T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/785
KARAR NO: 2024/632
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/12/2021
KARAR TARİHİ: 17/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davalı tarafa 24.04.2021 tarihli ----- numaralı 51416,12TL bedelli faturayla çelik halat sattığını, çelik halatın ---- irsaliye ile 24.04.2021 tarihinde davalı çalışanı ----- imzası ile teslim edildiğini; öncesinde de bazı görüşmemeler ve yazışmalar yapıldığını, müşteri sipariş formunun oluşturulduğunu, ancak davalı tarafın ürünü iade etmeden iade faturası oluşturduğunu, müvekkilinin iade faturasını ----- Noterliğinin 07.10.2021 tarihinde gönderilen ---- yevmiye numaralı ihtarname ile kabul etmediğini bildirdiğini, alacağın tahsili amacı ile icra takibi yapıldığını, davalı borçlunun yapılan takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla; davanın kabulü ile itirazı iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davacıdan aldığı çelik halatı 23.04.2021 tarihinde makinesinde foraj halinde iken 700m. iş yapması neticesinde koptuğunu, bunun üzerine 7.000 - 8.000m. iş yapması gerektiği belirtilen halatın davacı şirketin ----- mağazasına götürüldüğünü ve aynı özellikte bir halat alınarak ---- şantiyesinde işleme üretime devam edildiğini, halatın koptuğuna dair ----- yazışmalarının da dosya ekinde olduğunu; halatın bedelinin davacı şirkete ödendiğini, davacı şirketin söz konusu icra takibinin ise kopan halatın, yani ayıplı malın bedeli olduğunu, davacının haksız olduğunu beyanla, davanın reddine, takip haksız ve kötüniyetli olduğu için %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ----İcra Müdürlüğünün ---- esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, -----İcra Müdürlüğünün ----- esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Davacı şirketin faaliyet alanı ------ bulunduğundan ----- Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesinden talimat yolu ile davacı yanın ticari defterlerinin incelenmesi için talimat yolu ile bilirkişi incelemesi yapılmıştır.Talimat Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda özetle; "Davalının, fatura ile birlikte tamamlayıcı, bütünleyici parçası olan fatura içeriğinin de fiziki olarak iade etmesi gerektiği, Fatura ile fatura içeriği mal ve malzemenin bütünleyici parçası olduğu, sadece iade faturası kesilmek suretiyle iade, itiraz, edimin yerine getirilmiş olduğunun düşünülemeyeceği, davacının, 04.10.2021 tarihinde takibe aldığı fatura karşılığının kayıtlarıyla uyuştuğu ve davalıdan 51.416,12 TL alacaklı durumda bulunduğu, " şeklinde rapor sunulmuştur.
Mahkememizce Bilirkişi heyeti tarafından alınan raporda," Mali yönden değerlendirme neticesinde: Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden; Davacı şirketin defterlerinin ----. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ---- sayılı talimatla Mali Bilirkişi Mali Müşavir ---- ) tarafından incelendiği, Davalı şirketin 2021 ve 2022 yılına ilişkin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı defterlerin, GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davacının kayıtlarında davalıya keşide ettiği takip konusu 24.04.2021 tarihli ----- numaralı c- fatura karşılığı 51.416,12 TL lik alacaklı gözükürken davalının söz konusu faturayı kayıtlarına aldıktan sonra süresi içinde iade ettiği, davalının kendi kayıtlarında davacıya 0,00 bakiye, borçlu gözükmediği, İcra takibinde takip öncesi faiz talep edilmediğinden bu hususta değerlendirme yapılmadığı, Mahkeme'nin kısmen ya da tamamen Davacı lehine hüküm kurması halinde tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle takip sonrasında hükmolunan asıl alacağı için 3095 s.k m.2/2 kapsamında avans faiz talebinin yerinde olduğu, Borçlar mevzuatı yönünden değerlendirme neticesinde: Taraflar arasında TBK m. 207 hükmünce “taşınır satış sözleşmesinin kurulduğu ve davacının “satıcı”, davalının ise “alıcı” sıfatını haiz olduğu; taraflar arasında yazılı şekilde imzalanmış bir sözleşmenin dosyaya sunulmadığı, davacının tarafından davalıya teslim edilen halatın ayıplı olup olmadığı hususunda: Davacı tarafından davalıya teslim edilen halatların ayıplı olup olmadığı hususunda dosyaya sunulan 30.11.2022 tarihli teknik bilirkişi raporunda özetle ayıp iddiasına konu edilen halatlarla ilgili herhangi bir inceleme yapılamadığının beyan edildiği; itirazın iptali davasında davacının davalıdan takibe konu faturalar sebebiyle alacaklı olup olmadığı, alacak miktarının ne kadar olduğu, icra takibine yapılan itirazın haksız ve talep edilen faizin yasal olup olmadığı ve alacağın likit olup olmadığı hususunda: Her ne kadar davacı tarafından 07.10.2021 tarihinde davalıya -----Noterliği'nden gönderilen ----- yevmiye numaralı ihtarname ile davalı tarafça iade edilen faturaların kabul edilmediği beyan edilmiş olsa da, dosyaya sunulan teknik bilirkişi raporunda ayıp iddiasına konu edilen halatlar üzerinde inceleme yapılamadığı için satılan halatlardan ne kadarının halatların ayıplı olup olmadığına bağlı olarak da davacının alacaklı olup olmadığı ve ayrıca yapılan whatsapp yazışmalarının