T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/931
KARAR NO: 2025/949
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 13/12/2024
KARAR TARİHİ: 09/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından, davalıya ticari ilişki kapsamında ticari mallar satıldığını ve servis hizmeti verildiğini, bu işlemler için tanzim edilen faturaların davalıya gönderildiğini, fatura içeriklerine itiraz edilmediğini, bedellerin ödenmemesi üzerine ----- İcra Müdürlüğü -----. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, icra takibinden sonra asıl alacağın ödendiğini ancak faiz, vekalet ücreti ve masrafların ödenmediğini, davalının yetki itirazının da -----.Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından reddedildiğini, TBK 89. madde uyarınca para borçlarında ifa yerinin alacaklının yerleşim yeri olduğunu, dolayısıyla yetki itirazının da geçersiz bulunduğunu, davalının icra takibine itiraz ederek alacağın tahsilini geciktirmeyi amaçladığını, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla; davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı yan kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davacı yanın dava dilekçesine cevap vermemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, -----. İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyası icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ---- İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyası takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; davalı borçlu vekili tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından alınan raporda ,"Dava konusu, taraflar arasında bulunan ticari kapsamında davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturalardan kaynaklı oluşan toplam 406.098,80 TL tutarındaki fatura alacağının davalı yandan tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacı defterlerinin, 6102 sayılı TTK.m.64/3, VUK. M 182 uyarınca tutulması zorunlu olan 2024 yılında E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, E-Defter uygulamasında yalnız Envanter Defterinin noter tasdikine tabi olduğu, 2024 yılı envanter defteri açılış tasdikinin süresi içinde yapıldığı, davacı, 2024 yılında E-Defter kullanıcısı olup, tuttuğu elektronik defterlerin beratları, yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, ilgili yıllara ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davacının incelenen ticari defterlerine göre, davacı -----. Alıcılar hesap kodu altında davalı ile olan cari ilişkilerini takip etmekte olup, davacının ticari defterleri incelendiğinde, davalı adına düzenlenen ve cari hesap alacağını oluşturan; 12.03.2024 tarihli ---- no.lu - 4.089,96 TL tutarlı, 20.03.2024 tarihli ---- no.lu 13.210,72 TL tutarlı, 29.03.2024 tarihli ----- no.lu 384.330,41 TL tutarlı, 26.04.2024 tarihli ----- no.lu - 4.467.71 TL tutarlı, toplam 4 adet faturanın davacı muhasebe kayıtlarında işlendiği görülmüştür. Bu faturalar ---- hesap kodu altında kaydedilmiş olup düzenlenen faturalardan kaynaklı, davacının takip tarihi (13.09.2024) itibarıyla davalıdan toplamda 406.098,80 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu, iş bu alacağını da -----. kodlu Şüpheli Ticari Alacaklar hesabına aktardığı tespit edildiği, davalı yan 14.04.2025 günü saat 10:50'da mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmamış, ticari defter ve belge ibraz etmediği, mahkemenin 25.03.2025 tarihli duruşma tutanağında, davalının ticari defterlerinin incelenmesi için ------ Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazıldığı, ancak rapor tarihi itibariyle herhangi bir incelemenin yapılmadığı anlaşıldığı, tarafların 2024 yılı BA-BS formları incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 4 adet KDV hariç toplam 334.692,57 TL bedelli faturanın davacı tarafından BS, davalı tarafından ise BA bildiriminde bulunduğu, davacı tarafından davalı adına düzenlenen takibe konu faturaların E-Fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlendiği, yapılan incelemeler neticesinde, davacının ticari defterlerinde yer alan faturaların tamamının, taraflar arasında mevcut ticari ilişkiye dayanarak düzenlendiği ve bu faturaların ürün bedelleri ile teknik servis hizmeti karşılığında oluşturulduğu, ayrıca, 2024 yılı BA-BS bildirimlerinde, söz konusu faturaların 3 adedi için bildirimde bulunulduğu belirlenmiş olup, 12.03.2024 tarihli ----- numaralı fatura tutarının 5.000,00 TL'nin altında kaldığı için BA-BS bildiriminde bulunma zorunluluğu olmadığı, faturaların davalıya teslimine dair sunulan e-arşiv portal görüntüsüne göre, faturaların tamamı davalı tarafından "başarılı/" olarak onaylanmış olduğu, buna ek olarak, davacı tarafından düzenlenen servis hizmetlerine ilişkin 07.02.2024 tarihli ----- numaralı, 07.03.2024 tarihli --- numaralı, 21.03.2024 tarihli ---- numaralı ve 22.04.2024 tarihli ----- numaralı dört adet servis formunun teslim alan kısmı imzalı olarak sunulduğu, tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, davacı tarafından düzenlenen faturaların tamamının davalı tarafın bilgisi ve kabulü dahilinde olduğu, Neticeten; Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının dava dilekçesindeki “icra takibinden sonra asıl alacağın ödendiğini ancak faiz, vekalet ücreti ve masrafların ödenmediği” beyanına istinaden yapılan incelemede, gerek defter kayıtlarında, gerek dosya üzerinde, gerekse de icra dosyası üzerinde yapılan incelemelerde ödeme belgesi görülmediği, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, takibe konu ----- numaralı toplam 4 adet faturadan kaynaklı davacının takip tarihi (13.09.2024) itibarıyla davalıdan toplamda 406.098,80 TL alacaklı olduğu, " şeklinde rapor sunulmuştur.Bilirkişi tarafından verilen ek raporda özetle; " Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının dava dilekçesindeki “icra takibinden sonra asıl alacağın ödendiğini ancak faiz, vekalet ücreti ve masrafların ödenmediği” beyanına istinaden yapılan incelemede, gerek defter kayıtlarında, gerek dosya üzerinde, gerekse de icra dosyası üzerinde yapılan incelemelerde ödeme belgesi görülmediği, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, takibe konu-------numaralı toplam 4 adet faturadan kaynaklı davacının takip tarihi (13.09.2024) itibarıyla davalıdan toplamda 406.098,80 TL alacaklı olduğu," şeklinde rapor sunulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.
