T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/693
KARAR NO : 2025/780
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 12/10/2023
KARAR TARİHİ : 21/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketle davalı şirket arasında süregelen bir ticari ilişki mevcut olup, müvekkili şirketin cari hesaptan kaynaklı alacağına ilişkin başlatılan icra takibine, davalı borçlu şirketçe haksız bir şekilde itiraz edilmiş olması nedeniyle işbu davaya ikame etme zorunluluğunun doğduğunu, davalı borçlu tarafından yapılan İtirazın mesnetsiz olduğu aşikar olup, ticari defterler üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda alacaklarının açıklıkla ortaya çıkacağını, alacaklarının sabit ve likit olup, davalı borçlunun itirazının zaman kazanmaya yönelik olduğunu, arabuluculuk başvurularında da anlaşma sağlanamadığını beyanla, davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, takibe ve davaya konu borcu ------ şubesine ait ------ no.lu 03.11.2022 keşide tarihli çek vasıtasıyla ödemiş olup, müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesiyle anlaşılacağı üzere davacı ile aralarındaki ticari ilişki sebebiyle oluşan borçlarını ödemiş bulunmakta olduğunu, müvekkili şirkete ait cari hesap ekstresi ile aynı zamanda davacı şirket tarafından çekin tahsil edilememesinden kaynaklı bir kambiyo takibi de başlatılmamış olup, bu sebeplerle takibe konu borca ve ferilerine itiraz zorunluluğunun hasıl olmuş olduğunu, müvekkili şirketin cari alacağa istinaden borcunun bulunmadığının yanında, takibe ve davaya konu borcun kabulü anlamına gelmemekle birlikte, İcra takibinde yıllık %13 oranında EURO mevduat faizi işletilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, 3095/4-a gereğince, ---- verilerine bakıldığında kamu bankalarının yabancı para ile açılmış EUR bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği faiz takip tarihi olan 03/2023 T. 963,35 olarak belirtilmiş olup, ---- Tebliğleri gereğince, bankalar uygulayacakları azami faiz oranlarını serbestçe tespit ederek, -----.” na bildirmek zorunda ve bu oranların bankaların mevduat kabulünde uygulayabilecekleri azami oranlar olup, fiilen uyguladıkları oranlar ile farklılık gösterebilmekte olduklarını, bu sebeplerle takip tarihi olan 22.03.2023 T. ilişkin kamu bankaları olan ------ genel müdürlüklerine müzekkere yazılarak yabancı parayla açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına fiilen uygulanan en yüksek faiz oranlarının sorulmasını Mahkemeden talep ettiklerini, müvekkili şirketin, ------.İcra Müdürlüğü ----esas sayılı dosyasına konu cari hesap kaynaklı borcunun bulunmadığı ticari defterlerinde yapılacak bilirkişi incelemesiyle anlaşılacağını ileri sürerek, Davanın reddine, -----.İcra Müdürlüğü ----- Esas sayılı takibin iptaline, haksız ve kötü niyetli takip yapan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ----. İcra Müdürlüğünün ----- esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu,---- İcra Müdürlüğünün -----esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Davacı tarafın faaliyet alanı ------ olduğundan ----- Asliye Ticaret Mahkemesinden talimat yolu ile davacı tarafın defter ve ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır.Talimat mahkemesince alınan bilirkişi raporunda özetle; Davacının 2022 yılında E-Deftere tabi olduğu, 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfına sahip olma değerlendirme takdiri Mahkeme'nizc ait olmak üzere; açılış tasdiki niteliğinde olan Ocak ayı dcfter beratları ile Kapanış tasdiki niteliğinde olan Aralık ayı defter beratlarının ve Envanter defterinin Noter açılış tasdikinin yasal mevzuat hükümleri doğrultusunda alındığı, davacının yasal defterlerinde; davacı yanca davalı adına düzenlenmiş 9.510,80 Euro bedelli dava dışı faturanın düzenlendiği ve işbu fatura bedelinin davalı yanca ödendiği, davacı yanca davalı adına takip ve dava konusu 11.505 Buro bedelli faturanın düzenlendiği davalı yanca çek verildiği ancak ----- Bankasından gelen cevaba göre çekte ödeme yasağı olduğu ve çekte mahkemelik çek işlemi gördüğü, çek bedelinin ödendiğinin davalı yanca ispatlanması gerektiği, aksi takdirde davacının davalıdan 11.505 euro alacaklı olduğu kanaaline varılabilecektir." şeklinde rapor sunulmuştur.
Mahkememizce davalı yanın ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak rapor tanzimi istenmiştir.Mahkememizce alınan bilirkişi tarafından alınan raporda ," Davacı şirketin 11.505 EURO asıl alacak talebi üzerinden (230.458,96 TL) harçlandırmak suretiyle, İtirazın İptali istemli olarak davalı şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu itirazın iptali davasında; tespit ve değerlendirmelerimiz muvacehesinde, davacı şirketin davalı şirketten; ------ Çek Numaralı, 03/11/2022 Keşide/Vade Tarihli, 220.000.-TL karşılıksız çekin tahsilinde tekerrür etmemek ve işbu mahkemelik çeki davalı şirkete iade etmek kaydıyla, 23/08/2022 Tarih, ----- Nolu Faturaya dayalı Açık C/H” tan kaynaklanan ve talebi gibi; 11.505.- €URO asıl alacak bakiyesinin bulunduğu" şeklinde rapor sunulmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir.Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür.
İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır (1086 sayılı HUMK m. 238/1; 6100 sayılı HMK m.187/1). Türk Medeni Kanunun 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” denilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” denilmiştir.
Somut olayda tarafların ticari defterlerine göre taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturanın tarafların defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının faturaya istinaden 19/08/2022 tarihinde ---- numaralı 220.000 TL bedelli çeki ile ödeme yaptığı, davalının defter kaydındaki fatura borcunun bu şekilde kapandığı, davacının defterlerinde de çekin kayıtlı olduğu, ancak çekin karşılıksız çıkması sebebiyle davacı kayıtlarının ters kayıt yapılması sebebiyle 11.505 Euro alacaklı hale geldiği anlaşılmıştır. Bu durumda defter kayıtlarına göre davacının davalıdan cari hesap/fatura sebebiyle alacaklı olduğu sabittir. Davalı taraf usulüne uygun olarak davacıya ödeme yaptığını ispat etmek zorundadır. Ödemeye konu çekin ati olduğu ----- Bankası cevabında da çek sebebiyle ödeme yapılmadığı görülmektedir. Davalı davacıya usulüne uygun olarak ödeme yaptığını ispat edemediğinden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜ ile,
1-Davalı takip borçlusunun ---- İcra Müdürlüğünün ------Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile; takibin aynen devamına, kabulüne karar verilen takibe konu asıl alacağa takip tarihinden itibaren kamu bankalarının aynı yabancı para türünden (EURO) bir yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faiz oranı üzerinden faiz uygulanmasına,
2-Kabulüne karar verilen alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca, takibe konu alacağın takip tarihindeki TL karşılığı üzerinden %20 oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine
3-Karar harcı 15.742,65-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.783,38-TL harcın mahsubu ile bakiye 12.959,27 -TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 269,85-TL başvurma harcı, 2.783,38-TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 3.053,23-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5-Davacı tarafından yapılan 697,50-TL tebligat ve müzekkere gideri, 7.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.697,50-TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 36.873,43-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Bu esnada davalı vekili Av. ----- duruşma sistemi üzerinden bağlandı.Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.