T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/188
KARAR NO: 2024/622
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 17/03/2023
KARAR TARİHİ: 13/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, davalı şirkete ait aracın yapılması gereken tüm bakımlarını yapmış ve teslim etmiş ve 02/12/2022 tarihli faturada yapılan tüm bakımlara karşılık gelen masraflar ve işçilik bedelleri detaylı olarak yazılmış, fatura alacağı KDV DAHİL 112.000,00 TL olarak hesaplanarak faturanın düzenlendiği, davalı şirketin 75.000,00 TL ödeme yaparak geri kalan 37.100,00 TL tutarındaki bakiyeyi ödemekten kaçındığını, bakiye fatura alacağının ödenmemesi üzerine, ----- İcra Müdürlüğünün ---- sayılı dosyası ile borçlu şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının takibe konu alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı şirket arasında davalı şirkete ait ---- plakalı ----- marka minibüsün motor rektefiye işleminin parça ve işçilik dahil yapılıp çalışır vaziyette teslim edilmesi amacıyla taraflar arasında yapılan görüşmeler ve teklif süreci sonucunda 75.000,00 TL (KDV Dahil) bedelli ile anlaşma sağlanmış, işbu anlaşma gereği davacı şirketçe yapılan işin karşılığı davalı şirket tarafından eksiksiz olarak ödenmiş, davacının eksik ödeme yapıldığı iddiaları haksız ve gerçeğe aykırı olduğu, söz konusu ödemelerin davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar ile ödeme belgeleri incelendiğinde de ortaya çıkacağını, müvekkil şirkette hiçbir hak ve alacağı kalmadığını ve bu şekilde davalı şirketi gayrikabili rücu olmak üzere ibra ettiğini, müvekkil şirkete karşı doğmuş ve doğabilecek her türlü hak ve alacaklarından feragat ettiğini kabul etmiş ve imzaladığını, Taraflar, bahse konu iş ve işlemlere karşılık olarak 75.000,00 TL bedel üzerinden anlaşmışlar ve davalı şirket tarafından 15.12.2022 tarihinde davacı şirkete ait ---- nezdinde bulunan ----- IBAN numaralı hesaba 35.000,00 TL ödeme ve ---- Ticari Merkez Şubesine ait 17.11.2022 tarihli, ---- numaralı, 40.000,00 TL bedelli çek ile olmak üzere toplam 75.000,00 TL ödeme yapılmış, işbu çek, 17.11.2022 tarihli çek çıkış bordrosunda da görüleceği üzere davacı şirket yetkilisi ----- teslim edilmiş, fakat davacı şirket tarafından davalı şirkete ait araçta yapılan iş ve işlemlerin karşılığı olarak anlaşmaya aykırı bir şekilde 02.12.2022 tarihli, ----- no.lu, 112.100,00 TL bedelli fatura kesildiğini, İşbu sebeple davacı şirketçe davalı şirkete kesilen 112.100,00 TL'lik faturanın KDV dahil 40.000,01 TL'si; 08.12.2022 tarihli, ----- numaralı, "Alış İade ve Fiyat Farkı Gelirleri %18" açıklaması ile iade edilmiş, davacı ile davalı şirket arasında daha öncesinde de ticari ilişki olması sebebiyle gerekli mahsup işlemleri de yapıldığını, davacı tarafça davalı şirkete ait ---- plakalı araçta yapılması gereken iş ve işlemler, kalite standartlarına uygun şekilde tamamlanmamış olup bahse konu araç, tesliminden kısa bir süre sonra davacı tarafça yapılması gereken işler eksik ve ayıplı olarak yerine getirildiğinden yeniden servise gitmek zorunda kalındığını, dava dışı ----- tarafından davalı şirket adına kesilen faturalara bakıldığında; davalı şirkete ait araçta davacı tarafından yapılan işlemlerin eksik ve ayıplı olduğu, aracın tesliminden kısa bir sonra davacı şirketin yaptığı işlerin farklı bir firma tarafından onarıldığı, davacı şirketçe eksik ve ayıplı olarak yerine getirilen işler, dava dışı üçüncü kişilere yaptırılmış ve davalı şirket zarara uğramış, işbu zararlara ilişkin tüm talep, hak ve alacaklarımız saklı kaldığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, -----. İcra Müdürlüğünün ----- sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, -----. İcra Müdürlüğünün ----- esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından alınan raporda özetle; Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden: davacı-----w2022 yılına ilişkin incelemede ibraz edilen Yevmiye, Defter-i Kebir ve Envanter defterinin noter açılış.kapanış onaylarının süresinde alındığı, ticari defterlerin T.T.K” nu ve V.U.K” nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davacı şirketin kendi defter ve kayıtlarının birbirini doğruladığı ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Davalı ----- 2022-2023 yıllarına ilişkin ibraz edilen yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; fiziki ortamda tutulan 2022-2023 yılları Envanter defterlerinin noter onayları ile, aynı yıllara ilişkin GİB onaylı Yevmiye ve Defter-i Kebir e-defter beratlarının süresinde alındığı, ticari defterlerin T.T.K” nu ve V.U.K” nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davalı şirketin kendi defter ve kayıtlarının birbirini doğruladığı ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Davacının Alacak Talebi Yönünden; Davacının takibe dayanak olarak İcra Müdürlüğü'ne sunmuş