T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/579
KARAR NO:2024/963
DAVA: TAZMİNAT (RÜCUEN TAZMİNAT)
DAVA TARİHİ: 25/08/2023
KARAR TARİHİ : 06/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin -----kurum ve kuruluşlara personel taşımacılığı alanında hizmet veren-----başta olmak üzere ---- her bölgesinde personel taşımacılığı faaliyetini 20 yılı aşkın
süredir yüksek özen ve kalite ile yerine getiren alanında öncü bir firma olduğunu, müvekkili şirket bu taşımacılık faaliyetini kendi öz mal araçları ile yerine getirdiği gibi taşeron / tedarikçileri aracılığı ile de yerine getirdiğini, bu kapsamda taşeron/tedarikçiler
müvekkilinin müşterilerine, müvekkilinin talimatı doğrultusunda personel taşımacılığı hizmeti vermekte bu hizmetleri karşılığı müvekkili şirkete faturalar tanzim ettiğini, müvekkili şirketin de
bu hak edişleri ödediğini, davalılardan ---ile de yukarıda özetledikleri kapsamda davalının maliki olduğu ------- plakalı araç için 2016 yılında birkaç aylığına, mütemadi olmayan sadece
1-2 iş için ticari ilişki kurulduğunu, söz konusu ---- plakalı aracın sürücüsü ise diğer davalı ---- olduğunu, davalı----emir ve talimatları ile çalışan işçisi olduğunu, sürücünün müvekkili şirket ile hiçbir dönemde herhangi bir iş ilişkisi bulunmadığını, sürücünün müvekkili şirket çalışanı olup olmadığı hususunun mahkemenizce ----yazılacak bir müzekkere ile de araştırılmasını, sürücü davalı ----- tarihinde saat sabah 06:33 sıralarında sevk ve idaresinde bulunan diğer davalı --- adına kayıtlı -----plakalı araç ile ----üzerinde seyir halindeyken kavşaktan anayola katılmak istediği sırada sol tarafından gelmekte olan müteveffa ------sevk ve idaresindeki ----- plaka sayılı araca çarptığını, olayın ardından
müteveffa bir süre hastanede tedavi görmüş ve taburcu edilmiş ancak 11/06/2016 tarihinde fenalaşarak vefat ettiğini, daha sonra kaza ile ilgili olarak mütevaffanın eşi ---- tarafından ---- Sayılı dosyadan, müvekkili şirket de davalı olarak gösterilerek araç sahibi---- sürücü ---- ve müvekkili şirkete karşı toplam 50.000-TL manevi tazminat talepli dava ikame edildiğini, söz konusu davada müvekkili şirketin davalı olarak gösterilmesinin tek gerekçesi kazaya karışan araçta müvekkili şirketin ambleminin bulunması nedeni ile işleten sıfatında olacağı iddiasıdır. Ancak müvekkili şirketin söz konusu araç üzerinde işleten sıfatı bulunmadığını,
KTK Madde 3'e göre ; " Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracı uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı,
ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufta bulunduğu ispat
edilirse , bu kimse işleten sayılır. " Anılan kanun maddesinde de açıkça hükme bağlandığı üzere müvekkili şirketin somut
olayda işleten vasfını haiz olması için aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olarak işletmesi ve araç üzerinde fiili tasarrufta bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, ancak müvekkili şirket ne aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işletmekte ne de araç üzerinde fiili tasarrufta bulunmadığını, su nedenle işleten olması mümkün olmadığını, aracı kaza tarihinde kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olarak işleteni araç sahibi davalı ---- olduğunu, kaldı ki kaza tarihinde araç müvekkili şirkete özgülenmiş olmadığı gibi müvekkili şirketin emir ve talimatı altında olmayıp sürücü de müvekkili şirketin işini yerine getirmemekte tamamen kendi veya araç sahibi ----özel işi için aracı kullanmadığını, somut olaya bakıldığında kaza tarihi ve saatinde söz konusu araç müvekkili için çalışmamakta, müvekkilie ait taşımacılık faaliyetini yerine getirmediğini, KTK açısından uygun illiyet bağı, motorlu araç işletme faaliyetinin bir zarara sebep olduğunu, zararın motorlu
