T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/493
KARAR NO: 2025/502
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 21/10/2024
KARAR TARİHİ: 26/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, davalı taraf adına kayıtlı bulunan-----plakalı aracın satışı için anlaştıklarını, bunun karşılığında davalının oğlu ve eşi adına bir kısım nakit ödemeler yaptığını, kalan bakiye için de alacaklısının ... olduğunu, 15/09/2024 ödeme tarihli 276.000,00 TL bedelli bono düzenleyerek davalıya teslim ettiğini, bundan sonra da söz konusu aracın----. Noterliği'nin 05/09/2024 tarih ve ------ yevmiye numaralı aracın satış sözleşmesinin vekaleten devrini eşi üzerine sağladığını, senet tanzim edilip davalıya teslim edildikten sonra, dava dilekçelerinde belirttikleri dökümlerde yer alan sadece davalının banka hesabına yaptığı transferler ile borcunu ödediğini, ancak davalının kötü niyetli olarak senedi iade etmediğini, daha önceden olduğunu iddia ettikleri senet ile birlikte-----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararına başvurduklarını, borcun tamamının ödendiğinin dekontlardaki ödeme tutarları ve borçlunun elinde bulundurduğu senet tutarı gözetildiğinde sabit olacağını, açıklanan nedenlerle -----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------ sayılı dosyasına konu 15.08.2024 tanzim ve 15.09.2024 ödeme günlü 276.000,00 TL miktarlı bononun icra takibe konu edilmesinin tedbiren durdurulması yönünde ihtiyati tedbir talep ettiklerini, işbu davalının kabulü ile davalıya 15.08.2024 tanzim ve 15.09.2024 ödeme günlü 276.000,00-TL miktarlı bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitini, davalı aleyhinde %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu aracın satışının ------ ismine yapıldığını ancak davacının sunduğu dekontlarda ödemelerin ... tarafından davalıya yapıldığını, araç satışında borçlu kişinin----- olmasına mukabil senette borçlunun ... olduğunu, bu anlamda senedin araç satışı ile ilişkilendirilebilmesinin mümkün olmadığını, bu ödemeler ile senetlerin nedeninin araç satışı olmayıp, taraflar arasındaki ticari alışverişe ilişkin olduğunu, davalı ... tarafından, davacı tarafa Ocak 2024-Nisan 2024 tarihleri arasında araç satışından bağımsız olarak bir ödünç para ve ticari alışveriş bulunduğunu, davalının, ...'ya gönderdiği paraların bir kısmının, ... tarafından tekrar davalıya iade edildiğini, davacının araç bedelini, davalının oğluna göndermesi için bir nedeni olmadığı veya başka hesaba göndermesi için bir talimatı olmadığını, davalının da aynı zamanda oğlunun bulunmadığını, davacının sunduğu senet bedeline istinaden yapılan ödeme dekontlarına göre toplam 33.000-TL ödeme yaptığının görüldüğünü, ödeme dekontlarını cari ilişkiye istinaden yapıldığını ancak kötüniyetli olarak senet bedeli yazılmış olmasının borçluyu borcundan kurtarmadığı gibi senet bedelinin yine karşılanmamış olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, senet bedelinin ödendiği iddiası ile açılan menfi tespit davasıdır.Tüm dosya kapsamının degerlendirilmesinde özetle; ödenen senet bedeli nedeni ile yapılan İhtiyati haciz talebinden dolayı borçlu olunmadığının tespitinin talep edildiği anlaşılmış olup, 7445 Sayılı Kanunun 31. Maddesi ile yapılan değişiklikle 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan " paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında " ibaresi "para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında" olarak değiştirilmiş olup ilgili değişikle beraber 01/09/2023 tarihinden itibaren açılacak menfi tespit davalarında arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirilmiştir. 6325 Sayılı Hukuk Uyusmazlıkların Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. Fıkrasında "Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlasmaya varılamadığına iliskin tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurmadan dava açıldığının anlasılması halinde herhangi bir islem yapılmaksızın davanın, dava sartı yoklugu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi yer almaktadır.Somut olayda davacı yana, senet bedeli ödendi iddiası ile borçlu olunmadığının tespitinin talep edildiği iş bu davaya ilişkin arabulucu son tutanak aslını sunmak için süre verilmiş, davacı vekilince, 25.06.2025 tarihli dilekçe ile 11.06.2025 tarihinde arabulucuya müracaat edildiğine dair arabuluculuk başvuru formu dosyaya sunulmuştur, Dava Dosyası mahkememize -----Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.01.2025 tarih, ---- Esas ve ------ Karar sayılı Görevsizlik kararı ile 11.06.2025 tarihinde tevzi edilmiş olup, Davacı vekili tarafından dosyaya 11.06.2025 tarihli arabuluculuk başvuru formu sunulmuştur. Davanın 21.10.2024 tarihinde açıldığı, asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın 22/01/2025 tarihinde görevsizlik ile sonuçlandığı, görevsizlik kararından sonra dosyanın mahkememize gelmesine kadar geçen yaklaşık beş aylık süre içerisinde de arabuluculuğa başvurulmadığı görülmekle, arabuluculuk dava şartı gerçekleştirilmeden dava açıldığı anlaşılmıştır. Anılan düzenlemelere göre dava açılmadan arabuluculuğa başvurulması gerektiği, iş bu dava şartının sonradan tamamlanabilir nitelikte olmadığı, aksinin kabulü düzenlemenin amacına aykırı olacağı, bu hali ile arabulucuya başvuru şartının dava açılmadan önce yerine getirilmediği, ----- BAM ---. HD----- Sayılı ilamı da aynı doğrultuda olduğu, açıklanan nedenlerle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi gerektiği yönünde olusan tam ve bağımsız vicdani kanaat ile aşağıdaki gibi hüküm kurulmustur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)7155 Sayılı Kanunun 20'nci maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi ve 7155 Sayılı Kanunun 23'üncü maddesi ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A-2 maddesi uyarınca arabulucuya başvurulmadan dava açılmış olması karşısında, davanın Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2, Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeni ile davanın USULDEN REDDİNE,
2-Karar harcı 615,40-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 471,34-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 144,06-TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazineye irad kaydı yapılmasına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.7/2 deki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafça dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,Dair; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.