T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/232
KARAR NO: 2024/678
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/04/2023
KARAR TARİHİ: 26/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili şirket arasındaki fatura alacağına ilişkin olarak, ----. İcra Müdürlüğü ----- Esasıyla tarafımızca takip başlatılmış olup, Davalı itiraz dilekçesini 09.02.2023 tarihinde sunmuş olduğunu,davalıya karşı işbu davayı ikame etmeden önce arabuluculuk dava şartını yerine getirmek amacıyla tarafımızca ----- Arabuluculuk Bürosu'na başvurulmuş olmakla birlikte, tanzim edilen anlaşamama tutanağı ile tarafların anlaşamadıkları tespit edilmiş olup, söz konusu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu,
müvekkili ile davalı şirket arasında 18.08.2022 tarihinde Şantiye Montaj Taşeronluk Sözleşmesi imzalanmış olup, Müvekkili ve davalı arasında ticari hizmet ilişkisinden kaynaklı ve ödenmemiş olan icra takibine konu faturalar ve 01.01.2022- 31.12.2022 T. aralıklı muavin defter ekte sunulduğunu,01.01.2022- 31.12.2022 tarih aralıklı muavin defterden de anlaşılacağı üzere müvekkilinin yapmış olduğu hizmet karşılığında düzenlemiş olduğu faturaları davalı şirket düzenli bir şekilde ödememiş,müvekkilinin şu ana kadar yapmış olduğu hizmet karşılığı düzenlemiş olduğu fatura bedelleri toplamı 408.295,34 TL olup, davalı şirket farklı zamanlarda ve düzensiz bir şekilde bu bedelin 258.024,11 TL miktarını ödemiş, kalan bakiye borcun ise 150.271,23 TL olduğunu ve Davalı Şirketin davaya konu icra takibine itirazında müvekkile borcu olmadığı iddiasında bulunmasına rağmen
takibe konu borcun ödendiğine ilişkin herhangi bir belge de sunmamış olduğunu,
davalı tarafından borcuna ilişkin tebliğ edilen ödeme emrine kötü niyetli olarak itiraz edilmiş, davalı her ne kadar borcu olmadığını iddia etse de müvekkili firma nezdinde yapılan inceleme ve araştırmalar neticesinde belirtilen borç miktarı tahakkuk ettirilmiş olup herhangi bir ödeme kaydına rastlanmamış olduğunu, tarafların defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığında davalının müvekkil firmaya takip konusu miktar kadar borçlu olduğu ortaya çıkacağını belirterek,fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; davanın kabulü ile icra dosyasına yapılan vaki itirazın iptali ile Asıl Alacağa işleyecek olan ticari reeskont avans faizi ile birlikte takibin devamına, %20 inkar tazminatının davalıdan tahsili ile; dava giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından ---- İcra Md. ------ sayılı dosyası ile yapılan takipte, 150.271,23 TL bedelli Örnek No:---- Ödeme emri düzenlenmiş olup, İlgili takibin dayanağının taraflarına tebliğ edilmemesi sebebiyle borcun dayanağı ve nedeninin taraflarınca bilinmemekte olduğunu,Davacı tarafından takipte dayanılmayan, takip talebinde borcun sebebi olarak gösterilmeyen ve takip talebi anında da icra dairesine tevdii edilmeyen, müvekkili şirkete de icra dosyasından tebliğ edilmeyen takip dayanağına işbu itirazın iptali davasında da dayanılamayacağını, Müvekkili şirket ile davacı arasında bir borç ilişkisi bulunmamakta olup, Müvekkili şirketin ticari olarak zor durumda olduğunun öğrenilmesi üzerine davacı tarafından işbu davaya konu takip açılmış olduğunu, Davacının Müvekkilden herhangi bir alacağının olmadığı ticari defterlerinincelenmesi sonucu da açığa çıkacağını ve Davacı tarafından başlatılan icra takibinin TMK m.2 kuralına aykırı olduğunu,
Davacı ile müvekkili arasında eskiden bir alışveriş olmuşsa bile, müvekkiline bir ihtarname ya da fatura gönderildiğine, gönderilmiş ise bu faturalarla ilgili mutabakat sağlandığına, faturalarda bahsi geçen ürünlerin müvekkiline teslim edildiğine ve teslimata dair irsaliyelerin de dosyaya sunulmamış olduğunu, Faturanın tek başına hizmetin alındığına dair kanıt oluşturmayacağını, Ayrıca dava konusu faturaların da kime ne şekilde teslim edildiğine ilişkin delillerin de davacı tarafından sunulması gerekmekte, Kaldı ki bu faturalar usulüne uygun şekilde teslim edilmiş ve müvekkili tarafından faturalara itiraz edilmemiş olduğu ihtimalini varsaysak dahi, fatura, faturada yazılı malın alıcıya teslimine ilişkin tek başına bir delil oluşturmamakta olup, Buna ilişkin Yargıtay Kararlarının da dilekçelerinde sunulmuş olduğunu,
Davacının, Müvekkili Şirkete 150.271,23 TL bedelli cari hesap alacağı adı altında ekinde hiçbir belge olmayan bir ödeme emri göndermiş, Bu ödeme emrinde ki cari hesap alacağının davacı tarafından hangi hizmetlere istinaden düzenlendiğinin de müvekkil şirketçe bilinmemekte olduğunu,Davacının delil listesinde bahsedilen sözleşme de tarafımıza tebliğ edilmediğinden bu sözleşmeye ve sözleşmede kimin imzası olduğuna ilişkin beyanda bulunma hakkını da saklı tuttuklarını, Davacı Temerrüt Faizi isteminde bulunmuş olup, Müvekkiline iletilen faturalar ve bunlara ilişkin ihtarnameler bulunmamakta ve icra dosyasına da sunulmamış olduğundan temerrüt faizi talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
