T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/79
KARAR NO : 2025/428
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/02/2024
KARAR TARİHİ : 16/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket ile davacı şirket arasında davalı şirketçe işletilen enerji santralinde kullanılmak İzere EK'te sunmuş oldukları teklif formunda detaylarına yer verildiği üzere; muhtelif ürünler ile İlgili olarak davacı firmadan fiyat teklifi talebinde bulunmuş ve davacı firma tarafından düzenlenen 72.000 EURO luk muhtelif ürünlere ilişkin ürün teklif formuna 24.05.2023 tarihinde, 17.000 EURO luk ürün teklif formuna 24.05.2023 tarihinde ve 19.550 EURO luk ürün teklif formuna 09.06.2023 tarihinde davalı şirket onay verildiğinİ, İcap ve kabul ile birlikte sözleşme hukuken kurulmuş ve bunun üzerine davacı firma teklif formlarında bulunan ürünlerin tedarik edilmesi ile ilgili işlemleri başlattığını. Bu kapsamda davacı firma sözleşmeye konu ürünlerin 36.550 Euro luk kısmını 28.08.2023 tarihinde davalı şirkete teslim mahalli olarak bildirilen enerji santraline teslim ettiğini. Davalı şirket yetkilileri iş bu tutar ile ilgili olarak sözleşmeye uygun herhangi bir çek teslim etmemiş, bunun yerine parça parça ve belirsiz aralıklarla 21.927 Euro karşılığı olarak 643.180 TL ödeme yapıldığını, Davalı şirket ile davacı arasında icap ve kabul ile birlikte kurulan alım satım sözleşmesine dayanak teşkil eden teklif formunda ödemenin “teslimattan onbeş gün önce 60 günlük çek ile” hükmü konulmuş ve bununla birlikte belirlenen vadede ödeme yapılmaması halinde %5 vade farkı uygulanacağın da belirtildiğini, davalı tarafça her bir teklif formu ayrı ayrı kaşe ve imza edilerek onay verildiğini, davacı firma, teklif formlarında yazılı olan ve sözleşmeye konu tüm ürünleri gerekli maliyetlere katlanarak tedarik ettiğini. Teslim etmek üzere davacı şirketin depolarında bekletildiğini, sözleşme hükümleri uyarınca; davalı şirkete 28.08.2023 tarihinde teslim edilmiş bulunan 36.550 Euro'luk ürünlerin bedellerinden bakiye kalan 14.623 Euro'luk borcun davacıya ödenmemesi sebebiyle cari hesap alacağına dayalı olarak ---- İcra Müdürlüğünün -----. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu aleyhine ----- İcra Mü ün ----- Esas sayılı dosyasından yürüttüğümüz icra takibi sebebiyle düzenlenen ödeme emrine borçlu tarafından itiraz edilmiş, borçlunun vaki itirazı sebebiyle söz konusu icra takibinde durma kararı verildiğini, taraflarınca 14.12.2023 tarihinde gönderilen ihtarname ile de davalı borçlu şirketin ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içinde bakiye kalan 14.623 Euronun nakden ve defaten ilgili icra dosyasına veya davacıya ödenmesini, İfaya hazır olarak davacı şirket depolarında bekletilen henüz teslim edilmemiş ürünlerin bedelleri defaten ödenerek teslim alınmasını, aksi takdirde sözleşmeye ilişkin edimlerin yerine getirilmemiş olması sebebiyle davacı şirketin uğradığı/uğrayacağı müspet, menfi ve munzam tüm zararların tazmini için talep ve dava haklarını kullanacağımızı , yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerinin bilahare davalı şirkete ait olacağı ihtar edildiğini beyan ederek; -----İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı icra dosyası ile başlatılan takibe davalının yapmış olduğu haksız ve hukuka aykırı itirazın iptaliyle takibin devamına, davalı borçlunun işbu haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle 9020'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf, dava dilekçesinde faturalardan bahsetmiş ve alacağına ona dayandırdığını, aleyhe kabul anlamına gelmemekle birlikte, iki taraf arasında bir ticari ilişkinin varlığı