T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/777
KARAR NO: 2024/626
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/10/2022
KARAR TARİHİ: 13/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin akaryakıt sektöründe faaliyet gösterdiğini, davacı ile davalı firma arasında 2015 ve 2016 yıllarına ait akaryakıt satışına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, davalı şirketin akaryakıt satışına konu faturalardan kaynaklı bakiye borcunu müvekkili firmaya ödemediğini, bu sebeple davalı aleyhine ----İcra Müdürlüğü'nün -----. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve hukuka aykırı olarak icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının takibe konu alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı şirketin hiçbir surette müvekkili firmadan alacaklı olmadığını, ancak hiçbir talebini kabul anlamına gelmemekle birlikte usuli hak olarak zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının 2015-2016 yıllarındaki alacak taleplerinden bahsettiğini, davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını ve müvekkilinden talep edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili firmanın sahibi olan dava dışı ----- ile davacı şirket arasında başka bir davanın görüldüğünü, davacı şirketin haksız olarak tahsil ettiği parayı iade etmeye mahkum edildiğini, ancak davanın istinafta olduğu için halen kesinleşmediğini, davacı tarafın bu durumu bir husumet haline getirdiğini, dava dışı 3.şahıstan haksız olarak istediği paranın iadesine karar verilince bu kez huzurdaki davayı ikame ederek hakkı olmayan parayı müvekkili firmadan istediğini, davacının davasını ve iddiasını ispatla mükellef olduğunu, davacının hiçbir. iddiasını kabul etmediklerini tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ----. İcra Müdürlüğünün ----- sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, -----. İcra Müdürlüğünün ----- sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; Davalının yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde 2015-2016-2017-2018-2019 ve 2021 yıllarına ilişkin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu,, 17.05.2022 takip tarihi itibariyle davalı şirketin kendi defterlerinde 9.212,93 TL borçlu gözüktüğü, davacı şirket tarafından inceleme günü defterler ibraz edilmediğinden, davacı şirket defterleri üzerinde usul ve hesap incelemesi yapılamadığı, davanın konusu, davacı şirket tarafından davalı şirkete teslim edilen ürünlere karşılık düzenlenen faturalardan kaynaklanan bakiye alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine borçlu tarafından yapılan itirazın iptali olduğu, takip konusu alacağını ispat etmesi gereken taraf olan Davacı şirketin defterleri incelenememiş olup, davacı şirket vekili tarafından, 20.10.2022 tarama tarihli dilekçesi ekinde sunulan, davacı şirkete ait “Muavin Defter” başlıklı hesap hareketlerinin aleyhine olan kısımlarının kabul edilmesine göre, işbu belgelerin yapılan incelemesinde; davacı şirketin kayıtlarında davalı şirkete ait ----- no.lu hesap hareketlerinde 31.01.2017 tarihi itibariyle bakiyenin 0,00 TL olduğu, takip konusu yapılan 84.338,38 TL'lik tutarın ise 01.12.2020 tarihli,-----. İcra Ödeme” açıklaması ile kaydedilen 84,338,38 TL'lik borç kaydından kaynaklandığı, işbu kaydın detayına ilişkin dosya kapsamında herhangi bir belgenin bulunmadığı tespit edilmiş olup, dosya kapsamındaki delil durumuna göre davacı alacağının ispata muhtaç olduğu, her ne kadar davacı tarafından takip öncesi faiz talep edilmişse de, davacının davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin tebliğ şerhine havi ihtarname bulunmadığından takip öncesinde alacak muaccel olmadığından faiz talebinin yerinde olmadığı, mahkememizin kısmen ya da tamamen Davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında Hükmolunacak davacı alacağı için 3095 s.k m.2/2 kapsamında avans faiz talebinin yerinde olduğu, hususlarını beyan ve rapor etmiştir.Bilirkişi tarafından alınan ek rapor da özetle; Davacı şirket vekilinin itirazları üzerine, dosya üzerinde yeniden yapmış olduğumuz incelemede, kök rapor kanaatlerini değiştirecek bir hususun olmadığı, Ancak, davacı şirket vekilinin itiraz dilekçesinde belirtmiş olduğu, davalı şirketin dahi kendi defterlerinde 9.212,93 TL borçlu itirazına ilişkin hukuki değerlendirme mahkememize ait olmak üzere, davalı defterlerinde, davacı şirkete borcu olarak gözüken 9.212,93 TL'nin, 84.338,38 TL'lik tutar içerisinde olduğunun kabul edilmesi halinde, davacı şirketin 9.212,93 TL tutarında alacağı talep edebileceği hususlarını beyan ve rapor etmiştir.Somut olayda davacı tarafın, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davalı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davalı tarafın defterlerine göre davacı yana 9.212,93 TL borçlu olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Söz konusu madde hükmü uyarınca davalı defterlerinin kendi aleyhine delil teşkil ettiği ve basiretli davranma yükümlülüğü bulunan tacirin başkasına ait alacağı sebepsiz yere kendi defterlerine kendi borcu olarak kaydetmesi hayatın olağan akışına aykırı olup, davalının borçlu olmadığı iddiasını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı anlaşılmakla denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi ek raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü takibin kısmen iptaline karar vermek gerekmiştirİcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötü niyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
1-Davalının ----İcra Müdürlüğünün -----. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 9.212,93 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya yönelik talebin reddine,
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Şartları oluşmadığından davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,
4-Karar harcı 629,34 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 918,29 TL harcın mahsubu ile bakiye 288,95 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
5-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 918,29 TL peşin harç olmak üzere toplam 998,99 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.350,00 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 365,95 TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 9.212,93 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 170,41 TL'nin davalıdan, 1.389,59 TL'nin ise davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
11-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.