T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/651
KARAR NO: 2024/638
DAVA: Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/09/2023
KARAR TARİHİ: 17/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı -----, 12.03.2019 tarihinde ----- kurdukları ve yine taraflar arasında 20.12.2021 tarihinde imzalanan protokole istinaden 23.12.2021 tarihinde müvekkilinin bu şirketteki tüm hisselerini davalıya devrettiğini, protokolden de anlaşılacağı üzere, müvekkiline ödenmesi gereken tutarın toplamda 500.000 USD olduğunu, 2022 yılı Ocak ayı ilk taksit olmak üzere her ay 49.000 TL ödenme yapılmasının belirlendiğini, taksit tutarının protokolün 3.4 maddesinde belirtildiği üzere; 12 aylık dönem sonrasında TEFE/TÜFE toplamının yarısı oranında artışa maruz kalacak şekilde belirlendiğini, 2023 yılı Ocak ayı ödemesinin, protokolde de belirtildiği üzere TEFE/TÜFE toplamının yarısı oranında artırılması gerekirken, bu artışın yapılmadığını, 2023 Ocak, Şubat ve Mart aylarında yapılan eksik ödemelerin tahsili amaçlı icra takibinin başlatıldığını, davalının süresi içerisinde icra takibine itiraz etmekle icra takibinin durduğunu, sonrasında yapılan arabuluculuk görüşmesinde de bir sonuç elde edilemediğini, davalı tarafından ödeme yapılmaya devam edilmekte olduğunu, dava konusunun ise icra takibi ödemelerine yapılması gereken artışlarla ilgili olduğunu belirterek; davanın kabulü ile itirazı iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İcra takibine dayanak belge olarak sunulan protokolün geçerli olmadığını, müvekkili ----, 2013 yılında --- kurduğu ve kuruculuğunu üstlendiği okul uzun süre eğitim öğretim alanında faaliyet gösterdiğini, 2019 yılında------ müvekkili ----- sahip olduğu okulu satın almak istediğini ifade ettiğini, ancak müvekkilinin okulu satmak istemediğini, kabul eder ise okulu büyütmek amacıyla ortaklık yapabileceğini ilettiğini bu doğrultuda müvekkili ile ---- ortaklık yapmak amacıyla ------ Şirketi adlı şirketi kurduğunu ve ortaklık sürecini başlattıklarını, taraflar arasında 20/12/2021 tarihinde noterde Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ve aynı tarihli Hisse Devrine İlişkin Protokol'ün imzalandığını, ----- hissedarı ----- şirkette sahip olduğu %73 hisse oranının diğer ortak olan müvekkiline devrini içerdiğini, Protokolün taraflar arasındaki hisse devrini düzenlemek amacıyla hazırlanmak istendiğini, hukuka aykırı hükümler içerdiğinden ayrıca protokol sürecinde müvekkili davalının hileli beyanlara maruz kaldığını bu nedenle Protokolün hükümsüz olduğunu, taraflar arasında imzalanan Protokol ve ekleri tek nüsha hazırlandığını, aslı ya da aslı gibidir örneğinin, ilgili Protokol ve eklerinin müvekkili---- iletilmediğini, her ne kadar Protokol'ün 3.5. maddesinde ---- bulunduğu adreste demirbaşların listelenip işbu protokolün eki olarak kabul edileceği düzenlenmiş ise de demirbaş listesinin hiç hazırlanmadığını, müvekkili ile hiç paylaşılmadığını, Protokol'ün eğer varsa ekleriyle birlikte hükümsüz olduğunu, ---- tarafından kendi adına yaptığı işlemlerin faturasının da şirkete kesildiğini ve şirketten ödendiğini, hisse karşılığı ödemesi gereken paraların şirkete borç verdiğini daha sonra da bu paraları kendi hesabına aktardığını, bu konuda da savcılık nezdinde ---- nolu dolandırıcılık soruşturması devam ettiğini, taraflar arasında 20/12/2021 tarihli hisse devrine ilişkin pay devri sözleşmesi noterde şekil şartlarına uygun bir şekilde hisse devri gerçekleştirildiğini, işbu davaya konu hisse devrine ilişkin protokolün noter onayı olmaksızın imzalandığını, şekil şartlarını taşımadığından hükümsüz olduğunu, sözleşme maddeleri tek tek incelendiğinde, protokolde yer alan "Hükümler" başlığı altında kabul edilen 3.1. numaralı maddede kanuna ve düzenlemelere aykırı olarak Amerikan Doları ile ---- ödenecek olan tutarın düzenlendiğini, protokolün açıkça kanuni düzenlemeye aykırı ve hükümsüz olduğunu, protokolde hem cezai şart hem de sözleşme bedeli döviz cinsinden belirlenmekle birlikte bunun aykırılık içerdiğini, ayrıca, protokol'ün TBK 28/1 (aşırı yararlanma) ve TBK 36 (aldatma) ve hile hükümleri doğrultusunda davanın reddini