T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/49
KARAR NO: 2023/930
DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 07/01/2020
KARAR TARİHİ: 22/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında uzun yıllardır devam eden tedarik ilişkisi bulunduğunu, davalı tarafından üretilen halıların, davacı şirket müşterilerine satıldığını, davalı şirket tarafından önce desen ve tasarım, ve numune çalışması yapıldığını müvekkil tarafından malların müşterilere gönderildiğini her bir müşteriye teslimden itibaren 60-90 ve 120 günlük vadelerde gelen ödemelerin davalı şirkete ödendiğini, ticari ilişkinin başından itibaren taraflar arasında uygulanan yazılı bir sözleşme bulunmadığını, 14/05/2018 tarihinde tarafların mutabık kaldıkları sözleşme metnine ilişkin mail ve ekindeki sözleşme taslağının, taraflar arasındaki ilişkinin anlaşılmasına yardımcı olacağını davalı şirkete verilen siparişlerin teslim tarihlerine az bir süre kala 26/08/2019 tarihinde davalı şirket tarafından üretilmeye bile başlanmadığının öğrenildiğini,------müşterisinden gelen siparişlerin 02/07/2019 tarihinde davalı şirket yetkililerine bildirildiğini, aynı tarihte onay maili geldiğini Haziran 2019 sonuna kadar ürünlerin yapılmasının ve 15/08/2019-01/09/2019 tarihleri arasında teslimlerinin talep edildiğini, 12/07/2019 tarihinde bu siparişler için proforma fatura gönderildiğini, 26/08/2019 tarihinde bu siparişlerin üretimine dahi başlanmadığının anlaşıldığını, öncesinde de herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını, söz konusu siparişlerin müşteriye satış tutarının 161.758EUR ve davalı şirketten alış tutarının 132.661,15 USD olduğu; 08/10/2019 tarihli döviz kuru üzerinden 268.122,40TL zarar edildiği; ----- müşterisinden 30/07/2019 tarihinde 28.921,99 EUR ve 20/08/2019 tarihinde 10.620EUR tutarında sipariş alındığını, gelen siparişlerin davalı şirkete bilgi geçildiğini; teslimat tarihleri olarak 20-21 Ekim 2019 tarihlerinin talep edildiği; 26/08/2019 tarihinde bu siparişlerin üretimine dahi başlanmadığının anlaşıldığı; toplamda 39.541,99 EUR tutarında siparişin iptal edildiğini davalı şirketin son zamanlarda desen ve numune sorunu çıkartmaya başladığını davacı şirketi müşterileri nezdinde zor durumda bırakarak müşterilerle olan ilişkilerinin bozulmasının ve söz konusu müşterilere davalının doğrudan mal satmasının amaçlandığını, ----- müşterisinin siparişlerine ilişkin olarak 21/03/2019 tarihli davalı şirket tarafından gönderilen faturaya ilişkin siparişlerin tesliminin yapıldığı; davacı tarafından 27/02/2019 tarihinde 13.155TL ve 02/08/2019 tarihinde 36.050,38TL ödeme yapıldığı; teslimi yapılan bu siparişlerden sonra 09/04/2019 tarihinde verilen 56.116,37TL bedelli siparişe konu ürünlerin, 25/04/2019 tarihinde 11.627TL ön ödeme yapılmış olmasına rağmen üretilmediği; 15/05/2019 tarihli proforma faturadaki 408 adet üründen 188 adet ürünün (toplam tutarı 72.083,09TL) de yapılmadığı ve müşteriye teslim edilmediğini, ----- tarafından Nisan 2019’da geçilen 69 adet siparişin Eylül 2019’da teslim edildiğini, 17/09/2019 tarihinde verilen 365 adetlik siparişin, 26/08/2019 tarihinde davalı şirketin üretimleri yapmadığının öğrenilmesi üzerine kabul edilemediğini ------müşterisinin siparişlerine ilişkin olarak 14/05/2019, 21/05/2019, 27/05/2019 ve 02/07/2019 tarihlerinde gelen siparişlerin, davalı şirket tarafından üretimi yapılarak teslim edildiği; 23/07/2019 ve 18/07/2019 tarihlerinde gönderilmiş olan ve bedelleri 11.400,00 TL ve 15.240,00 TL olan siparişlerin üretilmediğini ve teslim edilmediğini 06/09/2019 tarihindeki 19.020,00 TL ve 10/09/2019 tarihindeki 7.620,00 TL’lik siparişlerin, 26/08/2019 tarihinde davalı şirketin üretimleri yapmadığının öğrenilmesi üzerine kabul edilemediği; ------ müşterisinin siparişlerine ilişkin olarak 06/02/2019 tarihli 203.328,00 TL’lik faturanın, müşteri vadesine göre ve müşteriden gelen ödemeyle birlikte