T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/110 Esas
KARAR NO : 2025/992
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/02/2024
KARAR TARİHİ : 16/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki doğrultusunda davalı şirketin cari hesap ekstresine göre 668.540,00 TL tutarında borcunun bulunduğunu, davalı ile yapılan müzakerelerin sonuçsuz kalması üzerine, işbu alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine -------- İcra Müdürlüğü'nün --------- E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla; davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, davacı şirkete borcunun bulunmadığını, bilahare ibraz edecekleri banka dekontlarında görüleceği üzere müvekkili şirket tarafından davacı şirkete banka kanalıyla ödeme yapıldığını, davacının, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemeleri kasten ve kötüniyetli olarak ticari defterlerine geçirmediğini, müvekkili şirketi bu şekilde, mükerrer ödeme ile zarara uğratmak maksadıyla davaya konu icra takibini başlattığını, basiretli tacir olarak hareket etmesi beklenen davacının banka vasıtasıyla kendisine ödenen paradan haberdar olmamasının mümkün olmadığını, davacının, ekli faturaya konu mal ve hizmetleri de eksik, kusurlu olarak yerine getirdiğini veya getirmediğini, davacı tarafın yerine getirmediği hizmetin karşılığı olarak faturada belirtilen bedeli talep etmekte kötü niyetli olduğunu beyanla; haksız, mesnetsiz, usule ve yasaya aykırı davanın reddine, kötüniyetli olarak başlatılan icra takibi ve yine kötüniyetli olarak ikame edilen huzurdaki dava sebebiyle asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatının davacıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle,--------- İcra Müdürlüğünün ---------- esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ---------İcra Müdürlüğünün ---------- esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından alınan raporda ," Defterlerin Usulüne Uygun Tutulüup Tutulmadığı Yönünden: Raporumuzun 4.a.1.bölümünde açıklandığı üzere, işbu rapor hazırlanma tarihine kadar davacı şirket tarafından ticari defterler hazırlanıp tarafıma ibraz edilmediğinden, davacı şirket defterleri üzerinde incelemenin yapılamadığı, davalı şirketin 2022 yılına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, 2023 yılına ilişkin ticari defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, Davacı Alacağı Yönünden: raporumuzun genel değerlendirme bölümünde detaylı bir şekilde açıklandığı üzere, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturaların davalı şirketin defterlerinde kayıtlı olduğu, takip tarihi itibariyle, davalı şirketin kendi defterlerinde 678.595,00 TL borçlu gözüktüğü, hiç kimsenin başkasına ait faturayı sebepsiz yere kendi defterlerine kendi borcu olarak yazmayacağı, aksi somut delillerle ispat edilebilmek mümkün olmakla birlikte, fatura yönünden hizmetin ifasına ilişkin karinelerin oluştuğu, bu kez ispat yükünün yer değiştirerek ödemenin yapıldığının ispat yükünün davalı şirkete geçtiği, davalının işbu hizmeti almadığını, hizmetin ayıplı, eksik olduğunu veya fatura bedelinin tamamını ödediğini ispat etmesi gerektiği, bu hususta bakiye 668.540,00 TL'lik tutarın ödendiğine ilişkin herhangi bir belgenin sunulmadığı hususları topluca değerlendirildiğinde, davacı şirketin 26.07.2023 takip tarihi itibariyle 668.540,00 TL alacağını talep edebileceği, Faiz: davacı/alacaklı takip öncesinde faiz talebinde bulunmadığı için taleple bağlılık kuralı gereği bu konuda değerlendirmenin yapılmadığı, Mahkeme'nin kısmen ya da tamamen davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında hükmolunacak davacı alacağı için 3093 s.k m.2/2 kapsamında reeskont avans faiz talebinde bulunabileceği," şekline rapor sunulmuştur. Bilirkişi tarafından verilen ek raporda özetle, "Davalı İtirazları, Cevap Dilekçesinin Islahı ile Takas Mahsup Talebi Yönünden: Davacının davalıya teslim ettiği mala ilişkin olarak taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Alacağın dayanağını oluşturan mallar davalı şirkete teslim edilmiş ve bu teslimat karşılığı düzenlenen faturalar davalının ticari defterlerine borç kaydı olarak geçirilmiştir. Bu husus, önceki kök raporda da açıkça değerlendirilmiş ve kanaat, işlemin fiilen gerçekleştiği yönünde oluşturulmuştur. Davalı şirket, daha sonra cevap dilekçesini ıslah ederek, davacı tarafından düzenlenen faturaların sahte olduğuna ilişkin idareden gelene yazı sonrası mezkur faturaların KDV'lerinin indirimlerden çıkarmak suretiyle düzeltilmesi sonucu 1.196.329,52 TL tutarında bir zarara uğradığını ve bu zararın mevcut borca mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davacının davalıya teslim etmiş olduğu