T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/397
KARAR NO : 2025/425
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/06/2023
KARAR TARİHİ : 16/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davalı şirket arasında akdedilen sözleşme sonucu müvekkil tarafından davalı şirket adına ayrıntısı aşağıda belirtilen fatura keşide edilmiştir. Davalı taraf, söz konusu faturaya yasal süresinde itiraz etmediği gibi borcunu da ödemekten kaçındığını, işbu nedenle davalı şirket aleyhine---- İcra Dairesinin----- Esas sayılı dosyası ile 20.02.2023 tarihinde faturadan kaynaklı bir icra takibi yapılmış ancak davalı tarafça takibe itiraz edilmesi sonucu icra takibi durdurulduğunu, duran takibi devam ettirmek ve haklı alacağımızın tahsilini sağlamak amacıyla tarafımızca itirazın iptali davası açma zarureti hasıl olmuş, bu nedenle öncelikli olarak dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmuşsa da anlaşmaya varılamadığını, yapılacak yargılama neticesinde işbu itirazın iptali ve davalı borçlunun 9620 den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı ile cezalandırılması taleplerimizi havi dilekçe hazırlandığını, müvekkili ile davalı şirket arasında kurulan sözleşme sonucu müvekkil tarafından toplamda 5.675 adet olmak üzere; bay, bayan, çocuk sweat dikimi yapılmış ve söz konusu 28/03/2020 tarihli irsaliye faturası ile davalı şirkete teslim edildiğini, akabinde, yapılan hizmete karşılık müvekkil tarafından 30/03/2020 tarihli e-arşiv fatura keşide edildiğini, bunun üzerine müvekkil tarafından -----. Noterliğinden çekilen 14/05/2020 tarihli ihtarname çekilerek fatura bedelinin ödenmesi ihtar edildiğini, davalı şirketin, faturaya 08/09/2020 tarihli reklamasyon fatura ile verdiği cevapta; "Not: ----- numaralı faturada belirtilen ürünler dikim hatası yüzünden müşteri tarafından kabul edilmemiştir. Ürünler Elimizde Kalmıştır. Buna istinaden reklamasyon faturası kesilmiştir." açıklamasında bulunduğunu, Davalı şirketin bu cevabına karşılık müvekkil tarafından ----Noterliğinden çekilen 11/09/2020 tarihli ihtarname keşide edilmiş ve borcun ödenmemesi üzerine----- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası ile 20.02.2023 tarihinde faturaya dayalı bir icra takibi başlatılmışsa da davalı/borçlu tarafça 25.02.2023 tarihinde kötü niyetle itiraz edilmesi sonucu icra takibi durdurulduğunu, öncelikle belirtmek isteriz ki müvekkil tarafından fason dikim işinin yapıldığı ve ürünlerin davalıya teslim edildiği hususu, davalının kestiği 08/09/2020 tarihli reklamasyon faturası ile ispat edildiğini, zira kesilen reklamasyon faturasında "ürünler ayıplı olduğu için elimizde kaldı" ibaresi bu durumu çekişmeli olmaktan çıkardığını, bununla birlikte teslim edilen malların
ayıplı olduğunu asla kabul ettiğimiz anlamına gelmemek kaydıyla kesilen reklamasyon faturası yasal süresi içerisinde kesilmediğini, dolayısıyla müvekkilin kestiği 30/03/2020 tarihli fatura kesinleştiğini, ayrıca ürünlerin ne kadarının ayıplı olduğu ile nasıl bir ayıp olduğu belirtilmemiş, bu doğrultuda mahkeme eliyle bilirkişi raporu alınmamış ve müvekkile hiçbir ürünün iadesi de sağlanmadığını, kaldı ki müvekkilim reklamasyon faturasına 3 gün içerisinde itirazda bulunduğunu, dolayısıyla sözleşme kapsamında müvekkil, kendi edimi olan 5.675 adet sweatin dikim işini yapıp teslim etmiş olmasına rağmen karşılığında hiçbir ödeme alamamış ve haklı alacağının temini için icra takibi başlatmıştır. Davalı tarafın bu takibe karşı itirazı haksız ve kötü niyetli olduğunu, eksik teslimle ilgili olarak; irsaliye ve faturalarda yazılı miktar kadar ürün teslim edilmediğini, teslim edilen ürünlerin irsaliye ve faturalarda yazılı miktarlardan az olduğunu ispat yükü bu yönde iddiada bulunan iş sahibi şirkete ait olduğunu, teslim edilen ürünlerin eksik olduğuna dair dosyaya herhangi bir belge sunulmadığını, kesilen reklamasyon faturaları soyut ve dayanaksız olduğundan kabulü mümkün olmadığını, ölçü hatasına gelince; ölçü hatası teslim sırasında it bir muayene ile anlaşılabilecek açık ayıplardan olup, teslimden itibaren makul sürede ürünlerin muayenesinin yapılması ve ayıp ihbarında bulunulması gerektiğini, gerekir. Ürünler 27.02.2008, 05.03.2008 ve 12.03.2008 tarihlerinde teslim edilmiş, ayıp ihbarı ise 15.04.2008 tarihli üç adet reklamasyon faturasının elden teslimi suretiyle 15.04.2008 tarihinde yapıldığını, ayıp ihbarının daha önce yapıldığı iddia edilmemiş ve kanıtlanmadığını, teslim tarihleri ile ayıp ihbar tarihi arasında BK'nın 359/1. maddesinde öngörülen makul süre geçtiğinden davacının ayıba bağlı hakları düşmüştür. Kaldı ki reklamasyon faturalarındaki ayıp iddiası taraflarca imzalı bir belgeye, ya da mahkeme kanalıyla yaptırılmış bir delil tespitine dayanmadığını, ayıplı olduğu iddia edilen ürünler