T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/663
KARAR NO: 2024/384
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 01/10/2023
KARAR TARİHİ: 07/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ----- davalı ----- Şirketi'nden kiralamış olduğu "-----adresinde bulunan iş yerinin, müvekkili şirket tarafından ----- numaralı 30.06.2019-30.06.2020 başlangıç ve bitiş tarihli Endüstriyel Yangın Abonman Sigorta Poliçesi ile teminat altına alındığını, 19.06.2020 tarihinde, dava dışı sigortalı tarafından, davalıdan kiralanan iş yerinde çatı genelinde muhtelif alanlardan giren yağmur suyunun akabinde izolasyon yetersizliğinden kaynaklı su sirayeti nedeniyle hasar meydana geldiğini, dava dışı sigortalının müvekkili şirkete başvurarak aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ortaya çıkan hasarın giderilmesini talep ettiğini, 02.07.2020 tarihinde sigortalı iş yerine gelen bağımsız ve uzman eksperler tarafından, su sızıntısının nedeni ve ortaya çıkan hasarın tespit edildiğini, bu bağlamda, alınan ekspertiz raporuna dayanılarak, sigortalıya 4,686.00 TL hasar bedelinin ödendiğini, davalının, dava konusu hasardan sorumluluğun türk borçlar kanununa göre yapı malikinin sorumluluğuna göre sorumluluk olduğunu, davalının maliki olduğu çatı ve dış cephesinde izolasyon yetersizliğinden kaynaklı hasardan dolayı sorumluluğunun bulunduğunu, böylelikle yapılan ödemeye binaen müvekkili şirketin, Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesi uyarınca sigortalının haklarına halefi olduğunu, alacağın tahsili için yapılan icra takibine davalı borçlunun itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla; Davanın kabulü ile icra takibine yapılan haksız itirazın iptaline, Davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından dava dilekçesinde 19.06.2020 tarihinde "------adresinde davacı tarafından dava dilekçesinde sehven ------ adresi yazılmışsa da ekspertiz raporundaki adresin mezkur ----- ilindeki adres olduğunu, bulunan depoda aşırı yağış neticesinde çatıdan su sızması sonucu dava dışı sigortalı ----- uğradığı zararların müvekkilin bina maliki olması sebebiyle kusursuz sorumluluğu olduğundan bahisle müvekkil şirket davalı olarak gösterildiğini, söz konusu taşınmaza ilişkin olarak tapu kayıtları incelendiğinde müvekkili şirketin söz konusu binanın maliki olmadığını, dolayısıyla taşınmazda meydana geldiği iddia edilen bozukluk veya bakım eksikliğinden müvekkili şirketin sorumlu olmadığının açık olduğunu, müvekkili şirket bahsi geçen taşınmazın maliki olmadığından davanın öncelikle husumet yokluğu nedeniyle usulden reddini talep ettiklerini, davacı şirketin aktif husumet ehliyeti ve müvekkili şirketin pasif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafça sunulan sözleşmesinin dava konusu iddia edilen depolamayı kapsamadığını hasarın sözleşmenin genel ve özel şartları uyarınca sorumluluğu dışında kaldığını, sözleşme dışında kalan risk için dava dışı sigortalısına hatır ödemesi yapan davacı şirketinin rücuen müvekkilden talep edebileceği hakkının bulunmadığını, iddia konusu hasardan müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını beyanla; Dava konusu iddia edilen hasardan müvekkil şirketin husumet yokluğuna istinaden öncelikle usulden reddine, her halükarda haksız davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, yağmur suyu nedeni ile davacının iş yerinde meydana gelen hasara ilişkin olarak sigorta şirketinin sigortalısına ödediği bedelin rücuen tahsiline yönelik tazminat davasıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10/11/2020 tarihli ----- sayılı ilamı; "...19. Öğretide sigortacının halefiyeti; “zarar gören sıfatı ile sigorta ettiren rizikonun gerçekleşmesi sebebiyle meydana gelen zararlar için üçüncü şahsa karşı herhangi bir hukuki sebebe binaen tazminat alacağına sahip ise, bu hakkın ödenen sigorta tazminatı miktarınca kanun icabı sigortacıya geçmesi hali” olarak tanımlanmaktadır (-----).