talep ettiklerini, Protokolün 3.10. maddesinde, taraflara ihbarda bulunmak kaydıyla tek taraflı olarak fesih hakkı tanınmadığını, bu da uyuşmazlığa neden olan protokolde, taraflardan davalı ---- gerektiğinde kullanmak üzere üstün yetkilerle donatıldığını, eşitliğin öngörülmediğini, söz konusu maddede müvekkili ----- protokolü feshetmesi durumunda cezai şart olarak 250.000-USD ödemekle mükellef olduğunun ifade edildiğini, müvekkili ----- ağır yükümlülükler yükleyen, haksız ve orantısız olarak hukuka aykırı düzenlenen işbu protokolün hükümsüz olduğunu, Protokolün TMK'nın 2. maddesine aykırı düzenlenen 3.2. maddesinin, Anayasa'nın 48. maddesinde düzenlenen çalışma ve sözleşme hürriyeti hükmüne aykırı olarak düzenlenen 3.7., 3.8., 3.10. maddelerinin, 3.6. ve 3.7. maddelerinin hükümsüzlüğü neticesinde davanın reddini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek şartıyla davacı tarafa TEFE-TÜFE oranında artışların yansıtılarak ödemelerin gerçekleştirildiğini, gerekli artışlar yapılarak ----- adına olan hesabına ödendiğini, davacının artış oranına zımnen muvafakat ettiğini belirterek; davanın ve talepleri bütünüyle reddine, alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar/ kötü niyet tazminatının reddine, takibinde haksız ve niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahküm edilmesine, yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, taraflar arasında hisse devrine ilişkin kurulan protokol kapsamında oluşan alacağın tahsili amacı ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iplali istemine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından verilen raporda özetle;"Devir sözleşmesi kanundaki şekle riayet edilerek kurulduğundan ve taraflar arasındaki edimler ifa edildiğinden adi yazılı şekilde kurulan protokolün geçerli olduğu ve davacının protokol kapsamında edimlerin ifasını talep edebileceği, davalının irade sakatlığı ile ilgili olarak dosya içerisinde 20.12.2021 tarihinde sözleşme kurulduktan sonra davalının bir yıl içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığına dair davacıya bildirimde bulunduğuna dair bir veriye rastlanılmadığı, bildirimde bulunulmaması halinde sözleşmenin onanmış sayılacağı, davacının davalıdan 2023 yılı Ocak, Şubat ve Mart aylarına ilişkin TÜFE-Yİ-ÜFE ortalamalarına göre hesaplanan eksik ödeme bakiyesi tutarı olarak 127.243,03 TL alacak talep edebileceği, Sözleşmeye göre taksit tutarlarının her ayın beşinde ödeneceği, tarafların tacir olduğu nazara alındığında asıl alacağa ticari faiz işleyeceği, bu durumda davacının takip tarihi itibarıyla127.243,03 TL asıl alacak, 2.502,62 TL faiz olmak üzere toplam 129.745,65 TL alacaklı olacağı, bununla beraber davacı daha az asıl alacak ve faiz talebinde buunduğundan taleple bağlı kalarak 102.192,50 TL asıl alacak, 1.044,00 TL faiz olmak üzere 103.236,50 TL alacaklı olduğunun kabulü gerektiği, " şeklinde rapor sunulmuştur.Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 39/1. maddesinde "Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onaylamış sayılır. "düzenlemesine yer verilmiştir.Yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafça davaya dayanak protokolün hileye dayalı olarak alındığı iddia edilmiş ise de protokolün 20/12/2021 tarihli olduğu, protokolden sonra her ay düzenli olarak 20/01/2022 tarihinden 19/03/2024 tarihine kadar protokole dayalı olarak davalı tarafından davacıya ödemeler ve Tefe Tüfe farkı ödemeleri yapıldığı, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde irade fesadı halinin ileri sürülmediği, düzenli ödemeler karşısında irade fesadı savunmalarının iddialardan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılmıştır.6102 sayılı TTK'nın 520. maddesi uyarınca limited şirket hisse devir sözleşmesinin yazılı şekilde, imzası noterlikçe onaylı sözleşme ile yapılması zorunlu olup, bu husus geçerlilik koşuludur.Kanunun açık hükmü gereği haricen yapılan hisse devir sözleşmesi geçersiz ise de, dava konusu olayda olduğu gibi hisse devir bedeli ve tarafların edimlerinin ne şekilde yerine getirileceğine dair düzenlenmiş olan adi yazılı sözleşme, taraflar açısından bağlayıcıdır.
