T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/912
KARAR NO: 2025/800
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 09/12/2024
KARAR TARİHİ: 23/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACI: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili -----. tarafından ----- no.lu Genişletilmiş Full Kasko
Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan------plakalı araç, 30.10.2023 tarihinde park halinde iken, borçlu-davalı ------
malik/işleten sıfatıyla sorumlu olduğu ve sürücüsü davaya konu kaza sonrasında olay yerini terk eden ----- plakalı aracın çarpması sonucu hasara uğradığı, ------ Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü C Bölgesi Trafik Ekipleri Amirliği tarafından düzenlenen trafik kazası tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere ------ plakalı araç sürücüsü, müvekkil şirkete sigortalı bulunan araçta meydana gelen zarara %100 kusuru ile sebebiyet verdiği, müvekkili şirkete yapılan hasar ihbar sonucu ------ numaralı hasar dosyasından görevlendirilen sigorta eksperi tarafından düzenlenen ekspertiz raporunda "Hasar onarım bedelinin araç sökülüp onarıma başlanmadan; yedek parça ve işçilik dahil iskontolu 765.687,35.-TL (KDV dahil) civarında olduğu görülmüştür. Araç bedeline oranla onarımın ekonomik olmayabileceği düşünülerek onarıma onay verilmemiştir. Aracın rayiç bedelinin 1.445.000,00.-TL olarak araç maliki ile mutabık kalındığı bildirilmiştir. Bahse konu hadise nedeni ile ------ plakalı araç üzerinde yapılan ekspertiz ve kontroller neticesi tespit edilen hasarların ibraz edilen maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağında belirtildiği gibi olabileceği kanaatine varılmıştır. " şeklinde görüş bildirildiği beyanla, müvekkili şirket tarafından ödenen sigorta tazminatının davalıdan tahsili için dava öncesinde gönderilen rücu ihtarlarından sonuç alınamaması üzerine 384.000,00.-TL için ---- İcra Müdürlüğü’nün -----. sayılı ve 120.000,00.-TL için ise---- İcra Müdürlüğü’nün -----sayılı dosyaları ile davalı-borçlu aleyhine icra takipleri başlatıldığı, İşbu icra takiplerine karşı davalı-borçlunun itirazı üzerine icra takipleri durmuş olduğundan ve dava şartı olarak yapılan arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığı beyan edilmekle, davalı-borçlunun -----İcra Müdürlüğü’nün ----- ve ------. İcra Müdürlüğü’nün------. Sayılı dosyalarına karşı yaptığı haksız itirazının iptaline, takibin asıl alacak ve ferileri üzerinden devamına,%20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatının ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı-borçludan tahsiline karar verilmesini dava ve beyan etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: husumet yokluğundan işbu davanın usulden reddinin gerektiği, kazanın meydana geldiği iddia olunan 30/10/2023 tarihinde araç müvekkili şirket bünyesinde 2 aydır çalışmakta olan şoför ------ sevk ve hakimiyetindeyken gerçekleştiği, davacı taraf sigortalısı uyuşmazlık konusu kazanın meydana gelmesine kendi eylemiyle sebebiyet verdiği, davacı tarafın dava dilekçesinde, kazanın meydana gelmesinde müvekkil firmaya ait ------ plakalı araç sürücüsünün %100 ve tam kusurlu olduğuna dair iddiaları soyut savlara dayanmakta olup mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu, ekspertiz raporundaki sovtaj bedeli ile davacının iddia ettiği sovtaj bedeli arasında oldukça büyük bir fark olduğu beyan edilmekle; öncelikle davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise, iş bu davanın esastan reddine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle, ------. İcra Müdürlüğü'nün----- Sayılı icra dosyası ile ----. İcra Müdürlüğü'nün -----. Sayılı dosyalarına icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ------ İcra Müdürlüğü'nün --- Sayılı icra dosyası ile ----. İcra Müdürlüğü'nün ------. Sayılı takip dosyalarının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