üzerinde mahkemece bir inceleme de yapılmadığını, bu durumda ürünlerin ayıplı olduğunun kabulü mümkün bulunmadığını, açıklanan nedenlerle iş sahibi ...'in 53.424,52 TL tutarındaki üç adet reklamasyon faturası yerinde bulunmadığını, yüklenici şirketin ise ödenmeyen 46.127,59 TL alacağı bulunduğu çekişmesizdir..." (Yargıtay ----- Hukuk Dairesi ----- tüm bu açıklamalar doğrultusunda müvekkilin dikim işini ayıpsız ve eksiksiz ifa ederek zamanında teslim ettiği, dolayısıyla dosyada alacaklı olduğu, buna istinaden de haklı alacağının tahsili için takip başlattığı, davalı tarafın bu takibe haksız ve kötü niyetle itiraz ettiği, davalının takip öncesinde kestiği reklamasyon faturasının fatura niteliğinde olmadığı, kaldı ki asla kabul anlamına gelmemekle birlikte olsaydı dahi ayıbı süresinde ihbar etmediği ve mahkeme eliyle ayıbı ispatlamadığı veya davacı müvekkile herhangi bir iadede bulunmadığını, bu yönüyle Sayın Mahkemeden davalı tarafın haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, davalı aleyhine likit olan asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı hükmedilmesine karar verilmesini, borçlu/davalı tarafından ---- İcra Dairesinin ----- Sayılı dosyasına yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına, Dava ve icra takibi konusu alacağın likit olması sebebiyle takibe haksız olarak itiraz eden davalı/borçlu aleyhine asıl alacağın 9620'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı müvekkil şirket arasında davacı tarafından fason olarak farklı desenlerde ve üç tip kumaştan 5.675 adet kapişonlu bay, bayan, çocuk sweat dikimi konusunda şifahen anlaşma yapılmış ve kumaşlar davacının atölyesine metolama yapılarak (Metolama ya da numaralandırma konfeksiyonda bir giysinin parçaları arasındaki renk farkını engellemek için üst üste serilerek kesilmiş olan kumaş parçalarının numaralandırılmasına denir) gönderildiğini, söz konusu ürünlerde renk farkı oluşmaması meto sırasına göre dikilmesi gerektiğini, en son dikilen ----" desen meto sırası takip edilmeden dikilmiş olduğu için bu ürünler üzerinde renk farkları meydana geldiğini, kısaca ürünün kolu farklı bedene göre, cebi farklı bedene göre, kapişonu farklı bedene göre dikildiği için bu ürünlere renk farkı olduğu ortaya çıktığını, bu ürünler ihraç edileceği için müşteri ürünleri gördükten sonra müşteri malları onaylamamış ve davacının diktiği ürünleri kabul etmediği için ürünlerin ihracatı da yapılamadığını, söz konusu durum tespit edilir edilmez davacı şirket merkezine çağrılmış ve meto sırasına uyulmadığı için hatalı imal edilen ürünler kendisine gösterildiğini, davacı hatasını şifahen kabul etmiş daha sonra şirket yetkilisi ----- ait cep telefondan ve davacıya ait cep telefonundan 21/03/2020 tarihli ------ yazışmalarında davacı müvekkil şirket yetkiline " Abi sadece kumaş maliyeti 120-130 bin tutuyor diyordun gönderdiğin tabloda baskı dahil kumaşi 67 bin lira tuttuğunu, yarı yarıya zaten ben sadece renk yapan iş kadar kesinti yapmana itiraz etmiyordum ama belliki sen bana kuruş ödeme yapmamaya niyetlisin, anlaşılan biz bu konuda anlaşamayacağız. Ben mümkün olduğunca hakkımı arayacağım ama beni çok zor duruma düşürdün bunu bil. Hayırlı günler " şeklinde mesaj atarak, ürünlerin anlaşamaya aykırı üretildiğinin ve ürünlerde renk farkı olduğunun süresinde ihbar edildiği açıkça ortada olduğunu, davacının ürettiği ürünlerden renk farkı olan toplam 929 adet ürün yurt dışındaki alıcıya gönderilememiştir. Bu olaylara pandemi dönemine denk geldiği için müvekkil Müşterisine aynı mallardan yapabilmek için kumaş bulmak ve tekrardan diktirmek uzun zaman alacağı için müvekkil şirket davacının hatalı ürettiği ürünler nedeni ile taahhütünü yerine getiremediğini, o tarihteki müvekkil şirketin ihracat kayıtları celp edildiğinde kaç tane ürünü ihraç ettiğimiz ve kaç tane eksik ürün gönderildiği ortaya çıkacağını, davacının hatalı ürün imal etmesinden dolayı müvekkil şirket satış fiyatları üzerinden toplam 88.075,00 TL zarara uğradığını, davacının hatalı ürünleri yüzünden müvekkil şirketin yut dışındaki müşterisi ile arası bozulmuş ve bir daha da sipariş alamadığını, kısaca davacının müvekkil şirkete verdiği zarar 88.075,00 TL den daha yüksek olduğunu, davacının hatalı ürettiği için ihraç edemediğimiz ürünler 760 adetX10,30 Euro -7.980 Euro ve 271 adet 13,6 Euro- 3.685,6 Euro olup toplam 11.665,6 Euro olup, o tarihin kuru olan 7,55 TLX11.665,6 Euro— 88.075,00 TL tutarında olduğunu, davacı vekili davacıya ürünlerinin iadesinin sağlanmadığını iddia etmiş olsa da davacının ürettiği ürünlerden renk farkı olan toplam 929 adet ürünü iade alması talep edilmisse de davacı ürünleri seri almak istemediğini, davacı vekili her ne kadar davalı şirketin faturaya karşı 08/09/2020 tarihli reklamasyon faturası keşide