T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2026/569 Esas
KARAR NO: 2026/570
DAVA: Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ: 12/06/2026
KARAR TARİHİ: 15/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı dava dilekçesinde özetle; tasfiyesi tamamlanarak ticaret sicilinden terkin edilmiş bulunan-------- Şirketi hakkında, şirket aktifinde bulunduğu anlaşılan --------- plakalı ---------- marka aracın tasfiye işlemlerine konu edilmesi amacıyla ek tasfiye işlemlerinin yapılmasına, bu amaçla şirketin yeniden ihyasına, şirket ortağı ve son şirket müdürü olan tarafım --------- ek tasfiye memuru olarak atanmasına, TarafıNa söz konusu aracın satışı, devri, noter işlemleri, trafik tescil işlemleri, satış bedelinin tahsili ve gerekli tüm resmi işlemleri gerçekleştirme hususunda münferiden yetki verilmesine ve kararın ---------- Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne gönderilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Dava, ticaret sicilinden terkin edilen, --------- Şirketi ihyası istemine ilişkindir.Şirket tüzel kişiliğinin ihyası davasının, ihyası istenilen şirketin tasfiyesini yürütmüş olan tasfiye kurulu üyeleri veya tasfiye memuru ile yasal hasım durumundaki terkin işlemini yapan ticaret sicil memurluğuna husumet yöneltilerek açılması gerekmekte ve bu hususun mahkemece re'sen nazara alınması icap etmektedir. Bu tür davaların ... olarak açılması mümkün değildir. Ancak davacı davayı ... olarak açmıştır.
Taraf ehliyeti dava şartlarından olup, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 50’inci maddesi uyarınca taraf ehliyeti medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olmakla mümkündür. HMK. m. 50 uyarınca, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine sahiptir. Buna göre, taraf ehliyeti, bir davada taraf olarak bulunabilme ehliyeti olup, maddi hukuktaki hak ehliyeti kavramının medeni usul hukukundaki yansımasıdır. Yukarıda belirtildiği gibi, davacı işbu davayı, şirketin tasfiyesini yürütmüş olan tasfiye kurulu üyeleri veya tasfiye memuru ile yasal hasım durumundaki terkin işlemini yapan ticaret sicil memurluğuna şirkete yöneltmemiştir. Bu nedenle işbu davada davalı tarafta taraf ehliyeti bulunan kimse yoktur.
Ancak, davacının bundan sonra ilgili hasımlara yöneltmesinin mümkün olup olmadığının tartışılması gerekmiştir.Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Tarafta iradi değişiklik” başlıklı 124’üncü maddesinde; bir davada taraf değişikliğinin, ancak karşı tarafın açık rızası ile olanaklı olduğu bildirildikten sonra, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği isteminin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceği, dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkimin karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği isteminin kabul edebileceği açıklanmıştır. Nitekim madde gerekçesinde de, taraf değişikliğini mutlak olarak davalının rızasına bağlamanın yargılama ilişkisini katı bir şekle bağlayarak yargılamaya hâkim olan ilkelerden “usul ekonomisi ilkesi” ile bağdaşmayacağı belirtilmiştir.
Bu durumda; davacı kendisinden beklenen tüm çaba, özen ve önlemlere rağmen davalının tespit edemiş ya da tespit edememe durumu bir yanılgıya dayanıyor ve bu da açıkça dürüstlük kuralına aykırılık arz etmiyor ise; bu dava ilişkisi yönünden, daha sonra da kendilerine dava açılması mümkün olmalıdır.
Ancak işbu davada davacı, ortağı ve yetkilisi olduğu şirketin fesih ve tasfiyesini talep etmekte olup, yasal hasım durumundaki terkin işlemini yapan ticaret sicil memurluğunun davalı gösterilmesi gerektiğini bilmeleri gereklidir. Bu nedenle HMK.nun 124. maddesinin bu davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Ayrıca Medeni usul hukukumuzda, dahili dava yoluyla dava açıldıktan sonra dahili dava yoluyla davanın yeni davalıya yöneltilmesi müessesi de bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle, davacıya bu yönde bir süre verilmesi de mümkün görülmemiştir. Yukarıda açıklandığı üzere HMK 114/1-d maddesi uyarınca tarafların taraf ehliyetine sahip olmaları dava şartıdır.İşbu davada, davalı tarafta yasal hasım durumundaki terkin işlemini yapan ticaret sicil memurluğunun bulunması zorundulur.Davacı, davayı hasım göstermeksizin açmıştır.
HMK.nun 115. maddesine göre Mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırmak zorundadır.
Tüm bu nedenlerle, HMK'nun 114/1-d ve 115. maddeleri gereğince davalı tarafın taraf ehliyeti bulunmadığından davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM (Yukarıda Açıklanan Nedenlerle):
1-HMK'nın 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE,
2-)Alınması gerekli harç tam ve peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına.
3-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-)Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair; davacı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/06/2026