içerikleri/sonuçları (ayıp bildiriminde bulunulduğu anlaşılmış ve fakat iddia edilen ayıp bildirimi ile halatların gerçekte iddia edilen nitelikte ayıplı olup olmadığı); müşteri formunda belirtilen satılanın davalıya teslim edilen taşınır niteliğine uygun olup olmadığı hususunda uzmanlık alanımızca bir değerlendirme yapmanın mümkün olmadığı" şeklinde rapor sunulmuştur.Somut olayda taraflar arasında 29/03/2021 tarihli 45.475,71 TL fatura ile halat satışının gerçekleştiği, bu halatın davalıya teslim edildiği davalının da fatura bedelini 31/05/2021 tarihli 45.475,71 TL bedelli çek ile ödediği, davalının halatın ayıplı olduğu ve koptuğu iddialarına istinaden davalı tarafından 24/04/2021 tarihli, 51.416,12 TL bedelli fatura ile davalıya yeni bir halat teslimi yapıldığı, 24/04/2021 tarihli, 51.41,12 TL fatura bedelinin davalı tarafından yapılmadığı anlaşılmıştır. Davalı taraf ilk teslim edilen halatların ayıplı olması sebebiyle ikinci halatın kendilerine teslim edildiğini, ayıplı halata muadil olarak verildiğini, tarafların ayıplı halata karşılık olarak ayıpsız benzerinin verilmesi hususunda tarafların anlaştığını, ilk bedelinin taraflarınca ödendiğini, ikinci fatura bedelinden sorumlu olmadıklarını iddia etmiştir. Davacı taraf ise iki halatın da davalı da olduğunu, imalatçı firma tarafından hazırlanan rapora göre halatta üretim hatasından kaynaklı ayıp olmadığını, ikinci halatın fatura bedelinden de davalının sorumlu olduğunu beyan etmiştir.Dosya kapsamında yer alan her iki tarafın imzasını ve kaşesini içeren, imzası inkar edilmeyen Çelik Halat İnceleme Prosedürünün 2-c maddesinde "Eğer kulanıcı / müşteri inceleme süresi içerisinde halat ihiyacının karşılanmasını istiyor ise bunun kendisine ancak fatura verilebileceği ve cari hesap vadesi zamanında ödemesinin yapılması gerektiği" ve inceleme sonucunda halatın ayıplı olması ihtimaline göre iade fatura kesileceği hususlarının düzenlendiği, tarafların bu hususta mutabık kaldıkları görülmektedir. Bu durumda davalı taraf öncelikle kendisine teslim edilen ikinci halat bedelini ödemekle yükümlüdür. Halat üzerinde yapılacak inceleme ile halatta üretimden kaynaklı bir ayıp olup olmadığı, ayıp olması halinde ayıbın halatın tamamen kullanımına engel olup olmadığı, halatın tamir edilerek kullanımının mümkün olup olmadığı, ayıplı kısmı çıkarıldıktan sonra kalan kısımının kullanılıp kullanılamayacağı hususlarına göre davalının sorumlu olacağı bedel belirlenecektir. İlk halatın davalıda olduğu, davacıya iade edilmediği hususunda bir ihtilaf yoktur. Uyuşmazlık konusu olan halatlar üzerinde keşif yapılarak inceleme yapılabilmesi için halatların bulunduğu yeri bildirmek üzere davalı tarafa mahkememizce süre verilmiş, davalı tarafından halatların ----- olduğu bildirilmiş, ---- asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmıştır. Talimat mahkemesince yapılan keşif esnasında halatların bulunamadığı, keşif adresi olarak bildirilen dava dışı ----- çalışanı tarafından " davalı ... şantiyede iki ay öncesine kadar fore kazık işi yapıyorlardı. Ancak 2 ay öncesinde işlerini bitirerek ayrıldılar. Davaya konu halatların eşyaların hangisi olduğunu biz bilemeyiz. Bu halatların şu an bu şantiyede olup olmadğını da bilemeyiz ancak eğer halatlar var ise 2 öncesinde işi bıraktıklarında birlikte götürdüklerini düşünüyorum" şeklinde beyanda bulunulduğu görüldüğünden davalı tarafa halatlarının bulunduğu yeri bildirmek üzere ihtaratlı süre verilmiş, davalı tarafından halatların ---- (-) Projesi kapsamında 03.02.2023 tarihinde olduğu bilidirilmiş, ----- Asliye Ticaret Mahkemesine, Mahallinde keşif yapılmak sureti ile bilirkişi incelemesi yapılmak üzere talimatlar yazılmış, dava konusu halat mahalde bulunmadığından bilirkişi incelemesi yapılamamıştır, dolayısıyla halatlar üzerinde teknik inceleme yapılamadığı, davalının iddialarını ispat edemediği görülmüştür. Hal böyle olunca her iki halatın da davalı nezdinde ve kullanımında bulunduğu, davalının bu durumda halat bedellerinden sorumlu olduğu, ilk halatın ayıplı oyduğu, kullanılamadığı olgusunun davalı tarafından ispat edilemediği dolayısıyla davacının halat bedelinin isteyebileceği ve davalının da bu bedelden sorumlu olduğu kanaati ile davanın kabulü yolunda aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜNE,
1-Davalının ----İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin aynen devamına,
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar harcı 3.512,23 -TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 878,06-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.634,17-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 59,30-TL başvurma harcı, 878,06-TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 937,36-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5-Davacı tarafından yapılan 1.661,79 -TL tebligat ve müzekkere gideri, 6.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.661,79-TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinden bırakılmasına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 17.900,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.