ettiğini, faturaya da "Not: ----- numaralı faturada belirtilen ler dikim hat: yüzünden müşteri tarafından kabul edilmemiştir. Ürünler Elimizde Kalmıştır. Buna istinaden reklamasyon faturası kesilmiştir." açıklamasında bulunduklarını, davalı şirketin cevabına karşılık davacı tarafından -----. Noterliğinin11/09/2020 tarih ve ----- yevmiye nolu ihtarname keşide edildiğini beyan etmiş olsa da söz konusu faturanın iade edilmeye çalışıldığı eldeki davadan sonra öğrenildiğini, müvekkil şirket yetkili taraf---- Noterliğinin 11/09/2020 tarih ve ----- yevmiye nolu ihtarnamesinin tebliğ şerhi talep ediliğinde, söz konusu ihtarnamenin " muhatap şirketin belirtilen adreste tanınmadığı, aynı adreste bulunan ----- sözle beyanından anlaşıldığından tebliğ imkansızlığı nedeni ile çıkış merciine 02.10.2020 tarihinde iade edildiği " şeklinde ihtarnamenin müvekkil şirkete tebliğ edilmediğini öğrendiğini, tebliğ edilmeyen ihtarnamenin müvekkil şirket açısından her hangi hukuki bir sonucu olmadığı ve davacı yanının iddialarının yersiz ve hukuktan uzak olduğu izahtan vareste olduğunu, kısaca müvekkil şirket tarafından davacı adına keşide edilen 08/09/2020 tarihli 51.937,60 TL bedelli "Not: ----- numaralı faturada belirtilen ürünler dikim hatası yüzünden Müşteri tarafından kabul edilmemiştir. Ürünler Elimizde Kalmıştır. Buna istinaden reklamasyon faturası kesilmiştir" ibareli iade faturası davacı açısından 8 günlük yasal sürede usulüne uygun olarak itiraz edilmediği için kesinleşmiş olup bu minvalde davacının müvekkil şirkette hiç bir alacağı kaldığını, müvekkili şirketin davacının hatalı ürün imal etmesinden dolayı o tarihteki satış fiyatları ile curo kuru üzerinden toplam 88.075,00 TL zarara uğradığını, davacı vekilinin ürünlerin ne kadarının ayıplı olduğu ile ürünlerde ne gibi bir ayıp olduğunun belirtilmediğini, ayıp ihbarının yapılmadığı, iade/reklamasyon faturasının süresinde iade edildiği ve benzeri sav ve savunmalarının dosyamız kapsamında yersiz ve hukuka aykırı olduğu ortaya çıkmış olup, davacının müvekkil şirketten her hangi bir alacağı olmadığından davanın reddine, müvekkil aleyhine kötü niyeli olarak icra takibi açan davacının talep edilen alacağın %20 si oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Huzurdaki dava, icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk son tutanağı dosyaya sunulmuştur.
----. İcra Müdürlüğü'nün ----- esas sayılı dosyası celp edilmiştir.
6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU/TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI - Madde 222 -(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.
TÜRK TİCARET KANUNU Madde 64- (1): "(Değişik fıkra: 26/06/2012-6335 S.K./8.md.) Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir."
(2): "Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür."
Madde 83- (1): "Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir."Ticari defterler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 222 ve devamı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 64 ve devamında açıkça düzenlenmiştir.
Tİcari defterlere anılan Kanun'larda delil olarak hüküm ve sonuç bağlanmıştır.
Tacirler, Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükmü uyarınca ticari defter tutmak zorundadır.
Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK. m. 222/1).
Yine Türk Ticaret Kanunu Madde 83/1'de ticari uyuşmazlıklarda Mahkemenin ticari defterlerin re'sen ibrazına karar verebileceği, Mahkeme re'sen ticari defterlerin ibrazına karar vermese dahi taraflardan birinin istemi üzerine ticari defterlerin ibrazına Mahkemece karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Ticari defterler, bazı şartların varlığı durumunda sahibi lehine delil olarak kullanılabilir. Şöyle ki: Uyuşmazlık ticari bir işten kaynaklanmalıdır. Bu iş, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmelidir. Taraflardan yalnızca biri için ticari iş niteliğinde olan uyuşmazlıklarda, arada sözleşme olsa bile defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir sıfatını haiz olmalıdır. Taraflardan birinin ya da her ikisinin tacir olmaması halinde ticari defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Öte yandan ticari defterler Kanun’a uygun tutulmuş olmalıdır. Tutulması zorunlu defterler eksiksiz, usulüne uygun tutulmalı, açılış kapanış onayları yapılmış olmalıdır. (TTK. m. 64) Ayrıca, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veye diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (HMK. m. 222/3)
Davacı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Davalı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Uyuşmazlık tarafların ticari işletmesinden ve ticari bir işten kaynaklanmaktadır. Tacirler arasındaki huzurdaki ticari davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.