kabul edilse dahi burada davalı şirket ile takip alacaklısı davacı arasında cari işleme dayalı bir ticari ilişki söz konusu olacağını, bu doğrultuda, davacı ile davalı şirket arasında ticari ilişkin tekil olaylar/ilişkiler üzerinden değil, belli dönemlerde kesilen toplam rakamlar üzerinden yürüyeceğini, yani davacının yaptığı gibi belirli faturaların alacak kalemleri içerisinden çekilerek takibe konu edilmesi mevcut ticari ilişkinin olağan akışına aykırı olduğunu. Çünkü burada yapılması gereken dönem sonunda tüm alacak/borç kalemlerinin hesaplanıp mahsup edildikten sonra kalan bakiye miktar üzerinden hareket ettiğini, bununla birlikte, davalı şirket tarafından davacıya çeşitli ödemeler yapıldığını, bu ödemelere ilişkin kayıtlar ticari defterlerde bulunmakta olup, ticari defter ve kayıtların bilirkişi vasıtasıyla incelenmesi neticesinde bu hususlar ortaya konulacağını, bu nedenle, anılan ödemelerin cari hesaptan düşülüp düşülmediği, faturaların hangi tarihte ve kim imzasına teslim edildiği, faturaların içeriği ve fatura karşılığı yapıldığı iddia edilen mal veya hizmet tespitine ilişkin bilgi bulunmadığı ve bu doğrultuda net bir cari hesap bakiyesi ortaya konulamadığından takibe konu borca itiraz zarureti hasıl olduğunu, bilindiği üzere, temerrüt faizi borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı boyunca varlığını sürdüren, alacaklının zararının varlığını, miktarını ve borçlunun kusurunu ispat zorunda kalmaksızın borçlunun ödemesi gereken miktarı yasalarla belirlenmiş asgari bir tazminat türü olduğunu, borçlunun temerrüdünden söz edebilmek için, öncelikle borcun muaccel hale gelmesi gerektiğini, borcun ödenmesi için bir vade konulmuşsa bu vadenin gelmesi ile muacceliyet oluştuğunu, temerrüdün oluşması için ise borcun muaccel olması yanında alacaklı, muaccel borcun ifası konusunda borçluya bildirimde bulunmalıdır. Bu sebeple, davacının talep etmiş olduğu faize, faizin türüne, faiz oranına ve faizin başlangıç tarihine itiraz ettiklerini, borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa alacak likidedir. Faiz talebinin haksızlığı da göz önüne alındığında davalı şirketçe yapılan itiraz alacak tüm unsurlarıyla bilinmediği ve bilinemeyeceği için menfaatlerini koruma ve doğru hesaplamanın yapılabilmesini sağlama amaçladığını, davacı takip alacaklısının itirazımızın mesnetsiz, haksız ve kötüniyetli olduğuna dair iddiaları davalı davalı şirketi kötüniyetliymiş gibi göstererek icra inkar tazminatına hükmedilmesini sağlama amacı taşıyan, şahsi kanaate ve yoruma dayalı hiçbir somut dayanağı olmayan iddialardan ibaret olduğunu beyan ederek; davanın öncelikle usul ve esas yönlerinden reddine, davacının davasının ve taleplerinin reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Huzurdaki dava, icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk son tutanağı dosyaya sunulmuştur.
-----. İcra Müdürlüğü'nün ------ esas sayılı dosyası celp edilmiştir.
6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU/TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI - Madde 222 -(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.
TÜRK TİCARET KANUNU Madde 64- (1): "(Değişik fıkra: 26/06/2012-6335 S.K./8.md.) Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir."
(2): "Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür."
Madde 83- (1): "Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir."Ticari defterler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 222 ve devamı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 64 ve devamında açıkça düzenlenmiştir.
Tİcari defterlere anılan Kanun'larda delil olarak hüküm ve sonuç bağlanmıştır.
