T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/86
KARAR NO : 2025/63
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/02/2022
KARAR TARİHİ : 28/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacının sağlık sektöründe faaliyet gösteren bir firma olup dönem dönem bazı kongrelere sponsor olduğunu, davalı tarafın da kongre organizasyon firması olup sağlık sektöründe yer alan derneklerin düzenledikleri kongrelerin organizasyon işlerini yaptığını davacı şirketin 12.06.2020 tarihinde bir kongre organizasyonuna ("İç hastalıkların tedavisinde modern yaklaşım sempozyumu”) sponsor olmak amacıyla Davalı şirkete 26.500.-USD avans ödemesi yaptığını, ancak kongrenin pandemi nedeniyle iptal edildiğini, davalı şirketin taraflarına verdiği taahhüt ile söz konusu kapora ödemesinin 2021 yılındaki başka bir toplantıya aktaracağını bildirdiğini, ancak 2021 yılında da toplantı yapılamamış olup bu kez de davacı şirketin kaporanın varlığını ve iadesini reddettiğini, İşbu durum nedeniyle 2021 yıl kapanışından önce 28.12.2021 tarihinde davalının -----elektronik resmi posta tebligat adresine (TTK 18/3 gereğince) ödemeyi yapması aksi halde yasal yollara müracaat edileceğine dair ihtara rağmen cevap vermeyen ve kapora/avans iadesini yapmayan davalıya karşı icra takibi başlatıldığını, ancak Davalı tarafın icra takibi başladıktan sonra kötüniyetli olarak ve genel sebeplerle icra takibine itiraz ettiğini, arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek fazlaya dair hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla; ----. İcra Müd----- Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, Davalı'nın %20’den aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep ederiz.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili davalı şirketin 2016 yılından bu yana, uzun yıllara dayanan tecrübesi ve deneyimli ekibi ile --- Ülkeleri (---- kongre-organizasyon hizmeti veren bir firma olduğunu, Satış ve pazarlama stratejisi ---- olan davalı şirketin destinasyonlardaki havayolu firmaları, oteller, restorantlar ve transfer firmaları ile yapmış olduğu yıllık kontratlar sayesinde en iyi koşullarda ve en iyi kalitede hizmet vermeyi kendisine ilke edindiğini, davalı şirketin bu doğrultuda davacı ----- da 2018 yılından itibaren hizmet verdiğini, İki firma arasındaki ticari ilişki hep avans ödemesi ile başladığını, İş tamamlandığında da taraflar arasında kararlaştırılan ücretin bakiyesi ödendiğini, Bu süre içerisinde iki firma arasında ciddi ve sürekli bir güven ilişkisi kurulduğunu, bu tarihe kadar hiçbir hukuki ihtilaf yaşanmadığını, aradaki ticari ilişkinin halen devam ettiğini, davacının en son 23-27 Mart 2022 tarihinde yapılacak ‘----Kongresi’’ için de Müvekkil Şirket’ten hizmet aldığını, davalı şirketin bu organizasyon için gerekli bütçeyi ------ ilettiğini, organizasyonun toplam bütçesinin 111.882 USD (Amerikan Doları) olduğunu, ----- bu bedelde, mutabık kaldığını, davalı şirketin bu iş için ön-hazırlıklara başladığını, 26.500 USD'yi, ----aktardığını, ---- adına, --- -- tarafından, organizasyon ile ilgili yerlere, ön-ödeme, harcamalar yapıldığını, bu ön ödemelere ilişkin olarak öncelikle ---- onay aldığını, pandemi koşulları bitinceye kadar erteleme konusunda tarafların mutabık kaldığını, avansa dayanak İş-Sözleşmesinin iptal edilmediğini, davalı şirketin temerrüde düşürülmediğini, USD alacaklarına uygulanan faiz oranının fahiş olduğunu, iddia edilen alacağın likit olmadığını savunarak fazlaya dair hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla işbu itirazın iptali davasının reddine, davacı tarafın icra-inkar tazminatı talebinin reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında talep konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.----. İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası UYAP sisteminden celp edilmiştir.
