T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/1070
KARAR NO: 2026/47
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 17/10/2022
KARAR TARİHİ: 14/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 18 Mayıs 2022 günü sürücü---- isimli şahsın kullanmış olduğu------plakalı şehir içi minübüs yolcu indi bindi kapısı açık halde seyir halinde iken ---- İli ----- İstasyonu önüne gelindiğinde araçta yolcu olarak bulunan ve durakta inmek isteyen müvekkillerinin murisi -----ayağa kalkması ve araçtan inmek amacıyla kapıya yanaşması üzerine kapının açık olmasından kaynaklı düşmesi sonucu ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza sebebiyle müvekkillerinin murisi ----- hayatını kaybettiğini, olay yerine ambulans ve kolluk intikal ettiğini ve kaza tespit tutanağı tutulduğunu, kaza tespit tutanağında ----- plakalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu tutanak altına alındığını, müvekkillerinin murisi müteveffanın yaşanan kazada herhangi bir kusuru bulunmadığını, -----1982 doğumlu olduğunu ve öldüğünde henüz 40 yaşında, evli ve iki çocuk annesi olduğunu, vefatı sebebiyle murisleri hayatları boyunca murisin desteğinden yoksun kalacaklarını, --- -- desteğinden yoksun kalacak olan murisleri 1969 doğumlu 53 yaşındaki engelli eşi ----, 2008 doğumlu 14 yaşındaki oğlu -----, 2006 doğumlu 16 yaşındaki kızı --- ve 1939 doğumlu 83 yaşındaki yatalak ve kızının bakım ve desteğine muhtaç annesi --- olduğunu, ----- ev hanımı olup herhangi bir işte çalışmamakta ancak oldukça genç yaşta olduğunu, engelli eşinin ve 18 yaşından küçük çocuklarının bakım, eğitim ve diğer tüm ihtiyaçları ile tek başına ilgilendiğini, kapısı açık şekilde hareket halinde olan ve bu nedenle müvekkilinin araçtan düşerek ölümüne neden olan, yüzde yüz kusurlu olan --- kullandığı ---- plakalı araç kaza tarihinde davalı ----- Şirketi tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, ----- plakalı aracın ZMMS sigortasının poliçe numarası ----- olduğunu, 2918 sayılı KTK’nun 91. maddesi uyarınca yapılmış bulunan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası’nın özelliği gereği, ölüm halinde sigorta şirketi, poliçede belirtilen limitler dahilinde maktulün yakınlarına tazminat ödemekle yükümlü olduğunu, ölen----desteğinden yoksun kalan müvekkillerinin maddi zararlarından sigorta şirketi ile birlikte davalılar araç sahibi ve araç şoförü de müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, kazada vefat eden -----desteğinden mahrum kalmış bulunan müvekkillerinin, 10.06.2022 tarihinde davalı sigorta şirketine poliçede belirtilen limit dahilinde maddi tazminat talepli başvuruda bulunduğunu, bu başvuru sonucunda davalı şirketçe oluşturulan ----- nolu hasar dosyası kapsamında ----- nolu ZMMS poliçesine istinaden ölüm tazminatı olarak müvekkillerine kısmi ödeme yapıldığını, söz konusu ödeme makbuz niteliğinde olup, bakiye poliçe bedelinin müvekkiline ödenmesi gerekmetiğini, zira müvekkillerin yaşı ve ekonomik durumu ile ölenin yaşaması durumunda müvekkillere vereceği maddi ve manevi desteğin niteliği nazara alındığında, yapılan kısmi ödemenin müvekkillerinin ölenin desteğinden yoksun kalma nedeniyle uğramış oldukları maddi zararı karşıladığından bahsedilemeyeceğini, bu nedenle müvekkillerinin uğramış olduğu gerçek zararın poliçe limiti dahilin de davalı sigorta şirketinden tazmini amacıyla taraflarınca dava şartı olan Arabuluculuk’a başvurulduğunu ancak davalı şirketin talebimize olumsuz cevap vermesi nedeniyle ekte yer alan 07.10.2022 tarihli 2022/99206 arabuluculuk dosya numaralı ‘’Anlaşmama’’ tutanağı düzenlendiğini, müteveffa - --- defin masraflarını --- --- eşi müvekkili ------ kendi - karşılamak zorunda kaldığını, bu giderlere ilişkin fatura ve belgeler dilekçe ekinde sunulduğunu, bu giderlerin de davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesi gerektiğini, müvekkili --- - 50 yaşında ve engelli olup eşiyle mutlu bir evliliği ve müşterek 2 çocuğu bulunduğunu, müvekkilinin kendisine maddi ve manevi desteğini esirgemeyen, kendisini seven hayat arkadaşını elim bir kaza sonucu ve tamamen sürücünün hatalı, kusurlu ve ihmalkar davranışı nedeniyle kaybettiğini ve hayatının geri kalanını bu acıyla idame ettirmek zorunda kaldığını, müvekkilinin artık çocukların iyi yetişmesi için kendisine yeni bir yol çizecek, tek başına başarmaya çalışırken fiziksel yönden yıpranacak, ruhsal sıkıntılar çekecek, çocuklarının anne eksikliğinden kaynaklanan maddi ve manevi destek ihtiyaçlarını tek başına gidermeye çalışacağını, murisin çocukları 18 yaşından küçük ve hayatları boyunca ihtiyaç duydukları ve duyacakları annelerinin sevgisinden, ilgisinden, maddi ve manevi desteklerinden mahrum, bir yanları eksik kaldığını, müteveffanın ölümü ile çocuklarının geleceğe yönelik