davacı tarafından 20/03/2019 tarihinde 211.625,00 TL olarak ödendiğini, 02/04/2019 tarihli 153.558,01 TL’lik faturanın, müşteri vadesine göre ve müşteriden gelen ödemeyle birlikte davacı tarafından 13/05/2019 tarihinde 168.223,06 TL olarak ödendiğini 27/05/2019 tarihli 138.836,71 TL’lik faturanın, müşteri vadesine göre ve müşteriden gelen ödemeyle birlikte davacı tarafından 06/08/2019 tarihinde 127.650,00 TL olarak ödendiğini, 15/08/2019 tarihli siparişin, 26/08/2019 tarihinde davalı şirketin üretimleri yapmadığının öğrenilmesi üzerine kabul edilemediği; bu ürünlerin müşteriye 12,15 EUR’dan satılırken davalı şirketten 9,30 USD’ye alındığı; 1.243,33 metrekarelik siparişten dolayı kâr kaybı yaşandığı;----- firmasına yapılmayan siparişlerden kaynaklı olarak davacının kâr kaybının 29.126,78 TL olduğu; ----- firmasına yapılmayan siparişlerden kaynaklı olarak davacının kâr kaybının 6.488,34 TL olduğunu; ------ firmasına yapılmayan siparişlerden kaynaklı olarak davacının kâr kaybının 32.401,18 TL olduğunu ----- firmasına yapılmayan siparişlerden kaynaklı olarak davacının kâr kaybının 268.122,40 TL olduğu; ------ firmasına yapılmayan siparişlerden kaynaklı olarak davacının kâr kaybının 75.258,30 TL olduğu; yapılmayan siparişlere ilişkin olarak davacının somut zararının 411.397,00 TL olduğunu davalının sözleşmeye aykırı eylemleri olmasa idi en azından 2018 yılında alınan sipariş adedi kadar sipariş alınacağının varsayılması gerektiği; bugüne kadar siparişlerini günü gününe teslim eden davacı şirketin, teslim tarihlerine az bir süre kala siparişlerin yapılamayacağını müşterilerine söylemesinin, mevcut siparişlerin iptal edilmesinin, davacı şirketin yıllardır ticari hayatında yoğun emek göstererek inşa ettiği saygınlığını zedelediğini dava şirketin müşterilerine davalı şirket yetkilisi tarafından mailler gönderilerek davacı şirketin ticari itibarının ciddi oranda zarar uğratıldığını; davacı şirketin adeta taklit ürün satan, davalının tasarımlarını kopyalayarak gelir elde etmeye çalışan bir şirket gibi gösterildiği ve aynı zamanda ürünlerin bedelinin ödenmediği konusunda da şikayet edilmeye çalışıldığı öne sürülerek maddi ve manevi tazminata karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesinde özetle; 100.000,00 TL olarak açılan müspet zarar miktarını bilirkişi raporları doğrultusunda 292.897,01 TL'ye ıslah ettiklerini beyan ve talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, davalı şirkete yüklü miktarda borçlu olduğunu bu sebeple davalı şirket tarafından 25/09/2019 tarihinde bir ihtarname keşide edildiği ve 08/10/2019 tarihinde ise icra takibi başlatıldığını, bu takibe haksız olarak itiraz eden davacıya karşı itirazın iptali davası açıldığını, huzurdaki davanın, itirazın iptali davasını sürüncemede bırakmak çabasından başka bir şey olmadığını, taraflar arasında imzalanmış yazılı bir sözleşme bulunmadığını, davacı tarafından sunulan, imza altına alınmamış dokümanın davalı açısından bir bağlayıcılığı bulunmadığını, bu nedenle sözde vade tarihlerinden bahsedilmesinin kabul edilemeyeceğini, davalı şirket tarafından tasarımı ve üretimi yapılan ürünlerin tasarımlarının ve çizimlerinin, davacı tarafa ya da davacının müşterilerine ait olmadığını, davalı şirketin kendi tasarımlarının elektronik imzalı zaman damgası (-----) sistemiyle bilgisayar ortamında zaman damgası eklenerek kayıt altına alındığını, ------müşterisine ilişkin olarak, davalı şirket tarafından gönderilen 02/07/2019 tarihli e-mailin bir onay e-maili olmadığını siparişlerin Ağustos sonunda sevkinin mümkün olmadığı ve en iyi ihtimalle ancak Eylül sonu teslimat yapılması konusunda müşteri ile görüşülmesinin talep edildiğini, davacı şirket tarafından onaylanmamış olan proforma faturada da açıkça teslimatın 2019 Eylül ayı sonu olacağının belirtildiğini zaten ortada anlaşılmış bir sipariş yokken 26/08/2019 tarihinde herhangi bir üretim yapılmadığı ve ya teslimat