T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/425
KARAR NO : 2025/388
DAVA : Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ : 14/06/2024
KARAR TARİHİ : 30/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesinde özetle: Müvekkili Kurum sigortalılarından ---- 08.06.2009 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda vefat etmesi nedeniyle oluşan müvekkili kurum zararının tahsilini temin amacıyla ----- aleyhine ---- İş Mahkemesi’nin ---- Esas sayılı dava dosyası ile yürütülen rücuen tazminat davasının istinaf incelemesinde ---- 09.02.2015 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiği ve terkin işleminin ----- gazetesinde ilan edildiği anlaşıldığını, ----- İş Mahkemesinin ---- sayılı dosyasının 20.05.2024 tarihli duruşma zaptının --- no'lu ara kararı ile-----ihya edilmesini teminen dava açılmak üzere taraflarına süre ve yetki verildiğini, ----- ihyası ile tasfiye memuru atanmasına, Yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle :Tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olması memurların sorumluluğunu gerektirdiğini, tasfiye memurları alacaklıların haklarını korumakla görevli olduğunu, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerektiğini, bu yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyeler mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kayıtları sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebir olduğunu, tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün tespit etmesi mümkün olmadığını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yaptığını, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesi kanuna aykırı olacağını, nitekim tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğu şeklinde düzendiğini, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan ve tasfiye sürecini eksik/erken sonuçlandırdığı iddia edilen tasfiye memurunun/memurlarının kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini talep ettiği görülmüştür.
Dahili davalı ...'a, usulüne uygun dava dilekçesi ile duruşma gününün tebliğ edildiği, fakat dahili davalının cevap dilekçesi sunmadığı ve duruşmalara katılım sağlamadığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; tasfiye halinde-----şİRKETİ nin ihyası şartlarının bulunup bulunmadığı hususlarında olduğu görüldü.
---ticaret sicil numarasına kayıtlı ---- ŞİRKETİ'nin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; ortakların ve yetkililerinin -----, ... olduğu, Şirketin tasfiyesinin sona erdiği 22.04.2015 tarihinde sicil kaydının terkin olduğu, -----Şirketinin -----İş Mahkemesinin ----- Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamayla sınırlı olmak üzere iş bu davayla ihyasının talep edildiği görülmüştür.Dava önce, sadece Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne karşı açılmış, fakat dava dışı şirketin tasfiye sonu sicilden terkin edildiği anlaşıldığından, zorunlu dava arkadaşı olması nedeniyle tasfiye memuru ..., davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmıştır.
6102 sayılı TTK'nun 547/(2). maddesi gereğince ek tasfiye, ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için bir ya da birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanması ve ek tasfiye ile atanmaya ilişkin keyfiyetin sicilde tescil edilmesi gereklidir (Yargıtay ---- Hukuk Dairesi'nin ---- esas ---- karar sayılı 19.10.2020 tarihli ilamı aynı yöndedir). Bu kapsamda şirketin ihyasında davacının hukuki menfaatinin bulunduğu tespit edilmiş olup, 6102 sayılı TTK 547. maddesinde "...tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklıların şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilir", şeklinde düzenleme gereğince, tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşıldığından davanın kabulüyle ---- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ----- ticaret sicil numarasına kayıtlı ----Şirketi'nin ------. İş mahkemesinin ----- Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamayla sınırlı olmak üzere ihyası ile, tasfiye işlemlerini yerine getirmesi için, TTK'nın 547/2. maddesine göre, önceki tasfiye memuru ... (TCK NO:...)' un tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiş, davalı ... Sicil Müdürlüğü'nün yasal hasım olması ve davalı ... Sicil Müdürlüğünün iş bu davanın açılmasında üzerine atfedilecek bir kusur ve ihmalinin bulunamaması karşısında, davalı ... Sicil Müdürlüğü'nün yargılama giderleriyle sorumlu tutulamayacağı, diğer davalı tasfiye memurununda, şirket hakkında dava açılmadan önce tasfiyeyi bitirmiş olduğu, bunun dışında ihyası istenen şirketle ilgili bu uyuşmazlığı tasfiye sırasında bildiğine, kusurlu davranışıyla bu davanın açılmasına sebebiyet verdiğine dair dosyada delilin bulunmadığı anlaşılmış olmakla, aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
1-Davanın KABULÜ ile,
2-TTK'nun 547. maddesi gereğince ---- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ----- ticaret sicil numarasına kayıtlı tasfiye halinde ----. İş Mahkemesinin ------ esas sayılı dosyası ile ilgili iş ve işlemlerle sınırlı olmak üzere ihyasına,
3-TTK'nun 547/2. maddesi uyarınca ... (TCK NO:...) 'un tasfiye memuru olarak atanmasına, tasfiye memuruna şirket yetkilisi olmakla ücret takdirine yer olmadığını,
4-Şirketin ticaret siciline tescil ve kararın özetinin ----- Gazetesi'nde ilanına,
5-Alınması gereken 615,40 TL başvurma harcı ile 615,40 peşin harç olmak üzere toplam 1230,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.