T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/206
KARAR NO: 2024/2
DAVA: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 23/03/2023
KARAR TARİHİ: 04/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ---- çocuğu, diğer davacıların ise kardeşi olan----- 2010 yılında---- ilinde sulama kanalına düşerek hayatını kaybettiğini, müvekkillerinin o tarihte vekilliğini yapan Av. O---- ölüm sebebi ile gerekli tazminatların alınması için vekalet verdiklerini, -----tarafından sürelerin kaçırılması sebebi ile idareye açılması gereken davaların asliye hukuk mahkemesine açıldığını, asliye hukuk mahkemesinden ret kararı aldıklarını, hak düşürücü sürelerin mesleki bilgi eksikliği sebebiyle kaçıldığını, müvekkillerinin alacaklarını tahsil edemediklerini konu ile ilgili ----- ile iletişime geçildiğini, hak düşürücü sürelerin dolduğu tarihte ----davalı tarafından -----poliçe numaralı mesleki sorumluluk sigortası olduğunu ve haklarını sigortadan tazmin edebileceklerini öğrendiklerini, hak kaybının tazmini için öncelikle dava şartı arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak davalı ile anlaşma sağlanamadığını, daha sonra sigorta tahkim komisyonuna başvurularak bilirkişi raporu alındığını ve müvekkillerin tazminatlarının hesaplandığını bildirdiğinden bahisle 200.000,00 TL tazminatın davalı sigorta şirketinden tahsili ile müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkememizin görevli mahkeme olmadığını, sigortalı vekilin Türk Ticaret Kanununda yer alan yükümlülüklerine aykırı hareket ettiğini, müvekkili şirketin dava konusu ile ilgili herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davanın taraflarına ihbar edilmesinde fayda bulunmadığını, talebi kabul etmemek kaydıyla sigortalı bildirim yükümlülüğünü süresi içinde yerine getirmediğini, gerekli tespitlerin yapılması için dosyanın bilirkişi heyetine tevdinin gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle vekalet ilişkisinden kaynaklanan alacağın, sorumluluk sigortası teminatından karşılanması talebine ilişkin tazminat davası olduğu anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile davacıların talebinin davalı sigorta şirketi nezdinde mevcut ----sayılı mesleki sorumluluk sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunduğu, poliçede sigortalı olarak yer alan Av.----davacılara karşı mesleki hizmet hatasının olduğu ve sigorta şirketinin poliçe teminatı kapsamında sorumluluğunun bulunduğu, sigortalının davacılar adına açtığı tazminat davalarının hizmet hatası nedeniyle red edildiğinin anlaşıldığı, davadan önce, Sigorta Tahkim Komisyonunca aktüer incelemesi yaptırıldığı ve davacılardan anne ve babanın oluşan destekten yoksun kalma tazminat tutarının poliçede yer alan % 10 muafiyet tenzili sonrasında, 390.298,05 TL olarak tespit edilmiş olduğunun görüldüğü, mahkemece davacıların oluşan zararı yönünden bu aktüer raporunun dikkate alınması durumunda, davacıların poliçe teminatı 200.000 TL yi talep edebilecekleri sonuç ve kanaati bildirilmiştir.Avukatın, vekil olarak borçları Türk Borçlar Kanunu'nun 505 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, vekil, adı geçen Kanunu'nun 506. maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özenle ifa etmekte yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır.“Özen borcu” ile ilgili Avukatlık Kanunu'nun 34. maddesinde mevcut olan, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Türk Borçlar Kanunu'nun 506. maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir. Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. Aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir. Gerçekten de avukat, görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, müvekkilinin vekilini azli haklıdır.6098 s.TBK.nun 508.m.sinde vekilin asile hesap verme yükümlülüğü;" Vekil, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilişkili olarak aldıklarını vekâlet verene vermekle yükümlüdür. Vekil, vekâlet verene tesliminde geciktiği paranın faizini de ödemekle yükümlüdür." şeklinde düzenlenmiştir.Avukatlık kanunun 164. maddesinin dördüncü fıkrasında “Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde, değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarının incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.” hükmü düzenlenmiştir.
---- sayılı Avukatlık Kanun'un 171.maddesi hükmüne göre; "(Değişik birinci fıkra : 2/5/2001 - 4667/83 md.) Avukat, üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder. Avukata verilen vekaletnamede başkasını tevkile yetki tanınmış ise, yazılı sözleşmede aksine açık bir hüküm olmadıkça, işi başka bir avukatla birlikte veya başka bir avukata vererek takip ettirebilir. Vekaletnamede, bunun düzenlendiği tarihten sonra açılacak veya takip edilecek bütün dava ve işlerde vekalete ve başkasını tevkile genel şekilde yetki verilmişse, avukat, bu tarihten sonraki dava ve işlerde müvekkilinden ayrıca vekalet almaya lüzum kalmaksızın işi başka bir avukatla birlikte veya başka bir avukata vererek takip ettirebilir.