Bu açıklamalar ekseninde değerlendirme yapıldığında; davacı ile davalı tarafın tacir sıfatını taşıdıkları, her iki tarafın da ticari defter tutmak zorunda olduğu anlaşılmıştır. Her iki taraf da tacir olduğundan ticari defter içerikleri delil vasfı taşımaktadır.
Mahkememizce işbu dosyada, Tekstil Mühendisi, Nitelikli Hesaplamalar uzmanı bilirkişi ve Mali Müşavir bilirkişilerin raporu dosya arasına alınmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda özetle;
MALİ İNCELEME: Her iki Davacı tarafın ticari defter ve belgeleri ile dava dosyasındaki delilleri aşağıdaki şekilde incelenmiştir. Defter İncelemesi (Usul), Hesap İncelemesi, Ba ve Bs Formlarının incelenmesi, DEFTER İNCELEMESİ (USUL): DAVACI DEFTER İNCELEMESİ (Usul): Davacı şirket tarafından inceleme ibraz edilen 2020 ve 2022 yılları ticari defterlerinin onay bilgileri aşağıdaki gibidir; Davacı şirketin ibraz ettiği 2020 ve 2021 yılları ticari defterlerinin noter açılış onamaları ile yevmiye defterinin noter kapanış onamasının sürelerinde yaptırılmış olduğu, defterlerin usulüne uygun tutulduğu, birbirini teyit ettiği görülmüştür. DAVALI DEFTER İNCELEMESİ (Usul): Davalı şirket tarafından inceleme ibraz edilen 2022 ve 2023 yılları ticari defterlerinin onay bilgileri aşağıdaki gibidir;
¸
Davalı şirketin ibraz ettiği 2020 yılı ticari defterlerinin noter açılış onamaları ile yevmiye defterinin noter kapanış onamasının sürelerinde yaptırılmış olduğu, defterlerin usulüne uygun tutulduğu, birbirini teyit ettiği görülmüştür. Davalı şirketin ibraz ettiği, 2021 yılı ilişkin ticari defterlerin; T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220- 226” ve 1 Sıra No'lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre Açılış ve Kapanış Defteri Kebir ile Yevmiye defterlerini GİB onaylı beratlarını süresinde almış olduğu görülmüştür. HESAP İNCELEMESİ: Davacı Hesap İncelemesi Davacı tarafın ibraz ettiği usulüne uygun tutulduğu anlaşılan ticari defterlerinde, davalı şirket ile olan 2020 ve 2021 yılı ----- Kodlu Alıcılar Hesabının dökümü aşağıdaki gibidir.
¸
Yukarıdaki cari hesap tablosunda davacının 2019 yılından 2020 yılına devir eden alacağının 250,00 TL olduğu, 15.01.2020 tarihinden 08.09.2020 tarihine kadar davalı tarafa 3 fatura ile 70.660,20 TL tutarlı satış yaptığı, bu süreçte davalından 18.722,60 TL ödeme aldığı ve buna göre 31.12.2022 tarihi itibariyle davalından olan alacağının 52.187,60 TL olduğu, iş bu alacağının takibe konu olan 51.937,60 TL tutarlı fatura ile takibe konu olmayan 2019 yılından 2020 yılında devir eden 250,00 TL alacak Bakiyesinden oluştuğu görülmüştür. Davalı Hesap İncelemesi: Davalı tarafın ibraz ettiği usulüne uygun tutulduğu anlaşılan ticari defterlerinde, davalı şirket ile olan 2020 ve 2021 yılı ----- Kodlu Satıcılar Hesabının dökümü aşağıdaki gibidir.
¸
Yukarıdaki cari hesap tablosunda görüldüğü gibi, davalının 2019 yılından 2020 yılına devir eden borcunun 250,00 TL olduğu, 15.01.2020 tarihinden 08.09.2020 tarihine kadar davacı taraftan 3 fatura ile 70.660,20 TL tutarlı alış yaptığı, bu süreçte davacıya 18.972,60 TL ödeme yapıldığı, 51.937,60 TL tutarlı iade faturasını davacı borcuna kayıt ettiği ve buna göre3 1.12.2021 tarihi itibariyle davacı tarafa borcunun bulunmadığı görülmüştür. e- BA ve BS Formlarının İncelenmesi: Bilindiği üzere 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 148-149 ve mükerrer 257'ci maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak 350 sıra nolu VUK Genel Tebliği ile bilanço esasına göre defter tutar mükelleflerin belirli haddi aşan mal ve hizmet alımlarını Mal ve Hizmet Alımlarına ilişkin bildirim formu (Form BA) ile mal ve hizmet satışlarını ise “Mal ve Hizmet Satışlarına ilişkin bildirim formu (Form BS) ile bildirmeleri hususunda yükümlülük getirilmiştir. Davalının bağlı bulunduğu ----- Vergi Dairesi 14.06.2023 tarihli yazısı ekinde davalının 2020 yılı BS ve BA formunu dosyaya göndermiştir. Davalı şirketin 2017 yılı BA Formunda davacı şirketten 2 adet belge/fatura ile KDV hariç 63.700,00 TL tutarında mal ve hizmet alışı gerçekleştirdiği görülmüştür. Davalı şirketin 2017 yılı BS Formunda davacı şirkette 1 adet belge/fatura ile KDV hariç 49.940,00 TL tutarında mal ve hizmet satışı gerçekleştirdiği görülmüştür.