malın gerçekliğine ilişkin bir ihtilaf yoktur. Alacağı oluşturan mal davalıya teslim edilmiştir. Davalı taraf bunun sonucu olarak da kendi defterlerinde davacıya borçlu durumdadır. Nitekim Kök rapordaki kanaat da bu gerçekliğe göre mütalaa edilmiş idi. Ancak davalı şirket, davacıdan yaptığı alımların gerçekliğini, Vergi Dairesi'nin yazısında belirtildiği şekilde teslim/tesellüm belgeleri, banka ödeme dekontları gibi belgelerle ispat etme imkânına sahiptir. KDV Genel Uygulama Tebliği'nin (IV/E-5) bölümünde açıkça düzenlendiği üzere; hakkında olumsuz tespit bulunan mükelleflerden yapılan alımların gerçek olduğunun ispatı hâlinde, özel esaslar uygulanmayacaktır. Ayrıca, işlemin gerçekliğinin kabul edilmemesi durumunda, davalı şirketin Vergi Mahkemesi nezdinde iptal davası açma hakkı da bulunmaktadır. Davalı şirketin, Vergi Dairesi'nin bildirimi üzerine bu gerçekliği savunmak yerine tek taraflı kendi beyanlarını düzeltmek suretiyle indirim konusu yaptığı KDV tutarını kayıtlarından çıkarmasının, kendi vergi mükellefiyeti kapsamında yaptığı tek taraflı bir tercih olduğundan davacı şirketin 26.07.2023 takip tarihi itibariyle 668.540,00 TL alacağını talep edebilece; indeki KÖK rapor kanaatinin aynen geçerli olduğu mütalaa edilmiştir." şeklinde rapor sunulmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.
Bilirkişi tarafından kök davalı tarafın ticari defterleri incelenmiştir. Davalı tarafın ticari defterlerine göre de davacının davalıdan 678.595,00- TL asıl alacaklı olduğu, tarafların 2022 yılı BA/BS formlarının da uyumlu olduğunu tespit edilmiştir. Davalı tara bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ile davacının faturalar üzerindeki usulsüzlükleri sebebiyle zarara uğradığını, bu zararın alacaktan mahsubunun istediğini beyan etmiştir.Mahsup bazı sebepler dolayısıyla bir alacak miktarında indirim yapılmasını ifade eder. Alacak miktarından indirilecek değer bir karşı alacak değildir. Burada sadece alacağın net miktarının bulunması için yapılan bir hesap işlemi bulunmaktadır. Takas ve mahsup kavramları yönünden hukuki nitelik açısından ayrıma gidildiğinde; takasın bozucu yenilik doğuran bir hakkın kullanılması niteliğinde olduğu, mahsubun ise yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olmayıp, alacağın kapsamını etkileyen durumlara ilişkin bir "itiraz" teşkil ettiği söylenmelidir. Diğer bir ayrım ise, etki doğurmalarına ilişkin olmaktadır. Takasta geçmişe etkili olarak sona erme hali mevcuttur, bu halde sona erme irade beyanına bağlı gerçekleşmektedir. Mahsupta ise, alacak miktarı mahkemenin vereceği kararın kesinleşmesiyle hukuk alanında etki doğurmaktadır. Son bir ayrım bağlantı hususuna ilişkin olmaktadır. Mahsup edilen kazanım ile alacak aynı hukuki ilişkiden doğduklarından veya aynı konuya ilişkin olduklarından oranlarında sıkı bir bağlantı işin doğası gereği bulunmaktadır. Takasta ise, mahsuptaki gibi sıkı bir bağlantı olmadığı gibi böyle bir bağlantıya gerek de yoktur.Davalı taraf mahsup defini dilekçeler aşamasında ileri sürmemiş, ilk alınan kök bilirkişi raporundan sonra verdiği 07/09/2024 tarihli rapora karşı itiraz dilekçesi ile mahsup yapılmasını istemiştir. Ardından cevap dilekçesini de ıslah ederek takas mahsup defini ileri sürmüştür. Davalının mahsuba ilişkin talebi itiraz niteliğindedir. Mahsup itirazı, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Davalının mahsup itirazı mahkememizce değerlendirmeye alınmış ve vergi dairesine yazı yazılarak gelen yazı cevapları doğrultusunda vergi usulsüzlükleri ve davalının zararı hususunda bilirkişiden ek rapor alınmış ise de takas mahsup yapılmasını gerektirir bir bedel olmadığına kanaat getirilmiştir. Hal böyle olunca davacının davalıya mal teslimini yaptığı ve fatura bedellerine hak kazandığı, davalı taraf faturaları da defterine kaydedip vergi dairesi bildirdiği anlaşıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜNE,
1-Davalının ---------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin aynen devamına,
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar harcı 45.667,96-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 8.074,30 -TL harcın mahsubu ile bakiye 37.593,66-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvurma harcı, 8.074,30-TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 8.501,90-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5-Davacı tarafından yapılan 92,00-TL tebligat ve müzekkere gideri, 9.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.092,00-TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 106.281,00 -TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca --------- bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/12/2025