T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/294
KARAR NO : 2025/202
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/02/2020
KARAR TARİHİ : 26/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili verdiği dava dilekçesinde özetle;
Müvekkili şirketin ana
faaliyet alanı aktüatör ve valf aksesuarları başta olmak üzere akış kontrol sistemlerinin üretimi, satışı
ve dağıtımı olduğunu, davalı ---- şirketi ise müvekkil şirketin eski çalışanları olan----- tarafından Ağustos 2018 tarihinde kurulmuş olup ticaret sicil
kayıtlarından tespit edilebileceği üzere müvekkili ile birebir aynı faaliyet alanları ile iştigal eden bir
şirket ----- davalı şirkette her biri %33,33 pay oranı ile hissedar
ve şirket yetkilisi olduğunu, davalı şirket, müvekkil ---- uluslararası piyasadaki rakibi olan ----- şirketinin Türkiye'deki distribütörlüğünü üstlendiğini, davalı şirketin pay sahipleri
ve yöneticileri olan -----müvekkil şirket nezdinde “Satış
Yöneticisi” olarak çalışmışlardır. 2018 yılının Aralık ayında ise; ----- 05.12.2018 tarihinde, diğer kişiler ---- ise 24.12.2018 tarihinde müvekkil -----' nezdindeki
çalışmalarını istifa yolu ile sonlandırdıklarını, davalı şirket ortaklarının işten istifa ettikleri tarihten
uzun bir süre önce zaten işten ayrılmaya karar verdikleri, bu doğrultuda müvekkil şirket ile aynı iştigal
alanında gizlice bir şirket kurdukları, iş sözleşmesi ile bağlı oldukları müvekkil şirket yerine bu şirket
için çalıştıkları
erine tekliflerde bulundukları, müvekkili
şirket nezdindeki işlerini de bu yüzden savsakladıkları, en son dönemde de müvekkili şirketten tazminatlarını alarak işten ayrılmaya çalıştıkları ve bu mümkün olmayınca da işlerinden istifa
ettiklerinin anlaşıldığını, müvekkili şirket nezdinde satış personeli olarak çalışan bu 3 kişinin gizlice
kurdukları şirket huzurdaki davanın davalısı ---- şirketi olduğunu, davalı şirket ortaklarının
müvekkili şirket nezdinde çalıştıkları esnada müvekkili şirket ile aynı iştigal alanında gizlice kurdukları şirketle ilgili veriler tarihlere göre 03.08.2018 tarihinde davalı şirketin internet sitesi satın alındığını, 06.08.2018 tarihinde ise, ----kurularak ticaret siciline
tescil edildiğini, şirketin ilk aşamada-----eşi olan ----- adına kurulduğunu,
davalı şirketin faaliyet alanı müvekkil şirketin faaliyet alanı ile birebir aynı olduğunu, 2018 yılı Aralık ayı içerisinde------ müvekkili şirketteki işlerinden ayrıldıklarını,
işten ayrılmalarından hemen kısa bir süre sonra 09.01.2019 tarihinde ise, ----- eşi olan
----, şirketteki hisselerini------ eşit olacak şekilde
devretmiş ve üçü de imza yetkilisi olduklarını, şirketin internet sitesinden müvekkili şirket tarafından
16.01.2019 tarihinde alınan ekran görüntüsünde de davalı şirketin kurucularının ---- olarak gösterildiğini, davalı şirketin ortakları olan -----iş sözleşmeleri devam ederken sadakat yükümlülüklerine aykırı davranışları,
müvekkili şirketin müşterilerine teklif göndermeleri ve müşteri ziyaretleri yapmaları sebebiyle;
----İş Mahkemesi'nin ----- sayılı dosyası ile müvekkili şirket tarafından davanın ikame edildiğini, söz konusu davanın konusu; davalı şirket ortaklarının müvekkili şirket nezdinde iş
sözleşmeleri devam ederken gerçekleştirdikleri haksız rekabet teşkil eden eylemler olduğunu, ancak
haksız rekabet teşkil eden eylemler yukarıdaki dönem ile sınırlı kalmadığını, ----- kurucusu oldukları davalı ----- şirketi de müvekkili açısından haksız rekabet teşkil eden eylemler içerisine girdiğini, davalı şirket müvekkili şirketin müşteri portföyünü ele geçirmeye yönelik kötüniyetli faaliyetler gerçekleştirdiğini, davalı ---- şirketinin kurucuları
olan kişiler, müvekkil şirket nezdinde çok uzun yıllardır çalışmakta olup müvekkili şirketin
fiyatlandırma politikaları ve müşteri portföyü hakkında tüm bilgilere sahip olduklarını, davalı şirketin
ortakları müvekkili şirket nezdindeki gerçekleştirdikleri çalışmalar neticesinde müvekkilin müşteri
çevresi ile birebir irtibat içerisinde olduklarını, bu kapsamda davalı şirket kurulduğu tarihten itibaren