6100 sayılı HMK Madde 222- 1)Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle: 22/7/2020 - 7251 sayılı Kanun md. 23) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4)Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5)Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.
Ticari defterler ve sahibi lehine delil olabilme koşulları, 6100 sayılı HMK madde 222 ve devamı ile 6102 sayılı TTK madde 64 ve devamında açıkça düzenlenmiştir. Tacirler, Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükmü uyarınca ticari defter tutmak zorundadır. 6100 sayılı HMK. 222/1. Maddesi ve 6102 sayılı TTK 83/1. Madde uyarıca ticari uyuşmazlıklarda Mahkeme re'sen ya da taraflardan birinin istemi üzerine ticari defterlerin ibrazına karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır. Anılan hükümler çerçevesinde değerlendirme yapıldığında; Tarafların tacir sıfatını taşıdıkları, uyuşmazlığın iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklandığı, her iki tarafın da ticari defter tutmak zorunda olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizin 28/06/2022 tarihli duruşma ara kararı ile 6100 sayılı HMK 222. Madde kapsamında taraflara 2018, 2019, 2020 ve 2021 yıllarına ait ticari defterlerini sunmaları için iki haftalık kesin süre verilmiş, SMMM bilirkişi tarafından tarafların iddia ve savunmaları kapsamında alacak ve borç kalemlerinin tespiti ve hesaplanması hususlarında rapor tanzim etmek üzere dosya bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
SMMM bilirkişi --- ve nitelikli hesaplamalar alanında uzman bilirkişi ---- tarafından tanzim edilen raporda özetle;''.... Davacı yanın sunduğu ticari defterlerin TTK hükümlerine göre gerekli açılış ve kapanış onayına sahip olduğu, Davalı yanın sunduğu ticari defterlerin TTK hükümlerine göre gerekli açılış ve kapanış onayına sahip olduğu, davacı yanın ticari defterlerinde yapılan inceleme neticesinde, davalı yandan takip tarihi itibarı ile kaydi olarak 26.500,00 USD karşılığı 180.862,50 TL alacaklı göründüğü, Davalı yanın ticari defterlerinde yapılan inceleme neticesinde, davacı yana takip tarihi itibarı ile kaydi olarak 194.523,25 TL borçlu göründüğü, ancak davalının ön ödeme yaptığı dava dışı ---- varsa organizasyon için yaptığı hazırılık harcamalarının belirlenmesi ve bunlara ait miktar belirlendikten sonra taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayan 26.500 USD'dan TTK 23/a maddesi uyarınca bu tutarların tenzil edilmesiyle bakiye tutarın iade edilebileceği, davalının varsa bu masraflarını beyan etmesi gerektiği, bu tutarların belirlenmesi ve denetimi için sektörel (Turizm uzmanı) bir bilirkişi tarafından inceleme yapılması hususunda takdirin Mahkemeye ait olduğu...'' belirtilmiştir.
Tanzim edilen rapor taraflara tebliğ edilmiş olup, rapora karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sunulmuştur.Mahkememizin 05/03/2024 tarihli celse ara kararı ile dosya daha önce rapor sunan bilirkişi heyeti yanına sektör bilirkişisi eklenmek suretiyle yeniden rapor alınmasına karar verilmiş olup, sektör bilirkişisi ---, SMMM bilirkişi ----- ve nitelikli hesaplamalar alanında uzman bilirkişi ---- tarafından tanzim edilen ek raporda özetle;'' Sektörel anlamda yurt dışı organizasyonların/rezervasyonların iptali söz konusu olduğunda rezervasyon iptallerinde iade edilecek tutarlardan kesinti yapılmasının uygulama ile gerçekleşen sektörel teamüllerden olduğu, davalı firmanın dava dışı firmaya rezarvasyonu aldığı anda ödemeyi gönderdiğinin kök raporda mali bilirkişi tarafından tespit edildiği, Davacının davalı yana gönderdiği 26.500 USD'den, davalının iş bu rapor öncesinde itirazında sunduğu dava dışı firmanın keşide ettiği 29.09.2023 tarihli ---- numaralı, -----10-12/Nisan 2020 tarihindeki ---- Organizasyon iptali ceza ve masraflar bedeli içerikli 24.500 USD tutarlı faturanın düşülmesinden sonra, davacının davalıdan talep edebileceği tutarın 2.000 USD olacağı kanaatine varılmıştır. Davacının talep ettiği icra inkar tazminatı hakkındaki takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Davacı yanın davalı yanı kep adresine gönderdiği ihtarla temerrüde düşürdüğü, ancak temerrüde konu tutarın 2.000 USD olduğu,...'' belirtilmiştir.