aracın işletilmesi nedeniyle meydana geldiği kabul edilebiliyorsa, başka bir ifade ile araç işletilmeseydi zarar meydana gelmezdi denilebiliyorsa, bu durumda uygun illiyet bağının varlığı kabul edilir. Meydana gelen zarar ile motorlu araç işletme faaliyeti arasında ilgi bulunmasına rağmen, işletme faaliyeti zararın sebebini oluşturmuyorsa diğer bir deyişle işletme
faaliyeti o zararın doğumu için yetersiz kalıyorsa bu durumda uygun illiyet bağı bulunmadığı için işleten KTK. m. 85 uyarınca sorumlu tutulamayacaktır.---- her ne kadar -----Sayılı dosyasına söz konusu itirazlarımızı ileri sürmüş isek de mahkemece müvekkili şirket aracın işleteni olarak kabul edilmiş ve davanın kabulü ile 50.000,00-TL manevi tazminatın ------ tarihinden
itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan yani müvekkili şirket, davalı araç sahibi---- davalı sürücü----müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Söz konusu karar istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, bunun üzerine ----- Sayılı dosyasının davacısı ---- tarafından ---- Sayılı Dosyasından müvekkili şirket, davalı----- davalı sürücü ---- karşı icra takibi başlatılmıştır. Diğer davalılara icra emri tebliğ olmasına rağmen dosyaya ödeme yapılmadığını, müvekkili şirket ise istinaf süresi boyunca teminat sunarak tehir-i icra kararı almış,
istinaf kesin olarak karar verdiğinde ise cebri icra tehdidi altında takip dosyası kesinleşmeden---- tarihinde ----- ödeme yapmak zorunda kalmış ve icra dosyası kapatıldığını, yukarıda bahsi geçen kazada müvekkili şirketin hiçbir kusuru söz konusu olmayıp, sürücü ----hakkında görülen ceza yargılaması kapsamına alınan ----tarafından düzenlenen ---- tarihli raporda;
müteveffa sürücü ---sevk ve idaresindeki otomobil ile olay mahallinde nizami şekilde seyri sırasında meydana gelen olayda atfı-kabil bir kusurunun bulunmadığının, şüpheli sürücü-----sevk ve idaresindeki minibüs ile olay mahallinde anayola katılımını geniş açıyla yapması ve istikametine göre sol tarafından gelmekte olan müteveffa sürücü idaresindeki otomobilin hızını ve konumunu dikkate alarak yapması gerekirken bu hususlara riayet etmediği, dar açıyla gerçekleştirdiği, anayola katılım manevrası neticesi otomobilin istikamet şeridini kapattığı, ilk geçiş hakkını otomobile vermediği olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile asli derecede kusurlu olduğunun belirtilmiştir. Yani huzurdaki dosyanın davalıları ile olan iç ilişkide müvekkili şirketin hiçbir kusuru söz konusu olmayıp %100 kusurlu olan davalı sürücü ---- ile araç sahibi davalı ---- sorumlu olduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun müteselsil sorumluluğu düzenleyen " İç ilişkide " başlıklı 62. Maddesi; MADDE 62- Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlulararasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Tazminatın kendi
payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur. Hükmünün haiz olduğunu, davalı sürücünün kesinleşen %100 kusuru ve diğer davalı------araç sahibi olarak ve ayrıca çalışanının kusurundan sorumlu tutulacağı hususları nazara alındığında müvekkili şirketçe ödenen tüm tazminatın diğer davalılardan rücuen tazmini gerektiğini, her ne kadar bu taleplerine ilişkin olarak davalı taraflarla huzurdaki dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk süreci de gerçekleştirilmiş ise de anlaşma sağlanamadığını, arabuluculuk anlaşamama tutanaklarını işbu dilekçe ekinde sunduklarını, müvekkili şirketin ----- Dosyasına haksız olarak ödediği toplam 108.331,76 -TL tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, müvekkili şirket tarafından -------Dosyasına haksız olarak ödenen 108.331,76-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen rücuen tazmini talep ve dava etmiştir. Davalı----- vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili davalı ile davacı şirket arasında "Tedarikçi Araç Sözleşmesi" kurulmuş ve bu sözleşme uyarınca müvekkili davalı tarafından ------ plakalı araç ile servis taşımacılığı yapıldığını, sözleşmeden de görüleceği üzere davacı taraf, kendi müşterisi olan ----şirketin personel taşımacılığının bir kısmını müvekkili davalıya yaptırmış ve bu şekilde işleten sıfatına sahip olduğunu, kazanın meydana geldiği tarihte de müvekkili davalıya ait olan araç, davacının müşterisi olan------- unvanlı şirketin personel taşımacılığını yapmakla, davacının kazaya karışan aracın işleteni olmadığı, kaza yapan aracın üzerinde kendilerine ait logo ve unvan yazdığından bahisle sorumluluklarına gidilemeyeceği iddiasının mesnetsiz olduğunu, davalılardan---- plakalı aracın sürücüsü olarak 25.05.2016 tarihinde ölümlü trafik kazasına neden olmuş ve ölen kişinin yakınları tarafından --- nezdinde manevi tazminat davası açıldığını, davanın kabulü ile davalı ----manevi tazminatı davacıya müşterek ve müteselsil olarak ödemesine karar verildiğini, kararda, davalı ------ haksız fiili gerçekleştiren araç sürücüsü olması nedeniyle, ----ise işleten sıfatı ile sorumlu olduğu tespitlerine yer verilmiştir. Yukarıda da beyan etmiş olduğumuz üzere, davacı taraf, meydana gelen kazada araç işletileni olmadıklarını, kazadan sorumluolamayacaklarını ileri sürmüş ise de, davacının
müşterisi olan ----- şirketinin personel taşıması anında kazanın meydana geldiği, kaza neticesinde ikame edilen tazminat davasından huzurdaki davanın tüm taraflarının müşterek ve
müteselsil sorumlu olduğu dikkate alındığında, davacının icra dosya borcundan hiçbir şekilde sorumlu olmadığı halde ödeme yapmak zorunda kaldığı, yapılan tüm ödemenin müvekkili
davalıdan tahsil edilmesini talep etmesi yersiz olup, davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ve Karayolu Taşımacılığı konusunda uzman bilirkişi heyetinden alınan raporda özetle; Borçlar Kanunumuza göre, birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanmaktadır. Bu hükümden hareketle, dış ilişkide geçerli olan teselsül,sorumlulardan birinin borcun bir kısmını ya da tamamını ödemesi halinde doğan iç ilişkide geçerli değildir. Bu gibi hallerde TBK m. 62’ye göre tazminatın paylaştırılmasında kusurun ağırlığına
ya da tehlikenin yoğunluğuna bakmak gerektiği ve birbirinden farklı sebeplerle müteselsil borçtan sorumlu olanlar için, Mülga Kanundaki teselsül sırasının tatbik edilmesi gerektiği kabul
