 1985 yılında yayınlandığı ve yayınlandığı dönemde ses getirmiş olmasına rağmen, bir bankerin hikayesinin anlatıldığı bu eserin günümüzdeki ortalama tüketiciler nezdinde bir karşılığının bulunmadığı, yaklaşık 40 yıl önce yayımlanmış olan bu eserin etkilerinin günümüzde de devam ettiğinden ve mevcut ortalama tüketicilerin algısında hala günceliğini koruduğundan bahsedilmesinin mümkün gözükmediği, bu sebeple ortalama tüketicinin söz konusu başlığı okuduğunda, davacıyı batmakta olan yolsuz bir bankere benzetmesi ihtimalinin mevcut olmadığı, ayrıca dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden bu ifadenin haberlerde sıklıkla kullanıldığı anlaşılmakta olup, bu yönüyle çarpıcı bir haber başlığı olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenlerle dava konusu haberlerde haksız rekabet fiilinin unsurlarının oluşmadığı,bu nedenle davalı -----Yönünden davanın kanıtlanamadığı, diğer davalı ----- diğer davalılarla menfaat ortaklığının olduğu, söz konusu haberleri kendisinin yaptırdığına dair dosyada delil bulunmadığı, bu davalı yönünden de davanın kanıtlanamadığı, bu nedenle bu davalılar yönünden davanın esastan, davalı ----- ise, imtiyaz sahibi olup 5651 sayılı Kanunu'nun 4. maddesine göre sorumluluğu bulunmadığından bu davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş, hükmün birinci fıkrasında "...pasif husumet yokluğu..." yerine sehven "..pasif dava ehliyeti yokluğu.." yazılmış ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davalı ------ hakkındaki davanın HMK 114/1-d maddesi uyarınca pasif dava ehliyeti yokluğu nedeni ile dava şartı yokluğundan usulden reddine ,Diğer davalılara karşı açılan davanın kanıtlanamaması nedeni ile reddine ,
A- Davalı ------ yönünden;
Alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 269,85 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 84.502,25 TL harcın kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde davacıya iadesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Artan gider avansından kullanılmayan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya iadesine,Davalı -----, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT 7.maddeye göre takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin her davacıdan ayrı ayrı alınarak davalıya ödenmesine,
B-Diğer davalılar yönünden
Alınması gereken 341.550 TL harcın peşin alınan 85.387,50 TL harcın mahsubu ile Kalan 256.162,50 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Artan gider avansından kullanılmayan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya iadesine,Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT' 10/3 maddesine göre takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan ayrı ayrı alınarak davalılar ------ ve ----- ödenmesine,Dair; Tüm taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.