Bilirkişi tarafından davacı tarafın ticari defterleri incelenmiştir. Davalı taraf usulüne uygun ihtara rağmen ticari defterlerini inceleme günü sunmamıştır. Davacı tarafın kendi ticari defterlerine göre davalıdan 406.098,80- TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Rapor doğrultusunda da davacı taraf ıslah dilekçesi ile dava değerini artırmıştır. Dava dilekçesi incelendiğinde "Nitekim icra takibine itirazından sonra müvekkil şirkete bir kısım ödeme yapılması da bunun en açık kanıtıdır. Davalı/ borçlu tarafından 01.10.2024 tarihinde müvekkil şirkete asıl alacak tutarı ödenmiş ise de faiz, icra vekalet ücreti, harç ve masraflar ödenmemiştir. Davalı/ borçlu tarafından icra dosya borcunun tamamını ödenmediğinden bakiye alacağımız için huzurdaki davanın açılması zorunluluğu doğmuştur. " şeklinde beyanda bulunduğu, davayı asıl alacağın ödendiği iddiası ile feriler yönünden açtığı anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunun dosyaya sunulmasından sonra ıslah dilekçesi sunarak dava değerini artırmış ve 02/09/2025 tarihli bilirkişi raporuna beyan dilekçesi içeriğinde dava dilekçesinde sehven davalı tarafından kısmi ödeme alındığının belirtildiği görülmüştür.İspat, genel manasıyla bir iddianın doğru ve gerçek olup olmadığı konusunda mahkemenin ikna edilmesidir. Daha geniş bir anlatımla ispat, yargılama sürecinde taraflarca iddia edilen yahut hâkim tarafından re'sen gözetilecek olan ve talebin konusu ile ilgili olarak uygulanacak hukuk normunun koşullarını karşılamaya elverişli olan somut vakıaların iddia edildiği gibi olduğu konusunda hâkimde kanaat uyandırmak üzere yapılan delil ikamesi faaliyeti olarak ifade edilebilir. Davada taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmalar birtakım vakıalara dayanır. Eğer bu vakıalar, taraflar arasında çekişmeli ise, bir başka deyişle vakıa iddialarının doğruluğu yahut gerçekliği taraflar arasında tartışmalı ise bu vakıaların ispatı gerekir. Buna karşın ikrar, iddia olunan vakıayı çekişmeli olmaktan çıkarıp, delil ikamesine gerek bırakmayan bir taraf usül işlemi olarak kabul edilmektedir.Bir dava dolayısıyla hakim önünde sözle veya mahkemeye verilen dilekçelerde yazı ile yapılmış olan ikrara, mahkeme içi ikrar denir. Mahkeme içi ikrar, yazılı ya da sözlü olarak yapılabilir. Nitekim davaya ilişkin belgelerde, örneğin dilekçelerde yapılan ikrar, yazılı nitelikte ikrar niteliğini haiz iken, beyan suretiyle gerçekleştirilen ikrar ise sözlü ikrar niteliğindedir. Gerek yazılı gerekse de sözlü bir biçimde gerçekleştirilmiş olan mahkeme içi ikrar, daima kendisine konu olan vakıaları çekişmeli olmaktan çıkarır ve bu vakıanın ispatına gerek kalmaz. Bu nedenle, lehine ikrarda bulunan taraf, ikrar edilen vakıa için başka delil göstermek ve o vakıayı ispat etmek zorunda da değildir.Dava dilekçesinde yer alan davalıdan kısmi ödeme alındığında ilişkin davacı vekilinin beyanları yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda mahkeme içi ikrardır. Davacı vekilinin sehven ödeme aldık şeklindeki beyanı mahkeme içi ikrardan kurtulmaya matuf savunma olarak değerlendirilmiştir. Davacı vekili sadece dava değeri yönünden ıslah dilekçesi sunmuştur. Dava dilekçesi tamamen davacı tarafça ıslah edilmediğinden yargılama ve değerlendirme mevcut dava dilekçesi üzerinden yapılmalıdır. Her ne kadar davacı tarafın ticari defterlerinde ödeme yer almasa da yazılı veya sözlü bir biçimde gerçekleştirilmiş olan mahkeme içi ikrar, daima kendisine konu olan vakıaları çekişmeli olmaktan çıkardığı için yapılan ödemenin defterlere işlenmediğine kanaat getirilmiştir. Dava dilekçesinde 01/10/2024 tarihinde asıl alacağın ödendiği belirtildiğinden icra müdürlüğüne 01/10/2024 tarihinde asıl alacağın ödenmiş hali ile hesaplaması yaptırılarak bakiye 82.419,56 TL yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
1-Davalının ---- İcra Müdürlüğünün ------ Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 82.419,56 TL TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar harcı 5.630,08-TL 'den davacı tarafça yatırılan peşin harç ile ıslah harcı toplamı 5.760,01-TL harcın mahsubu ile artan 129,93- TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvurma harcı, 5.202,48-TL peşin nispi harç ve ıslah harcı toplamı olmak üzere toplam 5.630,08- TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5-Davacı tarafından yapılan 160,00-TL tebligat ve müzekkere gideri, 6.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.160,00-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 1.250,20- TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 51.788,68 - TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
10-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 730,64-TL.sinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, 2.869,36-TL.sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.