Bu nedenle davalı müvekkilinin likit olmayan bir alacağa dayanan bu icra takibine itiraz etmiş olup,Davacının davasında haklı olduğu kanıtlansa dahi icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit olması ve borçlunun kötü niyetli olması gerektiğini, Takibe konu borcun bulunmadığı yapılacak yargılamada bilirkişi raporu ve defter incelemesiyle de sabit kılınacağını belirterek,----- sayılı takibin iptaline, İtirazları doğrultusunda sübut bulmayan
davanın esastan reddine, Davacının davasının reddi ile asıl alacak ve ticari reeskont avans faiz talebinin reddine, davacı aleyhine takip bedelinin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, Davacının İcra İnkar Tazminatı talebinin reddine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle, ----. İcra Müdürlüğünün ----- sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ---- İcra Müdürlüğünün ---- esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile bilirkişiye verilen görev ile sınırlı olarak yapılan değerlendirme ile dosyaya sunulan
bilgi ve belgeler, Tarafların Ticari Defterlerindeki Kayıtları ve Müstenidatları üzerinde yapılan
incelemeler çerçevesinde, yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, 6100 sayılı HMK’ nın 266/c. 2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir, tavsif, İcra Tazminatı Talepleri ve Taleple Bağlılığın takdiri mahkemeye ait olmak üzere,davacı firmanın 150.271,33 TL ASIL ALACAK TALEBİ üzerinden harçlandırmak suretiyle,İtirazın İptali istemli olarak Davalı Şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu itirazın iptali davasında; tespit ve değerlendirmeler muvacehesinde, takdir mahkemeye ait olmak üzere, Davacı Firmanın, taraflar arasındaki mutabakatsızlığın sebebi olduğu tespit olunan;“07/12/2022 Düzenleme Tarihli, ----- Nolu, “Vinç Çalışma Bedeli” içerikli, KDV Dahil 30.278,80 TL Tutarlı Hizmet E-Faturası” içeriği hizmetleri Davalı şirkete verdiğini ve fatura içeriği hizmeti davalı şirket verdiğini kanıtlaması halinde;
Davacı Firmanın, Davalı Şirketten Takip/Dava talebindeki gibi 150.271,23 TL asıl alacağı
olacağı,aksi halde ise, Davalı Şirketten talep konusu yapabileceği alacağın, 119.992,43 TL asıl alacak olabileceği sonuç ve kanaati bildirilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." Davacı ve davalı tarafın defterlerinin incelendiğinde lehinlerine delil niteliğine haiz ticari defterlerinde davacının davalı şirketten 234.759,64 TL tutarında alacaklı olduğu, davalı şirketin sahibi lehine delil niteliğine haiz ticari defterlerinde davacı şirkette 234.345,29 TL tutarında borçlu olduğu anlaşılmıştır.Bu durumda, Tarafların Ticari Defter Kayıtları mukayeseli olarak incelendiğinde, taraflar arasında “07/12/2022 Düzenleme Tarihli, ---- Nolu, “Vinç Çalışma Bedeli” içerikli, KDV Dahil 30.278,80 TL Tutarlı Hizmet E-Faturası yönünden mutabakatsızlık tespit edilmiş olup, kural olarak ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemezse son çare olarak yemin deliline başvurulması gerekmektedir. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde (dava dilekçesinde veya cevap layihasında yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde) yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür. İspat yükü üzerinde olan davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline dayandığından davacı taraf yemin delili de hatırlatılmış taraf defterlerinde mutabakatsızlık bulunan fatura yönünden davacı taraf yemin metni sunmamıştır.
Usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak davacının faturaya konu hizmeti sunduğu, mutabakatsızlık bulunan fatura haricinde davalı tarafın fatura bedellerinin ödenmediği, mutabakatsızlık bulunan faturanın davacı tarafından ispat edilemediği, tarafların defterleri uyarınca davacının davalıdan 119.992,43 TL asıl alacağının bulunduğu bu miktar üzerinden davanın kabulü ile icra takibi öncesinde faize yönelik mahkememizden talepte bulunulmamakla hüküm kurulmadığı asıl alacak yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilerek hüküm tesis edilmiştir. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE
1-Davalının ----İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 119.992,43 TL asıl alacak üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine,
2-Fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 8.196,68 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.808,04 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 6.388,64 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL başvurma harcı, 1.808,04 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.987,94 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 2.500,00 TL bilirkişi ücreti, 53,25 TL posta gideri olmak üzere toplam 2.553,25 TL yargılama giderinin davada haklı çıktığı %79,85 oranında olmak üzere 2.038,77 TL sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 19.198,79 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
10-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranı gözetilerek 2.491,32 TL sinin davalıdan, 628,68 TL sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
11-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin e-duruşma vasıtası ile yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.