T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/121
KARAR NO : 2025/781
DAVA : Tespit
DAVA TARİHİ : 03/01/2023
KARAR TARİHİ : 21/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;-----Asliye Ticaret Mahkemesi ---- sayılı dava dosyasında, müvekkili ----- tarafından sunulu 678 adet ----- kurucu intifa senetlerinin mülkiyetinin müvekkil ------ aidiyetinin tespitine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı müvekkilinin, mahkeme nezdinde ----- Esasına kayıtlı davaya konu talep sonucunu ve davacının taleplerini kabul ettiğini, Müvekkilinin babasının kurucu intifa senetlerinin mülkiyetinin davacıya ait olduğunu vasiyetinde beyan ettiğini, vasiyetnamenin müvekkilin babasının eli ürünü olmakla, müvekkilin babasının son arzularını içerdiğini, beyanla, müvekkiline açılan davayı kabul ettiklerini, dava konusu kurucu intifa senetlerinin mülkiyetinin davacı ----- ait olduğunu kabul, beyan ve ikrar ederek, davayı kabul beyanları uyarınca karar verilmesini, kabul dolaysıyla müvekkiline yargılama masrafı ve vekalet ücreti tahmil edilmemesine aksi halde kabul beyanlarının ilk celsede ve delillerin toplanması aşamasından önce yapıldığı dikkate alınmak suretiyle müvekkili yükletilecek yargılama giderleri ve vekalet ücreti bakımından lehe indirim yapılmasını talep ve beyan etmiştir.
Davalı ---- ve ----- vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin muris----- torunları olduğunu, müvekkillerin dedeleri olan ----- 20/9/1993 tarihinde vefat etmiştir. Müvekkillerin anneleri ---- ise dede ----- önce vefat etmiş olup müvekkillerinin dedelerinin yasal mirasçıları ve miras payları nispetinde Kurucu İntifa Senetleri bakımından hak sahibi olduğunu, Davacı ----- uyuşmazlığa konu Kurucu İntifa Senetleri hakkında müvekkilleri, dedelerinin vefatından itibaren hiç haberdar etmediğini, 2020 yılına kadar bu senetlerden gelen gelirlerini kendisinin aldığını, her ne kadar davacı bahse konu senetlerin devri kabil senetler olduğunu, nama yazılı kurucu intifa senetlerinin kimin yedinde ise mülkiyetin ona ait olacağını beyan etmişse de bu iddialar hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ----. Esas sözleşmesi incelendiğinde, kurucu intifa senetlerinin muris ----- namına düzenlendiği, İşbu senetlerin nama yazılı olup ve TTK m. 502 ve 503 hükümleri uyarınca kıymetli evrak niteliğini haiz oldukları doktrinde tartışmasız olduğu, şirketin kuruluş döneminde yürürlükte olan eTTK'nın 298. Maddesine göre --- yalnızca nama yazılı senet olarak düzenleneceğini, temettü ödemelerinin davacıya yapılması kis'lerin mülkiyetinin davacıya ait olduğu anlamına gelmediğini, davacının sunmuş olduğu belgenin hukuki olarak hiçbir geçerliliği olmadığını, TMK'da düzenlenen vasiyetnamenin açılması prosedürlerini hiçbir şekilde karşılamamakta ve TMK gereği vasiyetname sayılmadığı, bu nedenle sunulan belgenin vasiyetname olarak değerlendirilerek ---- mülkiyetinin yalnızca ---- ait olması hukuken mümkün olmadığı, ----- mülkiyeti tarafımızca sunulan mirasçılık belgesi de dikkate alınarak intikal yolu ile müvekkillerine de geçtiğini beyanla; Davacının taleplerinin reddine, uyuşmazlık konusu 678 adet ------Kurucu İntifa Senetlerinin mülkiyetinin 1/6'sının ----, 1/6'sının ----- aidiyetinin tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine yükletilmesine Karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle kurucu intifa senetlerine ilişkin hak sahipliğinin tespiti davasıdır.Mahkememizin 09.05.2023 Tarih, ---- Esas ve ----- karar sayılı Görevsizlik kararı, ----- Bölge Adliye Mahkemesinin 08.01.2024 tarih, ---- Esas ve ----- Karar sayılı ilamı ile bozularak, mahkememizin ------ Esas sayılı dosyasından yargılamaya devam olunmuştur. Bozma sonrası Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından verilen raporda özetle; "Davacı----- dava konusu “kurucu intifa senetleri” üzerinde, TTK.md.647 uyarınca, “temlik beyanı ve senedin zilyetliğinin temliki suretiyle” mülkiyet hakkı kazanamamış olduğu; mülkiyet hakkını kazanması için gerekli olan kurucu unsurlardan biri durumunda olan “yazılı temlik beyanının” bulunmadığı;" şeklinde rapor sunulmuştur.
