T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/626
KARAR NO : 2025/110
DAVA : Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ : 06/09/2024
KARAR TARİHİ : 05/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili verdiği dava dilekçesinde özetle;
03.01.2018 tarihinde ticaret sicilinden resen terkin edilen----- isimli şirketin ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'ni------Sayılı kararı kapsamında alacağın tahsili adına İhyası talep edilen ----- Şirketinin, davacı Müvekkilleri ile birlikte ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin -----Sayılı kararı kapsamında kabul edilen birleşen dava dosyasının alacaklıları olduğunu, söz konusu karar kapsamında; 10.022.286,30-USD (on milyon yirmiiki bin ikiyüzseksenaltı USD otuz CENT) alacağın 01/12/2016 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesaplarına ödediği faiz oranı ile işleyecek faizi ve 149.585,12-TL alacağın dava tarihi 15/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davacılara verilmesine hükmedilmiş olup ihyası talep edilen şirketin de Müvekkilleri ile beraber dosya alacaklısı olması nedeniyle davacı müvekkillerinin, bu bedeli tahsil edebilmesi ve yapılacak işlemlerin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi adına söz konusu şirketin ihyasını talep etmek zorunluluğu doğduğunu beyanla ticaret sicilinden resen terkin edilen ------ sicil nolu -----Şirketi isimli şirketin, ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- Sayılı kararı kapsamında alacağını tahsil edilebilmesi için yapılacak işlemlerle sınırlı olmak üzere İHYASINA, tasfiye memuru olarak ... veya mahkemenizce kimliği tespit edilecek tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili verdiği cevap dilekçesinde özetle;
Huzurdaki dava, olağan tasfiye sonucu gerekli prosedürün yerine getirilmesi ve talep üzerine ticaret sicilinden terkin edilen tasfiye halinde----- limited şirketi'nin (TSN: ------ ek tasfiyesine karar verilmesi kapsamındadır. Davacı/davacılar, husumeti yalnızca yasal hasım olan müvekkil Müdürlüğe yöneltmiştir. Oysa usule ve Yargıtay içtihatlarına göre, husumetin aynı zamanda tasfiye memuru olan ...'a da yöneltilmesi gerekir. Bu itibarla, uyuşmazlığa uygulanacak hukuk kuralları ve davacının iddiaları değerlendirirken anılan hususların göz önünde bulundurulması önem arz etmektedir. "Dava, ticaret sicilinden terkin edilerek tüzel kişiliği ortadan kalkmış bulunan şirketin ihyası istemine ilişkindir. Şirket tüzel kişiliğinin ihyası davasının, ihyası istenilen şirketin tasfiyesini yürütmüş olan tasfiye kurulu üyeleri veya tasfiye memuru ile yasal hasım durumundaki terkin işlemini yapan Ticaret Sicil Memurluğuna husumet yöneltilerek açılması gerekmekte ve bu hususun mahkemece re'sen nazara alınması icap etmektedir. Somut olayda, tasfiye memuruna husumet yöneltilmemiştir. Bu itibarla; ilk derece mahkemesince, davacıya şirketin tasfiyesini yürütmüş olan tasfiye memuruna karşı da dava açması için süre verilmesi, dava açılması halinde işbu dosyası ile birleştirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu husus nazara alınmaksızın hüküm tesisi ve buna bağlı olarak Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." Yargıtay -----. Hukuk Dairesinin 24.09.2018 tarihli, ----- sayılı ilâmı. "Şirket ihya davası, TTK. 'nın 547 maddesi uyarınca açılan ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu durumlarda ticaret sicilden terkin edilmiş şirketin eksik tasfiye işlemlerinin tamamlanması için yeniden ticaret sicile tescilini sağlayarak tüzel kişiliğin geçici olarak tesisini sağlamayı amaçlayan davadır. ihya davalarında işlemi yapan ticaret sicil müdürlüğü yasal hasım olup, ticaret sicil müdürlüğü yanında tasfiye işlemlerini eksik bıraktığı ileri sürülen şirketin son tasfiye memurunun da hasım gösterilmesi gerekir. ilgili şirket ticaret sicilden terkin edilmekle tüzel kişiliği sona erdiğinden ihya davalarında şirketin hasım gösterilmesine olanak bulunmamaktadır." ---- Bölge Adliye Mahkemesi -----Hukuk Dairesinin 30.06.2022 tarihli, -----sayılı ilâmı. Ticaret Sicili Müdürlüğü, ticaret siciline tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirir ve sonuca bağlar; yargı merci gibi hareket edemez. “..Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir.Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.” (TTK.m. 32). Yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verir. Aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddeder. Tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olması memurların sorumluluğunu gerektirir. Tasfiye memurları alacaklıların haklarını korumakla görevlidir (6762 Sayılı TTK m. 224 ve 6102 sayılı TTK m. 285). Henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerekmektedir. (6762 Sayılı TTK m. 445 ve 6102 sayılı TTK m. 541) Bu yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyeler mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kayıtları sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebilir. Tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, Müvekkil Sicil Müdürlüğü’nün tespit etmesi mümkün değildir. TTK m. 545/1’de düzenlendiği üzere, müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yapmış olup, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesi kanuna aykırı olacaktır. Nitekim tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğu düzenlenmiştir (TTK m. 553). Buna göre, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan ve tasfiye sürecini eksik/erken sonuçlandırdığı iddia edilen tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmamaktadır. TTK m. 547/2'ye göre, mahkemece istemin yerinde olduğuna kanaat getirilmesi durumunda şirketin ek tasfiye amacıyla ticaret siciline yeniden tescili ile birlikte bu işlemlerin yapılması için son tasfiye memurlarının veya yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanması gerekir. Zira Kanun'un gerekçesinde de ifade edildiği üzere, önceki tasfiye memurlarının görevi terkin işlemiyle birlikte son ermektedir. "...dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 547/2. maddesi 'Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.' hükmünü haiz olup, mahkemece, şirket ihyasına karar verilmesinin yanısıra 6102 sayılı TTK'nın 547/2. maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması ile tescil ve ilanı gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir." Yargıtay ---- Hukuk Dairesinin 08.04.2014 tarihli, ----- sayılı ilâmı. Bir başka husus olarak da, ek tasfiye kapsamındaki işlemlerin gerçekleştirilmesi maksadıyla atanacak tasfiye memurunun/memurlarının TTK m. 536'da düzenlenen şartları haiz olması gerekmektedir. Buna göre; sayın mahkemenizce atanacak temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye'de bulunması şarttır (TTK m. 536/4). "...mahkemece, tasfiye memuru olarak re'sen seçilen K1'in atanmasına karar verilmişse de dosya kapsamından adı geçenin tasfiye memuru olarak atanmak için yasada belirtilen şartlara haiz olup olmadığı belli olmadığı gibi, kimlik bilgileri de dosya içeriğinden anlaşılamamıştır. Mahkemece, bu açıklanan hususlar açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir." Yargıtay ---- Hukuk Dairesinin 30.01.2012 tarihli, -----sayılı ilâmı. "6102 sayılı Kanun'un 536 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına göre, tasfiye işlerinin sağlıklı yürütülebilmesi için tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması, bu kişinin Türkiye'de yerleşim yerinin bulunması ve şirketi temsile yetkili olması önemli bir gereklilik olup, aranan bu kanuni şartların tümünün aynı kişide gerçekleşmesinde zorunluluk bulunduğu, eldeki davada ise ek tasfiye işlemlerini gerçekleştirmek üzere tasfiye memuru olarak atanan ----- dosyada yer alan belgelerden ----- uyruklu olduğu görülmekle; öncelikle adı geçenin Türk vatandaşlığının bulunup bulunmadığı ile bulunuyorsa diğer şartları da taşıyıp taşımadığı araştırılarak, gerekli tüm koşulları sağlamadığının anlaşılması durumunda, adı geçenin yerine anılan kanun maddesindeki şartların tümünü birlikte taşıyan başka bir kişinin tasfiye memuru olarak atanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir." Yargıtay -----. Hukuk Dairesinin 15.04.2024 tarihli, -----sayılı ilâmı. Müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmamıştır. Tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabı tasfiye memurlarıdır. Bu nedenle, “yasal hasım” konumunda bulunan müvekkil, “yargılama masrafları”ndan sorumlu