T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/825
KARAR NO: 2024/596
DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ: 25/12/2018
KARAR TARİHİ: 16/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ---- maliki bulunduğu ---- plaka sayılı aracın ----- nolu genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile 08.02.2018-2019 vadeleri arasında müvekkili şirkete sigorta olduğunu, sigortalının davalı kooperatif ile abonman kira sözleşmesi bulunduğunu, sigortalı araç seferde olmadığı zamanlarda, davalıya ait otoparka bırakıldığını, sigortalının 17.08.2018 tarihinde ---- plaka sayılı aracının ----- yolu üzerinde bulunan davalıya ait tır garajına park edip bayram izni için memleketine gittiğini, 29.08.2018 günü saat 08.30 sıralarında sigortalı aracın bulunduğu tır parkına gelip, kamyonunu çalıştırmak istediğinde elektrik akımının bulunmasına rağmen aracın çalışmaması üzerine oto elektrikçisi çağırdığını, elektrikçi marifetiyle araç üzerinde yapılan incelemede aracın motor beyninin bulunmadığının tespit edildiğini, müvekkili şirkete yapılan hasar ihbarı sonrasında müvekkili sigorta şirketi tarafından görevlendiren -----tarafından davalıya ait garaja gidilerek, davalı çalışanı ile birlikte kamera görüntülerinin incelediğini, hırsızlık olayını görüntülerde yer alan şahsın gerçekleştirdiği kanaatini içerir 16.09.2018 tarihli rapor tanzim edildiğini, davalının araç ve içinde taşınanlar açısından emniyet sağlamaması halinde yapılan sözleşmenin ve sözleşme uyarınca sigortalı tarafından ödenen bedelin hiçbir değeri bulunmadığını, bahse konu emniyet ihtiyacı nedeniyle sigortalı araç gelişigüzel herhangi bir yere değil, davalının işletimindeki otoparka bırakıldığını, ancak davalı yan kamera kayıtlarının incelenmesi ile açıkça görülen hırsızlık hadisesini engellemek için gerekli güvenlik önlemlerini almadığından, hırsızlık şüphelisi şahıs rahatça müvekkiline ait aracın kaputunu açmış, beyin tabir edilen parçasını yerinden çıkarmış ve bahse konu parça ile birlikte davalı otoparktan herhangi bir engelleme ile karşılaşmaksızın rahatça ayrıldığını, davalı yan saklama yükümlülüğüne uygun hareket etmemiş ve sigortalı araca ait parçanın hırsızlık neticesi çalınmasına yol açtığını, meydana gelen hırsızlık hadisesi neticesinde, sigortalıya tediye edilen tutarın davalı tarafından ödenmesi için 28.11.2018 tarihli yazı ile başvuruda bulunulsa da, davalı yan 11.12.2018 tarihinde verdiği yazılı cevap ile sorumluluğu kabul etmediğini ve ödeme yapmayacağını açık şekilde ifade etmiş olduğundan işbu davanın açılması gereği hasıl olduğunu belirterek fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile şimdilik 30.227,30-TL’nın 13.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin nakliye işleri ile iştigal eden bir nakliye kooperatifi olduğunu, Kooperatifin kendisine ait araçları olduğu gibi, üyelerinin mülkiyetinde olan ve yine müvekkil nakliye işlerinde ücret karşılığı taşıma gerçekleştiren araçlar ile de söz konusu nakliye işleri gerçekleştirildiğini, müvekkilinin dava konusu edilen ve ----- bulunan otopark alanını, bahsi geçen kendi araçları ile dilerlerse üyelerine ait araçların, nakliye işleri arasında kalan boş zamanlarda otopark sıkıntısı yaşanmaması adına, dava dışı----- 31/12/2017 imza, 01.01.2018 başlangıç tarihli, bir yıl süreli Abonmanlık sözleşmesine istinaden otopark olarak kiraladığını, kiralama amacının hem kendisine, hem de dilerlerse üyelerine ait olan araçların, nakliye işi yapılmadığı sırada park hizmetinden faydalanması adına ücretsiz olarak kullanıma açmak olduğunu, her ne kadar davacı tarafından sigortalı araç sahibi ile müvekkili arasında "Abonman Kira Sözleşmesi" bulunduğu ileri sürülmekte ise de, müvekkili ile sigortalı arasında herhangi bir sözleşme ilişkisinin bulunmadığını, somut olayda tek bir sözleşme var olup, bu da müvekkili ile dava dışı ----- arasında imzalanmış olan bir sözleşme olduğunu, müvekkili ile dava dışı sigortalı arasında herhangi bir akdi ilişkinin bulunmadığını, davacı şirketin sigortalısına yaptığı ödemeyi müvekkiline rücu etmek istediğini, ancak davacı şirketin sigorta poliçesi kapsamında yaptığı ödemeyi müvekkile rücu edebilmesi için, öncelikli olarak zarar gördüğü ve asıl