T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/840
KARAR NO: 2025/559
DAVA: Tespit
DAVA TARİHİ: 18/11/2024
KARAR TARİHİ: 10/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
02.01.2024 tarihinde ---- Caddesi üzerinde
meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında; davalının sigortalısı aracının davacının aracının
arka kısımlarından çarparak hasarlanması nedenli olarak; aracın hasar bedeli bedelinden -----plakalı aracın sigorta şirketi olan davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden eldeki davanın açıldığını, eldeki davanın tespit davası olarak açılmasının kanuna aykırı olduğunu, eda davası olarak açılması gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile
dava konusu olayın Kara Yolları Trafik Kanunu kapsamında trafik kazası
olduğu, Davalı Yan----- Plakalı Kamyon Aracın Şoförü Olan ------ 2918
Sayılı Kara Yolları Trafik Kanununun da Madde 52’yi ihlal ettiği nedeni ile Eşit Olarak
%100 kusurlu olduğu,
Davacı Yan ----- Plakalı Otomobil Aracın Şoförü Olan ------ 2918
Sayılı Kara Yolları Trafik Kanununun da Madde 56’yi ihlal ettiği nedeni ile Eşit Olarak
%100 kusurlu olduğu, Hasar onarım tutarı yönünden yapılan piyasa araştırmaları neticesinde Davacı yana ait
------ Plakalı aracın hasar onarım tutarının sigorta tahkim komisyonu bilirkişisi ve tahkim heyeti tarafından belirlenmiş fiyat olan Parça değişimi ve hasar gören parçaların onarım ve
değişim işçiliklerinin (Piyasadan Temin Edilebilecek Makul İskonto
Oranı %15 )iskonto uygulanmış olarak 49.221,74-TL + KDV (KDV DÂHİL
59.066,08-TL) tutarında olduğu tespit edilmiştir. %50 kusur oranı nispetinde ödenebilir
hasar tutarı 24.610,87-TL + KDV DAHİL (29.533,04-TL) nin kadri maruf ve kabul
edilebilir olduğu, belirtilen tüm hasar bedelinin Sigorta Tahkim Komisyonunda alınan
karar neticesinde davalı sigorta şirketince karşılanmış olduğu, davacı yanın
bakiye hasar tazminatı kalmadığı sonuç ve kanaati Dava hukuki niteliği itibariyle, meydana gelen trafik kazası nedeni ile oluşan hasar bedelinin tramer kayıtlarına hatalı işlendiğinin tespitine yönelik olarak açılan tespit davasıdır.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Bilindiği üzere taraf koşulu; 6100 sayılı HMK’nın 114/1-d maddesi gereğince dava şartı olup kamu düzeni ile ilgisi sebebiyle yargılamanın her aşamasında resen göz önüne alınması zorunludur.(HMK 115/1).Davada taraf sıfatı (husumet) dava konusu yapılan, maddi hukuktan doğan (subjektif) hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı (husumet) dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Başka bir ifadeyle sıfat, dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilenlerin, maddi hukuk açısından, gerçekte bu niteliği taşıyıp taşımadığıyla ilişkilidir ve esas hakkında verilecek olan kararın içeriğinin belirlenmesi bakımından önem taşır. Yoksa, sıfatın hakim açısından tarafın hak sahipliğine yönelik olarak karar verilinceye kadar, yargılamanın yürütülmesi bakımından, herhangi bir önemi yoktur. Davayı takip yetkisi ise yargılamanın kim tarafından yürütüleceği sorusunun cevabını teşkil eder. Dolayısıyla, davayı takip yetkisi tümüyle usuli bir kavramdır. O nedenle, hukukumuzda taraflara ilişkin dava şartları arasında düzenlenmiştir. Buna karşılık, sıfat ise, dava dilekçesinde taraf olarak gösterilenlerin, maddi hukuk bakımından gerçekte hak sahibi ve yükümlü konumda bulunup bulunmadığıyla ilişkili olduğu için esasa ilişkindir; yani, bir maddi hukuk sorunudur. O nedenle, hüküm anında mevcut olmalıdır; bir başka ifadeyle, sıfat, bizatihi hükümde somutlaşır; zira, tarafların haklılık durumu hüküm ile belli olur. Sonuç olarak, davanın yürütülmesi ve karara ulaşılmasındaki süreç, davayı takip yetkisini; bu sürecin bitiminde elde edilen maddi hukuka yönelik sonuç ise sıfatı ifade eder. Öte yandan, davayı takip yetkisi, usuli bir soruna ilişkin bulunduğu için dava şartıdır; eksikliği, davanın usulden reddi sonucunu doğurur; buna karşılık, sıfat ise subjektif hakkın özüne ilişkin olduğu için, bir maddi hukuk sorunu teşkil eder ve maddi hukuk anlamında bir itiraza vücut verir. Eksikliği