T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/784
KARAR NO : 2025/418
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/12/2021
KARAR TARİHİ : 13/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan davacı şirketin 100 yıldan fazla süredir 200'den fazla ülkede gıda sektöründe faaliyet gösteren ------ Türkiyedeki muhtelif gazlı ve gazsız ürünlerinin satış ve dağıtım işiyle iştigal etmekte olup; bu işi kendine özgü bir organizasyonla yaptığını Bu organizasyon kapsamında satış ve dağıtım, sözleşmeli bayiler tarafından yapılabildiği gibi davalı şirket tarafından doğrudan düzenlenen operasyonlarla direkt satış noktalarına ürün vermek şeklinde de yapılabildiğini, davacının dağıtımını yaptığı gazlı ve/veya gazsız ürünlerin ve ileride dağıtımını yapabileceği gazlı ve/veya gazsız ürünler ile kullanım amaçları bakımından eş ürünlerin düzenli ve sürekli satın alınması ve hâlihazırda işletmiş olduğu satış noktasından müşterilere yeniden satışının gerçekleştirilmesi maksadı ile davalı ... ----- ile 31.01.2019 başlangıç tarihli (Miktarlı-Gazlı ve Gazsız Ürün) Direkt Satış Noktası Sözleşmesi akdettiğini, davalı ...'ın ise işbu sözleşme gereği müşterek borçlu/müteselsil kefil sıfatını haiz olup asıl borçlu gibi sorumlu olduğunu, Akdedilen işbu sözleşme gereği davalı ...------adı altında işletilecek olan satış noktaları kapsamında davacı şirketin sözleşme süresi boyunca düzenli ve sürekli ürün temin etme yükümlülüğü bulunduğunu, sözleşmenin genel hükümleri'nin 1. ve 2. maddesi aynen: "1-İŞLETMECİ, bu sözleşmenin yürürlüğü süresince münhasıran, ŞİRKETin dağıtımını yaptığı ve ileride dağıtımını yapabileceği "Gazsız Ürünler" ile kullanım amaçları bakımından gazsız ürünler kategorisinde yer alan eş ürünleri ŞİRKET'ten satın almak suretiyle, işlettiği Satış Noktasında müşterilerine yeniden satmayı...""2-İŞLETMECİ, bu Sözleşmenin yürürlüğü süresince ŞİRKET'in dağıtımını yaptığı ve ileride dağıtımını yapabileceği "Gazlı Ürünler" ile kullanım amaçları bakımından eş ürünleri ŞİRKET'ten düzenli ve sürekli satın almak suretiyle, işlettiği Satış Noktasında müşterinin ŞİRKET ürünlerine olan talebini karşılayacak şekilde etkin olarak bulundurmayı ve müşterlerine yeniden satmayı…"şeklinde olup, buna rağmen 05.03.2020 tarihi itibariyle müvekkil şirketten düzenli ve sürekli ürün alımı gerçekleştirmeyen ve davacı şirket ile tüm iletişimini kesen -----; sözleşme ile üzerine düşen miktar taahhüdünü de yerine getirmeyerek sözleşme hükümlerini ihlal ettiğini, davalı tarafın defalarca kez sözlü olarak uyarıldığını ancak herhangi bir netice alınamadığını, davalı ... ------- işbu dava konusu sözleşme ile; işyerini ve işletmesini müvekkil şirketin yazılı onayını almadan kısmen de olsa başkasına satmamayı, devretmemeyi, kiraya vermemeyi, ticari faaliyet ve işyerindeki iştigal türünü değiştirmemeyi taahhüt ettiğini, işyerinin faaliyetine son vermek sureti ile sözleşmeye aykırı davrandığını, bu hususun ----Sulh Hukuk Mahkemesinin ------numaralı dosyası kapsamında yapılan keşif ve tespit işlemleri neticesinde alınan 08.03.2021 tarihli bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, dava konusu sözleşmenin özel hükümlerinde, davalı tarafın ürünlerin satışını sağlamak amacıyla yapacağı her türlü pazarlama faaliyetlerine katkıda bulunmak için ve bir defaya mahsus olmak üzere davacı şirket tarafından davalı tarafa fatura mukabilinde 125.000,00-TL (KDV hariç) ödeneceği; ancak sözleşmede öngörülen yükümlülüklerine aykırı davranılarak sözleşmenin süresinden önce sona ermesine sebebiyet verilmesi halinde bu meblağın işletilecek faiz ile kıstelyevm usulü belirlenecek kısmının davalı tarafça müvekkil şirkete iade edileceği hususunun açıkça yer aldığını, davalı tarafın sözleşmede üzerine düşen yükümlülüklerine aykırı davranması sebebiyle,) dava ve icra takibi konusu sözleşme feshedildiğini