Tacirler, Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükmü uyarınca ticari defter tutmak zorundadır.
Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK. m. 222/1).
Yine Türk Ticaret Kanunu Madde 83/1'de ticari uyuşmazlıklarda Mahkemenin ticari defterlerin re'sen ibrazına karar verebileceği, Mahkeme re'sen ticari defterlerin ibrazına karar vermese dahi taraflardan birinin istemi üzerine ticari defterlerin ibrazına Mahkemece karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Ticari defterler, bazı şartların varlığı durumunda sahibi lehine delil olarak kullanılabilir. Şöyle ki: Uyuşmazlık ticari bir işten kaynaklanmalıdır. Bu iş, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmelidir. Taraflardan yalnızca biri için ticari iş niteliğinde olan uyuşmazlıklarda, arada sözleşme olsa bile defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir sıfatını haiz olmalıdır. Taraflardan birinin ya da her ikisinin tacir olmaması halinde ticari defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Öte yandan ticari defterler Kanun’a uygun tutulmuş olmalıdır. Tutulması zorunlu defterler eksiksiz, usulüne uygun tutulmalı, açılış kapanış onayları yapılmış olmalıdır. (TTK. m. 64) Ayrıca, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veye diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (HMK. m. 222/3)Davacı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Davalı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Uyuşmazlık tarafların ticari işletmesinden ve ticari bir işten kaynaklanmaktadır. Tacirler arasındaki huzurdaki ticari davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.
Bu açıklamalar ekseninde değerlendirme yapıldığında; davacı ile davalı tarafın tacir sıfatını taşıdıkları, her iki tarafın da ticari defter tutmak zorunda olduğu anlaşılmıştır. Her iki taraf da tacir olduğundan ticari defter içerikleri delil vasfı taşımaktadır.Mahkememizce işbu dosyada, Mali Müşavir bilirkişi ve Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı bilirkişilerin raporu dosya arasına alınmıştır. Bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda özetle; ayın Mahkeme 12.07.2024 tarihli celsesinde uyuşmazlığın; ----. İcra müdürlüğünün ------- esas sayılı dosyasında bulunun itirazın iptali ve icra inkar ve kötü niyet tazminatı hususunda uyuşmazlık içinde bulundukları” tespit edilmiştir. Davacı tarafın ticari defterleri ile dava dosyasındaki deliler aşağıdaki gibi incelenmiştir. a) Defter İncelemesi (Usul), b) Hesap İncelemesi, c) BA ve BS Formlarının İncelenmesi, d) Faturanın İncelemesi, 4.a — DEFTER İNCELEMESİ (Usul) 4.a-1. Davacı Defter İncelemesi (Usul): Davacı tarafından ibraz edilen 2023 yılı ticari defterlerinin noter onay bilgileri aşağıdaki gibidir.Davacı tarafım ibraz ettiği 2023 yılı ticari defterlerinin noter açılış onamaları ile yevmiye defterinin noter kapanış onamasının sürelerinde yaptırılmış olduğu, defterlerin usulüne uygun tutulduğu, birbirini teyit ettiği görülmüştür. Davalı Defter İncelemesi (Usul): Davalı----- vekili 12.07.2024 tarihli beyan dilekçesinde, ticari defterlerinin Eski -------adresinde bulunduğu beyan edildiğinden, davalı defter incelemesi yapılamamıştır. HESAP İNCELEMESİ: 4.b-l Davacı Hesap İncelemesi: Davacı tarafın ticari defterlerinde davalı şirkette ait olan 2023 yılı ------ Kodlu Alıcılar Hesabının dökümü aşağıdaki gibidir.
¸
Yukarıdaki cari hesap tablosunda gör ibi, davacı tarafından 28.08.2023 tarihli ------ seri numaralı fatura ile davalı tarafa 1.043.180,86 TL ( 36.550,00 Eur) tutarlı satış yaptığı, bu süreçte davalından 4 ayrı tarihte 643.180,00 TL ( 21.927,00 Euro) ödeme aldığı ve buna göre 12.12.2023 itibariyle davalı taraftan 400.000,86 TL ( 14.623,00 Euro ) alacaklı olduğu görülmüştür.
