T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/699 Esas
KARAR NO : 2025/976
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 03/09/2024
KARAR TARİHİ : 12/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile dava dışı -------- arasında maliki olduğu ---------- plakalı araç için ---------- No.lu ve 21.02.2022 başlangıç tarihli ------- Kasko Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, 14.06.2022 günü saat 18:20 sularında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında; davalı --------- maliki olduğu ve yine kaza anında sürücüsü olduğu -------- plakalı aracı ile kırmızı ışıkta bekleyen kaza anındaki sürücüsü --------- kullandığı sigortalı ----------- plakalı araca çarptığını, çarpmanın etkisiyle birlikte müvekkili şirket nezdinde sigortalı bulunan --------- plakalı araçta maddi hasar meydana geldiğini, kazada --------- plakalı aracı sevk ve idare eden --------- kural ihlali yaparak asli kusurlu olduğunu, kaza sonrasında 20.06.2022 tarihinde -------- plakalı aracın maliki, aracının uğramış olduğu hasar bedelinin tazmini için müvekkili şirkete başvuruda bulunduğunu ve araçtaki hasar bedeline ilişkin 01.07.2022 tarihli ekspertiz raporu tanzim edildiğini, işbu rapora göre sigortalı araçta meydana gelen hasar bedeli 23.617,05 TL olarak belirlendiğini, araç maliki -------- muvafakati ile yetkili servis ---------- tarafından araç onarım işlemleri yapıldığını,bu onarım işlemleri için yetkili servise müvekkili şirket tarafından 14.06.2022 tarihinde 23.617,05TL ödeme yapıldığını, bununla birlikte ---------ş.'e hasar gören bir mobil parça için 708,00 TL ödeme yapıldığını, davalı/borçlu -------- Şirketi, trafik kazasında asli kusurlu olan --------- plakalı aracın kaza tarihinde Zorunlu Trafik Sigortası'nın bulunduğu sigorta şirketi olduğunu, 6102 s. T.T.K.’ nın 1472/I maddesinde düzenlenen halefiyet kuralı uyarınca, müvekkili şirketin, ödemek zorunda kalmış olduğu toplam 24.325,05 TL'lik hasar tazminatı tutarını muteriz davalı/ borçlulara rücu etmeye hak kazandığını, davalı / borçluların meydana gelen hasarı tanzim etmemesi üzerine davalı/borçlular aleyhine -------- İcra Müdürlüğü - ----------- Esas ayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların yapılan icra takibine itiraz ettiklerini, bu nedenle davalı/borçluların icra takibine vaki haksız itirazlarının iptali ile takibin 25.427,17 TL üzerinden; takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olamak koşuluyla icra inkar tazminatı, avans faizi, yargılama harç ve masrafları eklenerek birlikte devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMADavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı dava ikame etmeden önce müvekkil şirkete başvuru şartını yerine getirmediğini, sigortalı araç yönünden yapılan kusur değerlendirmesini ve kusur dağılımını kabul etmediklerini, müvekkil şirketin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranında ve zarar nispetinde olduğunu, Sigortalının zarar sorumlusuna karşı sahip olduğu alacak hakkı, sigortacının kanuni halefiyeti ile kendiliğinden sigortacıya geçeceğini, Davacının değer kaybı ve maddi hasar tazminat taleplerine ilişkin incelemeler 04.12.2021 tarihli yeni genel şartlar ekinde yayınlanan hesaplama yöntemlerine ve madde metninde belirtilen maddi hasara ilişkin orijinal parça, onarım ve eş değer parça hususları dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, Yedek parça ve işçilik bedellerine iskonto uygulanması gerektiğini, Müvekkil şirketin sorumluluğu, kaza tarihini itibari ile benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre, eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki parça bedelleri ile sınırlı olduğunu, Müvekkil şirketin talep edilen KDV yönünden sorumluluğu bulunmadığını, Faiz talebinin reddi, aksi halde haksız fiil hükümleri kapsamında yasal faiz uygulanması gerektiğini, tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
SAVUNMADavalı yan kendisine usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen davacının dava dilekçesine süresi içerisinde cevap vermemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle;---------- plakalı araç sürücüsü --------- gündüz, bahse konu mahalde, sağ şeritte seyir halinde iken, solundaki şeride geçmek istemiş, sol şeritte nizami olarak seyreden ---------- plakalı aracın sağ yan tarafına çarpmış, ---------- plakalı aracın şeridine tecavüz ettiği, Sürücünün şerit değiştirmeden önce gireceği şeritte sürülen araçların emniyetle geçişini beklememiş, trafiği aksatacak veya tehlikeye sokacak şekilde şerit değiştirerek gireceği şeritte nizami olarak seyreden araca çarptığı Sürücü --------- Karayolları Trafik Kanunu'nun ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin