T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/397
KARAR NO : 2025/429
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/06/2024
KARAR TARİHİ : 16/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket, sahibi olduğu matbaa tesislerinde davalı şirkete ait birtakım baskı işlerini yaptığını, işbu baskı işleri karşılığında da davalı tarafa fatura tanzim ettiğini ve gönderdiğini. Türk Ticaret Kanunu bu hususta m.21/f.2: "Bir fatura alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." düzenlemesini havî olduğunu, Davacı tanzim edilen faturaların içeriğine davalı tarafça sekiz gün içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmaması sebebiyle faturaların içeriğinin kabul edildiğinin ortada olduğunu beyan ederek; davanın kabulü ile ----İcra Dairesinin ----- Esas numaralı dosyasına yapılan itirazın iptaline, alacağımıza takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz uygulanmasına, alacağın yüzde 20’sinden aşağı olmamak kaydıyla davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin de davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Huzurdaki dava, icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk son tutanak aslı dosyaya sunulmuştur.
----- İcra Müdürlüğü'nün ------esas sayılı dosyası celp edilmiştir.
6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU/TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI - Madde 222 -(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.
TÜRK TİCARET KANUNU Madde 64- (1): "(Değişik fıkra: 26/06/2012-6335 S.K./8.md.) Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir."
(2): "Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür."
Madde 83- (1): "Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir."
Ticari defterler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 222 ve devamı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 64 ve devamında açıkça düzenlenmiştir.
Tİcari defterlere anılan Kanun'larda delil olarak hüküm ve sonuç bağlanmıştır.
Tacirler, Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükmü uyarınca ticari defter tutmak zorundadır.
Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK. m. 222/1).
Yine Türk Ticaret Kanunu Madde 83/1'de ticari uyuşmazlıklarda Mahkemenin ticari defterlerin re'sen ibrazına karar verebileceği, Mahkeme re'sen ticari defterlerin ibrazına karar vermese dahi taraflardan birinin istemi üzerine ticari defterlerin ibrazına Mahkemece karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Ticari defterler, bazı şartların varlığı durumunda sahibi lehine delil olarak kullanılabilir. Şöyle ki: Uyuşmazlık ticari bir işten kaynaklanmalıdır. Bu iş, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmelidir. Taraflardan yalnızca biri için ticari iş niteliğinde olan uyuşmazlıklarda, arada sözleşme olsa bile defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir sıfatını haiz olmalıdır. Taraflardan birinin ya da her ikisinin tacir olmaması halinde ticari defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Öte yandan ticari defterler Kanun’a uygun tutulmuş olmalıdır. Tutulması zorunlu defterler eksiksiz, usulüne uygun tutulmalı, açılış kapanış onayları yapılmış olmalıdır. (TTK. m. 64) Ayrıca, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veye diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (HMK. m. 222/3)Davacı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Davalı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Uyuşmazlık tarafların ticari işletmesinden ve ticari bir işten kaynaklanmaktadır. Tacirler arasındaki huzurdaki ticari davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.
Bu açıklamalar ekseninde değerlendirme yapıldığında; davacı ile davalı tarafın tacir sıfatını taşıdıkları, her iki tarafın da ticari defter tutmak zorunda olduğu anlaşılmıştır. Her iki taraf da tacir olduğundan ticari defter içerikleri delil vasfı taşımaktadır.
Mahkememizce işbu dosyada, Mali Müşavir bilirkişi raporu dosya arasına alınmıştır. Bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda özetle; Sayın Mahkeme 31.01.2025 tarihli celsesinde uyuşmazlığın; ‘----İcra Müdürlüğünün -----esas sayılı dosyasında bulunun itirazın iptali ve icra inkar tazminatı hususunda uyuşmazlık içinde bulundukları.’’ Tespit edilmiştir. Davacı tarafın defter ve belgeleri ile dava dosyasındaki delilleri aşağıdaki şekilde incelenmiştir. Defter İncelemesi (Usul), Hesap İncelemesi, BA ve BS Formlarının İncelenmesi, Faturaların İncelemesi, DAVACI DEFTER İNCELEMESİ (Usul): Davacı şirket tarafından inceleme günü ibraz edilen 2021-2022 yılı ticari defterlerinin noter onay bilgileri aşağıdaki gibidir;
¸
Davacı şirketin ibraz ettiği, 2021-2022 yılı ilişkin ticari defterlerin; T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220-226’ ve 1 Sıra No’lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre Defteri Kebir ile Yevmiye defterlerini GİB onaylı beratlarını süresinde almış olduğu görülmüştür. DAVALI DEFTER İNCELEMESİ (Usul): Sayın Mahkeme 20.12.2024 tarihli duruşma zaptı, Davalı tarafa 35 maddeye göre 23.12.2024 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı taraf incelenemeye gelmediğinden ve yerinde inceleme talebinde bulunmadığından davalı defter incelemesi yapılamamıştır.