müvekkil şirketin müşteri portföyüne hakim olmaya çalışmış, müvekkili şirketin müşterilere
bilgilendirme notları ile teklifler göndermiş ve ziyaretler yaptıklarını, söz konusu tekliflerin önemli bir
kısmı siparişe de dönüşmüş olup; ---- isimli şirket müvekkil şirket portföyünden haksız bir
şekilde kazanç elde etmeye başladığını, müvekkilinin ve davalı şirketin ticari kayıtlarının tetkiki
neticesinde müvekkilinin iş kaybı yaşadığı müşterilerinin tespitini talep ettiklerini, davalı şirket
müvekkili şirketin fiyat politikasını ve ürün kalitesini kötülemekte olup bu sayede müşteriye haksız
kazanç elde ettiğini, bu kapsamda davalı şirket müvekkil hakkında asılsız iddiaları ortaya atarak,
distribütörlüğünü yaptığı ve ürünlerini sattığı ---- ait ürünleri ön plana çıkarmaya
çalışmakta ve dolayısıyla kendi satışlarını artırmaya çalıştığını, -----şirketi müvekkili şirketin
müşterileri başta olmak üzere; faaliyet gösterilen piyasada müvekkilinin fiyatlandırma politikaları
hakkında haksız rekabet teşkil eden söylemlerde bulunduğunu, davalı şirket, müvekkil şirketin aynı
kalitede ürünleri kendilerinden çok daha pahalıya sattığını, kendilerinin tabiri ile "müşterilerini
kazıklayan bir firma" olduğunu ifade ettiğini, davalı şirket buna ek olarak son yıllarda müvekkili
şirketin ürün kalitesinde bozulmalar yaşandığını ifade ettiğini, müvekkili şirketin müşterileri müvekkili
şirket ile yaptıkları tüm toplantılarda aktarmakta olup; bu asılsız iddiaların müvekkilinin Türkiye
piyasasındaki itibarını zedelediğini, müvekkili şirketin fiyatlandırma politikasını bilen davalı şirketin
müvekkiline şirkete göre daha düşük teklifler vermek suretiyle haksız menfaat elde etmesi davalı
şirketin ortakları olan -----müvekkili şirkette çalıştıkları dönemde müvekkilinin tüm satış operasyonunu yürüttüklerini dilekçemizde belirttiklerini, bunun doğal bir
sonucu olarak davalı şirket de müvekkilinin satış ve fiyat politikalarından haberdar olup bu bilgiyi
kötüye kullanarak müvekkilinin müşterilerine düşük fiyat içeren teklifler sunmakta ve bu sayede satış yaparak haksız menfaat elde ettiğini, davalı şirketin ortakları müvekkili şirkette çalışırken yukarıdaki
yöntemi hesapladığını, bu sayede menfaat elde edebileceklerini öngörerek hareket ettiklerini, bunun en
somut kanıtı davalı şirket ortağı -----müvekkil şirkette çalışmaya devam ederken;---- Projesi için müvekkilin müşterisi ----- şirketine verdiği teklif olduğunu, söz konusu
teklifte kapakların tork ihtiyaçları düşük olmasına rağmen (80Nm, 52Nm, 3INm, 44Nm vb.), tüm
kapaklar için 250Nm'lik büyük aktüatörler seçilerek teklif verilmiştir. Bu sayede müvekkil aynı iş için
düşük bedelli bir teklif verebilecekken, davalı şirketin ortağı ----- yaptığı usulsüzlük
sebebiyle yüksek bedelli bir teklif ortaya çıktığını, müvekkili daha sonradan aynı iş için davalının daha düşük bir bedelle teklif verdiğini ve işi aldığını tespit ettiğini, aynı şekilde ----
Projesi için ------ firmasına teklif veren müvekkilinin satış fiyatlarını bilen davalı şirket : bu
bilgi dahilinde daha düşük bir fiyatla teklif verdiğini, davalı şirket aynı yöntemi halihazırda da devam
ettirmekte olup ; müvekkilinin teklif verdiği işlere: müvekkilinin fiyat politikasını bilmeleri sayesinde daha düşük bedel ile teklif vermekte ve bu sayede kazanç elde ettiğini, iş sözleşmesi devam ederken
gerçekleştirilen eylemler için ----- İş Mahkemesi'nin ----sayılı dosyası ile dava
açıldığını, huzurdaki dava ise; davalı şirketin ortakları olan -----
iş sözleşmesi sona erdikten sonra----- tarafından gerçekleştirilen ticari haksız söz konusu
teklifte kapakların tork ihtiyaçları düşük olmasına rağmen (80Nm, 52Nm, 3INm, 44Nm vb.), tüm
kapaklar için 250Nm'lik büyük aktüatörler seçilerek teklif verilmiştir. Bu sayede müvekkil aynı iş için
düşük bedelli bir teklif verebilecekken, davalı şirketin ortağı ----- yaptığı usulsüzlük
sebebiyle yüksek bedelli bir teklif ortaya çıktığını, müvekkili daha sonradan aynı iş için davalının daha
düşük bir bedelle teklif verdiğini ve işi aldığını tespit ettiğini, aynı şekilde ----- firmasına teklif veren müvekkilinin satış fiyatlarını bilen davalı şirket bu