tutulamaz. Davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği "Yasal hasım" konumunda bulunan müvekkil aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemez. "...her ne kadar husumet Ticaret Sicili Müdürlüğüne yöneltilmeli ise de, ortaya çıkacak yargılama giderleri Ticaret Sicili Müdürlüğüne yüklenemez. Çünkü Ticaret Sicili Müdürlüğü sadece yasal hasım konumundadır ve davanın açılmasına da sebep olmamıştır." ------..ihya [ek tasfiye] davasında husumet, ilgili ticaret sicil müdürlüğüne yöneltilmiş ise de, yargılama giderlerinin yasal hasım niteliğindeki ticaret sicil müdürlüğüne yükletilmesi doğru değildir." Yargıtay -----Hukuk Dairesinin 07.04.2013 tarihli, ----sayılı ilâmı (Yargıtay -----. Hukuk Dairesi’nin 07.01.2020 tarihli, ----- 04.04.2016 tarih, ----- 05.06.2015 tarihli, -----., 09.02.2015 tarihli, -----16.01.2014 tarihli, -----sayılı gibi çok sayıda ilâmı ve yerleşik uygulama da bu yöndedir.). ----- Bölge Adliye Mahkemesi ----. Hukuk Dairesi, -----"Davalı ... sicil memurluğunun yasal hasım olduğu, tasfiye işlemlerinde her hangi bir yetki ve sorumluluğunun bulunmadığı, davanın açılmasına ticaret sicil müdürlüğünün sebep olmadığı anlaşılmakla, mahkemece verilen karar yerinde olup davacı vekilinin her iki davalıya karşı davanın kabulüne karar verilmiş olunmasına rağmen, davalı ... Sicil Müdürlüğü aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hüküm edilmediğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay --- Hukuk Dairesinin ---- Esas----- Karar sayılı kararı da benzer mahiyettedir.)" ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----. Hukuk Dairesinin, -----. 22.04.2021 ilâmı ve "davalı ... sicil müdürlüğü ise olağan tasfiye sonucu terkinin gerçekleştiği hallerde tasfiyenin tam olarak yapıldığını denetleme imkanı ve tasfiye sürecine dahil olması mümkün olmadığından yasal hasım olduğunun kabulü yerleşik yargı uygulamasıdır. davalı ... sicili müdürlüğü aleyhinde yargı gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesinde isabetsizlik yoktur." ---- Bölge Adliye Mahkemesi ---- Hukuk Dairesinin 24.03.2023 tarihli, ------- sayılı ilâmı. "Davacı vekili yargılama giderinin davalı ... Sicili Müdürlüğü'nden tahsilini talep etmekte ise de; terkin sebebinin TTK nın geçici 7.maddesine dayalı olarak yapılmadığı, olağan tasfiye süreci sonunda sicil kaydının terkin edildiği anlaşılmaktadır. Olağan tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabı tasfiye memurlarıdır. Bu nedenle, “yasal hasım” konumunda bulunan davalı ... Sicil Müdürlüğü “yargılama masrafları”ndan ve davacının vekalet ücreti talebinden sorumlu tutulamaz. Davanın açılmasına sebebiyet vermeyip davanın niteliği gereği “yasal hasım” konumunda bulunan sicil müdürlüğü aleyhine yargı gideri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğinden davacı vekilinin yargı giderinin davalı ... Sicili müdürlüğü'nden tahsiline karar verilmesi gerektiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir. davalı ... sicil müdürlüğü ise olağan tasfiye sonucu terkinin gerçekleştiği hallerde tasfiyenin tam olarak yapıldığını denetleme imkanı ve tasfiye sürecine dahil olması mümkün olmadığından yasal hasım olduğunun kabulü yerleşik yargı uygulamasıdır. davacı vekili tarafından sunulan emsal kararlar ise, olağan tasfiye süreci söz konusu olmadığından eldeki dava emsal nitelikde değildir." ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----. Hukuk Dairesinin 13.05.2024 tarihli, -----sayılı ilâmı. yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, müvekkil müdürlük yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlgili belge ve bilgiler celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava;------ŞİRKETİ'nin ihyası şartlarının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
----ticaret sicil numarasına kayıtlı------- ŞİRKETİ'nin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; ortakların ve yetkililerinin ..., ..., ... ve ... olduğu, şirketin son tescilini 03/01/2018 tarihinde yaptırdığı, davalı şirketin tasfiye yoluyla terkin olduğu, bu kararın 03/01/2018 tarihli ----- Gazetesi aracılığıyla ilan edildiği, ------ŞİRKETİ nin ----.ATM nin ---- Esas, ----- karar sayılı dosyasında yapılan yargılamayla sınırlı olmak üzere iş bu ihya davasının açıldığı görülmüştür.