ayrıca kıstelyevm usulü hesap edilen 142.561,70-TL pazarlama faaliyetlerine katılım bedelinin iadesi, 30.000,00-TL cezai şart alacağının, 1.464,50-TL tespit giderinin ve 12,00-TL'lik ihtarname masrafının tahsili için ---- İcra Müdürlüğünün----- numaralı dosya kapsamında icra takibi başlatıldığını, itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek, ----- İcra Müdürlüğünün -----sayılı dosyasında vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve davalılarıın haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle en az % 20 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine;yargılama masrafları ile avukatlık vekâlet ücretinin davalı-borçlu taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Yetki itirazında bulunduklarını, yetkili mahkemelerin ----- ve ------ Adliyeleri Hukuk Mahkemeleri olduğu hususu izahtan vareste olup; sayın mahkemenizce yetkisizlik kararı verilerek ------ Adliyesi Hukuk Mahkemelerine gönderilmesini, Davacı tarafından haksız bir şekilde davalılar aleyhine başlatılmış----- İcra Müdürlüğü'nün ------- numaralı takip dosyası tahtında taraflarınca borca itirazda bulunulduğunu, takibin durdurulduğunu, huzurdaki davanın haksız ve mesnetsiz dava olduğunu, davalı -----Rektörlüğü ile yapmış bulunduğu kira ve hizmet sözleşmesi uyarınca beş yıl süreyle------çalışanlarına ve öğrencilerine hizmet vermek üzere faaliyetlerini devam ettirmekte olan bir kafe/restoran işletmesi olduğunu, Bu şiarda, paket servis hizmeti de bulunmayan davalı şirketin tüm faaliyeti mezkur vakıf üniversitesinin ----- Yerleşkesi ile sınırlı olduğunu, Bu kapsamda, gıda sektöründe faaliyet göstermekte bulunan davalı şirket ile davacı ----- arasında 31.01.2019 başlangıç tarihli "Direkt Satış Noktası Sözleşmesi" akdedilmiş olup; o tarihten 08.03.2020'ye kadar davalı şirketin sözleşmeden kaynaklanan edimlerini eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, Bahsedilen tarihlerde ise tüm dünyada COVID-19 vakaları görülmeye başlandığını, ticari faaliyetleri ----- Üniversitesi'nin ------ Yerleşkesi ile sınırlı olan davalı şirketin gerek üniversite çalışanlarının gerekse öğrencilerin azalması ile mücbir sebeple faaliyetlerine ara vermek zorunda kaldığını, bu tarihten itibaren Dünya Sağlık Örgütü pandemi ilan ettiğini, ülkemizde de 13.03.2020 tarihli genelge ile tiyatro, sinema, gösteri merkezi, konser salonu, nişan, düğün salonu, çalgılı müzikli lokanta/kafe, gazino, birahane, taverna, kahvehane, kıraathane, kafeterya, kır bahçesi, nargile salonu, nargile kafe, internet salonu, internet kafe, her türlü oyun salonları, her türlü kapalı çocuk oyun alanları (AVM ve lokanta içindekiler de dahil), çay bahçesi, dernek lokalleri, lunapark, yüzme havuzu, hamam, sauna, kaplıca, masaj salonu, spa ve spor merkezlerinin faaliyetlerinin zorunlu olarak durdurulduğunu, Bu süreçte, davacı tarafın, davalı şirketi sözlü olarak uyardığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, davalı tarafından iyi niyetli olarak davacı tarafla iletişime geçilmeye çalışıldığını, davacı tarafça kötü niyetli olarak harekete geçildiğini, davalı tarafından yapılan yeni ürün teslimi taleplerinin reddedildiğini, yeni ürün teslim edilmediğini, davacı tarafça dava dilekçesinin ekinde sunulmuş değişik iş dosyası tahtında hazırlanmış bilirkişi raporundaki tespitlere de katılmadıklarını, davalı şirketin reklam ve ticari faaliyetlerine ilişkin tüm işlemlerinin ---- Üniversitesi'nin ----- Yerleşkesi kapsamında devam etmekte olup, eğitime ara verilmiş bir dönemde hizmet vermesinin beklenmesi de olağan hayatın akışına aykırı olduğunu, davalı şirketin, üniversite öğrencilerine ve çalışanlara verdiği hizmet haricinde paket servisi dahi bulunmadığını, davacı tarafın dilekçelerinin ekinde sunmuş bulundukları ihtarname, usule aykırı tebligat ile yapılıp davalıya ulaşmadığını, davacı tarafın davalı şirketin iyi niyetli girişimlerini göz ardı etmek suretiyle sözleşmeyi feshetme yoluna giderek, pandemi ile ortaya çıkmış zor durumdan faydalanmaya çalıştığını savunarak öncelikle yetki itirazlarının kabulü ile dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini, daha sonra ise huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddolunarak davacının %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -----.icra dairesinin ----- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilmiştir.