hayalleri, beklentileri sona erdiğini, umutlarının söndüğünü, çocuklarının, anne sevgisinden yoksun kaldığını, daha iyi bir yaşam ve öğretim olanaklarından mahrum kaldıklarını, onlar artık öksüz olduklarını ve bu kimlikleriyle kendilerine yeni bir yol çizmeye çalışacaklarını, manevi tazminata hükmedilirken müteveffanın kusursuz oluşu, araç şoförünün ağır kusurlu ve ihmalkar davranışı, müteveffanın genç yaşta vefat etmiş olması ve geride kalan çocukların 18 den küçük olmaları, müteveffanın eşinin engelli olması diğer tüm olumsuz koşullarla birlikte paranın alım gücü, ekonomik koşullar, paranın değer kaybının ve yüksek enflasyonun da göz önünde bulundurulması gerektiğini, -----. Asliye Ceza Mahkemesi ---- Esas sayılı dosyasıyla müvekkillerinin murisinin ölümüne sebebiyet veren ---- hakkında kamu davası açıldığını ve yargılama devam ettiğini tüm bu nedenlerle trafik kazası sonucu vefat eden destek ---- ölümü nedeniyle desteklerini kaybeden davacılar eş --- -, çocuklar --- -, --- -- ve anne----- için 6100 sayılı Yasa’nın 107. Maddesi uyarınca toplanacak delillere göre belirlenecek destekten yoksun kalma tazminat tutarlarından şimdilik her bir davacı için ayrı ayrı 250,00-TL olmak üzere TOPLAM 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden, sigortacı yönünden temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, ----- tarafından harcanan defin masrafından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 100,00 TL nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte davalılardan tahsili ile davacı ----- ödenmesine, kaza sonucu eşini, annesini ve yavrusunu kaybeden müvekkillerinin yaşadığı üzüntü ve elemin bir miktar azaltılabilmesi adına ---- için 100.000,00 TL, çocuklar ---- için 80.000,00TL, ---- için 80.000,00 TL, ve anne ---- için 60.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizle birlikte davalı ---- ve davalı ------ müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ---- vekili cevap dilekçesinde özetle; eldeki davanın derdest bulunduğu mahkemenin işbu dava bakımından yetkili olmadığını haksız fiilin gerçekleşmiş olduğu ----- Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, 18 Mayıs 2022 günü müvekkili ---sevk ve idaresinde bulunan---- plaka sayılı minibüs ile ---- ilinde seyir halindeyken ---- İstasyonuna gelindiği esnada bahse konu trafik kazası meydana geldiğini, söz konusu kazaya ilişkin ---- Asliye Ceza Mahkemesi ---- Esas sayılı dosya kapsamında yargılama henüz devam etmekte olduğunu---- Asliye Ceza Mahkemesi ----- Esas sayılı dosyada tutulan trafik kazası tespit tutanaında ‘yolcu----- ASLİ KUSURLU olduğu, sürücü müvekkilin tali kusurlu olduğunun belirtildiğini, manevi zararın para ile tazmin ve telafisi, hiç bir zaman haksız kazanca ve sebepsiz zenginleşmeye kaynak teşkil etmesi gerektiğini, Yargıtay Hukuk Dairelerinin yerleşik içtihatları göz önünde bulundurulduğunda, manevi tazminatın miktarı bir tarafın zararına ve diğer tarafın zenginleşmesine neden olmamalı bununla birlikte manevi tazminatın amacı zarar uğrayanda huzur duygusu uyandırmak olup, miktarın belirlenmesinde takdir hakkı kullanılırken objektif ölçülere dikkat edilmesi gerektiğini, davacı tarafın, kaza sebebiyle acı ve ızdırap duyduğundan bahisle fahiş miktarda manevi tazminat talep ettiğini, davacının manevi tazminat talepleri günümüz şartlarına, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ve kazadan sonra meydana geldiği iddia olunan vakıaya uygun olmadığını, müvekkiline bir kusur izafesi halinde bile istenilen tazminat miktarı fahiş ve nedensiz zenginleşme niteliğinde olduğunu, davacı tarafın her ne kadar , araç sürücüsü tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini ve 18 Mayıs 2022 tarihli kararında da araç sürücüsü ----- asli kusurlu olduğu belirtilmişse de, bu konuda henüz yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, tutulan trafik kazası tutanaklarında kazanın oluşumunda asli kusurlunun müteveffa ---- olduğunun sabit olduğunu, davacı tarafça her ne kadar dava dilekçesinde asli kusurlunun diğer davalı araç sürücüsü ---- olduğunu iddia edilmiş olsa da 18 Mayıs 2022 tarihinde Trafik Polis Memuru --- tarafından tutulan Ölümlü Yaralamalı Trafik Kazası Tespit Tutanağında Yolcu ----- minibüsün durmasını bekleyip kontrollü şekilde inmesi gerekirken bu dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde araç durmadan araçtan inerek kendi güvenliğini tehlikeye attığını, kazaya bakan trafik ekibi de yapmış olduğu bu tespitler neticesinde---- Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 110/B-3(kontrolsüz inip binmek yasaktır) maddesini ihlal ettiği kanaatine varıldığını, açıklamış oldukları bütün bu bilgiler ışığında yolcu --- kendi güvenliğini tehlikeye atarak hareket halinde olan minibüsten indiği sırada