edilmektedir. Kanundaki bu düzenleme nazara alındığında, iç ilişkideki sorumluluk oranı belirlenirken, hakkaniyet, zarara sebep olma derecesi, zarardan yararlanma oranı, kusurun ağırlığı ve yaratılan tehlikenin yoğunluğunun dikkatealınmasıgerekmektedir. Birden fazla olağan sebep ve tehlike sorumlusunun müteselsil borçlu olduğu durumlarda da, kusurla birlikte, tehlike sorumlusunun sahip olduğu tehlike rizikosu ve zararın oluşmasındaki rolü dikkate alınması gerektiği kabul edildiğini, bu kapsamda birden fazla olağan sebep ve tehlike sorumlusu arasında olayın koşulları ve tehlikenin ağırlığı arasında bir fark görülememesi durumunda, doktrinde tazminatın eşit paylaşım yoluna gidilebileceği belirtildiğini, tehlike sorumluluğunun özel bir görünümü olan Karayolları Trafik Kanununun 88. Maddesi de TBK daki düzenlemeler ile paralellikgöstermektedir. İlgiliİlgili maddenin 2. Fıkrasında paylaştırmanın tüm şartlar değerlendirilerek yapılacağı,
özel durumlar ve araçların işletme tehlikeleri farklı şekilde paylaşmayı öngörmemişse zarar verenlerin kusurları oranında zarara katlanacakları düzenlenmiş, bu şekilde rücu
paylaşımında işletme tehlikesinin göz önünde bulundurulmasının ve aynı zamanda ek kusur varsa kusur derecelerinin de paylaştırmada dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Bu sebeple uygulamada, birden fazla işletenin ve kazaya sebep olan araç sürücüsünün olduğu kazalarda, tehlike sorumlusu olan işletenlerin ilave bir kusuru olmaması halinde, iç
teselsüldeki sorumluluk miktarlarının eşit olduğu kabul edilmiştir. İç ilişkideki sorumluluk oranları haricinde, müteselsil sorumluluk kapsamında alacaklıyı tatmin eden müteselsil borçlunun, rücu hakkını kullanabilmesi için, alacaklının tatmin edilmiş olması, borçlunun payından fazla ödemede bulunması, ifanın geçerli olması ve rücu edilecek borçlunun ifadan kaçınma imkânına sahip olmaması gerekir. Rücunun miktarı açısından da müteselsil borç ilişkisinde, alacaklıya ifada bulunan borçlu, diğer borçlulara ancak bu borçluların her birinin sorumlu olduğu kısım oranında talepte bulunabilmektedir. İç ilişkide, borçlular arasında teselsül ilişkisi bulunmadığı için her bir borçlu kendi payı oranında borçtan sorumlu olacak, diğer müteselsil borçluların borcundan sorumlu olmayacaktır. Bu açıklamalar ışığında dava konusu olaya bakıldığında, davalı ----- tarihinde saat 06:33 sıralarında sevk ve idaresinde bulunan diğer davalı ---- adına kayıtlı----- plakalı, araç üzerinde ---- amblemi olan -----üzerinde seyir halindeyken kavşaktan anayola katılmak istediği sırada sol tarafından gelmekte olan davacının eşi olan----- sevk ve idaresindeki ---- plaka sayılı araca çarptığı, Meydana gelen kazada müteveffanın vücudunda ağır kemik kırıklarının meydana geldiği, olayın ardından 11/06/2016 tarihinde fenalaşarak vefat ettiği, Bunun üzerine açılan tazminat davasında ---- tarihli ilamı ile, 50.000,00-TL manevi tazminatın 25/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ve karar ferileri ile birlikte taraflardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği görülmektedir.
İlgili karara ve dosyadaki evraklara bakıldığında, davalı-------- araç sürücüsü olduğu ve kazada --- %100 kusurlu olduğu’ nun tespit edildiği, Davalı ---- ise araç sahibi olduğu ve aracı davacıya 01.04.20106 tarihli tedarik sözleşmesi ile kullandırdığının anlaşıldığı, bu sözleşmeye binaen bu sözleşmenin iki tarafının da Yerel Mahkeme kararında araç işleteni olarak kabul edildiği,
Bu durumda davacı ve davalı ----- araç işleteni olarak, haksız fiilden sorumluluğunun Karayolu Trafik Kanunundaki tehlike sorumluğundan kaynaklandığı, davalı ---- ise, olağan sebep sorumlusu olduğu, Dosya içerisinde tehlike sorumlularının, ek kusurlu oldukları ya da sözleşme kapsamında, doğacak zararı yüklendiklerine dair bir veri olmadığı bu bakımdan, iç ilişkide,
tarafların sorumluluklarının eşit olduğu düşünülmektedir.
Davacı kesinleşen Mahkeme ilamının ------ sayılı dosyasından takibe konduğu ve icra dosyasına 108.331,76 TL ödenerek dosyanın infaz edildiğini belirtmişse de, icra dairesi tarafından ---Esas sayılı dosyası yerine ----sayılı dosyası gönderildiğinden ilgili ödeme teyit edilememiştir. Davacının icra dosyasına 108.331,76 TL ödemesi durumunda, her bir davalıdan, zarardan eşit sorumluluk prensibine göre 36.110,59 TL talep edebileceği hesaplanmaktadır. Davacı ve davalı ---- araç işleteni olarak, haksız fiilden sorumluluğunun Karayolu Trafik Kanunundaki tehlike sorumluğundan kaynaklandığı, davalı ---- ise, olağan sebep sorumlusu olduğu, Dosya içerisinde tehlike sorumlularının, ek kusurlu oldukları ya da sözleşme kapsamında, doğacak zararı yüklendiklerine dair bir veri olmadığı bu bakımdan, iç ilişkide,
tarafların sorumluluklarının eşit olarak kabul edildiği,
Dosyaya niza konusu ----- Esas sayılı dosyası gönderildiğinden davacının 108.331,76 TL’ lik ödemesinin teyit edilemediği, Bu durumda, Davacının icra dosyasına 108.331,76 TL ödemesi durumunda, zarardan eşit olarak sorumlu olduklarının kabulü halinde, her bir davalıdan, ayrı ayrı olarak 36.110,59 TL talep
edebileceği, bildirilmiştir.Mahkememiz tarafından dosyada bulunan bilgi ve belgeler incelenmiş olup; Davanın, İcra dosyasına yapılan ödemenin rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu, davalı ---- tarihinde saat 06:33 sıralarında sevk ve idaresinde bulunan diğer davalı ---- adına kayıtlı ---- plakalı, araç üzerinde ------seyir
halindeyken kavşaktan anayola katılmak istediği sırada sol tarafından gelmekte olan ----sevk ve idaresindeki --- plaka sayılı araca çarptığı, Meydana gelen kazada müteveffanın vücudunda ağır kemik kırıklarının meydana geldiği, olayın ardından 11/06/2016 tarihinde fenalaşarak vefat ettiği, Bunun üzerine açılan tazminat davasında ------ tarihli ilamı ile, 50.000,00-TL manevi tazminatın 25/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ve karar ferileri ile birlikte taraflardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği görülmektedir. İlgili karara ve dosyadaki evraklara bakıldığında, davalı ------araç sürücüsü olduğu ve kazada --------- Raporunda %100 kusurlu olduğu’ nun tespit edildiği, Davalı -------- araç sahibi olduğu ve aracı davacıya 01.04.20106 tarihli tedarik sözleşmesi ile kullandırdığının anlaşıldığı, bu sözleşmeye binaen bu sözleşmenin iki
tarafının da Yerel Mahkeme kararında araç işleteni olarak kabul edildiği, Bu durumda davacı ve davalı ------ araç işleteni olarak, haksız fiilden sorumluluğunun Karayolu Trafik Kanunundaki tehlike sorumluğundan kaynaklandığı, davalı --- ise, olağan sebep sorumlusu olduğu, Dosya içerisinde tehlike sorumlularının, ek kusurlu oldukları ya da sözleşme kapsamında, doğacak zararı yüklendiklerine dair bir veri olmadığı bu bakımdan, iç ilişkide,
tarafların sorumluluklarının eşit olduğu, Davacı kesinleşen Mahkeme ilamının------dosyasından takibe konduğu ve icra dosyasına 108.331,76 TL ödenerek dosyanın infaz edildiği, her bir davalıdan, zarardan eşit sorumluluk prensibine göre 36.110,59 TL talep edebileceği hesaplanmaktadır. Açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,
1----- tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı ----- alınarak davacıya ödenmesine,
2------tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı ------ alınarak davacıya ödenmesine,
3-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ---- bütçesinden ödenecek 2.600,00-TL arabuluculuk ücretinden davanın kabul ve red oranına göre 866,67-TL'nin davacıdan, 866,67-TL'nin davalı --- 866,67-TL'nin davalı------tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
4-Karar tarihinde alınması gerekli 4.933,43-TL harcın davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.850,04-TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.083,39-TL harçtan 1.541,70-TL'nin davalı ---, 1.541,70-TL'nin davalı ------- tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan 8.683,00 TL yargılama gideri üzerinden davanın kabul oranına göre belirlenen 5.788,66-TL'nin ve davacı tarafça yatırılan 1.850,04 TL peşin harç giderinin toplamı 7.638,12-TL'den 3819,06-TL'nin davalı ---- 3819,06-TL'nin davalı----- tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı tarafça yapılan yargılama giderinin bakiye kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinden 15.000,00-TL'nin davalı ---- davalı ----alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı ---- kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ------ verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin (e-duruşma) ve davalı vekilinin (e-duruşma) yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ----------- Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.
06/12/2024