hak sahibi olduğu iddia edilebilecek sigorta ettirenin müvekkilden yasal olarak tazminat talebinde bulunabilmesinin gerekli olduğunu, müvekkilinin dava dışı sigortalıya karşı ne akdi ne de akit dışı herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından, davacı sigorta şirketinin de müvekkilinden talepte bulunabilmesi mümkün olmadığını, somut olay bahsi geçen otopark alanında geçmekle, otopark güvenlik kameraları ile 7/24 saat izlenmekte ve güvenlik görevlileri ile de kontrol altında tutulduğunu, olayın, mesai saatlerinin bitimine ve personel değişim saatine denk getirilmiş ve şekilde planlı bir şekilde sadece sigortalının aracına yönelerek, kameranın görüş açısına girmeyecek bir şekilde araca müdahalede bulunulduğunu, görüntülerde birebir şekilde araçtan parça çıkarıldığı görünmediğini, bu durumun davacı tarafından dosyaya sunulan ekspertiz raporunda da ‘’hırsızlık anının görülmediği’’ şeklinde ifade edildiğini, davacı tarafça, sigortalıları tarafından karakola şikayette bulunulduğu ifade edilmiş olup, bu evrakları akıbeti hakkında bir bilgi verilmediğini, öncelikli olarak şikayet ile ilgili olarak savcılık dosyası akıbetinin belirlenmesi ve bu dosyanın işbu eldeki dosya yönünden bekletici mesele yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an içi dava konusu olayda müvekkilinin iddia edildiği gibi bir sorumluluğunun bulunduğu düşünülse dahi, TBK. 578. Maddenin somut olayda kıyasen uygulanacağı aşikar olup, dava dışı sigortalının müvekkiline derhal bildirimde bulunmadığını, Madde düzenlemesi ‘’Konaklayan zararını öğrenir öğrenmez işletene bildirmezse, istem hakkını kaybeder.’’ şeklinde düzenlendiğini, bu madde otoparklar açısından motorlu taşıtını bırakan araç maliki açısından da kıyasen uygulandığını, zarar görenin bu zararını işletene derhal bildirmediği takdirde uğradığı zararı talep edebilmesinin mümkün olmadığını beyanla; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, meydana gelen hırsızlık sebebi ile sigorta şirketinin sigortalısına ödediği ücretin rücuen tazminine yönelik olarak açılan tazminat davasıdır.---- Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.10.2019 tarih, ---- Esas ve ----- karar sayılı görevsizlik kararı ile dava dosyası mahkememize tevzi edilmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından verilen raporda özetle; "Dava konusu----- plakalı aracın marka ve modeli dikkate alınarak yapılan inceleme ve piyasa araştırmasına göre; - Ekspertiz raporunda tespit edilen, aracın onarımı için gerekli olan yedek parça ve işçilik bedelleri toplamı olan 30.227,30 TL” nin (KDV) piyasa koşullarına uygun olduğu, araçtaki hırsızlığın davalı otoparkta meydana geldiği, davalının kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldıran hallere ilişkin dosya içerisinde bir belge veya bilgiye rastlanılmadığı, bu durumda davacı sigorta şirketinin 30.227,30 TL” yi, 13.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalı otoparktan isteyebileceği" şeklinde rapor sunulmuştur.
Bilirkişi heyeti tarafından verilen ek raporda özetle;" Kök rapora yapılan itirazların ve dosyaya yeni eklenen belgelerin değerlendirilmesi üzerine, kök rapordaki kanaatimizde değişiklik olmamıştır." şeklinde rapor sunulmuştur.Taraflar tanık deliline dayandığından gösterilen tanıklar dinlenmiştir. 20.06.2023 tarihli duruşmada tanık ----- beyanında; "Ben olayın gerçekleştiği tarihte davalı kooperatifte güvenlik olarak çalışmakta idim, hırsızlık olayı ile bir bilgim yoktur, ancak orası açık bir alandır, giriş çıkış kontorolü yapan bir güvenlik noktası yoktur, sadece kameralar vardır, ancak davacının aracı kameraların görüş alanı dışında idi, burası umuma açık bir alandır, isteyen her kes girip çıkabilmektedir, gelen kişilerin ne için geldiklerini sorma şanşımız yoktur, olay gerçekleştiği tarihte tek bir girişi vardı, orada da bir nizamiye vardı ancak giren çıkan kontrolü yapılmıyordu, davalı belediyeden yer kiralamıştı, bu kiraladığı yeri de üyelerine kullandırmakta idi, açık bir alan olduğu için de güvenliğini sağlama durumumuz yoktu, burada davalı dışında belediyenin de kullandığı alanlar bulunmakta idi, kapalı alan olmadığı için giren çıkanın kontrolünü sağlayamıyorduk," şeklinde beyanda bulunmuştur.