yapılmadığı gibi bir iddiada bulunulmasının dayanaksız olduğunu, proforma fatura imza/kaşe yapılarak davalı şirkete işleme alınması için gönderilmediğinden bahse konu siparişin işleme alınmasının mümkün olmadığını,----- müşterisine ilişkin olarak, davacının bahse konu siparişlerinin davalı tarafından hiçbir zaman onaylanmadığını, davacı tarafından bir yandan 2019 Ekim ayı sonunda teslimat yapılacağı iddia edilirken, bir yandan da 26/08/2019 tarihinde herhangi bir üretim yapılmadığının ya da teslimat yapılmadığının iddia edilmesinin kendi içinde çelişkili olduğu; teslim edilmediği iddia olunan siparişlerin 30 Temmuz ve 20 Ağustos tarihli olduğu dikkate alındığında 26 Ağustos’ta (sipariş tarihinden 6 gün sonra) üretimin tamamlanarak teslimata hazır hale getirilmesinin beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu; davalı şirketin bir onayının ya da 26/08/2019 tarihinde teslimat yapılacağına yönelik bir bildiriminin de bulunmadığını, davalı şirket tarafından gönderilen 26/08/2019 tarihli e-maild, teslimatın üretim planına göre en iyi ihtimalle ancak 2019 Aralık ayı sonu hazır olabileceğinin belirtildiği; ancak taraflar arasında tam bir mutabakat sağlanamadığını, davacının borçlarının kapatılmaması nedeniyle siparişin işleme alınmadığını, ----müşterisine ilişkin olarak, söz konusu siparişlere ilişkin olarak davalı şirketin herhangi bir onayının bulunmadığı; davalı şirket tarafından gönderilen 15/05/2019 tarihli bir proforma faturanın da mevcut olmadığını, davacı delil listesi ekinde ---- adı altında sunulan dekontun, davacının dilekçesinde 3.3 başlığı altında kabul ettiğini, teslimatı eksiksiz bir şekilde yapılmış siparişe ilişkin olduğunu, -----başlığı altında sunulan ödeme dekontlarının da yine dava dilekçesinde 3 başlığı altında kabul ettiği, teslimatı eksiksiz bir şekilde yapılmış siparişe ilişkin olduğunu, -----müşterisine ilişkin olarak, söz konusu siparişlere ilişkin davalı şirketin herhangi bir onayının bulunmadığını,----- müşterisine ilişkin olarak, söz konusu siparişe ilişkin davalı şirkete herhangi bir bildirim yapılmadığı; davalı şirkete hiç ulaşmamış sözde siparişe ilişkin herhangi bir onay veya 26/08/2019 tarihinde üretim yahut teslimat yapılacağına yönelik bil bildirim bulunmadığını, sözleşmeye aykırılıktan bahsedilebilmesi için ortada taraflarca bağlayıcılığı kabul edilmiş bir sözleşme olması gerektiği; böyle bir sözleşme olmadığı gibi e-mailler üzerinden de davalı şirket tarafından onaylanmış bir siparişin söz konusu olmadığı; taraflar arasında var olmayan sözde sözleşmeye aykırılıklar nedeniyle gelecekte alınması umulan siparişlere ilişkin kâr kaybının talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığı;----- ve ----- firmalarına gönderilen e-maillerin tamamen gerçek vakıaları içerdiğini davacının davalıya borçlu olduğu, davacıya karşı hukuki aksiyon alınmış olduğu hususlarının bildirildiği; olası taklit ürünlerden sakınılması hususunda iyi niyetle uyarı yapıldığı; davacı şirket özelinde bir kopyalama iddiasında bulunulmadığını, davacının komisyoncusu ----- telefonuna mesaj atılarak davalı şirket tarafından doğrudan ilişkiye girilmeye çalışıldığı iddiasının tamamen gerçekdışı olduğu öne sürülerek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasıdır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından alınan 24/05/2021 tarihli raporda özetle; Taraflar arasındaki tedarik ilişkisi nedeniyle verilen siparişlerin sözleşme kapsamı uyarınca usulüne uygun yerine getirilip getirilmediği; davalının tedarik sözleşmesini ihlal edip etmediği hususunda: Dosya kapsamı incelendiğinde taraflar arasında yazılı bir sözleşmeye rastlanmadığı, ayrıca taraflar arasında TBK m.1 hükmünce “karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları” ile yazılı veya sözlü şekilde, açık veya örtülü olarak bir sözleşmenin kurulup kurulmadığı, sözleşmenin nispiliği ilkesince tarafları bağlayan “sözleşme