---- İcra Müdürlüğü'nün ----Sayılı icra dosyası ile ----İcra Müdürlüğü'nün ----. Sayılı dosyası, ------ nolu hasar dosyası, Kasko sigorta Poliçesi, trafik kazası tespit tutanağı, ekspertiz raporu, tramer kayıtları dosya içerisine celp edilmiş, bilirkişi raporu aldırılmıştır. Dosya inceleme yapılmak üzere bir makine mühendisi ve bir sigorta alanında uzman bilirkişilere tevdi edilmiş, mahkememizce alınan 02/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda; olayın değerlendirilmesinde, 30.10.2023 günü saat 03:00 sıralarında, ---- ilçesi, ---
üzerinde seyir halinde olan ----- plakalı firari sürücü yönetimindeki ----- plakalı aracın,
herhangi bir nedenle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ile park halindeki 19 araca
çarptığı, kusur yönünden yapılan değerlendirmede,
------ plakalı aracın firari sürücüsünün, Karayolları Trafik Kanunu’nun ve
Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin ilgili maddelerinde açıklanan kuralları ihlal ederek hız, alkol, uyku, vs
nedenlerle direksiyon hakimiyetini kaybederek yol kenarındaki nizami olarak park etmiş araçlara
çarpmasında trafik dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediği, trafik ve kendi güvenliğini
tehlikeye attığı, bu nedenlerle asli ve %100 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, ---- plakalı araç sürücüsü yönünden ----- plakalı aracın trafik ekibi tarafından park yasağı olan bir bölgeye park ettiği yönünde herhangi bir tespiti olmaması ve ----- plakalı aracın firari sürücüsü’nün kendi aracına
çarpmasında alabileceği bir tedbir olmaması nedeni ile meydana gelen kazada kusursuz olduğu kanaatine varıldığı, Davalı vekilinin ----- plakalı araç park edilirken diğer araçlarla ve geçiş yollarıyla
arasında uygun mesafeyi bırakmayarak Otopark Yönetmeliği ve ilgili mezuatlara aykırı davranıldığı iddiasının, trafik ekibinin çizmiş olduğu kaza krokisine bakarak vardığı kanaatine
varılmış ise de araç sayısı fazla olunca, krokiyi çizen polis memuru araçları sayfaya sığdırabilmek
amacı ile bu şekilde çizdiği, tekniğe göre hiçbir araç önünde ve arkasında park yerinden çıkabileceği
boşluk bırakmadan aracını park edemeyeceğinden, davalı vekilinin bu görüşüne itibar edilmediği, ----- plakalı araç ---- model ---- marka, ------- tipi benzin yakıtlı 137.037 lilometrede hususi otomobilin hasar yönünden yapılan incelenmesinde; Değişen parçaların fiyatları dikkate alındığında orijinal parça ile değiştirildikleri, kaza tutanağı, hasarlı araç fotoğrafları ve sigorta hasar ekspertiz raporundan
davaya konu aracın raporda tabloda verilen parçaların değiştirildiği/boyandığı anlaşıldığı, hasarlı değişen parçaların sovtaj değeri olmadığı, davaya konu kazada davaya konu araç için hasar bedeli KDV dahil, iskonto hariç 765.687,41 TL olabileceği, aracın onarılması halinde zarar bedeli 765.687,41 TL+ 95.000 TL değer kaybı= 860.687,41
TL olabileceği, aracın perte ayrılması durumunda zarar bedeli 1.445.000 TL- 941.000 TL= 504.000 TL, her iki alternatif karşılaştırıldığında aracın onarımının ekonomik olmadığı, perte ayrılmasının
uygun olduğu kanaatine varıldığı, aracın sovtajının sigorta şirketinde kalması şartı ile hasar zararı 504.000 TL olduğu mütalaa edilmekle, raporun sonuç kısmında, Kusur yönünden değerlendirme: ----- plakalı firari sürücü’nün, kazanın meydana gelmesinde asli ve %100 oranında kusurlu olduğu,
-----plakalı aracın sürücüsünün meydana gelen kazada kusursuz olduğu,
diğer araç sürücülerinin meydana gelen kazada kusursuz olduğu, aracın sovtajının sigorta şirketi uhdesinde kalması şartı ile davacı için hasar zararı 504.000
TL olduğu,davacı şirketin sigortalısının haklarına halef olduğu ve davalı tarafa rücu edebileceği mütala olunmuştur.