İNCELEME TARTIŞMA VE DEĞERLENDİRME Borçlar Kanunumuza göre bir eser meydana getirme karşılığında, iş sahibinin bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmeler Eser Sözleşmesi olarak nitelendirilmiştir. Her ne kadar kanunun lafzı bir nesnenin “meydana getirilmesini” ihsas etse de aslında kapsamı maddi varlığı olmayıp da sonucu bir bütünlük olarak taahhüt edilebilen şeyleri de kapsamaktadır." Bu sebeple sonucu bir bütünlük arz eden, iş sahibinin buyruğu altına girmeksizin, bağımsız olarak yapılan işler de, eser sözleşmesi olarak değerlendirilmektedir. Uygulamada da tekstil sektöründeki, boyama, dikim gibi işler eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilmektedir.” Borçlar Kanunumuzun 479. Maddesine göre, İş sahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olur. Bu hükme binaen, aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça, yüklenici, eseri tamamlayıp teslime hazır hale getirmediği takdirde, iş sahibinin bedeli ödemediği veya emeyi teklif etmediği gerekçesi ile Borçlar Kanunumuzun 97. Maddesi kapsamında, ödemezlik defini ileri sürerek eseri teslim etmekten kaçınamaz. Buna karşılık, sözleşmede, önce iş sahibinin ifada bulunacağı, yani onun karşı edim borcu olan bedel ödeme borcunu yüklenicinin edimini ifa etmesinden önce tamamen veya kısmen yerine getireceği kararlaştırılmışsa, aynı anda ifa ihtimali düşünülerek 97. Madde hükmünün uygulanacağı kabul edilmektedir. Bu durumda yüklenici, iş sahibi bedeli ödemedikçe veya ödemeyi teklif etmedikçe, eseri meydana getirme faaliyetini geciktirebilir veya eser tamamlanmışsa, eseri teslimden kaçınabilir. Eser sözleşmesinde iş sahibi bedel borcunun tamamını bir seferde ve eser teslim edilmeden önce yükleniciye ifa etmeyi taahhüt etmiş olabileceği gibi, avans ve ara ödemeler yapmayı borçlanmış da olabilir. Bu ödemeler her ne ad altında düzenlenirse düzenlensin, iş sahibinin yükleniciye bu tür ara ödemelerde bulunacağını taahhüt etmesi halinde de, yüklenici, ara ödemelerden biri sözleşmede kararlaştırılan zamanda yapılmadığı takdirde, BK m. 81'de düzenlenen ödemezlik def'ine dayanarak, eseri meydana getirmeyi durdurabilir, çalışma hızını yavaşlatabilir veya eseri tamamladığı takdirde teslim etmekten kaçınabilir.” Sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça yüklenicinin alacağını talep imkânı edimini ifa etmesi ile muaccel hale gele gelmektedir. Bununla beraber eserin eksik veya ayıplı olması durumunda iş sahibinin ödemezlik definde bulunabileceği kabul edilmektedir. Mevzuatımıza göre eseri tamamlamak için yeni bir çalışma ortaya koymak gerekiyorsa, yani eserin meydana getirilmesi için sözleşme gereği yapılması gereken bir iş yapılmamışsa, eksik ifa söz — konusudur. Buna karşılık, yüklenici eseri sözleşmede öngörülen niteliklerine aykırı olarak yapmışsa, yapılması gereken çalışma eserin hali hazırda üretilmiş bulunan bir parçasında değişiklik yapmaktan ibaretse, ayıplı ifadan söz konusu olmaktadır. Bu minvalde yüklenicinin yapmış olduğu, ancak gereği gibi yapmamış olduğu bir edimi bu kez gereği gibi yerine getirmek zorundaysa, eksik iş değil ayıplı ifa söz konusudur.” Uygulamada da dikim hataları ayıp kapsamında kabul edilmektedir. Borçlar Kanunumuzun 474. Maddesine göre, iş sahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. Eserde gizli bir ayıp bulunması halinde de iş sahibinin gecikmesizin ayıbı yükleniciye bildirmesi gerekmektedir. Borçlar Kanunu'nun 477. Maddesinin 3. Bendinde düzenlenen bu hükümde yer alan “gecikmeksizin bildirmek” ifadesi ile kastedilen anlamın, bir an dahi gecikmeksizin değil, sağlıklı bir bildirimde bulunmak amacıyla gerekli konuların ve araçların belirlendiği, yeterli ve makul bir sürenin sonu olarak algılanması gerektiği belirtilmektedir.” Mevzuatımıza göre, ayıp bildiriminin geçerliliğini etkileyecek herhangi bir şekil şartı da bulunmamakta olup; tacirler arası bildirim yükümlülüğünün şekline ilişkin hükümler de bir ispat şartı olarak kabul edilmektedir.' Bu açıklamalar ışığında dava konusu olaya bakıldığında taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmamakla birlikte, 5675 adet sweat giysinin 8,8 TL * KDV birim fiyat üzerinden dikileceği ve dikilen ürünlerin davalıya teslim edildiği noktasında bir ihtilaf olmadığı, bu durumda davacının yüklenici davalının ise iş sahibi sıfatına haiz olduğu, Davacının yapılan iş kapsamında, 30.03.2020 tarihinde 51.937,60 TL' lik fatura kestiği, Mal Hizmet Adet BEFiyat Tutar KDV Toplam Erkek, Bayan, Çocuk Sweat 5675 880) 49.940.00 199760| — S1.937.60 Davalının dosyaya sunduğu elektronik yazışmalara bakıldığında, davacının bu mallarla ilgili oluşan maliyeti talep ettiği, davalının 12.05.2020 tarihinde