-----. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ----- ile---- karar sayılı dosyası UYAP sisteminden celp edilmiştir.
Gelir İdaresi Başkanlığı, ticaret sicil kayıtları celp edilmiştir.
----- Üniversitesine yazılan müzekkere cevabı dosya içerisindedir.
6100 sayılı HMK Madde 222- 1)Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle: 22/7/2020 - 7251 sayılı Kanun md. 23) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4)Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5)Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.
Ticari defterler ve sahibi lehine delil olabilme koşulları, 6100 sayılı HMK madde 222 ve devamı ile 6102 sayılı TTK madde 64 ve devamında açıkça düzenlenmiştir. Tacirler, Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükmü uyarınca ticari defter tutmak zorundadır. 6100 sayılı HMK. 222/1. Maddesi ve 6102 sayılı TTK 83/1. Madde uyarıca ticari uyuşmazlıklarda Mahkeme re'sen ya da taraflardan birinin istemi üzerine ticari defterlerin ibrazına karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır. Anılan hükümler çerçevesinde değerlendirme yapıldığında; Tarafların tacir sıfatını taşıdıkları, uyuşmazlığın iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklandığı, her iki tarafın da ticari defter tutmak zorunda olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizin 26/04/2022 tarihli duruşma ara kararı ile 6100 sayılı HMK 222. Madde kapsamında taraflara 2019, 2020 ve 2021 ait ticari defterlerini sunmaları için iki haftalık kesin süre verilmiş, SMMM bilirkişi tarafından tarafların iddia ve savunmaları kapsamında alacak ve borç kalemlerinin tespiti ve hesaplanması hususlarında rapor tanzim etmek üzere dosya bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Davalı tarafın uyuşmazlığa konu yıllara ilişkin ticari defter ve kayıtları üzerinde SMMM bilirkişi marifeti ile rapor alınmasına karar verilmiş, bu hususta ---- Asliye ticaret Mahkemesine talimat yazılmış, ----- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------ talimat sayılı dosyası aracılığı ile tanzim edilen raporda özetle;''... Sayın Mahkemenizce talep edilen Davalının ticari defterleri yerinde incelenmek suretiyle, Davalı firmanın ticari defterlerinin kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, takdiri sayın mahkemenize ait olmak üzere sahibi lehine delil teşkil edebileceği, -Davacı firmanın 2019 dönemi ticari defter ve belgelerinin incelenmesinde davalı firma ile ticari ilişki içerisinde bulunulduğu, mal alış-verişi neticesinde davacı firmanın defterlerinde kayıtlı olan bilgiler çerçevesinde davalı firma ile 2018 döneminden devreden borç/alacak ilişkisinin olduğu 2019 yılı mal alışlarının toplamının 33.834,25TL, son mal alış 2020 ve 2021 yılında davacı firmadan alış yapılmadığı son alış kaydının yapıldığı fatura tarihininin 27.12.2019, fatura nosunun ----- olduğu , Davalı firmanın defterlerinde kayıtlı olan bilgiler çerçevesinde 2018 döneminden devreden borcunun 6.379,82 TL 2019 yılı mal alış ve ödemeleri sonucu yılsonu defter kaydında 2.738,04TL borcu bulunduğunun görüldüğü, 31.01.2020 yılında 2.671,00TL ödeme yaptığı ve 2020 yılsonu borcunun 67,04TL olduğu, 2021 yılında davacı şirkete ait hiçbir işlem kaydının bulunmadığı, 31.12. 2021 yılı sonu itibari ile borç kaydının 67,04TL olduğu, ...'' belirtilmiştir.
