T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/482 Esas
KARAR NO: 2024/575
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 06/07/2022
KARAR TARİHİ: 11/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 08/04/2016 tarihinde meydana gelen kazada davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı davalı belediyeye ait davalı ----- sevk ve idaresindeki ------ plakalı cenaze nakil aracının aniden karşı yöne geçerek davacının oğlu ---- sevk ve idaresindeki ----- plakalı araca çarpması sonucunda davalı müvekkilinin oğlu----- ile aynı araçta yolcu olarak bulunan gelini ---- ve dünürleri ---- vefat ettiğini, torunu ------ yaralanarak sakat kaldığını bildirdiğinden bahisle davacı müvekkili ---- geçirdiği trafik kazasında vefat eden oğlu ----- desteğinden yoksun kaldığını, 155.423,34 TL destekten yoksun kalma tazminatı alacağının kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (sigorta şirketi yönünde poliçe teminatı dahilinde) tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı ------- vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davanın usulden reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin ----- vefatı nedeni ile ----- sayılı dava dosyası kapsamında ------- sayılı dosyasına yapmış olduğu ödemeler ile tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini, ------- sayılı dava dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacıların söz konusu kaza sebebi ile --- rücuya tabi ödeme alıp almadıklarının belirlenmesi gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.Davalı ------cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kaza sebebi ile vefat eden ---- sabit bir gelirinin bulunmadığını, davacının maddi desteğe ihtiyacının bulunmadığını, kaza anında alkolsüz olduğunun alınan rapor ile ortaya konulduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
ISLAH:Davacı vekilince sunulan 01/04/2024 tarihli dilekçe ile bilirkişi raporu doğrultusunda dava dilekçesiyle talep edilen 155.423,34 TL destekten yoksun kalma maddi tazminat alacağını 255.356,65 TL daha arttırılarak toplam 410.779,99 TL'nin, davalı ---- yönünden kaza tarihindeki ------ kapsamında sigorta limitiyle sınırlı olmak üzere (davalı sigorta şirketi sigorta limiti olan 310.000 TL ile sınırlı olarak sorumlu olduğundan ve işbu davadan önce dava dışı diğer paydaşlara ödenen 31.474,71 TL düşüldükten sonra bakiye kalan 278.525,29 TL ile sorumludur), kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:Dava hukuki niteliği itibariyle, sürücü desteğin sigortalı araç ile yaptığı kaza sonucunda vefatı nedeniyle uğranılan destek zararının davalılardan tahsiline yöneliktir. 2918 sayılı Yasanın 85 ve devam maddeleri gereğince bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir. Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir --------- 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiş olup, bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.Anılan yasal hükümlerden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.
İşletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkindir.6098 sayılı Yasanın 49 ve devam maddeleri gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir.Ölüm halinde uğranılan zararlar özellikle cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemiş ise tedavi giderleri ile çalışma gücünün kaybı veya azalmasından doğan kayıplar ve ölenin desteğinden yoksun kalanların bu sebeple uğradıkları kayıplardır. Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Öte yandan ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır, Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse uğradığı zararın ödettirilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Borçlar Yasasında sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır, Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir ------ Diğer taraftan, ------- kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu"hususu vurgulanmış; --------- sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir. Önemle vurgulanmalıdır kî, destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur, Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir -----------Destekten yoksun kalma tazminatına dayanak teşkil eden hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olsa idi doğrudan işleten üzerinde doğup ondan mirasçılarına intikal edeceğinden, bu yöndeki savunmalar ölenin desteğinden yoksun kalanlara karşı ileri sürülebilecekti. Oysa yukarıda da açıklandığı üzere, destekten yoksun kalma tazminatına konu davacıların zararı, desteklerinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan sıfatıyla doğrudan kendileri üzerinde doğan zarardır. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez.Eş, çocuk, anne–baba her halükarda destek tarafından destekleneceği kabul edildiğinden bu kişilerin desteklendiklerini ispat etmelerine gerek bulunmamaktadır. Ancak bu kişilerinde gelirden varsayımsal bir pay değil de daha yüksek bir pay aldığını iddia ediyorlarsa bunu ispat etmeleri gerekir. Destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında davacılar vekilince gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile ---- plakalı araç sürücüsü ----kazanın meydana gelmesinde asli ve %100 oranında kusurlu olduğu, ---- plakalı aracın sürücüsü --- ise kazaya karışmasında herhangi bir kusurunun olmadığı, ---- plakalı aracın sürücüsü ---- aracı ile kaza öncesi seyri esnasında koruyucu
tertibatları kullanmış olduğu tespit edilmiş olup bu yönde müterafik kusur indirimi yapılamayacağı,
müteveffanın ve dava dışı paydaşların payının hesaplanarak ayrıldığı, davacı paydaş anne ---- hesaplanan Destekten Yoksun Kalma zararının 229.657,22 TL olduğu, kaza tarihi itibariyle cari 310.000,00 TL ‘lik ZMMS teminat limitinden dava dışı diğer paydaşlara yapıldığı beyan edilen (Davalı -----Vekilinin Cevap Dilekçesinden; Huzurdaki davadan önce, --- vefatı sebebiyle müvekkil şirket aleyhine -----sayılı dava ikame edilmiş ve ----Sayılı icra dosyasına ---- vefatı için 15.02.2021 tarihinde