bu maliyeti gönderdiği, davacının renk yapan iş kadar maliyeti kabul ettiği bunun haricindeki maliyetlere itiraz ettiği, Mevcut durumda, davacının 51.937,60 TL fatura bedeli kapsamındaki alacaklı olmakla beraber, davalının ayıplı mal bedeli kadar olan tutarı ödemekten imtina edebileceği düşünülmektedir. TEKNİK AÇIDAN DEĞERLENDİRME 02/05/2024 tarihinde ----- firmasının ------ adresinde bulunan işyerine gidilerek aşağıda ki tespitler yapılmıştır. Yerinde inceleme için taraf vekillerine bilgi verilmiş ancak her iki taraf vekili de katılım sağlamamıştır. İşyerinde yapılan inceleme de toplam da 11 adet 110-130-150 bedenlerde çocuk ürünü bulunduğu görülmüştür. Davalı ------ firması yetkilisi beyanı ve yine davalı vekilinin sayın Mahkemenize sunmuş olduğu beyan dilekçesinden anlaşıldığı şekliyle , yerinde incelemede incelenen 11 adet ürün haricinde kalan ve hatalı olduğu iddia edilen ürünlerin satılmış olduğu anlaşılmaktadır. Ancak satışa ilişkin irsaliye yada fatura olmadığı yine davalı firma yetkilisi tarafından beyan edilmiş ve tarafıma sunulmamıştır. Yerinde inceleme esnasında Davalı ------ firması yetkilisi beyanı ile kumaşların davalı uhdesinde kesilerek metolama işlemi yapıldığı, daha sonra dikim için davacı, en nihayetinde de yine davalı firma tarafından ütü-paket işleminin yaptırıldığı anlaşılmıştır. Kontrol edilen 11 adet ürün üzerinde meto etiketinin mevcut olmadığı görülmüştür. Bu nedenle davalı vekilince “ meto sırası takip edilmeden dikilmiş olduğu” yönündeki beyanına somut delil teşkil edecek veri görülememiştir. Kontrol edilen işler üzerinde, ürünlerin özellikle kol, kanguru cep ve kapşon parçalarında ön ve arka bedene göre renk farklarının mevcut olduğu; parçalar üzerinde mevcut renk farkının aynı farkına sebep olan parçaların daha soluk ve tüylü olduğu gözlemlenmiştir. Toplamda 929 adet olduğu iddia edilen hatalı ürünler ile ilgili mevcut 11 adet ürün üzerinden değerlendirme yapmak mümkün değildir. Şöyle ki , meto takibi dikim talep edilen ürünlerde , üzerinden metosu düşen parça ve © meto sırasına ait tüm parçalar ayrılarak , iş sonunda elde bulunan parçalar beden eşleştirmesi yapılarak ikinci kalite olarak tamamlanır. Ya da tasnif esnasında (kesilen parçaların kontrol edilerek kumaş hatası var olan parçaların ayrılması ve yerlerine elde kalan mevcut topbaşı vs. kumaşlardan yeniden kesilmesi) o meto sırasına denk gelen tüm parçaların ayrılarak yerine mevut kumaşlardan parça kesilerek iş tamamlanır. Kumaş seriminde bir pastal katının 6 ila 8 metre arasında olabileceği, kumaşların ön terbiye görmüş daha sonra üzerine reaktif dijital baskı yapılmış kumaşlar olduğu dikkate alındığında, Mevcut durumda kumaşlarda ki renk ve kalite farkının meto kayması nedeniyle oluşabilecek renk ve kalite farkı olmadığı,ancak farklı partilerden kesilen parçaların
bir araya getirilmesiyle oluşabilecek bir hata olduğu kanaatine varıldığı, Ayrıca , çocuk modeli dışında aynı kumaştan bir bayan modelininde mevcut olduğu ancak , her ne kadar o ürünlerde de hata olduğundan bahsedilmiş olsa bile ürünlerin yüklendiği, dolayısı ile davacı firmanın meto takip konusunda bilgilenmiş olarak çalıştığı, Firma yetkilileri arasında mevcut ------ uygulaması yazışmalarında davacının ürünlerin renk yaptığı konusunda bilgilendirildiği, yapılan yazışma da “zaten ben renk yapan iş kadar kesinti yapmana itiraz etmiyordum şeklinde mevcut beyanı ve yerinde inceleme de toplam 11 adet renk yapan ürün tespit edildiği, Davacının sadece tespit edilen 11 adet üründen sorumlu olabileceği ( firma yetkilileri arasında yapılan yazışmalarda hatalı ürün adeti belirtilmediği ) dikkate alındığında , yine firma yetkilileri arasında ki yazışmalarda var olan davalı maliyet çalışmasında 929 adet için 34.485 TL maliyet çıktığı , 11 adet ürün için toplam maliyetin (34485 : 929) X 11 adet 408,32TL Dosya konusu ürünler üzerinde yapılan yerinde inceleme de 11 adet renk farkı olan ürün tespit edildiği, ürünler de tespit edilen renk farkının meto kayması kaynaklı olmadığı, ancak farklı partilerden kesilen parçaların bir araya getirilmesiyle oluşabilecek bir hata olduğ ; 929 adet olduğu iddia edilen hatalı ürünlerin satılmış olduğu, bu nedenle üzerlerinde tespit yapılamadığı, Bu nedenle mevcut hatanın farklı partilerin karıştırılarak dikilmesi ile mi yoksa eksik parçası kalan ürünlerin parçaların başka bir partiden tamamlanmasıyla oluştuğu yönünde 1 adet ürün üzerinden 929 adet yığın ile ilgili kanaat oluşturmanın mümkün olmadığı , taraflar arasında yapılan yazışmalarda ise renk farkı olan ürünler ile ilgili davacının sorumluluğu kabul ettiği, bu nedenle davacının 408,32 TL kısımdan sorumlu tutulabileceği kanaatine varılmıştır.