yaralanıp kendisinin vefatıyla sonuçlanan kazanın oluşumunda aynı şekilde Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 110. Maddesinin b bendinin 3. Fıkrasını ihlal ettiği görüş ve kanaatine varılmıştır.” şeklinde asli kusurun müteveffa ----- ait olduğu belirtildiğini, kaza esnasında müteveffanın kazanın oluşumuna sebep olan olan hareketlerine değinilmediğini, asli kusurlu olarak davalı müvekkiline bütün kusurun atfedilmesi hakkaniyete uygun olmadığını, ayrıca , ----Asliye Ceza Mahkemesi ----- Esas sayılı dosya kapsamında yargılama devam etmekte olduğunu, sanığın mahkumiyetine karar verilmediğini, bahsedilen hususlar dikkate alınması gerekirken; soruşturma dosyasında bulunan kaza tespit tutanağına dayanılarak araç sürücüsü---- asli kusurlu olduğu iddia edilmiş ise de bu husus masumiyet karinesine aykırı olduğunu, iş bu sebeple Adalet Bakanlığı Adli Tıp Şube Müdürlüğü Trafik İhtisas Dairesinden kusur tespitine ilişkin olarak rapor alınmadan araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunun kabul edilmesi mümkün olmadığını, öncelikle Adli Tıp Kurumundan bilirkişi raporu alınarak kusur oranlarının belirlenmesini talep ettiklerini tüm bu nedenlerle öncelikli olarak davanın yetkili mahkemede açılmamış olması nedeniyle yetkisizlik kararı verilmesine, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ---- vekili cevap dilekçesinde özetle; eldeki davanın derdest bulunduğu mahkemenin işbu dava bakımından yetkili olmadığını haksız fiilin gerçekleşmiş olduğu ---- Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkil davalı ---- araç kiralama alanında faaliyet göstermekte olduğunu, sektörde öncü firmalardan olduğunu, diğer davalı yaklaşık 10 yıldan daha uzun bir süredir müvekkiline ait araç hattında araç kiralamak için geldiğini, ----- plakalı aracı kiraladığını ve taraflarca kira sözleşmesi imza altına alındığını, araç uzun süreliğine kiralanmış olduğundan ve belirsiz süreli olarak imzalandığından dolayı sözleşmenin sona ereceği tarihte belirtilmediğini, kazanın gerçekleştiği tarih olan 18 Mayıs 2022 tarihinde aracın zilyetliği ve sorumluluğu diğer davalı ----- iken bir trafik kazası meydana geldiğini, bu trafik kazası nedeniyle açılmış olunan ve taraflarının davalı olarak gösterildiği işbu davayı pasif husumet yokluğu nedeniyle kabul etmelerinin mümkün olmadığını, müvekkilinin aracın işleteni olmadığından herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, taraflarına yöneltilen ve davalı taraf oldukları işbu dosyada , 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. Maddesi 1. fıkrası d bendine göre müvekkilinin----- taraf ehliyetine sahip olmadığından pasif husumet yokluğu mevcut olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacı yan her ne kadar , araç sürücüsü tam kusurlu olduğunun tespit edildiği ve 18 Mayıs 2022 tarihli kararında da araç sürücüsü ----- asli kusurlu olduğu belirtilmişse de, bu konuda henüz yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, tutulan trafik kazası tutanaklarında kazanın oluşumunda asli kusurlunun müteveffa ----- olduğunun sabit olduğunu, davacı tarafça her ne kadar dava dilekçesinde asli kusurlunun diğer davalı araç sürücüsü---- olduğunu iddia edilmiş olsa da 18 Mayıs 2022 tarihinde Trafik Polis Memuru ----- tarafından tutulan Ölümlü Yaralamalı Trafik Kazası Tespit Tutanağında Yolcu ----- minibüsün durmasını bekleyip kontrollü şekilde inmesi gerekirken bu dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde araç durmadan araçtan inerek kendi güvenliğini tehlikeye attığını, kazaya bakan trafik ekibi de yapmış olduğu bu tespitler neticesinde -----Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 110/B-3(kontrolsüz inip binmek yasaktır) maddesini ihlal ettiği kanaatine varıldığını, bütün bu bilgiler ışığında yolcu ------ kendi güvenliğini tehlikeye atarak hareket halinde olan minibüsten indiği sırada yaralanıp kendisinin vefatıyla sonuçlanan kazanın oluşumunda aynı şekilde Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 110. Maddesinin b bendinin 3. Fıkrasını ihlal ettiği görüş ve kanaatine varılmıştır.” şeklinde asli kusurun müteveffa ----- ait olduğu belirtildiğini, kaza esnasında müteveffanın kazanın oluşumuna sebep olan olan hareketlerine değinilmediğini, ayrıca ----. Asliye Ceza Mahkemesi -----Esas sayılı dosya kapsamında yargılama devam ettiğini, sanığın mahkumiyetine karar verilmediğini, bahsedilen hususlar dikkate alınması gerekirken;Soruşturma dosyasında bulunan kaza tespit tutanağına dayanılarak araç sürücüsü ----- asli kusurlu olduğu iddia edilmiş ise de bu husus masumiyet karinesine aykırı olduğunu, iş bu sebeple Adalet Bakanlığı Adli Tıp Şube Müdürlüğü Trafik İhtisas Dairesinden kusur tespitine ilişkin olarak rapor alınmadan araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunun kabul edilmesi mümkün olmadığını tüm bu nedenlerle davanın yetkili mahkemede açılmamış olması nedeniyle yetkisizlik kararı verilmesine, davanın husumet yokluğu gerekçesiyle müvekkil ---- yönünden reddine, yargılama ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ---- Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan maddi tazminat taleplerine ilişkin sorumluluğunun; sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve azami poliçe teminat limiti ile sınırlı olup, söz konusu sorumluluk aynı zamanda davacının yoksun kaldıkları gerçek destek miktarı ile de sınırlı olduğunu, Destekten yoksun kalma tazminatı Borçlar Kanunu 45/2. maddesinde düzenlendiğini, müvekkili şirketin başvuru sahibine ödemede bulunarak poliçeden doğan tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini, başkaca bir sorumluluğu bulunmadığını, başvuru sahibinin destekten yoksun kalma tazminatı istemiyle müvekkili şirkete başvurması üzerine, ödenecek tazminat miktarı aktüer tarafından müvekkili şirket nezdinde açılan ----- sayılı hasar dosyasına iletilen evraklar çerçevesinde müteveffanın yaşı, bakiye ömrü, geliri , kusuru vb. unsurlar dikkate alınarak hesaplandığını, aktüer tarafından yapılan hesaplama neticesinde; müvekkili şirket sigortalı aracın kusur oranı dikkate alınarak tespit edilen 213,589 TL tazminat tutarı 20/07/2022 tarihinde ödeme yapıldığını, bilindiği üzere Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi, bir meblağ poliçesi olmayıp, hak sahiplerinin gerçek zararları aktüeryal yöntemlerle hesaplanarak poliçe limitleri dahilinde tazmin edildiğini, müvekkili sigorta şirketince de bu sorumluluğun başvuru sahibi için hesaplanan tazminat tutarı ödenmek suretiyle yerine getirildiğini, başvuru sahiplerinin müvekkili şirketiçe ödenen tutar üzerindeki talebi sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikte olduğundan reddi gerektiğini, başvuru sahibine ödenen tazminat ibraname mukabilinde ödendiğini, müvekkili kurumun başkaca bir sorumluluğu bulunmadığını, başvuru sahibine destekten yoksun kalma tazminatının ödenmesi neticesinde müvekkili kurum ibra edildiğini, sorumluluğu kabul etmemekle birlikte mahkeme tarafından tekrar hesaplama yaptırılacak ise; ibranamede belirtili olan ödenen tazminat ile komisyonca tespit edilecek tazminat miktarı arasında ortalama bir misli fark bulunması halinde ibraname hükümsüz sayılabileceğini, aksi takdirde küçük farklılıklar için müvekkili kurumun sorumluluğu söz konusu olmayacağını, dava konusu kaza neticesinde müteveffanın desteğinden yoksun kaldığı ileri sürülerek huzurdaki dava ikame edilmiş ise de; destekten yoksun kalma tazminatı bir zenginleşme aracı olmayıp, ancak gerçek zararın varlığı halinde ileri sürülebilen bir tazminat talebi olduğunu, bu sebeple müteveffanın davacılara destek olduğunun veya yakın zamanda olacağının somut olarak ispatı gerektiğini, kazaya konu kusur oranı tespitinin adli tıp kurumu tarafından yapılması gerektiğini tüm bu nedenlerle müvekkili şirketin sorumluluğunun tespiti açısından davacının gerçektende destekten yoksunluk zararları olup olamadığının davacı tarafça ispatına, davacı tarafın gerçek destekten yoksun kalma zararının tespiti için Hazine listesinde yer alan uzman aktüerden rapor alınmasına, temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkil şirket aleyhine yargılama giderine, faize ve vekalet ücretine karar verilmemesini, karar verilmesi halinde müvekkili şirketin sorumlu olduğu azami poliçe teminat limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı dikkate alınarak yargılama giderine, faize ve vekalet ücretine hükmolunmasını, reddedilen kısım için yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 30/04/2025 tarih, ---- esas ve --- Karar sayılı kararı, ---- BAM ----. HD'nin 11/11/2025 tarih ve ---- Esas ---- Karar sayılı ilamıyla ".. davalı -----kararın verildiği 30/04/2025 tarihinden önce, 24/04/2024 tarihinde öldüğü nüfus kayıtlarından ve dosyadaki mirasçılık belgesinden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece; yargılama sırasında öldüğü anlaşılan davalı ----- tüm mirasçılarının tespit edilip (istinaf aşamasında mirası reddeden mirasçılar da dikkate alınarak) davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra, davanın esasına girilip oluşacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, adı geçen müteveffanın bir kısım mirasçısına gerekçeli karar tebliği ile yetinilerek, bu hususun gözden kaçırılmış olması doğru görülmemiş..." gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiş olup, dosya bu kez iş bu esas numarasına kayıt edilmiş, kaldırma kararı uyarınca dava dilekçesi ve duruşma günü vefat eden davalı ----- mirasçılarına usulüne uygun olarak tebliğ edilmek suretiyle taraf teşkili sağlanmıştır.