bilgi dahilinde daha düşük bir fiyatla teklif verdiğini, davalı şirket aynı yöntemi halihazırda da devam
ettirmekte olup : müvekkilinin teklif verdiği işlere; müvekkilinin fiyat politikasını bilmeleri sayesinde
daha düşük bedel ile teklif vermekte ve bu sayede kazanç elde ettiğini, iş sözleşmesi devam ederken
gerçekleştirilen eylemler için----- İş Mahkemesi'nin ----- sayılı dosyası ile dava
açıldığını, huzurdaki dava ise; davalı şirketin ortakları olan -----
iş sözleşmesi sona erdikten sonra---- tarafından gerçekleştirilen ticari haksız rekabet
eylemlerine istinaden açıldığını, her iki davada taleplerin farklı döneme ilişkin olduğunu davacı
müvekkili nezdinde uzun yıllar çalışan 3 adet satış personeli müvekkili nezdindeki çalışma süresinde
elde ettikleri müşteri bilgilerini kullanarak müvekkili şirketin müşterilerini haksız bir biçimde elde
etmeye çalıştığını, müvekkili şirketin fiyat politikasını ve ürün kalitesini kötülediğini, müvekkilinin
fiyat politikasını bildikleri için indirim sağlamak suretiyle rekabette haksız bir biçimde öne geçmeye
çalıştığını, haksız rekabetin tespit edilmesi. tespit edilen haksız rekabetin ilan edilmesi, haksız rekabet neticesinde, davalıların elde etmesi mümkün görülen menfaat de dikkate alınarak, müvekkili şirketin
maddi zararının tazmini, ticari itibari zedelenen müvekkili şirketin manevi zararının tazmini, talepleri
arasında yer alan maddi tazminat taleplerinin miktarı, uzman bilirkişi aracılığıyla hem davacı hem de
davalı---- şirketinin ticari defterleri ve kayıtları nezdinde yapılacak bilirkişi incelemesi
neticesinde ortaya çıkacağını, bu nedenle söz konusu alacak taleplerinin HMK 107 uyarınca belirsiz.
alacak davası olarak ikame edildiğini ileri sürerek davalı şirket tarafından gerçekleştirilen haksız
rekabetin tespitine ve önlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak
niteliğindeki 10.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalı
şirketten tahsiline, ticari itibarın zedelenmesi sebebiyle 100.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden
itibaren avans faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, mahkemece tesis edilecek haksız rekabete
ilişkin hükmün TTK 59 uyarınca ilanına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa
yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili verdiği cevap dilekçesinde özetle;
Davanın zamanaşımına
uğradığını, haksız rekabet nedeniyle tazminat davasının öğrenme tarihinden itibaren bir yıl ve her
halükarda 3 yıl içinde açılması gerektiğini, davacı tarafın, dava dilekçesinde (kabul anlamına
gelmemekle birlikte) kabul ve ikrar ettiği üzere iddiaları 2019 Ocak ayında öğrendiğini, dava tarihi ise
03/02/2020 olduğunu, bu nedenle eldeki davanın zamanaşımına uğramış olması nedeniyle usulden
reddine karar verilmesini, dava görevli mahkemede açılmadığı için davanın usulden reddine karar
verilmesi gerektiğini, davacı tarafça haksız ve mesnetsiz olarak ikame edilen haksız rekabete dayalı
tazminat davalarında görevli mahkeme Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğunu, bu nedenle
görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli --- Fikri Ve Sinai Haklar Hukuk
Mahkemesi'ne gönderilmesine, müvekkili şirket yöneticileri çalışanları iş sözleşmeleri haklı nedenle sona erdiği için davacı tarafın tazminat talebi dayanaksız kaldığını, müvekkili şirket yöneticisi/çalışanı
----- hak ve alacaklarını alamadığı gerekçesiyle işten ayrılmak istemiş, bu talebini şirket
müdürüne ilettiğinde ise şirket müdürü, " ----, şerefsiz" şeklinde küfür ve hakaretler ile müvekkilini
işten kovduğunu, müvekkili şirket yöneticisi/çalışanı ----- yasal alacaklarını alamadığı için ve aynı zamanda ayağında nüfuz eden hastalık nedeniyle manuel araba kullanamamasına rağmen
kendisine manuel araç verildiğini, kendisinden pozisyon ve kıdem olarak daha düşük diğer bir çalışana
ise otomatik araç verildiğini, tüm bu hususlar müvekkilinin iş akdini haklı ve geçerli olarak
feshetmesine sebep olduğunu, müvekkili şirket yöneticisi/çalışanı ----- yasal alacaklarını