İkinci fıkradaki hallerde, avukatın müvekkile karşı sorumluluğu devam eder. Birlikte takibettiği veya işi tamamen devrettiği avukatların kusurlarından ve meydana getirdikleri zarardan dolayı müvekkile karşı hem şahsen hem de diğer avukatla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Şu kadar ki, bu hüküm, 12 nci maddede yazılı bir iş sebebiyle başka bir yerde çalışmak zorunluğunda olduğu için işi tamamen başkasına devreden avukatlar hakkında uygulanmaz. Avukat tarafından işe başka avukatlar teşrik edilmiş ise, avukat bundan dolayı ayrı bir ücret istiyemiyeceği gibi, işi birlikte takip eden avukat da müvekkilden herhangi bir ücret istiyemez. İş tamamen başka bir avukata bırakılmış ise, tevkil eden ve tevkil olunan avukatlar ücret sözleşmesindeki miktarı aşmamak şartiyle, harcadıkları mesaiye karşılık olan ücreti müvekkilden istiyebilirler. Ancak, tevkil eden avukat müvekkilden peşin ücret almışsa, harcadığı mesaiye karşılık olan miktarın fazlasını tevkil ettiği avukata ödemekle yükümlüdür." şeklinde avukatın hak ve yükümlülükleri ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.Yine, 1136 sayılı Avukatlık Kanun'unun 174. Maddesinde, istifa veya haksız azil halinde avukatın hak ve yükümlülükleri düzenlenmiş olup, buna göre, "Üzerine aldığı işi haklı bir sebep olmaksızın takipten vazgeçen avukat hiçbir ücret istiyemez ve peşin aldığı ücreti geri vermek zorundadır. Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez." hükmü düzenlenmiştir.
Dosyada mevcut belgeler değerlendirildiğinde davacı ---- çocuğu, diğer davacıların ise kardeşi olan----- 2010 yılında----- ilinde sulama kanalına düşerek hayatını kaybettiği, davacıların o tarihte vekilliğini yapan Av. ---- ölüm sebebi ile gerekli tazminatların alınması için vekalet verdiklerini, ---- tarafından sürelerin kaçırılması sebebi ile idareye açılması gereken davaların asliye hukuk mahkemesine açıldığını, asliye hukuk mahkemesinden ret kararı aldıklarını, anlaşılmaktadır.Somut olayda sigorta sözleşmesi ise her ne kadar 6502 sayılı yasa kapsamında sayılmış sözleşmelerden ise de taraflar arasında 6502 sayılı yasal düzenleme kapsamında sigorta sözleşmesi mevcut değildir. Taraflar arasaında akdedilmiş bir tüketici sözleşme ilişkisinin bulunduğundan söz edilemez. Davacı ile dava dışı vekil arasındaki vekalet ilişkisi kapsamında dava dışı vekilin sorumluluk sigortacısı olan sigorta şirketine karşı açılan işbu davada, sigorta hukukunun TTK'da düzenlenmiş olduğu da dikkate alınarak, davanın mutlak ticari davalardan olduğunun ve asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunun kabulü gerekir. -----Bölge Adliye Mahkemesi ---- Hukuk Dairesi Esas ---- Karar ----
Mahkememizce usul ve yasaya uygun bilirkişi raporunda poliçede sigortalı olarak yer alan Av.---- davacılara karşı mesleki hizmet hatasının olduğu ve sigorta şirketinin poliçe teminatı kapsamında sorumluluğunun bulunduğu, sigortalının davacılar adına açtığı tazminat davalarının hizmet hatası nedeniyle red edildiğinin anlaşıldığı, davadan önce, Sigorta Tahkim Komisyonunca aktüer incelemesi yaptırıldığı ve davacılardan anne ve babanın oluşan destekten yoksun kalma tazminat tutarının poliçede yer alan % 10 muafiyet tenzili sonrasında, 390.298,05 TL olarak tespit edilmiş olduğunun görüldüğü, mahkemece davacıların oluşan zararı yönünden bu aktüer raporunun dikkate alınması durumunda, davacıların poliçe teminatı 200.000 TL yi talep edebilecekleri bildirilmekle usulüne uygun tebliğata rağmen tarafların bilirkişi raporuna itiraz etmediği, bilirkişi raporu hükme esas alınarak davacıların faiz talebi olmadığı da nazara alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜ İLE;
1-200.000 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 13.662,00 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 3.415,50 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 10.246,50 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL başvurma harcı, 3.415,50 TL peşin harç olmak üzere toplam 3.595,40 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 5.000,00 TL bilirkişi ücreti, 50,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 5.050,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 32.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.