Dahili davalılar vekili bir kısım müvekkillerinin mirası reddettiklerini ve bu nedenle bir kısım müvekkilleri yönünden davanın usulden reddine, diğer müvekkilleri yönünden de esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce bam kaldırma kararından önce taraf delilleri toplanmış; ilgili Emniyet Müdürlüklerinden tarafların sosyal ekonomik durumları araştırılmış, ---- Noterler Birliği Başkanlığı'ndan dava konusu--- plakalı aracın 18.05.2022 tarih itibariyle tescil bilgileri, ---- Sigorta'dan davaya konu, ------ no.lu ve 11/03/2022-2023 vadeli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi ile sigortalı----- plakalı aracın 18.05.2022 tarihinde meydana gelen kazada, herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme yapılmış ise buna dair belgeler ile başvuru evrakları ve poliçe örneği ile hasar dosyası ayrı ayrı celp edilmiş, ----- Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nden dava konusu kaza ile ilgili olarak; desteğin 18.05.2022 tarihinde geçirmiş olduğu kaza sonucu ölümü nedeniyle ailesine toplu ya da aylık ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise bu ödemeler için kurumun rücu hakkının bulunup bulunmadığı, rücu hakkının bulunması durumunda bu ödemelerin peşin sermaye değerlerinin ne olduğunun bildirilmesi istenilmiş, ----- Belediye Başkanlığı Mezarlıklar Müdürlüğü'nden müteveffa ----- 18.05.2022 tarihinde meydana gelen kazada vefatı sebebiyle yapılan defin işlemleriyle ilgili olarak cenaze ve defin masrafları tutarı sorulmuş,----Asliye Ceza Mahkemesi'nin ------ Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilerek incelenmiş, ---- Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden----plaka sayılı dolmuş hattı ile ilgili vergi kayıtları, aracın 2021 ile 2023 yılları arasındaki motorlu taşıtlar vergisi ödemesi ile kesilen trafik cezalarına ilişkin tüm kayıtların, ödemelerin kim tarafından yapıldığı ve adi kira sözleşmesinin kendilerine bildirilip bildirilmediği hususları sorulmuş, Adli Tıp Kurumu'ndan soruşturma ve kovuşturma dosyasındaki bilgi belge ve raporlar da değerlendirilmek sureti ile araç sürücüsünün ve müteveffa ----- oransal olarak kusur durumu hususunda rapor alınarak taraflara tebliğ edilmiş ve dosyamız arasına celp edilen -----ACM nin ----- Esas sayılı dosyası ile düzenlenen 30/01/2023 tarihli rapor ile mahkememizin 06/07/2023 tarihli rapor çelişmekle çelişkinin giderilecek şekilde ATK trafik ihtisas dairesinden yeniden rapor alınarak taraflara tebliğ edilmiş ve mahkememizce resen seçilen bir aktüerya uzmanı bilirkişiden hüküm kurmaya ve denetime elverişli rapor alınarak taraflara tebliğ edilmiştir.