hükümlerinin neler olduğu” hususunun açıkça anlaşılamadığı; dolayısıyla davalının “sözleşmenin hangi hükmünü, hangi fiiliyle, ne zaman, nasıl” ihlal edip etmediği noktaları bakımından değerlendirme yapmanın mümkün olamadığı, Dava dışı firmalara gönderilemeyen siparişler nedeni ile davacının müspet zararının bulunup bulunmadığı, bu nedenle kâr kaybına uğrayıp uğramadığı hususunda: Davacının, dava dilekçesinin sonuç kısmında hem müspet (olumlu) zararının hem de ayrıca kar kaybının tazminini talep ettiği; Yargıtay kararlarınca kar kaybı zararının da müspet zararın kapsamına dahil olduğu, (yukarıda da belirtildiği gibi) taraflar arasında hangi hükümlerle sözleşmenin kurulduğu anlaşılamadığından ve sözleşmenin ihlalinin söz konusu olup olmadığı hususunda bir tespit yapılamadığından, ayrıca hem mali hem de sözleşme bakımından dosya kapsamı incelendiğinde davacının müspet (olumlu) zarara ve bu zarar kapsamı içinde değerlendirilen kar kaybına uğrayıp uğramadığı, varsa zararın miktarı açık bir şekilde bu hususlarda hesaplama ve değerlendirme yapılamadığı, davacının ticari itibarının zedelenip zedelenmediği, bu hususta manevi yönden zarara uğrayıp uğramadığı hususunda: Davacının manevi zarar tazminat olarak 100.000TL nin ödenmesini talep ettiği, doktrine ve Yargıtay’a göre manevi zararın, malvarlığındaki azalmayı değil, kişilik haklarına ilişkin tecavüz sebebiyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acıyı, ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde ortaya çıkan azalmayı ifade ettiği; borcun ifa edilmemesi halinde manevi tazminat bakımından talebin dayanağı olan TBK m. 114/II hükmünün atfıyla uygulama alanı bulacak hüküm olan TBK m. 58/I hükmü uyarınca manevi tazminatın talep edilebilmesi için kişilik hakkına hukuka aykırı tecavüzle, yani borca aykırı bir davranışla manevi zarar (kişilik hakkına vaki tecavüzden duyulan acı, elem ve ızdırap) arasında uygun illiyet (nedensellik) bağının bulunmasının gerektiği, kanun ve doktrin uyarınca manevi tazminata hükmedilmesi için sözleşmeye aykırılığın kişilik haklarına saldırı niteliğinde olması zorunlu olduğundan dosya kapsamında bu unsurun gerçekleşip gerçekleşmediği; HMK m. 194 hükmünce davacının iddia ettiği olayların kişilik hakkını ihlal ettiği hususunu somutlaştırıp somutlaştırmadığı hususunun mahkememize ait olduğu hususlarını beyan ve rapor etmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından alınan 12/08/2022 kök ve heyetin ek raporunda özetle; Dosya kapsamında taraflar arasında akdedilmiş yazılı bir sözleşme tespit edilemediği, çoğu siparişin onaylandığına ilişkin somut delil olmamakla birlikte, ----- müşterisi için; 32.351,60 € x 6,19 = 200.256,40 TL, ----müşterisi için; 8.016,20 € x 6,48 = 51.944,97 TL, ----- müşteri siparişleri için; Davacı tarafından ödenen 11.627,00 TL peşinat ile birlikte toplam zarar 10.391,92 + 11.627,00 =22.018,92 TL ve 66.743,61 x 0,20= 13.348,72 TL olmak üzere Toplamda;22.018,92 TL + 13.348,72 TL=35.367,64 TL,--- --- Müşteri Siparişleri için; 26.640,00 TL x 0,20 = 5.328,00 TL olarak hesaplanmış olup, Toplam Zararın, Davacı Şirketçe Davalı Şirkete ödenen 11.627.-TL Peşinat ödemesi dahil; (200.256,40 TL + 51.944,97 TL + 35.367,64 TL + 5.328,00 TL=) 292.897,01 TL olabileceği, davacının manevi tazminat talep edebilmesi için kişilik hakkına hukuka aykırı bir fiil ile zarar verilmiş olması, bu fiil ile manevi zarara arasında uygun bir illiyet bağı olması gerektiği, dosya kapsamında bu hususun gerçekleşip gerçekleşmediğinin tarafımızca tespit edilemediği, bu talebin değerlendirilmesinin mahkememiz takdirinde olduğu hususlarını beyan ve rapor etmiştir
Somut olayda taraflar arasındaki tedarik ilişkisi nedeniyle verilen siparişlerin sözleşme kapsamı uyarınca usulüne uygun yerine getirilmediği ve davalının tedarik sözleşmesini ihlal ettiği iddiasına dayanılarak açılmış maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmektedir.