Tanzim edilen rapor taraflara tebliğ edilmiş, rapora karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sunulmuştur.
Davacı tarafın uyuşmazlığa konu yıllara ilişkin ticari defter ve kayıtları üzerinde Mahkememizce SMMM bilirkişi tarafından inceleme yapılarak rapor tanzim edilmesine karar verilmiş, ---- tarafından tanzim edilen raporda özetle;''...Davacı Şirketin 142.561,70 TL Bed. 30.000.-TL Cezai Şart, 1.464,50 TL Tespit , 12,00 TL Tebliğ Gideri olmak üzere Toplam 174.038,20 TL Talep üzerinden Harçlandırmak suretiyle İkame etmiş olduğu işbu itirazın iptali davasında; Sayın Mahkemenin, Davacı Şirketin Pazarlama Faaliyetlerine Katılım Bedeli iadesi talebinin yerihde olduğu yönünde hüküm kurması halinde, Davalı Şirketten Talep edilebilecek Tutarın, Davacı Şirketçe Davalı Şirkete İade Faturası tanzim edilmek şartıyla, talebi gibi KDV Dahil 142.561,70 TL olabileceği, Davalı Şirket Vekilinin “COVİD PANDEMİSİ” nedeniyle 13/03/2020 Tarihli Genelge ile Tiyatro, sinema, Cafe Restaurant, toplu gösteri merkezleri, konser, düğün etkinlikleri vb. faaliyetlerinin zorunlu olarak durdurulduğu ve Mücbir sebep yönündeki savunmaları ile Davacı Şirketin 30.000.-TL, Cezai Şart Talebinin değerlendirilmesi ve takdirinin Sayın Mahkemeye ait olabileceği, Davalılardan ...” ın İmzalamış olduğu Müşterek Borçlu ve Müteselsil Kefalet özleşmesi ile Davalı Şirketin Davacı Şirkete karşı Bayilik Sözleşmesi kapsamında doğacak borçlarında, 125.000.-TL” ye kadar ve 31.01.2022 Tarihine kadar 3 Yıl süreyle Kefil olduğu görülmekle, Tahsilinde Tekerrür etmemek ve Müteselsil Kefalet Sınırı olan 125.000.-TL' yi aşmamak kaydıyla, davalı şirket ve müteselsil kefalet gereği diğer davalı kefilin müştereken sorumlu olabileceği tutarın 125,000.TL olacağı, olası 125.000.- TL üstünde kalan kısmından ise davalı şirketin sorumlu tutulabileceği, davacının takip ve işbu davaya konu ettiği 1.464,50 tl mahkeme tespit ücreti ile 12,00tl tebligat masrafı talebinin takdirinin yüce mahkemeye ait olacağı sonuç ve kanaatlerine varıldığı...'' belirtilmiştir.