İşbu dava, dava tarihinde yürürlükte olan HMK'ya göre belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Davacılar vekili 23/04/2024 tarihli bedel artırım dilekçesi ile; davacı müvekkili ----- için 250,00 TL'lik destekten yoksun kalma taleplerini 1.105.624,19 TL artırarak toplamda 1.105.874,19 TL bakiye maddi tazminatın (davalı sigorta şirketi açısından teminat limiti ile sınırlı olmak üzere ve sigorta şirketinin temerrüt tarihi olan 18/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte) olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine, davacı müvekkili ----- için 250,00 TL'lik destekten yoksun kalma taleplerini 71.285,09 TL artırarak toplamda 71.535,09 TL bakiye maddi tazminat’ın ( davalı sigorta şirketi açısından teminat limiti ile sınırlı olmak üzere ve sigorta şirketinin temerrüt tarihi olan 18/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte) olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine, davacı müvekkili ----- için 250,00 TL'lik destekten yoksun kalma taleplerini 31.786,28 TL artırarak toplamda 32.036,28 TL bakiye maddi tazminatın (davalı sigorta şirketi açısından teminat limiti ile sınırlı olmak üzere ve sigorta şirketinin temerrüt tarihi olan 18/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte) olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesi, davacı müvekkili ------ için 250,00 TL'lik destekten yoksun kalma talebimizi 134.872,41 TL artırarak toplamda 135.122,41 TL bakiye maddi tazminatın (davalı sigorta şirketi açısından teminat limiti ile sınırlı olmak üzere ve sigorta şirketinin temerrüt tarihi olan 18/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte,) olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesi, yapılan cenaze ve defin giderinin, dosya arasında mevcut harcama faturaları gereği müvekkili ----- tarafından yapılan harcama için talep edilen 100 TL'lik taleplerini 47.107,10 TL artırarak net 47.207,00 TL'nin ödeme tarihi olan 31/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar araç sürücüsü ---- ve araç sahibi ---- müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesi yönünde talebini artırmış, talep artırım dilekçesinden bir suret davalı tarafa tebliğ edilmiştir.
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı, enaze defin giderleri ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir
Davanın dayanağı, maddi tazminat açısından TBK'nin 49/1, 53/1 f.-3.bent ve 55/1, 2918 sayılı KTK'nin 99/1. Maddeleri, manevi tazminat açısından TBK'nin 56. Maddesidir.
Dosya kapsamına göre; 18/05/2022 tarihinde, saat 12.15 sıralarında, davalı sürücü ---- sevk ve idaresindeki ---plaka sayılı minibüs ile ----- istikametinden ------ yönüne doğru seyir halinde iken kaza mahalline geldiğinde, aracında yolcu olarak bulunan destek ------ inmek istediğini söylemesi üzerine yavaşladığı sırada aracının açık kapısından araçtan inmek isteyen desteğin yola düşmesi ile neticelenen trafik kazası sonucu davacılar desteğinin ölümüne sebep olduğu, mahkememizce alınan ve ceza dosyasında alınan kusur raporu ile uyumlu, 14/12/2023 tarihli ATK kusur raporuna göre davalı sürücü ----, %75 oranında, müteveffa yolcu -----, %25 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği görülmüştür.
Davalı sürücü---sevk ve idaresinde olan----- plakalı araç, davalı ------ adına kayıtlı olup, davalı ----- Şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalıdır.
KTK hükümlerine göre, trafik sicil kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işleten sıfatının 3'üncü kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir kanun hükmü yoktur. Nitekim aynı Kanunun 3'üncü maddesinde işleten, " ... araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." biçiminde tanımlanmıştır. Anılan Kanunun 85'inci maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir.Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek öğretide, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.Eldeki davada davaya konu trafik kazasının ise 18/05/2022 günü meydana geldiği anlaşılmış, davalı --- vekili cevap dilekçesinde; ------ plaka sayılı minibüsün davalı sürücüye uzun süreli olarak kiralandığını iddia etmiş ve davalılar ----- vekili tarafından 29/03/2023 günü verilen dilekçe ekinde sunulan adi kira sözleşmesinin onaysız örneğini sunmuştur. Somut olay yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; davalı işleten ----- ile davalı sürücü ----- arasında akdedildiği ileri sürülen kira sözleşmesinin, uzun süreli ve 3'üncü kişileri bağlayacak güçte bir sözleşme olup olmadığı, ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu, kira sözleşmesi ve kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği hususlarının tespitine yönelik Mahkememizce yapılan araştırmada kira sözlemesinin ilgili vergi dairesine intikal ettirilmediği anlaşılmakla, uzun süreli kiralama iddiasında bulunan davalı tarafın da sözleşmenin onaysız suretinin sunulması dışında bu iddiasını ispata yarar başkaca delil sunmadığı hususları bir bütün olarak değerlendirilerek davalı ---- işleten sıfatının devam ettiği yönünde kanaat edinilmekle davalı işleten yönünden yapılan husumet itirazı yerinde görülmemiştir.TBK'nun 53/3. maddesi gereği, ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde, onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir. Yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yoksun kalınan gerçek destek miktarının tespit edilebilmesi için öncelikle desteğin sağlığında elde ettiği net gelirin doğru saptanması icap eder. Destekten yoksunluk zararının hesabında müteveffanın gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Desteğin kaza tarihi itibariyle mesleği ve geliri tespit edilmelidir. Kişinin herhangi bir işi yoksa, desteğin geliri asgari ücret kabul edilerek, raporun hazırlandığı tarihteki net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır. Eğer desteğin gelirinin asgari ücret üzerinde olduğu, bir başka anlatımla herhangi bir işyerinde çalıştığı ya da bir meslek icra ettiği ve asgari ücret üzerinde bir gelir elde edildiği iddia ediliyorsa bunun ispat edilmesi gerekir.Bu ilkeler ışığında, Mahkememizce resen görevlendirilen hesap bilirkişisi ----- tarafından düzenlenen 08/03/2024 tarihli bilirkişi raporu ile Yargıtay -----. Hukuk Dairesinin, Anayasa Mahkemesi'nin kararı sonrasında verdiği ---- karar sayılı güncel ilamı gereğince TRH 2010 tablosu ve prograsif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen devredeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp, %10 iskonto edilmesi suretiyle hesap yapılmak suretiyle trafik kazasında ölenin eşi olan davacı------ yoksun kaldığı destekten kaynaklanan maddi zararları 1.105.874,19 TL olarak, ölenin annesi olan davacı ----- yoksun kaldığı destekten kaynaklanan maddi zararları 135.122,41 TL olarak, ölenin çocuklarından davacı ---- yoksun kaldığı destekten kaynaklanan maddi zararları 71.535,09 TL, davacı ----- yoksun kaldığı destekten kaynaklanan maddi zararları ise 32.036,28 TL, olarak hesaplanmış, davalı sigorta şirketinin teminat limiti kapsamında söz konusu tazminat miktarlarından sorumlu olduğunun belirlendiği, aktüerya uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen 08/03/2024 tarihli raporda yapılan hesaplama dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve yeterli bulunmakla hükme esas alınmış, davacıların bedel artırım talepleri de dikkate alınarak, davacıların destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin kabulü ile; davacı ---- tazminatının, davacı ---- lehine 71.535,09 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davacı ---- lehine 32.036,28 TL destekten yoksun kalma tazminatının ve davacı ----- lehine 135.122,41 TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı----- Şirketi yönünden bakiye teminat limiti olan 263.097,00 TL ile sınırlı olmak kaydı ile ) davalı ----- Şirketi yönünden 20/07/2022 temerrüt tarihinden, davalı ---- ve dahili davalılar -----yönünden 18/05/2022 kaza tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle davalılar ve dahili davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacıların görülmekte olan davada, cenaze ve defin gideri de talep ettikleri görülmüş olmakla;
Zarar sorumlusu, ölüm halinde yapılan cenaze giderlerinden de sorumludur. Cenaze giderleri; ölümle doğrudan doğruya ilgili bulunan ve ölenin dini ile sosyal ve ekonomik durumuna uygun giderlerden ibaret olup ölenin taşınması, yıkatılması, gömülmesi, mezarlık ücreti gibi giderleri kapsar. Ölüm nedeniyle yapılan cenaze giderlerinin tamamının belgelendirilmesi veya faturalandırılması mümkün olmasa da yapılan giderlerin mahalli örf ve adetlere uygun olması gerekmektedir. Yargıtayın yerleşik uygulamaları gereği davalı taraf davacıların meydana gelen trafik kazası sonucu oluşan gerçek defin gideri zararlarının tazmini ile sorumlu olup davacı tarafın kendi milli değerlerine, yerel örf ve adetlerine göre yaptığı özel giderlerden sorumlu değildir. Dosyada mevcut 21/10/2022 tarihli ----- Belediye Başkanlığının yazısında cenaze ve defin giderlerinin belediye tarafından karşılandığının ancak kentin sosyal gelenekleri gereği yapılan giderlerin toplam 24.000,00 TL olarak bildirildiği, davacılar vekilince de cenaze nedeniyle yapıldığı iddia edilen masraflara ilişkin bir kısım faturaların sunulduğu anlaşılmakla; Mahkememizce yapılan değerlendirme neticesinde davacı tarafın sunduğu masraf belgelerinin içeriği ve miktarları incelendiğinde hakkaniyete ve dürüstlük kuralına aykırı bulunmuş, ----- Belediye Başkanlığının yazı cevabı ile ölüm olayı meydana geldiğinde ailenin cenaze ve defin için masraf yapmasının kaçınılmaz oluşu nedeniyle, hayat tecrübelerinden hareketle kusur indirimi de yapılarak davacı taraf yararına muhip bir tazminata hükmedilmek suretiyle, talebin kısmen kabulü ile davacı ------ lehine takdiren 20.000,00 TL cenaze ve defin gideri tazminatına hükmedilerek fazlaya ilişkin cenaze ve defin gideri talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir.
Davacıların manevi tazminat istemleri yönünden yapılan değerlendirmede;
TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesinde "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar doğrultusunda, tüm dosya kapsamı göz önünde bulundurularak, hem ölenin eşi ve çocukları hem de annesi yönünden de murisin ölümü nedeniyle elem ve ızdırap söz konusu olacağından, sosyal ve ekonomik durumları nazara alınarak sebepsiz zenginleşmeye mahal vermeyecek şekilde davacı taraf talebinin tam kabulü ile uygun miktar manevi tazminata hükmedilmek suretiyle hüküm oluşturulmuştur.