SONUÇ Yukarıda arz ve izah edilen sebeplere binaen, Davacının 51.937,60 TL fatura bedeli kapsamındaki alacaklı olmakla beraber, davalının ayıplı mal bedeli kadar olan tutarı ödemekten imtina edebileceği, Yapılan teknik incelemede ayıplı malların değerinin 408,32TL olduğu, Bu durumda takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 51.529,28 TL alacaklı olduğu bildirilmiştir.Mahkememizce işbu dosyada, Tekstil Mühendisi, Nitelikli Hesaplamalar uzmanı bilirkişi ve Mali Müşavir bilirkişilerin EK raporu dosya arasına alınmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen EK bilirkişi raporunda özetle; İNCELEME TARTIŞMA VE DEĞERLENDİRME Tarafların rapora itirazları faiz, ayıp ve ayıp miktarı noktalarında toplanmaktadır. Taraflar tacir olduklarından alçaklarına ticari faiz işlemekle birlikte, niza konusu takipte takip tarihine kadar faiz işletilmediğinden, kök raporda resen bir faiz hesabı yapılmamıştır. Ayıbın ihbarı yönünden ise, kök raporda ayıbın ortaya çıkması ile birlikte süresi içinde yapıldığı kabul edilmiştir. Ayıp miktarı bakımından ise, Davacı ve davalı vekillerin kök rapora itirazları incelenmiş olup, kök rapordaki görüşümüzü değiştirecek yeni bir belge ve bilgi sunulamadığından kök raporda belirtmiş olduğumuz şekilde: Yerinde inceleme de 11 adet renk farkı olan ürün tespit edildiği, davalı beyanı ile hatalı olan 929 adet ürünün geri kalanının satılmış olduğu , bu nedenle 11 adet ürün dışında kalan ürünlerle ilgili tespit yapılamadığı, Davalı tarafından iddia olunan renk farkını kanıtlayabilecek meto etiketlerin yerinde inceleme de görülen ürünler üzerinde dahi bulunmadığı; Bu nedenle yerinde inceleme de tespit edilen 'renk farkı hatasının ürünlerin tamamında mi bulunduğu yada mevcut hatalı ürünlerin iş bitiminde parçaları tamamlanamayan ürünlerin, eksik kalan parçalarının topbaşı ya da farklı bir parti kumaş ile tamamlanarak dikildiği yönünde 11 adet ürün üzerinden 929 adet yığın ile ilgili kanaat oluşturmanın mümkün olmadığı tespit edilmiştir. Bu bakımdan davalının beyan ettiği 929 üründen 11 adeti tespit edilebildiğinden mahsup bu kadar ürün için yapılabilmiştir.
SONUÇ “Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle kök rapordaki görüşlere bağlı kalındığı bildirilmiştir.
Mahkememizce işbu dosyada, Tekstil Mühendisi, Nitelikli Hesaplamalar uzmanı bilirkişi ve Mali Müşavir bilirkişilerin 2.EK raporu dosya arasına alınmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 2.EK bilirkişi raporunda özetle; Mahkemece ek takip talebiyle işlemiş faiz talep edildiğinden işlemiş faiz alacağının olup olmadığı, yönünden rapor alınmasına karar verilmiştir.
İNCELEME TARTIŞMA VE DEĞERLENDİRME Kök rapor ve ek raporda ödeme emrinde takip tarihine kadar işlemiş faiz görülemediğinden hesaplama yapılamamıştır. Bununla beraber İcra dosyası genel yazısı içinde Mahkemeye gönderilen evraklar içinde iki ödeme emri olduğu, ikinci ödeme emrinde, 24.465,81 TL faiz talep edildiği görülmektedir. Bu bakımdan faiz yönünden hesaplama yapılacaktır. Dosya içerisindeki belgelere bakıldığında davacının 14.05.2020 tarihinde davalıya ihtarname gönderdiği görülmektedir. İlgili ihtarın tebliğ şerhi dosya içinde bulunmayıp, ihtar üzerindeki numaradan tebligat sorgusu yapıldığında da girilen takip numarası üzerinden bir gönderiye rastlanılmamıştır.Bununla beraber, Ticaret Kanunumuzun 1530. Maddesinde, ticari işlerde, taraflar arasında sözleşmede kararlaştırılmamış olsa ya da ihtarla tebligat yapılmasa dahi, fatura veya malın teslim tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilebileceği kabul edilmiştir. Bu durumda, TTK 1530. Maddeye göre kök raporda tespit edilen alacağa takip tarihine kadar ticari faiz işletildiğinde, davacının davalıdan 51.529,28 TL Asıl Alacak, 21.361,71 TL Faiz olmak üzere toplam 72.890,99 TL alacaklı olduğu hesaplanmaktadır.