Dava önce Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı açılmış, fakat şirketin tasfiye sonucu terkin edildiği anlaşıldığından tasfiye memuru ... davaya dahil edilmiş, kendisine gerekli tebligat yapılmış, fakat tasfiye memuru tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı gibi duruşmaya da katılmamıştır.
Davacıların ----- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin -----Sayılı dosyasında davalı , birleşen ---- ATM'nin ---- sayılı dosyasında da davalı olarak yer aldıkları, Mahkemece asıl davanın reddine birleşen alacak davasının kabulüne karar verildiği, iş bu dava devam ederken tasfiyeye memurunca ihyası istenen şirketin tasfiyesinin bitirilerek terkin edildiği anlaşılmıştır.6102 sayılı TTK'nun 547/(2). maddesi gereğince ek tasfiye, ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için bir yada birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanması ve ek tasfiye ile atanmaya ilişkin keyfiyet sicilde tescil edilmesi gereklidir (Yargıtay -----. Hukuk Dairesi'nin ---- esas ----- karar sayılı 19.10.2020 tarihli ilamı aynı yöndedir).Bu kapsamda şirketin ihyasında davacıların hukuki menfaatinin bulunduğu tespit edilmiş olup, 6102 sayılı TTK 547. maddesinde "...tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklıların şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilir", şeklinde düzenleme gereğince,tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşıldığından davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu, bu nedenle davanın kabulüyle ---- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün -----ticaret sicil numarasına kayıtlı ----- ŞİRKET nin ----ATM nin ---- Esas,-----karar sayılı dosyasında yapılan yargılamayla sınırlı olmak üzere ihyası ile, tasfiye işlemlerini yerine getirmesi için, TTK'nın 547/2. maddesine göre, ---- tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiş, dava tam kabulken kısa kararda sehven " kısmen Kabulüne" diye yazılnış, çelişki oluşturmamak adına bir düzeltme yapılmamıştır.Ticaret sicili müdürlükleri ihya davalarında yasal hasım konumunda olduğundan, sicilden terkin işlemlerini yasa ve tüzük hükümlerine uygun yapmış olan sicil müdürlüğü yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz. Yargıtay----- Hukuk Dairesinin ---- sayılı emsal nitelikli kararında da Ticaret Sicili Müdürlüğünün yasal hasım olması nedeniyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilmiştir. Yargıtay ----Hukuk Dairesi' nin ---- Esas ----- Karar ve 04.04.2016 tarihli kararı da bu doğrultudadır. Bu nedenlerle davalı ... Sicil Müdürlüğü'nün ise yasal hasım olması ve davalı ... Sicil Müdürlüğünün iş bu davanın açılmasında üzerine atfedilecek bir kusur ve ihmalinin bulunamaması karşısında, davalı ... Sicil Müdürlüğü'nün yargılama giderleriyle sorumlu tutulamayacağı, fakat diğer davalı tasfiye memurunun, şirket hakkında açılmış bir dava varken şirketin tasfiye ve terkini işlemlerini gerçekleştirmesi nedeniyle kusurlu davranışıyla bu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden, aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
TTK'nun 547. maddesi gereğince ----- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ---- ticaret sicil numarasına kayıtlı -----ATM nin ---- esas ------ esas sayılı kararı kapsamında yapılacak işlemlerle sınırlı olmak üzere ihyasına,
2-TTK'nun 547/2. maddesi uyarınca ... (TCK NO: ... ) 'in tasfiye memuru olarak atanmasına,
3-Şirketin ticaret siciline tescil ve kararının özetinin ----- Gazetesi'nde ilanına,
4-Alınması gereken 615,40.- TL harcın peşin alınan 427,60.- TL harçtan mahsubu ile kalan 187,80.- TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 427,60.-TL peşin harç, 427,60.-TL başvurma harcı ve 247,00.-. TL dosya masrafı olmak üzere toplam 1.102,20.- TL yargılama giderinin davalı ...' tan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'ye göre takdir edilen 30.000.-TL vekalet ücretinin davalı ...' tan alınarak davacıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,Dair; davacı vekil inin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.