yukarıda verilen ilgili maddelerinde açıklanan kusurları işlediği, kazanın meydana gelmesinde asli ve %100 oranında kusurlu olduğu, ---------- otomobil araç sürücüsü --------- yönünden: --------- plakalı araç sürücüsü ----------- kendi yol bölümü olan şeridi takiben nizami seyri sırasında ve kırmızı ışıkta bekleme esnasında , aynı istikamette kendine göre sağdaki şeritte seyreden ve sol şeride girmek amacı ile kontrolsüz olarak şerit değiştiren aracın kendi aracına çarpması şeklinde oluşan kazada alabileceği bir önlem olamayacağı, kusurunun olmadığı -------- plakalı araç ---------- model -------- marka,---------- — tipi, 21.02.2022 trafiğe çıkış tarihli, benzin yakıtlı, otomatik vitesli hususi otomobil olduğu, Kaza anına kadar aracın katettiği kilometre 2.215 km olduğu, Kaza tarihinde araç 4 aylık olduğu, SBM kayıtlarında aracın davaya konu kazası öncesi karışmış olduğu kazası görülmediği, Aracın rayiç değeri: aracın kilometresi baz alınarak 2.el satış yapan galerilerden yapılan piyasa araştırmasında 400.000 TL rayiç değeri olduğu, Aracın davaya konu kazada araç hasar bedelinin 24.325,05 TL olduğu, Davalı -------- Şirketi'nin araç hasar bedelinden sorumlu olduğu, Davalı -------- diğer davalı --------Ş. ile birlikte müştereken ve müteselsilen, talep edilecek icra takibinden sorumlu olduğu, Asıl alacak: 24.325,05 TL, Talep edilen faiz başlangıç tarihi: 04.07.2022 İcra takip tarihi: 17.10.2022 Faiz türü: reeskont avans faizi, İşlemiş faiz: 1.102,12 TL Olmak üzere icra takibine konu alacak miktarı 25.427,17 TL olduğu, Toplam Faiz : 1.102,12 tl olduğu, hususları beyan ve rapor edilmiştir.
TTK m. 1472’de düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve -------- E. - --------- K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir. 17.01.1972 t. ve ------- E., -------- K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44 üncü maddesine (TBK m. 52) de dayanabileceği; tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır. Somut olayda davacı sigorta şirketi sigortalısına ödediği tazminatı rücu için , sigortalısının haklarına halef olarak kazaya karışan karşı tarafın sigortasına ve aracın malikine karşı dava açmış olup dava açmakta aktif husumeti bulunmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir . 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Somut olayda mahkememizce alınan bilirkişi raporunda Davacının düzenlediği geçerli poliçe ve sigortalısına yapmış olduğu ödeme nedeniyle, halefiyetin şartlarının yerine geldiği, Davacının TTK 1472’nci maddesi gereği elde ettiği halefiyete dayanarak,
ödemiş olduğu bedele kadar ancak davalı taşıyıcının sorumlu olacağı gerçek zarar tutarını davalıdan talep edebileceği bildirildiği raporun usul ve yasaya dosya kapsamına uygun olması nedeniyle hükme esas alınarak, davalıların hasardan sorumlu olması da dikkate alınarak davalının ---------- İcra Müdürlüğünün --------- E. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 24.325,05 TL ve 654,04 TL işlemiş faize hak kazandığı tespit edilmiştir. İşlemiş faiz yönündün; ödeme tarihi ve icra takip tarihi ayrıca kazaya karışan araçların hususi olduğu dikkate alınarak mahkememizce yasal faiz olarak hesaplana yapılmış bu nedenle davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Alacak likit olmadığından yargılama gerektiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
1-Davalının -------- İcra Müdürlüğünün ----------- E. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 24.325,05 TL asıl alacak, 654,04 TL işlemiş faiz, üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya yönelik işlemiş faiz talebinin reddine,
2-Şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Karar harcı 1.706,32 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.278,72 TL harcın davalı taraflardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı,427,60 TL peşin harç olmak üzere toplam 855,20 TL harcın davalı taraflardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.370,00 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 9.204,91 TL sinin davalı taraflardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 24.979,09 TL nispi vekalet ücretinin davalı taraflardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-Davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 448,01 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ---------- ŞİRKETİ 'ne verilmesine,
9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -------- bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 3.143,62 TL'nin davalı taraflardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile, 56,38 TL'nin ise davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
10-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/12/2025