T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/87
KARAR NO : 2025/805
DAVA :Alacak davası
DAVA TARİHİ : 19/04/2023
KARAR TARİHİ : 24/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin davalıdan 31.845,40TL asıl alacak 1.268,42 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 33.113,82 TL Toplam Alacak alacağı olduğunu, davalı hakkında ---- İcra Müdürlüğü ------ Esas sayılı dosya üzerinden 31.845,40TL asıl alacak 1.268,42 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 33.113,82 TL Toplam Alacağın tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapılmış; davalı 22.12.2021 tarihinde borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, --- Arabuluculuk Bürosu ----- Sayı ile arabuluculuk başvurusu yapılmış fakat anlaşma sağlanamadığını, borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptalini, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiz oranı üzerinden ödemeye ve takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesinde özetle; itirazın iptali olarak açtığı davayı alacak davası olarak ıslah ettiklerini 31.845,40 TL lik alacağın, dava konusu faturaların davalı tarafın ticari defterlerine kayıt edildiği tarihten itibaren TTK 1530/7. Maddesi kapsamında işleyecek temerrüt faizi ile TAHSİLİNE, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava iik m. 67/1 uyarınca bir yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme ve süregelen bir ticari ve cari hesap ilişkisi bulunmadığını alacak doğurur davacı tarafından müvekkile verilmiş bir hizmet ve/veya teslim edilmiş bir mal da bulunmadığını, dolayısıyla faturanın, onu teslim alan muhatabı borç altına sokabilmesi için her şeyden önce borç doğurucu bir hukuki ilişkinin mevcudiyeti ve faturanın da bu ilişki nedeni ile düzenlenmiş olması gerekeceğini, somut olayda taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı çekişmeli olduğu için davacının akdi ilişkinin varlığını usulüne uygun delillerle ispat etmesi gerekeceğini Fatura düzenlenmesi tek başına akdi ilişkinin varlığını kanıtlamaya yeterli olmadığını faturayı tanzim eden ve alan kimse arasında böyle bir temel borç ilişkisinin bulunmadığı hallerde faturanın hukuki bir sonuç doğurması da söz konusu olmadığını temel borç ilişkisi fatura tanzim eden davacı firma tarafından kanıtlanması gerektiğini fatura sözleşmenin ifa safhası ile ilgili olup mutlaka bir sözleşmeye dayanması gerektiğini. davacı ile davalı müvekkil arasında imzalanmış bir cari hesap sözleşmesi de bulunmadığını, davacı tarafından gerek sözleşmesel gerekse de cari ilişki nedeniyle teslim ve/veya ifa edilmiş bir mal/hizmet bulunmadığını ve sonuç itibariyle de bir teslim/ifa edilmeyen ve var olmayan ticari ilişki mesnet gösterilerek talep edilebilecek bir alacak da söz konusu olmadığını, bununla birlikte davaya dayanak yapılan faturalardaki malların müvekkil firmaya teslim edildiği de davacı tarafından ispatlanamadığını, davacının işlemiş faiz talebi, faiz oranı ve türü de hatalı olduğunu borcun varlığını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dosya kapsamında davacı-alacaklının davalı müvekkil şirketi takip tarihinden önce temerrüde düşürdüğüne dair ihtarname veya başkaca bir belge bulunmadığından temerrüdün, takip tarihi itibariyle gerçekleştiği kabul edilmesi gerektiğini, temerrüt gerçekleşmeden faiz talep edilemeyeceğinden cihetle davacının işlemiş faiz talebinin reddi gerektiğini tüm bu nedenlerle açılan davanın usul ve esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
----- Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/12/2023 tarih ve ----- Esas ----- karar sayılı dosyası yetkisizlik kararı verilmekle dava dosyası mahkememiz esasına yukarıda belirtilen sırasına kaydı yapıldığı anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davasının ıslahla alacak davasına çevrilmesi ve miktarın arttırılması mümkündür. Davacı vekilinin vekaletnamesinde ıslah yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Talimat mahkemesince alınan bilirkişi raporunda özetle; Davacı tarafından sunulan 2020 yılına ait Yevmiye Defteri, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin kanuni süresi içinde açılış tasdikleri ile 2020 yılı Yevmiye Defterinin kapanış tasdikinin yapıldığı;2021-2022-2023 yılları inceleme dönemlerinde E-DEFTER tuttuğu, inceleme dönemlerine ait tutulan Yevmiye Defteri ve Defter-i Kebirin E-Defter Beratları tarafımdan incelenmiş olup, oluşturma tarihlerinin yasal süresi içinde yapıldığı; Davacı ------ resmi defterlerinde 25.10.2021 takip tarihi itibariyle Davalı ----, Davacı ------ 31.845,40.