Tanzim edilen rapor taraflara tebliğ edilmiş, beyan ve itiraz dilekçeleri sunulmuştur.Mahkememizin 26/3/2024 tarihli celse ara kararı gereği daha önce rapor sunan bilirkişi ile yeni görevlendirilecek nitelikli hesaplamalar alanında uzman bilirkişiye dosyanın tevdii ile rapor tanzim edilmesine karar verilmiş olup, tanzim edilen raporda özetle;''...Davacı Şirketin 142.561,70 TL-----Bed. 30.000.-TL Cezai Şart, 1.464,50 TL Tespit Gideri, 12,00 TL Tebliğ Gideri olmak üzere Toplam 174.038,20 TL Talep üzerinden Harçlandırmak suretiyle İkame etmiş olduğu işbu İTİRAZIN İPTALİ Davasında; Sayın Mahkemenin, Davacı Şirketin Pazarlama Faaliyetlerine Katılım Bedeli iadesi talebinin yerinde olduğu yönünde hüküm kurması halinde, Davalı Şirketten Talep edilebilecek Tutarın, Davacı Şirketçe Davalı Şirkete İade Faturası tanzim edilmek şartıyla, talebi gibi KDV Dahil 142.561,70 TL olabileceği, Davalı Şirket Vekilinin “COVİD PANDEMİSİ” nedeniyle 13/03/2020 Tarihli Genelge ile Tiyatro, sinema, Cafe Restaurant, toplu gösteri merkezleri, konser, düğün etkinlikleri vb. faaliyetlerinin zorunlu olarak durdurulduğu ve Mücbir sebep yönündeki savunmalarının kira sözleşmeleri bakımından Yargıtay kararları ile kabul gördüğü, pandemide kantin niteliğindeki bir işletmenin devamının uygun olmayacağı, ancak takdirin Sayın Mahkemede olmak üzere Davacı Şirketin 30.000.-TL Cezai Şart Talebinin değerlendirilmesi gerektiği, Davacının 1.464,50 TL Mahkeme Tespit Ücreti ile 12,00 TL Tebligat Masrafı Talebinin haklı olduğu, bu miktarların yasal faiz talebi ile istenmesinin uygun olacağı sonuç ve kanaatlerine varılmıştır. Davalılardan ...” ın İmzalamış olduğu Müşterek Borçlu ve Müteselsil Kefalet Sözleşmesi ile Davalı Şirketin Davacı Şirkete karşı Bayilik Sözleşmesi kapsamında doğacak Borçlarında, 125.000.-TL' ye kadar ve 31.01.2022 Tarihine kadar 3 Yıl süreyle Kefil olduğu görülmekle, dava tarihi itibariyle üç yıllık sürenin geçmediği, kefaletin şekli şartlarının sağlandığı, Tahsilinde Tekerrür etmemek ve Müteselsil Kefalet Sınırı olan 125.000.-TL” yi aşmamak kaydıyla davalı şirket ve müteselsil kefalet gereği diğer davalı kefilin müştereken sorumlu olabileceği tutarın 125.000.TL olacağı, olası 125.000.- TL üstünde kalan kısmından ise Davalı Şirketin Sorumlu tutulabileceği...'' belirtilmiştir.Tanzim edilen rapor taraflara tebliğ edilmiş, rapora karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sunulmuştur.
İddia, savunma, celp edilen belgeler, tanzim edilen bilirkişi raporu birlikte incelenip değerlendirildiğinde; Dava, sözleşme feshinden doğan cezai şart ile pazarlama faaliyetine katılım bedeli alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı tarafından; Taraflar arasında Gazlı-Gazsız Ürün Direkt Satış Noktası Sözleşmesi yapıldığı, davalının "davacı onayı olmaksızın" işletmenin faaliyetine son vererek sözleşmeye aykırı davrandığı iddiası ile 30.000,00 TL cezai şart , pazarlama faaliyetine katılım bedeli olarak 142.561,70 TL , 1.464,50 TL tespit giderleri ve 12,00 TL Tebliğ gideri olmak üzere toplam 174.038,20-TL alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından "covit pandemisi" nedeniyle işyerini kapatmak zorunda kalındığı, ürün talebinin davalı tarafından yerine getirilmediğini savunarak sözleşme ifasının imkansız hale geldiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.