Sigorta ve davaya konu icra dosyaları yönünden yapılan değerlendirmelerde; 30.10.2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonrasında davacı sigorta şirketi tarafından dava
dışı sigortalısı bulunan ---- plakalı araç maliki ----- 11.12.2023
tarihinde 1.445.000 TL hasar tazminatı ödendiği, ödeme dekontu dosyada mübrez olduğu, araç, ----- Noterliğinin 28.12.2023 tarihli araç satış sözleşmesi ile hasarlı olarak 941.000 TL ye satıldığı, davacı sigorta şirketi TTK 1472 madde kapsamında sigortalısının haklarına halef olmuş ve satış bedelinin tenzili sonrasında kalan 504.000 TL nin tahsili yönünden davalı ------ plakalı araç maliki
aleyhine 384.000 TL ve 120.000 TL lik iki ayrı icra takibi başlatıldığı, davaya konu ----. İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı dosyasında takip dosyasında 384.000 TL asıl alacak ile takip tarihine kadar işleyen 46.529,75 TL avans faizi talep
edildiği, taleple uygun olarak tutarın uygunluğu beyan edilmiş, ----- İcra Müdürlüğü ----- Esas sayılı dosyasında, Takip dosyasında 120.000 TL asıl alacak ile takip tarihine kadar işleyen 24.142,19 TL avans faizi talep
edildiği, taleple bağlı kalınarak tutarın uygunluğu beyan edildiği görülmüştür.
TTK m. 1472’de düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve ----- sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir. 17.01.1972 t. ve ------. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44 üncü maddesine (TBK m. 52) de dayanabileceği; tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır. Somut olayda davacı sigorta şirketi sigortalısına ödediği tazminatı rücu için , sigortalısının haklarına halef olarak kazaya karışan karşı tarafın sigortasına ve aracın malikine karşı takip başlatmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Aynı kanunun 91. Maddesinde ise “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.” şeklinde belirtilmiştir. Sorumluluk sigortaları TTK.nın 1473. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. “(1) Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.” şeklinde belirtilmiştir.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (-----.). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.Bir zarar sigortası türü olan zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacı işletenin sorumluluğunu yine ancak sorumlu olduğu çerçevede karşılamakla yükümlüdür. Bu bakımdan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir (Yargıtay ----- HD'nin 23.09.2019 t. -----sayılı kararı).Davacı sigorta şirketi TTK 1472 madde kapsamında sigortalısının haklarına halef olmuş ve satış bedelinin
tenzili sonrasında kalan 504.000 TL nin tahsili yönünden davalı ------ plakalı araç maliki aleyhine 384.000 TL ve 120.000 TL lik iki ayrı icra takibi başlatmıştır.Tüm dosya kapsamı, yukarıda yer alan açıklamalar ve bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde-----plakalı firari sürücü’nün, kazanın meydana gelmesinde asli ve %100 oranında kusurlu
olduğu,------- plakalı aracın sürücüsünün meydana gelen kazada kusursuz olduğu, aracın sovtajının sigorta şirketi uhdesinde kalması şartı ile davacı için hasar zararı 504.000 TL olduğu, davacı şirketin sigortalısının haklarına halef olduğu ve davalı tarafa rücu edebileceği tespit edilmekle asıl alacaklar ve faiz talepleri yönünden yapılan hesaplamanın usul ve yasaya dosya kapsamına uygun olduğu bu sebeple bilirkişi raporu hükme esas alanarak davanın kabulü ile takiplerin devamına karar verilmiştir.
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden, mahkemece koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜNE,
1-Davalının ----. İcra Müdürlüğünün----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin aynen devamına,
2-Alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Davalının ----. İcra Müdürlüğünün------Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin aynen devamına,
4-Alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine,
5-Karar harcı 39.255,84 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 7.661,32 TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 31.594,52 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
6-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 7.661,32 TL peşin harç olmak üzere toplam 8.088,92 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri 82,50 TL ve bilirkişi ücreti 12.000,00 TL olmak üzere toplam 12.082,50 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
8-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
9-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 90.200,79 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
11-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.