alamadığı gibi iş yerinde sürekli sorunlar yaşadığından dolayı müvekkili de iş akdini haklı ve geçerli nedenle feshettiğini, müvekkili şirket yöneticileri/ çalışanlarının davacı şirketteki iş akitlerinin sona
ermesinden sonra hukuka uygun olarak çalışmaya başlamaları haksız rekabet olarak
nitelendirilemeyeceğini, davacı taraf iş akdi devam ederken müvekkili şirket yöneticileri/çalışanlarının
haksız rekabet hükümlerini ihlal ettiği iddiasıyla ----. İş Mahkemesi ----- Esas
sayılı dosyası ile haksız rekabet davası açtığını, dava dilekçesinde müvekkili şirket
yöneticileri/çalışanlarının iş akitlerinin devamı sırasında gerçekleştiği iddia edilen olaylar haksız
rekabet iddiasına dayanak gösterildiğini, davacı tarafın hem eldeki davada hem de ----İş Mahkemesi ----- esas sayılı dosyada aynı gerekçelerle iki dava ikame etmiş olmasının
kötüniyetli olduğunun açık göstergesi olduğunu, müvekkili şirket yöneticilerinin çalışanlarının işten
ayrılmalarına ilişkin durumlarından doğan ---- İş Mahkemesi ---- Esas.----- İş Mahkemesi---- Esas. ---- İş Mahkemesi---- Esas sayılı dava
dosyaları ile haksız rekabet iddiasına ilişkin ----. İş Mahkemesi ----- Esas sayılı
davası devam ettiğini, işbu dosyalar eldeki davaya doğrudan etki edeceği için hukuk muhakemeleri
kanunu 165. maddesi gereği bekletici mesele yapılmasını, müvekkili şirket yöneticileri çalışanları
davacı şirket nezdinde yıllarca çalışmış oldukları için şirket sırlarını, müşteri portföyünü elde etme
amacından bahsedilemeyeceğini, davacı şirket henüz kurulmamışken bile müvekkili şirket yöneticileri/
çalışanları benzer alanlarda çalışıldığını, davacı şirketin kurulmasıyla birlikte müvekkil şirket
yöneticileri/çalışanları bilgi ve tecrübelerini bu şirkete aktarmaya başladıklarını, somut durum
karşısında müvekkillerinin aktif olarak çalışmasından sonra Türkiye sınırlarında faaliyete geçen bir
firmanın müşterilerinin ve sırlarının müvekkilleri tarafından kullanıldığı iddiaları soyut ve mantığa
aykırı olduğunu, müvekkili şirket ile davacı şirketin faaliyet alanının aynı olması haksız rekabet
yasağını ihlal anlamına gelmeyeceğini, davacı taraf müvekkili şirket yöneticilerinin iş akitlerini haksız
yere sona erdirdikten sonra müvekkili şirket yöneticileri işbu şirketi devralmaya karar verdiklerini,
şirket faaliyet alanının aynı olması başlı başına haksız rekabet olarak nitelendirilemeyeceğini, dava
dilekçesinde internet sitesinde müvekkili şirket yöneticilerinin kurucu ortak olarak yazıldığına ilişkin adi bir çıktı belgesi sunduğunu, işbu belge delil yaratma amacından başka bir şey olmadığını, müvekkili
şirket veya şirket yöneticileri/çalışanları tarafından davacı şirketin ticari itibarını zedeleyecek herhangi
bir eylem veya söylem olmadığını, davacı taraf, dava dilekçesinde müvekkili şirket
yöneticilerinin/çalışanlarının davacı şirketin ticari itibarını zedeleyecek herhangi bir eylem veya
söylemlerde bulunduğunu iddia ettiğini, işbu iddiaların haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı tarafın
işbu mesnetsiz iddialarını somut delillerle ispat etmesi gerektiğini, işbu iddiaların aksine davacı şirket
yöneticisi, piyasada bulunan diğer şirket yöneticileri ve müşterilerine, müvekkili şirket yöneticilerine
çalışanlarına yönelik hem hakaret hem de ticari itibarlarını zedelemeye yönelik söylemlerde
bulunduğunu, davacı tarafın belirtmiş olduğu haksız rekabet işleri müvekkil almadığı için haksız
rekabetten kaynaklı somut bir zarardan söz edilemeyeceğini, davacı taraf dilekçesinde, müvekkili
şirketin yöneticilerinin çalışanlarının, kendilerine ait fiyat politikasını ve müşteri portföyünü
bildiğinden bahisle 2 adet işi kendilerinden aldıklarını iddia ettiklerini, işbu iddiaların gerçekleri
yansıtmadığını, söz konusu faaliyet alanında birim fiyatlar hem müşteriler hem de tedarikçiler
tarafından bilindiğini, ayrıca işler ihale ve teklif usulü olup kar marjı düşük olduğunu, bu nedenle daha
düşük veya daha yüksek bir teklif vermek mümkün olmadığını, ----- projesi için; yüksek tork