HESAP İNCELEMESİ: Davacı Hesap İncelemesi: Davacı tarafın ticari defterlerine dayalı davalı şirket ile olan 2021 – 2022 yılları ------ Kodlu Alıcılar Hesabının dökümü aşağıdaki gibidir; Yukarıdaki cari hesap tablosunda görüldüğü gibi, Davalının 2020 yılından 2021 yılına devir eden borç bakiyesinin 42.303,92 TL olduğu. Davacı tarafından 06.01.2021 tarihinden 29.07.2021 tarihine kadar davalı tarafa 31 fatura ile 646.126,76 TL tutarlı satış yaptığı, bu süreçte davalı taraftan 561.200,00 TL ödeme aldığı ve buna göre 24.12.2021 tarihi itibariyle davalı tarafta 127.230,68 TL alacaklı olduğu. İşbu alacak tutarının aşağıda aşağıdaki faturalardan kaynaklandığı görülmüştür.
¸
4.b-2 Davalı Hesap İncelemesi: Davalı taraf incelenemeye gelmediğinden ve yerinde inceleme talebinde bulunmadığından davalı defter incelemesi yapılamamıştır. BA ve BS Formlarının İncelenmesi: Bilindiği üzere 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 148-149 ve mükerrer 257’ci maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak 350 sıra no.lu VUK Genel Tebliği ile bilanço esasına göre defter tutar mükelleflerin belirli haddi aşan mal ve hizmet alımlarını ‘Mal ve Hizmet Alımlarına ilişkin bildirim formu (Form BA)’ ile mal ve hizmet satışlarını ise ‘Mal ve Hizmet Satışlarına ilişkin bildirim formu (Form BS)’ ile bildirmeleri hususunda yükümlülük getirilmiştir. Sayın Mahkeme 20.12.2024 tarihli celsesinde ‘’Tarafların 2021-2022 yılına ait BA-BS formlarının gönderilmesinin istenilmesi’’yönünde karar vermiştir. Davacının bağlı bulunduğu Büyük Mükellefler Vergi Dairesi 26.12.2024 tarihli yazı cevabından, davacının 2021-2022 yılı BS ve BA formlarını dosyaya göndermiştir. Davacı şirketin 2023 yılı BS Formunda, davalı şirkette 28 adet belge/fatura ile KDV hariç 508.320,00 TL tutarında mal ve hizmet satışı gerçekleştirdiği görülmüştür. Davacının bağlı bulunduğu ------ Vergi Dairesi 03.03.2025 tarihli yazı cevabından, davalının 2021-2022 yılı BS ve BA formlarını dosyaya göndermiştir. Davalı şirketin 2023 yılı BA Formunda, davacı şirketten 28 adet belge/fatura ile KDV hariç 532.196,00 TL tutarında mal ve hizmet alışı gerçekleştirdiği görülmüştür. Bilindiği üzere ----- Sıra No.lu VUK Genel Tebliği gereği 2021/07 döneminden itibaren elektronik belgelerin BA ve BS formu ile bildirim yükümlüğü kaldırılmıştır. Davacının davalı ile olan 2021 yılı muavin dökümünde davalıya 2021 yılı Temmuz ayında dahil 3 adet 75.959,16 TL tutarında fatura düzenlendiği, yukarıda tespit edilmiş, 2021/07 döneminden itibaren elektronik belgelerin BA ve BS formu ile bildirim yükümlüğü kaldırılmış olduğundan, Davacı tarafından 2022 yılı Temmuz ayı BS formun boş verildiği, davalının 2022 yılı Temmuz BA formunda 3 adet 75.959,16 TL tutarlı faturaların gözükmediği görülmüştür. Buna göre tarafların 2021 yılı BS ve BA formunda, fatura adetti bakımından uyuşmazlığın bulunmadığı, davalı tarafın 2021 yılı BA formunda 28 adet faturanın 23.876,00 TL ( 508.320,00 – 532.196,00 =) tutarında fazladan bildirim yapılmış olduğu görülmektedir. 4.d-Faturaların İncelenmesi: Davacı vekili tarafından dava dosyasına sunulan deliler arasında takip konusu cari hesap alacağı oluşturan 6 adet faturalar bulunmaktadır. Söz konusu fatura aşağıdaki gibi incelenmiştir. Takip konusu cari hesap alacağı oluşturan yukarıda listelenen 6 adet 151.918,32 TL tutarlı faturalarının e. fatura olduğu. Temel Fatura” olarak düzenlendiği ve GİB portali üzerinden davalı tarafa faturaların teslim edildiği, İlgili faturaların temel fatura senaryosu olarak düzenlenmiş olması sebebiyle davalı tarafın bu faturaları KABUL/RED işlemi uygulayamadığı, Ancak temel fatura senaryosunda düzenlenen faturalara e-fatura uygulaması üzerinden red