4.b-1 Davalı Hesap İncelemesi: Davalı ------ ticari defterleri -------adresinde bulunduğundan, davalı hesap incelemesi yapılamamıştır. BA ve BS FORMLARININ İNCELENMESİ: Bilindiği üzere ---- Sıra Nolu VUK Genel Tebliği gereği 2021/07 döneminden itibaren
elektronik belgelerin BA ve BS formu ile bildirim yükümlüğü kaldırılmıştır. Davacının bağlı bulunduğu ------ Dairesi 26.07.2024 tarihli yazı cevabından, davacının 2023 yılı BS ve BA formunu analiz formunu dosyaya göndermiştir. Davacı şirketin 2023 yılı BS Formunda, davacı tarafa | adet e.belge/fatura ile KDV hariç1.043.180,86 TL tutarında fatura düzenlemiş olduğu görülmüştür. Davacının bağlı bulunduğu ------ Dairesi 19.07.2024 tarihli yazı cevabından, davalının 2023 yılı BS ve BA formunu analiz formunu dosyaya göndermiştir. Davalı şirketin 2023 yılı BA Formunda, davalı tarafından davacı tarafa 1 adet e.belge/fatura ile KDV hariç 1.043.180,86 TL tutarında fatura düzenlemiş olduğu görülmüştür. Faturanın İncelenmesi: Davacı vekili tarafından dava dosyasına sunulan deliler arasında takibe konu olan fatura bulunmaktadır. Takibe konu yapılan 28.08.2023 tarihli ------ seri numaralı 1.043.180,86 TL (36.550,00 Eur) tutarlı faturanın davalı şirkete e-fatura sistemi üzerinden “Ticari Fatura” olarak düzenlendiği ve GİB portali üzerinden davalı tarafa faturaların teslim edildiği, İlgili faturanın ticari fatura senaryosu olarak düzenlenmiş olması sebebiyle faturalara, e-fatura “uygulaması üzerinden itiraz mahiyetinde, mali mühür ile imzalı bir belge üreten yapı barındıran “red” yanıtı verilebilmektedir. Dolayısıyla ticari faturalara farklı 2 yolla itiraz edilebilir: E-fatura uygulaması üzerinden red yanıtı dönülmesi, b- Türk Ticaret Kanununun 18'inci maddesinde belirtilen yöntemler ile faturaya itiraz edilmesi. Dosya kapsamında davalının takibe konu olan faturaya itiraz edildiğine dair dayanak belge bulunmadığı ve 01.07.2021 tarihinden itibaren GIB tarafından otomatik olarak oluşturulan tarafların 2023 yılı BS ve BA formunda gözüktüğü, buna göre davalı tarafından takibe konu yapılan 28.08.2023 tarihli ----- seri numaralı 1.043.180,86 TL ( 36.550,00 Eur) tutarlı faturaya sistem üzerinden itiraz edilmediği anlaşılmaktadır. İNCELEME TARTIŞMA VE DEĞERLENDİRME
TBK'nın 207. maddesine göre satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme; alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmelerdir. Mevzuatımızda tanımlanmamakla birlikte ticari satış sözleşmesi de, tacir bir kimsenin mesleği icabı tekrar satıp kazanç elde etmek veya işletmesinde üretim amacı ile başka bir tacirden satın aldığı mallar üzerine kurulan sözleşmelerdir.'Bu tanımdan yola çıkarak, adi satış sözleşmesinden farklı olarak, ticari satış sözleşmesinin kurulabilmesi için, iki tarafın da tacir olması ve satış sözleşmesine konu ----- da ticari işletmeleri ile ilgili bulunması gerekmektedir.” Mevzuatımıza göre süresi içinde itiraz edilmeyen faturanın, konusu olan malın teslim edilmiş, iş veya hizmetin yapılmış olduğunun kabulü anlamına gelmeyeceği kabul edilmekle birlikte, gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi ya da reddedilmeyerek, ticari defterlere işlenilmesi de sözleşmenin kurulduğuna, malın teslim edildiğine, hizmetin verildiğine karine sayılmış ve aksi iddianın ortaya konulması gerektiği belirtilmiştir.” Faturanın tebliğ edildiğine dair kayıtların ulaşılamaması halinde, bildirim alış formu ile faturaların vergi dairesine borçlu tarafından bildirilmesi durumunda fatura konusu mal veya hizmetin alacaklı tarafından borçluya teslim edildiği kabul edilmektedir.