¸
SONUÇ Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle, TTK 1530. Maddeye göre kök raporda tespit edilen alacağa takip tarihine kadar ticari faiz işletildiğinde, davacının davalıdan 51.529,28 TL Asıl Alacak, 21.361,71 TL Faiz olmak üzere toplam 72.890,99 TL alacaklı olduğu bildirilmiştir.
Mahkememizce dosyada bulunan bilgi ve belgeler, dosyada alınan rapor, ticari defter kayıtları sonucunda; davanın itirazın iptaline ilişkin olduğu, icra takibinin faturadan kaynaklı alacağın tahsili için başlatılmış olduğu, dava konusu olaya bakıldığında taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmamakla birlikte, 5675 adet sweat giysinin 8,8 TL * KDV birim fiyat üzerinden dikileceği ve dikilen ürünlerin davalıya teslim edildiği noktasında bir ihtilaf olmadığı, bu durumda davacının yüklenici davalının ise iş sahibi sıfatına haiz olduğu, Davacının yapılan iş kapsamında, 30.03.2020 tarihinde 51.937,60 TL' lik fatura kestiği, Mal Hizmet Adet BEFiyat Tutar KDV Toplam Erkek, Bayan, Çocuk Sweat 5675 880) 49.940.00 199760| — S1.937.60 Davalının dosyaya sunduğu elektronik yazışmalara bakıldığında, davacının bu mallarla ilgili oluşan maliyeti talep ettiği, davalının 12.05.2020 tarihinde bu maliyeti gönderdiği, davacının renk yapan iş kadar maliyeti kabul ettiği bunun haricindeki maliyetlere itiraz ettiği, Mevcut durumda, davacının 51.937,60 TL fatura bedeli kapsamındaki alacaklı olmakla beraber, davalının ayıplı mal bedeli kadar olan tutarı ödemekten imtina edebileceği, 929 adet olduğu iddia edilen hatalı ürünlerin satılmış olduğu, bu nedenle üzerlerinde tespit yapılamadığı, Bu nedenle mevcut hatanın farklı partilerin karıştırılarak dikilmesi ile mi yoksa eksik parçası kalan ürünlerin parçaların başka bir partiden tamamlanmasıyla oluştuğu yönünde 1 adet ürün üzerinden 929 adet yığın ile ilgili kanaat oluşturmanın mümkün olmadığı , taraflar arasında yapılan yazışmalarda ise renk farkı olan ürünler ile ilgili davacının sorumluluğu kabul ettiği, bu nedenle davacının 408,32 TL kısımdan sorumlu tutulabileceği, davacının davalıdan 51.529,28 -TL alacağı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
İcra takibinden önce dosya muhteviyatı ile borçlunun takip konusu alacağa ilişkin temerrüde düşürüldüğünü gösterir mahiyette bir belge bulunmaması, ihtarnamenin tebliğ edildiğine dair evrak sunulmadığı, işlemiş faize ilişkin taraflar arasında uygulanan bir teamül olduğuna dair bilgi ve belge bulunmaması, işlemiş faiz talep edilebilecek nitelikte bir anlaşma olduğuna dair bilgi ve belge bulunmaması, TTK 1530. Maddesindeki fatura alacağına ilişkin hükmün tedarik sözleşmelerinde geçerli olması sebebiyle takip öncesi döneme ilişkin faiz talep edilemeyeceği görülmüştür. Açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.İcra inkar tazminat talebinin, miktarın belirlenmesi yargılamayı gerektirmesi sebebiyle likit olmadığından yerinde olmadığı, kötü niyet tazminat talebinin, davacının kötü niyetli takip başlattığına dair kanaat oluşturacak nitelikte delil bulunmadığından ve bu yönde kanaat oluşmadığından yerinde olmadığı görülmekle, şartları oluşmadığından icra inkar ve kötü niyet tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,
2-----. İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı icra dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, duran takibin 51.529,28 TL üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek talep edilen temerrüt faizi ile birlikte DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
3-İcra İnkar ve kötü niyet tazminatı taleplerinin şartları oluşmadığından reddine,
4-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) Maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 Maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinden davanın kabul ve red oranına göre 2.144,44-TL'nin davalıdan, 975,56-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
5-Karar tarihinde alınması gerekli 3.519,96-TL harcın davacı tarafça peşin olarak yatırılan 895,64-TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.624,32-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan 12.122,50 TL yargılama gideri üzerinden davanın kabul ve red oranına göre belirlenen 8.335,78-TL'nin ve davacı tarafça yatırılan 895,64 TL peşin harç giderinin toplamı 9.231,42-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A,A,Ü,T, deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A,A,Ü,T, deki esaslara göre belirlenen 23.442,02 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.