T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/16 Esas
KARAR NO: 2025/934
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 08/01/2024
KARAR TARİHİ: 04/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu ile davacı müvekkil şirket arasındaki şanzıman pompası tamir takımı, pompa, gövde sıfırlaması ve pompa servis ve test işçiliği gibi ticari satışlar olduğu, ancak dava dilekçesi ekinde sunulan faturalardan da görüleceği üzere, davalı Şirket’in müvekkili şirkete 150.277,51 TL toplam borcu tespit edildiği davalının bu borcu ödememesi sebebiyle aleyhinde ---------sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun itirazı nedeniyle takibin durduğu, arabuluculuk başvurusu üzerine yapılan görüşmeler olumsuz sonuçlandığı, davalı borçlunun haksız ve hukuka aykırı itirazının iptali ve davalı aleyhine alacağın en az %20’si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Davalı ------kurulduğu ----yılından bugüne büyük ölçekli genel müteahhitlik projeleri, metro ve raylı sistemleri, köprüler, viyadükler, kat otoparkları, turizm tesisleri, konutlar ve entegre endüstri tesisleri
projelerinin yapımı yanında ülkemizde ve yurtdışında bayındırlık hizmetlerinde önemli görevler üstlenerek ve bu görevleri başarı ile tamamlayarak inşaat sektörüne evrensel boyutta katkı sağlamakta olup inşaat sektöründe ciddi bir saygınlığı olan bir şirket olduğu, dava dilekçesinde alacağı ispat eden hiçbir delil sunulmadığı, davacı tarafn davasını ispat edemediğinden davanın esastan reddi gerektiği, davacının müvekkili şirketten alacağı olduğunu iddia etmiş olsa da dava dilekçesi ekinde ibraz edilen deliller incelendiğinde dayanılan delillerde fatura konusu mal/hizmetlerin sağlandığına ilişkin hiçbir somut delil sunulmadığının da açık olduğu, icra inkar tazminatına hükmedilmesi için gerekli şartların oluşmadığı beyan edilmekle, haksız ve hukuki mesnetten yoksun şekilde ikame edilen davanın tüm talepler yönünden reddine, şartları oluşmayan icra inkâr tazminatı talebinin reddine, davacı aleyhine takip tutarının %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava hukuki niteliği itibariyle, ------ Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için;
a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ------ Esas sayılı sayılı takip dosyasının incelenmesinde davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Dosya davacı defter incelemesi için ------ Mahkemesi'nin talimatı doğrultusunda, bilirkişi incelemesine tevdi edilmiş, bilirkişinin --- tarihli raporunda; davacı şirketin ---- yılına ait Ticari defterlerin incelenmesinde; ----- hesabının borç tarafında; ---- yılından devirle gelen ----- açıldığı, 2023 yılı içinde davalıdan herhangi bir tahsilat kaydı olmadığı ve Davacının, davalı adına kestiği 5 adet e-Fatura toplamı 145.557,51TL kaydedildiği,----- sonunda ise bu
hesabın borç tarafında geçen yıldan devir eden bakiye ile birlikte (4.720,00 TL +145.557,51TL)= 150.277,51TL borç kalanı verdiği ve yıl sonunda kapanış kaydı ile gelecek yılı devir kaydı yapıldığı,
davacının ---- yılına ait ticari defterlerinden tespit edildiği. Davacının ticari defter kayıtlarına dayanak belgeler incelendiğinde; davalı adına kesilen e-faturaların üzerinde irsaliye yerine geçer yazılı olduğu ve en son davalıya kesilen 2 adet e-fatura tarihinde yani ---- tarihinde fatura konusu mal/hizmetlerin sağlandığına ilişkin taşıma irsaliyesi ve kargo faturası bulunduğu tespit edildiği, incelemede alınan söz konusu taşıma irsaliyesi ve kargo faturasının fotokopisi raporun ekine konulduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin ---- yılından önce başladığı, cari hesap şeklinde çalışıldığı, dava konusu ödenmeyen faturaların ve uyuşmazlık konusu döneminin -----yılları olması sebebiyle bu yıllar detaylı incelenmiş olup Davacı taraf Davalı ile ilgili işlemlerini ------ takip edildiği, ---- yılı sonu itibariyle bu hesabın borç tarafında ---- bakiye kaldığı dolayısıyla Davacının, Davalıdan -----
alacağı olduğu, davacının ---- yıllarına ait Ticari defterleri ve dayanak belgeleri üzerinden tespit edildiği mütala olunmuştur.Dosya davalı defterlerinin incelenmesi yönünden mali müşavir ve makine mühendisi bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişilerin 16/07/2025 tarihli raporunda; taraflar arasında 150.277,51 TL borç/alacak bakiyesinde tam bir mutabakat bulunduğu, ticari defter kayıtlarının gerek alım/satım faturaları gerek tahsilat/tediye kayıtları gerekse ba/bs formu mutabakatları yönünden tam bir karşılıklılık içererek birbirlerini teyit ettikleri/doğruladıkları, dolayısıyla HMK.222 uyarınca, ticari defter kayıtlarının birbirlerini doğrulaması halinde lehe/aleyhe
delil niteliğine haiz olacakları şartının sağlanmış olması, davacı yanca davalı şirket adına düzenlenen faturaların yasal bir itiraza konu edilmeyerek ve benimsenerek ticari defterlerinde davacı alacağı olarak kaydedildiği, tarafların birbirlerini doğrulayan ticari defter kayıtları muvacehesinde, davacı şirketin davalı şirketten, takip talebinde olduğu gibi faturalara dayalı ---- Bakiyesinden kaynaklanan --- asıl alacağının bulunduğu mütala olunmuştur.Somut olayda davalı tarafın da ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu, kendi defterlerine göre de ----- borçlu olduğunun tespit edildiği, davacı tarafın da ticari defterlerini incelenmek üzere talimat mahkemesine sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan----- alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi -----yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. ------ Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği tarafların defterlerinin birbirini doğruladığı, alacağa konu faturaların her iki taraf defterlerinde de kayıtlı olduğu bilirkişi raporu olmakla usul ve yasaya uygun bilirkişi raporları hükme esas alınarak davanın kabulü yolunda hüküm kurulmuştur.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. ----- uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜ İLE,
1-Davalının --------Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, takibin devamına,
2-Alacak likit olduğundan takipteki alacak miktarının %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3- Kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
4-Karar harcı 10.265,45-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.814,98- TL harcın mahsubu ile eksik kalan 8.450,47 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvurma harcı, 1.814,98-TL peşin nispi harç olmak üzere toplam 2.242,58-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 643,50-TL tebligat ve müzekkere gideri, 16.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 16.643,5 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
10-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca------- bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde----------- Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı