T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/695
KARAR NO : 2024/951
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/10/2023
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkil, ---- sitesinde ticaret yapan bir tacirdir. Davalı ise müvekkilin onlarca müşterisinden birisidir. Müvekkil, kendisine yüklenen edimi yerine getirmiş, yaptığı işleri teslim etmiş ve karşılığında fatura kesmiştir. Kesilen faturaya itiraz etmeyen davalı, bu faturanın büyük bir kısmını ödemiştir. Buna karşılık ilgili faturanın KDV'sine denk gelen kısmı davalı tarafından ödenmemiştir. Müvekkil, davalıya sözlü olarak ihtaratta bulunmuşsa da çare olmamış ve sonunda ilamsız icra takibine geçmek zorunda kalmıştır. Yapılan ilamsız takip -ki bu takip ---- İcra Dairesi ---- Esas sayılı dosyasıdır- davalıca itiraza uğramış ve takip İİK 66 gereğince durmuştur. Anılan uyuşmazlığın iki tacir arasında olmasından dolayı uyuşmazlığın ticari bir uyuşmazlık olduğu aşikar olduğundan TTK 4/1 gereğince davanın ticari dava olduğu görülecektir. Bu sebeple taraflar arasında TTK 5/A gereğince arabuluculuk sürecine gidilmiş ve fakat taraflar arasında anlaşma vukuu bulmamıştır. Bu sebeple işbu dava açılmak zorunda kalmıştır. Hülasa; müvekkilin fatura alacağı olan 6.840,00- TL'nin hakkın doğumundan itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkile verilmesine, ayrıca ilamsız takibe yapılan haksız itiraz olması ve alacağı likit olması sebepleriyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalıdan alınarak müvekkile verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket üzerine kayıtlı ----- Plakalı araçta trafik kazası neticesinde oluşan hasarın onarımı için davacı ile anlaşılmıştır. Davacı, onarımı yaptıktan yaptıktan sonra 17/06/2023 tarih, ---- numaralı fatura düzenlemiştir. Akabinde -----onarım bedelinin tahsili için sigorta şirketine kendisinin düzenlemiş olduğu faturanın aynısının düzenlenmesini istemiştir. Müvekkil şirket yetkilisi, onarım bedelinin tahsili için davacının düzenlemiş olduğu faturanın aynısını 20/06/2023 tarih, ---- numaralı faturayı sigorta şirketine karşı düzenlemiştir. Müvekkil şirket, ----- tarafından gönderilen onarım bedelini 06/07/2023 tarihinde davalıya göndermiştir. (Dekont ektedir.) Akabinde davalı, kendisinin faturayı sehven tevkifatlı düzenlemediğini bu nedenle zararının oluştuğunu iddia ederek zararının karşılanmasını istemiştir. Fakat faturanın düzenlendiği tarihten itibaren 8 gün geçmiş olması nedeniyle faturanın iade edilmediği müvekkil şirket tarafından kendisine bildirilmiştir. Müvekkil şirket ile davalı arasındaki uyuşmazlık davalının söz konusu faturayı tevkifatlı düzenlememesi nedeniyle sigorta şirketinin tevkifat ücretini ödememesinden kaynaklanmaktadır. Nitekim müvekkil şirket yetkilisi, sigorta şirketinden alınan meblağın tamamını davalıya göndermiştir. Davalının iddialarını ve alacaklı olduğunu iddia ettiği borcu kabul etmemekle beraber davalının müvekkil şirketi sürekli arayarak zararının karşılanmasını istemesinde ısrar etmesi üzerine davalının zararının karşılamak amacıyla ve davalının talebi doğrultusunda 18/08/2023 tarih, ----- numaralı faturayı düzenleyerek davalıya tebliğ etmiştir. Davalının düzenlemiş olduğu faturaya istinaden sigorta şirketine düzenlenen faturadan dolayı sigorta şirketi eksik ödeme yapmış olup davalının kendisinin sebebiyet vermiş olduğu zarar her ne kadar müvekkilin borcu olduğunu kabul etmemekle beraber giderilmişse de yine de işbu davanın ikame edilmesi davalının açıkça kötü niyetli olduğunun göstergesidir. Yukarıda belirttiğimiz üzere davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak ikame edilen işbu davanın REDDİNE karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Tarafların ticari defterlerinin incelenmesi için defter inceleme günü verildiği, davacının defterlere ilişin yerinde inceleme talebinde bulunduğu, davalının defterlerini ibraz etmediği ve yerinde inceleme talebinde bulunmadığı görüldü.