olduğu faturada, dava konusu aracın motor arızasından bağımsız olan Debriyaj-Volant seti, Turbo hortumu ve Sağ ön tekerlek rotili işlerini yaptıysa, ilave yaptığı işlerin bedeli olan KDV dahil 13.383,00 TL yi davalı şirketten talep edebileceği, Takibe dayanak olarak İcra Müdürlüğü'ne sunmuş olduğu fatura içeriği toplamı olan 112.100,00 TL'den (KDV) ilave yapıldığı iddia edilen işlerin bedelleri olan 13.383,00 TL düştükten sonra, kalan miktar 98.262,00 TL olmasına rağmen, davalı ile diğer işlerin tamamı için 75.000,00 TL'ye (KDV) anlaşmış olmasından ve davalıdan 75.000,00 TL ödeme almış olmasından dolayı, ilave yaptığını iddia ettiği işlerin bedelleri toplamı olan 13.383,00 TL'nin dışında diğer işler için anlaşmanın dışında talepte bulunamayacağı, Davalı taraf, dava dışı ---- servis firmasına davacının yaptığı tamirat işlerinin dışında farklı sistemlere yönelik olarak tamirat işlemleri yaptırmıştır. Yapılan farklı tamirat işleri esnasında davacının 2 ay önce yaptığı iş kalemleri ile örtüşen turbo, termostata ve sarf malzemelerine yönelik olarak işlem yapılmıştır. Davacının örtüşen iş kalemlerinin dışında araca yönelik olarak asıl yaptığı tamirat işi motor revizyonudur. Motor revizyonuna yönelik olarak davalı tarafından sonradan tekrar işlem yaptırılmamış olmasından, davacının yapmış olduğu motor revizyonu işinin ayıpsız olduğunu gösterdiği, Davacı tarafından yapılan, turbo revizyonu, termostat değişimi ve sarf malzemeleri (antifiriz, yağ filtresi ve motor yağı) değişimi iş kalemlerinin yaklaşık 2 ay sonra tekrar işlem görmüş olması davacının yapmış olduğu işin ayıplı olduğunu göstermekte yetersiz olduğu, davacı/alacaklının takip öncesi için faiz talebinde bulunmadığı, taleple bağlılık kuralı gereği bu hususta ilave bir değerlendirme yapılmadığı ancak mahkememizce kısmen ya da tamamen davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması münasebetiyle, takip sonrasında 3093 s.k m.2/2 kapsamında yasal faiz talep edebileceği hususlarını beyan ve rapor etmişlerdir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/2. Maddesinde Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir. Bilirkişi incelemesi yapılarak davacı ve davalı tarafın ticari defterleri incelenmiş olmakla mali müşavir bilirkişi raporunun genel değerlendirme kısmı incelenmekle Davacı ve davalı yanın karşılaştırmalı olarak incelenen BA/BS bildirim formlarında; davacı şirketin davalı şirkete düzenlemiş olduğu takip dayanağı KDV DAHİL 112.100,00 TL tutarlı faturanın davalı şirket tarafından bağlı bulunduğu kendi vergi dairesi müdürlüğüne BA formu ile “alım” olarak bildirimde bulunduğu, davalı şirketin davacı şirket adına düzenlemiş olduğu KDV DAHİL 40.000,00 TL tutarlı “iade” faturasını ise davacı şirket tarafından davalı şirketten BA formu ile “alım” yaptığına ilişkin bildirimde bulunduğu, tarafların bildirimlerinin birbirleriyle uyumlu olduğu görülmüştür. Hiç kimsenin başkasına ait faturayı sebepsiz yere kendi defterlerine kendi borcu olarak yazmayacağı, “alım” olarak kendi aleyhine vergi dairesine beyan etmeyeceğinden işbu fatura içeriği mal/hizmetin teslimine ilişkin karinelerin oluşturduğu davacı şirketin takip dayanağı kdv dahil 112.100,00 TL tutarlı faturaya ilişkin borç/alacak durumu davaya konu faturanın tarafların defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı şirketin davacı şirket adına kdv dahil 40.000,01 TL tutarlı iade faturasının davacı tarafından veri dairesine BA olarak bildirildiği 17.11.2022 tarihinde davalı şirketin davacıya 40.000,00 TL tutarında çek keşide etmiş olduğu, 15.12.2022 tarihinde ise davalının davacı banka hesabına 35.000,00 TL tutarında ödeme gerçekleştirdiği, yönündeki tespitler değerlendirilmekle taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, davacının hizmet edimine konu faturayı ve akabinde kesilen iade faturasının bizzat sırasıyla davalı ve davacı yan tarafından vergi dairesine bildirilen Ba formları ile sabit olmakla ----- BAM ----. HD. ----. Sayılı Kararı, ---- BAM ----HD. -----. Sayılı Kararları da gözetilerek davalı yan tarafından diğer ödemeler sabit olmakla uyuşmazlığa esas iade faturasının davacı yan tarafından vergi dairesine bildirildiği dikkate alınarak davacının davalı şirkete 2.900,01 TL tutarında davalı şirkete borçlu kanaatine varılarak açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden, mahkemece koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2- Şartlar oluşmadığından davalı lehine kötü niyet tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına,
3-Karar harcı 427,60 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 448,08 TL harcın mahsubu ile bakiye 20,48 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7- Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekiline (e- duruşma sistemi üzerinden) kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.