-TL tutarında Borçlu olduğunun kaydedildiği, Borca dayanak olarak gösterilen faturaların e-fatura olmaları sebebiyle, GİB üzerinden, davalıya teslim edildiğinden takibe ve davaya konu e-faturaların davalıya teslim edildiği anlaşılmıştır. Takibe ve davaya konu faturaların içeriğinde yazan vade tarihleri ile fatura tarihlerinin aynı gün olduğunun yazıldığı görülmekle, faiz hususundaki takdir Sayın Mahkemenize ait olduğundan, Takibe ve davaya konu faturaların vade tarihlerinden itibaren 25.10.2021 takip tarihine kadar 31.845,40.-TL tutarındaki faturalara taleple bağlı kalınarak 1.333,81.-TL tutarında (ancak davaya konu takiple 1.268,42.-TL faiz talep edilmiş) %9 yasal faizi hesap edildiği, Davacı ------ ticari defter(ler)in Türk Ticaret Kanunu'na ve Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun düzenlemelerine göre usulüne uygun tutulduğu, 2020 yılına ilişkin ticari defterlerinin noter tasdiklerinin bulunduğu, iddia olunan alacağın/faturanın davacının ticari defterlerine kayıtlı olduğu, davalı tarafından davacı adına düzenlenen iade/fiyat farkı/indirim faturasına ilişkin hiçbir kaydın bulunmadığı, ticari defter(ler)deki kayıtların belgelerinin bulunduğu, tespit edildiği,Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; Davacı ve davalı tarafından ibraz edilen 2020-2021 yıllarına ilişkin ticari defterlerin; açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbiri doğruladığı, ticari defterlerinin Kayıt nizamı bakımından uygun olduğu davacı ve davalı şirket lehine veya aleyhine delil kabiliyetleri mahkememizin takdirinde olduğu, Tarafların tacir olduğu ve taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, taraflarını ticari defterlerindeki borç/alacak tutarlarının birbirleriyle uyumlu olduğu, Tarafların ticari defterlerine göre, davacı şirketin takip tarihi itibariyle davalı şirketten 31.845,40-TL.- TL alacaklı olduğu, Takip öncesi dönemde davalıya usulünce gönderilmiş bir ihtarname tespit edilmediğinden takip öncesi faiz istenemeyeceği, ancak nihai kararın mahkememize ait olduğu, Davacının davalı adına düzenlediği takip ve dava konusu olan tüm faturaları defterlerinde kayıtlı olduğu, Davalının davacı adına düzenlediği tüm faturalar ve yapmış olduğu tüm ödemeler, davalı ve davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edildiği Neticesinde; Tarafların ticari defterlerine göre davacının takip tarihi itibariyle davalı şirketten 31.845,40-TL ALACAKLI olduğu hususları beyan ve rapor edilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.Bilirkişi tarafından davacı ve davalı tarafın ticari defterleri incelenmiştir. Her iki tarafın ticari defterlerine göre de davacının davalıdan alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalının davaya konu faturayı kendi ticari defterlerine kaydettiği, faturaya süresi içerisinde itiraz etmediği gibi iade faturası da kesmediği görülmüştür. Somut olay da basiretli davranma yükümlülüğü bulunan davalının davaya konu faturayı ticari defterlerine borç olarak kaydettiği hususu bir bütün halinde görüldüğünde davacının defterleri lehine delil teşkil ettiği ,davalının defterlerinin ise kendi aleyhine delil teşkil ettiği, davacı tarafça davaya konu alacağının varlığı ispat edilmiş olmakla, bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulü ile karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulü ile----. İcra dairesinin ------ sayılı dosyasında tahsilde tekerrürde yer vermemek kaydıyla talebe konu 31.845,40 TL nin ıslah tarihi olan 04/12/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Karar harcı 2.175,36 TL 'den davacı tarafça yatırılan 565,51 TL peşin harç ve 545,00 TL ıslah harcın mahsubu ile bakiye 1.064,85 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL başvurma harcı, 565,51 TL peşin harç ve 545 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.290,41 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
4-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.040,00 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yokluğunda, davalı vekilinin yüzüne karşı miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.