TBK'nın 112. ve devamı maddesine göre; alacaklının, borçludan borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle tazminat isteyebilmesi için, bu yüzden bir zarara uğramış olması gerekir. Sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet (olumlu) zarar olacağı gibi, menfi zarar da olabilir.
Müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Borcun yerine getirilmesinin kusurla olanaksız hale gelmesinde, temerrüde düşen borçludan, gecikmiş ifa ile birlikte gecikme dolayısıyla tazminat istenmesinde, yahut borçlunun temerrüdü halinde ifadan vazgeçilip, ifa yerine tazminat istenmesinde ve sözleşmenin olumlu biçimde ihlalinde, müspet zararın giderimi söz konusu olur.Kar mahrumiyeti müspet zararlar içinde bulunmaktadır.Taraflar arasındaki tedarik ilişkisi nedeniyle verilen siparişlerin sözleşme kapsamı uyarınca usulüne uygun yerine getirilip getirilmediği; davalının tedarik sözleşmesini ihlal edip etmediği hususunda: Dosya kapsamı incelendiğinde taraflar arasında yazılı bir sözleşmeye rastlanmadığı, ayrıca taraflar arasında TBK m.1 hükmünce “karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları” ile yazılı veya sözlü şekilde, açık veya örtülü olarak bir sözleşmenin kurulup kurulmadığı, sözleşmenin nispiliği ilkesince tarafları bağlayan “sözleşme hükümlerinin neler olduğu” hususunun açıkça anlaşılamadığı; dolayısıyla davalının “sözleşmenin hangi hükmünü, hangi fiiliyle, ne zaman, nasıl” ihlal edip etmediği noktaları bakımından değerlendirme yapmanın mümkün olamadığı, Dava dışı firmalara gönderilemeyen siparişler nedeni ile davacının müspet zararının bulunup bulunmadığı, bu nedenle kâr kaybına uğrayıp uğramadığı hususunda: Davacının, dava dilekçesinin sonuç kısmında hem müspet (olumlu) zararının hem de ayrıca kar kaybının tazminini talep ettiği; taraflar arasında hangi hükümlerle sözleşmenin kurulduğu anlaşılamadığından ve sözleşmenin ihlalinin söz konusu olup olmadığı hususunda bir tespit yapılamadığından, ayrıca hem mali hem de sözleşme bakımından dosya kapsamı incelendiğinde davacının müspet (olumlu) zarara ve bu zarar kapsamı içinde değerlendirilen kar kaybına uğradığını ispat edemediği bilirkişisi raporu ile sabit hale geldiğinden somut olayda taraf ticari defterleri ve kayıtları da incelenmekle ayrı ayrı olarak talebe konu edilen müşterilere yönelik siparişler değerlendirilmekle öncelikle davacı davalı ile arasındaki tedarik ilişkisini somut bir şekilde ortaya koyamadığı ve bu siparişlerin tedarik talebini davalıya iletildiği ve davalının bu siparişlere onay verdiği hususunu; yasal olarak belirlenen delil ibraz süresi içerisinde yazılı bir belge ve kayıtla ispat edemediğinden davacı şirketin bu hususta bir zararının doğmadığı belirlenmiştir. Tüm bu açıklamalar dikkate alındığında davacının maddi tazminata yönelik talepleri yukarıda izah edilen nedenlerle yerinde görülmeyerek reddi yolunda aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Davacı taraf uğramış olduğu maddi zararını yapılan yargılama uyarınca ispat edilemediğinden TBK madde 58 uyanınca manevi tazminata yönelik talepleri de yerinde görülmemekle reddi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2- Karar harcı 269,85 TL den davacı tarafından yatırılan 3.586,28 TL peşin harç ve 3.294,20 TL Islah harcı olmak üzere toplam 6.880,48 TL harçtan mahsubu ile artan 6.610,63 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 77,50 TL yargılama giderinin davacı tarafından tahsili ile davalı tarafa ödenmesine,
5-Davalı taraf maddi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'nin 13. Maddesinde ki esaslara göre belirlenen 17.900 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı taraf manevi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'nin 10/3 Maddesinde ki esaslara göre belirlenen 17.900 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7- Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ------Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.