değerleriyle verildiği iddia edilen teklif için, ilgili ürünleri kullanan müşteriler ürünlerin teknik
özelliklerine ve piyasa şartlarına hakim olup bu tarz bir durumun oluşması mümkün olmadığını,
projenin akıbeti ile ilgili bilgilerinin olmadığını, ----- projesi için müvekkili şirketin
teklifi verilmiş olup, proje devam ettiğini, müvekkili şirket haricinde bir çok firmada bu işe teklif
verdiğini, bu işi müvekkili şirket almadığı gibi henüz hangi şirketin alacağı da belirsiz olduğunu, işbu
durum bile davacı tarafın iddialarının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunun göstergesi
olduğunu, kanun, rekabeti değil haksız rekabeti yasaklamış ve yaptırıma bağladığını, ticaret hayatında
dürüst rekabetin esas olduğunu, müvekkili şirket yöneticileri/çalışanları davacı şirketten yasal
alacaklarını talep ettikleri için, davacı taraf müvekkili şirket yöneticileri/çalışanlarına ile kişisel
husumet beslemiş ve bu nedenle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bir çok dava ikame ettiğini,
müvekkili şirket yöneticileri/çalışanları hem çalıştıkları dönem boyunca hem de sonrasında sadakat ve
özen yükümlülüklerini eksiksiz verine getirdiklerini, müvekkili şirket yöneticileri/ çalışanları davacı
şirket kurulmadan öncede benzer alanlarda başarılı şekilde faaliyet yürüttüğünü, davacı şirketin
kurulmasından sonra burada işe başlayarak bilgi ve tecrübelerini buraya aktarmış ve pazarlama,
sevkiyat, gümrükleme ve üretim, eğitim verilmesi, ödeme alınması vs tüm faaliyetler müvekkilleri
tarafından yürütüldüğünü, müvekkili şirket yöneticileri/çalışanları şirketin sırlarına vakıf olma veya
müşterilerini çalması bu bakımdan da akla ve mantığa aykırı olduğunu. müvekkili şirket
yöneticileri/çalışanları davacı şirkette çalıştıkları dönem boyunca veya sonrasında hiçbir şekilde
rekabet yasağına aykırı hareket etmediklerini, davacı tarafından sunulan elektronik posta kaydı adı
altındaki çıktılar adi nitelikte olup bilgisayarda herkes tarafından düzenlenebilecek içeriklere sahip
olduğunu, müvekkili şirket yöneticileri/çalışanları davacı işveren bünyesinde 2015 yılı: 6 milyon TL
(hedef yok). 2016 yılı: 14 milyon TL (10-12 milyon TL arası yıllık hedef), 2017 yılı: 22 milyon TL
(16-18 milyon TL arası yıllık hedef). 2018 yılı: 40 milyon TL üzeri (26 milyon TL yıllık hedef) kazanç sağladıklarını, davacı tarafa ait ticari kayıtlar incelendiğinde bu durumun tespit edileceğini. işbu somut
veriler incelendiğinde davacı tarafın, haksız rekabet sadakat ve özen yükümlülüğünü ihlal ettiği
iddialarının tamamen asılsız, mesnetsiz olduğu görüleceğini, davacı tarafın iddiaları doğru olsaydı
müvekkilleri yukarıda belirtilen hedefleri aşmak yerine bir çok işi müvekkili şirket ad ve hesabına
yaptıklarını, oysa böyle bir durumun hiçbir zaman olmadığını, müvekkili şirket yöneticileri/çalışanları ---- ayrılış tarihinden hemen önce ----- ile sektörün en büyük sözleşmelerinden birini
imzaladığını, davacı tarafın iddia ettiği gibi şirket kurmuş olsaydı bu anlaşmayı kendi şirketi için
yapmaması hiçbir akla mantığa sığmadığını, diğer müvekkillerinde ayrılmadan önce çeşitli firmalarla iş görüşmeleri ve iş anlaşmaları yaptığını, müvekkilleri işten ayrıldıktan sonra bile davacı taraf adına
anlaşma sağlanan ----- şirketlere davacı şirket nam ve hesabına destek vermeye devam ettiklerini, tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda davacının, soyut ve aslında varolmayan bir haksız rekabeti ispatlamaya çalıştığı görüleceğini, müvekkili şirketin ticari
kayıtları incelendiğinde, şirketin olağan dışı hiçbir ticari faaliyeti bulunmadığının görüleceğini, davacı müvekkil şirket yöneticileri/çalışanlarının Ağustos ayında bu şirketi kurdukları iddialarının da asılsız olduğu bu dönemde müvekkili şirketin zarar ettiği yine ticari kayıtlar incelendiğinde ortaya çıkacağını ileri sürerek davacı tarafından haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak ikame edilen davasının
usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava TTK 54 ve devamı maddeleri uyarıca açılan haksız rekabetin tespiti, zararın tazmini ve mahkeme kararının ilanı davasıdır.