TBK'nın 136. maddesinden, borcun ifasının borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşması halinde borcun sona ereceği, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlunun, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olduğu ve henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi ise isteme hakkını kaybedeceği düzenlenmiştir. TBK'nın 181/1 maddesinden, aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça asıl borcun sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmesi halinde ceza ifasının istenemeyeceği hüküm altına alınmıştır. (---- Bam ---- HD ---- Esas ----- Karar)Dosyada mübrez deliller ile davalı tarafından-----SHM ----- sayılı dosyasından 08/03/2021 tarih itibariyle delil tespiti yapıldığı, davacı tarafından 18/03/2021 tarihinde sözleşmenin tek taraflı beyanı ile fesih edildiği anlaşılmıştır.
Vergi Dairesine yazılan müzekkereye verilen cevap ile davalı şirketin sözleşme konu adreste 27/07/2018 taraihinde faaliyetine başaldığı, 02/03/2020 tarihli yoklamada adreste faal bulunduğu, en son 2023/06 döneminde KDV beyanı verdiği, Müdürlük tarafından re'sen terk işlemlerinin başlatıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce davalı işyerinin bulunduğu ------ Üniversitesine yazılan müzekkereye verilen 18/04/2025 tarihli cevap yazısından; Davalı şirket ile Üniversite arasındaki kiracılık ilişkisinin sona erdiği, davalı şirketin kurum bünyesindeki faaliyetlerine 17/03/2020 tarihi itibari ile son verildiği, COVİD-19 pandemisi akabinde kurumda önlisans, lisans ve yüksek lisans derslerinde 23/03/2020 tarihinden itibaren uzaktan eğitime geçildiği, 16/09/2021 tarihli Senato Kararı ile 2021-2022 eğitim yılı teorik derslerin %40 uzaktan, %60 ise yüz yüze eğitimi ile verilmesine karar verildiği, COVID-19 salgını akabinde ilk kez bu tarih itibarıyla yüz yüze eğitime dönüldüğü anlaşılmıştır.
Yapılan yargılama ile taraflar arasında 31/01/2019 başlangıç tarihli sözleşme bulunduğu, davacı tarafından ---- SHM ----- sayılı dosyasından 08/03/2021 tarih itibariyle delil tespiti yapıldığı ve 17/03/2021 tarihinde işyeri faaliyetinin sona ermesi nedeni dayalı olarak sözleşmenin davacı tarafından tek taraflı beyan ile fesih edildiği, Vergi Dairesine yazılan müzekkereye verilen cevaptan davalının sözleşme konu adreste 02/03/2020 tarihli yoklamada faal olarak bulunduğunun tespit edildiği, davalı işyerinin bulunduğu üniversiteye yazılan müzekkere cevabından COVİD-19 pandemisi akabinde kurumda önlisans, lisans ve yüksek lisans derslerinde 23/03/2020 tarihinden itibaren uzaktan eğitime geçildiği, 16/09/2021 tarihli Senato Kararı ile 2021-2022 eğitim yılı teorik derslerin %40 uzaktan, %60 ise yüz yüze eğitimi ile verilmesine karar verildiği, COVID-19 salgını akabinde ilk kez bu tarih itibarıyla yüz yüze eğitime dönüldüğü, tespit raporundan keşif tarihi itibariyle Üniversitenin dahi faal bulunmadığının anlaşıldığı, taraflar arasındaki sözleşmede mücbir sebebe yönelik bir düzenleme yer almadığından genel hükümlere göre değerlendirme yapılması gerektiği, koronavirüs pandemisinin ülkemizde ve tüm dünyada 2020 yılı Mart ayı başında baş gösterdiği, hızla tüm dünyaya etkisi altına aldığı, pandemi döneminde sokağa çıkma yasakları uygulandığı, toplu alanlar kısıtlandığı ve mezkur kafetaryalar dahil işyerlerine çalışma yasağı uygulandığı, covit pandemisi nedeni ile ülkemizde 20/03/2020 ile 30/06/2020 tarihleri arasında yasal sürelerin dahi durduğu gözönüne alındığında pandeminin mücbir sebep olarak değerlendirilmesi ve sözleşme ifasının imkânsız hale geldiğinin kabul edilmesi gerektiği, bu durumda TBK'nın 136. maddesi uyarınca sözleşmeden doğan borcun ifasının imkânsız hale geldiği ve imkânsızlığın oluşmasında davalının kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı, ifa imkânsızlığı nedeniyle borcun sona erdiği, TBK 181/1 hükmü dikkate alındığında cezai talep edilmesi mümkün bulunmadığından davacının cezai şart isteminin yerinde bulunmadığı anlaşılmakla davanın cezai şart talebi yönünden reddi gerekmiştir.