SMMM bilirkişi raporu sonuç kısmında:
" 3. SONUÇ
Yukarıda yapmış olduğum inceleme ve tespitlerime istinaden, hukuki durumun
değerlendirilmesi ve nihai takdir Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere;
Davacının yasal defter kayıtlarına göre icra takip tarihi itibariyle davacının davalıdan
6.840,00 TL alacağı bulunmaktadır. Söz konusu alacak tutarı icra takibinde yer alan
alacak tutarıyla uyumludur.
Dava dosyasında faturanın ödenmesine ilişkin herhangi bir ihtar veya yazışma yer
almadığından davacının icra takibi başlattığı tarih itibariyle davalının temerrüde
düşürüldüğü değerlendirilmiştir. Bu nedenle davacının icra takibinde yer alan faiz
talebinin yersiz olduğuna kanaat getirilmiştir.
" görüşünü bildirir rapor tanzim edilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
DELİLLER
*---- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı icra dosyası kayıtları
*Davacı şirket ticari defter kayıtları,
*Taraf şirketlere ait BA-BS (vergi kayıtları) formları,
*Bilirkişi raporları,
*Tüm dosya kapsamı,
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) istemine ilişkindir.
-----. İcra Müdürlüğünün ------- esas sayılı dosya kayıtları dosyamız arasına celp edilmiş, davacının itirazın iptali davasını 1 yıllık dava açma süresi içinde açtığı anlaşılmaktadır.Taraflar arasında uyuşmazlığın çözümü için ticari defterlerin incelenmesine karar verilerek taraflara defterlerini sunmak üzere kesin süre verilmiş, taraflar defterlerini sunmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu/ Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil Olması - Madde 222 - (1): "Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir."
(2) "Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz v usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır."
(3) "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle: 22/7/2020 - 7251 sayılı Kanun md. 23) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4): "Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur."
(5):"Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır."Türk Ticaret Kanunu madde 64- (1): "(Değişik fıkra: 26/06/2012-6335 S.K./8.md.) Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir."
(2):"Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür.
Madde 83- (1): "Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir.
"Ticari defterler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 222 ve devamı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 64 ve devamında açıkça düzenlenmiştir.Ticari defterlere anılan Kanun'larda delil olarak hüküm ve sonuç bağlanmıştır.
Tacirler, Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükmü uyarınca ticari defter tutmak zorundadır.
Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK. m. 222/1).Yine Türk Ticaret Kanunu madde 83/1'de ticari uyuşmazlıklarda Mahkemenin ticari defterlerin re'sen ibrazına karar verebileceği, Mahkeme re'sen ticari defterlerin ibrazına karar vermese dahi taraflardan birinin istemi üzerine ticari defterlerin ibrazına Mahkemece karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Ticari defterler, bazı şartların varlığı durumunda sahibi lehine delil olarak kullanılabilir. Şöyle ki: Uyuşmazlık ticari bir işten kaynaklanmalıdır. Bu iş, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmelidir. Taraflardan yalnızca biri için ticari iş niteliğinde olan uyuşmazlıklarda, arada sözleşme olsa bile defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir sıfatını haiz olmalıdır. Taraflardan birinin ya da her ikisinin tacir olmaması halinde ticari defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Öte yandan ticari defterler Kanun’a uygun tutulmuş olmalıdır. Tutulması zorunlu defterler eksiksiz, usulüne uygun tutulmalı, açılış kapanış onayları yapılmış olmalıdır. (TTK. m. 64) Ayrıca, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.(HMK. m. 222/3)Davacı taraf bir ticaret şirketidir. Davalı taraf da bir ticaret şirketi olup tacirdir. Uyuşmazlık tarafların ticari işletmesinden ve ticari bir işten kaynaklanmaktadır.