anında verilecek karar, usulden red değil; davanın sıfat (husumet) yokluğu nedeni ile red kararı olup, esasa ilişkin bulunduğundan o davada taraf olarak gösterilen kişiler açısından, maddi anlamda kesin hüküm gücüne sahip olacaktır ( ------.).Uygulamada sıfat için ''husumet'' terimi kullanılmaktadır. Fakat, husumet (özellikle husumet ehliyeti) teriminin, taraf ehliyeti ve dava ehliyeti (ve hatta dava takip yetkisi) terimleri için de kulanıldığı görülmektedir. Böylece, bugün uygulamada kullanılan ''husumet'' teriminin belirli bir anlamı yoktur. Bu terim ile neyin kastedildiğini anlayabilmek için her olayın ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, husumet terimi yerine, daha açık olan taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve taraf sıfatı terimlerinin kullanılması doğru olur. Yukarıda da belirtildiği gibi, sıfat, dava konusu yapılan ve maddi hukuktan doğan hak ile taraflar arasındaki ilişkidir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şeklen o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası bakımından bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez ve dava sıfat yokluğundan (husumetten), esastan reddedilir. Taraf sıfatının (davacı bakımından aktif husumet ehliyetinin; davalı bakımından, pasif husumet ehliyetinin) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (def'i değil) bir itirazdır. Diğer bütün itiraz hallerinde olduğu gibi sıfat yokluğu da ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) gözetilir. Sıfat yokluğu, bir davada dava şartlarından sonra, yani tahkikat aşamasında incelenir. Sıfat yokluğunun, mümkünse diğer itirazlardan önce incelenmesi gerekir. Çünkü, taraflardan birinin taraf sıfatı yoksa, diğer itiraz ve def'ilerin incelenmesine gerek kalmaz (HMK md. 143). ------
Nitekim yukarıda açıklanan ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.11.2013 tarih, -----sayılı kararı ile 25/11/2015 tarih -------.sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/(1)-h maddesine göre, Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartıdır. Aynı yasanın 115. maddesine ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir."düzenlemesi bulunmaktadır.Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır. Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır (-------. Sayılı kararlarında da belirtildiği üzere buna hukuki korunma (himaye) ihtiyacı da denir (Rechts-schutzbedürfnis). Mahkemelerden hukuki himaye istenmesinde, himayeye değer bir yarar olmalıdır. Öte yandan, bu hukuksal yararın, "hukuki ve meşru", "doğrudan ve kişisel", "doğmuş ve güncel" olması gerekir (-----).Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada hâlen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca açılacak davanın ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin hakkına ulaşmak için mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan söz edilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez----
Somut olayda davacı taraf meydana gelen kaza sebebiyle sahibi olduğu ------ plakalı aracın tramer kaydına yanlış girilen hasar bedelinin tespitini ve kaza tarihinin tramer kaydının düzeltilmesini talep etmektedir. Eldeki davanın görülebilmesi için davacının dava açmakta hukuki yararı ve aktif husumeti bulunması gerekmektedir.------ plakalı aracın tescil bilgileri incelendiğinde davanın 18/11/2024 tarihinde açıldığı, dava açıldıktan sonra 26/12/2024 tarihinde satıldığı, davacının araca malik olmadığı görülmekle, tramer ve kaza kayıtlarının düzeltilmesi davalarında araç sahipleri araçlarının satışı aşamasında aracın hasarının olduğundan fazla görünmesinin satışa ve satış bedeline yapabileceği olumsuz etkileri bertaraf etmek için tespit davası niteliğindeki bu davaların açmakta olup bu davalarda hukuki yararlarının varlığı kabul edilmekte ise de davacının aracını mevcut kayıtları ile sattığı anlaşıldığından dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40 TL' nin 427,60 TL tutarlı kısmı dava açılışı sırasında peşin olarak yatırıldığından bakiye 187,80 TL' nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.