Davacı vekilince, davalı şirketin pay sahipleri ve yöneticileri olan ----- müvekkili şirket nezdinde “Satış
Yöneticisi” olarak çalışırken, ----- 05.12.2018 tarihinde, diğer kişiler -----24.12.2018 tarihinde müvekkili -----nezdindeki
çalışmalarını istifa yolu ile sonlandırdıklarını, davalı şirket ortaklarının işten istifa ettikleri tarihten
uzun bir süre önce zaten işten ayrılmaya karar verdikleri, bu doğrultuda müvekkili şirket ile aynı iştigal
alanında gizlice davalı şirketi kurdukları, iş sözleşmesi ile bağlı oldukları müvekkili şirket yerine bu şirket
için çalıştıkları, bu şirket adına müvekkili şirketin müşterilerine tekliflerde bulundukları, müvekkili
şirket nezdindeki işlerini de bu yüzden savsakladıkları, en son dönemde de müvekkili şirketten tazminatlarını alarak işten ayrılmaya çalıştıkları ve bu mümkün olmayınca da işlerinden istifa
ettiklerinin anlaşıldığını, davalı şirketin, müvekkili şirketin müşteri portföyünü ele geçirmeye yönelik kötüniyetli faaliyetler gerçekleştirdiğini, davacı şirkette uzun yıllar çalışan 3 adet satış personelinin müvekkili nezdindeki çalışma süresinde
elde ettikleri müşteri bilgilerini kullanarak müvekkili şirketin müşterilerini haksız bir biçimde elde
etmeye çalıştığını, müvekkili şirketin fiyat politikasını ve ürün kalitesini kötülediğini, müvekkilinin
fiyat politikasını bildikleri için indirim sağlamak suretiyle rekabette haksız bir biçimde öne geçmeye çalıştığını ileri sürmüş, davalı vekili ise, müvekkili şirket yöneticileri çalışanları iş sözleşmeleri haklı nedenle sona erdiği için davacı tarafın tazminat talebinin dayanaksız kaldığını, müvekkili şirket yöneticilerinin davacı şirketteki iş akitlerinin sona
ermesinden sonra hukuka uygun olarak çalışmaya başlamaları haksız rekabet olarak nitelendirileme- yeceğini, davacı şirketin kurulmasıyla birlikte müvekkil şirket yönetici-çalışanlarının bilgi ve tecrübelerini bu şirkete aktarmaya başladıklarını, somut durum
karşısında müvekkillerinin aktif olarak çalışmasından sonra Türkiye sınırlarında faaliyete geçen bir
firmanın müşterilerinin ve sırlarının müvekkilleri tarafından kullanıldığı iddiaları soyut ve mantığa
aykırı olduğunu, müvekkili
şirket veya şirket yöneticileri/çalışanları tarafından davacı şirketin ticari itibarını zedeleyecek herhangi
bir eylem veya söylem olmadığını, davacı şirketin her hangi bir zararının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davacı tarafça, davalı şirketin ortakları olan davalılar ------ karşı, iş sözleşmeleri devam ederken sadakat yükümlülüklerine aykırı davranışları,
müvekkili şirketin müşterilerine teklif göndermeleri ve müşteri ziyaretleri yapmak suretiyle, iş
sözleşmeleri devam ederken gerçekleştirdikleri haksız rekabet teşkil eden eylemler nedeniyle ---- İş Mahkemesi'nin ----- sayılı dosyası ile dava açıldığı, davanın 19.04.2022 tarihli kararıyla reddine karar verildiği ve kararın istinaf aşamasında olduğu, iş bu davada da davalı gerçek kişiler yönünden sözleşmesi sona erdikten sonra şirket ortaklığı ile birlikte gerçekleştirilen ticari faaliyetlerinin dava konusu edildiği görülmektedir.
Dosyada mevcut davacı ----- 18.05.2015 tarihli ----- Ticaret Odası Faaliyet Belgesine göre, işe başlama tarihi:27.10.2014 ve Meslek Grubu: ----- Makine Ve Ekipmanları, Nace Kodu: --- (Başka yerde sınıflandırılmamış diğer özel amaçlı makinelerin imalatı)kodu ile faaliyet gösterdiği, 20.03.2020 tarihli ---- Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ait belgede: davacı şirketin unvanının-----ana sözleşme tescil tarihinin 27.10.2014, Ortakların ----- münferiden, şirketin son tescil tarihinin 19.10.2017 olduğu,
Davalı şirket ----10.08.2018 Sayı:----- ile ----- Gazetesi'nde özetle, 06.08.2018 tarihinde tescil edildiği, şirket kurucusunun ----- olduğu, davalı şirkete ait 16.01.2019 tarihli ----- Ticaret Odası Firma Sicil Bilgileri'nde, Tescil Tarihi: 06.08.2018, Meslek Grubu: ----- Makina ve Ekipmanları, Nace Kodunun, ----- (Rev.2)-Endüstriyel işlem kontrol ekipmanlarının kurulum hizmetleri kodu ile faaliyet gösterdiği, şirket yetkililerinin -----olduğu,Yetkililer: ------ şirketin son tescil tarihinin 15.01.2019 olduğu görülmektedir.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden bila tarihli asıl ve06.06.2023 havale, 19.03.2024 uyap, 23.01.2025 Tarihli ek raporlar alınmış, raporlar genel olarak dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli görülmüştür.
Bilirkişi raporunda 06.04.2020 tarihli ----- Vergi Dairesi Müdürlüğü'nce-----sayılı yazı eki ile mahkemenize sunulan Davacı şirket -----2014-2015-2016-2017-2018-2019 Yıllarına ait olan Kurumlar Vergisi Beyanları incelenmiş olu, taraflar arasındaki ihtilaf dönemi olan 2018 hesap döneminde davacı yanın; Brüt Satış Karı Oranı: Brüt Satış Karı/Net Satışlar: 12.702.828,28/37.120.313,53=0,34
Faaliyet karı oranı'nın Faaliyet Karı / Net Satışlar: 6.602.791,24/37.120.313,53=0,18, brüt satış karının %34, ana faaliyet karının %18 olduğu tespit edildiği, diğer geçmiş yıllardaki ana faaliyet karına göre yüksek olduğu ve verimliliğini artırdığı, kısaca işletmenin ana faaliyet karının( verimliliği) 2018 döneminde en yüksek seviyeye ulaştığı anlaşılmaktadır.