* Ayrıca bir tarafın ticari defterlerini usulüne uygun olarak tuttuğu halde, verilen kesin süreye rağmen, karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde, usulüne uygun olarak tutulan ticari defterlerin, sözleşmenin kurulduğuna dair, sahibi lehine delil olacağı kabul edilmektedir. Bu açıklamalar ışığında dava konusu olaya bakıldığında taraflar arasında satım sözleşmesi kurulduğu, davacının sözleşmeye binaen teslim ettiği mallara dair göndermiş olduğu faturalara itiraz edilmediği, ilgili faturanın davalının bildirim alış formlarında da yer aldığı, bu durumda davacının karine olarak fatura bedeli kadar satım sözleşmesi kapsamında alacaklı olacağı, Dosya içerisinde davacının cari hesap kayıtlarında belirtiği tutarlar üzerinde davalı alıcı tarafından yapılmış bir ödemeye de rastlanılmadığından, davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla, 14.623,00 EURO alacaklı olacağı düşünülmektedir.
SONUÇ: Dava ve icra takip dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile davacı — tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, açıklanan nedenlerle, Sayın Mahkemenin kabulü halinde, Mali Yönden: Davacı tarafım ibraz ettiği 2023 yılı ticari defterlerinin noter açılış onamaları ile yevmiye defterinin noter kapanış onamasının sürelerinde yaptırılmış olduğu, defterlerin usulüne uygun tutulduğu, birbirini teyit ettiği görülmüştür. Davalı ------ vekili 12.07.2024 tarihli beyan dilekçesinde, ticari defterlerinin------adresinde bulunduğu beyan edildiğinden, davalı defter incelemesi yapılamamıştır. Davacı tarafından davalı adına ----- Kodlu Muavin defter kayıtlarına göre davacı tarafından 28.08.2023 tarihli ------ seri numaralı fatura ile davalı tarafa 1.043.180,86 TL ( 36.550,00 Eur) tutarlı satış yaptığı, bu süreçte davalından 4 ayrı tarihte 643.180,00 TL (21.927,00 Euro) ödeme aldığı ve buna göre 12.12.2023 itibariyle davalı taraftan 400.000,86 TL (14.623,00 Euro ) alacaklı olduğu görülmüştür. Takibe konu yapılan 28.08.2023 tarihli ------ seri numaralı 1.043.180,86 TL ( 36.550,00 Eur) tutarlı faturanın davalı şirkete e-fatura sistemi üzerinden “Ticari Fatura” olarak düzenlendiği ve GİB portali üzerinden davalı tarafa faturaların teslim edildiği, İlgili faturanın ticari fatura senaryosu olarak düzenlenmiş olması sebebiyle faturalara, e-fatura “uygulaması üzerinden itiraz mahiyetinde, mali mühür ile imzalı bir belge üreten yapı barındıran “red” yanıtı verilebilmektedir. Dosya kapsamında davalının takibe konu olan faturaya itiraz edildiğine dair dayanak belge bulunmadığı ve 01.07.2021 tarihinden itibaren GIB tarafından otomatik olarak oluşturulan tarafların 2023 yılı BS ve BA formunda gözüktüğü, buna göre davalı tarafından takibe konu yapılan 28.08.2023 tarihli ----- seri numaralı 1.043.180,86 TL ( 36.550,00 Eur) tutarlı faturaya sistem üzerinden itiraz edilmediği anlaşılmaktadır. Alacak Miktarı Bakımından : davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla, 14.623,00 EURO alacaklı olduğu, ilgili alacağa takip tarihinden itibaren, 3095 Sayılı Kanunu 4.a maddesi uyarınca Kamu Bankalarınca bir yıl vadeli EURO mevduat hesaplara uyguladığı, en yüksek faiz oranı üzerinden faiz işleyeceği bildirilmiştir.