20. 6762 sayılı TTK’da halefiyetin tanımına yer verilmemekle, 1301. maddesinde; “Sigortacı sigorta bedelini ödedikten sonra hukukan sigorta ettiren kimse yerine geçer. Sigorta ettiren kimsenin vaki zarardan dolayı üçüncü şahıslara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder.
Sigorta ettiren kimse, 1 inci fıkra gereğince sigortacıya intikal eden haklarını ihlal edecek bir hal ve harekette bulunursa sigortacıya karşı mesul olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmiş ise sigorta ettiren kimse kalan kısmından dolayı üçüncü şahıslara karşı haiz olduğu müracaat hakkını muhafaza eder.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.21. Sigortacının 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesinde düzenlenen yasal halefiyet ilkesine bağlı olarak üçüncü kişiden istemde bulunulabilmesi için yalnızca sigorta bedelinin ödenmesi yeterli değildir. Halefiyete dayalı olarak rücu davasının açılabilmesi için sigortacı ile sigortalayan arasında geçerli bir sigorta sözleşmesinin varlığı, sigortacının geçerli olan sigorta ilişkisi nedeniyle sigortalayana ödeme yapması, sigortalısının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekmektedir. Eş söyleyişle; 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesi gereğince sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi çerçevesinde ödemekle yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra zarar sorumlularına rücu edebilir. Bunun dışında kalan hâllerde yapılan ödemelerden dolayı sigorta şirketinin poliçe ilişkisine dayanılarak rücu davası açması mümkün değildir.22. Sigortacı tarafından sigortalısına, poliçe hükümlerine uygun olmayan bir ödeme yapılması durumu ise öğreti ve uygulamada “ex gratia ödeme” yani “hatır ödemesi” olarak adlandırılmaktadır.
23. Poliçe hükümlerine aykırı bir ödeme yapıldığında sigortacı, TTK 1301. maddesinde düzenlenen halefiyet hakkını kazanamaz. Sigortacının açtığı rücu davasında halefiyet şartları gerçekleşmemiş olup da sigortacı ödeme yaptığı sigortalısından zarar sorumlusuna karşı olan dava hakkını alacağın temliki yoluyla devralmışsa, bu takdirde davacı davacılık sıfatını 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesinden değil, 818 sayılı BK’nın 162 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan alacağın devri hükümlerinden almış olacak ve sigortaca rücu davası şeklinde açılan dava ret olunmayarak, genel hükümler çerçevesinde çözüme kavuşturulacaktır (Ulaş, s. 264). Tüm bu hususlar mahkemece resen araştırılmalıdır.
24. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; dosyada mevcut 15.07.2009 tarihli ibraname içeriğinden, dava dışı sigorta ettirenin 141.155,00TL tazminat karşılığında dava konusu hırsızlık nedeniyle uğradığı zarara ilişkin üçüncü kişilere karşı talep ve dava haklarını, ödenen tazminat kadar davacı sigorta şirketine devrettiği görülmüştür. Eş söyleyişle davacı ile sigortalısı arasında düzenlenen ibranamede davacı şirket, zarar ile ilgili olarak sigortalının üçüncü şahıslara karşı olan talep ve dava haklarını temlik almış, sigortalı davalıdan talep edebileceği alacağını BK’nın 162 ve devamı maddeleri uyarınca davacı şirkete temlik etmiştir. Bu durumda davacının sigorta ilişkisi dışında alacağın temliki hükümlerine göre de talep hakkı bulunduğu kuşkusuzdur." Hasarın teminat dışı kaldığının tespiti halinde ise talep alacağın temliki hükümleri uyarınca değerlendirilmelidir. Davacı sigorta şirketi, sigortalısına ödeme yapıp sigortalının olay nedeni ile 3. kişilere karşı olan talep ve dava haklarını dosya içerisinde mevcut ibra ve temlik belgesiyle temlik almıştır. Başka bir anlatımla, dava dışı sigorta ettiren, olayla ilgili olarak uğradığını iddia ettiği zarar nedeniyle davalıdan talep edebileceği alacağını dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 183. ve devamı maddeleri uyarınca davacı şirkete temlik etmiştir. Bu durum karşısında davacının sigorta ilişkisi dışında alacağın temliki hükümlerine göre de talep hakkı bulunmaktadır. YHGK'nun yukarıda yer verilen kararında da ifade edildiği gibi sigortacı tarafından hatır ödemesi yapıldığı takdirde TTK'nın 1472.maddesinde düzenlenen halefiyet şartları gerçekleşmeyecek ise de, sigortacı tarafından aynı zamanda alacağın temlik alınması durumunda TBK'nın 183 vd maddelerinde düzenlenen "alacağın devri" hükümleri çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesi gerekmektedir.Somut olayda dava dışı----- davalı ----- Şirketi'nden kiralamış olduğu ------adresinde bulunan iş yerinin davacı tarafından ----- numaralı 30.06.2019-30.06.2020 başlangıç ve bitiş tarihli Endüstriyel Yangın Abonman Sigorta Poliçesi ile teminat altına alındığı, 19/06/2020 tarihinde davalı tarafından kiralanan iş yerinde izolasyon yetersizliği nedeniyle yağmur sularının sirayeti sebebiyle sigortalının iş yerinde hasar meydana geldiği, sigortalıya 4.686,00 TL hasar bedeli ödendiği, yapmış olduğu ödemeyi poliçe kapsamında ve halefiyet ilkesi gereğince davalıdan talep ettiği görülmüştür----- numaralı Endüstriyel Yangın Abonman Sıgorta Polıçesinin incelenmesinde poliçe teminat tarihinin 04/03/2021-04/03/2022 olduğu, teminat adresinin ----- olduğu, dosya kapsamındaki eksper raporuna göne hasarın "------ " olduğu, hasar tarihinde riziko adresinin teminat kahsamında olmadığı, anlaşılmıtır. Bu durumda davacının sigortalısına yaptığı ödemenin sigorta poliçesi kapsamında bir ödeme olduğunu kabul etmek mümkün olmadığı dolasıyla sigortalısının haklarına halef olamadığı, sigorta poliçesi kapsamında halefiyet gereği rücu hakkına sahip olduğundan söz edilemez. Davacının sigortalısına yaptığı ödemenin 'ex-gratia' 'lütuf ödemesi' şeklinde değerlendirilebileceği, lütuf ödemesi sebebiyle yaptığı ödemeyi de halefiyet hükümlerine göre değil alacağın temliki hükümlerine göre zararın meydana gelmesinde kusuru olanlara rücu edebilecektir. Dolayısıyla davacı sigorta şirketi yaptığı ödemeyi alacağın temliki hükümlerine göre davalıdan talep edebilecektir. Ancak dosya kapsamında davacı tarafın alacağın temlikine dair bir iddiası bulunmayıp alacağın temlikine ilişkin temliknamede bulunmadığından davanın reddi yolunda aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Kaldı ki riziko adresinin davalı tarafa ait olduğuna ilişkin bir delil de dosyaya sunulmamış, taşınmazın ada parsel numarası bildirilmemiş, taşınmazın sahiplik durumu tespit edilememiştir. Mahkememizce Uyaptan yapılan takbis sorgusunda davalının ----- ilinde bir taşınmazının olmadığı görülmüştür. Bu hali ile de davanın reddi gerekmektedir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar harcı 427,60-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile artan 157,75 -TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 4.617,31-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.