Davalı şirket ----- ait 2018 Yılı Kurumlar Vergisi Beyanı incelendiğinde; Ticari bilanço karının, 271,21-tl, 2018 yılı gelir tablosunda dönem net karının: 211,54-tl, beyannamenin ekinde olan gelir tablosuna göre 2018 yılında;
Brüt Satış Karı Oranı: Brüt Satış Karı/Net Satışlar: 19.323,69 / 125.280,00X—0,15,
Faaliyet Karı Oranı: Faaliyet Karı / Net Satışlar: 271,21 / 125.280,00=0,002,
Davalı şirketin Brüt Satış Karının 9615, Ana Faaliyet Karının %0,2 olduğu Ana Faaliyet Karının( verimliliği) 2018 döneminde düşük olduğu anlaşılmaktadır.
Davalı tarafça her ne kadar zamanaşımı defiinde bulunulmuşsa da, toplanan deliller ışığında davanın öğrenme tarihinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından, zamanaşımı defii yerinde görülmemiştir.
TTK m. 54/1'e göre, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Kanunun gerekçesinde bu hükmün, haksız rekabete ilişkin iki taşıyıcı kolondan ilki olduğu belirtilmiştir. Bu hükümle bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması gerekliliği ifade edilmektedir. Buradaki "bütün katılanlar" kavramı ile haksız rekabete karşı korunan süjeler kastedilmektedir. Bunlar da, her şeyden önce rekabetin ortaya çıkmasını sağlayan rakipler, rekabetten yararlanan olarak alıcılar, özellikle tedarikçiler ve tüketiciler ile rekabet düzenin dürüst bir şekilde işlemesinden ve bunun sonucunda da piyasadaki işleyişten menfaati olan kamudur.
Haksız rekabeti sadece rakipler değil, aynı zamanda rekabet ilişkisi içinde bulunmayan üçüncü kişiler de işleyebilir. Üçüncü kişiler olarak, ürün testleri veya fiyat karşılaştırmaları yapan listeleri yayınlayan tüketici örgütleri veya benzeri kuruluşlar, finans analistleri, yayınları ile rekabeti etkileyen bilim adamları bu bağlamda saymak mümkündür.
TTK m. 54/1'de vurgulanan bir diğer unsur da koruma objeleridir. Bu da “dürüst ve bozulmamış rekabet” kavramlarıdır. Gerekçeye göre dürüst ve bozulmamış rekabet kavramı ile hukuken tanımlanabilir bir rekabet vurgulanmaktadır.
Haksız rekabetin tanımı ise TTK m. 54/2'de yapılmıştır. Buna göre, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya diğer şekillerdeki dürüstlük kurallarına aykırı davranışlar veya ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. TTK m.55'te ise, sayılanlarla sınırlı olmamak üzere başlıca haksız rekabet halleri düzenlenmiştir. Haksız rekabetin varlığı halinde, haksız rekabete uğrayan kişi, uğradığı zararın tazmini amacı ile, davalının (haksız rekabeti gerçekleştiren kişinin) kusurunun bulunması şartı ile maddi ve manevi zararının giderilmesini talep ve dava edebilir. Uğranılan zararın miktarının tam olarak ispat edilemediği hallerde, hakime, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleme yetkisi veren Türk Borçlar Kanunu'nun 50/2. maddesi hükmü de haksız rekabete ilişkin tazminat davalarında uygulanır.
Davacı yan, TTK m. 56/d'ye göre “Kusur varsa zarar ve ziyanın tazminini” isteyebileceği açık olup haksız rekabetin varlığını iddia eden, özellikle de müşterilerini kaybettiğini ve zarar gördüğünü iddia eden davacının zararın tespiti hakkında somut delilleri sunması gerekmektedir.
