T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/43
KARAR NO: 2025/758
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/01/2025
KARAR TARİHİ: 14/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, ambalaj ve matbaacılık sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalı şirkete 11.03.2024 tarihinde irsaliye ile 4360 adet kutu ve 7 adet tahta palet teslim ettiğini, bu mallara istinaden 13.03.2024 tarihinde 117.720,00 TL bedelli fatura düzenlendiğini, faturada vade tarihinin 12.05.2024 olarak belirtildiğini, fatura ve ihtarnameye rağmen ödeme yapılmadığını, bunun üzerine -----. İcra Dairesi ------- sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, davalının haksız itirazı sonucu takibin durduğu, taraflar arasında yapılan zorunlu arabuluculuk görüşmesinde anlaşma sağlanamadığını, davalının faturaya süresinde itiraz etmemesi ve teslim aldığı malları ikrar etmesi sebebiyle alacağın sübuta erdiğini, davalının fatura sonrası mutabakatlara da dönüş yapmadığını, ticari defterlerin incelenmesiyle borcun sabit hale geleceğini, alacağın likit nitelikte olduğunu beyanla; davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı yan kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davacı yanın dava dilekçesine cevap vermemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ----. İcra Müdürlüğünün ------- Esas sayılı dosyası icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, -----. İcra Müdürlüğünün ------- Esas sayılı dosyası takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; davalı borçlu vekili tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından alınan raporda ,"Dava konusu, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 13.03.2024 tarihli ve 117.720,00 TL bedelli------numaralı faturadan kaynaklı oluşan 117.720,00 TL tutarındaki bakiye alacağın davalı yandan tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacı defterlerinin, 6102 sayılı TTK.m.64/3, VUK. M 182 uyarınca tutulması zorunlu olan 2024 yılında E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, davacı, 2024 ve 2025 yıllarında tuttuğu elektronik defterlerin beratları, yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, ilgili yıllara ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, Mahkemenizin 27.05.2025 tarihli Duruşma Tutanağında; “...Tarafların ticari defterlerin yerinde incelenmesini talep etmeleri halinde bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi ve nihayetinde rapor ekinde dosyaya ibraz edilmek kaydıyla örnek alma yetkisi verilmesine, yerinde inceleme talebi halinde bilirkişinin ulaşım ihtiyaçlarının talep eden tarafça karşılanmasına”... karar verilmiş olmakla verilen bu yetkiye istinaden tarafımdan davalı yan Muhasebecisi olduğu bildirilen-------- bir çok kez aranmış ancak ulaşılamadığı, mail atılarak davalı şirkete ait ticari defter, belgelerin hazırlanması gerektiği yönden bilgi verilmesi akabinde ilgili maile dönüş yapmamış ve rapor tarihine kadar davalı yan tarafından da ticari defter ve belgeleri hazırlandığına dair bilgi verilmediğinden ve talep edilen verilerin tarafıma gönderilmediğinden davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılamadığı, davacı yan tarafından davalı adına tanzim edilen takibe konu 13.03.2024 tarihli ve 117.720,00 TL bedelli ------- numaralı fatura incelendiğinde, fatura içeriği malların davalı yana 11.03.2024 tarihli ------ numaralı e- irsaliye ile ------- imzası karşılığı teslim edildiği görüldüğü, fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, davalı tarafından, takibe konu faturaya ilişkin olarak takip tarihinden önce yapılmış herhangi bir yazılı itirazın dosya kapsamında yer almaması dikkate alındığında, davacı tarafından düzenlenen faturanın davalının bilgisi ve kabulü dâhilinde olduğu kanaatine varıldığı, Tarafların incelenen 2024 yılı karşılaştırmalı BS/BA bildirimlerinin birebir uyumlu olduğu, takibe konu 13.03.2024 tarihli ve 117.720,00 TL bedelli ------- numaralı faturanın davacı ve davalı tarafından Maliyeye bildiriminin yapılmış olduğu davacı yan 117.720,00 TL tutarlı fatura alacağına karşılık 33.129,31 TL İşlemiş faiz alacaklı olduğu hesap edilmiş isede davacı yan takip talebinde işlemiş faiz olarak 28.485,01 TL talep ettiğinden talebe bağlılık ilkesi gereği davacının davalı yandan 28.485,01 TL işlemiş faiz talep edebileceği, Neticeten; Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, düzenlenen takibe konu 13.03.2024 tarihli -------- numaralı faturadan kaynaklı davacının takip tarihi (13.11.2024) itibarıyla davalıdan 117.720,00 TL Asıl, 28.485,01 TL işlemiş faiz olmak üzere Toplamda 146.205,01 TL alacaklı olduğu" şeklinde rapor sunulmuştur.Somut olayda davalı tarafın davayı takip etmediği, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir. Davacının kendi ticari defterlerine göre davalıdan 117.720,00 TL davalıdan alacaklı olduğu, davalının ise ticari defterlerini inceleme için sunmadığı gibi davacı tarafından kesilip vergi dairesine bildirilen faturayı iade etmediği anlaşıldığından davalının fatura bedelini ödemediği kanaati ile davanın kısmen kabulü yolunda aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir. Alacaklının borçla ilgili olarak yaptığı her türlü beyan ihtar niteliği taşımadığı gibi alacaklının yaptığı ihtarın doğrudan doğruya borçluyu temerrüdü düşürme amacı taşıması da gerekmez. Burada belirleyici olan yapılan ihtarın “açık şekilde borçlanılan edimin ifası talebini” içerip içermediğidir. O halde, borçlanılan edimden farklı bir edim isteği yönündeki irade açıklamasının ihtar olarak nitelendirilmesi düşünülemez. Borçlunun sorumlu olduğu alacak miktarının bilinmesi gerekir. Dolayısıyla alacaklı borçluya gönderdiği ihtarda net olarak alacak miktarını belirtmelidir. Temerrüt borcun tartışmalı olmayan kısmını ilgilendirirken, tartışmalı kısımlar yönünden hüküm ve sonuç doğurmaz. (------) Dosya kapsamında davacı tarafından davalıya bir ihtarname gönderildiği iddia olunan bir ihtarname var ise de ihtarnamede borcun ödenmesi gereken günün somuk olarak belirtilmediği ve ihtarnamenin davalıya tebliğine ilişkin mazbatanın sunulmadığı görülmüştür. Dolayısıyla davacı tarafından davalı taraf usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
1-Davalının -----. İcra Müdürlüğünün -------. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 117.720,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, işlemiş faiz talebinin reddine,
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar harcı 8.041,45-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.496,82-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.544,63-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 2.496,82-TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 3.112,22- TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5-Davacı tarafından yapılan 82,50-TL tebligat ve müzekkere gideri, 6.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.582,50-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 5.300,04 TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre -TL.sinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, TL.sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.