Mahkememizce işbu dosyada davalı ticari defterleri üzerinde talimat yoluyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, Mali Müşavir bilirkişinin raporu dosya arasına alınmıştır. Bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda özetle; Yapılan İncelemeler, Davalının Ticari defterleri Davalının İncelenen defter ve bilgileri aşağıdaki gibidir;Yapılan incelemede; Davalı ticari defterlerinin muhasebenin temel kavramları ile genel kabul görmüş ilkeleri ve yürürlükteki mevzuat hükümlerine uygun olarak tutulmuş olduğu, Gerekli açılış ve kapanış tasdiklerine (tasdik yerine geçen e -defter beratlarına) sahip olduğu, Kayıtlarına esas teşkil eden dayanak belgelerinin mevcut olduğu, Hususları tespit edilmiştir. İcra Takip Dosyası
3.3.3. Takip Dayanağı Belge Dava dosyasında bulunan ve dava dayanağı olarak gözüken 2023 Yılına ait Cari Hesap Ekstresi Raporu ve ekte bulunan faturadır. BA / BS Formları Davacının düzenlemiş olduğu fatura ‘‘E Fatura (Ticari Fatura Senaryolu)’’ şeklinde olması nedeniyle BA/BS formlarında beyan edilmeyeceği için BA/BS formları incelenmemiştir. ‘‘25.01.2021 tarihinde ----- sayılı ----- Gazete ‘de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:----- Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: ----) ile 01.07.2021 tarihinden itibaren uygulanmak üzere, e-Belge (e-Fatura ve e-Arşiv Fatura) olarak düzenlenen belgeler, Form BA ve Form BS bildirimlerine dâhil edilmeyecektir.’’ Takibe konu olan e- fatura Dava dosyasında bulunan ve dava dayanağı olarak gözüken 28.08.2023 tarihli ------ numaralı 1.043.180,86 TL (36.550,00 EURO) tutarlı faturanın, davalı adına e-fatura sistemi üzerinden ‘‘Ticari Fatura’’ senaryolu olarak düzenlendiği ve GIB portalı üzerinden davalı tarafa teslim edildiği tespit edilmiştir. E fatura uygulaması üzerinden, mali mühür ile itiraz işlemi ‘‘RED’’ yanıtı verilerek yapılabilmekte iken, dosya da faturaya bu şekilde itiraz edildiğine dair herhangi bir evraka rastlanmamıştır. e-Fatura uygulamasında itiraz işlemleri, Ticari fatura senaryosunda düzenlenen faturalara, faturanın alıcıya iletildiği tarihten itibaren 8 günlük süre içinde e-Fatura sistemi içinden red uygulama yanıtı ile ya da harici yöntemlerle (TTK 18/3 te belirtilen noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile) yapılmaktadır. Dava dosyasında, davacının düzenlediği takibe konu olan faturaya süresi içerisinde itiraz edildiğine dair (red yanıtı veya noter aracılığıyla ihtar gönderildiğine, kayıtlı elektronik posta vs.) dayanak belgeye rastlanılmamış olduğu, 28.08.2023 tarihli ------ numaralı 1.043.180,86 TL (36.550,00 EURO) tutarlı faturaya sistem üzerinden ‘‘red’’ yanıtı veya noter aracılığıyla ihtar gönderildiğine ya da kayıtlı elektronik posta vs. ile itiraz edilmediği anlaşılmaktadır. Yukarıdaki faturada belirtilen işin, davalıya teslim edilip edilmediği ile ilgili irsaliye veya faturalar üzerinde saat ve dakika gösterilmesine rağmen ‘‘İrsaliye yerine Geçer’’ ifadesine de rastlanılmamıştır. İşin teslimi ile ilgili faturanın kâğıt çıktısının alınarak davalı tarafından imzalanmış örneği de dava dosyasında yer almamaktadır. Dolayısıyla ürün teslimi ile ilgili düzenlenen bir evraka rastlanılmamıştır. ----- Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin; "---- Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile Getirilen e-Fatura Uygulamasına Kayıtlı Mükellefler