yanıtının dönülememesi, Türk Ticaret Kanununun 18'inci maddesinde belirtilen yöntemlerle itiraz edilebilmesi imkanını ortadan kaldırmamaktadır. Temel faturalara; Noter aracılığı ile Taahhütlü Mektupla, Telgrafla, Güvenli Elektronik İmza Kullanılarak Kayıtlı Elektronik Posta Sistemi ile itiraz edilebilir. Diğer bir ifade ile temel fatura senaryosunda düzenlenen faturalara Türk Ticaret Kanununun 18'inci maddesinde belirtilen yöntemler ile itiraz edilebilmesi imkanı bulunmaktadır. Dosya kapsamında davalının faturalara Türk Ticaret Kanununun 18'inci maddesinde belirtilen yöntemler ile itiraz ettiğine dair dayanak belge bulunmamaktadır. Faiz Konusunun İrdelenmesi: Kural olarak TBK 117/gereği; “muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse bugünün geçmesiyle…” temerrüdün başlayacağı kabul edilir. Takip alacaklısı davacı taraf 22.03.2022 tarihli takipte 127.230,68 TL asıl alacağına 5.138,03 TL işlemiş faiz ve asıl alacağına takip sonrasında avans faizi yürütülmesini talep etmiştir. Taraflar arasında akdi faiz yönünden herhangi bir sözleşme bulunmadığına göre uyuşmazlığın 3095 sayılı Yasa hükümlerine göre çözülmesi gerekmektedir. 3095 sayılı Yasanın 4489 sayılı Yasa ile değişik 2/2 maddesinde ticari işlemde temerrüt faizinin ‘avans’ oranında hesaplanacağı belirtilmiş bulunmaktadır. Dosya kapsamında, davacı tarafın davalı tarafı takip tarihinden önce temerrüde düşürdüğüne dair dayanak belge bulunmadığından, takip öncesi işlemiş faiz talebi hakkında takdirin sayın mahkemeye ait olduğu, Sayın Mahkeme tarafından kısmen veya tamamen davacı lehine hüküm kurulması halinde, hüküm kurulacak asıl alacak tutarı için takip sonrasında asıl alacak tutarı için yılık %15,75 oranında ve değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği,
S O N U Ç : Dava ve icra takip dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, vergi
dairelerinden gelen tarafların BS ve BA Formları ile davacı tarafından ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, açıklanan nedenlerle, Sayın Mahkemenin kabulü halinde, 1. Ticari Defterlerin Usule Uygun Tutulup, Tutulmadığı Yönünden: Davacı şirketin ibraz ettiği, 2021-2022 yılı ilişkin ticari defterlerin; T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220- 226’ ve 1 Sıra No’lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre Defteri Kebir ile Yevmiye defterlerini GİB onaylı beratlarını süresinde almış olduğu görülmüştür. Davalı taraf incelemeye gelmemiş ve yerinde inceleme talebinde bulunmamıştır. Takip Konusu Alacak Yönünden: Davalının 2020 yılından 2021 yılına devir eden borç bakiyesinin 42.303,92 TL olduğu. Davacı tarafından 06.01.2021 tarihinden 29.07.2021 tarihine kadar davalı tarafa 31 fatura ile 646.126,76 TL tutarlı satış yaptığı, bu süreçte davalı taraftan 561.200,00 TL ödeme aldığı ve buna göre 24.12.2021 tarihi itibariyle davalı tarafta 127.230,68 TL alacaklı olduğu görülmüştür. Davalı tarafın 2021 yılı BA formunda, davalının 28 adet KDV hariç 508.320,00 TL tutarlı, KDV dahil 570.167,60 TL tutarlı faturalarını bildirim yapıldığı, 01.07.2021 tarihinden itibaren BA formu ile bildirim yükümlüğü bulunmayan 3 adet 75.959,16 TL tutarlı faturaların e.fatura olduğu, Temel Fatura” olarak düzenlendiği ve GİB portali üzerinden davalı tarafa faturaların teslim edildiği, Dosya kapsamında davalının faturalara Türk Ticaret Kanununun 18'inci maddesinde belirtilen yöntemler ile itiraz ettiğine dair dayanak belge bulunmamaktadır. Takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; Takip konusu cari hesap alacağını oluşturan 28 adet KDV dahil 570.167,60 TL tutarlı faturaların davalı tarafından 2021 yılı BA formu ile bildirim yapıldığından, faturaya konu mal ve hizmetin teslim alındığında karina oluşturduğu. 