T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/777
KARAR NO: 2025/583
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 30/10/2024
KARAR TARİHİ: 11/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket Lojistik ve Nakliyat işiyle iştigal etmekte olup taşıma sektöründe bilinen bir firmadır. Müvekkil şirket, davalı şirketin '----' cinsindeki ürünlerini yük taşımacılığı hizmeti vererek nakliye hizmetini gerçekleştirdiğini, . Davalı tarafın belirttiği 3. Şirket olan ------ Şirketi' ne taşıma anlaşmasında belirtilen ürünlerin tamamı tam ve eksiksiz bir şekilde teslim edildiğini, davacı müvekkilin davalı tarafa sunmuş olduğu “yük taşımacılığı, nakliyat” hizmetlerinden ötürü doğan 22.04.2024 tarihli 51.040,00 TL bedelli faturaya istinaden alacağı mevcut olduğunu, davacı alacaklı taraf olarak 51.040,00 TL’lik alacak miktarı için -----.İcra Müdürlüğü ---- Esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine tarafımızca icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının takibe konu alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu icra takibine ilişkin talep edilen İŞLEMİŞ faiz tutarı haksız olduğunu, davaya konu alacağa dair müvekkil borcu bulunmadığını, Taraflar arasında ; yük taşımacılığı ve nakliye hizmetine yönelik imzalanmış bir sözleşme bulunmamakla davacı tarafça düzenlenen fatura hukuki bir dayanağı olmayan tamamen tek taraflı keyfi ücretlendirmeyi içeren bir fatura tutarı olduğunu, İcra inkar tazminat talebinin haksız olduğunu, tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, -----. İcra Müdürlüğünün ----- sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, -----. İcra Müdürlüğünün -----sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; davacı şirketin ticari defterlerinin Süresinde açılış tasdikinin yapıldığı, Türkiye Muhasebe Standartları düzenlemelerine uygun tutulduğu, Ticari defterlerin birbirini teyit ettiği, 2024 yılı ticari defterlerinin e-Defter olması nedeniyle kapanış tasdikine yer olmadığı davalı şirketin inceleme gün saatinde hazır olmadığı defter ve belgelerini sunmadığı davacı şirketin nakliye işlemini gerçekleştirdiğine ilişkin davalı şirket tarafından 19.04.2024 tarihli ------ no.lu sevk irsaliyesi düzenlendiği, taşıyıcı bilgilerinde davalı firmanın unvanın yer aldığı ürün teslimatının ------ plakalı araç ile gerçekleştiği ve ilgili irsaliyede ------Şirketinin kaşe ve imzası olduğu görüldüğü, davacı BS formaları incelendiğinde, davacı tarafın 2024 yılına ait 1 adet davalıya düzenlenen faturayı bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirdiği Dosya sunulan davalı BA formaları incelendiğinde, davalı tarafın 2024 yılına ait 1 adet davacı tarafından düzenlenen faturayı bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirdiği görüldüğü davacı tarafından düzenlenen tüm faturaların davalı kabulünde olduğu ifade edilebileceği davacı şirket ticari defter kayıtlarına göre, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 51.040,00 TL alacaklı olduğu, davacı lehine alacağa hükmedilmesi durumunda konu alacak için davacının davalıdan 4.831,79 TL işlemiş faiz talep hesaplandığı, davacının anılan tutarı 2.584,16 TL talep ettiği, talebi ile bağlı kalacağı hususlarını beyan ve rapor etmiştir.
Somut olayda davalı tarafın vekilinin defter incelenmesine yönelik ara kararın verildiği duruşmada hazır bulunmasına rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan 51.040,00 TL alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir. Davacı taraf kendi ticari defterlerine göre davalıdan 51.040,00 TL asıl alacaklıdır. Davacı taraf cari hesap ilişkisi içinde düzenlemiş olduğu faturaları BS olarak vergi dairesine bildirmiş, davalı taraf için de GİB üzerinden otomatik olarak BA düzenlenmiş ise de davalı tarafından otomatik bildirime ve faturalara yasal süreleri içerisinde itiraz edilmediği anlaşıldığından davacı kayıtları doğrultusunda ve davacının cari hesap ilişkisi içinde davalıdan alacaklı olduğu kanaati ile davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK'nın 117.maddesi koşullarına bağlı olup icra takip tarihinden önce davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesi gerekir. Bu durumda, davacının davalıyı takipten önce temerrüde düşürdüğünü ve , taraflar arasında ödeme günü kararlaştırıldığı da ileri sürülmediğinden ispat edemediğinden işlemiş faiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının ----- İcra Müdürlüğünün ------Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 51.040 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Alacak likit olduğundan takipteki asıl alacak miktarının %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Karar harcı 3.486,54 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 915,77 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.570,77 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 915,77 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.343,37 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.582,50 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı (e- duruşma sistemi üzerinden) davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.