Tanzim edilen rapor taraflara tebliğ edilmiş, ek rapora karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sunulmuştur.İddia, savunma, celp edilen belgeler, tanzim edilen bilirkişi raporu birlikte incelenip değerlendirildiğinde; Huzurdaki dava, sözleşmenin ifa edilmediği iddiasına dayalı ödenen kapora bedelinin tahsilinin konu edildiği icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
Davacı tarafından; Organizasyonu davalı tarafından yapılan yurtdışında yapılacak sempozyuma sponsorluk ödemesi yapıldığını, kongrenin pandemi nedeniyle iptal edildiği, ödemenin 2021 yılındaki başka bir toplantıya aktarılması konusunda tarafların anlaştıklarını ve ancak 2021 yılında da toplantı yapılamadığı ileri sürülerek ödenen bedelin iade edilmesi gerektiği ileri sürülmüş, davalı tarafından organizasyon kapsamında bir kısım yerlere ön-ödeme, harcamalar yapıldığını, pandemi koşulları bitinceye kadar erteleme konusunda tarafların mutabık kaldığını, avansa dayanak İş-Sözleşmesinin iptal edilmediğini ileri sürülmüştür.
Sunulu dekonttan davacı tarafından 12/06/2020 tarihinde 26.500-USD davalı tarafa ödendiği anlaşılmıştır.Davalı tarafından tanzim edildiği anlaşılan yazıda; "10-12 Nisan 2020 tarihleri arasında planlanan ----- Toplantısı Covid 19 (pandemi) nedeni ile 2021 yılına ertelenmiştir. Toplantının yeni tarihi henüz netleşmemiştir. Etkinlik planlamasında olan konaklama giderleri vb. giderler için yapılan kapora ödemelerine karşılık ---- 26.500 USD ön ödeme alınmıştır. Bu bedel 2021 de yapılacak --- Toplantı bütçesine ön ödeme olarak aktarılacaktır." belirtildiği görülmüştür.
Yapılan yargılama ile taraflar arasında 22/11/2018 tarihli Münhasır Olmayan Hizmet Sözleşmesi bulunduğu, sözleşme ile davalı şirketin toplantı ve organizasyon hizmetleri ile bu çerçevede profesyonel hizmet sunma edimini üstlendiği, 22/11/2018 tarihli sözleşmenin belli bir proje kapsamında olmayan çerçeve sözleşme niteliğinde olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 9.12. Mücbir Sebepler başlığında "doğal afetler; kamu düşmanlarının edimleri; terör saldırıları; istilalar; ayaklanmalar; mahkeme emirleri; ambargolar; grevler, lokavtlar, iş davaları veya boykotlar dahil işgücü ihtilafları; yangınlar; patlamalar; seller; depremler; malzeme veya enerji kıtlıklar; hammaddelerin teslimatında yaşanan gecikmeler; veya durumdan etkilenen Taraf'ın makul kontrolünün ötesinde olan veya bu Taraf'ın bir kusuru veya ihmali olmaksızın ortaya çıkan öngörülemeyen nitelikteki diğer sebeplerin" mücbir sebep olarak düzenlendiği, iddia ve savunma kapsamında somut olay değerlendirildiğinde her ne kadar koronavirüs pandemisinin küresel bir salgın olarak sözleşmesel edim yükümlülükleri kapsamında mücbir sebep olarak değerlendirilmesi mümkün ise de koronavirüs pandemisinin ülkemizde ve tüm dünyada 2020 yılı Mart ayı başında baş gösterdiği, davaya konu kongrenin 10-12 Nisan 2020 tarihleri arasında yapılması planlandığı, dosyaya sunulu maillerden anlaşma koşulları hakkındaki görüşmelerin 20/01/2020 ve 11/02/2020 tarihlerinde yapılmaya başladığı anlaşılmış ise de ödemelere yönelik görüşmelerin kongre iptal edildikten ve pandemi niteliği ve boyutunun anlaşılmasından sonraki tarih olan Mayıs ve Haziran 2020 tarihlerinde yapıldığı, talebe konu ödemenin 12/06/2020 tarihinde gerçekleştiği, bu kapsamda uyuşmazlığın mücbir sebep iddia ve savunması kapsamında değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı, davalı tarafından