Arasında Yapılan Satışlar" başlığı altında; "e-Fatura Uygulamasına kayıtlı kullanıcılara düzenlenecek elektronik faturada, düzenleme tarihi yanında düzenleme zamanının da saat ve dakika olarak gösterilmesi halinde elektronik faturanın kâğıt çıktısı irsaliye yerine geçer. Söz konusu kâğıt çıktıya "İrsaliye yerine geçer." ifadesinin yazılması ve kâğıt çıktının satıcı veya yetkilisi tarafından imzalanması zorunludur. Ancak bu imkândan yararlanabilmek için elektronik faturanın malın teslimi anında düzenlenmesi gerekir. İNCELEME YÖNTEMİ, BİLİMSEL VE TEKNİK DAYANAKLAR İşbu raporun konusunu oluşturan maddi vakıada, davalının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak davacı alacağının olup olmadığı hususları tespit edilmiştir. ANALİZ, TESPİT VE DEĞERLENDİRME Davacı ve davalı arasında, davalı şirketçe işletilen enerji santralinde kullanılmak üzere (dava dilekçe ekinde sunulan teklif formlarında detaylarına yer verilen) muhtelif ürünler ile ilgili olarak, davacı şirketin sunduğu teklif formlarının üzerinde fiyat, teklif şartnamesi yer almakta olup, davalı şirket tarafından teklif mektubunun incelendiği, kabul edildiği ve onaylandığı kaşe, imza, tarih ‘‘uygundur’’ ibaresinden anlaşılmaktadır. Sözleşmenin meydana gelmesi hususu Türk Borçlar Kanunu’nun 1. maddesinde “Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Davacının Düzenlediği Fatura Davalının ticari defterlerinde kayıtlı “davacının düzenlediği fatura” aşağıdaki gibidir; Fatura üzerinde ödeme tarihi 28.08.2023 olarak belirtilmiştir. Davacı Alacağı Davalının 2023 yılı yevmiye defterindeki 28.08.2023 tarihli ------ numaralı 1.043.180,86 TL (36.550,00 EURO) tutarlı faturaya ait davalı tarafından yapılan ödemeler yukarıdaki tablodaki tarihler ve tutarlar ile yapılmıştır. Bu faturaya ilişkin kayıtlara göre takip tarihi itibariyle davacının alacağı vardır ve miktarı 400.000,86 TL (14.623,00 Euro)’dir; GEREKÇELİ SONUÇ Davalı ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış tasdikleri (açılış ve kapanış tasdikleri yerine geçen e-beratlarının) bulunduğu, kayıtlara delil teşkil eden dayanaklı belgelerin mevcut olduğu, Dava dosyası ekinde bulunan Teklif formlarının üzerindeki, kaşe, imza, tarih ve ‘‘uygundur’’ ifadesinin teklifte detaylandırılan kalemlerin davalı tarafından kabulü anlamına geldiğini, davalının teklif mektubundaki ödeme şartlarına uymadığı, Takibe konu olan faturanın davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, Ödeme belgelerinin bulunduğu, Dava konusu olan faturada belirtilen ürünlerin, davalıya teslim edilip edilmediği ile ilgili irsaliye veya faturalar üzerinde saat ve dakika gösterilmesine rağmen ‘‘İrsaliye yerine Geçer’’ ifadesine de rastlanmadığı, ürün teslimi ile ilgili faturanın kâğıt çıktısının alınarak davalı tarafından imzalanmış örneğinin de dava dosyasında yer almadığı, Davacı tarafından düzenlenen ve dava dayanağı olarak gözüken 28.08.2023 tarihli ------ numaralı 1.043.180,86 TL (36.550,00 EURO) tutarlı faturaya davalı adına e-fatura sistemi üzerinden ‘‘Ticari Fatura’’ senaryolu olarak düzenlenmiş olması sebebiyle faturaya, e fatura uygulaması üzerinden, mali mühür ile itiraz işlemi ‘‘RED’’ yanıtı verilerek yapılabilmekte iken, dosya da faturaya bu şekilde itiraz edildiğine dair herhangi bir evraka rastlanmadığı, ayrıca faturaya noter aracılığıyla ihtar gönderildiğine veya kayıtlı elektronik posta vs. ile