Pazarlama faaliyetine katılım bedeli yönünden yapılan incelemede ise; TBK'nın 136/2. maddesi uyarınca, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan aldığı edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybedeceği, taraflar arasındaki sözleşmenin tam iki taraf borç yükleyen sözleşme olduğu ve sözleşme ifasının taraflara atfı mümkün bulunmayan nedene dayalı olarak imkânsız hale geldiği, taraflar arasındaki sözleşmede zararın davacıya ait olacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, katılım bedeli davalının işletmesini geliştirmek ve desteklemek amacıyla verilen bir bedel olup, sözleşmenin ifa edilmeyen bakiye dönemine isabet eden kısmının kıstelyevm usulüne göre hesaplanarak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade edilmesi gerektiği, davacı tarafından sözleşme başında davalı şirkete 147.500,00 TL ödeme yapıldığı, sözleşmenin 3. Maddesine göre davalı şirketin süre sınırlaması bulunmaksızın 12.500 koli ürün alım taahhüdü bulunduğu, yapılan bilirkişi incelemesi ile sözleşme feshine kadar davalı tarafından 418,5 koli ürün alımı gerçekleştirildiği, kıstelyevm usulü yapılan hesaplamaya göre talep edilebilecek tutarın KDV dahil 142.561,70 TL olarak hesaplandığı, sunulan raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla Mahkememizce benimsendiği, sözleşmede davalı ...'ın "125.000,00-TL ile sınırlı olarak" borca kefaletinin bulunduğu, kefalet sözleşmesinin yasal şartları taşıdığı, bu kapsamda davalı ... yönünden kefalet miktarı ile sınırlı olarak hüküm kurulması gerektiği, sözleşmeye dayalı olarak talep edilen katılım bedeline yönelik alacak istemi taraflar yönünden likid ve belirli olduğu anlaşılmakla icra inkar tazminatı talebinin kabulü gerektiği, buna karşın takibe konu tespit ve tebliğ giderlerinin yargılama giderlerine dahil olduğu, tarafların haklılık durumuna göre hükmün fer'ileri yönünden değerlendirilmesi gerektiği, asıl alacak toplamına dahil edilerek hüküm altına alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-)DAVANIN KISMEN KABULÜNE-KISMEN REDDİNE,
2-)Davalıların ----. İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı takibe yaptığı itirazlarının ayrı ayrı kısmen iptali ile icra takibinin 142.561,70-TL katılım bedeli (asıl alacak) üzerinden (davalı ...'ın 125.000,00-TL katılım bedeli asıl alacak ile sınırlı olarak sorumlu olması ve tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla )DEVAMINA,
- Asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi gereği avans esasına göre değişen oranlarda hesaplanacak temerrüt faizi uygulanmasına,
-Fazlaya ilişkin talebin her iki davalı yönünden ayrı ayrı reddine,
3-)Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen alacağın %20'si tutarında olan 28.512,34-TL icra inkâr tazminatının ( davalı ...'ın 25.000-TL olarak sorumlu tutulması ve tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla )davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-)Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00-TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
5-)Karar ve ilâm harcı olan 9.738,38-TL harçtan peşin alınan 2.101,95-TL harcın mahsubu ile bakiye 7.636,43-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
6-)VEKAKET ÜCRETİ YÖNÜNDEN;
6-a)Davanın kabul edilen miktarı yönünden; Davacı vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-b)Davanın red edilen miktarı yönünden; Davalılar vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca toplam 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,
7-)Davacı tarafça yatırılan 2.169,75 -TL harç ve 7.174,75-TL bilirkişi, posta, tebligat gideri ve 1.464,50-TL tespit gideri ile 12,00-TL tebliğ gideri olmak üzere 10.821,00-TL yargılama giderinin davayı kabul red oranı dikkate alınarak 8.873,22-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
8-)Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.