T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/711
KARAR NO: 2024/592
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 19/10/2023
KARAR TARİHİ: 16/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; -----.İcra Md.----. sayılı dosya kapsamında davalı şirket aleyhine başlatılan takibe haksız olarak itiraz edilmiş olup, itirazın iptali ve takibin devamı talebi zaruretinin hasıl olduğunu, taraflar, ---- Alt İşveren Sözleşmesini 19.09.2022 tarihinde akdetmiş olup, ana sözleşmenin ardından 09/12/2022 yürürlük tarihli Zeyilname imzalamış olduklarını, taraflar arasında akdedilen ana sözleşme ve zeyilname kapsamında, müvekkili şirketin yangın dayanımlı doğrama işlerini üstlenecek, davalı yan ise ana sözleşme kapsamında KDV dahil 491.416,64 TL, Zeyilname kapsamında KDV dahil 539.388,52 TL ödeyecek, buna ek olarak da 1 adet yangın dayanımlı cam satışı karşılığı KDV dahil 27.799,40 TL ve geç ödemeden kaynaklı çek vade farkı olarak 35.519,70 TL ödeyeceğini, müvekkili şirketin üstlenmiş olduğu edimleri yerine getirmiş, işlerin eksiksiz olarak teslim edilmiş olduklarının 21/11/2022 ve 07/04/2023 tarihli teslim tutanağı ile sabit olup, mutabık kalınan edimler gereği hakedişlere ilişkin faturalar düzenlenerek davalı yana iletilmiş olduğunu, taraflar arasında akdedilen Ana Sözleşmenin 4.Sf.' da yer alan Ek-1 Sözleşme Tablosu ile sabit olduğu üzere ödeme süresi konusunda taraflar, düzenlenecek hakediş faturasının davalıya teslimi sonrası 30 gün içinde ödeme yapılacağı hususunda anlaştıklarını, bu hakedişlere ilişkin olarak;---, tutarlı faturaların düzenlenerek davalı şirkete teslim edildiklerini, davalı şirketçe bir kısım ödemeler yapılmışsa da ana sözleşme ve zeyilname kapsamında üstlenilen ödemelerin yapılmamış olduğunu, dilekçe ekinde sunulan hesap ekstresinden de görüleceği üzere, müvekkili şirketin 598.374,23 TL alacağı bulunduğunu ve müvekkili şirketin mutabık kalınan ödemelere hak kazanmış olduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla; fazlaya ilişkin hak ve alacak hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının---- İcra Md. ---- sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazının iptaline, davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu takipte borcun sebebi faturalardan kaynaklı alacak olarak belirtilmiş ve borcun sebebine ilişkin herhangi bir fatura bilgisi verilmemiş veya açıklama yapılmamış, ödeme emriyle birlikte müvekkili şirket tarafından ödenen faturaların müvekkili şirkete tebliğ edilmiş olup, dolayısıyla, müvekkilinin bu hal ve şartlar altında takibe ve ödeme emrine itirazı son derece isabetli ve haklı olduğunu, davacının icra takibinde dayanmadığı belgelere dayanarak huzurdaki davayı ikame etmiş olup Yargıtay kararları ve doktrin uyarınca ödeme emriyle birlikte gönderilen faturalar harici inceleme yapılmaması gerekmekte, Nitekim, YHGK. 11.02.2020 tarih ve -----sayılı kararında; itirazın iptali davasında ispat edilecek olan hususların, icra takibine ve borçlunun itirazına konu alacağın sebebinin itirazın iptali davası için değiştirilme olanağının bulunmadığını, alacaklının takipte dayanmadığı belgeler dışındaki belgelere dayanamayacağının vurgulanmış olduğunu, ödeme emrinin sabit, belirli/likit ve muaccel bir borcu göstermediği ortada olup, bu sebeple dava konusu icra takibi kapsamında tanzim edilen ödeme emrine itiraz etmenin kötü niyetli olduğundan da bahsedilemeyeceğini, bu bakımdan, davacının icra inkar tazminatı talebinin, haksız ve kötü niyetli bir menfaat elde etmeyi amaçladığından, her halükarda icra inkar tazminatının reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı taraf takip talebi ve ödeme emrinde “reeskont avans” ifadesi ve talep kalemiyle