her ne kadar organizasyon planlama kapsamında 3. Kişilere yapılan ödemelerin mahsubu talep edilmiş ise de davalı ticari defterlerinde yapılan incelemede davaya konu uyuşmazlık yönünden yapılan giderlere yönelik kaydın bulunmadığı, davalı tarafından sunulan gider faturasının dava tarihinden sonra 2023 yılında keşide edildiği ve delil sunma aşamasından sonra ibraz edilen delilin savunmanın genişletilmesi kapsamında dikkate alınmayacağı gibi davalı tarafından yazılan yazı içeriğinde yapılan 26.500 USD ön ödemenin 2021 de yapılacak ---- Toplantı" bütçesine ön ödeme olarak aktarılacağının taahhüt edildiği ve yazı içeriğinde yapılacak herhangi bir kesintiye yer verilmediğinin görüldüğü, tarafların bu kapsamda ödemenin bir sonraki kongre için aktarılması hususunda irade birliği içinde bulundukları, davalının tacir yükümlülüğü ve profesyonel hizmet verme taahhüdü karşısında pandeminin boyutu anlaşılmasından sonra 3. Kişilere yapılacak ödemeler yönünden mücbir sebep savunmasında bulunamayacağı, dosya kapsamına sunulu delillerden davaya konu ödeme karşılığında 2021 yılı içinde de hizmetin verildiğine yönelik delil bulunmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Davacı tarafından her ne kadar icra takip dosyasında sehven 25.600-USD yazıldığı ve ek takip talebi düzenlendiği ileri sürülmüş ise de icra dosyasının uyap sisteminden incelenmesinden ve Mahkememizce icra müdürlüğüne yazılan yazılan müzekkerelere verilen cevaplardan davacı tarafından 900-USD yönünden ek takip talebinde bulunulduğu, icra müdürlüğünce talebin kabul edildiği anlaşılmakla birlikte ödeme emri düzenlenmediği, ek takip talebi yönünden usulüne uygun takip ve itiraz bulunmadığından takibin 26.500-USD olarak değerlendirilmesi yönündeki talebin reddi gerektiği, davacı tarafından her ne kadar ek takip talebine konu kısım yönünden alacak davası olarak değerlendirme yapılması talep edilmiş ise de ek 900-USD yönünden usulüne uygun şekilde tanzim edilen ve harçlandırılan dava bulunmadığından talebin takip talebinde yer alan 25.600-USD asıl alacak şeklinde değerlendirilmesi gerektiği, asıl alacağın niteliği dikkate alınarak takipten sonra asıl alacağa işleyecek faiz türünün 3095 Sayılı Kanunun 4.a madde kapsamında değerlendirilmesi ve alacağın likid olduğu dikkate alınarak tespit edilen alacak üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-)Davanın KABULÜNE,
2-)Davalının ---. İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı takibe yaptığı itirazın İPTALİNE, takibin 25.600-USD asıl alacak üzerinden DEVAMINA,
-Asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4.a maddesi uyarınca Devlet Bankalarınca USD Döviz Cinsi Mevduata verilen en yüksek mevduat faizi uygulanmasına,
3-)Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen alacağın %20'si tutarında olan 68.470,27-TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-)Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
5-)Karar ve ilâm harcı olan 23.386,02-TL harçtan peşin alınan 4.424,20-TL harcın mahsubu ile bakiye 18.961,82-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
6-)Davacı vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 55.655,22 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
7-)Davacı tarafça yatırılan 6.032,40-TL harç ve 6.112,00-TL bilirkişi, posta, tebligat gideri olmak üzere, toplam12.144,40-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
8-)Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.