31.474,71-TL anapara olmak üzere) 31.474,71 TL düşüldükten sonra kalan bakiye 278.525,29 TL teminat limitini aşan zararının olmadığı sonuç ve kanaati bildirilmiştir.Mahkememizce aldırılan bilirkişi ek raporu ile kök rapora itirazların incelendiği ve değerlendirildiği, kusur değerlendirmesi yönünden kök rapor sonrası dosyaya kazandırılan yeni bir bilgi ve belge görülmediğinden, kök rapordaki kusur değerlendirmesinin geçerliliğini koruduğu,
----- dosyası kapsamında ----- vefatı için 15.02.2021 tarihinde 31.474,71-TL anapara olmak üzere yapılan ödemenin hangi paydaşa ne kadar yapıldığına dair belgelerin dosyaya sunulması halinde yapılan ödemenin yerindeliğinin tespiti açısından kök rapor
mahiyetinde yeni bir raporda yeniden hesaplama yapılabileceği sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi ek raporu ile ek rapora yapılan itirazlar ile kök rapora yapılan itirazlar aynı olduğundan bir önceki ek rapordaki
itirazlara cevaplarımızın ve kök rapordaki değerlendirmelerimizin geçerliliğini koruduğu,
müteveffanın ve dava dışı paydaşların payının hesaplanarak ayrıldığı, ----kullanılarak---- Rant Yöntemine göre 2024 Yılı Asgari Ücret Verisi
dikkate alınarak hesaplama yapıldığı , davacı paydaş anne ---- hesaplanan Destekten Yoksun Kalma zararının 410.779,99 TL olduğu, kaza tarihi itibariyle cari 310.000,00 TL ‘lik ZMMS teminat limitinden dava dışı diğer paydaşlara yapıldığı, beyan edilen (Davalı ----- Vekilinin Cevap Dilekçesinden; Huzurdaki davadan önce, ----vefatı sebebiyle müvekkil şirket aleyhine ----dava ikame edilmiş
ve ---- Sayılı icra dosyasına ---- vefatı için 15.02.2021 tarihinde 31.474,71-TL anapara olmak üzere) 31.474,71 TL düşüldükten sonra kalan bakiye 278.525,29 TL teminat limitini aşan zararının 132.254,70 TL olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
------ kararları ile kabul edildiği üzere; davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtıkları, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağı, dolayısıyla tam kusurlu araç sürücüsünün ve onun eylemlerinden sorumlu olan işletenin kusurunun, işletenin ve sürücünün desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve kaza tarihi itibari ile uygulanması gereken Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin ve dolayısıyla sürücünün üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduklarına göre, davalı sigorta şirketi zararın tamamından kaza tarihinde geçerli olan trafik sigortası teminat limiti dahilinde sorumlu olacağından, davacıların davalı sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecekleri sabittir. ------ karar sayılı kararları da bu yönde olup, bu kabul doğrultusunda dava dışı araç sürücüsünün dolayısıyla işletenin kusurlarının davacılar aleyhine bir durum doğurmayacağı açıktır. Davalı sigorta şirketinin kazanın oluşuna ilişkin itirazlarının iş bu dava açısından incelenmesine gerek yoktur -----Hal böyle olunca, dava konusu olay tarihinde meydana gelen davacıların desteğinin işleten/sürücüsü olduğu araç ile meydana gelen kaza sonucu zarar gören üçüncü kişi sıfatıyla dava açan desteğin oğlunun aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısından tazminat talep edebilmesi, davacıların sigorta sözleşmesinin tarafı olmaması nedeniyle olay tarihi itibariyle 01.06.2015 tarihinde yapılan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile işleten ve sürücünün kusuru ile neden olduğu kazalar sonucu meydana gelen destekten yoksun kalma zararlarının teminat kapsamında olmamasına ilişkin düzenlemenin zarar gören üçüncü kişi sıfatı ile talepte bulunan davacılar yönünden 2918 sayılı KTK.nın 90 ve 95. maddelerine göre uygulanamaması, olay tarihinden sonra 2918 sayılı KTK.nın 90 ve 92. maddelerinde yapılan değişikliklerin olay tarihinde bütün hüküm ve sonuçlarını doğuran haksız fiiller yönünden uygulanamamasına, ayrıca yine tazminatın azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin hükümlerin zarar görenlere karşı ileri sürülememesi nedeniyle, haksız fiilin türü olan trafik kazalarına olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan kanun hükümlerinin uygulanması, haksız fiil tarihi ile işlemeye başlayan zamanaşımı, temerrüt tarihi ve diğer maddi hukuk kurallarının olay tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükümleri gereğince belirlenmesi gerekmekle, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile düzenlenen teminat dışı haller zarar görenlere karşı ileri sürülemez. Davaya konu kazada davacının desteği olan oğlunun vefat ettiği, davacının söz konusu kazadan doğan zararlarından davalıların sorumlu olduğu, alınan aktüer bilirkişi raporu tespit edildiği üzere davacının maddi zararının oluştuğu anlaşıldığından ve bu zarardan davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı sorumlu tutularak davacının tazminat davasının kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davalı sigorta şirketinin temerrüde düşme tarihi 22/04/2022 tarihinden, diğer davalılardan kaza tarihi olan 08/04/2016 itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜ İLE;
1-410.779,99 TL destekten yoksun kalma tazminatının (278.525,29 TL sinin sigorta şirketinden sigorta şirketini sorumlu olduğu miktar kaza tarihinde geçerli olan poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydı ile) sigorta şirketinin temerrüt tarihi olan 22/04/2022 tarihinden, diğer davalılardan kaza tarihi olan 08/04/2016 itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 28.060,38-TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 530,85 TL peşin ve 872,18 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.403,03 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 26.657,35 TL harcın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 530,85 TL peşin harç ve 872,18 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.483,73 TL harcın davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 6.000,00 TL bilirkişi ücreti, 735,25 TL posta gideri olmak üzere toplam 6.735,25 TL yargılama giderinin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak ile davacıya verilmesine,
5-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 63.509,20 TL vekalet ücretinin (43.778,79 TL sinden sigorta şirketi sorumlu olmak üzere) davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin e-duruşma yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ------ Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.11/07/2024