ayrıca avans faiz açıklamasıyla bir talebe yer verilmek birlikte çelişki yarattığını, bunun yanında, davacının iddia ettiği alacağın muacceliyet kesbetmesi ya da anlaşılmış bir vade için herhangi bir ödeme ve temerrüt bildiriminde bulunmamış olduğunu, tacirlere uygun bir yazışma usulünün varlığından ve ispat külfetinin yerine getirildiğinden de bahsedilmesinin mümkün olmayıp, taraflar arasında bir vade kararlaştırılmadığı gibi davacı şirketin bir ihtar ya da usulüne uygun bildirimi de mevcut olmadığından ve takipte buna ilişkin bir belgeye dayanılmadığından iddia ettiği alacağın muacceliyeti ve/veya müvekkili şirketin temerrüdünün de gerçekleşmiş olmadığını beyanla; Davacıya harcın ikmal ettirilmesine, aksi halde dava şartı yokluğundan davanın usullerde reddine, her halükarda davanın esastan reddine, şartları oluşmayan icra inkâr tazminatı talebinin reddine, , davacı aleyhine takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle----İcra Müdürlüğünün -----esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, --- İcra Müdürlüğünün ------ esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından alınan raporda ,"Davalı ve davacı yanın 2022-2023 yılına ait ticari defter ve belgelerinin inceleme tabi tutulduğu, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğunu ve sahipleri lehine delil niteliğinde olduğunu, davacı şirketin 598.374,23 TL alacak talebi üzerinden harçlandırmak suretiyle, İtirazın İptali istemli olarak davalı şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu itirazın iptali davasında; Davacı şirketin davalı şirketten takip/dava talebindeki gibi faturalara dayalı açık C/H” tan kaynaklanan 598.374,23 TL asıl alacağının bulunduğu Sonuç ve Kanaatlerine varılmıştır." şeklinde rapor sunulmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.Bilirkişiler tarafından davacı ve davalı tarafın ticari defterleri incelenmiştir. Her iki tarafın ticari defterlerine göre de davacının davalıdan 598,374,23- TL asıl alacaklı olduğunun tespit edildiği, davacının BS formu ile ilgili faturayı vergi dairesine bildirdiği, davalının aynı faturayı BA formu ile vergi dairesine bildirdiği anlaşılmıştır. Davalının faturayı vergi dairesi bildirdiği, faturayı kendi ticari defterlerine kaydettiği, faturaya süresi içerisinde itiraz etmediği gibi iade faturası da görülmüştür.
Somut olaya emsal olan Yargıtay ----HD nin -----esas ,----- karar sayılı 4.11.2019 tarihli ilamında da açıklandığı üzere davalı, davaya dayanak faturaya ilişkin beyanname vermekle malları teslim almış sayılacağı değerlendirilmelidir. Yargıtay ilamı doğrultusunda ve ticari defter kayıtları doğrultusunda davalının malları teslim aldığı,teslim aldığı malların da bedelini ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekmektedir.Davalının mal teslimi yapılmadığı veya ödeme yaptığı olgularını ispatlayamadığı anlaşıldığından davanın kabulü ile icra takibine vaki itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜNE,
1-Davalının -----İcra müdürlüğünün -----Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin aynen devamına,
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar harcı 40.874,94-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 7.226,87-TL harcın mahsubu ile bakiye 33.648,07-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 269,85-TL başvurma harcı, 7.226,87-TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 7.496,72-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5-Davacı tarafından yapılan 61,75-TL tebligat ve müzekkere gideri, 3.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.561,75-TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 89.772,39 -TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.