Dosya tüm delillerin ibrazından sonra konusunda uzman teknik bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi raporu alınmıştır.
Davacı tarafın ticari defterlerini ibraz ettiği, davalının defterlerini sunmadığı görüldü.
Somut olayda; davacı ----- sitesinde ticaret yapan bir tair olduğu, davalıya araç tamir işleri yaptığını ve fatura kestiğini, davalının faturanın büyük kısmını ödediği ancak KDV tutarına gelen karşılığı ödemediğini iddia etmektedir. Davalı ise ödeme savunmasında bulunmuş , ayrıca faturanın tevkifatlık düzenlenmesi nedeniyle eksik ödemenin sigorta şirketi tarafından yapılması nedeniyle kendilerine izafe edilecek bir kusurun bulunmadığını ileri sürmüştür.
----- Vergi Dairesi müdürlüğü tgarafından dava dosyasına sunulan BA/BS formlarının incelenmesinde , dava kon usu faturanın davalı tarafından BA bildirimine konu edildiği görüldüğü, diğer taraftan davalı tarafından dosyaya sunulan 20.06.2023 tarih ve ---- SAYILI ,18.08.2023 tarih ve ----- sayılı faturaların da BS bildirimine konu edildiği görülmektedir.Davalı tarafından sigorta şirketine 38.000,00 TL +7600,00 TL KDV tutarında bir fatura düzenleseydi faturada yer alan 7600,00 TL nin tamamını davalı idareye aktaracağı, mevcut durumda davalı tarafından 38.000,00 TL+7600,00 TL KDV tutarında ancak 5/10 tevkifatlı fatura düzenlendiğinde; 7.600,00 TL lik KDV tutarının yarısı olan 3.800,00 TL davalı adına idareye aktarılacak iken, kalan 3.800,00 TL ise sigorta şirketi tarafından davalı adına idareye aktarılacaktır. Sigorta şirketi davalı adına idareye aktardığı 3.800,00 TL yi davalıya yapacağı ödemeden mahsup edecektr, yani Kdv nin kim tarafından idareye aktarılacağı değişmekle birlikte davalının idareye aktarmış olduğu KDV tutarı değişmemekte,buna göre davalçının davacıya yapması gereken KDV ödemesinin, davalı tarafından sigorta şirketine düzenlenen faturanın KDV tevkiatlı/tevkifatsız düzenlemesiyle veya sigorta şirketinden tevkif edilen KDV kadar davalıya eksik yapılmış olan ödemeyle ilgisi bulunmamaktadır. Tüm bu nedenlerle icra takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 6.840,00 TL alacağı bulunduğu anlaşılmakla açılan davanın kabulüne dair karar vermek gerekmiştir.
Alacağın likit (bilinebilir) mahiyette bulunduğu gözetilerek İcra İflas Kanunu madde 67/2 uyarınca asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi kararlaştırılmış olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE,
2-Davalının ----. İcra Müdürlüğünün ----- esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile, takibin toplam 6.840,00-TL asıl alacak ve işleyecek faiz yönünden asıl alacağı takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle devamına,
3-Hükmedilen asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00- TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
5-Karar ve ilâm harcı olan 467,24-TL harçtan peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 197,39-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
6-Davacı vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 6.840,00- TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
7-Davacı tarafça yapılan toplam 4.162,50- TL yargılama gideri ve 578,10-TL harç toplamının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
8-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı miktar itibariyle kesin olarak karar verildi.