28.11.2023 tarihli duruşmada tanık ----- beyanında; "Ben davalı kooperatifte güvenlik olarak çalışmaktayım, 3 yıl önce iş yerinden ayrıldım, biz giriş çıkış kontrolü yapmazdık sadece kooperatife kayıtlı üyelerin tırların güvenliği için orda bulunurduk, dava konusu olayla ile ilgilli bir bilgim ve görgüm yoktur, kamera sistemi olup olmadığını hatırlamıyorum, biz kooparatife ait araç olup olmadığını kontrol ederdik, giriş çıkış güvenliğini sağlamazdık, park alanı çok geniş bir alındır, farklı farklı kooperatiflerinde yeri vardır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Eldeki davada uyuşmazlık, hasarın meydana gelmesinde kusura ilişkin tespitlerin yerinde olup olmadığı, olay sebebiyle davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, davalı kasko şirketinin sigortalısına ödemiş olduğu tazminatı davalıya rücu edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
6102 sayılı TTK'nın 1472 maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür. Bu durumda davacı sigorta şirketi sigortalısı ile davalı kooperatif arasında kooperatifin üyelerine güvenlik hizmeti sağlayacağı hususunda anlaşma yapıldığı, bu anlaşma kapsamında da davalının hırsızlık olayının meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunu ispatlaması gerekmektedir.
Mahkememizce alınan ek ve kök raporlarda hırsızlık olayının meydana gelmesinde kusurunun bulunduğu ve meydana gelen zarardan sorumlu olduğu tespit edilmiştir. Davalının sorumluluğunun tespit edilebilmesi için dava dışı sigortalı kooperatif üyesi ile davalı kooperatif arasında imzalanan üyelik sözleşmesi ve kooperatif ana sözleşmesi incelenmelidir. Karayolu Yük Taşıma Kooperatifi Ana Sözleşmesinin Amaç ve Faaliyet konuları incelendiğinde kooperatifin üyelerine açıkça güvenlik hizmeti sağlayacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı ana sözleşmenin 6. Maddesinin alt 7. Maddesinde kooperatifin amaç ve faaliyet konuları kapsamında depolar, antrepolar, ambarlar, sundurmalar, açık sahalar, yakıt ikmal istasyonu, sosyal tesis, terminal gibi işletmeler, park alanları bakım ve tamir tesisleri, irtibat büroları ve ofisler kuracağı, kiralayacağı, devralacağı, işleteceği, işletilmesini sağlayacağı düzenlenmiştir. Park alanlarının güvenliğinin de davalı kooperatif tarafından sağlanacağı açıkça hüküm altına alınmadığı gibi dosya kapsamında da güvenlik hizmeti sunulacağına ilişkin somut bir delil yoktur. Dava dışı sigortalı üye tarafından kooperatif aidatlarının ödendiğine ilişkin dekontlar davacı tarafından güvenlik hizmetinin sağlanacağına ilişkin delil olarak sunulmuş ise de üyelik aidatı ödemesinin kooperatifin görev ve sorumluluğunda güvenlik hizmetinin de bulunduğunu ispata yeterli değildir. Davalı taraf özel güvenlik hizmeti hususunda bir anlaşma olmadığı beyan etmektedir.
5188 sayılı özel güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun ve ilgili mevzuat çerçevesinde davalının özel güvenlik izninin ve özel güvenlik görevlisinin olup olmadığı ---- Valiliğine sorulmuş olup Valilik yazı cevabında davalının özel güvenlik izin belgesi olmadığı, böyle bir başvurusunun da bulunmadığı, bünyesinde istihdam edilen özel güvenlik görevlisinin de bulunmadığı bildirilmiştir.Tüm dosya kapsamı ve yukarıdaki açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde davalı kooperatifin üyelerine ana sözleşme kapsamında sunmuş olduğu park alanlarında meydana gelebilecek hırsızlık olaylarına karşı kontrol, devriye ve kamera ile takip yönünden üstlendiği bir yükümlülüğü bulunmadığından davacı sigortasının sigortalısına ödediği tazminatı davalıya rücu edemeyeceği kanaati ile bilirkişi raporu hükme esas alınmaksızın davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar harcı 427,60-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 516,21-TL harcın mahsubu ile artan 88,61-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 10.300,00 TL tebligat, müzekkere ve bilirkişi gideri yargılama giderinin davacı taraftan alınarak, davalı tarafa verilmesine,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 17.900,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.