01.07.2021 tarihinden itibaren BS ve BA formu ile bildirim yükümlüğü bulunmayan 3 adet 75.959,16 TL tutarlı faturaların e.fatura olduğundan, GIB portalı üzerinden davalı tarafa teslim edildiğinde, Dosya kapsamında davalının faturalara Türk Ticaret Kanununun 18'inci maddesinde belirtilen yöntemler ile itiraz ettiğine dair dayanak belge bulunmadığında, ilgili faturalarının miktar ve fiyat yönünden- münderecatını kesinleştiğinin ve faturalara olan mal ve hizmetin davalı tarafa teslim edildiğine karina oluşturduğun kabulü halinde; 22.03.2022 takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 127.230,68 TL alacaklı olduğu. 127.230,68 TL asıl alacak tutarı için takip sonrasında asıl alacak tutarı için yılık %15,75 oranında ve değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği bildirilmiştir.
Mahkememizce dosyada bulunan bilgi ve belgeler, dosyada alınan rapor, ticari defter kayıtları sonucunda; davanın itirazın iptaline ilişkin olduğu, icra takibinin cari hesaptan kaynaklı alacağın tahsili için başlatılmış olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmiş olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin usulünce tutulmuş olduğu, davalı tarafın ticari defterlerinin sunulmamış olduğu, bu sebeple 6100 sayılı HMK’nun 222/3. Maddesi gereğince davacının ticari defterlerin kendisi lehine delil niteliğinde olduğu ve tüm dosya içeriği bir bütün halinde değerlendirilmiş olup; usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak davacının davalıdan 127.230,68 TL cari hesap alacağı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
İcra takibinden önce dosya muhteviyatı ile borçlunun takip konusu alacağa ilişkin temerrüde düşürüldüğünü gösterir mahiyette bir belge bulunmaması, işlemiş faize ilişkin taraflar arasında uygulanan bir teamül olduğuna dair bilgi ve belge bulunmaması, işlemiş faiz talep edilebilecek nitelikte bir anlaşma olduğuna dair bilgi ve belge bulunmaması, TTK 1530. Maddesindeki fatura alacağına ilişkin hükmün tedarik sözleşmelerinde geçerli olması sebebiyle takip öncesi döneme ilişkin faiz talep edilemeyeceği görülmüştür. Açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ticari defter kayıtlarında yapılan tetkik neticesinde davacının alacağı olduğu, işbu alacağın ticari defterler kapsamında likit (bilinebilir) mahiyette bulunduğu gözetilerek İcra İflas Kanunu madde 67/2 uyarınca asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi kararlaştırılmış olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,
2----- İcra Dairesi'nin ------ Esas sayılı icra dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, duran takibin 127.230,68 TL üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
3-Asıl alacak olan 127.230,68 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) Maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 Maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinden davanın kabul ve red oranına göre 1.499,44-TL'nin davalıdan, 60,56-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
5-Karar tarihinde alınması gerekli 8.691,12-TL harcın davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.598,69-TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.092,43-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan 8.710,00 TL yargılama gideri üzerinden davanın kabul ve red oranına göre belirlenen 8.371,91-TL'nin ve davacı tarafça yatırılan 9.295,88 TL peşin harç giderinin toplamı 17.667,79-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı tarafından yapılan yargılama giderinin bakiye kısmının kendisi üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A,A,Ü,T, deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.