Genel olarak davacı tarafın iddiaları değerlendirildiğinde bu iddiaların bir kısmının iş sözleşmesi devam ederken gerçekleştirilen faaliyetler olduğu, iş sözleşmesi devam ederken gerçekleştirilen faaliyetlerle ilgili olarak davacı tarafından -----.İş Mahkemesinin ----- Sayılı dosyasında iş bu dosyada davalı gerçek kişilere karşı dava açtığı, davanı reddine karar verildiği, kararın istinaf aşamasında olduğu, iş bu dosyada davacı tarafın iş sözleşmesi devam ederken davalıların, davalının müvekkili şirketin fırsat geliştirme amaçlı her türlü çalışmayı yaparak edindiği müşteri fırsatlarına, davalı şirketin daha düşük fiyatlar sunarak satış yaptığı, müvekkil şirketin 2000 yılından beri edindiği müşteri portföyüne daha düşük fiyat önerisi ile gittiği, yine 15.01.2019 tarihli dilekçe ekinde ----- projesi kapsamında davalı şirket yetkililerinden ----- tarafından müvekkili nezdinde çalışmasına rağmen davalı şirket adına da faaliyette bulunduğu dönemde ---- şirketine yapılan fiyat teklifinin sunulduğunu, bahsi geçen fiyat teklifi incelendiğinde, davalı şirket yetkilisi ----- 08.11.2018 tarihinde müvekkili şirket adına yaptığı teklifin, olması gerekenin iki katından fazla 37.739,80 Euroluk fahiş bir teklif olarak yapıldığının görüleceği, teklifin yapıldığı --- Arıtma şirketine mahkemece yazılan müzekkereye verilen cevapta davalı şirket tarafından aynı iş için 03.12.2018 tarihinde 16.634,25 Euroluk teklif verildiğini ve bahsi geçen ----- şirketinin bunun üzerine davalı şirketten sipariş aldığının görüleceği, tanık beyanlarından da açıkça görüleceği üzere davalı şirketin müvekkili şirketin yapacağı teklifi bilerek kendilerinin daha düşük yaptıkları teklif sayesinde ihaleyi aldığını, müşteri kitlesine şirketi kötüledikleri, ve bu şekilde haksız rekabete sebebiyet verdiği ileri sürülmüştür.
Öncelikle belirtilmek gerekirki, davacı şirket ile davalı şirket aynı iş kolunda faaliyet gösterdikleri dikkate alındığında davacının kimi müşterilerin davalı taraf ile çalışması doğal olup haksız rekabetten söz edilebilmesi için davalı şirketin müşteri kazanımında dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğinin ispatı gerekmektedir. Müşteri portföyü ile şirketin bir kısım ticari sırlarına vakıf personelin davalı şirkette çalışmaya başlaması tek başına haksız rekabet olarak kabul edilebilecek bir davranış olmayıp, hangi sırların yeni işletmede kullanıldığının, hangi müşterilerin yeni iş yerine geçirildiğinin somut olarak açıklanması gerekmektedir.
Sonuç olarak tüm dosya kapsamına göre, davalının davacı sirketten ayrıldıktan sonra davacı sirketin müsterileri ile ticari iliski kurmaya çalısması, davacı sirket ile rekabet eden bir is yapması tek basına haksız rekabet olamayacağı, Bölge Adliye Mahkemesi -----. Hukuk Dairesi'nin 25/01/2018 tarih, ----Esas ----- Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, davalı sirketin davalı ortaklarının, davacı sirkette satış yöneticisi olarak çalışmış olmaları, bu çalısmaları nedeniyle edindikleri bilgilerin, tecrübelerin ticari sır kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu süre zarfında davacı sirketin müsteri çevresini tanımalarınn da hayatın normal akısı içerisinde değerlendirilmesi gerektiği, davalıların aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketi kurarak çalısmaya baslamasının da çalısma hürriyetinin bir gereği olduğu, her ne kadar uzun süre davacı sirkette müdür olarak çalısmaları sebebiyle davacı sirketin müsteri çevresini tanımaları kendilerine avantaj sagladıgı doğru olsa da bu durumun başlı basına haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği, zira davalı sirket çalısanlarının ya da ortagı ve müdürlerinin davacıyı, müsterilerine haksız bir sekilde kötüledigine dair dinlenen tanıkların davacı şirket çalışanları olup, davacı şirket aleyhine beyanda bulunmaları yada tarafsız ifade vermelerinin beklenemeyeceği gibi tanık beyanlarının görgüye değil duyuma dayalı olduğu, bu iddialara ilişkin başkaca tanık ya da somut delilin dosyada bulunmadığı, bilirkişilerden alınan asıl ve ek raporlarda davacının uğramış olduğu bir zararının tespit edilemediği, hem davalı hemde davacı şirketin çok sayıda firmayla aynı zamanlarda iş yapmaya devam ettikleri, davacı tarafça bahsi geçen iki teklif arasındaki fiyat farkının sebebinin, ürün markası, kalite seviyesi, özellikleri, satış öncesi ve satış sonrası hizmetler, tedarik süreci vb. etmenlerin de etkili olacağı, bu nedenle yalnızca fiyatlandırma konusu üzerinden haksız rekabetin varlığının söylenemeyeceği, son olarak bilirkişi raporunda taraf şirketlerin gelirleri ve karlılıklarına, şirketlerin müşteri kitlesine ilişkin yapılan tespitler dikkate alındığında, davacı tarafından, gerek müşterilere karşı davacı şirket ürünlerinin kötülenmesi, gerek verilen fiyat teklifleri hususlarında haksız rekabet olgusunun kanıtlanamadığı kanaatine varılmış olmakla davanın reddine karar vermek gerekmi ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Kanıtlanamayan davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40.-TL harcın peşin alınan 1.878,53.-TL harçtan mahsubu ile fazladan 1 263,13.- TL harcın kararın kesinleşmesini müteakip ve talep halinde davacı tarafa iadesine.
3-Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Dava reddolduğundan. AAÜT'ye göre takdir edilen 30.000.--TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Dava reddolduğundan Ara buluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320.-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.