Bunun yanı sıra; davalı -----24/04/2024 tarihinde ölümü nedeniyle, davacılar vekili tarafından bir kısım mirasçıları davaya dahil edilmiş ise de; bir kısım mirasçıların muris -----gelecek mirası reddettiklerinin bildirilmeleri üzerine, Mahkememizce dosyaya ibraz edilen ---- Sulh Hukuk Mahkemesinin ----Karar sayılı dosyasının incelendiği, dahili davalılardan ----mirasını yasal süresi içerisinde reddettiklerinin tespitine karar verildiği görülmekle; dahili davalılar ----- işbu davada mirasçı sıfatıyla husumet yöneltilemeyeceği anlaşılmakla bu dahili davalılar yönünden açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davacıların maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile; davacı------ lehine 1.105.874,19 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 20.000,00 TL cenaze ve defin gideri tazminatının, davacı --- lehine 71.535,09 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davacı ---- lehine 32.036,28 TL destekten yoksun kalma tazminatının ve davacı ---- lehine 135.122,41 TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı ------ Şirketi yönünden bakiye teminat limiti olan 263.097,00 TL ile sınırlı olmak kaydı ile ) davalı ---- Şirketi yönünden 20/07/2022 temerrüt tarihinden, davalı ---- ve dahili davalılar yönünden 18/05/2022 kaza tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle davalılar ve dahili davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin cenaze ve defin gideri talebinin REDDİNE,
2-)Davacıların manevi tazminat davasının KABULÜ ile davacı --- lehine 100.000,00 TL, davacı ---- lehine 80.000,00 TL, davacı ----- lehine 80.000,00 TL ve davacı ------ lehine 60.000,00 TL manevi tazminatın 18/05/2022 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ---- ile dahili davalılar ---- ile ----- müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine,
3-)Dahili davalılar ------yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,
4-)Davacılar vekilinin adli yardım talebi kabul edildiğinden dolayı dava açılırken harç alınmamış olup alınması gereken 115.072,84 TL nisbi harcın ve 732,00 TL başvurma harcının davalılar ve dahili davalılar ----- (davalı sigorta şirketi poliçe limiti oranında 18.086,48 TL ile sorumlu olmak üzere) alınarak hazineye irat kaydına,
5-)Davacılar vekilinin adli yardım talebi kabul edildiğinden, suç üstü ödeneğinden karşılanan 1.430 TL tebligat gideri, 16,00 TL kep posta gideri, 3.000,00 TL bilirkişi masrafı ve 3.923,00 TL ATK rapor gideri olmak üzere toplam 8.369,00 TL yargılama masrafının davalılar ve dahili davalılar ----- (davalı sigorta şirketi poliçe limiti oranında 1.307,07 TL ile sorumlu olmak üzere) alınarak hazineye irat kaydına,
6-)Davacı ------kendisini maddi tazminat davasında vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca hesaplanan 174.881,13 TL vekalet ücretinin davalılar----Şirketi ve dahili davalılar ------ (davalı sigorta şirketi poliçe limiti oranında 40.866,64 TL ile sorumlu olmak üzere) alınarak bu davacıya verilmesine,
6-)Davacı ------- kendisini manevi tazminat davasında vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalı --- ve dahili davalılar --- ile --- alınarak bu davacıya verilmesine,
7-)Davacı ---- kendisini maddi tazminat davasında vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar -----Şirketi ve dahili davalılar ------(davalı sigorta şirketi poliçe limiti oranında 7.029,05 TL ile sorumlu olmak üzere) alınarak bu davacıya verilmesine,
8-)Davacı ------ kendisini manevi tazminat davasında vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalı --- ve dahili davalılar -------alınarak bu davacıya verilmesine,
9-)Davacı ------ kendisini maddi tazminat davasında vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca hesaplanan 32.036,28 TL vekalet ücretinin davalılar ----ŞİRKETİ'nden ve dahili davalılar ---- ile ------ (davalı sigorta şirketi poliçe limiti oranında 5.004,10 TL ile sorumlu olmak üzere) alınarak bu davacıya verilmesine,
10-)Davacı ------ kendisini manevi tazminat davasında vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL'nin davalı ---- ve dahili davalılar ---- ile ------ alınarak bu davacıya verilmesine,
11-)Davacı ------- kendisini maddi tazminat davasında vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ---Şirketi ve dahili davalılar -----(davalı sigorta şirketi poliçe limiti oranında 7.029,05 TL ile sorumlu olmak üzere) alınarak bu davacıya verilmesine,
12-)Davacı ------ kendisini manevi tazminat davasında vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ----- ve dahili davalılar ---- davacıya verilmesine,
13-)Davacı ----- maddi tazminat davasının kısmen reddine karar verildiği ve davalılar ve dahili davalı ----- kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince, reddedilen maddi tazminat yönünden hesap edilen 27.107,10 TL vekalet ücretinin davacı ---- tahsili ile davalılar ve dahili davalı ----- ödenmesine,
14-Dahili davalılar -------yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği ve dahili davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile dahili davalılar ------- ödenmesine,
15-)Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinden 3.149,47 TL'sinin davalılar----- ve dahili davalılar ------ (davalı sigorta şirketi poliçe limiti oranında 481,88 TL ile sorumlu olmak üzere) tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, kalanının davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
16-)Davacılar tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davacılara iadesine,
17-)Davalılar tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davalılara iadesine,
Dair; davacılar vekilinin, davalılar ve dahili davalılar vekillerinin yüzüne, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.