de itiraz edildiğine dair herhangi bir evraka rastlanılmadığı, Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:------)'inde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: ----) ile 01.07.2021 tarihinden itibaren uygulanmak üzere, ‘’e-Belge (e-Fatura ve e-Arşiv Fatura) olarak düzenlenen belgelerin, Form BA ve Form BS bildirimlerine dâhil edilmeyecektir’’ ifadesi gereği BA/BS formlarının incelenmediği, Davalının ticari defter kayıtlarında, 13.12.2023 tarihi itibariyle davacıya borçlu olduğu, borç miktarının (davacı asıl alacak) olarak 400.000,86 TL (14.623,00 EURO) olduğu, Davacının davalıdan 13.12.2023 tarihi itibariyle 14.623,00 EURO alacaklı olduğu, bu alacağa yine 13.12.2023 tarihinden itibaren, 3095 sayılı Kanunun 4.a maddesi uyarınca devlet bankalarınca bir yıl vadeli EURO mevduat hesaplara uygulanan, en yüksek faiz oranı üzerinden faiz işletilebileceği bildirilmiştir.
Mahkememizce dosyada bulunan bilgi ve belgeler, dosyada alınan rapor, ticari defter kayıtları sonucunda; davanın itirazın iptaline ilişkin olduğu, icra takibinin satım sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılmış olduğu, tarafların ticari defterlerinin incelenmiş olduğu, ticari defterlerin usulünce tutulmuş olduğu, bu sebeple 6100 sayılı HMK’nun 222/3. Maddesi gereğince ticari defterlerin delil niteliğinde olduğu, taraf ticari defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu, davacı ticari defterlerinde davalıdan 14.623 EURO alacaklı göründüğü, davalı ticari defterlerinde davacıya 14.623 EURO borçlu göründüğü, tarafların BA-BS formlarının karşılıklı uyumlu olduğu ve tüm dosya içeriği bir bütün halinde değerlendirilmiş olup; usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak davacının davalıdan 14.623 EURO alacağı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Ticari defter kayıtlarında yapılan tetkik neticesinde davacının alacağı olduğu, işbu alacağın ticari defterler kapsamında likit (bilinebilir) mahiyette bulunduğu gözetilerek İcra İflas Kanunu madde 67/2 uyarınca asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi kararlaştırılmış olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KABULÜNE,
2-----. İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı icra dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, duran takibin 14.623 EURO asıl alacak üzerinden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek EURO mevduata yıllık kamu bankalarınca uygulanan en yüksek faiz ile birlikte DEVAMINA,
3-Asıl alacak 14.623 EURO üzerinden takip tarihindeki kur dikkate alınarak hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) Maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 Maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
5-Karar ve ilâm harcı olan 32.793,69-TL harçtan peşin alınan 5.520,57-TL harcın mahsubu ile bakiye 27.273,12-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
6-Davacı vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 76.010,74- TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
7-Davacı tarafça yapılan 16.594,00 TL yargılama gideri ve 5.520,57 TL peşin harç toplamı 22.114,57-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
8-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK Madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,Dair, davacı vekili (e-duruşma) yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.