Noterde düzenlenen limited şirket pay devri sözleşmesi akabinde, devir bedeli ile şirketin borçlarından sorumluluğa ilişkin düzenlemeleri içeren 20.12.2021 tarihli protokol akdedilmiş olup, protokolün devir bedeli, borcun ödenme şekli ve önceki borçlardan sorumluluğa ilişkin düzenlemeleri geçerlidir. ----- BAM ---- HD. ----. Sayılı kararı ve ---- BAM ---- HD. ----- Sayılı kararlarında da limited şirket hisse devir için gerekli şekil şartını taşımayan ancak devir sözleşmesindeki edimlerin ne şekilde yerine getirileceğini gösteren protokollerin geçerli olacağı kabul edilmiştir. Taraflar arasındaki edimlerinin ne şekilde yerine getirileceğine dair düzenlenmiş olan adi yazılı protokol mahkememizce de geçerli kabul edilmiştir.
Protokolde "3.3.Bahse konu hisse devri Noter huzurunda gerçekleştirildikten sonraki ilk ayın 5.(beşinci)
gününden başlamak üzere taraflar arasında uzlaşılan 500.000-$(beş yüz bin Amerikan dolan)
bedel ---- tarafından----- her ay 49.000-TL (kırk dokuz bin Türk Lirası) olarak ödeyecektir. Her ay ödenen taksit bedeli ödeme gününün dolar-TL kuru üzerinden hesaplanarak toplam borçtan düşülecektir.
3.4.İş bu taksit bedellerinde, 12 aylık ödemenin sonunda TEFE+TÜFE/2 (tefe, tüfe toplamının
ikiye bölünmesi) oranında zam yapılacaktır. Yapılan zam her ay ödenecek taksit bedeline ilişkin
olup toplam borç miktarını etkilemeyecektir." hükümlerinin düzenlendiği görülmüştür.
Davalı tarafından çeşitli tarihlerde protokol uyarınca ödeme ve TEFE TÜFE farkı ödemeleri yaptığı her iki tarafın da kabulündedir. Usul ve yasaya uygun bilirkişi raporunda 2023 yılı Ocak Şubat Mart aylarına ilişkin olarak TEFE TÜFE ortalamalarına göre 127.243,03 TL eksik ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. Taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının mahkememizce geçerli olduğu kabul edilen 20/12/2021 tarihli protokol uyarınca eksik ödeme talebi yerinde görülerek davanın kabulü yolunda karar verilmiştir.
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olmayıp rapor ile tespit edildiği anlaşıldığından davacının icra inkar tazminatı talebi yerinde görülmemiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜNE,
1-Davalının --- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin aynen devamına,
2-Alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden, şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Karar harcı 7.053,45-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.763,37-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.290,08-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 269,85-TL başvurma harcı, 1.763,37-TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 2.033,22-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5-Davacı tarafından yapılan 222,50-TL tebligat ve müzekkere gideri, 6.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.222,50-TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 17.900,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.