Bilirkişi heyeti tarafından verilen ek raporda özetle, "Kök rapordaki görüş ve kanaatlerin değişmediği" şeklinde rapor sunulmuştur.
İntifa senetleri 6102 sayılı TTK'nın 502. maddesinde düzenlenmiş olup, genel kurulun, esas sözleşme uyarınca veya esas sözleşmeyi değiştirerek, bedeli kanuna uygun olarak yok edilen payların sahiplerinin, alacaklılar veya bunlara benzer bir sebeple şirketle ilgili olanlar lehine intifa senetleri çıkarılmasına karar verebileceği, bu senetlere 348. maddenin uygulanacağı, kurucular için çıkarılanlar da dahil olmak üzere intifa senetlerinin emre ve hamiline yazılı olabileceği belirtilmiştir. TTK'nın 503. maddesinde; intifa senedi sahiplerine pay sahipliği hakları verilemeyeceği, ancak bu kişilere net kâra, tasfiye sonucunda kalan tutara katılma veya yeni çıkarılacak payları alma hakları tanınabileceği belirtilmiştir.Dava konusu intifa senetleri ise 6762 sayılı eTTK döneminde çıkarılmış olup, eTTK'nun 402, 403 maddelerine göre nama yazılı olarak çıkarılabilirler. Bilindiği üzere hamile yazılı senetler teslim ile dervredilmekte ise de nama yazılı kurucu senetleri alacağın temliki beyanı ve teslim ile devri mümkündür. Davacı ile müteveffa arasındaki mevcut hukuki ilişkinin öncelikle alacağın temliki ilişkisi olduğu tespitinin yapılmasının zorunludur. Borçlar Kanunun 184. maddesine göre, alacağın temlikini içeren sözleşmelerin "yazılı" şekilde yapılması gerektiğini, nitekim TBK madde 184. Maddesinde de "Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Alacağın devri sözü verme, şekle bağlı değildir." şeklindeki hüküm gereğince, alacağın temliki sözleşmeleri için yazılılık esasını öngörmüş olup müteveffanın 17/7/1989 tarihli yazılı belgedeki iradesinin alacağın temliki iradesine yönelik olması gerekmektedir. Müteveffadan sadır olduğu iddia olunan belge içeriği incelendiğinde müteveffanın söz konusu belgede sağlığında alacağın/intifa senedinin davacıya temlikine yönelik bir iradesi bulunmayıp mirasçılarına hitaben el yazısı ile vasiyetname düzenleme iradesi ile yazıldığı anlaşılmıştır. Nama yazılı dava konusu kurucu intifa senetleri eTTK'da ön görülen şekil şartına uygun olarak davacıya devredilmemiştir.
Müteveffa tarafından düzenlendiği iddia edilen 17/07/1989 tarihli vasiyetnamenin tevdi edildiği tarihte yürürlükte olan 743 sayılı yasanın El yazısı ile vasiyetname başlıklı 485.m. göre; "Vasiyetçinin, bizzat tanzim ettiği vasiyetname; baştan aşağı kadar tanzim edildiği mahal, sene, ay ve gün dahi,dahil olduğu halde bizzat kendi el yazısiyle yazılmış ve imza edilmiş olmak lazımdır. Bu suretle tanzim edilmiş olan vasiyetname açık veya kapalı olarak hıfzedilmek üzere sulh hakimine veya katibi adil veya memura tevdi olunur." demekte olduğu, el yazılı vasiyetnamenin resmi bir makama tevdi edilmediği, vasiyetnamede düzenleme yerinin yer almadığı dolayısıyla usulüne uygun düzenlenmiş bir el yazısı ile vasiyetnameden de bahsedilemeyeceği anlaşılmıştır.Hal böyle olunca müteveffanın hayatta iken dava konusu nama yazılı kurucu intifa senetlerini davacıya 6762 sayılı eTTK'da arana şekil şartına uygun olarak devretmediği kanaati ile davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davalı ------ davayı kabul etmiş ise de kanunda aranan şekil şartları yerine getirilmediğinden ve usulüne uygun bir intifa senedi devri yapılmadığından davalının kabul beyanı dikkate alınmamıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar harcı 615,40-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 435,50-TL harcın, davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydı yapılmasına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,Dair; davacı vekili ile taraf vekillerinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.